Diyanet İşleri
Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.
Mü'minûn suresi
Mü'minûn suresi, 8. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ
velleẕîne hüm liemânâtihim ve`ahdihim râ`ûn.
Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kurtuluşa eren mü'minlerin vasıfları Mü'minûn 1–11 3
Onlar ki, ırzlarını korurlar.
Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.
Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.
Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.
Onlar ki, namazlarını kılmağa devam ederler.
İşte bunlar varis olanların ta kendileridir.
Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
8. “Onlar emanetlerine ve ahitlerine riâyet ederler.” Gereğini yerine getirir ve onları korurlar. Emanetlerin gerektirdiği sorumlulukları ifaya özel dikkat gösterirler. Bu, hem Yüce Allah’ın hakkı olan hem de kulların hakkı olan bütün emanetler hakkında umumidir. Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Biz, emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik de onu yüklenmek istemediler. Bundan endişeye düştüler. Ama insan onu yüklendi.” (el-Ahzab, 33/72) Yüce Allah’ın kullarına farz kıldığı bütün yükümlülükler, kulun nezdinde bir emanettir ve kul, bunların gereklerini tam anlamıyla yerine getirip onları muhafaza etmekle yükümlüdür. Bunun kapsamına insanlara ait emanetler de girmektedir. Emanet olarak bırakılan mallar, sırlar vb. şeyler böyledir. Kulun her iki emre de riâyet edip her iki tür emaneti koruması gerekir. Bu, onun görevidir: “Şüphesiz ki Allah size emanetleri ehline vermenizi... emreder.” (en-Nisâ, 4/58) Ahit de böyledir, hem insanların kendi aralarındaki ahitleri hem de Allah’a verdikleri ahdi kapsar. Kul, yaptığı akitler ve üzerine aldığı mükellefiyetlere gereği gibi riâyet etmekle ve eksiksiz yerine getirmekle yükümlüdür. Bunda kusurlu davranmak ve onları ihmal etmek haramdır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar, Allah'ın kendilerine farz kıldığı şeyleri yerine getireceklerine dair verdikleri sözü ve kulların kendilerine emanet ettikleri emanetleri yerine getirenlerdir. Aynı şekilde onlar; verdikleri sözlere muhalefet etmeyen aksine sözlerini yerine getiren kimselerdir.
Aynı kök: رعي (10 geçiş) · Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…
Aynı kök: رعي (10 geçiş)
Ey iman edenler! "Ra'ina (bizi gözet)" demeyin, "unzurna (bize bak)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acıklı bir azap vardır.
Aynı kök: رعي (10 geçiş)
Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine…
Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…
Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar, emanetlerine ve sözlerine uyanlardır. dipnot 1
yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler;
ve onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine sadakat gösterirler,
Ayrıca onlar (o iman edenler) ki kendilerine emanet edilmiş olana ihanet etmeyip, verdikleri sözlere uyarlar.
(Yine) Onlar, emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir.
Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler;
Hem sorumluluklarına hem de verdikleri sözlere ilişkin güvenilir olanlar.
Müminler emanetleri korur ve verdikleri sözleri yerine getirirler.
Onlar ki kendilerine emanet edilen şeylere dikkat ederler. Verdikleri sözleri de yerine getirirler.
Onlar ki kendilerine emanet edilen şeylere dikkat ederler. Verdikleri sözleri de yerine getirirler.
Ve onlar ki, emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler.
Ve onlar ki emanetlerine ve ahidlerine riayetkardırlar
Onlar, kendilerine verilen emanetler için sözlerine bağlı kalan kimselerdir.
Onlar, kendilerine verilen emanetler için sözlerine bağlı kalan kimselerdir.
Onlar, kendilerine verilen emanetler için sözlerine bağlı kalan kimselerdir.
(Yine) Onlar, emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir.
(Öyle mü'minler) ki onlar emanetlerine ve ahidlerine riaayetkardırlar.
Ki onlar; emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler.
(1-9) İman edenler kurtuldular ki onlar, namazlarında ürperti içindedirler, faydasız boş şeylerden yüz çevirirler, onlar zekâtı verenlerdir, namuslarını / iffetlerini eşleri hariç yahut ellerinin altında edindikleri hariç muhafaza ederler , b undan dolayı da kınanmazlar, kim bunun ardında / ötesinde bir şey ararsa işte onlar haddi aşanlardır. Yine onlar emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler , namazlarını korurlar / muhafaza ederler , işte onlar mirasa sahip olacak varislerdir , onlar Firdevs’e varis olacaklar ve orada kalıcı olacaklar.
Onlar, emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler.
Ve o(mü'min)ler emanetlerine ve ahidlerine özen gösterirler.
Ayrıca müminler, aldıkları emanetlere riayet eden ve verdikleri sözü yerine getirenlerdir dipnot 1 .
Onlar emanetler ve üstlendikleri görevler konusunda titiz davranan kimselerdir.
Müminler, emanetlerine ve sözleşmelerine uyanlardır.
Müminler, emanetlerine ve sözleşmelerine uyanlardır.
O müminler, emanetlerine, ahitlerine saygı duyup sahip çıkanlardır.
Who are trustworthy, an attribute including:
who are faithful to their trusts and pledges
Those who faithfully observe their trusts and their covenants;
who are true to their trusts and their covenants, dipnot 1
those who honour their trusts and their contracts;
Those who are faithfully true to their Amanât (all the duties which Allâh has ordained, honesty, moral responsibility and trusts) and to their covenants;
and those who keep their trusts and covenants,
And who look after their trusts and their covenants,
and who preserve their trusts and their covenant
The believers are trust worthy and deliver their promises.
and who observe their trusts and covenants,
Those who are true to what they have been entrusted and their pledges.
And who acquit themselves faithfully of their trust, and justly perform their covenant;
But whoever craves aught beyond that, they are the transgressors
And they are the ones who pay heed to their deposits and their covenant.
And who are shepherds of their pledge and their covenant,
And those who fulfil their trusts and keep their promises;
and who are faithful to their trusts and to their pledges,
˹the believers are also˺ those who are true to their trusts and covenants;
And those who are true to what they have been entrusted and their pledges.
When it comes to deposits entrusted to them, as well as any agreements they make, they are trustworthy.
And they who are to their trusts and their promises attentive
And those who attend to their trusts and their covenant,
True believers are faithful to their trusts and to their pledges. (4:58).
Those who truly keep their trusts and their promises;
- and (success is attained) by those who honestly look after their trusts and covenant,
And those who look after what they have been entrusted to and to their pledges.