Diyanet İşleri
Onlar ki, zekatı öderler.
Mü'minûn suresi
Mü'minûn suresi, 4. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَوٰةِ فَٰعِلُونَ
velleẕîne hüm lilzekâti fâ`ilûn.
Onlar ki, zekatı öderler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kurtuluşa eren mü'minlerin vasıfları Mü'minûn 1–11 3
Mü'minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.
Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler.
Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.
Onlar ki, zekatı öderler.
Onlar ki, ırzlarını korurlar.
Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.
Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
4. “Onlar (nefislerinin de mallarının da) zekâtını verirler.” Çeşitli türden mallarının zekâtını eksiksiz öderler. Nefislerini de kötü huylardan temizler, arındırırlar. Nefsin zekatı/arınması için terk edilmesi ve uzak durulması gereken şeylerden uzaklaşırlar. Namazda huşû’ sahibi olmak suretiyle yaratıcılarına güzelce ibadet ettikleri gibi zekâtı edâ etmek sureti ile de yaratılmışlara iyilikte bulunurlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar, nefis ve mallarındaki kusurların temizlenmesi için sahip oldukları malların zekâtını verenlerdir.
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar…
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı…
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
Aynı kök: فعل (109 geçiş)
Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.
Aynı kök: فعل (109 geçiş)
"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi…
Aynı kök: فعل (109 geçiş)
Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar arınmak için çalışanlardır. dipnot 1
onlar ki, arınmak için gerekeni yaparlar;
arınmak için yapılması gerekeni yaparlar;
Onlar arınmak - saflaşmak (zekat) için ne gerekirse yaparlar;
Onlar, zekata ilişkin (söz ve görevlerini mutlaka) yerine getirenlerdir;
Onlar ki, zekâtı verirler;
Zekatı verirler.
Arınmak için çalışırlar.
Zekatı pratiğe geçirirler.
Zekatı pratiğe geçirirler.
Onlar ki, zekat vermek için çalışırlar.
Onlar ki zekat vermek için çalışırlar
Ve onlar, zekat için dipnot 1 çalışanlardır.
Ve onlar, zekat için dipnot 1 çalışanlardır.
Ve onlar, zekat için dipnot 1 çalışanlardır.
Onlar, zekata ilişkin (söz ve görevlerini mutlaka) yerine getirenlerdir.
(Öyle mü'minler) ki onlar zekat (vazife) lerini yapanlardır.
Ki onlar; zekatlarını verirler.
(1-9) İman edenler kurtuldular ki onlar, namazlarında ürperti içindedirler, faydasız boş şeylerden yüz çevirirler, onlar zekâtı verenlerdir, namuslarını / iffetlerini eşleri hariç yahut ellerinin altında edindikleri hariç muhafaza ederler , b undan dolayı da kınanmazlar, kim bunun ardında / ötesinde bir şey ararsa işte onlar haddi aşanlardır. Yine onlar emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler , namazlarını korurlar / muhafaza ederler , işte onlar mirasa sahip olacak varislerdir , onlar Firdevs’e varis olacaklar ve orada kalıcı olacaklar.
Onlar zekâtı verirler.
Onlar zekatı verirler.
Onlar, zekat için faaliyette bulunanlardır dipnot 1 .
Onlar zekat için dipnot 1 çalışırlar.
Onlar zekâtı ifa eder (kendilerini maddeten ve manen arındırırlar).
Onlar, arınmak için hareket edenlerdir.
Zekatı vermek için faaliyettedir onlar.
Who perform the religious duty of giving Zakat (alms) with the sympathetic feeling toward the poor and their due.
who pay the prescribed alms,
Who are active in deeds of charity;
who observe Zakah; dipnot 1
those who pay zakat;
And those who pay the Zakât.
who carry out their [duty of] zakāt,
And who act conscientiously for the sake of purity (and regularly present the Zakât),
and at almsgiving are active
The believers are those who devote a prescribed part of their income to charity.
and who in almsgiving are active.
They are active towards betterment.
and who are doers of alms-deeds;
And who shun vain talk,
And the ones who at giving the Zakat (i. e., paying the poor-dues) are active. (Literally: are performers)
And who are payers of the poor-due;
Who strive for betterment;
and who are intent on inner purity;
those who pay alms-tax;[1]
And they are active towards betterment.
And they give their obligatory charity (Zakat).
And they who are observant of zakah
And those who act upon the purity.
They are the setters up of the Just Economic Order of ZAKAT (in which wealth circulates in the society and nourishes every individual).
And those who are give (the due) charity;
and who are performers of Zakāh ,
And they are active towards purification.