Mü'minûn suresi

Mü'minûn suresi, 102. ayet

Mü'minûn suresi, 102. ayet. فَمَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

femen ŝeḳulet mevâzînühû feülâike hümü-lmüfliḥûn.

Diyanet İşleri

Artık kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'minûn 99–105 · surenin 102. ayeti / 118

Konu Ölüm, berzah, sûr ve hesap Mü'minûn 99–118 3

  1. Mü'minûn 99–100

    (99-100) Nihayet onlardan birine ölüm gelince, "Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım" der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.

  2. Mü'minûn 101

    Sur'a üfürüldüğü zaman, (işte) o gün ne aralarında soy sop yakınlığı kalacak, ne de birbirlerini arayıp soracaklardır.

  3. 102

    Artık kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

  4. Mü'minûn 103

    Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır.

  5. Mü'minûn 104

    Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırıtır kalırlar.

  6. Mü'minûn 105

    Allah, "Ayetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz, değil mi?" der.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

102. Kıyamet gününde sıkıntıları ağır, etkisi pek büyük bazı konumlar olacaktır. Kulun amellerinin birbirinden ayırt edildiği, amellerinin adaletle gözden geçirilip neyin lehine neyin aleyhine olduğunun tespit edildiği, hayır ve şer türünden zerre ağırlığı kadar olanların dahi ortaya çıktığı mizan/tartı buna bir örnektir. İşte “Kimlerin tartıları” iyilikleri kötülüklerine “ağır basarsa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” Çünkü ateşten kurtulup cenneti hak etmişlerdir, güzel övgülere nail olmuşlardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kimlerin iyilikleri (sevapları) kötülüklerine üstün gelerek, tartıları ağır gelirse; işte istediklerine kavuşup korktuklarından uzaklaştırılarak kurtuluşa erenler bunlardır.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَمَن femen kimlerin
  2. ثَقُلَتْ sekulet ağır gelirse kök: ثقل
  3. مَوَٰزِينُهُۥ mevazinuhu tartıları kök: وزن
  4. فَأُو۟لَـٰٓئِكَ feulaike işte
  5. هُمُ humu onlar
  6. ٱلْمُفْلِحُونَ l-muflihune kurtuluşa erenlerdir kök: فلح

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Aynı kök: ثقل (28 geçiş) · Aynı kök: فلح (40 geçiş)

    O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

  • Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Aynı kök: ثقل (28 geçiş) · Ortak kavram: Adalet

    Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da…

  • Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Aynı kök: ثقل (28 geçiş) · Ortak kavram: Adalet

    İşte o vakit, kimin tartıları ağır gelmişse,

  • Aynı kök: فلح (40 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Kim, hakkında hiçbir delili olmadığı halde Allah ile birlikte başka bir ilaha taparsa, onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Şüphesiz kafirler asla…

  • Aynı kök: ثقل (28 geçiş)

    Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük…

  • Aynı kök: ثقل (28 geçiş)

    O, rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için…

  • Aynı kök: ثقل (28 geçiş)

    Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O…

  • Aynı kök: فلح (40 geçiş)

    İşte onlar Rab'lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kimin terazi(de sevap)ları ağır gelirse, işte onlar kurtulanların ta kendileridir.

Mustafa İslamoğlu

Derken, kimin (iyilikleri) tartıda ağır gelirse işte kurtuluşa erenler onlar olacaktır.

Muhammed Esed

Ve (o Gün, iyi eylem ve davranışları) tartıda ağır gelen kimseler; işte kurtuluşa erişecek olanlar böyleleridir.

Ahmed Hulusi

Kimin ölçüm değerleri (tartısı) ağır gelirse, işte onlar kurtulacakların ta kendileridir.

Ali Bulaç

Artık kimin tartısı ağır basarsa, işte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

Ali Özek ve heyeti

Artık kimlerin (sevap) tartıları ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.

Ali Rıza Safa

Artık, kimin tartısı ağır gelirse; kurtuluşa erişenler, işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

Sevap tartıları ağır gelenler, işte onlar, mutluluğa erenlerdir.

Edip Yüksel

Tartıları ağır gelenler, işte onlar kazanacaklardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Tartıları ağır gelenler, işte onlar kazanacaklardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O zaman her kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar o kurtuluş bulanlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

O zaman her kimin tartıları ağır gelirse işte onlar o felah bulanlardır

Erhan Aktaş

Kimlerin tartısı ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kimlerin tartısı ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kimlerin tartısı ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Gültekin Onan

Artık kimin tartısı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

Hasan Basri Çantay

Artık kimin (sevab) tartıları ağır gelirse onlar korkduklarından emin, umduklarına nail olanların ta kendileridir.

İbni Kesir

Tartıları ağır gelenler; işte onlar, felaha ermiş olanların kendileridir.

Mehmet Alagaş

(93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Artık kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

Süleyman Ateş

Kimlerin (eylemlerinin) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Süleymaniye Vakfı

Kimin tartıları (sevapları) ağır gelirse işte onlar umduklarına kavuşacaklardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Artık kimin iyilikleri ağır basarsa onlar umduklarına kavuşacaklardır.

Şaban Britch

Kimlerin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa ermişlerdir.

Şaban Piriş

Kimlerin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa ermişlerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Artık kimin tartıları ağır gelirse onlar kurtulmuş olacaklardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There and then, he whose deeds of wisdom and piety surpass in weight shall he and such persons be the fortunate who shall rejoice beyond a common joy.

Abdul Haleem

those whose good deeds weigh heavy will be successful,

Abdullah Yusuf Ali

Then those whose balance (of good deeds) is heavy,- they will attain salvation:

Abul A'la Maududi

It will be an Hour when those whose scales are heavy, dipnot 1 they alone will attain success;

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, those whose good deeds will be heavy and will out-weigh their evil deeds.

Aisha Bewley

Those whose scales are heavy, they are the successful.

Al-Hilali & Khan

Then, those whose scales (of good deeds) are heavy, they are the successful.

Ali Quli Qarai

Then those whose deeds weigh heavy in the scales —it is they who are the felicitous.

Amatul Rahman Omar

Then (on that day there shall be a true weighing so that) whose scales are heavy (and their deeds of righteousness preponderant and manifold) it is they who are the triumphant.

Arthur John Arberry

Then he whose scales are heavy -- they are the prosperers,

Bijan Moeinian

Those who have more good deeds than bad deeds are the successful one.

E. Henry Palmer

And he whose scales are heavy, - they are the prosperous.

Edip-Layth

So, those whose weight is heavy on the scales, then those are the successful ones.

George Sale

They whose balances shall be heavy with good works shall be happy;

Hamid S. Aziz

And when the trumpet shall be blown, and there shall be no kinship between them on that day, nor will they ask about each other then!

Mahmoud Ghali

So he whose scales weigh heavy, then those are they who are the prosperers.

Marmaduke Pickthall

Then those whose scales are heavy, they are the successful.

Mohamed Ahmed - Samira

Only those whose scales are heavier in the balance will find happiness.

Muhammad Asad

And they whose weight [of righteousness] is heavy in the balance - it is they, they who will have attained to a happy state;

Mustafa Khattab

As for those whose scale is heavy ˹with good deeds˺, it is they who will be successful.

Progressive Muslims

So, those whose weight is heavy on the scales, then those are the successful ones.

Rashad Khalifa

As for those whose weights are heavy, they will be the winners.

Sahih International

And those whose scales are heavy [with good deeds] - it is they who are the successful.

Sam Gerrans

Then whose balances are heavy, it is they who are the successful.

Shabbir Ahmed

Then those whose scales (of good deeds) are heavy; they are the successful.

Syed Vickar Ahamed

Then, those whose balance (of good deeds) is heavy— These, they will be successful:

Taqi Usmani

So, the one whose scales (of good deeds) turn out to be heavy, then such people are the successful ones,

The Monotheist Group

So, those whose weights are heavy on the balance, those are the successful ones.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 102. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 102. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 102. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩