Mü'minûn suresi

Mü'minûn suresi, 100. ayet

Mü'minûn suresi, 100. ayet. لَعَلِّىٓ أَعْمَلُ صَٰلِحًا فِيمَا تَرَكْتُ كَلَّآ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَا وَمِن وَرَآئِهِم بَرْزَخٌ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

le`allî a`melü ṣâliḥan fîmâ teraktü kellâ. innehâ kelimetün hüve ḳâilühâ. vemiv verâihim berzeḫun ilâ yevmi yüb`aŝûn.

Diyanet İşleri

(99-100) Nihayet onlardan birine ölüm gelince, "Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım" der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'minûn 97–103 · surenin 100. ayeti / 118

Konu Ölüm, berzah, sûr ve hesap Mü'minûn 99–118 3

  1. Mü'minûn 97

    De ki: "Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım."

  2. Mü'minûn 98

    "Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım."

  3. 99–100

    (99-100) Nihayet onlardan birine ölüm gelince, "Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım" der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.

  4. Mü'minûn 101

    Sur'a üfürüldüğü zaman, (işte) o gün ne aralarında soy sop yakınlığı kalacak, ne de birbirlerini arayıp soracaklardır.

  5. Mü'minûn 102

    Artık kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

  6. Mü'minûn 103

    Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 99–100. ayetler için yazılmıştır.

99-100. Yüce Allah, kusurlu ve zalim kimselerin ölüme yakın hallerini haber vermektedir. Böyle bir kimse, âkıbetini görüp amellerinin çirkinliğini müşahade edeceği bu halde pişman olacaktır. Bu pişmanlığın etkisi ile dünyaya geri döndürülmeyi isteyecektir. Ancak bu isteği, dünya lezzetlerinden faydalanmak ve arzu edilen şeyleri devşirmek için olmayacaktır. O, “salih amel işleyip de terk ettiklerimi telafi edeyim” ümidiyle bunu isteyecektir. Yani terk ettiğim amelleri işleyip Allah’ın hakkında yaptığım kusurları telafi edeyim, temennisi ile bu sözleri söyleyecektir. “Asla!” Onun dönüşü olmayacak, ona mühlet de verilmeyecektir. Çünkü Allah, tekrar dünyaya geri dönülmeyeceğine dair kesin hüküm vermiştir. “Bu” dünyaya dönmeyi temenni ettiği bu sözü “onun gevelediği bir sözden ibarettir.” Sadece dille söylenmiştir. Söyleyenine pişmanlıktan başka bir faydası yoktur. Aynı zamanda o, bu sözünde samimi de değildir. Çünkü dünyaya geri döndürülecek olursa hiç şüphesiz daha önce kendisine yasak kılınan şeylere tekrar dönecektir. “Onların önlerinde diriltilecekleri güne kadar (sürecek) bir berzah (kabir alemi) vardır.” Önlerinde iki şey arasındaki engel demek olan “berzah” bulunmaktadır. Buradaki engel, dünya ile âhiret arasındaki engeldir. Bu berzahta itaat edenler nimete mazhar olurlar, isyankârlar da azap görürler ve bu, ölümlerinden ve kabirlerinde yerlerini almalarından itibaren başlayıp diriltilecekleri güne kadar devam eder. O halde bu güne hazırlıklı olsunlar ve bunun için gereken tedbirlerini alsınlar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

"Belki ben, dünya hayatına dönersem salih ameller işlerim." der. (Ona;) "Hayır asla! Bu durum, senin istediğin gibi değildir." (denir). Şüphesiz onun söylediği (boş) bir sözdür. Eğer o, dünya hayatına geri döndürülecek olsaydı; verdiği sözü yerine getirmezdi. Vefat ettirilen bu kimseler yeniden diriliş gününe kadar dünya ile ahiretin arasında berzah aleminde olacaklar ve terk ettikleri şeyleri elde etmek ve ifsad etttikleri şeyleri düzeltmek için dünyaya geri dönemeyeceklerdir.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَعَلِّىٓ lealli böylelikle
  2. أَعْمَلُ ea'melu yapayım kök: عمل
  3. صَـٰلِحًۭا salihen yararlı bir iş kök: صلح
  4. فِيمَا fima yerde (dünyada)
  5. تَرَكْتُ ۚ teraktu terk ettiğim kök: ترك
  6. كَلَّآ ۚ kella hayır
  7. إِنَّهَا inneha şüphesiz bu
  8. كَلِمَةٌ kelimetun bir sözdür kök: كلم
  9. هُوَ huve o
  10. قَآئِلُهَا ۖ kailuha onun söylediği kök: قول
  11. وَمِن ve min ve
  12. وَرَآئِهِم veraihim önlerinde vardır kök: وري
  13. بَرْزَخٌ berzehun bir berzah
  14. إِلَىٰ ila kadar
  15. يَوْمِ yevmi güne kök: يوم
  16. يُبْعَثُونَ yub'asune diriltilecekleri kök: بعث

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وري (32 geçiş) · Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu…

  • Aynı kök: وري (32 geçiş) · Aynı kök: ترك (43 geçiş)

    Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda…

  • Aynı kök: وري (32 geçiş) · Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir,…

  • Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.

  • Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    "Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.…

  • Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah…

  • Aynı kök: ترك (43 geçiş)

    Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

"Belki terk ettiğim (dünya)da iyi iş(ler) yaparım!" dipnot 1 Hayır! Söylediği bu söz, (boş) laftan ibarettir. Onların arkasında diriltilecekleri güne kadar bir engel vardır. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Bakara 2:167; En‘âm 6:27; A‘râf 7:53; Secde 32:12; Fâtır 35:37; Zümer 39:58.
  2. metne dön, dipnot 2
    Burada geçen [berzah] kelimesi, ölüm sonrası bir âlemin adı değil, dünyaya geri dönmeyi imkânsız kılan "ölüm engeli" demektir. Bu ayet reenkarnasyonun olmadığının delillerindendir.

Mustafa İslamoğlu

belki ben, daha önce yapmadıklarımın yerine doğru dürüst işler yaparım!" Kesinlikle hayır! Çünkü onun dile getirdiği, sadece muhatabı etkilemek için sarf edilmiş bir laftır; nitekim böylelerini arkalarından, dirilecekleri güne kadar (aşamayacakları) bir engel kuşatmıştır!"

Muhammed Esed

de (daha önce) gözardı ettiğim konularda dürüst ve erdemli işler göreyim!" Yoo, onun söylediği, şüphesiz, yalnızca (boş ve anlamsız) bir sözden ibarettir; çünkü (bir kere dünyayı terk etmiş bulunanların) ardında, yeniden diriltilecekleri Gün'e kadar (aşılması imkansız) bir (ölüm) engeli bulunmaktadır!

Ahmed Hulusi

"Ta ki (önemsemeyip) uygulamadığım şeylerde (iman üzere yaşamda, kuvveden fiile çıkarmadıklarımda) sonsuz geleceğime yararlı çalışmalar yapayım!". . . Hayır (geri dönüş asla mümkün değil)! Öyle bir şey söyler ki geçerliliği yoktur (sistemde yeri yoktur)! Arkalarında yeniden ba's olunacakları sürece kadar, bir berzah (boyutsal farklılık) vardır (geri dönemezler; reenkarnasyon da {ikinci defa dünya yaşamı} mümkün değildir)!

Ali Bulaç

"Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım." Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir. Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır.

Ali Özek ve heyeti

"Ta ki yapmadan bıraktığım salih ameller yapayım." Asla söylediği sadece (boş laftan ibaret olan) kendi sözüdür. Tekrar dirilecekleri güne kadar, arkalarında (dönüşlerine mâni olacak) berzah vardır.

Ali Rıza Safa

"Arkada bıraktığım yerde, erdemli edimler yapabilmem için!" Asla! Onun söylediği, yalnızca bir sözdür. Zaten yeniden yaşama döndürülecekleri güne dek, önlerinde bir engel vardır.

Bayraktar Bayraklı

"Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş yapayım." Hayır! Onun söylediği bu söz, boş laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden diriltilecekleri güne kadar süren bir engel vardır.

Edip Yüksel

"Ki terketmiş bulunduğum şeylerde erdemli işler yapayım." Hayır. Bu onun söylediği bir laftan ibarettir. Diriliş gününe kadar onların ardında bir engel vardır. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Bu ayet reenkarnasyon, yani tekrar bedenlenme inancını ve ruhların dünyaya dönüşlerini reddetmektedir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Ki terketmiş bulunduğum şeylerde erdemli işler yapayım.' Hayır. Bu onun söylediği bir laftan ibarettir. Diriliş gününe kadar onların ardında bir engel vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Belki ben, o bıraktığımda (boşa geçirdiğim dünyada) iyi işler yaparım!" Hayır, hayır! Bu, onun söylediği boş bir sözdür. Ötelerinde ise yeniden diriltilecekleri güne kadar bir engel vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Belki ben o baktığımda salih bir amel işlerim, hayır hayır! O bir kelimedir ki onu o söyler, ötelerinden ise bir berzah vardır, ta ba's olunacakları güne kadar

Erhan Aktaş

Böylece ihmal ettiğim salih dipnot 1 işleri yaparım. Hayır! Kuşkusuz onun söylediği kesinlikle boş bir sözden ibarettir. Onların tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında dipnot 2 bir berzah dipnot 3 vardır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kötülükle mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst ve seçkin.
  2. metne dön, dipnot 2
    Dünyaya dönüşlerini imkansız kılan.
  3. metne dön, dipnot 3
    Engel, perde.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece ihmal ettiğim salih dipnot 1 işleri yaparım. Hayır! Kuşkusuz onun söylediği kesinlikle boş bir sözden ibarettir. Onların tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında dipnot 2 bir berzah dipnot 3 vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kötülüğe karşı mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst ve seçkin.
  2. metne dön, dipnot 2
    Dünyaya dönüşlerini imkansız kılan.
  3. metne dön, dipnot 3
    Engel, perde.

Gültekin Onan

"Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım." Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir. Onların önlerinde diriltilip kaldırılacaklan güne kadar bir engel (berzah) vardır.

Hasan Basri Çantay

Taki ben zaayi' etdiğim (ömrüm) mukaabilinde iyi amel (ve hareket) de bulunayım". Hayır, onun söylediği bu söz (hakıykatde) boş lafdan ibaretdir, önlerinde ise diriltilib kaldırılacakları güne kadar (kalmalarına mani) bir engel vardır.

İbni Kesir

Belki yapmadan bıraktığımı tamamlar ve salih amel işlerim. Hayır, bu söylediği, sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında onları geriye dönmekten alıkoyan bir berzah vardır.

Mehmet Alagaş

(93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

“Belki geride bıraktıklarımla salih amel işlerim.” Asla, bu onun söylemiş olduğu bir sözden ibarettir. Onların önlerinde de diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.

Süleyman Ateş

"Ki terk ettiğim dünyada yararlı bir iş yapayım." Hayır, bu onun söylediği bir sözdür. Önlerinde ta diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.

Süleymaniye Vakfı

(Döndürün ki) Terk ettiğim dünyada iyi işler yapayım." (Ona) "Hayır, asla!" (denir.) Bu, onun mutlaka söyleyeceği sözdür ama önlerinde yeniden dirilecekleri güne kadar bir engel vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Terk ettiğim dünyada belki iyi bir iş yaparım". "Hayır asla; o onun söyleyeceği sözdür. Önlerinde yeniden dirilecekleri güne kadar bir engel vardır."

Şaban Britch

Belki ben, terkettiğim salih amelleri yaparım. Asla, o sadece söyleyenin söylediği (faydasız) bir sözüdür. Onların arkalarında yeniden diriltilecekeri güne kadar bir berzah/ perde vardır.

Şaban Piriş

Belki ben, terkettiğim doğru işleri yaparım. Asla, o sadece söyleyenin bir sözüdür. Onların arkalarında yeniden diriltilecekeri güne kadar bir engel vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Döndürün ki, o arkada bıraktığım yerde iyi bir iş yapayım." Hayır, bir kelime ki bu, o söyler onu. Ötelerinde, dirilecekleri güne kadar bir berzah vardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

He says: "If given the chance" I may be able to do all I have neglected and left undone and imprint my deeds with wisdom and piety. Never. But this is a wish he expresses in words! Once the souls have been disembodied and crossed to the other world, it is then a one - way journey with no return. Behind them there is an impassable barrier barricading the passage back until the Day of Resurrection when people are then restored to life.

Abdul Haleem

so as to make amends for the things I neglected.’ Never! This will not go beyond his words: a barrier stands behind such people until the very Day they are resurrected.

Abdullah Yusuf Ali

"In order that I may work righteousness in the things I neglected." - "By no means! It is but a word he says."- Before them is a Partition till the Day they are raised up.

Abul A'la Maududi

that I have left behind. I am likely to do good." dipnot 1 Nay, dipnot 2 it is merely a word that he is uttering. dipnot 3 There is a barrier behind all of them (who are dead) until the Day dipnot 4 when they will be raised up.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It occurs at several places in the Quran that each of the criminals, after his death till his entry into Hell, and even after that, will plead again and again: Lord, send me back to the world, I will no more disobey Thee, I will now do righteous deeds. See (Surah Al-Anaam, Ayats 27, 28); (Surah Al-Aaraf, Ayat 53); (Surah Ibrahim, Ayats 44, 45); (Surah Ash-Shuara, Ayat 102); (Surah Al-Fatir, Ayat 37);(Surah Az- Zumar, Ayats 58, 59);(Surah Al-Momin, Ayats 10-12), and (Surah Ash-Shura, Ayats 44 )along with the relevant E.Ns.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, he will never be sent back nor given another opportunity, for in that case the test and trial for which man is sent to this world becomes meaningless. For further explanation, see(Surah Al-Baqarah, Ayat 210 and E. N. 228 )thereof, and E.Ns 6, 139, 140 of Surah Al-Anaam) and(E.N. 26 of Surah Younus).
  3. metne dön, dipnot 3
    That is, now, when he has met his doom, he has nothing more to say than that he should be sent back to the world; so let him say what he likes; he will never be allowed to go back.
  4. metne dön, dipnot 4
    That is, now there is a barrier between them and the world, which will not allow them to go back to it. Therefore they shall remain in that state until the Day of Resurrection.

Aisha Bewley

so that perhaps I may act rightly regarding the things I failed to do!’ No indeed! It is just words he utters. Before them there is an interspace until the Day they are raised up.

Al-Hilali & Khan

"So that I may do good in that which I have left behind!" No! It is but a word that he speaks; and behind them is Barzakh (a barrier) until the Day when they will be resurrected.

Ali Quli Qarai

that I may act righteously in what I have left behind. ’ ‘By no means! These are mere words that he says.’ And ahead of them is a barrier until the day they will be resurrected

Amatul Rahman Omar

`So that I may do righteous (deeds) which I failed to do (in the worldly life). ' `Never, that can never be,' (is the answer he receives). It is but a word (of excuse) which he utters. And there is a barrier behind them which shall remain till the day when they shall be raised to life (again).

Arthur John Arberry

haply I shall do righteousness in that I forsook. ' Nay, it is but a word he speaks; and there; behind them, is a barrier until the day that they shall be raised up.

Bijan Moeinian

What a big lie (they will go back to their old tricks, if they are returned. ) A barrier will separate them from the world till the Day of Resurrection.

E. Henry Palmer

haply I may do right in that which I have left!' Not so! - a mere word he speaks! - but behind them is a bar until the day they shall be raised.

Edip-Layth

"So that I may do good in what I have left behind." No, it is but a word he is speaking. There is a barrier to prevent them from going back until the day they are all resurrected.

George Sale

that I may do that which is right; in professing the true faith which I have neglected. By no means. Verily these are the words which he shall speak: But behind them there shall be a bar, until the day of resurrection.

Hamid S. Aziz

Until when death comes to any one of them he says, "My Lord! Send me back,

Mahmoud Ghali

That possibly I will do righteousness in that which I have left (behind). " Not at all! surely it is (only) a word he says, and beyond them (i.e., all mankind) is an isthmus until the Day they are made to rise again.

Marmaduke Pickthall

That I may do right in that which I have left behind! But nay! It is but a word that he speaketh; and behind them is a barrier until the day when they are raised.

Mohamed Ahmed - Samira

That I may do some good I did not do (in the world). " Not so. These are only words he utters. Behind them lies the intervening barrier (stretching) to the day of their resurrection.

Muhammad Asad

so that I might act righteously in whatever I have failed [aforetime]!" Nay, it is indeed but a [meaningless] word that he utters: for behind those [who leave the world] there is a barrier [of death] until the Day when all will be raised from the dead!

Mustafa Khattab

so I may do good in what I left behind." Never! It is only a ˹useless˺ appeal they make. And there is a barrier behind them until the Day they are resurrected.[1]

Progressive Muslims

"So that I may do good in that which I have left behind. " No, it is but a word he is speaking. And there is a barrier to prevent them from going back until the Day they are all resurrected.

Rashad Khalifa

"I will then work righteousness in everything I left." Not true. This is a false claim that he makes. A barrier will separate his soul from this world until resurrection.

Sahih International

That I might do righteousness in that which I left behind. " No! It is only a word he is saying; and behind them is a barrier until the Day they are resurrected.

Sam Gerrans

“That I might work righteousness in what I left behind.” No, indeed! It is but a word that he says; and behind them is a barrier until the day they are raised.

Shabbir Ahmed

That I may do good works in that I left behind! But, nay! It is a mere word of no significance that he speaks. And behind them is a barrier until the Day they are raised. (39:58).

Syed Vickar Ahamed

"So that I may work rightfully the things that I neglected. " — "By no means! It is only a word that he says." — Before them is a partition till the Day they are raised up.

Taqi Usmani

so that I may act righteously in that (world) which I have left behind." Never! It is simply a word he utters, and in front of such people there is a barrier till the day when they will be resurrected.

The Monotheist Group

"So that I may do good in that which I have left behind." No, it is but a word he is speaking. And there is a barrier to prevent them from going back until the Day they are all resurrected.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 100. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 100. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 100. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩