Mü'minûn suresi

Mü'minûn suresi, 106. ayet

Mü'minûn suresi, 106. ayet. قَالُوا۟ رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْمًا ضَآلِّينَ

ḳâlû rabbenâ galebet `aleynâ şiḳvetünâ vekünnâ ḳavmen ḍâllîn.

Diyanet İşleri

Onlar da şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'minûn 103–109 · surenin 106. ayeti / 118

Konu Ölüm, berzah, sûr ve hesap Mü'minûn 99–118 3

  1. Mü'minûn 103

    Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır.

  2. Mü'minûn 104

    Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırıtır kalırlar.

  3. Mü'minûn 105

    Allah, "Ayetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz, değil mi?" der.

  4. 106

    Onlar da şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk."

  5. Mü'minûn 107

    "Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz."

  6. Mü'minûn 108

    Allah, "Aşağılık içinde kalın orada, artık benimle konuşmayın!" der.

  7. Mü'minûn 109

    Kullarımdan, "Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın" diyen bir grup var idi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

106. İşte o vakit onlar, ikrar ve itirafın fayda vermeyeceği bir zamanda zalimliklerini kabul edeceklerdir: “Rabbimiz, bedbahtlığımız bize galip geldi.” Zulüm, haktan yüz çevirmek, zararlı şeylere yönelip faydalı şeyleri terk etmekten kaynaklanan bedbahtlığımız bize baskın geldi. “Biz” işlerinde “sapmış bir topluluktuk.” Böylece kendilerinin zalim olduklarını kabul edeceklerdir. Yani biz, dünyada nereye gittiğini bilemeyen, yolunu şaşırmış, aklı başından gitmiş kimselerin yaptığını yapıyorduk. Nitekim bir başka âyette onların şöyle diyecekleri bize nakledilmektedir: “Eğer biz, dinleseydik ve aklımızı kullanmış olsaydık cehennemlikler arasında olmazdık. (el-Mülk, 67/10)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şöyle dediler: "Rabbimiz! Senin bildiğin gibi isyankârlığımız bize üstün gelmişti ve bizler, haktan sapan bir bir kavim olmuştuk."

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوا۟ kalu dediler kök: قول
  2. رَبَّنَا rabbena Rabbimiz kök: ربب
  3. غَلَبَتْ galebet yendi kök: غلب
  4. عَلَيْنَا aleyna bizi
  5. شِقْوَتُنَا şikvetuna bahtsızlığımız kök: شقو
  6. وَكُنَّا ve kunna ve biz olduk kök: كون
  7. قَوْمًۭا kavmen bir topluluk kök: قوم
  8. ضَآلِّينَ dalline sapık kök: ضلل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شقو (12 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Allah, şöyle dedi: "Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime…

  • Aynı kök: شقو (12 geçiş)

    O gün geldiği zaman Allah'ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır, mutlu (cennetlik) olanlar da.

  • Aynı kök: شقو (12 geçiş)

    Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır.

  • Aynı kök: غلب (31 geçiş)

    Talut, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o…

  • Aynı kök: غلب (31 geçiş)

    İnkar edenlere de ki: "Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!"

  • Aynı kök: غلب (31 geçiş)

    Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül…

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar şöyle demiş (olacak)lardır: "Rabbimiz! Azgınlığımız bize galip geldi; biz bir sapkınlar topluluğuyduk.

Mustafa İslamoğlu

"Rabbimiz!" diyecekler, "Talihimiz yaver gitmedi, bu yüzden biz de sapıtan bir güruh olup çıktık!

Muhammed Esed

"Ey Rabbimiz!" diye yakaracaklar, "Bize kötü talihimiz galebe çaldı ve biz de bu yüzden eğri yola saptık!

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Rabbimiz! Mutsuzluğa yol açan arzularımız ağır bastı; sapıp kaybolmuş bir topluluk olduk. "

Ali Bulaç

Dediler ki: "Rabbimiz, mutsuzluğumuz bize karşı üstün geldi, biz sapan bir topluluk imişiz."

Ali Özek ve heyeti

Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik.

Ali Rıza Safa

Şöyle diyecekler: "Efendimiz! Azgınlığımız bize üstün geldi; sapkın bir toplum olduk!"

Bayraktar Bayraklı

Derler ki: "Ey Rabbimiz! Azgınlığımız bizi yendi; biz, zalimler topluluğu olduk."

Edip Yüksel

"Efendimiz" diyecekler, "Bizi talihsizliğimiz yendi; biz sapıtan bir toplum olduk."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Rabbimiz,' diyecekler, 'Bizi talihsizliğimiz yendi; biz sapıtan bir toplum olduk.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derler: "Rabbimiz, bizi azgınlığımız altetti ve biz, sapık bir kavim idik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbımız! derler: bize şekavetimiz galebe etti ve biz bir sapgın bir kavm idik

Erhan Aktaş

Dediler ki: "Rabb'imiz! Azgınlığımıza yenilen sapkın bir halktık."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dediler ki: "Rabb'imiz! Azgınlığımıza yenilen sapkın bir halktık."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dediler ki: "Rabb'imiz! Azgınlığımıza yenilen sapkın bir topluluktuk."

Gültekin Onan

Dediler ki: "Rabbimiz, mutsuzluğumuz bize karşı üstün geldi, biz sapan bir topluluk imişiz."

Hasan Basri Çantay

Dediler (diyecekler): "Ey Rabbimiz, bedbahtlığımız bize galebe etmişdi. Doğru yoldan sapanlar güruhu idik biz".

İbni Kesir

Derler ki: Rabbımız, bedbahtlığımız bizi yenmişti. Sapıklar topluluğu olmuştuk.

Mehmet Alagaş

(93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar şöyle derler: "Rabbimiz! Azgınlığımız bizi yenmişti ve sapık bir kavim olmuştuk."

Süleyman Ateş

"Rabbimiz, dediler, bahtsızlığımız bizi yendi. Biz sapık bir topluluk olduk."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Diyecekler ki, "Rabbimiz! Azgınlığımıza yenik düşmüş, yoldan çıkmış bir topluluk haline gelmiştik.

Şaban Britch

Onlar da: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi yendi ve sapık bir kavim olduk.

Şaban Piriş

Onlar da: -Rabbimiz. İsyankarlığımız bizi yendi ve sapık bir kavim olduk.

Yaşar Nuri Öztürk

Derler ki: "Rabbimiz, bahtsızlığımız bize baskın çıktı. Sapıp gitmiş bir topluluk olduk biz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And there, shall they say: "O Allah, our Creator, our pride and misgivings got the better of our prudence and we were certainly lost in the maze of error. "

Abdul Haleem

They will say, ‘Lord, our waywardness overcame us and we went astray.

Abdullah Yusuf Ali

They will say: "our Lord! Our misfortune overwhelmed us, and we became a people astray!

Abul A'la Maududi

They will say: "Our Lord! Our misfortune prevailed over us. We were indeed an erring people.

Aisha Bewley

They will say, ‘Our Lord, our miserable destiny overpowered us. We were misguided people.

Al-Hilali & Khan

They will say: "Our Lord! Our wretchedness overcame us, and we were (an) erring people.

Ali Quli Qarai

They will say, ‘Our Lord! Our wretchedness overcame us, and we were an astray lot.

Amatul Rahman Omar

They will say, `Our Lord! our misfortune got the better of us (when we gave ourselves up to evil doings) and we were actually an erring people;

Arthur John Arberry

They shall say, 'Our Lord, our adversity prevailed over us; we were an erring people.

Bijan Moeinian

They will reply: "Lord, our wicked desires overwhelmed us. We were indeed in darkness."

E. Henry Palmer

They say, 'Our Lord! our misery overcame us, and we were a people who did err!

Edip-Layth

They said, "Our Lord, our wickedness overcame us, and we were a misguided people."

George Sale

They shall answer, O LORD, our unhappiness prevailed over us, and we were people who sent astray.

Hamid S. Aziz

(It will be said) "Were not My revelations recited to you? And did you not treat them as falsehoods?"

Mahmoud Ghali

They will say, "Our Lord, our wretchedness has overcome us, and we were an erring people.

Marmaduke Pickthall

They will say: Our Lord! Our evil fortune conquered us, and we were erring folk.

Mohamed Ahmed - Samira

They will say: "O Lord, our misery overwhelmed us, so we remained a people astray.

Muhammad Asad

They will exclaim: "O our Sustainer! Our bad luck has overwhelmed us, and so we went astray!

Mustafa Khattab

They will cry, "Our Lord! Our ill-fate took hold of us, so we became a misguided people.

Progressive Muslims

They said: "Our Lord, our wickedness overcame us, and we were a misguided people. "

Rashad Khalifa

They will say, "Our Lord, our wickedness overwhelmed us, and we were people gone astray.

Sahih International

They will say, "Our Lord, our wretchedness overcame us, and we were a people astray.

Sam Gerrans

They will say: “Our Lord: our wretchedness overcame us, and we were a people astray.

Shabbir Ahmed

They will say, "Our Lord! Our misfortune overwhelmed us, and we became a people astray.

Syed Vickar Ahamed

They will say: "O Lord! Our bad luck overtook us, and we became a people who had lost our way!

Taqi Usmani

They will say, "Our Lord, our wretchedness prevailed over us, and we were a people wandering astray.

The Monotheist Group

Theysaid: "Our Lord, our wickedness overcame us, and we were a misguided people."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 106. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 106. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 106. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩