Mü'minûn suresi

Mü'minûn suresi, 77. ayet

Mü'minûn suresi, 77. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا ذَا عَذَابٍ شَدِيدٍ إِذَا هُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ

ḥattâ iẕâ fetaḥnâ `aleyhim bâben ẕâ `aẕâbin şedîdin iẕâ hüm fîhi müblisûn.

Diyanet İşleri

Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'minûn 74–80 · surenin 77. ayeti / 118

Konu Kalplerin gafleti ve gelen azap Mü'minûn 63–77 3

  1. Mü'minûn 74

    Fakat ahirete inanmayanlar, ısrarla bu yoldan çıkmaktadırlar.

  2. Mü'minûn 75

    Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik, yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı.

  3. Mü'minûn 76

    Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O'na yalvarıp yakarmadılar.

  4. 77

    Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.

  5. Mü'minûn 78

    Halbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

  6. Mü'minûn 79

    O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sadece O'nun huzurunda toplanacaksınız.

  7. Mü'minûn 80

    O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O'na aittir. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

77. “Nihâyet üzerlerine” Bedir gününde öldürülmeleri ve buna benzer “şiddetli bir azabın kapısını açacağımız zaman onlar, o azabın içinde” her türlü hayırdan yana “ümitsiz kalakalırlar.” Felaket ve onun sebebleri mevcuttur. O halde geri çevrilmesi mümkün olmayan Allah’ın o şiddetli azabı inmeden önce sakınsınlar. Çünkü Allah’ın geri çevrilmeyecek bu azabı, dünyevi bir azap gibi değildir. Zira dünyevi azap bir süre sonra onların yakasını bırakabilir. Nitekim Allah’ın kullarını tedip ettiği dünyevi cezalar bu kabildendir. Bu hususta Allah şöyle buyurmaktadır: “İnsanların kendi elleri ile kazandıklarından ötürü karada ve denizde fesad başgösterdi. Bu, işlediklerinin bazısını onlara tattırsın diyedir, belki dönerler.” (er-Rûm, 30/41)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sonunda onların üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman onlar feraha kavuşmaya ve hayra dair bütün ümitlerini kaybetmiş olurlar.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. حَتَّىٰٓ hatta nihayet
  2. إِذَا iza zaman
  3. فَتَحْنَا fetehna açtığımız kök: فتح
  4. عَلَيْهِم aleyhim üzerlerine
  5. بَابًۭا baben kapısı kök: بوب
  6. ذَا za
  7. عَذَابٍۢ azabin bir azab kök: عذب
  8. شَدِيدٍ şedidin şiddetli kök: شدد
  9. إِذَا iza derhal
  10. هُمْ hum onlar
  11. فِيهِ fihi O'nun içinde
  12. مُبْلِسُونَ mublisune şaşkın ve umutsuz kalırlar kök: بلس

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بلس (5 geçiş) · Aynı kök: بوب (27 geçiş) · Aynı kök: فتح (38 geçiş)

    Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları…

  • Aynı kök: بوب (27 geçiş) · Aynı kök: فتح (38 geçiş)

    Ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden…

  • Aynı kök: بوب (27 geçiş) · Aynı kök: فتح (38 geçiş)

    (14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine "Gözlerimiz döndürüldü, biz herhalde büyülenmiş bir toplumuz" derlerdi.

  • Aynı kök: بوب (27 geçiş) · Aynı kök: فتح (38 geçiş)

    (49-50) Bu bir öğüttür. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri…

  • Aynı kök: بلس (5 geçiş)

    Kıyametin kopacağı günde, suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.

  • Aynı kök: بلس (5 geçiş)

    Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.

  • Aynı kök: فتح (38 geçiş)

    Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak…

  • Aynı kök: فتح (38 geçiş)

    Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ı) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile)…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sonunda üzerlerine azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada ümitsiz kalmışlardır! dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: En‘âm 6:43-44.

Mustafa İslamoğlu

Ta ki vakti gelip de onlar aleyhine bir azap kapısı açıncaya dek: o zaman da onlar, orada, umutlarının tamamını yitiriverecekler.

Muhammed Esed

ta ki, Biz onların önünde (ceza gününe has) zorlu bir azabın kapısını açıncaya kadar; işte ancak o zaman bütün ümitlerini kaybediverirler.

Ahmed Hulusi

Nihayet üzerlerine şiddetli bir azap sahibi bir kapı açtığımızda, birdenbire o azabın içinde ümitsiz kalıverirler.

Ali Bulaç

Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.

Ali Özek ve heyeti

Sonunda (Kıyâmet Günü) üzerlerine şiddetli bir azâp kapısı açtığımız zaman, içinde şaşkın ve ümidlerini kaybetmiş bir halde kalacaklardır.

Ali Rıza Safa

Sonunda, yaman bir cezanın kapısını onların üzerine açtığımızda; işte o zaman, tüm umutlarını yitirecekler.

Bayraktar Bayraklı

Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, ümitsiz kalıverdiler.

Edip Yüksel

Kendilerine çetin bir azabın kapısını açtığımız zaman şaşırıp şoke oldular.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine çetin bir azabın kapısını açtığımız zaman şaşırıp şoke oldular.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonunda üzerlerine çetin azaplı bir kapı açtığımızda birden onun içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nihayet üzerlerine şedid azablı bir kapı açtığımız vakıt da onun içinde ye'se düşüvereceklerdir

Erhan Aktaş

Ne var ki üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bütün ümitleri boşa çıkacaktır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ne var ki üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bütün ümitleri boşa çıkacaktır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ne var ki üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bütün ümitleri boşa çıkacaktır.

Gültekin Onan

Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.

Hasan Basri Çantay

Nihayet üzerlerine azabı çetin bir kapı açdığımız vakit (görürsün ki) onlar bunun içinde ümidsizlikle dönüb kalmışlardır.

İbni Kesir

Sonunda onlara şiddetli bir azab kapısı açtığımızda şaşkına dönüp ümitsiz kalıverdiler

Mehmet Alagaş

(68-78) Bu sözü hiç düşünmediniz mi? evvelki babalarınıza gelmeyen biri mi geldi size? Yahut Resullerini tanıyamadılar mı? O’nu inkâr ediyorlar / tanımıyorlar yahut onda bir cinnet hali var mı diyorlar? bilakis O, onlara gerçek ile geldi, çoğunuz / ekseriniz haktan hoşlanmıyorsunuz / kerih buluyorsunuz , eğer hak, onların keyiflerine uysaydı semalarda, yerde ve bu ikisi arasında kim varsa bozulurdu / ifsat olurdu, bilakis onlara hatırlamaları gereken şeyleri verdik, onlar hatırlatıcı kitaplarından sırt çeviriyorlar yahut onlara bir ücret / haraç mı soruyorsun? Rabbinin karşılığ ı / haracı daha hayırlıdır ve O rızık verenlerin hayırlısıdır, muhakkak ki sen onları dosdoğru yola çağırıyorsun, Ahirete iman etmeyenler ise yoldan sapıyorlar. Eğer ki onlara acısak ve uğradıkları zararı onlardan gidersek taşkınlıkları / tuğyanlarında bocalamaya devam ederler. Kesin olan şu ki, onları azap ile yakaladık Rableri için olmuyorlar (kendilerine yahut başkalarına ait oluyorlar) ve yalvarmıyorlardı. Onlara şiddetli azabın kapılarını açtığımızda onda ümitsiz oluyorlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Nihayet üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımızda o zaman azabın içinde şaşkın ve ümitsiz kalıverirler.

Süleyman Ateş

Nihayet üzerlerine şiddetli bir azab kapısı açtığımız zaman, derhal O'nun içinde şaşkın ve umutsuz kalırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara şiddetli bir azabın kapısını açıncaya kadar böyle gitti; o anda birden ümitsizliğe düştüler

Şaban Britch

Nihayet üzerlerine azabı çetin bir kapı açdığımız vakit şaşkınlıkla ümitsizliğe düşüverirler.

Şaban Piriş

Onların üzerine şiddetli bir azap kapısı açana kadar... İşte o zaman ümitsizliğe düşüverirler.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet, üzerlerine şiddetli bir azabın kapısını açtığımızda hemencecik ümitsizliğe düşüverecekler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They persisted in wrong -doing until We closed the gate of mercy in their faces and opened the gate of torture and put them to torment (that they may be brought back to their senses) But to the contrary. they only nursed despair which led to recklessness and to heedlessness arising from despair.

Abdul Haleem

until We open a gate to severe torment for them- then they will be plunged into utter despair.

Abdullah Yusuf Ali

Until We open on them a gate leading to a severe Punishment: then Lo! they will be plunged in despair therein!

Abul A'la Maududi

until We opened upon them the door of a severe chastisement. Then lo, in this state they become utterly despaired of any good. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The Arabic word mublis is used for one whom frustration makes so desperate and obdurate that he does not hesitate to resort to any crime. The Devil has been called Iblis for the same reason.

Aisha Bewley

until We open to them a gate to a harsh punishment in which they will at once be crushed by despair.

Al-Hilali & Khan

Until, when We open for them the gate of severe punishment, then lo! they will be plunged into destruction with deep regrets, sorrows and in despair.

Ali Quli Qarai

When We opened on them the door of a severe punishment, behold, they are despondent in it.

Amatul Rahman Omar

Behold! no sooner did We let loose on them a severe punishment than they are utterly despaired (of God's mercy) thereat.

Arthur John Arberry

until, when We open against them a door of terrible chastisement, lo, they are sore confounded at it.

Bijan Moeinian

But when I sentence them to a sever punishment, they will implore in desperation.

E. Henry Palmer

until we opened for them a door with grievous torment, then lo! they are in despair.

Edip-Layth

Until We open for them a door of immense retribution, then they become in sorrow and despair.

George Sale

until, when We have opened upon them a door, from which a severe punishment hath issued, behold, they are driven to despair thereat.

Hamid S. Aziz

And We caught them with the punishment, but they humble not themselves before their Lord, nor do they pray,

Mahmoud Ghali

Until, when We open upon them a gate of (Literally: owning, comprising) strict torment, only then are they dumbfounded at it.

Marmaduke Pickthall

Until, when We open for them the gate of extreme punishment, behold! they are aghast thereat.

Mohamed Ahmed - Samira

So that when at last We open up the gate of severe punishment on them they will be overwhelmed with despair.

Muhammad Asad

until We open before them a gate of [truly] severe suffering [in the life to come]: and then, lo! they will be broken in spirit.

Mustafa Khattab

But as soon as We open for them a gate of severe punishment, they will be utterly desperate.

Progressive Muslims

Until We open for them a door of immense retribution, then they become in sorrow and despair.

Rashad Khalifa

Subsequently, when we requited them with the severe retribution they had incurred, they were shocked.

Sahih International

Until when We have opened before them a door of severe punishment, immediately they will be therein in despair.

Sam Gerrans

When We have opened against them a gate of severe punishment, then are they therein in despair.)

Shabbir Ahmed

Until when We open for them the gate of severe retribution, behold, they will be then completely demoralized.

Syed Vickar Ahamed

Till We open on them a gate of a harsh Punishment: Then listen! They will be drowned in pain (and sorrow) in there!

Taqi Usmani

until when We will open against them the door of a severe punishment, they will be taken aback in despair.

The Monotheist Group

Until We open for them a door of immense retribution, then they become in sorrow and despair.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 77. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 77. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 77. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩