Mü'minûn suresi

Mü'minûn suresi, 24. ayet

Mü'minûn suresi, 24. ayet. فَقَالَ ٱلْمَلَؤُا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيْكُمْ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةً مَّا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِىٓ ءَابَآئِنَا ٱلْأَوَّلِينَ

feḳâle-lmeleü-lleẕîne keferû min ḳavmihî mâ hâẕâ illâ beşerum miŝlüküm yürîdü ey yetefeḍḍale `aleyküm. velev şâe-llâhü leenzele melâikeh. mâ semi`nâ bihâẕâ fî âbâine-l'evvelîn.

Diyanet İşleri

Bunun üzerine kendi kavminden inkar eden ileri gelenler şöyle dediler: "Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık."

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'minûn 21–27 · surenin 24. ayeti / 118
  1. Mü'minûn 21

    Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de.

  2. Mü'minûn 22

    Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.

  3. Mü'minûn 23

    Andolsun biz, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. Allah'a karşı gelmekten hala sakınmaz mısınız?" dedi.

  4. 24

    Bunun üzerine kendi kavminden inkar eden ileri gelenler şöyle dediler: "Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık."

  5. Mü'minûn 25

    "Bu, ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz."

  6. Mü'minûn 26

    (Nuh), "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!" dedi.

  7. Mü'minûn 27

    Bunun üzerine Nuh'a, "Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap" diye vahyettik. "Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nuh'a) dedik ki: "Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

24. Nûh aleyhisselam kavmini dokuz yüz elli yıl boyunca gizli ve açık, gece ve gündüz sürekli davet etti. Kavminin ise ancak nefreti ve azgınlığı artıyordu. “Kavminden kâfir olan ileri gelenler” Yani kavmi arasından şerefli ve efendi sayılıp kendilerine uyulanlar, peygamberleri Nûh aleyhisselam’a karşı çıkmak ve ona uymaktan başkalarını sakındırmak maksadı ile “şöyle dedi: Bu, ancak sizin gibi bir insandır. O, size karşı üstünlük sağlamak istiyor.” O, sadece sizin gibi bir insan! Onun peygamberlik iddiasında bulunmaktan kastı ise size karşı üstün olmak ve kendisine uyulmasını sağlamaktır. Yoksa -o hemcinsiniz iken- size üstün olmasını gerektirecek ne var? Bu karşı çıkış şekli, peygamberleri yalanlayanlardan her zaman görülegelmiştir. Allah da bu itiraza peygamberleri aracılığı ile tam anlamıyla cevap vermiştir: “Peygamberlerine dediler ki: Siz de ancak bizim gibi bir insansınız. Atalarımızın taptıklarından bizi alıkoymak istiyorsunuz. O halde bize apaçık bir delil getirin. Peygamberleri de onlara şöyle demişti: Biz, ancak sizin gibi bir insanız. Ancak Allah kulları arasından dilediği kimselere lütufta bulunur.” (İbrahim, 14/10-11) Böylelikle peygamberler, vahyin Allah’ın bir lütuf ve ihsanı olduğunu haber verdiler. Sizin ise Allah’ın lütfuna sınır koyma, O’nun lütuf ve ihsanının bize ulaşmasını engelleme imkânınız yoktur. Kavmi devamla: “Allah dileseydi elbette melekler indirirdi” demişlerdi. Bu da Allah’ın dilemesini ileri sürerek gösterilen batıl bir tepki ve karşı çıkıştır. Evet, elbette ki O dileseydi melekleri indirirdi. Fakat O, Hakîmdir, Rahîmdir; hikmet ve rahmeti peygamberlerin, insanların hemcinsi olmasını gerektirmiştir. Çünkü insanların melekleri, muhatap olma güçleri yoktur. Onlara gönderilecek bir meleğin muhatap alınabilmesi ancak bir insan suretinde gönderilmesi ile mümkün olur. Böyle bir durumda ise değişen hiçbir şey olmayacaktır. Nûh kavminin: “Biz evvelki atalarımızdan böyle bir şey işitmedik.” yani herhangi bir peygamber gönderildiğini işitmedik, şeklindeki sözlerine gelince; onların ataları arasında peygamberin gönderildiğini işitmemiş olmalarının delil olacak bir tarafı yoktur. Çünkü onlar, geçmişte olanları bilgileri ile kuşatabilmiş değildirler. O nedenle bilgisizliklerini kendi lehlerine bir delil kabul edemezler. Diyelim ki hemcinslerinden onlara bir peygamber gönderilmedi. Bu durumda iki aihtimal vardır: Onlar ya hidâyet üzereydiler yahut da değildiler. Eğer hidayet üzerinde idiyseler zaten bir peygamber gönderilmesine ihtiyaç yoktu, demektir. Hidâyet üzere değildiyseler o halde atalarına verilmemiş ve onların habersiz olduğu bir nimeti özellikle onlara ihsan ettiğinden dolayı Allah’a şükretmelidirler. Bir ihsanın başkalarına yapılmamış olması, kendilerine yapılan iyiliğe karşı nankörlük etmelerine sebep olmamalıdır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Nuh'un kavminden, Yüce Allah'a iman etmeyip, kâfirlerden olan ileri gelenleri, kendilerine tabi olan halkın geneline şöyle dediler: "Peygamber olduğunu iddia eden bu kimse, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. O, sizin üstünüzde bir hüküm ve üstünlük kurmak istiyor. Eğer Allah bize bir elçi göndermek isteseydi bu elçiyi meleklerden gönderir, insanlardan göndermezdi. Biz, onun iddia ettiği bu şeyi bizden önce gelmiş olan atalarımızdan da işitmedik."

Kelimeler

26 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَقَالَ fekale (şöyle) dedi kök: قول
  2. ٱلْمَلَؤُا۟ l-meleu ileri gelenler kök: ملا
  3. ٱلَّذِينَ ellezine kimselerden
  4. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden kök: كفر
  5. مِن min -nden
  6. قَوْمِهِۦ kavmihi kavmi- kök: قوم
  7. مَا ma değildir
  8. هَـٰذَآ haza bu
  9. إِلَّا illa başka bir şey
  10. بَشَرٌۭ beşerun bir insandan kök: بشر
  11. مِّثْلُكُمْ mislukum sizin gibi kök: مثل
  12. يُرِيدُ yuridu istiyor kök: رود
  13. أَن en
  14. يَتَفَضَّلَ yetefeddele üstün gelmek kök: فضل
  15. عَلَيْكُمْ aleykum size
  16. وَلَوْ velev ve eğer
  17. شَآءَ şa'e dileseydi kök: شيا
  18. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  19. لَأَنزَلَ leenzele elbette indirirdi kök: نزل
  20. مَلَـٰٓئِكَةًۭ melaiketen melekleri kök: ملك
  21. مَّا ma yoktur
  22. سَمِعْنَا semia'na işitiğimiz kök: سمع
  23. بِهَـٰذَا bihaza böyle bir şey
  24. فِىٓ fi
  25. ءَابَآئِنَا abaina babalarımızdan kök: ابو
  26. ٱلْأَوَّلِينَ l-evveline geçmişteki kök: اول

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ملا (40 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: فضل (104 geçiş)

    Kavminin inkar eden ileri gelenleri, "Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en…

  • Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Peygamberleri dedi ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap…

  • Aynı kök: ملا (40 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    O peygamberin kavminden, Allah'ı inkar eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    (169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    (Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Rüzgarları, yağmurun müjdecileri olarak göndermesi, Allah'ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O, bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle…

  • Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler. Çünkü, "Allah, hiç kimseye hiçbir şey indirmedi" dediler. De ki: "Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bunun üzerine, kavminden kâfir olan yöneticiler şöyle demişlerdi: "Bu ancak sizin gibi bir adamdır (insandır). dipnot 1 Size üstün olmak istiyor. Allah (peygamber göndermek) isteseydi, elbette melekleri gönderirdi. dipnot 2 Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık. dipnot 3

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnkârcıların bir insan olan peygamberle alay edişleriyle ilgili benzer mesajlar: Hûd 11:27; İbrâhîm 14:10-11; İsrâ 17:94; Enbiyâ 21: 3, 36; Mü'minûn 23:33-34, 47; Furkân 25:41; Şu‘arâ 26:154, 186; Yâsîn 36:15; Sâd 38:8; Kamer 54:24-25; Teğâbun 64:6.
  2. metne dön, dipnot 2
    Melek peygamber beklentisiyle ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:8; Hicr 15:7; Furkân 25:7; Fussilet 41:14; Zuhruf 43:53.
  3. metne dön, dipnot 3
    Taklitçi, müşrik ve inkârcı anlayışı ortaya koyan bu ifadelerin benzerleri daha sonraki dönemlerde Hz. Musa'ya (bkz. Kasas 28:36) ve Hz. Muhammed'e (bkz. Sâd 38:7) karşı da dile getirilmiştir.

Mustafa İslamoğlu

Bunun üzerine, kavminin seçkinlerinden inkarda ısrar eden kimseler şöyle dedi: "Bu da, sadece sizin gibi ölümlü bir insan, onun amacı size üstünlük sağlamak; hem eğer Allah isteseydi, gökten bir melek indiriverirdi; (üstelik) bizler, bu konuda önder atalarımızdan bir şey işitmiş de değiliz.

Muhammed Esed

Ama o'nun kavmi içinde hakkı kabule yanaşmayan seçkinler çevresi: "Bu (adam) kendine sizin üstünüzde bir yer sağlamak isteyen, sizin gibi ölümlü bir kişiden başka biri değil ki!" dediler, "Çünkü, Allah (bize bir mesaj ulaştırmak) isteseydi, herhalde melekleri gönderirdi; (üstelik,) biz atalarımızdan asla bu(na benzer herhangi bir) şey işitmedik!

Ahmed Hulusi

Onun (Nuh'un) kavminden, hakikat bilgisini inkar eden geleneksel toplumun ileri gelenleri dedi ki: "Bu sizin gibi beşerden başka değil. . . Size üstünlük murat ediyor. . . Eğer Allah dileseydi (bir beşer irsal etmek yerine) elbette melekler inzal ederdi. . . Biz ilk atalarımızdan böyle bilgi duymadık. "

Ali Bulaç

Bunun üzerine, kavminden inkara sapmış önde gelenler dediler ki: "Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir. Size karşı üstünlük elde etmek istiyor. Eğer Allah (öne sürdüklerini) dilemiş olsaydı, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz geçmiş atalarımızdan da bunu işitmiş değiliz."

Ali Özek ve heyeti

Bunun üzerine, kavminin inkârcı ileri gelenleri şöyle dediler: «Bu, tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün ve hâkim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki melekler gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.»

Ali Rıza Safa

Toplumu arasındaki nankörlerin ileri gelenleri, şöyle dediler: "Sizin gibi bir insanoğlundan başkası değil bu; size üstünlük sağlamak istiyor. Oysa Allah dileseydi, kesinlikle melekleri indirirdi; önceki atalarımızdan da bunu duymadık!"

Bayraktar Bayraklı

Kavminin inkar edenlerinden ileri gelenler dediler ki: "Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, kesinlikle melekleri indirirdi. Bunları geçmiş atalarımızdan duymadık."

Edip Yüksel

Halkının ileri gelen inkarcıları, "Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Üzerinize egemen olmak istiyor. ALLAH dileseydi bir melek indirirdi. İlk atalarımızdan böyle bir şey işitmedik. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * İnkarcılar, genelde, seleflerini, atalarını körü körü izleyen mukallit tiplerdir. "Sadece Kuran" mesajına karşı çıkan günümüz inkarcılarının da aynı karaktere sahip olmaları, bu acı gerçeğin çağdaş bir örneğidir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Halkının ileri gelen inkarcıları, 'Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Üzerinize egemen olmak istiyor. ALLAH dileseydi bir melek indirirdi. İlk atalarımızdan böyle bir şey işitmedik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine kavminden küfreden kodaman güruh: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir, üstünüze geçmek istiyor. Eğer Allah dileseydi, elbette bir takım melekler gönderirdi. Biz eski atalarımız içinde bunu işitmedik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine kavminden küfreden kodaman güruh şöyle dedi: bu, başka değil, ancak sizin gibi bir beşer, üstünüze geçmek istiyor, eğer Allah dilese idi elbette bir takım Melekler gönderirdi, biz evvelki atalarımız içinde bunu işitmedik

Erhan Aktaş

Bunun üzerine halkından Kafir meleler: dipnot 1 "Bu, sizin gibi bir beşerden başka bir şey değildir. Size karşı üstünlük kurmak istiyor. Eğer Allah isteseydi mutlaka melekler indirirdi. Geçmiş atalarımızdan da böyle bir şey duymadık." dediler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine halkından Kafir dipnot 1 meleler: dipnot 2 "Bu, sizin gibi bir beşerden başka bir şey değildir. Size karşı üstünlük kurmak istiyor. Eğer Allah isteseydi mutlaka melekler indirirdi. Geçmiş atalarımızdan da böyle bir şey duymadık." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine halkından gerçeği yalanlayan nankörlerin meleleri: dipnot 1 "Bu, sizin gibi bir beşerden başka bir şey değildir. Size karşı üstünlük kurmak istiyor. Eğer Allah elçi göndermek isteseydi mutlaka melekler indirirdi. Geçmiş atalarımızdan da böyle bir şey duymadık." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İleri gelenleri; güç ve imtiyaz sahibi seçkinleri.

Gültekin Onan

Bunun üzerine, kavminden küfreden önde gelenler dediler ki: "Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir. Size karşı üstünlük elde etmek istiyor. Eğer Tanrı (öne sürdüklerini) dilemiş olsaydı, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz geçmiş atalarımızdan da bunu işitmiş değiliz."

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine kavminden ileri gelen kafir bir güruh (şöyle) dedi: "Bu, sizin gibi bir insandan başkası değildir. Size karşı şereflenmek, üstünlük (sağlamak) istiyor o. Eğer Allah (peygamber göndermek) dileseydi elbette (bize) melekler indirirdi. Biz evvelki atalarımızdan bunu duymadık".

İbni Kesir

Bunun üzerine kavminin önde gelen kafirlerinden bir grup dediler ki: Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Şayet Allah dilemiş olsaydı; melekler indirirdi. İlk atalarımızdan da böyle bir şey işitmedik.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kavminden ileri gelen kâfirler: "Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Eğer Allah dileseydi melekleri gönderirdi. Biz, daha önceki atalarımızdan da bunu duymadık." dediler.

Süleyman Ateş

Kavminin içinden ileri gelen inkarcı bir grup (şöyle) dedi: "Bu da sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Size üstün gelmek istiyor. Eğer Allah (elçi göndermek) dileseydi, melekleri indirirdi. Biz ilk babalarımızdan böyle bir şey işitmedik."

Süleymaniye Vakfı

Halkının önde gelenlerinden kafirlik edenler dediler ki: "Bu sadece sizin gibi bir beşerdir. Size üstünlük kurmak istiyor. Allah gerek görseydi dipnot 1 melekler indirirdi. Önceki atalarımız arasında da böyle bir şey olduğunu duymadık dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Halkından (yapılan uyarıları) görmezlik eden önderler dediler ki: "Bu sizin gibi bir insandan başka ne ki? Size üstünlük kurmak istiyor. Allah elçi gönderecek olsaydı melekleri gönderirdi. Biz en eski atalarımızdan bile böyle bir şey duymadık.

Şaban Britch

Kavminden ileri gelen kâfirler:Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değil. Sizden üstün olmak istiyor. Eğer Allah dileseydi melekleri gönderirdi. Biz, daha önceki atalarımızdan da bunu duymadık.

Şaban Piriş

Kavminden ileri gelen kafirler: -Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değil. Sizden üstün olmak istiyor. Eğer Allah dileseydi melekleri gönderirdi. Biz, daha önceki atalarımızdan da bunu duymadık.

Yaşar Nuri Öztürk

Toplumu içinden inkarcı kodaman grup şöyle dedi: "Bu adam, sizin gibi bir insandan başka şey değil; size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, melekler indirirdi. Biz ilk atalarımız arasında böyle bir şey duymadık."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But the leaders of infidelity among his people exclaimed: "He is only a human like yourselves" They added "he simply wishes to take precedence of you and to claim supereminence for holiness and high virtues". "And had Allah willed", they added, "He would have sent down angels to serve as His Messengers." "We never heard of such a notion voiced by our ancestors"

Abdul Haleem

But the leading disbelievers among his people said, ‘He is merely a mortal like you, trying to gain some superiority over you. God would have sent down angels if He had wished; besides, we never heard of anything like this from our forefathers.

Abdullah Yusuf Ali

The chiefs of the Unbelievers among his people said: "He is no more than a man like yourselves: his wish is to assert his superiority over you: if Allah had wished (to send messengers), He could have sent down angels; never did we hear such a thing (as he says), among our ancestors of old."

Abul A'la Maududi

But the notables among his people had refused to believe, and said: "This is none other than a mortal like yourselves dipnot 1 who desires to attain superiority over you. dipnot 2 Had Allah wanted (to send any Messengers) He would have sent down angels. dipnot 3 We have heard nothing like this in the time of our forebears of old (that humans were sent as Messengers).

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    There has been a common deviation that a human being cannot be a Prophet, and a Prophet cannot be a human being. That is why the Quran has refuted this wrong conception over and over again, and has stated forcefully that all the Prophets were human beings and that a human being only could be sent as a Prophet to human beings. For details, see(Suras Al-Aaraf Ayats 63, 69); (Yuonus, Ayat 2); (Houd, Ayats 27-31); (Yousuf, Ayat 109); (Ar- Raad, Ayat 38); (Ibrahim, Ayats 10-11); (An-Nahl, Ayat 43),(Bani Israil, Ayats 94-95);(Al-Kahf, Ayat 110); (Al-Anbiya, Ayats 3, 34); (Al-Mominoon, Ayats 33-34, 47); (Al-Furqan, Ayats 7, 20);(Ash-Shuara, Ayats 154, 186); (Ya-Sin, Ayat 15), (Ha Mim Sajdah, Ayat 6)along with the relevant E.Ns.
  2. metne dön, dipnot 2
    This accusation is another old objection, which has always been raised against those who tried to reform their people. Their opponents always accused them of exploiting religion to gain domination in the land. Prophets Moses, Aaron and Jesus were accused of the same and so was Muhammad (peace be upon them all). So much so that the disbelievers of Makkah offered to make the Prophet (peace be upon him) their king, if he gave up his message.
  3. metne dön, dipnot 3
    As a matter of fact, the people who exhaust themselves in pursuit of worldly benefits and gains cannot believe that somebody in this world could also exert himself sincerely and selflessly for the sake of human welfare. They regard deceptive slogans, which they raise to capture power, and false promises, which they make day and night to bring about reforms as natural. They think that sincerity and selflessness can be employed only to deceive people and these cannot be put to any better use. That is why the epithet of power hungry for the reformers in all ages has been used by those already in power as if their own power and domination in the land was their birth right, and they were in no way blame worthy for struggling for it and achieving it. (For further explanation, see (E.N. 36 )below)

Aisha Bewley

The ruling circle of those of his people who were kafir said, ‘This is nothing but a human being like yourselves who simply wants to gain ascendancy over you. If Allah had wanted He would have sent angels down. We never heard of anything like this among our ancestors, the earlier peoples.

Al-Hilali & Khan

But the chiefs of his people who disbelieved said: "He is no more than a human being like you, he seeks to make himself superior to you. Had Allâh willed, He surely could have sent down angels. Never did we hear such a thing among our fathers of old.

Ali Quli Qarai

But the elite of the faithless from among his people said, ‘This is just a human being like you, who seeks to dominate you. Had Allah wished, He would have sent down angels. We never heard of such a thing among our forefathers.

Amatul Rahman Omar

But the chiefs of those who disbelieved from among his people said, `He is nothing but a human being like yourselves, (only) he seeks to assert (his) superiority over you. And if Allâh had so willed He could have certainly sent down angels (with him). We have never heard of this (sort of a thing) happen in the times of our fathers of yore.

Arthur John Arberry

Said the Council of the unbelievers of his people, 'This is naught but a mortal like yourselves, who desires to gain superiority over you. And if God willed, He would have sent down angels. We never heard of this among, our fathers, the ancients.

Bijan Moeinian

The leaders of the disbelievers said: "This guy is a human being like yourselves. His only intention is to become your ruler. Had God willed, He would have sent the angels down. We have never heard none senses like this from our forefathers."

E. Henry Palmer

Said the chiefs of those who misbelieved among his people, 'This is nothing but a mortal like yourselves who wishes to have preference over you, and had God pleased He would have sent angels; we have not heard of this amongst our fathers of yore:

Edip-Layth

But the leaders who rejected from among his people said, "What is this but a human like you? He wants to make himself better than you! If it was indeed God's will, He would have sent down controllers. We did not hear such a thing among our fathers of old."

George Sale

And the chiefs of his people, who believed not, said, this is no other than a man, as ye are: He seeketh to raise himself to a superiority over you. If God had pleased to have sent a messenger unto you, He would surely have sent angels: We have not heard this of our forefathers.

Hamid S. Aziz

We sent Noah unto his people, and he said, "O my people! Serve Allah, you have no God but Him; do you then not fear (evil)?"

Mahmoud Ghali

Then said the chiefs who disbelieved among his people, "In no way is this anything except a mortal like yourselves, who would like to be graced with (superiority) (Literally: assume graciousness) over you. And if Allah had (so) decided, He would indeed have sent down Angels. In no way did we hear of this among our earliest fathers.

Marmaduke Pickthall

But the chieftains of his folk, who disbelieved, said: This is only a mortal like you who would make himself superior to you. Had Allah willed, He surely could have sent down angels. We heard not of this in the case of our fathers of old.

Mohamed Ahmed - Samira

The chiefs of his people, who did not believe, said: "He is only a man like you. He wishes to acquire ascendancy over you. If God had willed He would have sent down angels. We never heard this from our elders.

Muhammad Asad

But the great ones among his people, who refused to acknowledge the truth, replied: "This [man] is nothing but a mortal like yourselves who wants to make himself superior to you! For, if God had willed [to convey a message unto us], He would surely have sent down angels; [moreover,] we have never heard [anything like] this from our forebears of old!

Mustafa Khattab

But the disbelieving chiefs of his people said ˹to the masses˺, "This is only a human like you, who wants to be superior to you. Had Allah willed, He could have easily sent down angels ˹instead˺. We have never heard of this in ˹the history of˺ our forefathers.

Progressive Muslims

But the leaders who rejected from among his people said: "What is this but a human like you He wants to make himself better than you! And if it was indeed God's will, He would have sent down Angels. We did not hear such a thing among our fathers of old."

Rashad Khalifa

The leaders who disbelieved among his people said, "This is no more than a human like you, who wants to gain prominence among you. Had GOD willed, He could have sent down angels. We never heard of anything like this from our ancestors.

Sahih International

But the eminent among those who disbelieved from his people said, "This is not but a man like yourselves who wishes to take precedence over you; and if Allah had willed [to send a messenger], He would have sent down angels. We have not heard of this among our forefathers.

Sam Gerrans

Then said the eminent ones who disbelieved among his people: “This is only a mortal like you, desiring to take precedence over you. And had God willed, He would have sent down angels. We heard not of this among our fathers of old.

Shabbir Ahmed

But the leaders among his community who refused to acknowledge the Truth, said, "This is only a man like you who wants to become prominent among you. God could have sent angels if He willed (to convey a message to us). We never heard this from our forefathers.

Syed Vickar Ahamed

The leaders of the disbelievers from his people said: "He is no more than a man like yourselves; His wish is to make his superiority over you: If Allah had wished, He could have sent down angels: We never heard any such thing (like he says), from our forefathers of the old. "

Taqi Usmani

So, said the disbelieving chiefs from among his nation, "This (man) is nothing but a human being like you. He wishes to impose his superiority over you. Had Allah willed, He would have sent down angels (instead of him). We have not heard of such a thing among our forefathers.

The Monotheist Group

Butthe leaders who rejected from among his people said: "What is this but a human being like you? He wants to make himself better than you! And if it was indeed the will of God, He would have sent down angels. We did not hear such a thing among our fathers of old."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 24. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 24. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 24. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩