Mü'minûn suresi · 1–11. ayetler

Kurtuluşa eren mü'minlerin vasıfları

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mü'minûn suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 1. ayet. قَدْ أَفْلَحَ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Mü'minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.

    Mehmet Okuyan

    Müminler elbette kurtulmuş (olacak)tır.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu, gereği gibi inananlar gerçek kurtuluşa erecekler:

    Muhammed Esed

    Kesin olan şudur ki, inananlar kurtuluşa erişeceklerdir:

    Ahmed Hulusi

    Gerçek şu ki, iman edenler, kurtulmuştur!

    Ali Bulaç

    Mü'minler gerçekten felah bulmuştur;

    Ali Özek ve heyeti

    Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir;

    Ali Rıza Safa

    İnananlar, kurtuluşa erişmişlerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Müminler kesinlikle kurtuluşa ermiştir.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar başarıya ulaşmışlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar başarıya ulaşmışlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gerçekten kurtuluşa erdi mü'minler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hakikat felah buldu o mü'minler

    Erhan Aktaş

    Mü'minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mü'minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Mü'minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.

    Gültekin Onan

    İnançlılar gerçekten felah bulmuştur.

    Hasan Basri Çantay

    Mü'minler muhakkak felah bulmuşdur (korkduklarından emin, umduklarına nail olmuşlardır).

    İbni Kesir

    Mü'minler; gerçekten felah bulmuşlardır.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İman edenler kurtuldular ki onlar, namazlarında ürperti içindedirler, faydasız boş şeylerden yüz çevirirler, onlar zekâtı verenlerdir, namuslarını / iffetlerini eşleri hariç yahut ellerinin altında edindikleri hariç muhafaza ederler , b undan dolayı da kınanmazlar, kim bunun ardında / ötesinde bir şey ararsa işte onlar haddi aşanlardır. Yine onlar emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler , namazlarını korurlar / muhafaza ederler , işte onlar mirasa sahip olacak varislerdir , onlar Firdevs’e varis olacaklar ve orada kalıcı olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gerçekten Mü'minler kurtuluşa ermiştir.

    Süleyman Ateş

    Felaha ulaştı o mü'minler.

    Süleymaniye Vakfı

    Müminler/inanıp güvenenler, kesinlikle umduklarına kavuşacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müminler(İnanıp güvenenler)umduklarına kavuşacaklardır.

    Şaban Britch

    Müminler, kurtuluşa ermiştir.

    Şaban Piriş

    Müminler, kurtuluşa ermiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç kuşku yok, kurtulmuştur müminler.

  2. Mü'minûn suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 2. ayet. ٱلَّذِينَ هُمْ فِى صَلَاتِهِمْ خَٰشِعُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler.

    Mehmet Okuyan

    Onlar, salâtlarında (ibadetlerinde) huşu içinde (saygılı) olanlardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle bütün ibadetlerdeki boyun eğişi ve derin bilinci ifade eder. Buradaki [salat] kelimesi "namaz" başta olmak üzere bütün ibadetleri içermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar ki, namazlarında derin bir ürperti ve tevazu içinde olurlar;

    Muhammed Esed

    onlar ki, salatlarında alçak gönüllü bir duyarlık içindedirler;

    Ahmed Hulusi

    Onlar (iman edenler) salatlarında hakkıyla Allah'a yönelmenin yaşantısı içindedirler;

    Ali Bulaç

    Onlar namazlarında huşu içinde olanlardır;

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler;

    Ali Rıza Safa

    Namazlarında, derin saygı içindedirler.

    Bayraktar Bayraklı

    Ki onlar namazlarını huşu içinde kılarlar.

    Edip Yüksel

    Nitekim onlar salatlarında saygılıdırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nitekim onlar namazlarında saygılıdırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki onlar namazlarında huşu'ludurlar

    Erhan Aktaş

    Onlar, salatlarında dipnot 1 huşu dipnot 2 içinde olan kimselerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namazlarında.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a karşı derin saygı, içten sevgi duymak, cani gönülden Allah'a yönelmek, alçak gönüllü, bilinçli ve duyarlı olmak. Derin saygı ve içten sevgi beslediği; üstün ve yüce görmenin sonucu olarak hayranlık duyduğu yüce varlıktan ayrı düşme, uzak kalma endişesini/korkusunu taşımak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, salatlarında dipnot 1 huşu dipnot 2 içinde olan kimselerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namazlarında.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a karşı derin saygı, içten sevgi duymak, cani gönülden Allah'a yönelmek,  alçak gönüllü, bilinçli ve duyarlı olmak. Derin saygı ve içten sevgi beslediği; üstün ve yüce görmenin sonucu olarak hayranlık duyduğu yüce varlıktan ayrı düşme, uzak kalma endişesini/korkusunu taşımak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, salatlarında dipnot 1 huşu dipnot 2 içinde olan kimselerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namazlarında. Allah'a yönelmelerinde.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a karşı içten saygı duyan, içtenlikli, canı gönülden Allah'a yönelen, alçak gönüllü, bilinçli ve duyarlılık içinde olan.

    Gültekin Onan

    Onlar namazlarında huşu içinde olanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    (Öyle mü'minler) ki onlar namazlarında huşuua riaayetkardırlar.

    İbni Kesir

    Ki onlar; namazlarında huşu' içindedirler.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İman edenler kurtuldular ki onlar, namazlarında ürperti içindedirler, faydasız boş şeylerden yüz çevirirler, onlar zekâtı verenlerdir, namuslarını / iffetlerini eşleri hariç yahut ellerinin altında edindikleri hariç muhafaza ederler , b undan dolayı da kınanmazlar, kim bunun ardında / ötesinde bir şey ararsa işte onlar haddi aşanlardır. Yine onlar emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler , namazlarını korurlar / muhafaza ederler , işte onlar mirasa sahip olacak varislerdir , onlar Firdevs’e varis olacaklar ve orada kalıcı olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar namazlarında huşû içinde olanlardır.

    Süleyman Ateş

    Ki onlar, namazlarında saygılıdırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar derin bir saygıyla namaza duran kimselerdir.

    Şaban Britch

    Onlar namazlarında huşû içinde olanlardır.

    Şaban Piriş

    Onlar namazlarında huşu içinde olanlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Namazlarında huşu sahipleridir onlar.

  3. Mü'minûn suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 3. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ عَنِ ٱللَّغْوِ مُعْرِضُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.

    Mehmet Okuyan

    Onlar boş (şeyler)den yüz çevirenlerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    onlar ki, yararsız her şeyden yüz çevirirler;

    Muhammed Esed

    onlar ki, boş ve anlamsız şeylerden yüz çevirirler;

    Ahmed Hulusi

    Onlar boş laf ve boş işlerden yüz çeviricidirler;

    Ali Bulaç

    Onlar, 'tümüyle boş' şeylerden yüz çevirenlerdir;

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler,

    Ali Rıza Safa

    Boş şeylerden yüz çevirirler.

    Bayraktar Bayraklı

    Boş şeylerden yüz çevirirler.

    Edip Yüksel

    Boş sözlerden yüz çevirirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Boş sözlerden yüz çevirirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar ki, faydasız işe, boş lafa bakmazlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar ki biyhude işe, boş lafa bakmazlar

    Erhan Aktaş

    Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.

    Gültekin Onan

    Onlar, 'tümüyle boş' şeylerden yüz çevirenlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    (Öyle mü'minler) ki onlar boş (lakırdılardan) ve faidesiz şeylerden yüz çeviricidirler.

    İbni Kesir

    Ki onlar; boş sözlerden yüz çevirirler.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İman edenler kurtuldular ki onlar, namazlarında ürperti içindedirler, faydasız boş şeylerden yüz çevirirler, onlar zekâtı verenlerdir, namuslarını / iffetlerini eşleri hariç yahut ellerinin altında edindikleri hariç muhafaza ederler , b undan dolayı da kınanmazlar, kim bunun ardında / ötesinde bir şey ararsa işte onlar haddi aşanlardır. Yine onlar emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler , namazlarını korurlar / muhafaza ederler , işte onlar mirasa sahip olacak varislerdir , onlar Firdevs’e varis olacaklar ve orada kalıcı olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler.

    Süleyman Ateş

    Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Boş sözlerden de kaçınırlar,

    Şaban Britch

    Onlar, boş sözlerden ve işlerden yüz çevirenlerdir.

    Şaban Piriş

    Onlar, boş sözlerden ve işlerden yüz çevirenlerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Boş ve lüzumsuz sözden yüz çevirmişlerdir onlar.

  4. Mü'minûn suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 4. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَوٰةِ فَٰعِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar ki, zekatı öderler.

    Mehmet Okuyan

    Onlar arınmak için çalışanlardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle kötü, yanlış ve batıl olan her türlü şeyden arınmak için çalışmayı içermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    onlar ki, arınmak için gerekeni yaparlar;

    Muhammed Esed

    arınmak için yapılması gerekeni yaparlar;

    Ahmed Hulusi

    Onlar arınmak - saflaşmak (zekat) için ne gerekirse yaparlar;

    Ali Bulaç

    Onlar, zekata ilişkin (söz ve görevlerini mutlaka) yerine getirenlerdir;

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar ki, zekâtı verirler;

    Ali Rıza Safa

    Zekatı verirler.

    Bayraktar Bayraklı

    Arınmak için çalışırlar.

    Edip Yüksel

    Zekatı pratiğe geçirirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zekatı pratiğe geçirirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar ki, zekat vermek için çalışırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar ki zekat vermek için çalışırlar

    Erhan Aktaş

    Ve onlar, zekat için dipnot 1 çalışanlardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve onlar, zekat için dipnot 1 çalışanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve onlar, zekat için dipnot 1 çalışanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi.

    Gültekin Onan

    Onlar, zekata ilişkin (söz ve görevlerini mutlaka) yerine getirenlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    (Öyle mü'minler) ki onlar zekat (vazife) lerini yapanlardır.

    İbni Kesir

    Ki onlar; zekatlarını verirler.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İman edenler kurtuldular ki onlar, namazlarında ürperti içindedirler, faydasız boş şeylerden yüz çevirirler, onlar zekâtı verenlerdir, namuslarını / iffetlerini eşleri hariç yahut ellerinin altında edindikleri hariç muhafaza ederler , b undan dolayı da kınanmazlar, kim bunun ardında / ötesinde bir şey ararsa işte onlar haddi aşanlardır. Yine onlar emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler , namazlarını korurlar / muhafaza ederler , işte onlar mirasa sahip olacak varislerdir , onlar Firdevs’e varis olacaklar ve orada kalıcı olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar zekâtı verirler.

    Süleyman Ateş

    Onlar zekatı verirler.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, zekat için faaliyette bulunanlardır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bazıları zekat vermek için çalışır, bazıları da zekatın yerine ulaşması için gayret gösterirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar zekat için dipnot 1 çalışırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bazıları zekat vermek için çalışır, bazıları da zekatın yerine ulaşması için gayret gösterirler.

    Şaban Britch

    Onlar zekâtı ifa eder (kendilerini maddeten ve manen arındırırlar).

    Şaban Piriş

    Onlar, arınmak için hareket edenlerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Zekatı vermek için faaliyettedir onlar.

  5. Mü'minûn suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 5. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَٰفِظُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar ki, ırzlarını korurlar.

    Mehmet Okuyan

    Onlar namuslarını koruyanlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    onlar ki, iffetlerini korurlar; -

    Muhammed Esed

    Ve onlar ki, iffetlerini korurlar;

    Ahmed Hulusi

    Onlar cinsel organlarını evlilik dışı ilişkilerden korurlar.

    Ali Bulaç

    Ve onlar ırzlarını koruyanlardır;

    Ali Özek ve heyeti

    Ve onlar ki, iffetlerini korurlar;

    Ali Rıza Safa

    Ve eşey organlarını sakınırlar.

    Bayraktar Bayraklı

    İffetlerini korurlar.

    Edip Yüksel

    Ve cinsel ilişkilerden sakınırlar;

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve cinsel ilişkilerden sakınırlar;

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar ki, ırzlarını korurlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki ırzlarını korurlar

    Erhan Aktaş

    Ve onlar, ırzlarını korurlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve onlar, ırzlarını korurlar.

    Gültekin Onan

    Ve onlar ırzlarını koruyanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    (Öyle mü'minler) ki onlar ırzlarını koruyanlardır.

    İbni Kesir

    Ki onlar; ırzlarını korurlar.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İman edenler kurtuldular ki onlar, namazlarında ürperti içindedirler, faydasız boş şeylerden yüz çevirirler, onlar zekâtı verenlerdir, namuslarını / iffetlerini eşleri hariç yahut ellerinin altında edindikleri hariç muhafaza ederler , b undan dolayı da kınanmazlar, kim bunun ardında / ötesinde bir şey ararsa işte onlar haddi aşanlardır. Yine onlar emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler , namazlarını korurlar / muhafaza ederler , işte onlar mirasa sahip olacak varislerdir , onlar Firdevs’e varis olacaklar ve orada kalıcı olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, ırzlarını/iffetlerini korurlar.

    Süleyman Ateş

    Ve onlar ırzlarını korurlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir de edep yerlerini ve çevresini dipnot 1 koruyan kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada cinsel ilişki kast edilemez çünkü o manadaki ayetler, "fuhuş çeşitlerinden uzak duranlar" şeklinde ifade edilir. Buradaki anlam, edep yerlerinin örtülmesinden başka bir şey değildir.

    Şaban Britch

    Onlar, ırzlarını (haramdan) koruyanlardır.

    Şaban Piriş

    Onlar, mahrem yerlerini koruyanlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Cinsiyet organlarını/ırzlarını koruyanlardır onlar.

  6. Mü'minûn suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 6. ayet. إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ

    Diyanet İşleri

    Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.

    Mehmet Okuyan

    Ancak eşleri yani (evlilik yoluyla) meşru olarak sahip oldukları kişiler hariç; dipnot 1 şüphesiz ki onlar (eşleriyle ilişkilerinde) kınanmazlar.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "Ancak eşleri veya ellerinin/yeminlerinin sahip oldukları kişiler istisna" şeklinde de tercüme edilebilir. Bu durumda kastedilen, cariyelerin nikâhlanmasıdır ki bu da cariyelik kurumunun bitirilmesine katkı verecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    fakat kendi eşleri, yani meşru olarak sahip oldukları müstesna; zaten onlar (meşru eşleriyle paylaştıkları cinsellikten dolayı) kınanamazlar.

    Muhammed Esed

    eşleri -yani, (evlilik yoluyla) meşru olarak sahip oldukları insanlar- dışında (kimsede arzularına doyum aramazlar): çünkü onlar (eşleriyle olan ilişkilerinden dolayı) kınanmazlar;

    Ahmed Hulusi

    Eşleri veyahut sağ ellerinin malik oldukları müstesna. . . Çünkü onlar kınanmış değillerdir.

    Ali Bulaç

    Ancak eşleri ya da sağ ellerinin sahip olduklarına karşı (tutumları) hariç; bu konuda kınanmış değillerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir.

    Ali Rıza Safa

    Eşlerinin veya yanlarında kendilerine bağlı olanların dışında. Kuşkusuz, bu durumda kınanmazlar. dipnot 275

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 275
      "Yanlarında kendilerine bağlı olanlar" biçiminde yazdığımız "Meleket eymanuhum" tanımlaması, kimi Kur'an çevirilerinde, "Ellerinin altında sahip oldukları" veya "Sağ ellerinin sahip oldukları" veya "Yasal olarak sahip oldukları" veya "Yemin veya sözleşmeyle hak sahibi oldukları" veya "Özgürlükleri kendilerine bağlı olanlar" veya "Köleler ve cariyeler" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ancak eşleri ve ellerinin altında sahip oldukları hariç. Bunlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.

    Edip Yüksel

    Ancak eşleri yani yeminlerinin/anlaşmalarının hak sahibi oldukları hariç. Onlar kınanmazlar. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Savaşta esir düşmüş; ancak kendi arzularıyla müslüman olduktan sonra Müslümanlarla evlenen kadınlar veya daha önce köle olan ve evlenme yoluyla salınan kadınlar kastediliyor. Müslümanlar köle satın almaktan ve köle sahibi olmaktan yasaklanmalarına rağmen, kölecilik ve savaşlar o günün felaketli realiteleriydiler. Kuran ayetleri inmeden önce cehalet döneminde kurulmuş olan yasak ilişkiler hoşgörüldü. Zira onları bozmak aileleri dağıtacak ve çocuklara zarar verecekti (4:22-23). * Ayrıca bak 4:25; 90:1-20.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak eşleri veya sahip oldukları hariç. Onlar kınanmazlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak, eşleri ve sahibi bulundukları cariyelerine karşı durumları başka; çünkü bunlarla ilişkileri yüzünden kınanmazlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak zevcelerine ve kendilerinin milki olan cariyelerine karşı müstesna, çünkü bunlar levm olunmazlar

    Erhan Aktaş

    Eşleri veya yeminle dipnot 1 sahip oldukları hariç. dipnot 1 Bundan dolayı kınanmazlar. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, "Ma melaket Eymanukum." Bu terkip, yeminle (antlaşma yoluyla) hak sahibi olduğunuz ve sağ elinizle (güç yoluyla) sahip olduğunuz anlamlarına gelmektedir. "Eyman" sağ el ve yeminler (sözleşmeler) anlamına gelen bir kelimedir. "El" kelimesinin anlamlarından biri de "güç"tür. Bu anlamlar dikkate alındığına bu terkip için şu anlamlar verilebilir: "Güç yolu" ile üzerinde söz sahibi olduğunuz veya "antlaşma yoluyla" sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, himayeniz altında olanlar. O günün toplumsal gerçekliğinin verili kalıntısı olan kölelik ve cariyelik olgusu, İslam'ın kabul ettiği veya ön gördüğü bir olgu değildir. İslam, kölelik ve cariyeliği; cariye ve köle edinme yollarını kapatarak ortadan kaldırmıştır. "Verili durumun" tasfiye edilmesi süreci olan uygulamalarda cariye ve kölelikten söz edilmiş olması sanki bir tasvipmiş gibi değerlendirilmesi cehalet değilse iftiradır. Kur'an; kiminle olursa olsun, nikah yapmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak görmektedir. Kur'an'a göre "nikahsız her birliktelik" zinadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Onlarla olan ilişkiden dolayı kınanmazlar. Dikkat edilirse ayette "ve" değil "veya" bağlacı kullanılmış. Bu şu anlama gelmektedir; ya eşleri ile veya yeminle sahip oldukları ile birlikte olabilirler. Hem eşi hem de yeminle sahip olduğu ile aynı anda değil.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eşleri veya yeminle dipnot 1 sahip oldukları hariç. dipnot 1 Bundan dolayı kınanmazlar. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yeminle hak sahibi olduğunuz. Sağ elinizin sahip olduğu. Eyman sağ el ve yeminler(sözleşmeler) anlamına gelen bir sözcüktür. Bu deyim, "antlaşma yoluyla sahip olunan" demektir. El, aynı zamanda deyim olarak "güç" demektir; güç yolu ile "üzerinde yetkili olma hakkına" sahip olduğunuz, antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, himayeniz altında olan, sorumluluğunu üstlendiğiniz gibi anlamlara gelmektedir. Kur'an; kiminle olursa olsun, nikah yapmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak tanımlamaktadır. Diğer bir deyimle "nikahsız her birliktelik" zinadır. Toplumsal gerçekliğin verili kalıntısı olan kölelik ve cariyelik olgusu, İslam'ın kabul ettiği veya ön gördüğü bir olgu değildir. İslam, kölelik ve cariyeliği; cariye ve köle edinme yollarını ortadan kaldırarak kesinlikle yasaklamıştır. Verili durumun tasfiye edilmesi süreci olan uygulamaları ileri sürerek, İslam'da cariyeliğin ve köleliğin olduğunu söylemek, İslam'a iftira atmaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Onlarla olan ilişkiden dolayı kınanmazlar. Dikkat edilirse ayette "ve" değil "veya" bağlacı kullanılmış. Bu şu anlama gelmektedir; ya eşleri ile veya sağ ellerinin sahip oldukları ile birlikte olabilirler. Hem eşi hem de sağ elinin sahip olduğu ile aynı anda değil.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eşleri veya sağ ellerinin sahip oldukları hariç kimse ile ilişkiye girmezler. dipnot 1 Bundan dolayı da kınanmazlar. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Ma meleket eymanuhum," "sağ ellerinizin sahip oldukları" anlamında bir deyimdir. Bu deyim; antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, üzerlerinde hak sahibi olunanlar ve savaşta esir alınanlar anlamlarına gelmektedir. Bu deyimle, esas olarak kast edilen şey, bakımları ve sorumlulukları üstlenilerek, sahip olunan savaş esirleri ile ancak nikah yapılarak (evlenilerek) ilişkiye girilebilineceğidir. Kur'an; kim olursa olsun, nikah yapmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak tanımlamaktadır. Diğer bir deyimle "nikahsız her birliktelik" zinadır. "Sağ elin sahip olduğu" veya "antlaşma yoluyla sahip olunan" deyimi ile ifade edilen şey, elinde nikah sözleşmesini bulundurmak, nikah sözleşmesine sahip olmak demektir. Bu deyimle vurgusu yapılan husus, ilişkide nikahın şart görülmesidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Onlarla olan ilişkiden dolayı kınanmazlar. Dikkat edilirse ayette "ve" değil "veya" bağlacı kullanılmış. Bu şu anlama gelmektedir; ya eşleri ile veya sağ ellerinin sahip oldukları ile birlikte olabilirler. Hem eşi, hem de sağ elinin sahip olduğu ile aynı anda değil.

    Gültekin Onan

    Ancak eşleri ya da sağ ellerinin sahip olduklarına karşı (tutumları) hariç; bu konuda kınanmış değillerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Şu var ki zevcelerine, yahud sağ ellerinin malik olduklarına (kendi cariyelerine) karşı (olan durumları) müstesnadır. Çünkü onlar (bu takdirde) kınanmışlar değildir.

    İbni Kesir

    Sadece eşleri ve sağ ellerinin malik oldukları müstesnadır. Doğrusu onlar; bunun için de kınanacak değildirler.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İman edenler kurtuldular ki onlar, namazlarında ürperti içindedirler, faydasız boş şeylerden yüz çevirirler, onlar zekâtı verenlerdir, namuslarını / iffetlerini eşleri hariç yahut ellerinin altında edindikleri hariç muhafaza ederler , b undan dolayı da kınanmazlar, kim bunun ardında / ötesinde bir şey ararsa işte onlar haddi aşanlardır. Yine onlar emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler , namazlarını korurlar / muhafaza ederler , işte onlar mirasa sahip olacak varislerdir , onlar Firdevs’e varis olacaklar ve orada kalıcı olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak kendi eşleri ve ellerinin altındaki (cariyeleri) hariç. Şüphesiz onlar (bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmazlar.

    Süleyman Ateş

    Ancak eşleri, yahut ellerinin sahip olduğu (cariyeler) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı da) onlar kınanmazlar.

    Süleymaniye Vakfı

    sadece (hür) eşlerine veya dipnot 1 hakimiyetleri altında olanlara /esir eşlerine açabilirler. dipnot 2 Onlar, bundan dolayı kınanmazlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki "veya" ifadesi, bir Müslümanın edep yerlerini ya hür eşinin ya da hakimiyet altında yani esir konumunda olan eşinin yanında açabileceğini, bunun dışında açamayacağını gösterir. Çünkü edep yerlerini bir esirin yanında açabilmek için onunla evli olmak şarttır (Nur 24/32-33). Bir kadın sadece bir eş ile evlenebileceği için eşi hür ise hür eşinin yanında, esir ise esir eşinin yanında edep yerlerini açabilir. Benzer durum, erkek için de geçerlidir. Erkek de aynı anda biri esir, diğeri hür olan iki kadınla evli olamaz. Çünkü esir kadınla evlenmenin olmazsa olmaz şartı, hür kadınla evlenecek güce sahip olmamaktır. (Nisa 4/25). Bu sebeple erkek de tıpkı kadın gibi edep yerlerini ya hür ya da esir olan eşinin yanında açabilir. Ayette "veya" ifadesinin kullanılmış olmasının sebebi budur. Meale parantezleri, ayetin doğru anlaşılması için koyduk. Her şey gayet açık olduğu halde bütün mezhepler ve tefsir kitapları, ilgili ayetleri ya görmezden gelerek (Nur 24/32-33) veya anlamını tahrif ederek (Nisa 4/3) bir erkeğin, sayı sınırı olmaksızın yanındaki cariyelerle nikahsız ilişkisini caiz gördükleri için hem bu ayetin hem de Mearic Suresi 70/30. ayetin anlamını bozmak zorunda kalmışlardır. Öncelikle "veya" anlamına gelen (أو) kelimesine "ve" anlamı vererek ayete, edep yerlerinin, nikahlı eşin yanında açılabildiği gibi esirlerin yanında da açılabileceği anlamını yüklemişlerdir. Ayetteki (مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ) = "hakimiyetleri altında olanlar" ifadesinin kapsamına erkek esirler de girdiği için "hakimiyetleri altında olanlar" ifadesinin anlamını da "kadın esirler" yani cariyeler olarak değiştirmişlerdir. Aksi takdirde bu ayet, Müslüman kadınların da sahibi oldukları erkek esirlerle ilişkiye girebileceklerinin delili olurdu. Ama bunun da yeterli olmadığını, ayete böyle bir meal verilmesinin, müslüman kadınların, yanlarında bulunan cariyelerle kadın kadına sevişmenin caizliğine yani lezbiyen ilişkiye delil olabileceğini düşünememişlerdir. Halbuki Kur'an, lezbiyen ilişkiyi de büyük günahlardan saymıştır (En'am 6/151, A'raf 7/33, Şura 42/37, Necm 53/32).
    2. metne dön, dipnot 2
      Hakimiyet altında olanlar sadece savaş esirleridir (Nisa 4/3, 24, 25, 36, Müminun 23/6, Nur 24/31-33, Ahzab 33/52, 55).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sadece eşlerine veya hakimiyetleri altındaki esirlere karşı kınanmazlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nur

    Şaban Britch

    Ancak eşleri ve cariyeleri hariç. Çünkü onlar, (bu durumda) kınanmazlar.

    Şaban Piriş

    Ancak eşleri ve cariyeleri hariç, çünkü bunlar, kınanmazlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eşleri yahut akitleri aracılığıyla sahip bulundukları müstesnadır. Bu durumda kınanmış değillerdir onlar.

  7. Mü'minûn suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 7. ayet. فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ

    Diyanet İşleri

    Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama bu sınırın ötesine geçen kimseler, haddi aşmış olanlardır-

    Muhammed Esed

    ama bu (sınırı) aşmak isteyenler, işte haddi aşanlar böyleleridir;

    Ahmed Hulusi

    Artık kim bundan ötesini (daha değişiğiyle seks arzusu) isterse, işte onlar haddini aşanların ta kendileridirler.

    Ali Bulaç

    Fakat kim bundan ötesini ararsa, artık onlar sınırı çiğneyenlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir.

    Ali Rıza Safa

    Artık, kim bundan çoğunu ararsa; sınırı aşanlar, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Ama bunun ötesine gitmek isteyen olursa, işte onlar haddi aşanlardır.

    Edip Yüksel

    Kim bunun ötesini ararsa sınırı aşmış olur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim bunun ötesini ararsa sınırı aşmış olur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kim de bunun ötesini ararsa, işte onlar sınırı aşanlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kim de bundan ötesini ararsa işte artık onlar haddi aşanlardır

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kim bunun ötesinde dipnot 1 bir şey isterse, işte onlar haddi aşanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nikahlı evliliğin dışında.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim bunun ötesinde dipnot 1 bir şey isterse, işte onlar haddi aşanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nikahlı evliliğin dışında.

    Gültekin Onan

    Fakat kim bundan ötesini ararsa, artık onlar sınırı çiğneyenlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    O halde kim bunların ötesini isterse şübhe yok ki onlar haddi aşanlardır.

    İbni Kesir

    Kim de bundan başkasını ararsa; işte onlar, haddi aşanlardır.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İman edenler kurtuldular ki onlar, namazlarında ürperti içindedirler, faydasız boş şeylerden yüz çevirirler, onlar zekâtı verenlerdir, namuslarını / iffetlerini eşleri hariç yahut ellerinin altında edindikleri hariç muhafaza ederler , b undan dolayı da kınanmazlar, kim bunun ardında / ötesinde bir şey ararsa işte onlar haddi aşanlardır. Yine onlar emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler , namazlarını korurlar / muhafaza ederler , işte onlar mirasa sahip olacak varislerdir , onlar Firdevs’e varis olacaklar ve orada kalıcı olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Artık her kim bundan başkasını isterse işte onlar sınırı aşan kimseler olurlar.

    Süleyman Ateş

    Ama bunun ötesine gitmek isteyen olursa, işte onlar haddi aşanlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlardan başkalarına açarlarsa sınırları aşmış olurlar,

    Şaban Britch

    Kim bundan başkasını ararsa, işte onlar da haddi aşanlardır.

    Şaban Piriş

    Kim bundan başkasını ararsa, işte onlar da haddi aşanlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kim bundan ötesini isterse, işte onlar, sınırı aşanlardır.

  8. Mü'minûn suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 8. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ

    Diyanet İşleri

    Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.

    Mustafa İslamoğlu

    yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler;

    Muhammed Esed

    ve onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine sadakat gösterirler,

    Ahmed Hulusi

    Ayrıca onlar (o iman edenler) ki kendilerine emanet edilmiş olana ihanet etmeyip, verdikleri sözlere uyarlar.

    Ali Bulaç

    (Yine) Onlar, emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler;

    Ali Rıza Safa

    Hem sorumluluklarına hem de verdikleri sözlere ilişkin güvenilir olanlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Müminler emanetleri korur ve verdikleri sözleri yerine getirirler.

    Edip Yüksel

    Onlar ki kendilerine emanet edilen şeylere dikkat ederler. Verdikleri sözleri de yerine getirirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki kendilerine emanet edilen şeylere dikkat ederler. Verdikleri sözleri de yerine getirirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlar ki, emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki emanetlerine ve ahidlerine riayetkardırlar

    Erhan Aktaş

    Onlar, kendilerine verilen emanetler için sözlerine bağlı kalan kimselerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, kendilerine verilen emanetler için sözlerine bağlı kalan kimselerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, kendilerine verilen emanetler için sözlerine bağlı kalan kimselerdir.

    Gültekin Onan

    (Yine) Onlar, emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    (Öyle mü'minler) ki onlar emanetlerine ve ahidlerine riaayetkardırlar.

    İbni Kesir

    Ki onlar; emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İman edenler kurtuldular ki onlar, namazlarında ürperti içindedirler, faydasız boş şeylerden yüz çevirirler, onlar zekâtı verenlerdir, namuslarını / iffetlerini eşleri hariç yahut ellerinin altında edindikleri hariç muhafaza ederler , b undan dolayı da kınanmazlar, kim bunun ardında / ötesinde bir şey ararsa işte onlar haddi aşanlardır. Yine onlar emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler , namazlarını korurlar / muhafaza ederler , işte onlar mirasa sahip olacak varislerdir , onlar Firdevs’e varis olacaklar ve orada kalıcı olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler.

    Süleyman Ateş

    Ve o(mü'min)ler emanetlerine ve ahidlerine özen gösterirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar emanetler ve üstlendikleri görevler konusunda titiz davranan kimselerdir.

    Şaban Britch

    Müminler, emanetlerine ve sözleşmelerine uyanlardır.

    Şaban Piriş

    Müminler, emanetlerine ve sözleşmelerine uyanlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O müminler, emanetlerine, ahitlerine saygı duyup sahip çıkanlardır.

  9. Mü'minûn suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 9. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَوَٰتِهِمْ يُحَافِظُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar ki, namazlarını kılmağa devam ederler.

    Mehmet Okuyan

    Onlar, bütün ibadetlerini koruyanlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    ve onlar ki, namazları üzerine titizlenirler.

    Muhammed Esed

    salatlarını (tüm dünyevi kaygılardan) uzak tutarlar.

    Ahmed Hulusi

    Yine onlar ki salatlarını muhafaza ederler (Allah'a yönelişleri - müşahedeleri süreklidir).

    Ali Bulaç

    Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ve onlar ki, namazlarına devam ederler.

    Ali Rıza Safa

    Ve namazlarını gözetenler.

    Bayraktar Bayraklı

    Namazlarını korurlar/eda ederler.

    Edip Yüksel

    Onlar ki salatlarını düzenli olarak gözetirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki namazlarını düzenli olarak gözetirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar ki, namazlarını muhafaza ederler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar ki namazlarının üzerine muhafızlık ederler

    Erhan Aktaş

    Onlar, salatlarını dipnot 1 koruyan kimselerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salat, ibadete layık yegane ilahın Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelme demektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmak, dayanışmak, ilgi duymak, duyarlı olmak, izleyici kalmamak, yanında yer almaktır. Salatın diğer anlamları şunlardır: Ritüel salat (Namaz), dua etmek, din, havra. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından rahatlıkla anlaşılabilir. Salatın zıddı tevelladır. Tevella süreklilik ifade etmektedir: Sürekli karşı çıkmak, ilgisiz ve duyarsız kalmak, köstek olmak, engellemeye çalışmak. Namaz, Farsça bir kelimedir ve bu kelime Kur'an'da geçmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, salatlarını dipnot 1 koruyan kimselerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salat, ibadete layık yegane ilahın Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmektir. Bu yönelme: Namaz kılmak, sürekli destek olmak, dayanışmak, ilgi duymak, duyarlı olmak, izleyici kalmamak, yanında yer almak, dua etmek demektir. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından rahatlıkla anlaşılabilir. Salatın ayrıca din ve havra anlamı da bulunmaktadır. Salatın zıddı tevelladır. Tevella süreklilik ifade etmektedir; sürekli karşı çıkmak, ilgisiz ve duyarsız kalmak, köstek olmak, engellemeye çalışmak demektir. Namaz, Farsça bir sözcüktür ve bu sözcük Kur'an'da geçmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, salatlarını dipnot 1 koruyan kimselerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a yönelmeyi, O'na tabi olmayı, ibadet ve kulluklarını.

    Gültekin Onan

    Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    (Öyle mü'minler) ki onlar namazlarına devam ederler.

    İbni Kesir

    Ki onlar; namazlarını korurlar.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İman edenler kurtuldular ki onlar, namazlarında ürperti içindedirler, faydasız boş şeylerden yüz çevirirler, onlar zekâtı verenlerdir, namuslarını / iffetlerini eşleri hariç yahut ellerinin altında edindikleri hariç muhafaza ederler , b undan dolayı da kınanmazlar, kim bunun ardında / ötesinde bir şey ararsa işte onlar haddi aşanlardır. Yine onlar emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler , namazlarını korurlar / muhafaza ederler , işte onlar mirasa sahip olacak varislerdir , onlar Firdevs’e varis olacaklar ve orada kalıcı olacaklar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, namazlarını eda ederler.

    Süleyman Ateş

    Onlar namazlarını (vakitlerinde kılarak) korurlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar namazlarına özen gösterirler.

    Şaban Britch

    Onlar, namazlarını koruyanlardır.

    Şaban Piriş

    Onlar, namazlarını koruyanlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Namazlarını korumaya devam ederler onlar.

  10. Mü'minûn suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 10. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْوَٰرِثُونَ

    Diyanet İşleri

    İşte bunlar varis olanların ta kendileridir.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte onlar, (mutluluk yurduna) varis olacak kimselerdir:

    Muhammed Esed

    İşte varis olacak olanlar böyleleridir:

    Ahmed Hulusi

    İşte onlardır varisler!

    Ali Bulaç

    İşte (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak onlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte, asıl bunlar vâris olacaklardır;

    Ali Rıza Safa

    Kalıtçı olanlar, işte böyleleridir.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte asıl varis olacaklar onlardır.

    Edip Yüksel

    İşte mirasçı olacaklar onlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşte varis olacaklar onlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte onlardır o mirasçılar,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte onlardır o varisler

    Gültekin Onan

    İşte (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak onlardır.

    Hasan Basri Çantay

    İşte onlar varis olanların ta kendileridir.

    İbni Kesir

    İşte onlar; varis olanlardır.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bunlar varis olanların ta kendileridir.

    Süleyman Ateş

    İşte varis olacaklar onlardır.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte onlar sahip olacak olanlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte pay sahibi olacak olanlar onlardır.

    Şaban Britch

    İşte onlar, varis olanlardır.

    Şaban Piriş

    İşte onlar, varis olanlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bunlardır mirasçı olanlar;

  11. Mü'minûn suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 11. ayet. ٱلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    Firdevs dipnot 1 (cennetin)e mirasçı olacak olan bu kişiler orada ebedî kalıcıdır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir kez de Kehf 18:107'de geçen "Firdevs" cenneti "cennetlerin en yükseği, has bahçe" demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    onlar ki, görkemli cennetlerin mirasçısı olacaklar, onlar orada ebedi kalacaklar.

    Muhammed Esed

    Cennete varis olacak ve orada sonsuza kadar kalacak olanlar.

    Ahmed Hulusi

    Ki, Firdevs'e (cennet yaşamına) varis olmuş bu kimseler orada sonsuza dek yaşarlar.

    Ali Bulaç

    Ki onlar Firdevs (cennetlerin)e de varis olacaklardır; içinde de ebedi olarak kalacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    (Evet) Firdevs'e vâris olan bu kimseler, orada ebedî kalıcıdırlar.

    Ali Rıza Safa

    Firdevs'e kalıtçı olacaklar; sürekli orada kalacaklardır. dipnot 276

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 276
      23:11 ayetinde özel isim biçiminde bildirilen "Firdevs" teriminin sözlük karşılığı "Üzüm bahçesi" dir. Bu terim, 18:107 ayetinde Firdevs Cennetleri olarak bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar Firdevs'e varis olacaklar ve orada çok uzun süreli kalacaklardır.

    Edip Yüksel

    Bahçeye mirasçı olacak ve orada ebedi kalacaklar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Cennete mirasçı olacak ve orada ebedi kalacaklar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Firdevs'e varis olacaklar; orada sonsuza dek kalacaklar onlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki Firdevse varis olacak, onda muhallad kalacaklardır

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, Firdevse dipnot 1 varis olacaklar ve orada sürekli kalacaklardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhteşem, harika cennet.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Firdevse dipnot 1 varis olacaklar ve orada sürekli kalacaklardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhteşem, harika cennet.

    Gültekin Onan

    Ki onlar Firdevs (cennetlerine) de varis olacaklardır; içinde de ebedi olarak kalacaklardır.

    Hasan Basri Çantay

    Ki onlar Firdevse varis olacaklardır. Onlar bunun için ebedi kalıcıdırlar.

    İbni Kesir

    Onlar ki; Firdevs'e varis olacaklardır ve orada ebedi kalıcıdırlar.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, Firdevs’e varis olacaklardır ve onlar orada ebedî kalacaklardır.

    Süleyman Ateş

    Onlar (en yüksek cennet olan) Firdevs'e varis olacaklar, orada ebedi kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar Firdevs cennetlerine sahip olacaklar, onlar orada ölümsüz olarak kalacaklardır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Firdevs kelimesi, her çeşit ürünü içinde bulunduran geniş bahçe anlamındadır (Kehf 18/107-108).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Cennetten pay alacaklar ve orada ölümsüzleşeceklerdir.

    Şaban Britch

    Onlar, Firdevs’e varis olacaklardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır.

    Şaban Piriş

    Onlar, Firdevs'e varis olacaklardır ve onlar, orada ebedi kalacaklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki, Firdevs cennetine mirasçı olurlar, onda sonsuza dek kalırlar.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.