Mü'minûn suresi

Mü'minûn suresi, 95. ayet

Mü'minûn suresi, 95. ayet. وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَٰدِرُونَ

veinnâ `alâ en nüriyeke mâ ne`idühüm leḳâdirûn.

Diyanet İşleri

Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'minûn 92–98 · surenin 95. ayeti / 118
  1. Mü'minûn 92

    (91-92) Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O'nunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. Öyle olsaydı, her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen alemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.

  2. Mü'minûn 93–94

    (93-94) De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma."

  3. 95

    Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter.

  4. Mü'minûn 96

    Kötülüğü, en güzel olan şeyle uzaklaştır. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz.

  5. Mü'minûn 97

    De ki: "Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım."

  6. Mü'minûn 98

    "Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 93–95. ayetler için yazılmıştır.

93-94. Yüce Allah, yalancılara karşı pek büyük delillerini ortaya koyduğu halde onlar bu delillere iltifat etmeyip kabule yanaşmadıkları için azabın onlara gelmesi hak oldu. Bu nedenle de azabın üzerlerine inmesi ile tehdit olundular. İşte Yüce Allah da Rasûlüne şunları söylemesini emrediyor: “De ki: Rabbim! Eğer onların tehdit olundukları (azabı) bana göstereceksen” yani onlara azabın geleceği vakti bana gösterip o sırada beni de hazır bulunduracaksan; “O takdirde Rabbim, beni o zalimler topluluğu arasında kılma!” Onları müptela kıldığın ve onlardan intikam almanı gerektiren günahlardan beni koru, himayene al! Aynı şekilde üzerlerine inecek azaptan da beni koru! Çünkü genel azap nazil olduğu zaman isyankâr olanı da olmayanı da kapsar.

95. Yüce Allah onların azaba uğramalarının pek yakın olduğunu haber vererek şöyle buyurmaktadır: “Biz onları tehdit ettiğimiz (azabı) sana göstermeye elbette kadiriz.” Ama bu azabı erteliyorsak, bunun bir hikmeti vardır. Aksi takdirde bizim kudretimiz ve gücümüz onlara bu azabı indirmeye yeterlidir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz biz; azaptan onlara vadetmiş olduğumuzu senin görüp müşahede edeceğin şekilde sana göstermeye kadiriz. Biz bunu ve bunun dışındakileri yapmaktan aciz değiliz.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِنَّا ve inna şüphesiz biz
  2. عَلَىٰٓ ala
  3. أَن en
  4. نُّرِيَكَ nuriyeke sana göstermeğe kök: راي
  5. مَا ma şeyi
  6. نَعِدُهُمْ neiduhum onları tehdidettiğimiz kök: وعد
  7. لَقَـٰدِرُونَ lekadirune elbette kadiriz kök: قدر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü · Ortak kavram: Vaad

    Yahut da, onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki, bizim onlara gücümüz yeter.

  • Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü

    Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette…

  • Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü

    Biz herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah'ın…

  • Ortak kavram: Vaad

    Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

  • Ortak kavram: Vaad

    (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…

  • Ortak kavram: Vaad

    Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va'dediyor. Şüphesiz…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz onlara vadettiğimiz (azabı) sana göstermeye elbette gücü yetenleriz.

Mustafa İslamoğlu

Ne ki Biz, onları tehdit ettiğimiz azabı (her hal ve şartta) sana göstermeye elbette kadiriz.

Muhammed Esed

(İşte böyle dua et) çünkü, şüphesiz Biz, onlara vaad ettiğimiz (azabın, bu dünyada dahi gerçekleşmesine) seni tanık kılacak güçteyiz!

Ahmed Hulusi

Doğrusu biz, onları tehdit ediyor olduğumuz şeyi sana gösterecek güce sahibiz!

Ali Bulaç

Gerçek şu ki biz, onları tehdit ettiğimiz şeyi şüphesiz sana gösterme gücüne sahibiz.

Ali Özek ve heyeti

Biz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz.

Ali Rıza Safa

Zaten kuşkusuz, onlara sözünü verdiğimizi, kesinlikle sana gösterebilecek güçteyiz.

Bayraktar Bayraklı

Biz onlara vaad ettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.

Edip Yüksel

Biz elbette, kendilerine söz verileni sana gösterebiliriz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Biz elbette, kendilerine söz verileni sana gösterebiliriz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şüphesiz ki Biz, onlara yaptığımız tehdidi sana gösterme gücüne sahibiz elbette.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz ki biz, onlara yaptığımız vaidi sana göstermeğe elbette kadiriz

Erhan Aktaş

Kuşkusuz onları uyardığımız şeylere seni tanık yapmaya gücümüz yeter.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kuşkusuz onları uyardığımız şeylere seni tanık yapmaya gücümüz yeter.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kuşkusuz onları uyardığımız şeylere seni tanık yapmaya gücümüz yeter.

Gültekin Onan

Gerçek şu ki biz, onları tehdit ettiğimiz şeyi şüphesiz sana gösterme gücüne sahibiz.

Hasan Basri Çantay

Hakikat, biz onlara va'd (ve tehdid) etdiğimizi sana göstermiye de elbette kaadiriz.

İbni Kesir

Biz, onlara vaad ettiğimizi sana göstermeye elbette kadiriz.

Mehmet Alagaş

(93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter.

Süleyman Ateş

Biz, onları tehdid ettiğimiz şeyi sana göstermeğe elbette kadiriz (onları cezalandıracağız ve sen bunu göreceksin).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çünkü biz, onları tehdit ettiğimiz cezayı sana göstermemiz konusunda bir ölçü belirlemişizdir.

Şaban Britch

Şüphesiz biz, onlara vaat ettiğimiz (azabı) sana göstermeye kadiriz.

Şaban Piriş

Şüphesiz biz, onlara vaat ettiğimiz (azabı) sana göstermeye kadiriz.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz, onları tehdit ettiğimiz şeyi sana göstermeye elbette kadiriz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

However, We are certainly able to let you see with your own eyes O Muhammad the scene of the promised devastating retributive punishment

Abdul Haleem

We certainly are able to show you the punishment We have promised them.

Abdullah Yusuf Ali

And We are certainly able to show thee (in fulfilment) that against which they are warned.

Abul A'la Maududi

Surely We are able to show you what We warn them against.

Aisha Bewley

We are certainly capable of letting you see what We have promised them.

Al-Hilali & Khan

And indeed We are Able to show you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) that with which We have threatened them.

Ali Quli Qarai

We are indeed able to show you what We promise them.

Amatul Rahman Omar

As a matter of fact, We have every power of showing you (in your life-time) that (punishment) We threaten them with.

Arthur John Arberry

Assuredly, We are able to show thee that We promise them.

Bijan Moeinian

Your Lord is indeed capable of showing you the promised punishment.

E. Henry Palmer

???Missing??

Edip-Layth

We are able to show you what We promise them.

George Sale

For We are surely able to make thee to see that with which We have threatened them.

Hamid S. Aziz

My Lord! Then place me not amongst the wrong-doing people. "

Mahmoud Ghali

And surely We are indeed the Determiners over showing you (i. e., the Prophet) whatever We promise them.

Marmaduke Pickthall

And verily We are Able to show thee that which We have promised them.

Mohamed Ahmed - Samira

We have certainly the power to make you see what We have promised them.

Muhammad Asad

[Pray thus] for, behold, We are most certainly able to let thee witness [the fulfillment, even in this world, of] whatever We promise them!

Mustafa Khattab

We are indeed able to show you what We have threatened them with.

Progressive Muslims

And We are able to show you what We promise them.

Rashad Khalifa

To show you (the retribution) we have reserved for them is something we can easily do.

Sahih International

And indeed, We are able to show you what We have promised them.

Sam Gerrans

And We are able to show thee what We promise them.

Shabbir Ahmed

For, behold, We are Able to show you that against which they are warned.

Syed Vickar Ahamed

And surely, We are able to show you that, with which We have threatened them.

Taqi Usmani

And of course, We do have the power to show you that with which We have threatened them.

The Monotheist Group

AndWe are able to show you what We promise them.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 95. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 95. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 95. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩