Mü'minûn suresi

Mü'minûn suresi, 54. ayet

Mü'minûn suresi, 54. ayet. فَذَرْهُمْ فِى غَمْرَتِهِمْ حَتَّىٰ حِينٍ

feẕerhüm fî gamratihim ḥattâ ḥîn.

Diyanet İşleri

Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar, gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'minûn 51–57 · surenin 54. ayeti / 118

Konu Mûsâ, Hârûn ve Îsâ; tek din Mü'minûn 45–56 3

  1. Mü'minûn 51

    Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. Doğrusu ben, sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim.

  2. Mü'minûn 52

    Şüphesiz bu (İslam), tek bir din olarak sizin dininizdir. Ben de Rabbinizim. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının.

  3. Mü'minûn 53

    (İnsanlar ise, din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir.

  4. 54

    Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar, gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak!

  5. Mü'minûn 55–56

    (55-56) Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar farkına varmıyorlar!

  6. Mü'minûn 57

    Rablerinin azametinden korkup titreyenler,

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

54. “O nedenle onları bir süreye” üzerlerine azabın ineceği vakte “kadar gafletleri” hakkı bilmeyişleri ve buna rağmen kendilerini haklı olarak gösteren cahillikleri “ile baş başa bırak.” Çünkü bu halde onlara hiçbir öğüdün faydası yoktur. Hiçbir azardan da yararlanmamaktadırlar. Kendilerinin hak üzere olduğunu iddia edip de bir de izlemekte olduğu yola başkalarını çağırmaya gayret eden kimseye öğüdün faydası nasıl olsun ki?

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Peygamber! Azap kendilerine ininceye kadar onları içinde bulundukları cehalet ve şaşkınlık içerisinde bırak!

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَذَرْهُمْ fezerhum onları bırak kök: وذر
  2. فِى fi içinde
  3. غَمْرَتِهِمْ gamratihim gafletleri kök: غمر
  4. حَتَّىٰ hatta kadar
  5. حِينٍ hinin bir süreye kök: حين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: غمر (4 geçiş)

    Allah'a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, "Bana vahyolundu" diyen, ya da "Allah'ın indirdiğinin benzerini ben de…

  • Aynı kök: غمر (4 geçiş)

    Ancak kafirlerin kalbleri bu Kur'an'a karşı bir gaflet içindedir. Onların bundan başka yapageldikleri birtakım (kötü) işleri de vardır.

  • Aynı kök: غمر (4 geçiş)

    (10-11) Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve "Muhammed şairdir, delidir" diyen) yalancılar kahrolsun!

  • Aynı kök: حين (35 geçiş)

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…

  • Aynı kök: حين (35 geçiş)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: حين (35 geçiş)

    Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur'an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size…

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şimdi sen onları bir zamana kadar şaşkınlıkları içinde bırak!

Mustafa İslamoğlu

Artık onları bir vakte kadar, gömüldükleri gafletleriyle baş başa bırak da işine bak;

Muhammed Esed

Fakat onları bir vakte kadar, kendi cehaletlerine gömülmüş olarak, kendi hallerine bırak.

Ahmed Hulusi

Bir süre onları kozaları içinde bırak!

Ali Bulaç

Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.

Ali Özek ve heyeti

Şimdi sen ölüm gelinceye kadar onları gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!

Ali Rıza Safa

Artık, kendi aymazlıkları içinde onları bırak; belirlenmiş bir süreye dek.

Bayraktar Bayraklı

Onları bir süreye kadar, gaflet ve sapıklıkları ile baş başa bırak!

Edip Yüksel

Belli bir süreye kadar onları şaşkınlıkları içinde bırak.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Belli bir süreye kadar onları şaşkınlıkları içinde bırak.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sen şimdi onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen şimdi onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!

Erhan Aktaş

Artık onları belli bir süreye kadar aymazlıkları ile baş başa bırak!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Artık onları belli bir süreye kadar aymazlıkları ile baş başa bırak!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Artık onları belli bir süreye kadar aymazlıkları ile baş başa bırak!

Gültekin Onan

Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.

Hasan Basri Çantay

Şimdi sen onları bir vakta kadar sapıklıkları içinde bırak.

İbni Kesir

Bir süreye kadar onları kendi sapıklıklarıyla başbaşa bırak.

Mehmet Alagaş

(51-56) Ey Resuller! Hoş şeylerden yiyin ıslah edici amel işleyin, muhakkak ki ben yaptıklarınızı bilirim. İşte bu tek olan toplum, sizin toplumunuzdur, ben de Rabbinizim, benden sakının. Emirleri aralarında hiziplere parçalayarak kitaplara ayırdılar, her bir hizip elindeki ile sevindi şımardı , onları belirli bir süreliğine derin gafletleri içinde / şaşmış halde bırak. (Gamr/Ğumur Zâriyât 11 de de bu anlamdadır) Mal ve oğullar ile onları desteklemiş olmamızı ne hesap ediyorlar ? Onların hayırlarına koşuşturduğumuzu mu hesap ediyorlar? Onlar bilincinde değiller / şuurunda değiller.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bir süreye kadar onları kendi sapıklıklarıyla başbaşa bırak.

Süleyman Ateş

Bir süreye kadar onları, (daldıkları) gafletleri içinde bırak.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Artık onları bir süreye kadar kendi cemaatleri ile baş başa bırak.

Şaban Britch

Bir süreye kadar onları kendi sapıklıklarıyla başbaşa bırak.

Şaban Piriş

Bir süreye kadar onları kendi sapıklıklarıyla baş başa bırak.

Yaşar Nuri Öztürk

Artık sen onları bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, leave them O Muhammad for the time swimming in the depth of error and ignorance which have reached up unto heaven, there is a fitting point of time for every event.

Abdul Haleem

So [Muhammad] leave them for a while steeped [in their ignorance].

Abdullah Yusuf Ali

But leave them in their confused ignorance for a time.

Abul A'la Maududi

So leave them immersed in their heedlessness till an appointed time. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    There is a gap between (verses 53 and 54), which has been left to the listener to fill, because the background of the whole discourse itself helps to fill it. Five years had passed since the Prophet (peace be upon him) had been inviting his people to the original religion. He had left no stone unturned to convince them by reasoning and by historical evidence that his message was based on the truth. His people had seen the practical results of the acceptance of his message and had witnessed his own high character which was by itself a guarantee that he was a trustworthy man. But in spite of all this, his people were rejoicing in their erroneous beliefs which they had inherited from their forefathers. This was not all. They had become his bitter enemies and were trying to defeat him and his message by every wicked machination.

Aisha Bewley

So leave them in their glut of ignorance for a while.

Al-Hilali & Khan

So leave them in their error for a time.

Ali Quli Qarai

So leave them in their stupor for a while.

Amatul Rahman Omar

So leave them in their utter confusion (due to their ignorance) for a time.

Arthur John Arberry

So leave thou them in their perplexity for a time.

Bijan Moeinian

Let them enjoy it for a while.

E. Henry Palmer

So leave them in their flood (of error) for a time.

Edip-Layth

So leave them in their error until a time.

George Sale

Wherefore leave them in their confusion, until a certain time.

Hamid S. Aziz

But they (mankind) have broken their religion (or affair) between them into sects, each sect rejoicing in its own tenets.

Mahmoud Ghali

So leave them out in their perplexity for a while (of time).

Marmaduke Pickthall

So leave them in their error till a time.

Mohamed Ahmed - Samira

So leave them to their ignorance for a time.

Muhammad Asad

But leave them alone, lost in their ignorance, until a [future] time.

Mustafa Khattab

So leave them ˹O Prophet˺ in their heedlessness for a while.

Progressive Muslims

So leave them in their error until a time.

Rashad Khalifa

Therefore, just leave them in their confusion, for awhile.

Sahih International

So leave them in their confusion for a time.

Sam Gerrans

So leave thou them in their flood of ignorance for a time.

Shabbir Ahmed

But leave them alone, lost in their ignorance until a time. (And the Truth will ultimately prevail (22:17), (22:55-57)).

Syed Vickar Ahamed

So, leave them in their error (unclear and uninformed condition) for a while.

Taqi Usmani

So leave them in their negligence for some time.

The Monotheist Group

So leave them in their error until a time.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 54. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 54. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 54. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩