Diyanet İşleri
"Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?" de.
Mü'minûn suresi
Mü'minûn suresi, 85. ayet. سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
seyeḳûlûne lillâh. ḳul efelâ teẕekkerûn.
"Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?" de.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kulak, göz ve gönül; "Allah'ındır diyecekler" Mü'minûn 78–92 3
Dediler ki: "Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?"
Andolsun, biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. Bu, öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir.
De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?"
"Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?" de.
De ki: "Yedi kat göklerin Rabbi, büyük Arş'ın Rabbi kimdir?"
"Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.
De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 84–85. ayetler için yazılmıştır.
84. Yani şu dirilişi yalanlayan, Allah’a başkalarını denk tutan kimselere karşı kabul ve ikrar ettikleri bir husus olan rubûbiyet tevhidini ve bunun yalnızca Allah’a ait olduğu gerçeğini; inkâr ettikleri hususlar olan ulûhiyet tevhidine ve ibadetin yalnızca O’na ait olduğu gerçeğine; yine kabul ettikleri bu pek büyük varlıkların yaratılmışlığını, inkâr ettikleri ve bundan çok daha kolay olan ölülerin tekrar diriltileceğine delil olarak göster ve de ki: “Yeryüzü ve onda bulunanlar kimindir?” Yeri, yerin üzerinde bulunan canlıları, bitkileri, cansızları, denizleri, ırmakları, dağları yaratan kim? Bütün bunların mutlak maliki kim? Bunların her türlü işlerini çekip çeviren kim?
85. Onlara böyle bir soru yönelttiğinde kaçınılmaz olarak: Bütün bunları yapan yalnızca Allah’tır, diyeceklerdir. Bunu kabul ve ikrar edince onlara deki: “O halde düşünüp ibret almaz mısınız?” Yani Allah’ın size hatırlatmış olduğu ve sizce bilinen -fıtratlarında da yerleşmiş, ama bazı hallerde yüz çevirmenin örtüp perdelediği bir gerçek olan- Allah’ın size hatırlattığı bu gerçeğe dönmeyecek misiniz? Gerçek şu ki, eğer sadece düşünmekle bile olsa hatırlatılan bu gerçeğe dönecek olursanız, elbette anlarsınız ki yegane ve tek ma’bud, bütün bunların mutlak sahibi olan Allah’tır. Başkasının egemenliği altında olan bir varlığa ibadet etmek batılların batılıdır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar: "Yeryüzü ve yeryüzünün üzerindekiler Allah'a aittir." diyeceklerdir. Onlara de ki: "Yeryüzü ve yeryüzünün üzerindekilerin kendisine ait olduğu Allah'ın, ölümünüzden sonra sizleri diriltmeye kadir olduğunu düşünmez misiniz?"
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
"Allah'a aittir." diyeceklerdir. De ki: "Öyle ise (gerçeği) hatırlamaz mısınız?"
"Allah'a aittir" diyecekler. De ki: "O halde, hala (onurunuzu) hatırlamayacak mısınız?
"Allah'ın!" diye cevap vereceklerdir. De ki: "Peki, (Allah'ın birliğini, eşsiz, ortaksız olduğunu) kendiliğinizden hatırlamayacak mısınız artık?"
"Allah içindir", diyecekler! De ki: "Hala düşünüp değerlendirmeyecek misiniz?"
"Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?"
«Allah'a aittir» diyecekler. Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız! de.
"Allah'ın malıdır!" diyecekler. De ki: "Yine de düşünmüyor musunuz?"
"Allah'ındır" diyecekler. "Öyleyse düşünmüyor musunuz?" de!
"ALLAH'ın" diyecekler. De ki: "Düşünmez misiniz?"
'ALLAH'ın,' diyecekler. De ki, 'Düşünmez misiniz?'
Allah'a aittir, diyecekler. De ki: "O halde düşünmez misiniz?
"Allah'ın" diyecekler, "o halde düşünmez misiniz?" de!
"Allah'a aittir." diyecekler. De ki: "Hala öğüt almayacak mısınız?"
"Allah'a aittir." diyecekler. De ki: "Hala öğüt almayacak mısınız?"
"Allah'a aittir." diyecekler. De ki: " Hala öğüt almayacak mısınız?"
"Tanrı'nındır" diyecekler. De ki: "Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?"
"Allahındır" diyecekler. "O halde iyiden iyi düşünüb de ibret almaz mısınız siz? de.
Allah'ındır, diyecekler. Öyleyse ibret almaz mısınız? de.
(79-89) O / Allah sizin için kulaklar gözler ve gönüller yarattı , az şükrediyorsunuz , O sizi yer yüzünde yetiştirendir , O’nda toplanacaksınız, O yaşatır ve öldürür, gece ve gündüzün birbiri ardından gelmesi O’ndandır, akletmiyor musunuz? Evet onlarda evvelkilerin söylediklerini söylediler. “Öldüğümüzde toprak ve kemik olunca biz tekrar mı diriltileceğiz? Bu bize de vaat oldu önceki babalarımıza da vaat oldu (ama herhangi bir şey olduğu yok) öyleyse bu da evvelkilerin efsaneleri / masalları derler. D e ki: Eğer biliy orsanız, arz ve içindekiler kimindir? (Herkes ölüp gittiğine göre buralar kimin?) Diyecekler ki Allah’ındır. (Bir tek O gitmiyor) Peki düşünmüyor musunuz? de. De ki: Yedi semanın ve büyük tahtın Rabbi kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki sakınmaz mısınız? De ki; Her şeyin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) kimin elinde? Eğer biliyorsanız, niyazda bulunulan, kimseye niyazda bulunmayan “O” kimdir? Diyecekler ki Allah! Peki ne biçim etkileniyorsunuz? / büyüleniyorsunuz? (Yine Allah dediler, her şey Allah’ın, Yönetici de Allah, bunu da biliyorsunuz peki bu haliniz ne?)
“Allah’ındır.” diyecekler. “Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” de.
"Allah'ındır" diyecekler. "O halde düşün(üp, ilk kez yaratanın, ikinci defa yine yaratılabileceğini anla)mıyor musunuz?" de.
"Allah'ındır!" diyeceklerdir. De ki: "O halde aklınızı başınıza almayacak mısınız?"
"Allah'ındır" diyeceklerdir. De ki: "Bilginizi kullanmayacak mısınız?"
Allah’a aittir, diyecekler. Hala düşünmez misiniz? de!
-Allah'a aittir, diyecekler. -Ee, peki düşünmez misiniz? de!
"Allah'ındır!" diyecekler. De ki: "Hala düşünüp ibret almıyor musunuz?"
Ironically, they will say: "To Allah", then say to them: "Can you then not reflect!"
and they will reply, ‘God.’ Say, ‘Will you not take heed?’
They will say, "To Allah!" say: "Yet will ye not receive admonition?"
They will surely say: "Allah's." Say: "Then why do you not take heed?" dipnot 1
They will say: ‘To Allah. ’ Say: ‘So will you not pay heed?‘
They will say: "It is Allâh’s!" Say: "Will you not then remember?"
They will say, ‘To Allah. ’ Say, ‘Will you not then take admonition?’
They will certainly say, `To Allâh. ' (Thereupon) say, `Will you still pay no heed?'
They will say, God's. ' Say: 'Will you not then remember?'
They will respond: "To God. " Say: “Why do you doubt Him then?”
They will say, 'God's. ' Say, 'Do ye not then mind?'
They will say, "To God." Say, "Will you then not remember!"
They will answer, God's. Say, will ye not therefore consider?
Say, "Whose is the earth and those who are therein, if you have knowledge?"
They will say, "To Allah. " Say, "Will you not then be mindful?"
They will say: Unto Allah. Say: Will ye not then remember?
They will say: "To God. " Say: "Then why do you not bethink yourselves?"
[And they will reply: "Unto God. " Say: “Will you not, then, bethink yourselves [of Him]?”
They will reply, "To Allah!" Say, “Why are you not then mindful?”
They will Say: "To God" Say: "Will you then not remember!"
They will say, "To GOD." Say, "Why then do you not take heed?"
They will say, "To Allah. " Say, "Then will you not remember?"
They will say: “To God.” Say thou: “Will you then not take heed!”
They will reply "Unto Allah. " Say, "Will you not then, bethink?"
They will say: "To Allah!" Say: "Yet will you not take warning (and guidance)?"
They will say, "Allah’s." Say, “Would you still pay no heed?
They will say: "To God." Say: "Will you then not remember!"