Mü'minûn suresi

Mü'minûn suresi, 8. ayet

Mü'minûn suresi, 8. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ

velleẕîne hüm liemânâtihim ve`ahdihim râ`ûn.

Diyanet İşleri

Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'minûn 5–11 · surenin 8. ayeti / 118

Konu Kurtuluşa eren mü'minlerin vasıfları Mü'minûn 1–11 3

  1. Mü'minûn 5

    Onlar ki, ırzlarını korurlar.

  2. Mü'minûn 6

    Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.

  3. Mü'minûn 7

    Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.

  4. 8

    Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.

  5. Mü'minûn 9

    Onlar ki, namazlarını kılmağa devam ederler.

  6. Mü'minûn 10

    İşte bunlar varis olanların ta kendileridir.

  7. Mü'minûn 11

    Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

8. “Onlar emanetlerine ve ahitlerine riâyet ederler.” Gereğini yerine getirir ve onları korurlar. Emanetlerin gerektirdiği sorumlulukları ifaya özel dikkat gösterirler. Bu, hem Yüce Allah’ın hakkı olan hem de kulların hakkı olan bütün emanetler hakkında umumidir. Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Biz, emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik de onu yüklenmek istemediler. Bundan endişeye düştüler. Ama insan onu yüklendi.” (el-Ahzab, 33/72) Yüce Allah’ın kullarına farz kıldığı bütün yükümlülükler, kulun nezdinde bir emanettir ve kul, bunların gereklerini tam anlamıyla yerine getirip onları muhafaza etmekle yükümlüdür. Bunun kapsamına insanlara ait emanetler de girmektedir. Emanet olarak bırakılan mallar, sırlar vb. şeyler böyledir. Kulun her iki emre de riâyet edip her iki tür emaneti koruması gerekir. Bu, onun görevidir: “Şüphesiz ki Allah size emanetleri ehline vermenizi... emreder.” (en-Nisâ, 4/58) Ahit de böyledir, hem insanların kendi aralarındaki ahitleri hem de Allah’a verdikleri ahdi kapsar. Kul, yaptığı akitler ve üzerine aldığı mükellefiyetlere gereği gibi riâyet etmekle ve eksiksiz yerine getirmekle yükümlüdür. Bunda kusurlu davranmak ve onları ihmal etmek haramdır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar, Allah'ın kendilerine farz kıldığı şeyleri yerine getireceklerine dair verdikleri sözü ve kulların kendilerine emanet ettikleri emanetleri yerine getirenlerdir. Aynı şekilde onlar; verdikleri sözlere muhalefet etmeyen aksine sözlerini yerine getiren kimselerdir.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱلَّذِينَ vellezine ve
  2. هُمْ hum onlar
  3. لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ liemanatihim emanetlerine kök: امن
  4. وَعَهْدِهِمْ ve ahdihim ve ahidlerine kök: عهد
  5. رَٰعُونَ raune özen gösterirler kök: رعي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رعي (10 geçiş) · Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.

  • Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…

  • Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…

  • Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…

  • Aynı kök: رعي (10 geçiş)

    Ey iman edenler! "Ra'ina (bizi gözet)" demeyin, "unzurna (bize bak)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acıklı bir azap vardır.

  • Aynı kök: رعي (10 geçiş)

    Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine…

  • Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…

  • Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler;

Muhammed Esed

ve onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine sadakat gösterirler,

Ahmed Hulusi

Ayrıca onlar (o iman edenler) ki kendilerine emanet edilmiş olana ihanet etmeyip, verdikleri sözlere uyarlar.

Ali Bulaç

(Yine) Onlar, emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir.

Ali Özek ve heyeti

Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler;

Ali Rıza Safa

Hem sorumluluklarına hem de verdikleri sözlere ilişkin güvenilir olanlar.

Bayraktar Bayraklı

Müminler emanetleri korur ve verdikleri sözleri yerine getirirler.

Edip Yüksel

Onlar ki kendilerine emanet edilen şeylere dikkat ederler. Verdikleri sözleri de yerine getirirler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar ki kendilerine emanet edilen şeylere dikkat ederler. Verdikleri sözleri de yerine getirirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve onlar ki, emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlar ki emanetlerine ve ahidlerine riayetkardırlar

Erhan Aktaş

Onlar, kendilerine verilen emanetler için sözlerine bağlı kalan kimselerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, kendilerine verilen emanetler için sözlerine bağlı kalan kimselerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, kendilerine verilen emanetler için sözlerine bağlı kalan kimselerdir.

Gültekin Onan

(Yine) Onlar, emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir.

Hasan Basri Çantay

(Öyle mü'minler) ki onlar emanetlerine ve ahidlerine riaayetkardırlar.

İbni Kesir

Ki onlar; emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler.

Mehmet Alagaş

(1-9) İman edenler kurtuldular ki onlar, namazlarında ürperti içindedirler, faydasız boş şeylerden yüz çevirirler, onlar zekâtı verenlerdir, namuslarını / iffetlerini eşleri hariç yahut ellerinin altında edindikleri hariç muhafaza ederler , b undan dolayı da kınanmazlar, kim bunun ardında / ötesinde bir şey ararsa işte onlar haddi aşanlardır. Yine onlar emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler , namazlarını korurlar / muhafaza ederler , işte onlar mirasa sahip olacak varislerdir , onlar Firdevs’e varis olacaklar ve orada kalıcı olacaklar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar, emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler.

Süleyman Ateş

Ve o(mü'min)ler emanetlerine ve ahidlerine özen gösterirler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar emanetler ve üstlendikleri görevler konusunda titiz davranan kimselerdir.

Şaban Britch

Müminler, emanetlerine ve sözleşmelerine uyanlardır.

Şaban Piriş

Müminler, emanetlerine ve sözleşmelerine uyanlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

O müminler, emanetlerine, ahitlerine saygı duyup sahip çıkanlardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Who are trustworthy, an attribute including:

Abdul Haleem

who are faithful to their trusts and pledges

Abdullah Yusuf Ali

Those who faithfully observe their trusts and their covenants;

Abul A'la Maududi

who are true to their trusts and their covenants, dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The believers fulfill the terms of the trusts which are placed in their charge. In this connection it should be noted that the Arabic word amanat is very comprehensive and includes all those trusts which are placed in their charge by Allah or society or individuals. Likewise aahd includes all those compacts, pledges, and promises which are made between Allah and man, and man and man. The Prophet (peace be upon him) himself used to impress the importance of the fulfillment of pledges in his addresses: The one, who does not fulfil the terms of his trust, has no faith, and the one, who does not keep promises and pledges has no Islam. (Baihaqi). According to a tradition reported both by Bukhari and Muslim, he said: Four characteristics are such that if a person has all four in him, he is beyond any doubt a hypocrite, and the one who has one of these, is a hypocrite to that extent till he gives it up:

Aisha Bewley

those who honour their trusts and their contracts;

Al-Hilali & Khan

Those who are faithfully true to their Amanât (all the duties which Allâh has ordained, honesty, moral responsibility and trusts) and to their covenants;

Ali Quli Qarai

and those who keep their trusts and covenants,

Amatul Rahman Omar

And who look after their trusts and their covenants,

Arthur John Arberry

and who preserve their trusts and their covenant

Bijan Moeinian

The believers are trust worthy and deliver their promises.

E. Henry Palmer

and who observe their trusts and covenants,

Edip-Layth

Those who are true to what they have been entrusted and their pledges.

George Sale

And who acquit themselves faithfully of their trust, and justly perform their covenant;

Hamid S. Aziz

But whoever craves aught beyond that, they are the transgressors

Mahmoud Ghali

And they are the ones who pay heed to their deposits and their covenant.

Marmaduke Pickthall

And who are shepherds of their pledge and their covenant,

Mohamed Ahmed - Samira

And those who fulfil their trusts and keep their promises;

Muhammad Asad

and who are faithful to their trusts and to their pledges,

Mustafa Khattab

˹the believers are also˺ those who are true to their trusts and covenants;

Progressive Muslims

And those who are true to what they have been entrusted and their pledges.

Rashad Khalifa

When it comes to deposits entrusted to them, as well as any agreements they make, they are trustworthy.

Sahih International

And they who are to their trusts and their promises attentive

Sam Gerrans

And those who attend to their trusts and their covenant,

Shabbir Ahmed

True believers are faithful to their trusts and to their pledges. (4:58).

Syed Vickar Ahamed

Those who truly keep their trusts and their promises;

Taqi Usmani

- and (success is attained) by those who honestly look after their trusts and covenant,

The Monotheist Group

And those who look after what they have been entrusted to and to their pledges.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 8. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 8. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 8. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩