23. sure

Mü'minûn Suresi المؤمنون

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 10 konu
  1. Kurtuluşa eren mü'minlerin vasıfları 1–11 karşılaştır — Kurtuluşa eren mü'minlerin vasıfları
  2. İnsanın yaratılış evreleri ve gökten inen su 12–22 karşılaştır — İnsanın yaratılış evreleri ve gökten inen su
  3. Nûh 23–30 karşılaştır — Nûh
  4. Sonraki nesiller ve peygamberleri 31–44 karşılaştır — Sonraki nesiller ve peygamberleri
  5. Mûsâ, Hârûn ve Îsâ; tek din 45–56 karşılaştır — Mûsâ, Hârûn ve Îsâ; tek din
  6. Hayır işlerine koşuşanlar 57–62 karşılaştır — Hayır işlerine koşuşanlar
  7. Kalplerin gafleti ve gelen azap 63–77 karşılaştır — Kalplerin gafleti ve gelen azap
  8. Kulak, göz ve gönül; "Allah'ındır diyecekler" 78–92 karşılaştır — Kulak, göz ve gönül; "Allah'ındır diyecekler"
  9. Dua ve sığınma 93–98 karşılaştır — Dua ve sığınma
  10. Ölüm, berzah, sûr ve hesap 99–118 karşılaştır — Ölüm, berzah, sûr ve hesap

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kurtuluşa eren mü'minlerin vasıfları 1–11

  1. Mü'minûn suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 1. ayet. قَدْ أَفْلَحَ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    ḳad efleḥa-lmü'minûn.

    Erhan Aktaş

    Mü'minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 1. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 2. ayet. ٱلَّذِينَ هُمْ فِى صَلَاتِهِمْ خَٰشِعُونَ

    elleẕîne hüm fî ṣalâtihim ḫâşi`ûn.

    Erhan Aktaş

    Onlar, salatlarında dipnot 1 huşu dipnot 2 içinde olan kimselerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namazlarında.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a karşı derin saygı, içten sevgi duymak, cani gönülden Allah'a yönelmek, alçak gönüllü, bilinçli ve duyarlı olmak. Derin saygı ve içten sevgi beslediği; üstün ve yüce görmenin sonucu olarak hayranlık duyduğu yüce varlıktan ayrı düşme, uzak kalma endişesini/korkusunu taşımak.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 2. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 3. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ عَنِ ٱللَّغْوِ مُعْرِضُونَ

    velleẕîne hüm `ani-llagvi mü`riḍûn.

    Erhan Aktaş

    Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 3. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 4. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَوٰةِ فَٰعِلُونَ

    velleẕîne hüm lilzekâti fâ`ilûn.

    Erhan Aktaş

    Ve onlar, zekat için dipnot 1 çalışanlardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 4. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 5. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَٰفِظُونَ

    velleẕîne hüm lifürûcihim ḥâfiżûn.

    Erhan Aktaş

    Ve onlar, ırzlarını korurlar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 5. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 6. ayet. إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ

    illâ `alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânühüm feinnehüm gayru melûmîn.

    Erhan Aktaş

    Eşleri veya yeminle dipnot 1 sahip oldukları hariç. dipnot 1 Bundan dolayı kınanmazlar. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, "Ma melaket Eymanukum." Bu terkip, yeminle (antlaşma yoluyla) hak sahibi olduğunuz ve sağ elinizle (güç yoluyla) sahip olduğunuz anlamlarına gelmektedir. "Eyman" sağ el ve yeminler (sözleşmeler) anlamına gelen bir kelimedir. "El" kelimesinin anlamlarından biri de "güç"tür. Bu anlamlar dikkate alındığına bu terkip için şu anlamlar verilebilir: "Güç yolu" ile üzerinde söz sahibi olduğunuz veya "antlaşma yoluyla" sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, himayeniz altında olanlar. O günün toplumsal gerçekliğinin verili kalıntısı olan kölelik ve cariyelik olgusu, İslam'ın kabul ettiği veya ön gördüğü bir olgu değildir. İslam, kölelik ve cariyeliği; cariye ve köle edinme yollarını kapatarak ortadan kaldırmıştır. "Verili durumun" tasfiye edilmesi süreci olan uygulamalarda cariye ve kölelikten söz edilmiş olması sanki bir tasvipmiş gibi değerlendirilmesi cehalet değilse iftiradır. Kur'an; kiminle olursa olsun, nikah yapmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak görmektedir. Kur'an'a göre "nikahsız her birliktelik" zinadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Onlarla olan ilişkiden dolayı kınanmazlar. Dikkat edilirse ayette "ve" değil "veya" bağlacı kullanılmış. Bu şu anlama gelmektedir; ya eşleri ile veya yeminle sahip oldukları ile birlikte olabilirler. Hem eşi hem de yeminle sahip olduğu ile aynı anda değil.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 6. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 7. ayet. فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ

    femeni-btegâ verâe ẕâlike feülâike hümü-l`âdûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 7. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 8. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ

    velleẕîne hüm liemânâtihim ve`ahdihim râ`ûn.

    Erhan Aktaş

    Onlar, kendilerine verilen emanetler için sözlerine bağlı kalan kimselerdir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 8. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 9. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَوَٰتِهِمْ يُحَافِظُونَ

    velleẕîne hüm `alâ ṣalevâtihim yüḥâfiżûn.

    Erhan Aktaş

    Onlar, salatlarını dipnot 1 koruyan kimselerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salat, ibadete layık yegane ilahın Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelme demektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmak, dayanışmak, ilgi duymak, duyarlı olmak, izleyici kalmamak, yanında yer almaktır. Salatın diğer anlamları şunlardır: Ritüel salat (Namaz), dua etmek, din, havra. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından rahatlıkla anlaşılabilir. Salatın zıddı tevelladır. Tevella süreklilik ifade etmektedir: Sürekli karşı çıkmak, ilgisiz ve duyarsız kalmak, köstek olmak, engellemeye çalışmak. Namaz, Farsça bir kelimedir ve bu kelime Kur'an'da geçmez.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 9. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 10. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْوَٰرِثُونَ

    ülâike hümü-lvâriŝûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 10. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 11. ayet. ٱلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    elleẕîne yeriŝûne-lfirdevs. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 11. ayet

İnsanın yaratılış evreleri ve gökten inen su 12–22

  1. Mü'minûn suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 12. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن سُلَٰلَةٍ مِّن طِينٍ

    veleḳad ḫalaḳne-l'insâne min sülâletim min ṭîn.

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki, İnsanı çamurun özünden yarattık. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ant olsun İnsanı ilk yaratmada hülasadan/özden/süzülmüş/seçilmiş çamurdan yarattık.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 12. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 13. ayet. ثُمَّ جَعَلْنَٰهُ نُطْفَةً فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ

    ŝümme ce`alnâhü nuṭfeten fî ḳarârim mekîn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 13. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 14. ayet. ثُمَّ خَلَقْنَا ٱلنُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا ٱلْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا ٱلْمُضْغَةَ عِظَٰمًا فَكَسَوْنَا ٱلْعِظَٰمَ لَحْمًا ثُمَّ أَنشَأْنَٰهُ خَلْقًا ءَاخَرَ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحْسَنُ ٱلْخَٰلِقِينَ

    ŝümme ḫalaḳne-nnuṭfete `aleḳaten feḫalaḳne-l`aleḳate muḍgaten feḫalaḳne-lmuḍgate `iżâmen fekesevne-l`iżâme laḥmâ. ŝümme enşe'nâhü ḫalḳan âḫar. fetebârake-llâhü aḥsenü-lḫâliḳîn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 14. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 15. ayet. ثُمَّ إِنَّكُم بَعْدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ

    ŝümme inneküm ba`de ẕâlike lemeyyitûn.

    Erhan Aktaş

    Sonra kuşku yok ki bunun ardından öleceksiniz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 15. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 16. ayet. ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ تُبْعَثُونَ

    ŝümme inneküm yevme-lḳiyâmeti tüb`aŝûn.

    Erhan Aktaş

    Sonra kuşkusuz siz kıyamet günü diriltileceksiniz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 16. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 17. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلْخَلْقِ غَٰفِلِينَ

    veleḳad ḫalaḳnâ fevḳaküm seb`a ṭarâiḳ. vemâ künnâ `ani-lḫalḳi gâfilîn.

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki üzerinizde yolların yedisini yarattık. Ve Biz yarattıklarımızdan habersiz dipnot 1 değiliz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şey kontrolümüz altındadır.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 17. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 18. ayet. وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۢ بِقَدَرٍ فَأَسْكَنَّٰهُ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابٍۭ بِهِۦ لَقَٰدِرُونَ

    veenzelnâ mine-ssemâi mâem biḳaderin feeskennâhü fi-l'arḍ. veinnâ `alâ ẕehâbim bihî leḳâdirûn.

    Erhan Aktaş

    Gökten kararınca su indirdik. Ve onu yeryüzünde yerleştirdik. dipnot 1 Kuşkusuz Biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Denizler, göller, nehirler…

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 18. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 19. ayet. فَأَنشَأْنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّٰتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَٰبٍ لَّكُمْ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ

    feenşe'nâ leküm bihî cennâtim min neḫîliv vea`nâb. leküm fîhâ fevâkihü keŝîratüv veminhâ te'külûn.

    Erhan Aktaş

    Böylece onunla, sizin için hurma ve üzüm cennetleri dipnot 1 meydana getirdik. Keza, oralarda yemekte olduğunuz pek çok meyve çeşitleri vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bağlar ve bahçeler.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 19. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 20. ayet. وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِن طُورِ سَيْنَآءَ تَنۢبُتُ بِٱلدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِّلْـَٔاكِلِينَ

    veşeceraten taḫrucü min ṭûri seynâe tembütü biddühni veṣibgil lil'âkilîn.

    Erhan Aktaş

    Tur-i Seynae'da, dipnot 1 yağ elde edilen ve aynı zamanda katık olarak yenen ağaç dipnot 2 yetiştirdik.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mübarek dağ. Bereket dağı. Aynı zamanda mübarek yani nimeti bereketli kılan, çoğaltan, bol bol nimet veren bereketli dağ, diğer bir deyimle bereketli topraklar anlamına da gelen bu kelimeye "Sina Dağı" anlamı vermek doğru değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Zeytin ağacı.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 20. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 21. ayet. وَإِنَّ لَكُمْ فِى ٱلْأَنْعَٰمِ لَعِبْرَةً نُّسْقِيكُم مِّمَّا فِى بُطُونِهَا وَلَكُمْ فِيهَا مَنَٰفِعُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ

    veinne leküm fi-l'en`âmi le`ibrah. nüsḳîküm mimmâ fî büṭûnihâ veleküm fîhâ menâfi`u keŝîratüv veminhâ te'külûn.

    Erhan Aktaş

    Hayvanlardan da sizin için alınacak dersler vardır. Onların karınlarındaki şeyden size içiriyoruz. Ve onlarda sizin için pek çok yararlar vardır. Ve onlardan yersiniz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 21. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 22. ayet. وَعَلَيْهَا وَعَلَى ٱلْفُلْكِ تُحْمَلُونَ

    ve`aleyhâ ve`ale-lfülki tuḥmelûn.

    Erhan Aktaş

    Onları ve gemileri taşıma aracı olarak kullanırsınız.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 22. ayet

Nûh 23–30

  1. Mü'minûn suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 23. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ أَفَلَا تَتَّقُونَ

    veleḳad erselnâ nûḥan ilâ ḳavmihî feḳâle yâ ḳavmi-`büdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. efelâ tetteḳûn.

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki Biz, Nuh'u halkına gönderdik. "Ey halkım! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Hala takva sahibi olmayacak mısınız?" dedi.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 23. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 24. ayet. فَقَالَ ٱلْمَلَؤُا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيْكُمْ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةً مَّا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِىٓ ءَابَآئِنَا ٱلْأَوَّلِينَ

    feḳâle-lmeleü-lleẕîne keferû min ḳavmihî mâ hâẕâ illâ beşerum miŝlüküm yürîdü ey yetefeḍḍale `aleyküm. velev şâe-llâhü leenzele melâikeh. mâ semi`nâ bihâẕâ fî âbâine-l'evvelîn.

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine halkından Kafir meleler: dipnot 1 "Bu, sizin gibi bir beşerden başka bir şey değildir. Size karşı üstünlük kurmak istiyor. Eğer Allah isteseydi mutlaka melekler indirirdi. Geçmiş atalarımızdan da böyle bir şey duymadık." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 24. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 25. ayet. إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌۢ بِهِۦ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُوا۟ بِهِۦ حَتَّىٰ حِينٍ

    in hüve illâ racülüm bihî cinnetün feterabbeṣû bihî ḥattâ ḥîn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 25. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 26. ayet. قَالَ رَبِّ ٱنصُرْنِى بِمَا كَذَّبُونِ

    ḳâle rabbi-nṣurnî bimâ keẕẕebûn.

    Erhan Aktaş

    Nuh: "Rabb'im! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!" dedi.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 26. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 27. ayet. فَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِ أَنِ ٱصْنَعِ ٱلْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَإِذَا جَآءَ أَمْرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ فَٱسْلُكْ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيْهِ ٱلْقَوْلُ مِنْهُمْ وَلَا تُخَٰطِبْنِى فِى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ إِنَّهُم مُّغْرَقُونَ

    feevḥaynâ ileyhi eni-ṣne`i-lfülke bia`yüninâ vevaḥyinâ feiẕâ câe emrunâ vefâra-ttennûru feslük fîhâ min küllin zevceyni-ŝneyni veehleke illâ men sebeḳa `aleyhi-lḳavlü minhüm. velâ tüḫâṭibnî fi-lleẕîne żalemû. innehüm mugraḳûn.

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine Biz, ona: "Gözetimimiz altında vahyimiz ile bildirdiğimiz gibi gemi yap." diye vahyettik. "Böylece emrimiz gereği Tennur kaynadığı dipnot 1 zaman hemen ona dipnot 2 her cinsten eşler olarak iki adet ve ehlini dipnot 3 bindir. Onlardan, haklarında önceden hüküm verilenler hariç. Ve zulmedenler hakkında Ben'den bir dilekte bulunma. Onlar boğulacak olanlardır."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu bir deyimdir; "sular yerden fışkırmaya başladığı" zaman anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gemiye.
    3. metne dön, dipnot 3
      Sana inananları. Seninle birlikte olanları.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 27. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 28. ayet. فَإِذَا ٱسْتَوَيْتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلْفُلْكِ فَقُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    feiẕe-steveyte ente vemem me`ake `ale-lfülki feḳuli-lḥamdü lillâhi-lleẕî neccânâ mine-lḳavmi-żżâlimîn.

    Erhan Aktaş

    Sen ve seninle birlikte olanlar gemiye bindiğiniz zaman: "Zalim halktan bizi kurtaran Allah'a hamdolsun." de.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 28. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 29. ayet. وَقُل رَّبِّ أَنزِلْنِى مُنزَلًا مُّبَارَكًا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْمُنزِلِينَ

    veḳur rabbi enzilnî münzelem mübârakev veente ḫayru-lmünzilîn.

    Erhan Aktaş

    Ve de ki: "Rabbim! Beni kutlu, bereketli bir yere indir. Ve Sen doğru yere yerleştireceklerin en hayırlısısın."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 29. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 30. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ وَإِن كُنَّا لَمُبْتَلِينَ

    inne fî ẕâlike leâyâtiv vein künnâ lemübtelîn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 30. ayet

Sonraki nesiller ve peygamberleri 31–44

  1. Mü'minûn suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 31. ayet. ثُمَّ أَنشَأْنَا مِنۢ بَعْدِهِمْ قَرْنًا ءَاخَرِينَ

    ŝümme enşe'nâ mim ba`dihim ḳarnen âḫarîn.

    Erhan Aktaş

    Sonra onların ardından başka bir nesil ortaya çıkardık.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 31. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 32. ayet. فَأَرْسَلْنَا فِيهِمْ رَسُولًا مِّنْهُمْ أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ أَفَلَا تَتَّقُونَ

    feerselnâ fîhim rasûlem minhüm eni-`büdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. efelâ tetteḳûn.

    Erhan Aktaş

    Onlara, kendi içlerinden, "Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur, hala takva sahibi olmayacak mısınız?" diyen bir Resul gönderdik.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 32. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 33. ayet. وَقَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِلِقَآءِ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَأَتْرَفْنَٰهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ

    veḳâle-lmeleü min ḳavmihi-lleẕîne keferû vekeẕẕebû biliḳâi-l'âḫirati veetrafnâhüm fi-lḥayâti-ddünyâ mâ hâẕâ illâ beşerum miŝlüküm ye'külü mimmâ te'külûne minhü veyeşrabü mimmâ teşrabûn.

    Erhan Aktaş

    Dünya hayatında refaha kavuşturduğumuz, Kafirlik eden ve ahirete kavuşmayı yalanlayan kavminin meleleri: "Bu da sizin gibi bir beşerdir. Sizin yediğinizden yiyor, sizin içtiğinizden içiyor." dediler.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 33. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 34. ayet. وَلَئِنْ أَطَعْتُم بَشَرًا مِّثْلَكُمْ إِنَّكُمْ إِذًا لَّخَٰسِرُونَ

    velein eṭa`tüm beşeram miŝleküm inneküm iẕel leḫâsirûn.

    Erhan Aktaş

    "Eğer siz, sizden hiçbir farkı olmayan böyle bir beşere uyacak olursanız, kesinlikle hüsrana uğrarsınız.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 34. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 35. ayet. أَيَعِدُكُمْ أَنَّكُمْ إِذَا مِتُّمْ وَكُنتُمْ تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَنَّكُم مُّخْرَجُونَ

    eye`idüküm enneküm iẕâ mittüm veküntüm türâbev ve`iżâmen enneküm muḫracûn.

    Erhan Aktaş

    "Sizi; ölüp, toprak ve kemik haline geldikten sonra, yeniden diriltileceğinizle mi uyarıyor?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 35. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 36. ayet. هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ

    heyhâte heyhâte limâ tû`adûn.

    Erhan Aktaş

    "Yazık, yazık! Uyarıldığınız şey, hiç olacak şey mi?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 36. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 37. ayet. إِنْ هِىَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثِينَ

    in hiye illâ ḥayâtüne-ddünyâ nemûtü venaḥyâ vemâ naḥnü bimeb`ûŝîn.

    Erhan Aktaş

    "Hayat, yalnızca bu dünyadan ibarettir. Yaşarız ve ölürüz. Yeniden diriltilecek değiliz."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 37. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 38. ayet. إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا وَمَا نَحْنُ لَهُۥ بِمُؤْمِنِينَ

    in hüve illâ racülün-fterâ `ale-llâhi keẕibev vemâ naḥnü lehû bimü'minîn.

    Erhan Aktaş

    "O, uydurduğu yalanı Allah'a dayandıran dipnot 1 bir kimsedir. Ona inanacak değiliz."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Günümüzde cemaatler, tarikatlar, dini ekoller ve din üzerinden siyasi, ticari, itibari rant elde edenler; dini geçim kaynağı haline dönüştürenler, sünnet, hadis adı altında uydurdukları yalanları Allah'a dayandırıyorlar. Kur'an'ın yanı sıra hadis, sünnet, icma, kıyas, içtihat, esbab-ı nüzul, siyer ve fıkıh gibi kaynakları din edinenler, bu kaynaklarla helal ve haram belirleyerek Allah adına yalan uyduruyorlar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 38. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 39. ayet. قَالَ رَبِّ ٱنصُرْنِى بِمَا كَذَّبُونِ

    ḳâle rabbi-nṣurnî bimâ keẕẕebûn.

    Erhan Aktaş

    "Rabbim! Yalanlamaları nedeniyle bana yardım et." dedi.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 39. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 40. ayet. قَالَ عَمَّا قَلِيلٍ لَّيُصْبِحُنَّ نَٰدِمِينَ

    ḳâle `ammâ ḳalîlil leyuṣbiḥunne nâdimîn.

    Erhan Aktaş

    Allah: "Pek yakında kesinlikle pişman olacaklar." dedi.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 40. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 41. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ بِٱلْحَقِّ فَجَعَلْنَٰهُمْ غُثَآءً فَبُعْدًا لِّلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü bilḥaḳḳi fece`alnâhüm guŝââ. febü`del lilḳavmi-żżâlimîn.

    Erhan Aktaş

    Derken, kaçınılmaz bir gerçek olarak sayha dipnot 1 onları yakalayıverdi. Böylece onları çerçöp yaptık. Zalim halk yok oldu.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Korkunç çığlık, korkunç felaket.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 41. ayet

  12. Mü'minûn suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 42. ayet. ثُمَّ أَنشَأْنَا مِنۢ بَعْدِهِمْ قُرُونًا ءَاخَرِينَ

    ŝümme enşe'nâ mim ba`dihim ḳurûnen âḫarîn.

    Erhan Aktaş

    Sonra, onların ardından başka nesiller getirdik.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 42. ayet

  13. Mü'minûn suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 43. ayet. مَا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَـْٔخِرُونَ

    mâ tesbiḳu min ümmetin ecelehâ vemâ yeste'ḫirûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 43. ayet

  14. Mü'minûn suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 44. ayet. ثُمَّ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَا كُلَّ مَا جَآءَ أُمَّةً رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُم بَعْضًا وَجَعَلْنَٰهُمْ أَحَادِيثَ فَبُعْدًا لِّقَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ

    ŝümme erselnâ rusülenâ tetrâ. küllemâ câe ümmeter rasûlühâ keẕẕebûhü feetba`nâ ba`ḍahüm ba`ḍav vece`alnâhüm eḥâdîŝ. febü`del liḳavmil lâ yü'minûn.

    Erhan Aktaş

    Sonra ardı ardına elçilerimizi gönderdik. Her ümmet, kendilerine gelen Resulleri yalanladı. Biz de onları ardı sıra devirdik. Ve onları halkın dilinde hadis dipnot 1 konusu yaptık. İman etmeyen halk uzak olsun.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öykü, haber.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 44. ayet

Mûsâ, Hârûn ve Îsâ; tek din 45–56

  1. Mü'minûn suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 45. ayet. ثُمَّ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَٰرُونَ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ

    ŝümme erselnâ mûsâ veeḫâhü hârûne biâyâtinâ vesülṭânim mübîn.

    Erhan Aktaş

    Sonra da Musa ve kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık bir görevle gönderdik;

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 45. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 46. ayet. إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ قَوْمًا عَالِينَ

    ilâ fir`avne vemeleihî festekberû vekânû ḳavmen `âlîn.

    Erhan Aktaş

    Firavun ve melelerine. Ancak onlar kibirlendiler. Büyüklük taslayan bir halk oldular.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 46. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 47. ayet. فَقَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ مِثْلِنَا وَقَوْمُهُمَا لَنَا عَٰبِدُونَ

    feḳâlû enü'minü libeşerayni miŝlinâ veḳavmühümâ lenâ `âbidûn.

    Erhan Aktaş

    Sonra da: "Bizden farkı olmayan, üstelik halkı da bize kulluk eden bu iki beşere mi inanacağız?" dediler.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 47. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 48. ayet. فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُوا۟ مِنَ ٱلْمُهْلَكِينَ

    fekeẕẕebûhümâ fekânû mine-lmühlekîn.

    Erhan Aktaş

    Onları yalanladılar. Ve helak edilenlerden oldular.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 48. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 49. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

    veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe le`allehüm yehtedûn.

    Erhan Aktaş

    Ve ant olsun, onlar doğru yolu bulsunlar diye Musa'ya Kitap'ı verdik.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 49. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 50. ayet. وَجَعَلْنَا ٱبْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُۥٓ ءَايَةً وَءَاوَيْنَٰهُمَآ إِلَىٰ رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعِينٍ

    vece`alne-bne meryeme veümmehû âyetev veâveynâhümâ ilâ rabvetin ẕâti ḳarâriv veme`în.

    Erhan Aktaş

    Meryem Oğlu'nu ve annesini bir ayet dipnot 1 kıldık. Ve ikisini, suyu olan yerleşime uygun bir tepeye yerleştirdik.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, mucize.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 50. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 51. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلرُّسُلُ كُلُوا۟ مِنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَٱعْمَلُوا۟ صَٰلِحًا إِنِّى بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ

    yâ eyyühe-rrusülü külû mine-ṭṭayyibâti va`melû ṣâliḥâ. innî bimâ ta`melûne `alîm.

    Erhan Aktaş

    Ey Resuller! Helal ve temiz şeylerden yiyin. Ve salihatı yapın. Kuşkusuz yaptığınız şeyleri bilirim.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 51. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 52. ayet. وَإِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَأَنَا۠ رَبُّكُمْ فَٱتَّقُونِ

    veinne hâẕihî ümmetüküm ümmetev vâḥidetev veenâ rabbüküm fetteḳûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 52. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 53. ayet. فَتَقَطَّعُوٓا۟ أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ زُبُرًا كُلُّ حِزْبٍۭ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ

    feteḳaṭṭa`û emrahüm beynehüm zübürâ. küllü ḥizbim bimâ ledeyhim feriḥûn.

    Erhan Aktaş

    Sonra işlerini aralarında parça parça ettiler. Her bir grup kendine olanla yetinmektedir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 53. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 54. ayet. فَذَرْهُمْ فِى غَمْرَتِهِمْ حَتَّىٰ حِينٍ

    feẕerhüm fî gamratihim ḥattâ ḥîn.

    Erhan Aktaş

    Artık onları belli bir süreye kadar aymazlıkları ile baş başa bırak!

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 54. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 55. ayet. أَيَحْسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِۦ مِن مَّالٍ وَبَنِينَ

    eyaḥsebûne ennemâ nümiddühüm bihî mim mâliv vebenîn.

    Erhan Aktaş

    Mal ve oğullarla onlara iyilik yaptığımızı mı sanıyorlar?

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 55. ayet

  12. Mü'minûn suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 56. ayet. نُسَارِعُ لَهُمْ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ بَل لَّا يَشْعُرُونَ

    nüsâri`u lehüm fi-lḫayrât. bel lâ yeş`urûn.

    Erhan Aktaş

    Hayırlarını çabuklaştırdığımızı mı sanıyorlar? Hayır, gerçeği kavrayacak bilinçte değiller.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 56. ayet

Hayır işlerine koşuşanlar 57–62

  1. Mü'minûn suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 57. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ هُم مِّنْ خَشْيَةِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ

    inne-lleẕîne hüm min ḫaşyeti rabbihim müşfiḳûn.

    Erhan Aktaş

    Rabb'lerine karşı derin saygı duyan kimseler, O'nu incitmekten çekinirler.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 57. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 58. ayet. وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ

    velleẕîne hüm biâyâti rabbihim yü'minûn.

    Erhan Aktaş

    Onlar, Rabb'lerinin ayetlerine inanırlar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 58. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 59. ayet. وَٱلَّذِينَ هُم بِرَبِّهِمْ لَا يُشْرِكُونَ

    velleẕîne hüm birabbihim lâ yüşrikûn.

    Erhan Aktaş

    Onlar, Rabb'lerine şirk dipnot 1 koşmazlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şirk: Allah'ın; yetki, nitelik ve imtiyazlarını, O'nun yanı sıra soyut ya da somut başka birilerine -Nebilere, alimlere, mürşidlere, kişi ve kurumlara- vermek demektir. Allah'a ait; -gaybı bilmek, dinde hüküm koymak, şefaat etmek, yol göstermek gibi- nitelikleri Allah'ın yanı sıra başka bir varlıkta görmektir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 59. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 60. ayet. وَٱلَّذِينَ يُؤْتُونَ مَآ ءَاتَوا۟ وَّقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ أَنَّهُمْ إِلَىٰ رَبِّهِمْ رَٰجِعُونَ

    velleẕîne yü'tûne mâ âtev veḳulûbühüm veciletün ennehüm ilâ rabbihim râci`ûn.

    Erhan Aktaş

    Rabb'lerine döneceklerinin bilinciyle, derin bir saygı içinde vermeleri gerekenleri verirler.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 60. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 61. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَهُمْ لَهَا سَٰبِقُونَ

    ülâike yüsâri`ûne fi-lḫayrâti vehüm lehâ sâbiḳûn.

    Erhan Aktaş

    İşte onlar, hayırlarda yarışırlar ve onda öncülük ederler.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 61. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 62. ayet. وَلَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا وَلَدَيْنَا كِتَٰبٌ يَنطِقُ بِٱلْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

    velâ nükellifü nefsen illâ vus`ahâ veledeynâ kitâbüy yenṭiḳu bilḥaḳḳi vehüm lâ yużlemûn.

    Erhan Aktaş

    Hiç kimseyi gücünün yettiğinden fazlasıyla sorumlu tutmayız. Nezdimizde gerçeği söyleyen bir kitap vardır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 62. ayet

Kalplerin gafleti ve gelen azap 63–77

  1. Mü'minûn suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 63. ayet. بَلْ قُلُوبُهُمْ فِى غَمْرَةٍ مِّنْ هَٰذَا وَلَهُمْ أَعْمَٰلٌ مِّن دُونِ ذَٰلِكَ هُمْ لَهَا عَٰمِلُونَ

    bel ḳulûbühüm fî gamratim min hâẕâ velehüm a`mâlüm min dûni ẕâlike hüm lehâ `âmilûn.

    Erhan Aktaş

    Fakat onların kalpleri dipnot 1 bundan gaflet dipnot 2 içindedir. Onlar, başka işlerle dipnot 3 uğraşıp durmaktadırlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlahi cevher. İdrak etmenin, düşüncenin merkezi. Kur'an'da kalp, düşünme, akletme, anlama, kavrama, şeylerin hakikatini bilme melekesi/yetisi anlamında kullanılmaktadır. Kur'an'da akletme/düşünme fiili kalbe ait olarak görülmüş; düşünmenin ve anlamanın kalbin bir işlevi olduğu belirtilmiştir. Kalp, bu özelliklerinden dolayı ilahi hitaba muhataptır, yükümlü ve sorumludur. Son yıllarda kalp ile beyin arasındaki iletişim üzerine yapılan bilimsel çalışmalarda kalbin beyin fonksiyonlarını etkilediğine dair bulgular elde edilmiştir. Tıpkı göz, kulak vs. ile beyin arasındaki iletişim gibi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu gerçekliğe karşı aymazlık içindedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bir kalıcılığı olmayan, önemsiz, boş.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 63. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 64. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذْنَا مُتْرَفِيهِم بِٱلْعَذَابِ إِذَا هُمْ يَجْـَٔرُونَ

    ḥattâ iẕâ eḫaẕnâ mütrafîhim bil`aẕâbi iẕâ hüm yec'erûn.

    Erhan Aktaş

    Nihayet varlıklılarını azapla yakaladığımızda, hemen feryat etmeye başlarlar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 64. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 65. ayet. لَا تَجْـَٔرُوا۟ ٱلْيَوْمَ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ

    lâ tec'erü-lyevme inneküm minnâ lâ tünṣarûn.

    Erhan Aktaş

    Bugün boşuna feryat etmeyin. Kesinlikle Bize karşı size yardım olunmaz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 65. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 66. ayet. قَدْ كَانَتْ ءَايَٰتِى تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَكُنتُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَٰبِكُمْ تَنكِصُونَ

    ḳad kânet âyâtî tütlâ `aleyküm feküntüm `alâ a`ḳâbiküm tenkisûn.

    Erhan Aktaş

    Vaktinde ayetlerimiz size okunduğunda siz onları hiçe sayıyordunuz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 66. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 67. ayet. مُسْتَكْبِرِينَ بِهِۦ سَٰمِرًا تَهْجُرُونَ

    müstekbirîne bih. sâmiran tehcürûn.

    Erhan Aktaş

    Ayetlerime karşı büyüklük taslayarak, geceleri toplanıp saçma sapan değerlendirmeler yapıyordunuz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 67. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 68. ayet. أَفَلَمْ يَدَّبَّرُوا۟ ٱلْقَوْلَ أَمْ جَآءَهُم مَّا لَمْ يَأْتِ ءَابَآءَهُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

    efelem yeddebberü-lḳavle em câehüm mâ lem ye'ti âbâehümü-l'evvelîn.

    Erhan Aktaş

    Onlar, hala sözün dipnot 1 üzerinde düşünmüyorlar mı? Yoksa onlara, atalarına gelmemiş bir şey mi geldi?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'ın.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 68. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 69. ayet. أَمْ لَمْ يَعْرِفُوا۟ رَسُولَهُمْ فَهُمْ لَهُۥ مُنكِرُونَ

    em lem ya`rifû rasûlehüm fehüm lehû münkirûn.

    Erhan Aktaş

    Yoksa Resul'lerinin nasıl birisi olduğunu bilmiyorlar da onun için mi onu reddediyorlar?

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 69. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 70. ayet. أَمْ يَقُولُونَ بِهِۦ جِنَّةٌۢ بَلْ جَآءَهُم بِٱلْحَقِّ وَأَكْثَرُهُمْ لِلْحَقِّ كَٰرِهُونَ

    em yeḳûlûne bihî cinneh. bel câehüm bilḥaḳḳi veekŝeruhüm lilḥaḳḳi kârihûn.

    Erhan Aktaş

    Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır, onlara, Hakk ile geldi. Ne var ki onların çoğu Hakk'tan hoşlanmıyorlar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 70. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 71. ayet. وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلْحَقُّ أَهْوَآءَهُمْ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ بَلْ أَتَيْنَٰهُم بِذِكْرِهِمْ فَهُمْ عَن ذِكْرِهِم مُّعْرِضُونَ

    velevi-ttebe`a-lḥaḳḳu ehvâehüm lefesedeti-ssemâvâtü vel'arḍu vemen fîhinn. bel eteynâhüm biẕikrihim fehüm `an ẕikrihim mü`riḍûn.

    Erhan Aktaş

    Eğer Hakk dipnot 1 onların hevalarına dipnot 2 göre belirlenseydi gökler, yer ve onların içindekiler bozguna uğrardı. Hayır, faydalarına olacak zikirlerini dipnot 3 getirdik. Ne var ki onlar faydalarına olan zikirden dipnot 3 yüz çevirenlerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçekliği mutlak doğru olan. Gerçeği kesin olarak bildiren mesaj, hakikat.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tutkularına, beklentilerine, arzularına.
    3. metne dön, dipnot 3
      Öğüt, Kur'an, Hatırlatma.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 71. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 72. ayet. أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ خَرْجًا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَهُوَ خَيْرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

    em tes'elühüm ḫarcen feḫarâcü rabbike ḫayr. vehüve ḫayru-rrâziḳîn.

    Erhan Aktaş

    Yoksa onlardan bir karşılık mı bekliyorsun? Rabb'inin vereceği karşılık daha hayırlıdır. O rızıklandıranların en hayırlısıdır.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 72. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 73. ayet. وَإِنَّكَ لَتَدْعُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    veinneke leted`ûhüm ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz sen onları dosdoğru bir yola çağırıyorsun.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 73. ayet

  12. Mü'minûn suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 74. ayet. وَإِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَٰطِ لَنَٰكِبُونَ

    veinne-lleẕîne lâ yü'minûne bil'âḫirati `ani-ṣṣirâṭi lenâkibûn.

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz ahirete inanmayanlar, bu doğru yoldan sapanlardır.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 74. ayet

  13. Mü'minûn suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 75. ayet. وَلَوْ رَحِمْنَٰهُمْ وَكَشَفْنَا مَا بِهِم مِّن ضُرٍّ لَّلَجُّوا۟ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

    velev raḥimnâhüm vekeşefnâ mâ bihim min ḍurril leleccû fî ṭugyânihim ya`mehûn.

    Erhan Aktaş

    Onlara, rahmet edip sıkıntılarını gidersek, yine de azgınlıklarına devam ederler.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 75. ayet

  14. Mü'minûn suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 76. ayet. وَلَقَدْ أَخَذْنَٰهُم بِٱلْعَذَابِ فَمَا ٱسْتَكَانُوا۟ لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ

    veleḳad eḫaẕnâhüm bil`aẕâbi feme-stekânû lirabbihim vemâ yeteḍarra`ûn.

    Erhan Aktaş

    Ant olsun, onları azap ile yakaladık. dipnot 1 Ancak Rabbleri için uslanmadılar ve tedarruda dipnot 2 bulunmadılar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Daha önce verdiğimiz sıkıntılarla.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın yüceliği karşısında küçülerek, basitliğinin, muhtaçlığının bilincinde olarak, acziyetini ifade ederek tevazu üstüne tevazu göstererek istekte bulunmak.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 76. ayet

  15. Mü'minûn suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 77. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا ذَا عَذَابٍ شَدِيدٍ إِذَا هُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ

    ḥattâ iẕâ fetaḥnâ `aleyhim bâben ẕâ `aẕâbin şedîdin iẕâ hüm fîhi müblisûn.

    Erhan Aktaş

    Ne var ki üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bütün ümitleri boşa çıkacaktır.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 77. ayet

Kulak, göz ve gönül; "Allah'ındır diyecekler" 78–92

  1. Mü'minûn suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 78. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

    vehüve-lleẕî enşee lekümü-ssem`a vel'ebṣâra vel'ef'ideh. ḳalîlem mâ teşkürûn.

    Erhan Aktaş

    Size; işitme, görme ve ef'ide dipnot 1 veren O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz dipnot 2 ?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, "ef'ide," tekili "fuad. Fuad, bilmeyi sağlayan öğelerden biri olup idrak etmek, algılamak, düşünmek, akıl yürütmek, gönül, yararlı olmak, bir şeye ilgi duymak gibi işlev ve yetenek anlamına gelmektedir. Fuad, kalbin işlevlerinden birisidir. Fuad, bir uzuv değil, bir uzvun görevidir; duyular yolu ile ortaya çıkan idraktir. Fuad, İnsana verilen; sezme, anlama ve bir şeyin mahiyetini kavrama nimetidir. Kelime anlamı olarak, şiddetli sıcaklık, kızartmak, etin kızartılması, sıcak köz üzerinde ekmeğin yapılması demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şükür, "karşılık vermek" demektir. Şükür, "sözle ifade edilen bir şey değildir." Kim Allah'a şükretmek istiyorsa, Allah'ın kendisine verdiği her şeyin karşılığını vermelidir. Allah'ın verdiği nimetlerden ihtiyaç sahiplerini yararlandırmalıdır. Örneğin malın şükrü infaktır, Canın/hayatın şükrü Allah'a kulluk yapmaktır, aklın şükrü teslim olmaktır vb.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 78. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 79. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى ذَرَأَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

    vehüve-lleẕî ẕera'eküm fi-l'arḍi veileyhi tuḥşerûn.

    Erhan Aktaş

    Sizi yeryüzünde çoğaltan O'dur. Ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 79. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 80. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱخْتِلَٰفُ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    vehüve-lleẕî yuḥyî veyümîtü velehu-ḫtilâfü-lleyli vennehâr. efelâ ta`ḳilûn.

    Erhan Aktaş

    Hayat veren de öldüren de O'dur. Gece ve gündüzün oluşması O'nun yasalarına göredir. Siz hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 80. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 81. ayet. بَلْ قَالُوا۟ مِثْلَ مَا قَالَ ٱلْأَوَّلُونَ

    bel ḳâlû miŝle mâ ḳâle-l'evvelûn.

    Erhan Aktaş

    Ancak onlar öncekilerin dediklerinin aynısını dediler.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 81. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 82. ayet. قَالُوٓا۟ أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

    ḳâlû eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev ve`iżâmen einnâ lemeb`ûŝûn.

    Erhan Aktaş

    Dediler ki: "Ölüp de toprak ve kemik yığını olduktan sonra mı diriltileceğiz?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 82. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 83. ayet. لَقَدْ وُعِدْنَا نَحْنُ وَءَابَآؤُنَا هَٰذَا مِن قَبْلُ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    leḳad vu`idnâ naḥnü veâbâünâ hâẕâ min ḳablü in hâẕâ illâ esâṭîru-l'evvelîn.

    Erhan Aktaş

    "Ant olsun ki bize yapılan bu uyarı, daha önce atalarımıza da yapılmıştı. Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 83. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 84. ayet. قُل لِّمَنِ ٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهَآ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    ḳul limeni-l'arḍu vemen fîhâ in küntüm ta`lemûn.

    Erhan Aktaş

    De ki: "Söyleyin bakalım, yeryüzü ve onda bulunanlar kime aittir?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 84. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 85. ayet. سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

    seyeḳûlûne lillâh. ḳul efelâ teẕekkerûn.

    Erhan Aktaş

    "Allah'a aittir." diyecekler. De ki: "Hala öğüt almayacak mısınız?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 85. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 86. ayet. قُلْ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلسَّبْعِ وَرَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ

    ḳul mer rabbü-ssemâvâti-sseb`i verabbü-l`arşi-l`ażîm.

    Erhan Aktaş

    De ki: "Yedi göğün ve muazzam arşın dipnot 1 Rabb'i kimdir?"

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evrenin yöneticisi, düzenleyicisi, koruyucusu ve egemeni.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 86. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 87. ayet. سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَتَّقُونَ

    seyeḳûlûne lillâh. ḳul efelâ tetteḳûn.

    Erhan Aktaş

    "Allah'tır." diyecekler. De ki: "O halde takva sahibi olmayacak mısınız?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 87. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 88. ayet. قُلْ مَنۢ بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    ḳul mem biyedihî melekûtü külli şey'iv vehüve yücîru velâ yücâru `aleyhi in küntüm ta`lemûn.

    Erhan Aktaş

    Sor bakalım: "Evrenin egemenliğine sahip olan, koruyup gözeten ve kendisine karşı kimsenin korunamayacağı kimdir? Biliyorsanız söyleyin!"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 88. ayet

  12. Mü'minûn suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 89. ayet. سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ فَأَنَّىٰ تُسْحَرُونَ

    seyeḳûlûne lillâh. ḳul feennâ tüsḥarûn.

    Erhan Aktaş

    "Allah'tır." diyecekler. De ki: "Öyleyse nasıl oluyor da aldanıyorsunuz?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 89. ayet

  13. Mü'minûn suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 90. ayet. بَلْ أَتَيْنَٰهُم بِٱلْحَقِّ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

    bel eteynâhüm bilḥaḳḳi veinnehüm lekâẕibûn.

    Erhan Aktaş

    Oysa onlara Hakk'ı sunuyoruz. Onlar ise kesinlikle yalanlamaktadırlar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 90. ayet

  14. Mü'minûn suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 91. ayet. مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدٍ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنْ إِلَٰهٍ إِذًا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَٰهٍۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

    me-tteḫaẕe-llâhü miv velediv vemâ kâne me`ahû min ilâhin iẕel leẕehebe küllü ilâhim bimâ ḫaleḳa vele`alâ ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍ. sübḥâne-llâhi `ammâ yeṣifûn.

    Erhan Aktaş

    Allah, çocuk edinmemiştir. Ve O'nun yanı sıra bir ilah daha yoktur. Eğer olsaydı her ilah kendi yarattığı ile birlikte hareket eder ve kimisi kimisine üstün olurdu. Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uzaktır, arınıktır.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 91. ayet

  15. Mü'minûn suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 92. ayet. عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    `âlimi-lgaybi veşşehâdeti fete`âlâ `ammâ yüşrikûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 92. ayet

Dua ve sığınma 93–98

  1. Mü'minûn suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 93. ayet. قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّى مَا يُوعَدُونَ

    ḳur rabbi immâ türiyennî mâ yû`adûn.

    Erhan Aktaş

    De ki: "Rabb'im! Eğer onlara uyarısı yapılan azabı bana göstereceksen;"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 93. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 94. ayet. رَبِّ فَلَا تَجْعَلْنِى فِى ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    rabbi felâ tec`alnî fi-lḳavmi-żżâlimîn.

    Erhan Aktaş

    "Rabb'im! Beni, o zalim halk içinde bırakma."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 94. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 95. ayet. وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَٰدِرُونَ

    veinnâ `alâ en nüriyeke mâ ne`idühüm leḳâdirûn.

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz onları uyardığımız şeylere seni tanık yapmaya gücümüz yeter.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 95. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 96. ayet. ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ ٱلسَّيِّئَةَ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَصِفُونَ

    idfa` billetî hiye aḥsenü-sseyyieh. naḥnü a`lemü bimâ yeṣifûn.

    Erhan Aktaş

    Kötülüğü en iyi şekilde sav. Biz, yakıştırmakta oldukları şeyleri çok iyi biliyoruz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 96. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 97. ayet. وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَٰطِينِ

    veḳur rabbi e`ûẕü bike min hemezâti-şşeyâṭîn.

    Erhan Aktaş

    De ki: "Rabb'im! Şeytanların dipnot 1 etkilemelerinden Sana sığınırım."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytanın kelime anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikat'ten uzak olan, Hakk'a, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 97. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 98. ayet. وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ

    vee`ûẕü bike rabbi ey yaḥḍurûn.

    Erhan Aktaş

    "Rabbim! Benimle yakınlık kurmalarından Sana sığınırım."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 98. ayet

Ölüm, berzah, sûr ve hesap 99–118

  1. Mü'minûn suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 99. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَهُمُ ٱلْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ٱرْجِعُونِ

    ḥattâ iẕâ câe eḥadehümü-lmevtü ḳâle rabbi-rci`ûn.

    Erhan Aktaş

    Onlardan birine ölüm geldiği zaman, "Rabb'im beni hayata geri döndür." der.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 99. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 100. ayet. لَعَلِّىٓ أَعْمَلُ صَٰلِحًا فِيمَا تَرَكْتُ كَلَّآ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَا وَمِن وَرَآئِهِم بَرْزَخٌ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

    le`allî a`melü ṣâliḥan fîmâ teraktü kellâ. innehâ kelimetün hüve ḳâilühâ. vemiv verâihim berzeḫun ilâ yevmi yüb`aŝûn.

    Erhan Aktaş

    Böylece ihmal ettiğim salih dipnot 1 işleri yaparım. Hayır! Kuşkusuz onun söylediği kesinlikle boş bir sözden ibarettir. Onların tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında dipnot 2 bir berzah dipnot 3 vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötülükle mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst ve seçkin.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dünyaya dönüşlerini imkansız kılan.
    3. metne dön, dipnot 3
      Engel, perde.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 100. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 101. ayet. فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ

    feiẕâ nüfiḫa fi-ṣṣûri felâ ensâbe beynehüm yevmeiẕiv velâ yetesâelûn.

    Erhan Aktaş

    Sura üfürüldüğü gün, artık ailenin, akrabanın bir yararı yoktur. Birbirlerinden soramazlar!

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 101. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 102. ayet. فَمَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    femen ŝeḳulet mevâzînühû feülâike hümü-lmüfliḥûn.

    Erhan Aktaş

    Kimlerin tartısı ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 102. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 103. ayet. وَمَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فِى جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ

    vemen ḫaffet mevâzînühû feülâike-lleẕîne ḫasirû enfüsehüm fî cehenneme ḫâlidûn.

    Erhan Aktaş

    Ve kimin tartısı hafif gelirse, işte onlar kendilerine yazık edenlerdir; Cehennem'de sürekli kalıcıdırlar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 103. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 104. ayet. تَلْفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمْ فِيهَا كَٰلِحُونَ

    telfeḥu vucûhehümü-nnâru vehüm fîhâ kâliḥûn.

    Erhan Aktaş

    Ateş yüzlerini yalar ve onlar, orada acıyla somurtup kalırlar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 104. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 105. ayet. أَلَمْ تَكُنْ ءَايَٰتِى تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

    elem tekün âyâtî tütlâ `aleyküm feküntüm bihâ tükeẕẕibûn.

    Erhan Aktaş

    "Ayetlerim size okunduğunda; onları yalanlayanlar siz değil miydiniz?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 105. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 106. ayet. قَالُوا۟ رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْمًا ضَآلِّينَ

    ḳâlû rabbenâ galebet `aleynâ şiḳvetünâ vekünnâ ḳavmen ḍâllîn.

    Erhan Aktaş

    Dediler ki: "Rabb'imiz! Azgınlığımıza yenilen sapkın bir halktık."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 106. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 107. ayet. رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا مِنْهَا فَإِنْ عُدْنَا فَإِنَّا ظَٰلِمُونَ

    rabbenâ aḫricnâ minhâ fein `udnâ feinnâ żâlimûn.

    Erhan Aktaş

    "Rabb'imiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha aynısını yaparsak zalim olduğumuz kesinleşmiş olur."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 107. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 108. ayet. قَالَ ٱخْسَـُٔوا۟ فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ

    ḳâle-ḫseû fîhâ velâ tükellimûn.

    Erhan Aktaş

    Dedi ki: "Sinin orada! Ben'den boşuna bir şey istemeyin!"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 108. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 109. ayet. إِنَّهُۥ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْ عِبَادِى يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    innehû kâne ferîḳum min `ibâdî yeḳûlûne rabbenâ âmennâ fagfir lenâ verḥamnâ veente ḫayru-rrâḥimîn.

    Erhan Aktaş

    Gerçek şu ki, kimi kullarım: "Rabb'imiz! Biz iman ettik; bizi bağışla, bize merhamet et, merhametlilerin en iyisi sensin." diyorlardı.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 109. ayet

  12. Mü'minûn suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 110. ayet. فَٱتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوْكُمْ ذِكْرِى وَكُنتُم مِّنْهُمْ تَضْحَكُونَ

    fetteḫaẕtümûhüm siḫriyyen ḥattâ ensevküm ẕikrî veküntüm minhüm taḍḥakûn.

    Erhan Aktaş

    "Siz ise onları alaya aldınız; öyle ki Benim öğütlerimi kulak ardı ettiniz. Onların haline gülüyordunuz."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 110. ayet

  13. Mü'minûn suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 111. ayet. إِنِّى جَزَيْتُهُمُ ٱلْيَوْمَ بِمَا صَبَرُوٓا۟ أَنَّهُمْ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ

    innî cezeytühümü-lyevme bimâ ṣaberû ennehüm hümü-lfâizûn.

    Erhan Aktaş

    "Gerçek şu ki, bugün onlara sabretmelerinin karşılığını verdim. Onlar kazançlı çıkanlardır."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 111. ayet

  14. Mü'minûn suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 112. ayet. قَٰلَ كَمْ لَبِثْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ عَدَدَ سِنِينَ

    ḳâle kem lebiŝtüm fi-l'arḍi `adede sinîn.

    Erhan Aktaş

    Allah: "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" dedi.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 112. ayet

  15. Mü'minûn suresi, 113. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 113. ayet. قَالُوا۟ لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ فَسْـَٔلِ ٱلْعَآدِّينَ

    ḳâlû lebiŝnâ yevmen ev ba`ḍa yevmin fes'eli-l`âddîn.

    Erhan Aktaş

    "Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. Hesabını tutanlara sor!" dediler.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 113. ayet

  16. Mü'minûn suresi, 114. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 114. ayet. قَٰلَ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا لَّوْ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    ḳâle il lebiŝtüm illâ ḳalîlel lev enneküm küntüm ta`lemûn.

    Erhan Aktaş

    "Sadece az bir süre kaldınız. Keşke o zaman bunu kavramış olsaydınız." dedi.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 114. ayet

  17. Mü'minûn suresi, 115. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 115. ayet. أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَٰكُمْ عَبَثًا وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ

    efeḥasibtüm ennemâ ḫalaḳnâküm `abeŝev veenneküm ileynâ lâ türce`ûn.

    Erhan Aktaş

    "Yoksa sizi boş yere yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 115. ayet

  18. Mü'minûn suresi, 116. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 116. ayet. فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلْمَلِكُ ٱلْحَقُّ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْكَرِيمِ

    fete`âle-llâhü-lmelikü-lḥaḳḳ. lâ ilâhe illâ hû. rabbü-l`arşi-lkerîm.

    Erhan Aktaş

    "Şunu bilin ki, gerçek egemenlik sahibi olan Allah, çok yücedir. O'ndan başka ilah yoktur. O şerefli arşın dipnot 1 Rabb'idir."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arş, egemenlik ve güç makamı demektir. Tüm evrenin tek ve mutlak sahibi, tek yöneticisi, tek hükümranı ve gücü.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 116. ayet

  19. Mü'minûn suresi, 117. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 117. ayet. وَمَن يَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ لَا بُرْهَٰنَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنَّمَا حِسَابُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦٓ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلْكَٰفِرُونَ

    vemey yed`u me`a-llâhi ilâhen âḫara lâ bürhâne lehû bihî feinnemâ ḥisâbühû `inde rabbih. innehû lâ yüfliḥu-lkâfirûn.

    Erhan Aktaş

    Her kim, hakkında hiçbir burhan dipnot 1 olmadığı halde, Allah'ın yanı sıra başka bir ilahtan istekte bulunursa, bilsin ki onun hesabı yalnızca Rabb'ine aittir. Kuşku yok ki Kafirler kurtuluşa eremezler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlahi rehberlik. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 117. ayet

  20. Mü'minûn suresi, 118. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 118. ayet. وَقُل رَّبِّ ٱغْفِرْ وَٱرْحَمْ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    veḳur rabbi-gfir verḥam veente ḫayru-rrâḥimîn.

    Erhan Aktaş

    Ve de ki: "Rabb'im! Bağışla ve merhamet et. Sen merhametlilerin en hayırlısısın."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 118. ayet