Diyanet İşleri
Hayır onlar, öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler.
Mü'minûn suresi
Mü'minûn suresi, 81. ayet. بَلْ قَالُوا۟ مِثْلَ مَا قَالَ ٱلْأَوَّلُونَ
bel ḳâlû miŝle mâ ḳâle-l'evvelûn.
Hayır onlar, öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kulak, göz ve gönül; "Allah'ındır diyecekler" Mü'minûn 78–92 3
Halbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sadece O'nun huzurunda toplanacaksınız.
O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O'na aittir. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?
Hayır onlar, öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler.
Dediler ki: "Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?"
Andolsun, biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. Bu, öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir.
De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 81–83. ayetler için yazılmıştır.
81-82. Bu yalanlayıcılar da evvelki inkarcıların ve dirilişi yalanlayanların yolunu izlediler ve dirilişi alabildiğine uzak bir ihtimal görerek şöyle dediler: “Ölüp de toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, evet biz (bu haldeyken) mi diriltileceğiz!?” Batıl zanlarına göre bu, akla mantığa sığmaz bir şeydir.
83. “Andolsun ki bu, hem bize hem de daha önce atalarımıza vaad edilmişti.” Hâlen daha dirilişin gerçekleşeceği vaad olunuyor. Bize de babalarımıza da hep vaad edilegeldi. Ama biz öyle bir şey görmedik. Şimdiye kadar da öyle bir şey olmadı. “Bu, eskilerin efsanlerinden başka bir şey değil.” Öncekilerin sohbetlerinde konuştukları, anlatıp durdukları, aslı astarı olmayan hikayelerdir. Bunların gerçekliği yoktur. Kahrolasıcalar! Yalan söylediler. Halbuki Allah, kendilerine öldükten sonra dirilişten daha büyük veya ona denk pek çok ayetlerini göstermiştir. Meselâ, Allah şöyle buyurmaktadır: “Göklerle yerin yaratılması andolsun ki insanların yaratılışından daha büyüktür.” (el-Mümin, 40/57); “Kendi yaratılışını unuturak bize bir misal getirip dedi ki: Çürümüş haldeki kemikleri kim diriltecek?” (Yâsîn, 36/78); “Sen yeryüzünü kupkuru görürsün. Biz üzerine suyu indirdiğimizde hareketlenir, kabarır ve her çeşit güzel bitkiden bitirir.” (el-Hac, 22/5)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Aksine atalarının ve geçmişlerinin küfürde dedikleri gibi dediler.
Ortak kavram: Mesel (örnek)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Ortak kavram: Mesel (örnek)
Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…
Ortak kavram: Mesel (örnek)
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Gerçekte onlar da öncekilerin dedikleri gibi dediler:
Aksine, öncekiler ne dediyse onlar da aynısını söylediler:
Hayır, onlar sadece geçip gitmiş insanların söylediği şeyi söylerler:
Ne var ki, onlar da öncekilerin söylediğinin benzerini söylediler.
Hayır; onlar, geçmiştekilerin söylediklerinin benzerini söylediler.
Buna rağmen onlar, öncekilerin dedikleri gibi dediler.
Hayır! Öncekilerin söylemiş olduklarının tıpkısını söylüyorlar.
"Hayır; yine de öncekilerin dediklerini derler."
Ancak onlar, öncekilerin dediklerini tekrarladılar.
Ancak onlar, öncekilerin dediklerini tekrarladılar.
Hayır, öncekilerin dediği gibi dediler.
Hayır, evvelkilerin dedikleri gibi dediler
Ancak onlar öncekilerin dediklerinin aynısını dediler.
Ancak onlar öncekilerin dediklerinin aynısını dediler.
Ancak onlar öncekilerin dediklerinin aynısını dediler.
Hayır; onlar geçmiştekilerin söylediklerinin benzerini söylediler.
Hayır, onlar evvelkilerin dediği gibi dediler.
Hayır, onlar yine de öncekilerin dediklerini derler.
(79-89) O / Allah sizin için kulaklar gözler ve gönüller yarattı , az şükrediyorsunuz , O sizi yer yüzünde yetiştirendir , O’nda toplanacaksınız, O yaşatır ve öldürür, gece ve gündüzün birbiri ardından gelmesi O’ndandır, akletmiyor musunuz? Evet onlarda evvelkilerin söylediklerini söylediler. “Öldüğümüzde toprak ve kemik olunca biz tekrar mı diriltileceğiz? Bu bize de vaat oldu önceki babalarımıza da vaat oldu (ama herhangi bir şey olduğu yok) öyleyse bu da evvelkilerin efsaneleri / masalları derler. D e ki: Eğer biliy orsanız, arz ve içindekiler kimindir? (Herkes ölüp gittiğine göre buralar kimin?) Diyecekler ki Allah’ındır. (Bir tek O gitmiyor) Peki düşünmüyor musunuz? de. De ki: Yedi semanın ve büyük tahtın Rabbi kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki sakınmaz mısınız? De ki; Her şeyin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) kimin elinde? Eğer biliyorsanız, niyazda bulunulan, kimseye niyazda bulunmayan “O” kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki ne biçim etkileniyorsunuz? / büyüleniyorsunuz? (Yine Allah dediler, her şey Allah’ın, Yönetici de Allah, bunu da biliyorsunuz peki bu haliniz ne?)
Aksine bunlar da öncekilerin dedikleri gibi dediler.
Hayır, onlar da evvelkilerin dedikleri gibi dediler:
Aslında bunlar da tıpkı öncekilerin dediklerini diyorlar:
Hayır, bunlar da tıpkı eskiler gibi konuştular:
Aksine, evvelkilerin dedikleri gibi dediler:
Aksine, evvelkilerin dedikleri gibi dediler:
İşin doğrusu şu: Onlar da öncekilerin söylediği gibi söylediler.
No. they express their thoughts in words identical with those uttered by their ancestors.
But, like others before them,
On the contrary they say things similar to what the ancients said.
Nay, but they say the like of what their predecessors of yore had said.
However, they say the same as previous peoples said.
Nay, but they say the like of what the men of old said.
Rather they say just like what the ancients said.
But (rather than trying to understand) they repeated what the former people had said.
Nay, but they said the like of what the ancients said.
Their response (to the Lord’s invitation) is the same as their forefathers’ saying:
Nay, but they said like that which those of yore did say.
Indeed, they have said the same as what the people of old had said.
But the unbelieving Meccans say as their predecessors said:
And He it is Who gives you life and death; and His is the alternation of the night and the day; have you then no sense?
No indeed, (but) they said the like of what the earliest (people) said.
Nay, but they say the like of that which said the men of old;
And talk as did the people of old.
But nay, they speak as the people of olden times did speak:
But they ˹just˺ say what their predecessors said.
No, they have said the same as what the people of old had said.
They said what their ancestors said.
Rather, they say like what the former peoples said.
The truth is, they say the like of what the former peoples said;
Nay, they say what the people of the olden times used to say.
To the opposite (effect), they say things similar to what the olden (people) said.
But they say as the earlier people had said.
No,they have said the same as what the people of old had said.