Mü'minûn suresi · 23–30. ayetler

Nûh

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mü'minûn suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 23. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ أَفَلَا تَتَّقُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun biz, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. Allah'a karşı gelmekten hala sakınmaz mısınız?" dedi.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki Nuh'u elçi olarak kavmine göndermiştik de "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin! Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. (Hâlâ) takvâlı (duyarlı) davranmayacak mısınız?" demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Nuh'u kendi kavmine gönderen de yine Bizdik. Nitekim, onlara demiştik ki: "Ey kavmim! Yalnız Allah'a kulluk edin! Sizin O'ndan başka bir ilahınız bulunmamaktadır: hala sorumluluk bilinciyle hareket etmeyecek misiniz?"

    Muhammed Esed

    Ve yine, gerçek şu ki, Nuh'u kendi kavmine gönderdik; onlara: "Ey kavmim!" dedi, "(yalnızca) Allah'a kulluk edin, çünkü sizin O'ndan başka tanrınız yok! Hal böyleyken, yine de, O'na karşı sorumluluk duymayacak mısınız?"

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki Nuh'u kavmine irsal ettik de (o kavmine) dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin (bunu fark edin)! "HU"nun gayrı olarak bir tanrınız olamaz! Hala ittika etmiyor musunuz = korkup korunmuyor musunuz?"

    Ali Bulaç

    Andolsun, biz Nuh'u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik. Böylece kavmine dedi ki: "Ey Kavmim, Allah'a kulluk edin. Onun dışında sizin başka ilahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?"

    Ali Özek ve heyeti

    Nuh'u kavmine göndermiştik de, onlara şöyle demişti: "Ey kavmim! Sizin için kendisinden başka ilâh olmayan Allah'a ibadet edin. Hiç sakınmaz mısınız?"

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, Nuh'u, kendi toplumuna gönderdik. Dedi ki: "Ey toplumum! Allah'a hizmet edin. Sizin için, O'ndan başka Tanrı yoktur. Yine de sorumluluk bilincine erişmeyecek misiniz?" dipnot 277

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 277
      "Allah'a hizmet edin. Sizin için, O'ndan başka Tanrı yoktur!" bildirimi, 7:59,65,73,85; 11:50,61,84 ve 23:32 ayetlerinde tıpkısı sözcüklerle tekrarlanır.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki, Nuh'u kavmine gönderdik ve o, "Ey kavmim! Allah'a kulluk ediniz. Sizin için O'ndan başka bir tanrı yoktur. Hala sakınmaz mısınız?" dedi.

    Edip Yüksel

    Nuh'u halkına göndermiştik de, "Halkım, ALLAH'a hizmet ediniz. O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Saygı duyup erdemli davranmaz mısınız?" demişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nuh'u halkına göndermiştik de, 'Halkım, ALLAH'a kulluk ediniz. O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Saygı duyup erdemli davranmaz mısınız,' demişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yüceliğime andolsun ki, Biz Nuh'u kavmine peygamber gönderdik de Nuh dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Hala sakınmayacak mısınız?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için biz Nuhu kavmine Resul gönderdik de dedi ki: ey benim kavmim: Allaha ıbadet edin, ondan başka bir tanrınız yoktur, binaenaleyh korunmaz mısınız?

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki Biz, Nuh'u halkına gönderdik. "Ey halkım! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Hala takva sahibi olmayacak mısınız?" dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki Biz, Nuh'u halkına gönderdik. "Ey halkım! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Hala takva sahibi olmayacak mısınız?" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki Biz, Nuh'u toplumuna gönderdik. "Ey halkım! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Hala takva dipnot 1 sahibi olmayacak mısınız?" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Andolsun biz Nuh'u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik. Böylece kavmine dedi ki: "Ey Kavmim, Tanrı'ya kulluk edin. Onun dışında sizin başka tanrınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?"

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun biz Nuuhu kavmine (peygamber olarak) gönderdik de dedi ki: "Ey kavmim, Allaha kulluk edin. Sizin Ondan başka hiçbir Tanrınız yokdur. (Haala Onun ıkaabından) sakınmayacak mısınız"?

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Nuh'u kavmine gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka tanrınız yoktur, sakınmaz mısınız?

    Mehmet Alagaş

    (2, 23, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44) Kesin olan şu ki, Nuh’u kavmine gönderdik ve kavmine dedi ki Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok. Sakınmıyor musunuz? Kavminin ileri gelen kafirleri dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer , sizin üzerinizde bir üstün olma / fazilet arayışı var , Allah isteseydi melek indirirdi , biz evvelki babalarımızdan böyle bir şey işitmedik. O sadece cinlenmiş bir adam belli bir süre onu gözleyin. Nuh dedi ki Rabbim yalanlamalarına dair bana yardım et, biz de O’na gözümüz önünde ve vahiylerimizle bir gemi yap diye vahyettik, emrimiz geldiğinde ve tandır kaynayıp taşınca da her bir türden birer çift alarak ona yükle ve sözümüzden / azaptan etkilenecek olanlar hariç yakın çevreni de yükle, zalimlerle de asla muhatap olma, ki onlar boğularak ölecekler diye vahyet tik, sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğiniz de / istiva ettiğinizde deyin ki “Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun” ve deki “Rabbim bereketli / mübarek bir iniş yerine indir , sen en hayırlı indiricisin” İşte bunda ayetler vardır , biz, imtihan edendik. Sonra onların ardından başka nesiller inşa ettik, onlara kendilerinden olan Resuller gönderdik, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok , sakınmıyor musunuz? (Resullerin ortak söylemi) Kavmin ileri gelen kafirleri ve ahiret ile buluşmayı yalanlayanlar ve dünya hayatında refah içinde ettiklerimiz (ahiret inanıp ta ahiret varmış gibi davranmamak onu yalanlamaktır) dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer (aynı Nuh AS kavmi gibi dediler) O da sizin yediklerinizden yiyor sizin içtiklerinizden içiyor, sizin gibi bir beşere mi tabi oluyorsunuz? İşte o zaman tam olarak hasara uğramış olursunuz, öldüğünüzde toprak ve kemik olduğunuzda siz çıkarılacaksınız diye mi vaat ediyor? Ne kadar uzak / heyhat ki heyhat size vaat edilen (çok uzak bir ihtima l) Sadece dünya hayatımız vardır ölür ve yaşarız tekrar diriliş bize yoktur , O da Allah’a yalanı iftira eden bir adamdır , Ona iman edecek değiliz dediler. Resul dedi ki Rabbim bana, onların yalanlamalarına dair yardım et , Allah dedi ki Az kaldı pişman olanlar / nedamet getirenler olacaklar , gerçek bir ses onları yakaladı aldı , onlar çer çöp yaptık , zalim kavim uzak olsun! Sonra onların ardından başkaca nesiller inşa ettik. Hiçbir topluluk süresini geçemez yahut erteleteme , s onra ard arda elçiler göndeririz , her bir topluluğa elçilerimiz geldiğinde onu yalanladılar, onlardan bazıları bazılarına uydurduk / tabi ettirdik onlara hadiseler haline getirdik , iman etmeyen kavim uzak olsun!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz biz Nûh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. Kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O'ndan başka bir ilahınız yoktur. Hiç sakınmaz mısınız?"

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz, Nuh'u kavmine gönderdik: "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka tanrınız yoktur, korunmaz mısınız?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nuh'u halkına elçi gönderdik. Onlara dedi ki; "Ey halkım! Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka tanrınız yoktur; kendinize çeki düzen vermeyecek misiniz?"

    Şaban Britch

    Nuh’u kavmine (Rasûl olarak) göndermiştik. Dedi ki: Ey kavmim, Allah’a ibadet ediniz. O’ndan başka bir ilahınız yoktur. O halde (şirk koşmaktan) sakınmaz mısınız?

    Şaban Piriş

    Nuh'u kavmine (elçi olarak) göndermiştik. Dedi ki: -Ey kavmim, Allah'a kulluk ediniz. O'ndan başka bir ilahınız yoktur. O halde korunmaz mısınız?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, Nuh'u toplumuna resul olarak gönderdik de o şöyle dedi: "Ey toplumum! Allah'a kulluk/ibadet edin! O'ndan başka tanrınız yok sizin. Hala sakınmayacak mısınız?"

  2. Mü'minûn suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 24. ayet. فَقَالَ ٱلْمَلَؤُا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيْكُمْ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةً مَّا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِىٓ ءَابَآئِنَا ٱلْأَوَّلِينَ

    Diyanet İşleri

    Bunun üzerine kendi kavminden inkar eden ileri gelenler şöyle dediler: "Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık."

    Mehmet Okuyan

    Bunun üzerine, kavminden kâfir olan yöneticiler şöyle demişlerdi: "Bu ancak sizin gibi bir adamdır (insandır). dipnot 1 Size üstün olmak istiyor. Allah (peygamber göndermek) isteseydi, elbette melekleri gönderirdi. dipnot 2 Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnkârcıların bir insan olan peygamberle alay edişleriyle ilgili benzer mesajlar: Hûd 11:27; İbrâhîm 14:10-11; İsrâ 17:94; Enbiyâ 21: 3, 36; Mü'minûn 23:33-34, 47; Furkân 25:41; Şu‘arâ 26:154, 186; Yâsîn 36:15; Sâd 38:8; Kamer 54:24-25; Teğâbun 64:6.
    2. metne dön, dipnot 2
      Melek peygamber beklentisiyle ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:8; Hicr 15:7; Furkân 25:7; Fussilet 41:14; Zuhruf 43:53.
    3. metne dön, dipnot 3
      Taklitçi, müşrik ve inkârcı anlayışı ortaya koyan bu ifadelerin benzerleri daha sonraki dönemlerde Hz. Musa'ya (bkz. Kasas 28:36) ve Hz. Muhammed'e (bkz. Sâd 38:7) karşı da dile getirilmiştir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun üzerine, kavminin seçkinlerinden inkarda ısrar eden kimseler şöyle dedi: "Bu da, sadece sizin gibi ölümlü bir insan, onun amacı size üstünlük sağlamak; hem eğer Allah isteseydi, gökten bir melek indiriverirdi; (üstelik) bizler, bu konuda önder atalarımızdan bir şey işitmiş de değiliz.

    Muhammed Esed

    Ama o'nun kavmi içinde hakkı kabule yanaşmayan seçkinler çevresi: "Bu (adam) kendine sizin üstünüzde bir yer sağlamak isteyen, sizin gibi ölümlü bir kişiden başka biri değil ki!" dediler, "Çünkü, Allah (bize bir mesaj ulaştırmak) isteseydi, herhalde melekleri gönderirdi; (üstelik,) biz atalarımızdan asla bu(na benzer herhangi bir) şey işitmedik!

    Ahmed Hulusi

    Onun (Nuh'un) kavminden, hakikat bilgisini inkar eden geleneksel toplumun ileri gelenleri dedi ki: "Bu sizin gibi beşerden başka değil. . . Size üstünlük murat ediyor. . . Eğer Allah dileseydi (bir beşer irsal etmek yerine) elbette melekler inzal ederdi. . . Biz ilk atalarımızdan böyle bilgi duymadık. "

    Ali Bulaç

    Bunun üzerine, kavminden inkara sapmış önde gelenler dediler ki: "Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir. Size karşı üstünlük elde etmek istiyor. Eğer Allah (öne sürdüklerini) dilemiş olsaydı, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz geçmiş atalarımızdan da bunu işitmiş değiliz."

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine, kavminin inkârcı ileri gelenleri şöyle dediler: «Bu, tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün ve hâkim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki melekler gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.»

    Ali Rıza Safa

    Toplumu arasındaki nankörlerin ileri gelenleri, şöyle dediler: "Sizin gibi bir insanoğlundan başkası değil bu; size üstünlük sağlamak istiyor. Oysa Allah dileseydi, kesinlikle melekleri indirirdi; önceki atalarımızdan da bunu duymadık!"

    Bayraktar Bayraklı

    Kavminin inkar edenlerinden ileri gelenler dediler ki: "Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, kesinlikle melekleri indirirdi. Bunları geçmiş atalarımızdan duymadık."

    Edip Yüksel

    Halkının ileri gelen inkarcıları, "Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Üzerinize egemen olmak istiyor. ALLAH dileseydi bir melek indirirdi. İlk atalarımızdan böyle bir şey işitmedik. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * İnkarcılar, genelde, seleflerini, atalarını körü körü izleyen mukallit tiplerdir. "Sadece Kuran" mesajına karşı çıkan günümüz inkarcılarının da aynı karaktere sahip olmaları, bu acı gerçeğin çağdaş bir örneğidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Halkının ileri gelen inkarcıları, 'Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Üzerinize egemen olmak istiyor. ALLAH dileseydi bir melek indirirdi. İlk atalarımızdan böyle bir şey işitmedik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine kavminden küfreden kodaman güruh: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir, üstünüze geçmek istiyor. Eğer Allah dileseydi, elbette bir takım melekler gönderirdi. Biz eski atalarımız içinde bunu işitmedik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine kavminden küfreden kodaman güruh şöyle dedi: bu, başka değil, ancak sizin gibi bir beşer, üstünüze geçmek istiyor, eğer Allah dilese idi elbette bir takım Melekler gönderirdi, biz evvelki atalarımız içinde bunu işitmedik

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine halkından Kafir meleler: dipnot 1 "Bu, sizin gibi bir beşerden başka bir şey değildir. Size karşı üstünlük kurmak istiyor. Eğer Allah isteseydi mutlaka melekler indirirdi. Geçmiş atalarımızdan da böyle bir şey duymadık." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine halkından Kafir dipnot 1 meleler: dipnot 2 "Bu, sizin gibi bir beşerden başka bir şey değildir. Size karşı üstünlük kurmak istiyor. Eğer Allah isteseydi mutlaka melekler indirirdi. Geçmiş atalarımızdan da böyle bir şey duymadık." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine halkından gerçeği yalanlayan nankörlerin meleleri: dipnot 1 "Bu, sizin gibi bir beşerden başka bir şey değildir. Size karşı üstünlük kurmak istiyor. Eğer Allah elçi göndermek isteseydi mutlaka melekler indirirdi. Geçmiş atalarımızdan da böyle bir şey duymadık." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İleri gelenleri; güç ve imtiyaz sahibi seçkinleri.

    Gültekin Onan

    Bunun üzerine, kavminden küfreden önde gelenler dediler ki: "Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir. Size karşı üstünlük elde etmek istiyor. Eğer Tanrı (öne sürdüklerini) dilemiş olsaydı, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz geçmiş atalarımızdan da bunu işitmiş değiliz."

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine kavminden ileri gelen kafir bir güruh (şöyle) dedi: "Bu, sizin gibi bir insandan başkası değildir. Size karşı şereflenmek, üstünlük (sağlamak) istiyor o. Eğer Allah (peygamber göndermek) dileseydi elbette (bize) melekler indirirdi. Biz evvelki atalarımızdan bunu duymadık".

    İbni Kesir

    Bunun üzerine kavminin önde gelen kafirlerinden bir grup dediler ki: Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Şayet Allah dilemiş olsaydı; melekler indirirdi. İlk atalarımızdan da böyle bir şey işitmedik.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kavminden ileri gelen kâfirler: "Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Eğer Allah dileseydi melekleri gönderirdi. Biz, daha önceki atalarımızdan da bunu duymadık." dediler.

    Süleyman Ateş

    Kavminin içinden ileri gelen inkarcı bir grup (şöyle) dedi: "Bu da sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Size üstün gelmek istiyor. Eğer Allah (elçi göndermek) dileseydi, melekleri indirirdi. Biz ilk babalarımızdan böyle bir şey işitmedik."

    Süleymaniye Vakfı

    Halkının önde gelenlerinden kafirlik edenler dediler ki: "Bu sadece sizin gibi bir beşerdir. Size üstünlük kurmak istiyor. Allah gerek görseydi dipnot 1 melekler indirirdi. Önceki atalarımız arasında da böyle bir şey olduğunu duymadık dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halkından (yapılan uyarıları) görmezlik eden önderler dediler ki: "Bu sizin gibi bir insandan başka ne ki? Size üstünlük kurmak istiyor. Allah elçi gönderecek olsaydı melekleri gönderirdi. Biz en eski atalarımızdan bile böyle bir şey duymadık.

    Şaban Britch

    Kavminden ileri gelen kâfirler:Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değil. Sizden üstün olmak istiyor. Eğer Allah dileseydi melekleri gönderirdi. Biz, daha önceki atalarımızdan da bunu duymadık.

    Şaban Piriş

    Kavminden ileri gelen kafirler: -Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değil. Sizden üstün olmak istiyor. Eğer Allah dileseydi melekleri gönderirdi. Biz, daha önceki atalarımızdan da bunu duymadık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Toplumu içinden inkarcı kodaman grup şöyle dedi: "Bu adam, sizin gibi bir insandan başka şey değil; size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, melekler indirirdi. Biz ilk atalarımız arasında böyle bir şey duymadık."

  3. Mü'minûn suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 25. ayet. إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌۢ بِهِۦ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُوا۟ بِهِۦ حَتَّىٰ حِينٍ

    Diyanet İşleri

    "Bu, ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz."

    Mehmet Okuyan

    Bu, yalnızca kendisinde cinlenmişlik bulunan bir adam (insan)dır. dipnot 1 (Öyle ise) bir süreye kadar onu gözetleyin (bakalım)!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Nuh'un inkarcı kavminin ona yönelttiği bu suçlama peygamberler tarihinde onlara karşı sıklıkla dile getirilen bir inkar ve alay ifadesidir.

    Mustafa İslamoğlu

    O ise, sadece aklını kaçırmış biri: artık siz de onu bir süre gözetim altında tutarsınız.

    Muhammed Esed

    Kaçık bir adamdan başka biri değil o; bunun için, siz o'nu bir süre gözaltında tutun".

    Ahmed Hulusi

    "O kendisinde cinnet olan (cin etkisindeki) bir adam. . . Bir süre Onu gözetleyin bakalım. "

    Ali Bulaç

    "O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin."

    Ali Özek ve heyeti

    «Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Öyle ise, bir süreye kadar ona katlanıp bekleyin bakalım.»

    Ali Rıza Safa

    "Delirmiş bir adamdan başkası değil bu; Onu, bir süre gözetleyin!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Bu, deliden başka bir şey değildir. Öyleyse bir süreye kadar onu gözetleyip bekleyelim bakalım."

    Edip Yüksel

    O, sadece deli bir adamdır. Hele bir süreye kadar onu gözleyin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O, sadece deli bir adamdır. Hele bir süreye kadar onu gözleyin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir adamdır; Onun için bunu bir süreye kadar gözetleyin!" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her halde o öyle bir adam ki kendisinde bir cinnet var, binaenaleyh gözetin bunu bir zamana kadar

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "O ancak cinlenmiş bir adamdır. O halde kesinlikle bir süre dipnot 1 bekleyin."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cinnetti geçinceye kadar.

    Gültekin Onan

    "O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin."

    Hasan Basri Çantay

    "Kendisinde delilik olan bir adamdan başkası değildir o! Binaen'aleyh bir zamana kadar onu gözetleyin"!

    İbni Kesir

    O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir. Bir süreye kadar onu gözetleyin.

    Mehmet Alagaş

    (2, 23, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44) Kesin olan şu ki, Nuh’u kavmine gönderdik ve kavmine dedi ki Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok. Sakınmıyor musunuz? Kavminin ileri gelen kafirleri dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer , sizin üzerinizde bir üstün olma / fazilet arayışı var , Allah isteseydi melek indirirdi , biz evvelki babalarımızdan böyle bir şey işitmedik. O sadece cinlenmiş bir adam belli bir süre onu gözleyin. Nuh dedi ki Rabbim yalanlamalarına dair bana yardım et, biz de O’na gözümüz önünde ve vahiylerimizle bir gemi yap diye vahyettik, emrimiz geldiğinde ve tandır kaynayıp taşınca da her bir türden birer çift alarak ona yükle ve sözümüzden / azaptan etkilenecek olanlar hariç yakın çevreni de yükle, zalimlerle de asla muhatap olma, ki onlar boğularak ölecekler diye vahyet tik, sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğiniz de / istiva ettiğinizde deyin ki “Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun” ve deki “Rabbim bereketli / mübarek bir iniş yerine indir , sen en hayırlı indiricisin” İşte bunda ayetler vardır , biz, imtihan edendik. Sonra onların ardından başka nesiller inşa ettik, onlara kendilerinden olan Resuller gönderdik, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok , sakınmıyor musunuz? (Resullerin ortak söylemi) Kavmin ileri gelen kafirleri ve ahiret ile buluşmayı yalanlayanlar ve dünya hayatında refah içinde ettiklerimiz (ahiret inanıp ta ahiret varmış gibi davranmamak onu yalanlamaktır) dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer (aynı Nuh AS kavmi gibi dediler) O da sizin yediklerinizden yiyor sizin içtiklerinizden içiyor, sizin gibi bir beşere mi tabi oluyorsunuz? İşte o zaman tam olarak hasara uğramış olursunuz, öldüğünüzde toprak ve kemik olduğunuzda siz çıkarılacaksınız diye mi vaat ediyor? Ne kadar uzak / heyhat ki heyhat size vaat edilen (çok uzak bir ihtima l) Sadece dünya hayatımız vardır ölür ve yaşarız tekrar diriliş bize yoktur , O da Allah’a yalanı iftira eden bir adamdır , Ona iman edecek değiliz dediler. Resul dedi ki Rabbim bana, onların yalanlamalarına dair yardım et , Allah dedi ki Az kaldı pişman olanlar / nedamet getirenler olacaklar , gerçek bir ses onları yakaladı aldı , onlar çer çöp yaptık , zalim kavim uzak olsun! Sonra onların ardından başkaca nesiller inşa ettik. Hiçbir topluluk süresini geçemez yahut erteleteme , s onra ard arda elçiler göndeririz , her bir topluluğa elçilerimiz geldiğinde onu yalanladılar, onlardan bazıları bazılarına uydurduk / tabi ettirdik onlara hadiseler haline getirdik , iman etmeyen kavim uzak olsun!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O ancak, cinlenmiş (kendisine delilik isabet eden) bir adam, öyleyse bir müddet onu (bırakıp) bekleyin.

    Süleyman Ateş

    "O, kendisinde delilik bulunan bir adamdır, başka bir şey değildir. Hele bir süreye kadar onu gözetleyin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu olsa olsa cinlerin etkisine girmiş bir adam olur. Bir süre onu gözlem altında tutun".

    Şaban Britch

    O ancak, cinlenmiş bir adam, öyleyse bir müddet onu (bırakıp) bekleyin.

    Şaban Piriş

    O ancak, cinlenmiş bir adam, bir müddet onu gözetleyin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Cinnet getirmiş bir adamdan başkası değildir o. Belli bir süreye kadar göz altında tutun onu."

  4. Mü'minûn suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 26. ayet. قَالَ رَبِّ ٱنصُرْنِى بِمَا كَذَّبُونِ

    Diyanet İşleri

    (Nuh), "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!" dedi.

    Mustafa İslamoğlu

    (Nuh) demişti ki: "Rabbim! Onların beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!"

    Muhammed Esed

    (Nuh:) "Ey Rabbim!" dedi, "Onların (bu) yalanlamalarına karşı bana yardım et!"

    Ahmed Hulusi

    (Nuh) dedi ki: "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşın yardım et bana. "

    Ali Bulaç

    "Rabbim" dedi (Nuh). "Beni yalanlamalarına karşılık, bana yardım et."

    Ali Özek ve heyeti

    (Nuh), Rabbim! dedi, beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!

    Ali Rıza Safa

    "Efendim!" dedi; "Beni yalanlamaları karşısında bana yardım et!"

    Bayraktar Bayraklı

    Nuh da, "Ey Rabbim, yalanlamalarına karşı bana yardım et!" dedi.

    Edip Yüksel

    Dedi ki, "Efendim, beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki, 'Rabbim, beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Nuh: "Ey Rabbim, bana yalancı demelerine karşı yardım et bana!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dedi: ya rab! Beni tekzib etmelerine karşı sen bana nusrat ver

    Erhan Aktaş

    Nuh: "Rabb'im! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!" dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Nuh: "Rabb'im! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Nuh: "Rabb'im! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!" dedi.

    Gültekin Onan

    "Rabbim" dedi (Nuh) "Beni yalanlamalarına karşılık, bana yardım et."

    Hasan Basri Çantay

    (Nuuh): "Hey Rabbim, dedi, onların beni tekzib etmelerine mukaabil sen bana yardım et".

    İbni Kesir

    O da: Rabbım, beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et, dedi.

    Mehmet Alagaş

    (2, 23, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44) Kesin olan şu ki, Nuh’u kavmine gönderdik ve kavmine dedi ki Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok. Sakınmıyor musunuz? Kavminin ileri gelen kafirleri dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer , sizin üzerinizde bir üstün olma / fazilet arayışı var , Allah isteseydi melek indirirdi , biz evvelki babalarımızdan böyle bir şey işitmedik. O sadece cinlenmiş bir adam belli bir süre onu gözleyin. Nuh dedi ki Rabbim yalanlamalarına dair bana yardım et, biz de O’na gözümüz önünde ve vahiylerimizle bir gemi yap diye vahyettik, emrimiz geldiğinde ve tandır kaynayıp taşınca da her bir türden birer çift alarak ona yükle ve sözümüzden / azaptan etkilenecek olanlar hariç yakın çevreni de yükle, zalimlerle de asla muhatap olma, ki onlar boğularak ölecekler diye vahyet tik, sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğiniz de / istiva ettiğinizde deyin ki “Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun” ve deki “Rabbim bereketli / mübarek bir iniş yerine indir , sen en hayırlı indiricisin” İşte bunda ayetler vardır , biz, imtihan edendik. Sonra onların ardından başka nesiller inşa ettik, onlara kendilerinden olan Resuller gönderdik, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok , sakınmıyor musunuz? (Resullerin ortak söylemi) Kavmin ileri gelen kafirleri ve ahiret ile buluşmayı yalanlayanlar ve dünya hayatında refah içinde ettiklerimiz (ahiret inanıp ta ahiret varmış gibi davranmamak onu yalanlamaktır) dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer (aynı Nuh AS kavmi gibi dediler) O da sizin yediklerinizden yiyor sizin içtiklerinizden içiyor, sizin gibi bir beşere mi tabi oluyorsunuz? İşte o zaman tam olarak hasara uğramış olursunuz, öldüğünüzde toprak ve kemik olduğunuzda siz çıkarılacaksınız diye mi vaat ediyor? Ne kadar uzak / heyhat ki heyhat size vaat edilen (çok uzak bir ihtima l) Sadece dünya hayatımız vardır ölür ve yaşarız tekrar diriliş bize yoktur , O da Allah’a yalanı iftira eden bir adamdır , Ona iman edecek değiliz dediler. Resul dedi ki Rabbim bana, onların yalanlamalarına dair yardım et , Allah dedi ki Az kaldı pişman olanlar / nedamet getirenler olacaklar , gerçek bir ses onları yakaladı aldı , onlar çer çöp yaptık , zalim kavim uzak olsun! Sonra onların ardından başkaca nesiller inşa ettik. Hiçbir topluluk süresini geçemez yahut erteleteme , s onra ard arda elçiler göndeririz , her bir topluluğa elçilerimiz geldiğinde onu yalanladılar, onlardan bazıları bazılarına uydurduk / tabi ettirdik onlara hadiseler haline getirdik , iman etmeyen kavim uzak olsun!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Nûh: "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et." dedi.

    Süleyman Ateş

    (Nuh): "Rabbim, beni yalanlamaları karşısında bana yardım et (bana verdiğin sözü yerine getir)!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nuh dedi ki: "Rabbim! Beni yalancı saymalarına karşı sen bana yardım et."

    Şaban Britch

    Nuh: "Rabbim, beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et" dedi.

    Şaban Piriş

    Nuh: -Rabbim, beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nuh şöyle yakardı: "Rabbim, beni yalanlamaları karşısında yardım et bana!"

  5. Mü'minûn suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 27. ayet. فَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِ أَنِ ٱصْنَعِ ٱلْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَإِذَا جَآءَ أَمْرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ فَٱسْلُكْ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيْهِ ٱلْقَوْلُ مِنْهُمْ وَلَا تُخَٰطِبْنِى فِى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ إِنَّهُم مُّغْرَقُونَ

    Diyanet İşleri

    Bunun üzerine Nuh'a, "Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap" diye vahyettik. "Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nuh'a) dedik ki: "Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır."

    Mehmet Okuyan

    Ona şöyle vahyetmiştik: "Gözlerimizin önünde ve vahyettiğimiz şekilde gemiyi yap! dipnot 1 Emrimiz gelip de tandır kaynayınca her tür (canlı)dan iki çift ile -içlerinden (boğulacağına dair) aleyhinde söz geçen(ler) dışında- aileni ona (gemiye) bindir! dipnot 2 Haksızlık edenler hakkında bana (herhangi bir şey) söyleme! Şüphesiz ki onlar boğulacaklardır." dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Hûd 11:37 ile birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hz. Nuh'a yaptırılan bu gemi hakkında bkz. Hûd 11:40, dipnot 2, 3.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesaj: Hûd 11:37.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun üzerine ona şöyle vahyetmiştik: "Bizim rehberliğimiz altında ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi inşa et; unutma ki hükmümüzün vakti gelip çattığında, tandır da kaynamaya başlar. Bu takdirde sen yanına her tür (canlıdan) birer çift ve bir de kendileri hakkında hüküm kesinleşmiş olanlar hariç, aile efradını al! Ama sakın kendilerine kıymakta ısrar eden kimseler hakkında Benimle muhatap olayım deme! Karar kesin: onlar boğulacaklar!

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine, Biz de o'na: "Bizim gözetimimiz altında ve (sana) vahyettiğimiz yöntemlerle (seni ve seninle beraber olanları kurtaracak olan) gemiyi yap;" diye vahyettik, "ve hükmümüz gerçekleşip de seller halinde yeryüzünü sular kapladığı zaman her cins (hayvandan) bir çiftle birlikte -haklarında ceza hükmü verilmiş olanlar dışında- aileni bu (gemiye) bindir; ve sakın, o haksızlık yapmış olanlar için Bana başvurma, çünkü onlar kaçınılmaz olarak boğulacaklar!

    Ahmed Hulusi

    Bunun üzerine Ona (Nuh'a) vahyettik ki: "Gözlerimiz olarak (gözetimimiz anlamına gelse de burada maiyet sırrına işaret vardır) ve vahyimizle gemiyi yap. . . İş başladığında (sular yükseldiğinde) ve fırın kaynadığı (buhar kazanı mı vardı acaba) vakit, her eşi olandan bir çift ve onlardan, aleyhine daha önce hüküm verilmiş olanlar hariç ehlini, gemiye al. Zalimler hakkında benimle muhatap olma! Kesinlikle onlar boğulacaklardır. "

    Ali Bulaç

    Böylelikle biz ona: 'Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemi yap. Nitekim emrimiz gelip de tandır kızışınca, onun içine her (tür hayvandan) ikişer çift ile, içlerinden aleyhlerine söz geçmiş (azab gerekmiş) onlar dışında olan aileni de alıp koy; zulmedenler konusunda bana muhatap olma, çünkü onlar boğulacaklardır' diye vahyettik.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: Gözlerimizin önünde (muhafazamız altında) ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de sular coşup yükselmeye başlayınca her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de, içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    Bunun üzerine, Ona, şöyle bildirdik: "Gözetimimiz altında ve bildirimimiz doğrultusunda gemiyi yap. Buyruğumuz geldiğinde ve kaynaklar kaynayıp taştığında, her eşeyden iki çifti ve kendilerine karşı yargı verilmiş olanlar dışındaki aileni bindir. Haksızlık yapanlar için de Bana bir şey söyleme. Kuşkusuz, kesinlikle boğulacaklar!" dipnot 278

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 278
      Nuh tufanı, Tevrat, Yaratılış 7:15-21 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Soluk alan her türden canlı, çifter çifter Nuh'un yanına gelip gemiye bindi. Allah'ın, Nuh'a verdiği buyruk uyarınca, gemiye giren hayvanlar, erkek ve dişiydi. Rab, Nuh'un ardından kapıyı kapadı. Tufan, kırk gün sürdü. Sular yükseldi, çoğaldıkça çoğaldı; gemi, suyun üzerinde yüzmeye başladı. Sular öyle yükseldi ki, yeryüzündeki tüm yüksek dağlar su altında kaldı; yeryüzünde yaşayan tüm canlılar yok oldu. Kuşlar, evcil ve yabanıl hayvanlar, insanlar; soluk alan tüm canlılar öldü."

    Bayraktar Bayraklı

    Biz de ona şöyle vahyettik: "Bizim kontrolümüz ve talimatımızla gemiyi yap. Emrimiz gelip de sular kaynayınca, her cinsten birer çifti ve aleyhinde hüküm verilmiş olanlar dışında aileni de gemiye bindir. Zalimler hakkında benden bir şey isteme!Şüphesiz onlar boğulacaklardır."

    Edip Yüksel

    Bunun üzerine kendisine şöyle vahiy ettik: "Gözümüzün önünde ve vahyimize uygun olarak gemiyi yap. Emrimiz gelince, kaynaklar kaynayıp taşınca her çeşit (evcil hayvanı) ve aleyhlerine hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni al. Zalimler adına benimle konuşma; onlar boğulacaklardır." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Hikayeciler gemiyi abartarak Nuh'un tarihini mitolojiye çevirmişlerdir. Nuh'un gemisi, iplerle birbirine bağlanan kütüklerden yapılmış büyük bir saldan ibaretti (54:13); tufan, Nuh'un halkının yaşadığı Ölü Deniz bölgesiyle sınırlıydı ve gemiye alınan hayvanlar da Nuh'un evcilleştirdiği hayvanlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunun üzerine kendisine şöyle vahyettik: 'Gözümüzün önünde ve vahyimize uygun olarak gemiyi yap. Emrimiz gelince, kaynaklar kaynayıp taşınca her çeşit (evcil hayvanı) ve aleyhlerine hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni al. Zalimler adına benimle konuşma; onlar boğulacaklardır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz de ona şöyle vahyettik: "Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap sonra emrimiz gelip de tandır (kazan) kaynayınca hemen ona topundan bir iki çifti ve aleyhinde önceden huküm verilmiş olanların dışında aileni ona bindir ve o zulmedenler hakkında bana yakarışta bulunma; çünkü onlar kesinlikle boğulacaklardır!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz de ona şöyle vahyettik: bizim nezaretimiz ve vahyimizle gemiyi yap, sonra emrimiz gelip de tennur feveran edince hemen ona topundan bir iki çift ve aleyhinde söz sebketmiş olandan başka ehlini sok ve o zulm edenler hakkında bana bir hıtabda bulunma, çünkü onlar gark olunacaklardır

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine Biz, ona: "Gözetimimiz altında vahyimiz ile bildirdiğimiz gibi gemi yap." diye vahyettik. "Böylece emrimiz gereği Tennur kaynadığı dipnot 1 zaman hemen ona dipnot 2 her cinsten eşler olarak iki adet ve ehlini dipnot 3 bindir. Onlardan, haklarında önceden hüküm verilenler hariç. Ve zulmedenler hakkında Ben'den bir dilekte bulunma. Onlar boğulacak olanlardır."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu bir deyimdir; "sular yerden fışkırmaya başladığı" zaman anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gemiye.
    3. metne dön, dipnot 3
      Sana inananları. Seninle birlikte olanları.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine Biz, ona: "Gözetimimiz altında vahyimiz ile bildirdiğimiz gibi gemi yap." diye vahyettik. Böylece emrimiz gereği Tennur kaynadığı dipnot 1 zaman hemen ona dipnot 2 her cinsten eşler olarak iki adet ve ehlini dipnot 3 bindir. Onlardan, haklarında önceden hüküm verilenler hariç. Ve zulmedenler hakkında Benden bir dilekte bulunma. Onlar boğulacak olanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu bir deyimdir; "sular yerden fışkırmaya başladığı" zaman anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gemiye.
    3. metne dön, dipnot 3
      Sana inananları. Seninle birlikte olanları.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine Biz, ona: "Gözetimimiz altında vahyimiz ile bildirdiğimiz gibi gemi yap." diye vahyettik. Böylece emrimiz gereği Tennur kaynadığı dipnot 1 zaman hemen ona dipnot 2 her cinsten eşler olarak iki adet ve ehlini dipnot 3 bindir. Onlardan, haklarında önceden hüküm verilenler hariç. Ve zulmedenler hakkında benden bir dilekte bulunma. Onlar boğulacak olanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu bir deyimdir; "sular yerden fışkırmaya başladığı" zaman anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gemiye.
    3. metne dön, dipnot 3
      Sana inanları. Seninle birlikte olanları.

    Gültekin Onan

    Böylelikle biz ona: "Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemi yap. Nitekim bizim buyruğumuz gelip de tandır kızışınca, onun içine her (tür hayvandan) ikişer çift ile, içlerinden aleyhlerine söz geçmiş olanlar dışında ehlini (aileni) de alıp koy; zulmedenler konusunda bana muhatap olma, çünkü onlar boğulacaklardır" diye vahyettik.

    Hasan Basri Çantay

    Biz de ona (şöyle) vahyetdik: "Bizim nezaaretimiz ve vahyimizle gemi yap sen. Nihayet (helaklerine) emrimiz gelib de o fırın kaynayınca ona her (nev'i hayvanlardan erkek ve dişi) ikişer çift ile aileni alıb içerisine gir. (Kavminin) içinden aleyhlerine söz geçmiş (hüküm giymiş) olanlar müstesna. O zulmedenler (in kurtulması) hakkında bana hitabda bulunma. Çünkü onlar boğul (mıya mahkum ol) muşlardır".

    İbni Kesir

    Ona vahyettik ki: Gözetimimiz altında sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Buyruğumuz gelip de sular kaynayınca her cinsten ikişer çiftive aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu alıp gemiye bindir. Zalimler için bana başvurma. Çünkü onlar boğulacaklardır.

    Mehmet Alagaş

    (2, 23, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44) Kesin olan şu ki, Nuh’u kavmine gönderdik ve kavmine dedi ki Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok. Sakınmıyor musunuz? Kavminin ileri gelen kafirleri dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer , sizin üzerinizde bir üstün olma / fazilet arayışı var , Allah isteseydi melek indirirdi , biz evvelki babalarımızdan böyle bir şey işitmedik. O sadece cinlenmiş bir adam belli bir süre onu gözleyin. Nuh dedi ki Rabbim yalanlamalarına dair bana yardım et, biz de O’na gözümüz önünde ve vahiylerimizle bir gemi yap diye vahyettik, emrimiz geldiğinde ve tandır kaynayıp taşınca da her bir türden birer çift alarak ona yükle ve sözümüzden / azaptan etkilenecek olanlar hariç yakın çevreni de yükle, zalimlerle de asla muhatap olma, ki onlar boğularak ölecekler diye vahyet tik, sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğiniz de / istiva ettiğinizde deyin ki “Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun” ve deki “Rabbim bereketli / mübarek bir iniş yerine indir , sen en hayırlı indiricisin” İşte bunda ayetler vardır , biz, imtihan edendik. Sonra onların ardından başka nesiller inşa ettik, onlara kendilerinden olan Resuller gönderdik, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok , sakınmıyor musunuz? (Resullerin ortak söylemi) Kavmin ileri gelen kafirleri ve ahiret ile buluşmayı yalanlayanlar ve dünya hayatında refah içinde ettiklerimiz (ahiret inanıp ta ahiret varmış gibi davranmamak onu yalanlamaktır) dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer (aynı Nuh AS kavmi gibi dediler) O da sizin yediklerinizden yiyor sizin içtiklerinizden içiyor, sizin gibi bir beşere mi tabi oluyorsunuz? İşte o zaman tam olarak hasara uğramış olursunuz, öldüğünüzde toprak ve kemik olduğunuzda siz çıkarılacaksınız diye mi vaat ediyor? Ne kadar uzak / heyhat ki heyhat size vaat edilen (çok uzak bir ihtima l) Sadece dünya hayatımız vardır ölür ve yaşarız tekrar diriliş bize yoktur , O da Allah’a yalanı iftira eden bir adamdır , Ona iman edecek değiliz dediler. Resul dedi ki Rabbim bana, onların yalanlamalarına dair yardım et , Allah dedi ki Az kaldı pişman olanlar / nedamet getirenler olacaklar , gerçek bir ses onları yakaladı aldı , onlar çer çöp yaptık , zalim kavim uzak olsun! Sonra onların ardından başkaca nesiller inşa ettik. Hiçbir topluluk süresini geçemez yahut erteleteme , s onra ard arda elçiler göndeririz , her bir topluluğa elçilerimiz geldiğinde onu yalanladılar, onlardan bazıları bazılarına uydurduk / tabi ettirdik onlara hadiseler haline getirdik , iman etmeyen kavim uzak olsun!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunun üzerine Nûh’a: “Gözlerimizin önünde, vahyimize göre gemiyi yap!” diye vahyettik. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”

    Süleyman Ateş

    Biz de ona vahyettik ki: "Gözlerimizin önünde ve vahyimiz(öğretimimiz)le o gemiyi yap. Bizim buyruğumuz gelip de tandır kaynayınca her cinsten iki çift ve aileni de alıp ona sok. Yalnız onlar içinde alehylerine söz geçmiş (azabımıza uğrama hükmü giymiş) olanları bırak. O zulmedenler hakkında bana yalvarma; onlar, mutlaka boğulacaklardır!

    Süleymaniye Vakfı

    Biz de ona şunu vahyettik: "Gözetimimiz altında ve vahyimize göre bir gemi inşa et. Emrimiz çıkıp tandır dipnot 1 kaynadığında her canlı türünden bir çifti ve -hakkında önceden karar çıkan kişi hariç- aileni gemiye al dipnot 2 . Yanlışlar içinde olanlar hakkında bana bir şey söyleme; çünkü onlar boğulacaklar dipnot 3 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Tennur =التنور) tandır demektir. (Lisan'ul-Arab) Geminin tandırının kaynaması, onun buharlı gemi olduğunu ve harekete hazır hale geldiğini gösterir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu, Nuh aleyhisselamın oğlu sandığı kişidir (Hud 11/45-46).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz de ona şöyle vahy ettik: "Gemiyi, gözetimimizde ve vahyimize göre inşa et. Emrimiz gelip geminin kazan dipnot 1 ı kaynadığında her türden iki eşi, bir de aileni ona bindir. Aleyhine emir çıkmış olanı alma. O zalimlerle ilgili olarak benden bir istekte bulunma; onlar boğulacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...

    Şaban Britch

    Biz de ona şöyle vahyettik: “Gözlerimizin önünde/Gözetimimiz altında vahyimize göre bir gemi yap. Buyruğumuz gelip de tandır (su ile taşıp) kaynayınca, her cinsten ikişer çift ve aleyhinde (azap olunacaklar) sözü verilmiş olanlar dışında kalan aileni gemiye bindir. Zalimler için bana hitapta bulunma! Çünkü onlar boğulacaklardır.

    Şaban Piriş

    Biz de ona şöyle vahyettik: "Gözetimimiz altında bildirdiğimiz gibi bir gemi yap. Buyruğumuz gelip de tandır kaynayınca, her cinsten ikişer çift ve aleyhinde hüküm verilmiş olanlar dışında kalan aileni gemiye bindir. Zalimler için bana baş vurma, çünkü onlar boğulacaklardır."

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunun üzerine biz, Nuh'a şöyle vahyettik: "Gözlerimizin önünde ve vahyimize uygun olarak gemiyi yap. Emrimiz gelip tandır kaynayınca, ailenle birlikte her türden iki çifti gemiye sok. İçlerinden, haklarında daha önce hüküm verilmiş olanları dışta bırak. Zulmetmiş olanlar hakkında bana yakarıp durma. Onlar kesinlikle boğulacaklardır."

  6. Mü'minûn suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 28. ayet. فَإِذَا ٱسْتَوَيْتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلْفُلْكِ فَقُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Sen ve beraberindeki kimseler, gemiye bindiğiniz zaman: "Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah'a hamd olsun" de.

    Mehmet Okuyan

    Sen beraberindekilerle birlikte gemiye yerleştiğinde de ki: "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun!"

    Mustafa İslamoğlu

    Ardından sen ve beraberinde bulunanlar gemiye yerleşir yerleşmez deyin ki: "Zalim kavimden bizi kurtaran Allah'a sonsuz hamdü senalar olsun!"

    Muhammed Esed

    "Sen ve seninle beraber olanlar gemiye yerleşir yerleşmez de ki: 'Bütün övgüler, bizi bu zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a aittir!"

    Ahmed Hulusi

    "Sen ve seninle beraber olanlar gemiye yerleştiğinizde, de ki: 'Hamd, bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a aittir. '"

    Ali Bulaç

    "Böylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiğinde o zaman de ki: "Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun."

    Ali Özek ve heyeti

    Sen, yanındakilerle birlikte gemiye yerleştiğinde: «Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun» de.

    Ali Rıza Safa

    "Sen ve seninle birlikte olanlar gemiye bindiğinizde, şunu söyle: ‘Haksızlık yapan bu toplumdan bizi kurtaran Allah'a övgüler olsun!' "

    Bayraktar Bayraklı

    "Sen ve beraberindekiler gemiye binip yerleşince, 'Bizi bu zalim toplumdan kurtaran Allah'a hamdolsun' de!"

    Edip Yüksel

    "Sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğinizde, ‘Bizi o zalim halktan kurtaran ALLAH'a övgüler olsun, ' de."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğinizde, 'Bizi o zalim halktan kurtaran ALLAH'a övgüler olsun,' de.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sen yanındakilerle birlikte geminin üzerine çıktığında: "Hamd o Allah'a ki, bizi o zalim topluluktan kurtardı" de.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Binaenaleyh sen maıyyetindekilerle geminin üzerine çıktığında da de ki: hamd o Allaha ki bizi o zalim kavminden kurtardı

    Erhan Aktaş

    Sen ve seninle birlikte olanlar gemiye bindiğiniz zaman: "Zalim halktan bizi kurtaran Allah'a hamdolsun." de.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sen ve seninle birlikte olanlar gemiye bindiğiniz zaman: "Zalim halktan bizi kurtaran Allah'a hamdolsun." de.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sen ve seninle birlikte olanlar gemiye bindiğiniz zaman: "Zalim kavimden bizi kurtaran Allah'a hamd olsun." de.

    Gültekin Onan

    "Böylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiğinde o zaman de ki: "Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Tanrı'ya hamdolsun."

    Hasan Basri Çantay

    Artık sen, maiyyetinde bulunanlarla beraber, geminin üstüne doğrulunca (şöyle) de: "Bizi o zaalimler güruhundan selamete erdiren Allaha hamd olsun".

    İbni Kesir

    Sen ve beraberindekiler, gemiye yerleşince: Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun, de.

    Mehmet Alagaş

    (2, 23, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44) Kesin olan şu ki, Nuh’u kavmine gönderdik ve kavmine dedi ki Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok. Sakınmıyor musunuz? Kavminin ileri gelen kafirleri dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer , sizin üzerinizde bir üstün olma / fazilet arayışı var , Allah isteseydi melek indirirdi , biz evvelki babalarımızdan böyle bir şey işitmedik. O sadece cinlenmiş bir adam belli bir süre onu gözleyin. Nuh dedi ki Rabbim yalanlamalarına dair bana yardım et, biz de O’na gözümüz önünde ve vahiylerimizle bir gemi yap diye vahyettik, emrimiz geldiğinde ve tandır kaynayıp taşınca da her bir türden birer çift alarak ona yükle ve sözümüzden / azaptan etkilenecek olanlar hariç yakın çevreni de yükle, zalimlerle de asla muhatap olma, ki onlar boğularak ölecekler diye vahyet tik, sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğiniz de / istiva ettiğinizde deyin ki “Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun” ve deki “Rabbim bereketli / mübarek bir iniş yerine indir , sen en hayırlı indiricisin” İşte bunda ayetler vardır , biz, imtihan edendik. Sonra onların ardından başka nesiller inşa ettik, onlara kendilerinden olan Resuller gönderdik, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok , sakınmıyor musunuz? (Resullerin ortak söylemi) Kavmin ileri gelen kafirleri ve ahiret ile buluşmayı yalanlayanlar ve dünya hayatında refah içinde ettiklerimiz (ahiret inanıp ta ahiret varmış gibi davranmamak onu yalanlamaktır) dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer (aynı Nuh AS kavmi gibi dediler) O da sizin yediklerinizden yiyor sizin içtiklerinizden içiyor, sizin gibi bir beşere mi tabi oluyorsunuz? İşte o zaman tam olarak hasara uğramış olursunuz, öldüğünüzde toprak ve kemik olduğunuzda siz çıkarılacaksınız diye mi vaat ediyor? Ne kadar uzak / heyhat ki heyhat size vaat edilen (çok uzak bir ihtima l) Sadece dünya hayatımız vardır ölür ve yaşarız tekrar diriliş bize yoktur , O da Allah’a yalanı iftira eden bir adamdır , Ona iman edecek değiliz dediler. Resul dedi ki Rabbim bana, onların yalanlamalarına dair yardım et , Allah dedi ki Az kaldı pişman olanlar / nedamet getirenler olacaklar , gerçek bir ses onları yakaladı aldı , onlar çer çöp yaptık , zalim kavim uzak olsun! Sonra onların ardından başkaca nesiller inşa ettik. Hiçbir topluluk süresini geçemez yahut erteleteme , s onra ard arda elçiler göndeririz , her bir topluluğa elçilerimiz geldiğinde onu yalanladılar, onlardan bazıları bazılarına uydurduk / tabi ettirdik onlara hadiseler haline getirdik , iman etmeyen kavim uzak olsun!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: "Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun." de!

    Süleyman Ateş

    Sen ve yanında bulunanlar gemiye yerleştiğiniz zaman: "Bizi o zalim kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun." de.

    Süleymaniye Vakfı

    Yanındakilerle beraber sen de gemiye yerleştiğinde de ki: "Bizi, yanlışlar içindeki bu topluluktan kurtaran Allah'a hamdolsun."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yanındakilerle beraber sen de gemiye yerleştiğinde de ki: "Her şeyi güzel yapmak Allah'a mahsustur; zalimler topluluğundan bizi kurtaran odur."

    Şaban Britch

    Sen ve beraberindekiler, gemiye yerleşince: Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun, de!

    Şaban Piriş

    Sen ve beraberindekiler, gemiye yerleşince: -Bizi zalim kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun, de!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sen, yanındakilerle birlikte geminin üzerine çıktığında şöyle de: "Zalimler topluluğundan bizi kurtaran Allah'a hamt olsun!"

  7. Mü'minûn suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 29. ayet. وَقُل رَّبِّ أَنزِلْنِى مُنزَلًا مُّبَارَكًا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْمُنزِلِينَ

    Diyanet İşleri

    Yine de ki: "Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Sen, konuk edenlerin en hayırlısısın."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Rabbim! Beni bereketli bir yere indir! Sen (insanları uygun bir yere) indirenlerin en hayırlısısın."

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de "Rabbim!" diye yalvar, "Beni bereketli bir yere ulaştır; zira Sen kişiyi (maksadına) ulaştıranların en hayırlısısın!"

    Muhammed Esed

    "De ki: 'Ey Rabbim! (Senin tarafından) kutlanmış, güvenli kılınmış bir yere eriştir beni; çünkü, insana erişmesi gereken yere nasıl erişeceğini en iyi gösteren Sensin!"

    Ahmed Hulusi

    "Ve de ki: 'Rabbim, mübarek bir mahale yerleştir beni. . . Sen yerleştirenlerin en hayırlısısın. '"

    Ali Bulaç

    Ve de ki: "Rabbim, beni kutlu bir konakta indir, sen konuklayanların en hayırlısısın."

    Ali Özek ve heyeti

    Ve de ki: Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Sen, iskân edenlerin en hayırlısısın.

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, şunu söyle: "Efendim! Beni, kutsal bir yere indir. Zaten Sen, konuk edenlerin en iyisisin!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey Rabbim!Beni uğurlu bir yere indir. Bunu en iyi yapan sensin, de!"

    Edip Yüksel

    "Ve, ‘Efendim, beni kutlu bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin, ' de."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ve, 'Rabbim, beni kutlu bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin,' de.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve de ki: "Ey Rabbim, beni mübarek bir yere kondur; Sen konuklayanların en hayırlısısın."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve de ki: rabbım! Beni bir mübarek menzile kondur, konuklıyanların en hayırlısı sensin

    Erhan Aktaş

    Ve de ki: "Rabbim! Beni kutlu, bereketli bir yere indir. Ve Sen doğru yere yerleştireceklerin en hayırlısısın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve de ki: "Rabbim! Beni kutlu, bereketli bir yere indir. Ve Sen doğru yere yerleştireceklerin en hayırlısısın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve de ki: "Rabbim! Beni kutlu, bereketli bir yere indir. Ve Sen doğru yere yerleştireceklerin en hayırlısısın."

    Gültekin Onan

    Ve de ki: "Rabbim. Beni kutlu bir konakta indir, sen konuklayanların en hayırlısısın."

    Hasan Basri Çantay

    (Şöyle de) de: "Rabbim, beni bereketli bir menzile kondur. Sen konuklayanların en hayırlısısın".

    İbni Kesir

    Ve de ki: Rabbım; beni mübarek bir yere indir. Ve Sen indirenlerin en hayırlısısın.

    Mehmet Alagaş

    (2, 23, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44) Kesin olan şu ki, Nuh’u kavmine gönderdik ve kavmine dedi ki Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok. Sakınmıyor musunuz? Kavminin ileri gelen kafirleri dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer , sizin üzerinizde bir üstün olma / fazilet arayışı var , Allah isteseydi melek indirirdi , biz evvelki babalarımızdan böyle bir şey işitmedik. O sadece cinlenmiş bir adam belli bir süre onu gözleyin. Nuh dedi ki Rabbim yalanlamalarına dair bana yardım et, biz de O’na gözümüz önünde ve vahiylerimizle bir gemi yap diye vahyettik, emrimiz geldiğinde ve tandır kaynayıp taşınca da her bir türden birer çift alarak ona yükle ve sözümüzden / azaptan etkilenecek olanlar hariç yakın çevreni de yükle, zalimlerle de asla muhatap olma, ki onlar boğularak ölecekler diye vahyet tik, sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğiniz de / istiva ettiğinizde deyin ki “Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun” ve deki “Rabbim bereketli / mübarek bir iniş yerine indir , sen en hayırlı indiricisin” İşte bunda ayetler vardır , biz, imtihan edendik. Sonra onların ardından başka nesiller inşa ettik, onlara kendilerinden olan Resuller gönderdik, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok , sakınmıyor musunuz? (Resullerin ortak söylemi) Kavmin ileri gelen kafirleri ve ahiret ile buluşmayı yalanlayanlar ve dünya hayatında refah içinde ettiklerimiz (ahiret inanıp ta ahiret varmış gibi davranmamak onu yalanlamaktır) dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer (aynı Nuh AS kavmi gibi dediler) O da sizin yediklerinizden yiyor sizin içtiklerinizden içiyor, sizin gibi bir beşere mi tabi oluyorsunuz? İşte o zaman tam olarak hasara uğramış olursunuz, öldüğünüzde toprak ve kemik olduğunuzda siz çıkarılacaksınız diye mi vaat ediyor? Ne kadar uzak / heyhat ki heyhat size vaat edilen (çok uzak bir ihtima l) Sadece dünya hayatımız vardır ölür ve yaşarız tekrar diriliş bize yoktur , O da Allah’a yalanı iftira eden bir adamdır , Ona iman edecek değiliz dediler. Resul dedi ki Rabbim bana, onların yalanlamalarına dair yardım et , Allah dedi ki Az kaldı pişman olanlar / nedamet getirenler olacaklar , gerçek bir ses onları yakaladı aldı , onlar çer çöp yaptık , zalim kavim uzak olsun! Sonra onların ardından başkaca nesiller inşa ettik. Hiçbir topluluk süresini geçemez yahut erteleteme , s onra ard arda elçiler göndeririz , her bir topluluğa elçilerimiz geldiğinde onu yalanladılar, onlardan bazıları bazılarına uydurduk / tabi ettirdik onlara hadiseler haline getirdik , iman etmeyen kavim uzak olsun!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve yine şöyle de: "Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. İndirenlerin en hayırlısı sensin!"

    Süleyman Ateş

    Ve de ki: "Rabbim, beni mübarek bir inişle indir; sen konuklayanların en hayırlısısın."

    Süleymaniye Vakfı

    Bir de şöyle de: "Rabbim! Beni bereketli bir yere indir; izzet ve ikramda bulunanların en iyisi sensin."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: " Rabbim! Beni bereketli bir yere indir; konuklarını en iyi ağırlayan sensin."

    Şaban Britch

    Ve yine şöyle de: Rabbim, beni mübarek bir yere indir. Konuklayanların en hayırlısı sensin!

    Şaban Piriş

    Ve yine şöyle de: -Rabbim, beni mübarek bir yere indir. Konuklayanların en hayırlısı sensin!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şunu da söyle: "Rabbim, beni bereketli bir yere indir! Sen, konuk ağırlayanların en hayırlısısın."

  8. Mü'minûn suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'minûn suresi, 30. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ وَإِن كُنَّا لَمُبْتَلِينَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki bunda çeşitli dersler vardır. Doğrusu biz (kullarımızı böyle) deneriz.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet bunda, (akleden kimseler için) işaretler vardır; ve elbet Biz (öncekileri) de sınavdan geçirmişizdir.

    Muhammed Esed

    Bu (kıssa)da, muhakkak ki, (düşünen insanlar için çıkarılacak) dersler vardır; ve şüphesiz, Biz (insanı) sınavdan geçirmekteyiz.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bunda işaretler vardır. . . Biz elbette sınarız (ki kişi kendi kapasitesini görsün).

    Ali Bulaç

    Hiç şüphesiz bunda ayetler vardır ve biz gerçekten denemeden geçiririz.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz bunda (Nuh ve kavminin başından geçenlerde) birtakım ibretler vardır. Hakikaten biz (kullarımızı böyle) deneriz.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, işte bunda, kesinlikle bir gösterge vardır. Çünkü Biz, kesinlikle Sınayanız.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz bu olguda dersler vardır. Biz, kesinlikle denemekteyiz.

    Edip Yüksel

    Bunda işaretler ve dersler vardır. Biz elbette sizleri denemekteyiz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunda işaretler ve dersler vardır. Biz elbette sizleri denemekteyiz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bunda birçok ibretler vardır ve gerçekten Biz, pek sınavcıyızdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bunda çok ayetler vardır ve hakıkat biz pek imtihancıyızdır

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunda kesinlikle ayetler dipnot 1 vardır. Ve Biz kesinlikle sınayanlarız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıtlar, ibretler, göstergeler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunda kesinlikle ayetler dipnot 1 vardır. Ve Biz kesinlikle sınayanlarız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıtlar, ibretler, göstergeler.

    Gültekin Onan

    Hiç şüphesiz bunda ayetler vardır ve biz gerçekten denemeden geçiririz.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhe yok ki bunda nice ibretler vardır. Biz elbette (insanları) imtihaana çekenleriz.

    İbni Kesir

    Şüphesiz ki bunda ayetler vardır. Biz, elbette deneyenleriz.

    Mehmet Alagaş

    (2, 23, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44) Kesin olan şu ki, Nuh’u kavmine gönderdik ve kavmine dedi ki Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok. Sakınmıyor musunuz? Kavminin ileri gelen kafirleri dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer , sizin üzerinizde bir üstün olma / fazilet arayışı var , Allah isteseydi melek indirirdi , biz evvelki babalarımızdan böyle bir şey işitmedik. O sadece cinlenmiş bir adam belli bir süre onu gözleyin. Nuh dedi ki Rabbim yalanlamalarına dair bana yardım et, biz de O’na gözümüz önünde ve vahiylerimizle bir gemi yap diye vahyettik, emrimiz geldiğinde ve tandır kaynayıp taşınca da her bir türden birer çift alarak ona yükle ve sözümüzden / azaptan etkilenecek olanlar hariç yakın çevreni de yükle, zalimlerle de asla muhatap olma, ki onlar boğularak ölecekler diye vahyet tik, sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğiniz de / istiva ettiğinizde deyin ki “Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun” ve deki “Rabbim bereketli / mübarek bir iniş yerine indir , sen en hayırlı indiricisin” İşte bunda ayetler vardır , biz, imtihan edendik. Sonra onların ardından başka nesiller inşa ettik, onlara kendilerinden olan Resuller gönderdik, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok , sakınmıyor musunuz? (Resullerin ortak söylemi) Kavmin ileri gelen kafirleri ve ahiret ile buluşmayı yalanlayanlar ve dünya hayatında refah içinde ettiklerimiz (ahiret inanıp ta ahiret varmış gibi davranmamak onu yalanlamaktır) dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer (aynı Nuh AS kavmi gibi dediler) O da sizin yediklerinizden yiyor sizin içtiklerinizden içiyor, sizin gibi bir beşere mi tabi oluyorsunuz? İşte o zaman tam olarak hasara uğramış olursunuz, öldüğünüzde toprak ve kemik olduğunuzda siz çıkarılacaksınız diye mi vaat ediyor? Ne kadar uzak / heyhat ki heyhat size vaat edilen (çok uzak bir ihtima l) Sadece dünya hayatımız vardır ölür ve yaşarız tekrar diriliş bize yoktur , O da Allah’a yalanı iftira eden bir adamdır , Ona iman edecek değiliz dediler. Resul dedi ki Rabbim bana, onların yalanlamalarına dair yardım et , Allah dedi ki Az kaldı pişman olanlar / nedamet getirenler olacaklar , gerçek bir ses onları yakaladı aldı , onlar çer çöp yaptık , zalim kavim uzak olsun! Sonra onların ardından başkaca nesiller inşa ettik. Hiçbir topluluk süresini geçemez yahut erteleteme , s onra ard arda elçiler göndeririz , her bir topluluğa elçilerimiz geldiğinde onu yalanladılar, onlardan bazıları bazılarına uydurduk / tabi ettirdik onlara hadiseler haline getirdik , iman etmeyen kavim uzak olsun!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz bunda (Nûh ve kavminin başından geçenlerde) birtakım ibretler vardır. Hakikaten biz (kullarımızı böyle) sınarız.

    Süleyman Ateş

    Gerçi biz, (onları) sınıyorduk ama, bu olayda (sizler için de) nice ibretler vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu olayın içinde belgeler vardır. Yaptığımız sadece ağır bir imtihandan geçirmektir.

    Şaban Britch

    Şüphesiz bunda ayetler/belgeler vardır ve elbette biz imtihan ediyoruz.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz bunda ayetler/belgeler vardır ve elbette biz imtihan ediyoruz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz onları imtihan ediyor idiysek de bunda elbette ibretler vardır!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.