Diyanet İşleri
Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler,
Mü'minûn suresi
Mü'minûn suresi, 60. ayet. وَٱلَّذِينَ يُؤْتُونَ مَآ ءَاتَوا۟ وَّقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ أَنَّهُمْ إِلَىٰ رَبِّهِمْ رَٰجِعُونَ
velleẕîne yü'tûne mâ âtev veḳulûbühüm veciletün ennehüm ilâ rabbihim râci`ûn.
Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler,
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Hayır işlerine koşuşanlar Mü'minûn 57–62 3
Rablerinin azametinden korkup titreyenler,
Rablerinin ayetlerine inananlar,
Rablerine ortak koşmayanlar,
Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler,
İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler.
Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. Onlar zulme, haksızlığa uğratılmazlar.
Ancak kafirlerin kalbleri bu Kur'an'a karşı bir gaflet içindedir. Onların bundan başka yapageldikleri birtakım (kötü) işleri de vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
60. “Rablerine dönecekler diye yapmakta olduklarını kalpleri çarpa çarpa yapanlar.” kendilerinden istenen, emrolundukları namaz, zekât, hac, sadaka ve buna benzer güç yetirebildikleri her ameli işlemekle birlikte amelleri Rablerine arz olunup da O’nun huzurunda duracakları vakti hatırlayarak -O’nu tanıdıkları ve O’na layık olan ibadetlerin neler olduğunu bildiklerinden ötürü- kendi amellerinin, onları Allah’ın azabından kurtaramayacak olmasından korkarlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar; iyi ameller işlemekte gayret sarf eden ve salih amellerle Allah'a yakınlaşan kimselerdir. Onlar; kıyamet günü Allah'a döndüklerinde infaklarının ve salih amellerinin Allah tarafından kabul edilmemesinden korkarlar.
Aynı kök: وجل (5 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Mü'minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O'nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır.…
Aynı kök: وجل (5 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak…
Aynı kök: وجل (5 geçiş)
Hani misafirler İbrahim'in yanına girmiş ve "Selam" demişlerdi. O da, "Gerçekten biz sizden korkuyoruz" demişti.
Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Yusuf, adamlarına dedi ki: "Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine…
Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) aciz ve bitkin halde sana dönecektir.
Aynı kök: رجع (104 geçiş)
Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
Ortak kavram: Kalp
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
Ortak kavram: Kalp
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Rablerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri korkudan ürpererek verenler; dipnot 1
en sonunda yine Rablerine döneceklerine inandıklarından, yüreklerinde tarifsiz bir ürperti duyarak vermeleri gerekeni verenler:
sonunda Rablerine dönecekleri düşüncesi içinde kalpleri titreyerek vermeleri gerekeni verenler:
Onlar ki verdiklerini, Rablerine rücu edecekleri düşüncesiyle verirler.
Ve gerçekten Rablerine dönecekler diye, vermekte olduklarını kalpleri ürpererek verenler;
Rablerine döneceklerinden, verdikleri (sadakaları) ni kalpleri (onun kabul edilmemesinden) korkarak verenler;
Efendilerine döneceklerini bildikleri için, verdiklerini yürekleri ürpererek verenler.
Onlar ki Rablerinin huzuruna çıkacakları korkusuyla kalpleri titreyerek verirler.
Rab'lerine döneceklerinin bilincinde olarak verenler,
Rab'lerine döneceklerinin bilincinde olarak verenler,
Ve, Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yapanlar;
Ve, Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yapanlar;
Rabb'lerine döneceklerinin bilinciyle, derin bir saygı içinde vermeleri gerekenleri verirler.
Rabb'lerine döneceklerinin bilinciyle, derin bir saygı içinde vermeleri gerekenleri verirler.
Rabb'lerine döneceklerinin bilinciyle, derin bir saygı içinde vermeleri gerekenleri dipnot 1 verirler.
Ve gerçekten rablerine dönecekler diye vermekte olduklarını kalpleri ürpererek verenler;
(57-58-59-60-61) Hakıykaten Rablerini büyük tanıyıb (Onun korkusuyle) rikkate gelenler, Rablerinin ayetlerine iman etmekde sebat gösterenler, Rablerine eş tutmaz olanlar, Rablerinin huzuruna döneceklerinden yürekleri kork (u ile çarp) arak vergilerini verenler (yok mu?) İşte bunlardır ki hayırlarda sür'at yarışı yaparlar ve bunlar onun için ta önde gidenlerdir.
Ve Rabblarına döneceklerinden kalbleri ürpererek vermeleri gerekenleri verenler,
(57-61) Onlar ki Rabbinin ürpertisinden titrerler, onlar ki Rablerinin ayetlerine iman ederler, onlar ki Rablerine ortak koşmazlar, verdiklerimizden verirler, kalpleri endişe / cille içindedir, kesinlikle onlar Rablerine geri döneceklerdir, işte onlar hayırda yarışanlardır ve o yarışta öne geçenlerdir.
Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler,
Verdiklerini, Rablerinin huzuruna dönecekleri düşüncesiyle kalbleri korkudan ürpererek verirler.
ve verdikleri her şeyi, Rablerinin huzuruna çıkacakları için kalpleri titreyerek verenler var ya dipnot 1
Rablerinin huzuruna dönecekleri için, verdiklerini kalpleri ürpererek verenler var ya.
Rablerine dönecek oldukları için kalpleri çarparak vereceklerini verenler.
Rab'lerine dönecek oldukları için kalpleri çarparak vereceklerini verenler..
Onlar ki, verdiklerini, Rablerine dönecekleri için kalpleri ürpererek verirler;
d) Who give in benevolence, no matter what, lifting to Allah their inward sight and laying to their hearts their fate in Day of Judgement, an event they realize however unseen and approximate however remote,
who always give with hearts that tremble at the thought that they must return to Him,
And those who dispense their charity with their hearts full of fear, because they will return to their Lord;-
who give, whatever they give in charity, with their hearts trembling at the thought that they are destined to return to their Lord; dipnot 1
those who give what they have given, their hearts fearful of their return to their Lord,
And those who give that (their charity) which they give (and also do other good deeds) with their hearts full of fear (whether their alms and charities have been accepted or not),[1] because they are sure to return to their Lord (for reckoning).
and who give whatever they give while their hearts tremble with awe that they are going to return to their Lord
And those who give whatever they can afford to give (as alms in the way of their Lord), while their hearts tremble (at the thought) that they are returning to their Lord (and whether their deeds will find His approval or not).
and those who give what they give, their hearts quaking that they are returning to their Lord --
those who devote a part of their God given income to charity and they are looking forward to return to their Lord;
and those who give what they do give while their hearts are afraid that they unto their Lord will return, -
They give of what they were given, and their hearts are full of reverence that they will return to their Lord.
and who give that which they give in alms, their hearts being struck with dread, for that they must return unto their Lord:
And those who ascribe not partners unto their Lord
And the ones who bring whatever they bring with hearts tremulous that they are returning to their Lord.
And those who give that which they give with hearts afraid because they are about to return unto their Lord,
Who give whatsoever they give (in His way), and their hearts tremble with fear that they have to go back to their Lord,
and who give whatever they [have to] give with their hearts trembling at the thought that unto their Sustainer they must return:
and who do whatever ˹good˺ they do with their hearts fearful, ˹knowing˺ that they will return to their Lord[1]—
And they give of what they were given, and their hearts are full of reverence that they will return to their Lord.
As they give their charities, their hearts are fully reverent. For they recognize that they will be summoned before their Lord,
And they who give what they give while their hearts are fearful because they will be returning to their Lord -
And those who give what they give with their hearts in dread that they are returning to their Lord:
And those who give (in the Cause of Allah of their wealth and person) whatever they can, and are still afraid (that they have not done enough and) because they have to return to their Lord,
And those who give out their charity with their hearts full of fear, because they will return to their Lord—
And those who give whatever they give, with their hearts full of fear that to their Lord they are to return
Andthey give of what they were given, and their hearts are full of reverence that they will return to their Lord.