Mü'minûn suresi · 78–92. ayetler

Kulak, göz ve gönül; "Allah'ındır diyecekler"

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mü'minûn suresi, 78. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 78. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Halbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

    Mehmet Okuyan

    O, sizin için işitme (duyusu), gözler ve kalpler yaratandır. Ne kadar da azınız şükrediyor!

    Mustafa İslamoğlu

    İmdi sizi işitme, görme ve düşünme yeteneğiyle inşa eden O'dur: ne kadar da azınız şükrediyor!

    Muhammed Esed

    (Ey İnsanlar! Rabbinizin mesajlarına kulak verin,) çünkü, sizi işitme duyusuyla, görme duyusuyla, düşünme, hissetme yeteneğiyle donatan O'dur; (yine de) ne kadar az şükrediyorsunuz!

    Ahmed Hulusi

    "HU"dur ki; sizin için sem' (algılama melekesi), basarlar (gözler) ve fuadlar (Esma mana özelliklerini şuura yansıtıcılar - kalp nöronları) inşa etti. . . Ne az şükrediyorsunuz!

    Ali Bulaç

    O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz.

    Ali Özek ve heyeti

    O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne de az şükrediyorsunuz!

    Ali Rıza Safa

    Çünkü O, sizi yaratmış; duyma yetisi, gözler ve duygular vermiştir. Ne denli az şükrediyorsunuz?

    Bayraktar Bayraklı

    Oysa, sizin için kulaklar, gözler ve gönüller var eden O'dur. Ne de az şükrediyorsunuz!

    Edip Yüksel

    O'dur sizin için işitme, görme duyularını ve beyinler yaratan. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O'dur sizin için işitme, görme duyularını ve beyinler yaratan. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Halbuki, sizin için o kulağı, o gözleri ve o gönülleri yaratan O'dur. Siz, pek az şükrediyorsunuz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Halbuki sizin için o kulağı, o gözleri, o Gönülleri inşa eden o siz, pek az şükrediyorsunuz

    Erhan Aktaş

    Size; işitme, görme ve ef'ide dipnot 1 veren O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz dipnot 2 ?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, "ef'ide," tekili "fuad. Fuad, bilmeyi sağlayan öğelerden biri olup idrak etmek, algılamak, düşünmek, akıl yürütmek, gönül, yararlı olmak, bir şeye ilgi duymak gibi işlev ve yetenek anlamına gelmektedir. Fuad, kalbin işlevlerinden birisidir. Fuad, bir uzuv değil, bir uzvun görevidir; duyular yolu ile ortaya çıkan idraktir. Fuad, İnsana verilen; sezme, anlama ve bir şeyin mahiyetini kavrama nimetidir. Kelime anlamı olarak, şiddetli sıcaklık, kızartmak, etin kızartılması, sıcak köz üzerinde ekmeğin yapılması demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şükür, "karşılık vermek" demektir. Şükür, "sözle ifade edilen bir şey değildir." Kim Allah'a şükretmek istiyorsa, Allah'ın kendisine verdiği her şeyin karşılığını vermelidir. Allah'ın verdiği nimetlerden ihtiyaç sahiplerini yararlandırmalıdır. Örneğin malın şükrü infaktır, Canın/hayatın şükrü Allah'a kulluk yapmaktır, aklın şükrü teslim olmaktır vb.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Size; işitme, görme ve ef'ide dipnot 1 veren O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz? dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fuadın çoğulu. Fuad, bilmeyi sağlayan öğelerden biri olup idrak etme, algılama, düşünme, akıl yürütme, gönül, yararlı olmak, bir şeye ilgi duymak gibi işlev ve yetenek anlamına gelmektedir. Fuad için kalbin işlevlerinden birisidir denebilir. Fuad, bir uzuv değil, bir uzvun görevidir; duyular yolu ile ortaya çıkan idraktir. Fuad, insana verilen bir nimettir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şükür, "sözle teşekkür etmek" değildir. Şükür, Allah'ın verdiği her türlü nimettin karşılığı olarak o nimetten ihtiyaç sahiplerini yararlandırmaktır. Yani nimetlerin karşılığını vermektir. Örneğin malın şükrü infaktır. " İneğin yediği ota karşılık süt vermesi onun şükrüdür."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Size; işitme, görme ve düşünme özelliği veren O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz? dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şükür, karşılık vermek demektir. Allah'a şükretmek demek; Allah'ın verdiği nimetlerin karşılığını, Allah'ın rızasına uygun şekilde kullanmak demektir. Örneğin bir hayvanın şükretmesi, yediği otu süte ve ete dönüştürmesidir; bir ağacın verdiği meyve onun şükrüdür.

    Gültekin Onan

    O, sizin için kulakları, gözleri ve yürekleri (efideh) inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz.

    Hasan Basri Çantay

    O, sizin için o kulakları, o gözleri, o gönülleri yaratandır. (Böyle iken) ne az şükredersiniz!

    İbni Kesir

    Sizin için kulaklar, gözler ve kalbler var eden O'dur. Ne de az şükrediyorsunuz.

    Mehmet Alagaş

    (68-78) Bu sözü hiç düşünmediniz mi? evvelki babalarınıza gelmeyen biri mi geldi size? Yahut Resullerini tanıyamadılar mı? O’nu inkâr ediyorlar / tanımıyorlar yahut onda bir cinnet hali var mı diyorlar? bilakis O, onlara gerçek ile geldi, çoğunuz / ekseriniz haktan hoşlanmıyorsunuz / kerih buluyorsunuz , eğer hak, onların keyiflerine uysaydı semalarda, yerde ve bu ikisi arasında kim varsa bozulurdu / ifsat olurdu, bilakis onlara hatırlamaları gereken şeyleri verdik, onlar hatırlatıcı kitaplarından sırt çeviriyorlar yahut onlara bir ücret / haraç mı soruyorsun? Rabbinin karşılığ ı / haracı daha hayırlıdır ve O rızık verenlerin hayırlısıdır, muhakkak ki sen onları dosdoğru yola çağırıyorsun, Ahirete iman etmeyenler ise yoldan sapıyorlar. Eğer ki onlara acısak ve uğradıkları zararı onlardan gidersek taşkınlıkları / tuğyanlarında bocalamaya devam ederler. Kesin olan şu ki, onları azap ile yakaladık Rableri için olmuyorlar (kendilerine yahut başkalarına ait oluyorlar) ve yalvarmıyorlardı. Onlara şiddetli azabın kapılarını açtığımızda onda ümitsiz oluyorlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sizin için kulaklar, gözler ve kalpler var eden O’dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

    Süleyman Ateş

    O'dur ki, sizin için o kulağı, o gözleri ve gönülleri inşa etti. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halbuki sizler için dinleme, görme ve gönül yeteneği veren odur. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

    Şaban Britch

    Sizin için kulaklar, gözler ve gönüller vareden O’dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

    Şaban Piriş

    Sizin için kulaklar, gözler ve gönüller vareden O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah odur ki; sizin için işitme gücü, gözler ve gönüller oluşturdu. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!

  2. Mü'minûn suresi, 79. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 79. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى ذَرَأَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

    Diyanet İşleri

    O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sadece O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Mustafa İslamoğlu

    Sizi yeryüzüne yayan da O'dur, yine O'na döndürüleceksiniz.

    Muhammed Esed

    Sizi çoğaltıp yeryüzüne yayan da O'dur; ve sonunda toplanıp O'na döndürüleceksiniz.

    Ahmed Hulusi

    "HU"dur ki; sizi arzda (bedende) yaratıp çoğalttı. . . O'na haşr olunacaksınız!

    Ali Bulaç

    O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir ve hepiniz yalnızca O'na (döndürülüp) toplanacaksınız.

    Ali Özek ve heyeti

    Sizi yeryüzünde yaratıp yayan da O'dur. Ve yine O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Ali Rıza Safa

    Çünkü O, sizi çoğaltarak yeryüzünde yaymıştır. Ve O'nun karşısında toplanacaksınız.

    Bayraktar Bayraklı

    Sizi yeryüzünde yaratıp,çoğalmanızı sağlayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Edip Yüksel

    O'dur sizi yeryüzüne yerleştiren; O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O'dur sizi yeryüzüne yerleştiren; O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sizi yeryüzünde yaratıp yayan O'dur; hep O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve sizi Arzda yaratıp yayan o, hep ona haşrolunacaksınız

    Erhan Aktaş

    Sizi yeryüzünde çoğaltan O'dur. Ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sizi yeryüzünde çoğaltan O'dur. Ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sizi yeryüzünde çoğaltan O'dur. Ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Gültekin Onan

    O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir ve hepiniz yalnızca O'na (döndürülüp) toplanacaksınız.

    Hasan Basri Çantay

    O, sizi yer (yüzün) de yaratıb türetendir. Hepiniz ancak Ona (dönüb) toplanacaksınız.

    İbni Kesir

    Sizi yeryüzünde yaratıp türeten O'dur. Ve O'nun huzurunda toplanacaksınız

    Mehmet Alagaş

    (79-89) O / Allah sizin için kulaklar gözler ve gönüller yarattı , az şükrediyorsunuz , O sizi yer yüzünde yetiştirendir , O’nda toplanacaksınız, O yaşatır ve öldürür, gece ve gündüzün birbiri ardından gelmesi O’ndandır, akletmiyor musunuz? Evet onlarda evvelkilerin söylediklerini söylediler. “Öldüğümüzde toprak ve kemik olunca biz tekrar mı diriltileceğiz? Bu bize de vaat oldu önceki babalarımıza da vaat oldu (ama herhangi bir şey olduğu yok) öyleyse bu da evvelkilerin efsaneleri / masalları derler. D e ki: Eğer biliy orsanız, arz ve içindekiler kimindir? (Herkes ölüp gittiğine göre buralar kimin?) Diyecekler ki Allah’ındır. (Bir tek O gitmiyor) Peki düşünmüyor musunuz? de. De ki: Yedi semanın ve büyük tahtın Rabbi kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki sakınmaz mısınız? De ki; Her şeyin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) kimin elinde? Eğer biliyorsanız, niyazda bulunulan, kimseye niyazda bulunmayan “O” kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki ne biçim etkileniyorsunuz? / büyüleniyorsunuz? (Yine Allah dediler, her şey Allah’ın, Yönetici de Allah, bunu da biliyorsunuz peki bu haliniz ne?)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sizi yeryüzünde yaratıp yayan da O'dur. Ve yine O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Süleyman Ateş

    O'dur ki, sizi yeryüzünde yaratıp yaydı ve O'na götürüleceksiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Toprağa sizi tohum gibi eken dipnot 1 O'dur. O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (ذرأ)'nin iki anlamı vardır; biri beyaza çalan renk, diğeri tohum atmaktır. Mekayis, ذرأ md.

    Şaban Britch

    Sizi yeryüzünde yaratan O’dur. O’nun huzurunda toplanacaksınız.

    Şaban Piriş

    Sizi yeryüzünde yaratıp, yayan O'dur. O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sizi yeryüzünde yaratıp yayan da O'dur. O'nun huzurunda haşredileceksiniz.

  3. Mü'minûn suresi, 80. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 80. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱخْتِلَٰفُ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    Diyanet İşleri

    O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O'na aittir. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?

    Mustafa İslamoğlu

    Yine O hayat verir ve ölümü takdir eder; gece ve gündüzün birbirinin yerine geçmesi de O'nun eseridir: peki, hala akletmeyecek misiniz?

    Muhammed Esed

    Hayatı bağışlayan ve ölüme hükmeden O'dur; geceyle gündüzün birbirini kovalaması O'nun buyruğuyladır. Öyleyse, artık aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Ahmed Hulusi

    "HU"dur dirilten ve öldüren. . . Gece ve gündüzün dönüşümü O'nun içindir. . . Hala aklınız ermiyor mu?

    Ali Bulaç

    O, yaşatan ve öldürendir; gece ile gündüzün aykırılığı (veya ardarda gelişi) da O'nun (kanunu)dur. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Ali Özek ve heyeti

    Ve O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O’nun eseridir. Hâla aklınızı kullanmaz mısınız?

    Ali Rıza Safa

    Çünkü O, yaşatan ve öldürendir. Gece ve gündüzün birbirini izlemesi de O'nun gözetimindedir. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Bayraktar Bayraklı

    Dirilten de, öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gelmesi de O'nun eseridir. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Edip Yüksel

    O'dur yaşatan ve öldüren; gecenin ve gündüzün değişmesi O'na bağlı. Aklınızı kullanmaz mısınız?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O'dur yaşatan ve öldüren; gecenin ve gündüzün değişmesi O'na bağlı. Aklınızı kullanmaz mısınız?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hayat veren ve öldüren O'dur; gece ile gündüzün değişmesi de O'nun eseridir. Artık akıllanmayacak mısınız?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve o öldüren ve dirilten o, gece ve gündüzün ıhtilafı da hep onun için, artık akıllanmıyacak mısınız

    Erhan Aktaş

    Hayat veren de öldüren de O'dur. Gece ve gündüzün oluşması O'nun yasalarına göredir. Siz hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayat veren de ve öldüren de O'dur. Gece ve gündüzün oluşması O'nun yasalarına göredir. Siz hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayat veren de ve öldüren de O'dur. Gece ve gündüzün oluşması O'nun yasalarına göredir. Niçin aklınızı kullanmıyorsunuz?

    Gültekin Onan

    O, yaşatan ve öldürendir; gece ile gündüzün aykırılığı (veya ardarda gelişi) da O'nun (kanunu)dur. Yine de akletmeyecek misiniz ?

    Hasan Basri Çantay

    O, hem dirilten, hem öldürendir. Gece ile gündüzün ihtilafı da Onun (eseri) dir. Haala aklınızı kullanmayacak mısınız?

    İbni Kesir

    Dirilten de, öldüren de O'dur. Geceyle gündüzün birbiri ardı sıra gelmesi de O'nun emrine bağlıdır. Hala düşünmez misiniz?

    Mehmet Alagaş

    (79-89) O / Allah sizin için kulaklar gözler ve gönüller yarattı , az şükrediyorsunuz , O sizi yer yüzünde yetiştirendir , O’nda toplanacaksınız, O yaşatır ve öldürür, gece ve gündüzün birbiri ardından gelmesi O’ndandır, akletmiyor musunuz? Evet onlarda evvelkilerin söylediklerini söylediler. “Öldüğümüzde toprak ve kemik olunca biz tekrar mı diriltileceğiz? Bu bize de vaat oldu önceki babalarımıza da vaat oldu (ama herhangi bir şey olduğu yok) öyleyse bu da evvelkilerin efsaneleri / masalları derler. D e ki: Eğer biliy orsanız, arz ve içindekiler kimindir? (Herkes ölüp gittiğine göre buralar kimin?) Diyecekler ki Allah’ındır. (Bir tek O gitmiyor) Peki düşünmüyor musunuz? de. De ki: Yedi semanın ve büyük tahtın Rabbi kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki sakınmaz mısınız? De ki; Her şeyin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) kimin elinde? Eğer biliyorsanız, niyazda bulunulan, kimseye niyazda bulunmayan “O” kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki ne biçim etkileniyorsunuz? / büyüleniyorsunuz? (Yine Allah dediler, her şey Allah’ın, Yönetici de Allah, bunu da biliyorsunuz peki bu haliniz ne?)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dirilten de öldüren de O’dur. Gece ve gündüzün art arda gelmesi de O’na aittir. Hâlâ akletmiyor musunuz?

    Süleyman Ateş

    O'dur ki yaşatıyor, öldürüyor. Gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun (eseri)dir. Aklınızı kullanmıyor musunuz?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hayat veren odur; öldüren de o. Gece ile gündüzü farklılaştırma onun işidir. Aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Şaban Britch

    Dirilten de öldüren de O’dur. Gece ve gündüzün ardarda gelmesi de O’na aittir. Hala, akletmiyor musunuz?

    Şaban Piriş

    Dirilten de öldüren de O'dur. Gece ve gündüzün ardarda gelmesi de O'na bağlıdır. Hala, aklınızı kullanmıyor musunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    O hayat veriyor, O öldürüyor. Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişi O'nun için. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

  4. Mü'minûn suresi, 81. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 81. ayet. بَلْ قَالُوا۟ مِثْلَ مَا قَالَ ٱلْأَوَّلُونَ

    Diyanet İşleri

    Hayır onlar, öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler.

    Mehmet Okuyan

    Gerçekte onlar da öncekilerin dedikleri gibi dediler:

    Mustafa İslamoğlu

    Aksine, öncekiler ne dediyse onlar da aynısını söylediler:

    Muhammed Esed

    Hayır, onlar sadece geçip gitmiş insanların söylediği şeyi söylerler:

    Ahmed Hulusi

    Ne var ki, onlar da öncekilerin söylediğinin benzerini söylediler.

    Ali Bulaç

    Hayır; onlar, geçmiştekilerin söylediklerinin benzerini söylediler.

    Ali Özek ve heyeti

    Buna rağmen onlar, öncekilerin dedikleri gibi dediler.

    Ali Rıza Safa

    Hayır! Öncekilerin söylemiş olduklarının tıpkısını söylüyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    "Hayır; yine de öncekilerin dediklerini derler."

    Edip Yüksel

    Ancak onlar, öncekilerin dediklerini tekrarladılar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak onlar, öncekilerin dediklerini tekrarladılar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hayır, öncekilerin dediği gibi dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hayır, evvelkilerin dedikleri gibi dediler

    Erhan Aktaş

    Ancak onlar öncekilerin dediklerinin aynısını dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ancak onlar öncekilerin dediklerinin aynısını dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak onlar öncekilerin dediklerinin aynısını dediler.

    Gültekin Onan

    Hayır; onlar geçmiştekilerin söylediklerinin benzerini söylediler.

    Hasan Basri Çantay

    Hayır, onlar evvelkilerin dediği gibi dediler.

    İbni Kesir

    Hayır, onlar yine de öncekilerin dediklerini derler.

    Mehmet Alagaş

    (79-89) O / Allah sizin için kulaklar gözler ve gönüller yarattı , az şükrediyorsunuz , O sizi yer yüzünde yetiştirendir , O’nda toplanacaksınız, O yaşatır ve öldürür, gece ve gündüzün birbiri ardından gelmesi O’ndandır, akletmiyor musunuz? Evet onlarda evvelkilerin söylediklerini söylediler. “Öldüğümüzde toprak ve kemik olunca biz tekrar mı diriltileceğiz? Bu bize de vaat oldu önceki babalarımıza da vaat oldu (ama herhangi bir şey olduğu yok) öyleyse bu da evvelkilerin efsaneleri / masalları derler. D e ki: Eğer biliy orsanız, arz ve içindekiler kimindir? (Herkes ölüp gittiğine göre buralar kimin?) Diyecekler ki Allah’ındır. (Bir tek O gitmiyor) Peki düşünmüyor musunuz? de. De ki: Yedi semanın ve büyük tahtın Rabbi kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki sakınmaz mısınız? De ki; Her şeyin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) kimin elinde? Eğer biliyorsanız, niyazda bulunulan, kimseye niyazda bulunmayan “O” kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki ne biçim etkileniyorsunuz? / büyüleniyorsunuz? (Yine Allah dediler, her şey Allah’ın, Yönetici de Allah, bunu da biliyorsunuz peki bu haliniz ne?)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Aksine bunlar da öncekilerin dedikleri gibi dediler.

    Süleyman Ateş

    Hayır, onlar da evvelkilerin dedikleri gibi dediler:

    Süleymaniye Vakfı

    Aslında bunlar da tıpkı öncekilerin dediklerini diyorlar:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hayır, bunlar da tıpkı eskiler gibi konuştular:

    Şaban Britch

    Aksine, evvelkilerin dedikleri gibi dediler:

    Şaban Piriş

    Aksine, evvelkilerin dedikleri gibi dediler:

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşin doğrusu şu: Onlar da öncekilerin söylediği gibi söylediler.

  5. Mü'minûn suresi, 82. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 82. ayet. قَالُوٓا۟ أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

    Diyanet İşleri

    Dediler ki: "Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?"

    Mustafa İslamoğlu

    "Ne yani" dediler, "biz ölüp gittikten, toza toprağa karışmış bir iskelet halini aldıktan sonra tekrar mı diriltileceğiz?

    Muhammed Esed

    "Biz öldükten, toza toprağa, kemiğe dönüştükten sonra, yeniden diriltileceğiz, öyle mi?" derler.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Ölüp, toprak ve kemikler olduğumuzda gerçekten yeni bir yapıyla yaşama devam edecek miyiz?"

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Öldüğümüz, bir toprak ve bir kemik olduğumuz zaman, gerçekten biz mi diriltilecek mişiz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Dediler ki: Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik yığını haline gelmişken, mutlaka yeniden diriltileceğiz öyle mi?

    Ali Rıza Safa

    "Öldüğümüz ve toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı? Gerçekten, bize yeniden yaşam mı verilecek?"

    Bayraktar Bayraklı

    - Öncekiler: "Ölüp, toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? Andolsun ki, biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" demişlerdi.

    Edip Yüksel

    Ve şöyle dediler: "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı dirileceğiz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve şöyle dediler: 'Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı dirileceğiz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ki: "ölüp de bir toprak, bir yığın kemik olduğumuz zaman mı, sahi biz mi mutlaka diriltileceğiz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    "Öldüğümüz ve bir türab, bir yığın kemik olduğumuz vakıt mı, cidden biz mi mutlak ba'solunacağız?

    Erhan Aktaş

    Dediler ki: "Ölüp de toprak ve kemik yığını olduktan sonra mı diriltileceğiz?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Dediler ki: "Ölüp de toprak ve kemik yığını olduktan sonra mı diriltileceğiz?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dediler ki: "Ölüp de toprak ve kemik yığını olduktan sonra mı diriltileceğiz?"

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Öldüğümüz, bir toprak ve bir kemik olduğumuz zaman, gerçekten biz mi diriltilecek mişiz?"

    Hasan Basri Çantay

    Onlar "Öldüğümüz ve bir toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, hakıykaten biz mi diriltilib kaldırılacakmışız?" demişlerdi.

    İbni Kesir

    Onlar demişlerdi ki: Ölüp de toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltileceğiz?

    Mehmet Alagaş

    (79-89) O / Allah sizin için kulaklar gözler ve gönüller yarattı , az şükrediyorsunuz , O sizi yer yüzünde yetiştirendir , O’nda toplanacaksınız, O yaşatır ve öldürür, gece ve gündüzün birbiri ardından gelmesi O’ndandır, akletmiyor musunuz? Evet onlarda evvelkilerin söylediklerini söylediler. “Öldüğümüzde toprak ve kemik olunca biz tekrar mı diriltileceğiz? Bu bize de vaat oldu önceki babalarımıza da vaat oldu (ama herhangi bir şey olduğu yok) öyleyse bu da evvelkilerin efsaneleri / masalları derler. D e ki: Eğer biliy orsanız, arz ve içindekiler kimindir? (Herkes ölüp gittiğine göre buralar kimin?) Diyecekler ki Allah’ındır. (Bir tek O gitmiyor) Peki düşünmüyor musunuz? de. De ki: Yedi semanın ve büyük tahtın Rabbi kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki sakınmaz mısınız? De ki; Her şeyin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) kimin elinde? Eğer biliyorsanız, niyazda bulunulan, kimseye niyazda bulunmayan “O” kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki ne biçim etkileniyorsunuz? / büyüleniyorsunuz? (Yine Allah dediler, her şey Allah’ın, Yönetici de Allah, bunu da biliyorsunuz peki bu haliniz ne?)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Ölüp, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman, biz yeniden mi diriltileceğiz?" dediler.

    Süleyman Ateş

    "Öldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı, biz mi diriltileceğiz?" dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki; "Ölüp de toprak ve kemikler haline dönüştükten sonra gerçekten kabirden kalkacağız; öyle mi?"

    Şaban Britch

    Ölüp, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman, biz yeniden mi diriltileceğiz? dediler.

    Şaban Piriş

    -Ölüp, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı, biz yeniden diriltileceğiz? dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler ki: "Ölüp, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı, gerçekten o zaman mı diriltileceğiz?"

  6. Mü'minûn suresi, 83. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 83. ayet. لَقَدْ وُعِدْنَا نَحْنُ وَءَابَآؤُنَا هَٰذَا مِن قَبْلُ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. Bu, öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki bu (tehdit), bize de daha önce atalarımıza da vadedilmişti. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" dipnot 1 demişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Neml 27:68. Bu iki ayet sanıldığı gibi Mekkeli müşriklerin hiçbir şeyden habersiz olmadığını, ataları gibi kendilerinin de bu noktalarda bilgilerinin olduğunu gösteren delillerdir. Bkz. Yâsîn 36:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu bu, bize ve bizden önceki atalarımıza da vaad edilmişti; ne ki bu eskilerin mesajlarından başka bir şey değildir!"

    Muhammed Esed

    "Gerçek şu ki, bize de, bizden önce atalarımıza da aynı şey vaad edilmişti! Eskilerin masallarından başka bir şey değil bu!"

    Ahmed Hulusi

    "Andolsun ki biz de bizden önceki atalarımız da bununla tehdit edildik. Bu eskilerin masallarından başka bir şey değil. "

    Ali Bulaç

    "Andolsun, bu tehdit, bize ve bizden önceki atalarımıza yapılmıştı; bu, geçmişlerin uydurma masallarından başka bir şey değildir."

    Ali Özek ve heyeti

    Hakikaten, gerek bize, gerekse daha önce atalarımıza böyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu geçmiştekilerin masallarından başka bir şey değildir!

    Ali Rıza Safa

    "Gerçek şu ki, bize sözü verilen, daha önce atalarımıza da söylenmişti. Öncekilerin söylencelerinden başka bir şey değil bu!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Öncekiler: "Ölüp, toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? Andolsun ki, biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" demişlerdi.

    Edip Yüksel

    "Bize ve atalarımıza daha önce aynı şey söz verilmişti. Bu, geçmişlerin efsanesinden başka bir şey değildir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bize ve atalarımıza daha önce aynı şey söz verilmişti. Bu, geçmişlerin efsanesinden başka bir şey değildir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yemin ederiz ki, bize de atalarımıza da bundan önce bu va'dolundu; bu eskilerin masallarından başka bir şey değil!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yemin ederiz ki bize de, atalarımıza da bu, bundan evvel va'dolundu, bu eskilerin masallarından başka bir şey değil" dediler

    Erhan Aktaş

    "Ant olsun ki bize yapılan bu uyarı, daha önce atalarımıza da yapılmıştı. Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ant olsun ki bize yapılan bu uyarı, daha önce atalarımıza da yapılmıştı. Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki bize yapılan bu uyarı, daha önce atalarımıza da yapılmıştı. Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir.

    Gültekin Onan

    "Andolsun, bu tehdit, bize ve bizden önceki atalarımıza yapılmıştı; bu, geçmişlerin uydurma masallarından başka bir şey değildir."

    Hasan Basri Çantay

    "Andederiz ki bize de, atalarımıza da daha önce bu va'd olunmuşdur. Bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir".

    İbni Kesir

    Andolsun ki biz, ve daha önce de atalarımız bununla tehdit edilmişti. Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir.

    Mehmet Alagaş

    (79-89) O / Allah sizin için kulaklar gözler ve gönüller yarattı , az şükrediyorsunuz , O sizi yer yüzünde yetiştirendir , O’nda toplanacaksınız, O yaşatır ve öldürür, gece ve gündüzün birbiri ardından gelmesi O’ndandır, akletmiyor musunuz? Evet onlarda evvelkilerin söylediklerini söylediler. “Öldüğümüzde toprak ve kemik olunca biz tekrar mı diriltileceğiz? Bu bize de vaat oldu önceki babalarımıza da vaat oldu (ama herhangi bir şey olduğu yok) öyleyse bu da evvelkilerin efsaneleri / masalları derler. D e ki: Eğer biliy orsanız, arz ve içindekiler kimindir? (Herkes ölüp gittiğine göre buralar kimin?) Diyecekler ki Allah’ındır. (Bir tek O gitmiyor) Peki düşünmüyor musunuz? de. De ki: Yedi semanın ve büyük tahtın Rabbi kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki sakınmaz mısınız? De ki; Her şeyin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) kimin elinde? Eğer biliyorsanız, niyazda bulunulan, kimseye niyazda bulunmayan “O” kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki ne biçim etkileniyorsunuz? / büyüleniyorsunuz? (Yine Allah dediler, her şey Allah’ın, Yönetici de Allah, bunu da biliyorsunuz peki bu haliniz ne?)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu, bize ve atalarımıza daha önce de vadedilmişti. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.

    Süleyman Ateş

    "Andolsun bu tehdid bize de bizden önce atalarımıza da yapıldı. Bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir."

    Süleymaniye Vakfı

    "Bize yapılan bu tehdit daha önce atalarımıza da yapılmıştı. Bu, öncekilerin yalan yanlış yazılarından dipnot 1 başka bir şey değildir dipnot 2 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen esatir (أَسَاطِيرُ) kelimesi, "bir şeye hiza vermek, saf tutturmak" anlamına gelen satr (سطر) kökünden türemiş olan usture (اسطورة) kelimesinin çoğuludur (Müfredat). Satara (سَطَرَ) fiilinin "yazı yazmak" anlamına gelmesi, harflerin hizaya sokulması, anlamlı bir şekilde sıralanması sebebiyledir. Dokuz yerde geçen esatiru'l-evvelin (أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ) ifadesi, Kur'an'da anlatılanların yeni olmadığını, önceki ilahi kitaplarda, diğer kitaplarda, yazıtlarda ya da anlatılarda zaten var olduğunu belirtmek için ayetleri görmezden gelenler tarafından kullanılan alaycı bir ifadedir. Bunu söyleyerek Kur'an'ın önceki ilahi kitapları tasdik etmesini de istismar etmişlerdir (En'am 6/25, Enfal 8/31, Nahl 16/24, Furkan 25/5, Neml 27/68, Ahkaf 46/18, Kalem 68/15, Mutaffifin 83/13).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bize yapılan bu tehdit, daha önce atalarımıza da yapılmış. Bu eskilerin hikayelerinden başka bir şey değildir."

    Şaban Britch

    Bu, bize ve babalarımıza daha önce de vaat edilen eskilerin masallarından başka bir şey değildir.

    Şaban Piriş

    Bu, bize ve babalarımıza daha önce de vaat edilen eskilerin masallarından başka bir şey değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yemin olsun, biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. Öncekilerin masallarından başka bir şey değil bu!"

  7. Mü'minûn suresi, 84. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 84. ayet. قُل لِّمَنِ ٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهَآ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?"

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Yer ve ondaki varlıklar kime aittir, eğer biliyorsanız (cevaplasanıza)?"

    Muhammed Esed

    De ki: "Peki, yeryüzü ve orada var olanlar kimin, öyleyse? Biliyorsanız (hadi, söyleyin bana)!"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Kim içindir arz ve onda olan kim? Eğer biliyorsanız (söyleyin). "

    Ali Bulaç

    De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Yeryüzü ve onun içinde olanlar kimindir?"

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) de ki: Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Yeryüzü ve içindekiler, kimin malıdır; eğer biliyorsanız?"

    Bayraktar Bayraklı

    Deki: "Biliyorsanız, dünya ve içinde bulunanlar kimindir?"

    Edip Yüksel

    De ki: "Biliyorsanız, yer, gökler ve içlerinde bulunanlar kimindir?" dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Allah'ı kabul etmek, O'nun tüm özelliklerini, bildirildiği gibi kabul etmektir. Örneğin Tanrı'nın her şeyi kontrol ettiğini (8:17), ve O'nun, biricik hüküm kaynağı olduğunu (12:40) kabul etmeyenler aslında Tanrı'yı inkar etmektedirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Biliyorsanız, yer, gökler ve içlerinde bulunanlar kimindir?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Yeryüzü ve onda bulunan kimseler kime aittir; eğer biliyorsanız?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    "Kimin o Arz ve ondaki kimseler, eğer biliyorsanız?" de!

    Erhan Aktaş

    De ki: "Söyleyin bakalım, yeryüzü ve onda bulunanlar kime aittir?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Söyleyin bakalım, yeryüzü ve onda bulunanlar kime aittir?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Söyleyin bakalım, yeryüzü ve onda bulunanlar kime aittir?"

    Gültekin Onan

    De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin:) "Yeryüzü ve onun içinde olanlar kimindir?"

    Hasan Basri Çantay

    (Sen Habibim, onlara) de ki: "Kimindir o yer ve ondaki (bütün mahluk) lar, biliyor musunuz"?

    İbni Kesir

    De ki: Yer ve onda bulunanlar kimindir? Biliyorsanız söyleyin.

    Mehmet Alagaş

    (79-89) O / Allah sizin için kulaklar gözler ve gönüller yarattı , az şükrediyorsunuz , O sizi yer yüzünde yetiştirendir , O’nda toplanacaksınız, O yaşatır ve öldürür, gece ve gündüzün birbiri ardından gelmesi O’ndandır, akletmiyor musunuz? Evet onlarda evvelkilerin söylediklerini söylediler. “Öldüğümüzde toprak ve kemik olunca biz tekrar mı diriltileceğiz? Bu bize de vaat oldu önceki babalarımıza da vaat oldu (ama herhangi bir şey olduğu yok) öyleyse bu da evvelkilerin efsaneleri / masalları derler. D e ki: Eğer biliy orsanız, arz ve içindekiler kimindir? (Herkes ölüp gittiğine göre buralar kimin?) Diyecekler ki Allah’ındır. (Bir tek O gitmiyor) Peki düşünmüyor musunuz? de. De ki: Yedi semanın ve büyük tahtın Rabbi kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki sakınmaz mısınız? De ki; Her şeyin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) kimin elinde? Eğer biliyorsanız, niyazda bulunulan, kimseye niyazda bulunmayan “O” kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki ne biçim etkileniyorsunuz? / büyüleniyorsunuz? (Yine Allah dediler, her şey Allah’ın, Yönetici de Allah, bunu da biliyorsunuz peki bu haliniz ne?)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), yeryüzü ve onda bulunanlar kime aittir?"

    Süleyman Ateş

    De ki: "Biliyorsanız dünya ve içinde bulunanlar kimindir?"

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara şöyle de: "Biliyorsanız söyleyin, yeryüzü ve orada bulunanlar kimindir?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki; biliyorsanız söyleyin; "Bu yer ve üstündeki canlılar kimindir?"

    Şaban Britch

    De ki: Yeryüzü ve içindekiler kime aittir, eğer biliyorsanız?

    Şaban Piriş

    De ki: -Yeryüzü ve içindekiler kime aittir, eğer biliyorsanız?

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Eğer biliyorsanız, yeryüzü ve içindekiler kimindir?"

  8. Mü'minûn suresi, 85. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 85. ayet. سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

    Diyanet İşleri

    "Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?" de.

    Mehmet Okuyan

    "Allah'a aittir." diyeceklerdir. De ki: "Öyle ise (gerçeği) hatırlamaz mısınız?"

    Mustafa İslamoğlu

    "Allah'a aittir" diyecekler. De ki: "O halde, hala (onurunuzu) hatırlamayacak mısınız?

    Muhammed Esed

    "Allah'ın!" diye cevap vereceklerdir. De ki: "Peki, (Allah'ın birliğini, eşsiz, ortaksız olduğunu) kendiliğinizden hatırlamayacak mısınız artık?"

    Ahmed Hulusi

    "Allah içindir", diyecekler! De ki: "Hala düşünüp değerlendirmeyecek misiniz?"

    Ali Bulaç

    "Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?"

    Ali Özek ve heyeti

    «Allah'a aittir» diyecekler. Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız! de.

    Ali Rıza Safa

    "Allah'ın malıdır!" diyecekler. De ki: "Yine de düşünmüyor musunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Allah'ındır" diyecekler. "Öyleyse düşünmüyor musunuz?" de!

    Edip Yüksel

    "ALLAH'ın" diyecekler. De ki: "Düşünmez misiniz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH'ın,' diyecekler. De ki, 'Düşünmez misiniz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'a aittir, diyecekler. De ki: "O halde düşünmez misiniz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    "Allah'ın" diyecekler, "o halde düşünmez misiniz?" de!

    Erhan Aktaş

    "Allah'a aittir." diyecekler. De ki: "Hala öğüt almayacak mısınız?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Allah'a aittir." diyecekler. De ki: "Hala öğüt almayacak mısınız?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Allah'a aittir." diyecekler. De ki: " Hala öğüt almayacak mısınız?"

    Gültekin Onan

    "Tanrı'nındır" diyecekler. De ki: "Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?"

    Hasan Basri Çantay

    "Allahındır" diyecekler. "O halde iyiden iyi düşünüb de ibret almaz mısınız siz? de.

    İbni Kesir

    Allah'ındır, diyecekler. Öyleyse ibret almaz mısınız? de.

    Mehmet Alagaş

    (79-89) O / Allah sizin için kulaklar gözler ve gönüller yarattı , az şükrediyorsunuz , O sizi yer yüzünde yetiştirendir , O’nda toplanacaksınız, O yaşatır ve öldürür, gece ve gündüzün birbiri ardından gelmesi O’ndandır, akletmiyor musunuz? Evet onlarda evvelkilerin söylediklerini söylediler. “Öldüğümüzde toprak ve kemik olunca biz tekrar mı diriltileceğiz? Bu bize de vaat oldu önceki babalarımıza da vaat oldu (ama herhangi bir şey olduğu yok) öyleyse bu da evvelkilerin efsaneleri / masalları derler. D e ki: Eğer biliy orsanız, arz ve içindekiler kimindir? (Herkes ölüp gittiğine göre buralar kimin?) Diyecekler ki Allah’ındır. (Bir tek O gitmiyor) Peki düşünmüyor musunuz? de. De ki: Yedi semanın ve büyük tahtın Rabbi kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki sakınmaz mısınız? De ki; Her şeyin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) kimin elinde? Eğer biliyorsanız, niyazda bulunulan, kimseye niyazda bulunmayan “O” kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki ne biçim etkileniyorsunuz? / büyüleniyorsunuz? (Yine Allah dediler, her şey Allah’ın, Yönetici de Allah, bunu da biliyorsunuz peki bu haliniz ne?)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Allah’ındır.” diyecekler. “Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” de.

    Süleyman Ateş

    "Allah'ındır" diyecekler. "O halde düşün(üp, ilk kez yaratanın, ikinci defa yine yaratılabileceğini anla)mıyor musunuz?" de.

    Süleymaniye Vakfı

    "Allah'ındır!" diyeceklerdir. De ki: "O halde aklınızı başınıza almayacak mısınız?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Allah'ındır" diyeceklerdir. De ki: "Bilginizi kullanmayacak mısınız?"

    Şaban Britch

    Allah’a aittir, diyecekler. Hala düşünmez misiniz? de!

    Şaban Piriş

    -Allah'a aittir, diyecekler. -Ee, peki düşünmez misiniz? de!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Allah'ındır!" diyecekler. De ki: "Hala düşünüp ibret almıyor musunuz?"

  9. Mü'minûn suresi, 86. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 86. ayet. قُلْ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلسَّبْعِ وَرَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Yedi kat göklerin Rabbi, büyük Arş'ın Rabbi kimdir?"

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Yedi kat göklerin dipnot 1 Rabbi, yüce arşın Rabbi kimdir?"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göklerin "yedi kat" oluşuyla ilgili bkz. Bakara 2:29; İsrâ 17:44; Mü'minûn 23:86; Fussilet 41:12; Talâk 65:12; Mülk 67:3; Nûh 71:15. Bununla birlikte "yedi yol" (Mü'minûn 23:17) ve "yedi güçlü yapı" (Nebe' 78:12) ifadeleri de bulunmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    de ki: "Hem yedi göğün, hem de mutlak hükümranlık tahtının yegane Rabbi kimdir?"

    Muhammed Esed

    De ki: "Peki, kimdir yedi kat göğü yerinde tutan ve yüce kudret tahtında hükümran olan?"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Yedi semanın Rabbi ve Aziym Arş'ın Rabbi kimdir?"

    Ali Bulaç

    De ki: "Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın Rabbi kimdir?"

    Ali Özek ve heyeti

    Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş'ın Rabbi kimdir? diye sor.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Yedi Göklerin Efendisi ve Büyük Egemen Erkin Efendisi kimdir?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Yedi göğün Rabbi ve büyük hükümranlık tahtının sahibi kimdir?" de!

    Edip Yüksel

    De ki: "Yedi göğün Efendisi, büyük yönetimin Efendisi kimdir?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Yedi göğün Rabbi, büyük yönetimin Rabbi kimdir?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sor onlara, de ki: "Kimdir o yedi kat göklerin Rabbi ve o büyük Arşın sahibi?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    "Kim o yedi Semanın rabbı ve o azametli Arşın rabbı?" de!

    Erhan Aktaş

    De ki: "Yedi göğün ve muazzam arşın dipnot 1 Rabb'i kimdir?"

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evrenin yöneticisi, düzenleyicisi, koruyucusu ve egemeni.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Yedi göğün ve muazzam arşın dipnot 1 Rabb'i kimdir?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evrenin yöneticisi, düzenleyicisi, koruyucusu ve egemeni.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Yedi göğün ve muazzam arşın dipnot 1 Rabb'i kimdir?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evrenin yöneticisi, düzenleyicisi, koruyucusu ve egemeni.

    Gültekin Onan

    De ki: "Yedi göğün rabbi ve büyük arşın rabbi kimdir?"

    Hasan Basri Çantay

    (Yine) de ki: "Kim o yedi göğün Rabbi ve o büyük arşın saahibi"?

    İbni Kesir

    De ki: Yedi göğün Rabbı ve yüce Arş'ın Rabbı kimdir?

    Mehmet Alagaş

    (79-89) O / Allah sizin için kulaklar gözler ve gönüller yarattı , az şükrediyorsunuz , O sizi yer yüzünde yetiştirendir , O’nda toplanacaksınız, O yaşatır ve öldürür, gece ve gündüzün birbiri ardından gelmesi O’ndandır, akletmiyor musunuz? Evet onlarda evvelkilerin söylediklerini söylediler. “Öldüğümüzde toprak ve kemik olunca biz tekrar mı diriltileceğiz? Bu bize de vaat oldu önceki babalarımıza da vaat oldu (ama herhangi bir şey olduğu yok) öyleyse bu da evvelkilerin efsaneleri / masalları derler. D e ki: Eğer biliy orsanız, arz ve içindekiler kimindir? (Herkes ölüp gittiğine göre buralar kimin?) Diyecekler ki Allah’ındır. (Bir tek O gitmiyor) Peki düşünmüyor musunuz? de. De ki: Yedi semanın ve büyük tahtın Rabbi kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki sakınmaz mısınız? De ki; Her şeyin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) kimin elinde? Eğer biliyorsanız, niyazda bulunulan, kimseye niyazda bulunmayan “O” kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki ne biçim etkileniyorsunuz? / büyüleniyorsunuz? (Yine Allah dediler, her şey Allah’ın, Yönetici de Allah, bunu da biliyorsunuz peki bu haliniz ne?)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Yedi göğün Rabbi ve yüce arşın Rabbi kimdir?" de!

    Süleyman Ateş

    "Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın Rabbi kimdir?" de.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara bir de; "Yedi kat göğün ve yüce Arşın dipnot 1 sahibi kimdir?" diye sor.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arşın yönetimini anlayabiliriz.

    Şaban Britch

    Yedi göğün Rabbi ve azim olan arşın Rabbi kimdir? de!

    Şaban Piriş

    Yedi göğün Rabbi kimdir? Ya büyük hükümranlığın Rabbi? de!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sor: "Yedi göklerin Rabbi ve o büyük arşın Rabbi kimdir?"

  10. Mü'minûn suresi, 87. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 87. ayet. سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَتَّقُونَ

    Diyanet İşleri

    "Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.

    Mehmet Okuyan

    "Allah'a aittir." diyecekler. De ki: "(O'na karşı) takvâlı (duyarlı) olmaz mısınız?"

    Mustafa İslamoğlu

    "Allah'tır" diyecekler. De ki: "O halde, hala sorumluluğunuzun bilincine varmayacak mısınız?"

    Muhammed Esed

    Diyeceklerdir ki: "Allah!" De ki: "Peki, artık O'na karşı sorumluluk bilinci taşımayacak mısınız?"

    Ahmed Hulusi

    "Allah içindir", diyecekler! De ki: "O halde korkup korunmaz mısınız?"

    Ali Bulaç

    "Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de sakınmayacak mısınız?"

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar da diyeceklerdir ki: "Allah'tır." De ki: "O halde hiç korkmuyor musunuz?"

    Ali Rıza Safa

    "Allah!" diyecekler. De ki: "Yine de sorumluluk bilincine erişmeyecek misiniz?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Allah'tır" diyecekler. "Öyleyse sakınmıyor musunuz?" de!

    Edip Yüksel

    "ALLAH" diyecekler. De ki: "Öyleyse neden erdemli davranmıyorsunuz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH.,' diyecekler. De ki, 'Öyleyse neden erdemli davranmıyorsunuz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'a aittir, diyecekler. De ki: "O halde korkmaz mısınız?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    "Allah'ın" diyecekler, "o halde korkmaz mısınız?" de!

    Erhan Aktaş

    "Allah'tır." diyecekler. De ki: "O halde takva sahibi olmayacak mısınız?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Allah'tır." diyecekler. De ki: "O halde takva sahibi olmayacak mısınız?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Allah'tır." diyecekler. De ki: "O halde takva sahibi olmayacak mısınız?

    Gültekin Onan

    "Tanrı'dır" diyecekler. De ki: "Yine de sakınmayacak mısınız?"

    Hasan Basri Çantay

    (Yine bunlar) "Allahındır" diyecekler. Sen de (şöyle) de: "Öyledir de (Allahdan başkasına tapmakdan) sakınmaz mısınız"?

    İbni Kesir

    Allah'tır, diyecekler. Öyleyse sakınmaz mısınız? de.

    Mehmet Alagaş

    (79-89) O / Allah sizin için kulaklar gözler ve gönüller yarattı , az şükrediyorsunuz , O sizi yer yüzünde yetiştirendir , O’nda toplanacaksınız, O yaşatır ve öldürür, gece ve gündüzün birbiri ardından gelmesi O’ndandır, akletmiyor musunuz? Evet onlarda evvelkilerin söylediklerini söylediler. “Öldüğümüzde toprak ve kemik olunca biz tekrar mı diriltileceğiz? Bu bize de vaat oldu önceki babalarımıza da vaat oldu (ama herhangi bir şey olduğu yok) öyleyse bu da evvelkilerin efsaneleri / masalları derler. D e ki: Eğer biliy orsanız, arz ve içindekiler kimindir? (Herkes ölüp gittiğine göre buralar kimin?) Diyecekler ki Allah’ındır. (Bir tek O gitmiyor) Peki düşünmüyor musunuz? de. De ki: Yedi semanın ve büyük tahtın Rabbi kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki sakınmaz mısınız? De ki; Her şeyin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) kimin elinde? Eğer biliyorsanız, niyazda bulunulan, kimseye niyazda bulunmayan “O” kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki ne biçim etkileniyorsunuz? / büyüleniyorsunuz? (Yine Allah dediler, her şey Allah’ın, Yönetici de Allah, bunu da biliyorsunuz peki bu haliniz ne?)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Allah’ındır." diyecekler. (Onlara:) Hâlâ düşünüp öğüt almaz mısınız? de!

    Süleyman Ateş

    "Bunlar Allah'ındır" diyecekler. "O halde korunmuyor musunuz?" de.

    Süleymaniye Vakfı

    "Onlar da Allah'ındır!" diyeceklerdir. De ki: "Öyleyse yanlışlardan sakınmayacak mısınız?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Onlar Allah'ındır" diyeceklerdir. De ki: "Hiç çekinmeyecek misiniz?"

    Şaban Britch

    “Allah’tır!” diyecekler. Sakınmıyor musunuz? de.

    Şaban Piriş

    "Allah'tır!" diyecekler. -Ee, O'ndan korkmuyor musunuz? de!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Allah'tır!" diyecekler. De ki: "Hala benden sakınmıyor musunuz?"

  11. Mü'minûn suresi, 88. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 88. ayet. قُلْ مَنۢ بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?"

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Biliyorsanız (söyleyin), her şeyin egemenliği kendisinin elinde olan, dipnot 1 her şeyi koruyup kollayan fakat kendisi korunmaya (ihtiyacı olmaya)n dipnot 2 (güç) kime aittir?"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:26-27; Yâsîn 36:83; Mülk 67:1.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen ve [lâ yücâru ‘aleyhi] ifadesi "kendisi korunmamakta olan, buna ihtiyacı bulunmayan kudret" anlamında yorumlanacağı gibi, "O'na karşı hiç kimsenin hiç kimse tarafından korunamayacağı" anlamına da alınabilir.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Her şeyin hakimiyetini elinde tutan, (her varlığı) kollayıp kayırdığı halde kendisi kimsenin koruyup kollamasına muhtaç olmayan kimdir, biliyorsanız (söylesenize)?"

    Muhammed Esed

    De ki: "Her şeyin yönetimini elinde tutan; koruyup kollayan ama kendisine karşı (kimsenin) korunup kollanamayacağı kimdir? Biliyorsanız, (hadi, söyleyin bana)!"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Her şeyin melekutu (derunu - içselliği), (ilim - kudret) elinde olan, (varlığıyla bizatihi her şeyi) himaye edip koruyan, fakat kendisi korunmayan kimdir? Varsa ilminiz konuşun!"

    Ali Bulaç

    De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Her şeyin melekutu (mülk ve yönetimi) kimin elindedir? Ki O, koruyup kolluyorken kendisi korunmuyor."

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir? diye sor.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Her şeyin yönetimini elinde tutan ve koruyup kollayan, ama Kendisine karşı korunup kollanılamayan kimdir; eğer biliyorsanız?" dipnot 280

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 280
      "Kendisine karşı korunup kollanılamayan" söylemi, Kur'an çevirilerinin çoğunluğunda, "Kendisi korunup kollanılmayan" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    "Biliyorsanız, her şeyin sahipliği ve idaresi elinde olan, koruyup kollayan fakat kendisi korunup kollanmayan kimdir?" de!

    Edip Yüksel

    De ki: "Biliyorsanız, koruyup kollayan, fakat kendisi korunup kollanmayan; her şeyin egemenliğini elinde bulunduran kimdir?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Biliyorsanız, koruyup kollayan, fakat kendisi korunup kollanmayan; her şeyin egemenliğini elinde bulunduran kimdir?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sor onlara ki: "Kimdir herşeyin mülkiyeti ve yönetimi kudret elinde olan, kayırıp da kendisine kayırılmaz olan; söyleyin, biliyorsanız?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    "Kim o her şeyin melekutü yedinde ve o kayırır da ona karşı kayırılmaz olan eğer ılminiz varsa?" de!

    Erhan Aktaş

    Sor bakalım: "Evrenin egemenliğine sahip olan, koruyup gözeten ve kendisine karşı kimsenin korunamayacağı kimdir? Biliyorsanız söyleyin!"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sor bakalım: "Evrenin egemenliğine sahip olan, koruyup gözeten ve kendisine karşı kimsenin korunamayacağı kimdir? Biliyorsanız söyleyin!"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sor bakalım: "Evrenin egemenliğine sahip olan, koruyup gözeten ve kendisine karşı kimsenin korunamayacağı kimdir? Biliyorsanız söyleyin."

    Gültekin Onan

    De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Her şeyin melekutu (mülk ve yönetimi) kimin elindedir? Ki O, koruyup kolluyorken kendisi korunmuyor."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Her şey'in mülk (-ü tasarruf) u elinde bulunan kimdir, ki daima O himaaye ediyor, kendisi asla himayeye muhtac olmuyor? (Haydi söyleyin) biliyorsanız".

    İbni Kesir

    De ki: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran, ama barındırılmaya asla muhtaç olmayan kimdir?

    Mehmet Alagaş

    (79-89) O / Allah sizin için kulaklar gözler ve gönüller yarattı , az şükrediyorsunuz , O sizi yer yüzünde yetiştirendir , O’nda toplanacaksınız, O yaşatır ve öldürür, gece ve gündüzün birbiri ardından gelmesi O’ndandır, akletmiyor musunuz? Evet onlarda evvelkilerin söylediklerini söylediler. “Öldüğümüzde toprak ve kemik olunca biz tekrar mı diriltileceğiz? Bu bize de vaat oldu önceki babalarımıza da vaat oldu (ama herhangi bir şey olduğu yok) öyleyse bu da evvelkilerin efsaneleri / masalları derler. D e ki: Eğer biliy orsanız, arz ve içindekiler kimindir? (Herkes ölüp gittiğine göre buralar kimin?) Diyecekler ki Allah’ındır. (Bir tek O gitmiyor) Peki düşünmüyor musunuz? de. De ki: Yedi semanın ve büyük tahtın Rabbi kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki sakınmaz mısınız? De ki; Her şeyin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) kimin elinde? Eğer biliyorsanız, niyazda bulunulan, kimseye niyazda bulunmayan “O” kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki ne biçim etkileniyorsunuz? / büyüleniyorsunuz? (Yine Allah dediler, her şey Allah’ın, Yönetici de Allah, bunu da biliyorsunuz peki bu haliniz ne?)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin): Her şeyin hükümranlığı elinde olan, koruyup kollayan ama kendisi korunmaya (muhtaç olmayan) kimdir?"

    Süleyman Ateş

    "Biliyorsanız (söyleyin) her şeyin melekutu (mülkü ve yönetimi) elinde olan, koruyup kollayan, fakat kendisi korunup kollan(maya muhtaç ol)mayan kimdir?" de.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Her şeyin yönetimi elinde olan, koruyan ama ona karşı kimsenin korunamayacağı zat kimdir? Biliyorsanız söyleyin!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki, biliyorsanız söyleyin: "Her şeyin yönetimi elinde olan, koruyan ama korunmaya ihtiyacı olmayan kimdir?"

    Şaban Britch

    Kimdir, her şeyin mülkiyetini elinde bulunduran? Kimdir, himaye eder ve kendisine karşı kimse himaye edilemez olan? Eğer biliyorsanız söyleyin, de!

    Şaban Piriş

    Her şeyin mülkiyetini elinde bulunduran, koruyan fakat korunma ihtiyacı olmayan kimdir? Eğer biliyorsanız söyleyin de!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şunu da sor: "Eğer biliyorsanız söyleyin. Kimdir o, her şeyin melekutu / aslı esası elinde olan? O koruyup gözeten ama korunup gözetilmeyen?"

  12. Mü'minûn suresi, 89. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 89. ayet. سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ فَأَنَّىٰ تُسْحَرُونَ

    Diyanet İşleri

    "Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?" de.

    Mehmet Okuyan

    "Allah'a aittir." diyeceklerdir. De ki: "Öyle ise nasıl da büyüleniyorsunuz?"

    Mustafa İslamoğlu

    "Allah'tır" diyecekler. De ki: "O halde, nasıl büyülenmiş (gibi) davranabiliyorsunuz?"

    Muhammed Esed

    "Allah!" diye cevap vereceklerdir. De ki: "Peki, o halde, nasıl böyle aldatılabilirsiniz?"

    Ahmed Hulusi

    "Allah içindir", diyecekler! De ki: "Nasıl oluyor da (dünyanızla) büyüleniyorsunuz?"

    Ali Bulaç

    "Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Öyleyse nasıl oluyor da böyle büyüleniyorsunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    «(Bunların hepsi) Allah'ındır» diyecekler. Öyle ise nasıl olup da büyüye kapılıp (hakkın yalan, yalanın da hak olduğuna inanarak) aldanıyorsunuz? de.

    Ali Rıza Safa

    "Allah!" diyecekler. De ki: "Öyleyse nasıl aldatılıyorsunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Allah'tır" diyecekler. "Öyleyse nasıl büyüleniyorsunuz?" de!

    Edip Yüksel

    "ALLAH" diyeceklerdir. De ki: "O halde nasıl da aldanıyorsunuz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH.,' diyeceklerdir. De ki, 'O halde nasıl da aldanıyorsunuz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'a ait diyecekler. De ki: "O halde nasıl büyüleniyorsunuz?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    "Allah'ın" diyecekler, "o halde nereden büyüleniyorsunuz?" de!

    Erhan Aktaş

    "Allah'tır." diyecekler. De ki: "Öyleyse nasıl oluyor da aldanıyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Allah'tır." diyecekler. De ki: "Öyleyse nasıl oluyor da aldanıyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Her şey Allah'a aittir." diyecekler. De ki: "Öyleyse nasıl oluyor da aldanıyorsunuz?"

    Gültekin Onan

    "Tanrı'nındır" diyecekler. De ki: "Öyleyse nasıl oluyor da böyle büyüleniyorsunuz?"

    Hasan Basri Çantay

    (Buna karşı da yine "Hepsi) Allahındır" diyecekler. De ki: "O halde nasıl olub da böyle büyüleniyorsunuz"?

    İbni Kesir

    Allah'tır, diyecekler. Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz? de.

    Mehmet Alagaş

    (79-89) O / Allah sizin için kulaklar gözler ve gönüller yarattı , az şükrediyorsunuz , O sizi yer yüzünde yetiştirendir , O’nda toplanacaksınız, O yaşatır ve öldürür, gece ve gündüzün birbiri ardından gelmesi O’ndandır, akletmiyor musunuz? Evet onlarda evvelkilerin söylediklerini söylediler. “Öldüğümüzde toprak ve kemik olunca biz tekrar mı diriltileceğiz? Bu bize de vaat oldu önceki babalarımıza da vaat oldu (ama herhangi bir şey olduğu yok) öyleyse bu da evvelkilerin efsaneleri / masalları derler. D e ki: Eğer biliy orsanız, arz ve içindekiler kimindir? (Herkes ölüp gittiğine göre buralar kimin?) Diyecekler ki Allah’ındır. (Bir tek O gitmiyor) Peki düşünmüyor musunuz? de. De ki: Yedi semanın ve büyük tahtın Rabbi kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki sakınmaz mısınız? De ki; Her şeyin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) kimin elinde? Eğer biliyorsanız, niyazda bulunulan, kimseye niyazda bulunmayan “O” kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki ne biçim etkileniyorsunuz? / büyüleniyorsunuz? (Yine Allah dediler, her şey Allah’ın, Yönetici de Allah, bunu da biliyorsunuz peki bu haliniz ne?)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Allah’ındır." diyecekler. “Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?” de.

    Süleyman Ateş

    "(Her şeyin yönetimi) Allah'a aittir" diyecekler. "O halde nasıl büyüleniyorsunuz?" de.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Allah'tır" diyeceklerdir. De ki: "O halde nereden büyüleniyorsunuz?"

    Şaban Britch

    “Allah’tır” diyecekler. Öyleyse nasıl olup da büyüye kapılıp, aldatılıyorsunuz de!

    Şaban Piriş

    "Allah'tır" diyecekler. "Öyleyse nasıl aldatılıyorsunuz?" de!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Allah'tır!" diyecekler. De ki: "Nasıl oluyor da büyüleniyorsunuz?"

  13. Mü'minûn suresi, 90. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 90. ayet. بَلْ أَتَيْنَٰهُم بِٱلْحَقِّ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

    Diyanet İşleri

    Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.

    Mehmet Okuyan

    Doğrusu biz onlara gerçeği getirdik; şüphesiz ki onlar yalancıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoo! Aksine Biz onlara saf gerçeği sunmuştuk, ama onlar ısrarla yalana sarıldılar.

    Muhammed Esed

    Hayır, Biz onlara hakkı ulaştırdık; buna rağmen onlar yine de yalanı tercih ediyorlar!

    Ahmed Hulusi

    Hayır, biz onlara Hak olarak geldik. . . Onlarsa kesinlikle yalancılardır.

    Ali Bulaç

    Hayır, biz onlara hakkı getirdik, ancak onlar gerçekten yalancıdırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Doğrusu biz onlara hakkı (gerçeği) getirdik; onlar ise hakikaten yalancılardır.

    Ali Rıza Safa

    Hayır! Onlara, gerçeği getirdik. Aslında, onlar, kesinlikle yalancıdır.

    Bayraktar Bayraklı

    Doğrusu biz onlara hakkı getirdik; onlar ise yalancılardır.

    Edip Yüksel

    Kendilerine gerçeği getirmemize rağmen onlar yalanlamaktadırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine gerçeği getirmemize rağmen onlar yalanlamaktadırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Doğrusu Biz onlara gerçeği getirdik; onlar ise şüphesiz yalancılar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Doğrusu biz onlara hakkı getirdik ve şüphesiz onlar yalancılar

    Erhan Aktaş

    Oysa onlara Hakk'ı sunuyoruz. Onlar ise kesinlikle yalanlamaktadırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Oysa onlara Hakkı sunuyoruz. Onlar ise kesinlikle yalanlamaktadırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Oysa onlara Hakkı sunuyoruz. Onlar ise kesinlikle yalanlamaktadırlar.

    Gültekin Onan

    Hayır, biz onlara hakkı getirdik, ancak onlar gerçekten yalancıdırlar.

    Hasan Basri Çantay

    Hayır, biz onlara hakıykatı getirdik. Onlarsa muhakkak yalancıdırlar.

    İbni Kesir

    Hayır, Biz, onlara gerçeği getirdik. Ama onlar muhakkak yalancılardır.

    Mehmet Alagaş

    (90-92) Biz onlara gerçeği verdik onlar ise yalanladılar , Allah çocuk edinmemiştir, Onunla beraber bir ilah olmamıştır , olsaydı eğer, her ilah kendi yarattığın a giderdi / onunla ilgilenirdi ve birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Allah onların vasıflandırmalarından üstündür, şahit olunanı da gayb olanı da bilendir, ortak koştuklarından yücedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Doğrusu biz onlara hakkı (gerçeği) getirdik. Onlar ise hakikaten yalancılardır.

    Süleyman Ateş

    Doğrusu biz, onlara hakkı getirdik, (bizim söylediklerimiz gerçektir), onlarsa yalancıdırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yok; biz onlara o gerçeği(ve gerçekleri gösterecek içerikte) getirdik ama onlar kesinlikle yalancıdırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çeviri bütünlüğü açsından ve inne-hum le kazibune geçen her ayete tek tip çeviri  Diğer Ayetler: Enam 6/28, Saffat 37/152,Müminun 23/90

    Şaban Britch

    Doğrusu onlara hak olanı getirdik, fakat onlar yalancıdırlar.

    Şaban Piriş

    Doğrusu onlara gerçeği getirdik, fakat onlar yalancıdırlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hayır, hayır! Biz onlara hakkı getirdik ama onlar tam anlamıyla yalancıdırlar.

  14. Mü'minûn suresi, 91. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 91. ayet. مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدٍ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنْ إِلَٰهٍ إِذًا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَٰهٍۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

    Diyanet İşleri

    (91-92) Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O'nunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. Öyle olsaydı, her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen alemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.

    Mehmet Okuyan

    Allah asla çocuk edinmemiştir; O'nunla birlikte ilah da yoktur. Aksi takdirde, her ilah kendi yarattığına gider (onunla ilgilenir); mutlaka onlardan biri diğerine üstün gelirdi. Allah onların (müşriklerin) yakıştırmalarından yücedir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Enbiyâ 21:22 ve Mü'minûn 23:71. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah asla herhangi bir çocuk edinmemiştir; O'nunla birlikte başka bir ilah da yoktur. Aksi halde her bir ilah kendi yarattığını kendinden yana çeker, böylece biri diğerine üstünlük kurmaya kalkardı. Allah onların tavsif ve tasavvur ettiklerinin çok ötesinde, aşkın ve uludur.

    Muhammed Esed

    Allah asla çocuk edinmemiştir, ne de O'nunla beraber başka bir tanrı vardır: (çünkü, eğer başka herhangi bir tanrı) olsaydı, her tanrı kendi yarattığı alemi kendinden yana çeker ve şüphesiz her biri diğerine baskın çıkmaya çalışırdı! Sınırsız kudret ve yüceliğiyle Allah, onların tasavvur ve tanımlama yoluyla yakıştırdıkları şeylerden mutlak olarak uzaktır;

    Ahmed Hulusi

    Allah çocuk edinmez! O yanı sıra bir tanrı da yoktur! Öyle olsaydı, her bir tanrı yarattığı ile bir yana gider; kimi kimine üstün gelirdi! Allah onların tanımlamalarından Subhan'dır (ötedir)!

    Ali Bulaç

    Allah, hiç bir çocuk edinmemiştir ve O'nunla birlikte hiç bir ilah yoktur; eğer olsaydı, her bir ilah elbette kendi yarattığını götürüverirdi ve (ilahların) bir kısmına karşı üstünlük sağlardı. Allah, onların nitelendiregeldiklerinden yücedir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, hiçbir surette bir çocuk edinmemiştir ve O'nunla beraber hiçbir ilâh olmamıştır. Eğer öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını sevk ve idare eder ve mutlaka onlardan biri diğerine galebe çalardı. Allah, onların (müşriklerin) yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir.

    Ali Rıza Safa

    Allah, çocuk edinmemiştir; O'nunla birlikte başka Tanrı yoktur. Öyle olsaydı, her tanrı kendi yarattığını götürür ve biri diğerine kesinlikle üstün gelmek için uğraşırdı. Allah, onların yakıştırmalarından ayrıktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah çocuk edinmemiştir; O'nunla beraber hiçbir tanrı yoktur. Öyle olsaydı her tanrı, kendi yarattığını sevk ve idare eder, onlardan biri diğerine üstün gelmeye çalışırdı. Allah, müşriklerin yakıştırdıkları sıfatlardan uzaktır.

    Edip Yüksel

    ALLAH çocuk edinmemiştir, O'nunla beraber bir tanrı da yoktur. Aksi taktirde her tanrı yarattığı şeylerle birlikte bağımsızlığını ilan ederek yönetim için bir biriyle çekişmeye girerdi. ALLAH, onların niteledikleri şeylerden çok uzaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH çocuk edinmemiştir, O'nunla beraber bir tanrı da yoktur. Aksi taktirde her tanrı yarattığı şeylerle birlikte bağımsızlığını ilan ederek yönetim için bir biriyle çekişmeye girerdi. ALLAH, onların niteledikleri şeylerden çok uzaktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah asla oğul edinmedi ve beraberinde bir tanrı da yoktur; Öyle olsaydı, her tanrı kendi yarattığını sürükleyip gider ve elbette birbirlerine üstünlük taslarlardı. Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah, hiç veled ittihaz etmedi, beraberinde bir tanrı da yok O surette her tanrı kendi yarattığı ile giderdi ve elbette biri diğerine kibrederdi, o isnad ettikleri vasıflardan sübhan o Allah

    Erhan Aktaş

    Allah, çocuk edinmemiştir. Ve O'nun yanı sıra bir ilah daha yoktur. Eğer olsaydı her ilah kendi yarattığı ile birlikte hareket eder ve kimisi kimisine üstün olurdu. Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uzaktır, arınıktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, çocuk edinmemiştir. Ve O'nun yanı sıra bir ilah daha yoktur. Eğer olsaydı her ilah kendi yarattığı ile birlikte hareket eder ve kimisi kimisine üstün olurdu. Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uzaktır, arınıktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, çocuk edinmemiştir. Ve O'nun yanı sıra bir ilah daha yoktur. Eğer olsaydı her ilah kendi yarattığı ile birlikte hareket eder ve kimisi kimisine üstün olurdu. Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir.

    Gültekin Onan

    Tanrı, hiç bir çocuk edinmemiştir ve O'nunla birlikte hiç bir tanrı yoktur; eğer olsaydı, her bir tanrı elbette kendi yarattığını götürüverirdi ve (tanrıların) bir kısmına karşı üstünlük sağlardı. Tanrı, onların nitelendiregeldiklerinden yücedir.

    Hasan Basri Çantay

    Allah hiçbir evlad edinmemişdir. Onunla birlikde hiçbir Tanrı da yokdur. (Öyle olsaydı) bu takdirde elbette her Tanrı kendi yaratdığını (sürükler) götürür ve elbette kimi kiminin üstüne çıkıb (galebe edib) yükselirdi. Allah, onların bütün vasf (-u isnad) etdiklerinden münezzehdir.

    İbni Kesir

    Allah, hiç bir çocuk edinmemiştir ve O'nunla birlikte hiç bir ilah da yoktur. Olsaydı; o zaman, her ilah, kendi yarattığını alıp götürür ve birbirinden üstün çıkmaya çalışırlardı. Allah, onların nitelendirdiklerinden mğünezzehtir.

    Mehmet Alagaş

    (90-92) Biz onlara gerçeği verdik onlar ise yalanladılar , Allah çocuk edinmemiştir, Onunla beraber bir ilah olmamıştır , olsaydı eğer, her ilah kendi yarattığın a giderdi / onunla ilgilenirdi ve birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Allah onların vasıflandırmalarından üstündür, şahit olunanı da gayb olanı da bilendir, ortak koştuklarından yücedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, bir çocuk edinmemiştir ve O'nunla beraber hiçbir ilah yoktur. Eğer öyle olsaydı, her ilah kendi yarattığını alır, elbette onlardan biri diğerine galebe çalardı. Allah onların niteleye geldiklerinden münezzehtir.

    Süleyman Ateş

    Allah çocuk edinmemiştir. O'nunla beraber hiçbir tanrı yoktur. Öyle olsaydı her tanrı, kendi yarattığını götürürdü ve onlardan biri diğerine üstün gelmeğe çalışırdı. Allah, onların tanımlamalarından uzaktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, evlat edinmiş değildir; onun beraberinde bir ilah da yoktur. Öyle olsa, her ilah kendi yarattığı ile birlikte hareket eder, biri diğerine üstün gelirdi. Allah onların yakıştırmalarından uzaktır.

    Şaban Britch

    Allah, çocuk edinmedi. O’nun yanında başka bir (hak) ilah yoktur. Eğer olsaydı, her ilah yarattığı ile gider ve elbette biri, diğerine üstün gelirdi. Allah, vasfettikleri (batıl) sıfatlardan münezzehtir.

    Şaban Piriş

    Allah, çocuk edinmedi. O'nun yanında başka bir ilah yoktur. Eğer olsaydı, her ilah yarattığı ile gider ve elbette biri, diğerine üstün gelirdi. İsnat ettikleri vasıflardan münezzehtir Allah!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, çocuk filan edinmemiştir. O'nunla beraber herhangi bir ilah da yoktur. Eğer böyle olsaydı, her ilah kendi yarattığını yok ederdi ve mutlaka biri ötekine üstün gelmeye çalışırdı. Allah'ın şanı onların nitelendirmelerinden yücedir, arınmıştır.

  15. Mü'minûn suresi, 92. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 92. ayet. عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    Diyanet İşleri

    (91-92) Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O'nunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. Öyle olsaydı, her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen alemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.

    Mustafa İslamoğlu

    O, insan idrakinin algılamaktan aciz olduğu şeylerin de, algılayabildiği şeylerin de sırrına vakıftır: nitekim O, onların Zatına yakıştırdıkları her türlü ortaktan beridir.

    Muhammed Esed

    O kullarının algı ve tasavvurlarının erişemediği şeyleri de, onların akıl ve duyu yoluyla tanıklık edebildikleri şeyleri de künhüyle bilir; ve bunun içindir ki, onların Kendisine yakıştırdıkları her türlü eşten ve ortaktan mutlak olarak yücedir!

    Ahmed Hulusi

    Gaybı da şehadeti de Bilen'dir. . . Onların ortak koşmalarından yücedir!

    Ali Bulaç

    Gaybı ve müşahede edilebileni bilendir; onların ortak koştuklarından yücedir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, (gaybı) gizliyi ve açığı bilendir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir.

    Ali Rıza Safa

    Gizli gerçekleri ve görünenleri Bilendir; onların ortaklar koştuklarından çok yücedir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, gaybı/görünmeyeni ve görüneni de bilendir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yücedir.

    Edip Yüksel

    Tüm sırları ve tanık olunanları Bilendir; onların ortak koştukları şeylerden yücedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tüm sırları ve tanık olunanları Bilendir; onların ortak koştukları şeylerden yücedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah, gaybı da aşikar olanı da bilendir. O, onların koştukları ortaklardan çok yücedir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gayb-ü şehadetin alimi, binaenaleyh onların koştukları çok yüksek

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, gizliyi de açığı da bilir. Onların şirk koştuklarından çok yücedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, gizliyi de açığı da bilir. Onların şirk koştuklarından çok yücedir.

    Gültekin Onan

    Gaybı ve müşahede edilebileni bilendir; onların ortak koştuklarından yücedir.

    Hasan Basri Çantay

    (Öyle Allah ki) gizliyi de, aşikarı da bilendir O. İşte O, (kafirlerin kendisine) katdıkları eşlerden (münezzehdir), çok yücedir.

    İbni Kesir

    O, görüleni de, görülmeyeni de bilir. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.

    Mehmet Alagaş

    (90-92) Biz onlara gerçeği verdik onlar ise yalanladılar , Allah çocuk edinmemiştir, Onunla beraber bir ilah olmamıştır , olsaydı eğer, her ilah kendi yarattığın a giderdi / onunla ilgilenirdi ve birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Allah onların vasıflandırmalarından üstündür, şahit olunanı da gayb olanı da bilendir, ortak koştuklarından yücedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, gizliyi ve açığı bilendir. O, (müşriklerin) ortak koştukları şeylerden yüksektir, çok yücedir.

    Süleyman Ateş

    (O), görünmeyeni ve görüneni bilir; onların ortak koştukları şeylerden yücedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görünmeyeni de, görüneni de bilen odur. Allah, onların oluşturdukları ortaklardan uzaktır.

    Şaban Britch

    O, gizliyi de açığı da bilendir, onların koştukları şirklerden çok yücedir.

    Şaban Piriş

    O, gizliyi de açığı da bilendir, onların koştukları şirklerden çok yücedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gözle görülmeyeni de görüleni de bilendir O. Uzaktır onların ortak koştuklarından.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.