Diyanet İşleri
(93-94) De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma."
Mü'minûn suresi · 93–98. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Mü'minûn suresi, 93. ayet. قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّى مَا يُوعَدُونَ
(93-94) De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma."
De ki: "Rabbim! Onlara vadedileni (azabı) mutlaka bana göstereceksen,
De ki: "Rabbim! Eğer onları tehdit ettiğin azabı bana ille de göstereceksen,
De ki: "Ey Rabbim! (Sana baş kaldıranların) vaad edildikleri azabın gerçekleşmesine tanık olmamı diliyorsan,
De ki: "Rabbim, eğer onlara tehdit olundukları şeyi bana göstereceksen. . . "
De ki: "Rabbim, eğer onlara va'dolunan (azab)ı mutlaka bana göstereceksen,"
(Rasûlüm!) De ki: «Rabbim! Eğer onlara yöneltilen tehdidi (dünyevî sıkıntıyı ve uhrevî azabı) mutlaka bana göstereceksen;
De ki: "Efendim! Onlara sözü verileni bana göstereceksen?"
- "Ey Rabbim! Eğer onlara vaad edilen azabı bana göstereceksen, beni o zalimlerin içinde bırakma" de!
De ki: "Efendim, onlara verilen sözü bana gösterirsen"
De ki, 'Rabbim, onlara verilen sözü bana gösterirsen,'
De ki: "Rabbim, eğer onlara va'dedilen azabı bana mutlaka göstereceksen,
De ki: rabbım! eğer onlara edilen vaidi bana behemehal göstereceksen
De ki: "Rabb'im! Eğer onlara uyarısı yapılan azabı bana göstereceksen;"
De ki: "Rabbim! Eğer onlara uyarısı yapılan azabı bana göstereceksen;"
De ki: "Rabb'im! Eğer onlara "uyarısı yapılan azabı bana göstereceksen;"
De ki: "Rabbim, eğer onlara vaadolunan (azab)ı mutlaka bana göstereceksen "
De ki: "Rabbim, eğer onların tehdid edilmekde oldukları (azabı) herhalde bana göstereceksen",
De ki: Rabbım, onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen,
(93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.
De ki: “Rabbim! Eğer onların tehdit olundukları şeyi bana göstereceksen;"
De ki: "Rabbim, eğer onların tehdid edildikleri şeyi mutlaka bana göstereceksen (ben sağ iken onları cezalandıracaksan),"
De ki: "Rabbim! Eğer onların tehdit edildiği şeyi bana gösterecek olursan,
De ki: "Rabbim! Eğer onların tehdit edildiği şeyi bana gösterecek olursan;
De ki: Rabbim, onlara vaat edileni eğer bana göstereceksen;
De ki: -Rabbim, onlara vaat edileni eğer bana göstereceksen
De ki: "Rabbim, tehdit edildikleri şeyi bana mutlaka göstereceksin.
Mü'minûn suresi, 94. ayet. رَبِّ فَلَا تَجْعَلْنِى فِى ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
(93-94) De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma."
Rabbim! Bu durumda beni zalimler topluluğunun içinde bulundurma!"
o takdirde Rabbim, beni zalimler güruhunun arasında bırakma!"
Rabbim, o zaman, benim de bu zalim insanlardan biri olmama izin verme!"
"O zaman beni zalimler kavmi içinde tutma Rabbim!"
"Rabbim, bu durumda beni zulmeden kavmin içinde bırakma."
bu durumda beni zalimler topluluğunun içinde bulundurma Rabbim!»
"Efendim! Haksızlık yapanlar toplumunun arasında, artık beni bırakma!"
- "Ey Rabbim! Eğer onlara vaad edilen azabı bana göstereceksen, beni o zalimlerin içinde bırakma" de!
"Efendim, beni o zalim toplum içinde bırakma."
'Rabbim, beni o zalim toplum içinde bırakma.'
beni o zalimler güruhu arasında bulundurma Rabbim!"
Beni o zalimler güruhunda bulundurma rabbım!
"Rabb'im! Beni, o zalim halk içinde bırakma."
"Rabbim! Beni, o zalim halk içinde bırakma."
"Rabbim! Beni, o zalim toplumun içinde bırakma."
"Rabbim, bu durumda beni zulmeden kavmin içinde bırakma."
"O halde, Rabbim, beni zaalimler güruhunun içinde bırakma".
Rabbım, o zaman beni zalimler güruhunun içinde bulundurma.
(93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.
“Rabbim! O halde beni o zalimler topluluğu arasında kılma!”
"Rabbim, beni şu zalim kavmin içinde bırakma!"
Ey Rabbim, o zaman beni yanlışlar içindeki o topluluğun arasında bulundurma dipnot 1 !"
Ne olur Rabbim, beni o zaman o zalimlerin içinde bulundurma."
Rabbim, o zaman beni zalim toplum içinde bulundurma!
Rabbim, o zaman beni zalim toplum içinde bulundurma!
Beni o zalimler topluluğunun içinde tutma Rabbim!"
Mü'minûn suresi, 95. ayet. وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَٰدِرُونَ
Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter.
Biz onlara vadettiğimiz (azabı) sana göstermeye elbette gücü yetenleriz.
Ne ki Biz, onları tehdit ettiğimiz azabı (her hal ve şartta) sana göstermeye elbette kadiriz.
(İşte böyle dua et) çünkü, şüphesiz Biz, onlara vaad ettiğimiz (azabın, bu dünyada dahi gerçekleşmesine) seni tanık kılacak güçteyiz!
Doğrusu biz, onları tehdit ediyor olduğumuz şeyi sana gösterecek güce sahibiz!
Gerçek şu ki biz, onları tehdit ettiğimiz şeyi şüphesiz sana gösterme gücüne sahibiz.
Biz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz.
Zaten kuşkusuz, onlara sözünü verdiğimizi, kesinlikle sana gösterebilecek güçteyiz.
Biz onlara vaad ettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.
Biz elbette, kendilerine söz verileni sana gösterebiliriz.
Biz elbette, kendilerine söz verileni sana gösterebiliriz.
Şüphesiz ki Biz, onlara yaptığımız tehdidi sana gösterme gücüne sahibiz elbette.
Şübhesiz ki biz, onlara yaptığımız vaidi sana göstermeğe elbette kadiriz
Kuşkusuz onları uyardığımız şeylere seni tanık yapmaya gücümüz yeter.
Kuşkusuz onları uyardığımız şeylere seni tanık yapmaya gücümüz yeter.
Kuşkusuz onları uyardığımız şeylere seni tanık yapmaya gücümüz yeter.
Gerçek şu ki biz, onları tehdit ettiğimiz şeyi şüphesiz sana gösterme gücüne sahibiz.
Hakikat, biz onlara va'd (ve tehdid) etdiğimizi sana göstermiye de elbette kaadiriz.
Biz, onlara vaad ettiğimizi sana göstermeye elbette kadiriz.
(93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.
Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter.
Biz, onları tehdid ettiğimiz şeyi sana göstermeğe elbette kadiriz (onları cezalandıracağız ve sen bunu göreceksin).
Biz, onları tehdit ettiğimiz cezayı sana göstermemiz hakkında bir ölçü belirlemişizdir dipnot 1 .
Çünkü biz, onları tehdit ettiğimiz cezayı sana göstermemiz konusunda bir ölçü belirlemişizdir.
Şüphesiz biz, onlara vaat ettiğimiz (azabı) sana göstermeye kadiriz.
Şüphesiz biz, onlara vaat ettiğimiz (azabı) sana göstermeye kadiriz.
Biz, onları tehdit ettiğimiz şeyi sana göstermeye elbette kadiriz.
Mü'minûn suresi, 96. ayet. ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ ٱلسَّيِّئَةَ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَصِفُونَ
Kötülüğü, en güzel olan şeyle uzaklaştır. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz.
Sen kötülüğü en güzel şekilde sav! dipnot 1 Biz onların yakıştırmalarını çok iyi bileniz.
Her çirkin saldırıya karşı öyle bir savunma yap ki, en güzeli, en uygunu o olsun; Biz onların yakıp yakıştırdıklarını elbette biliriz.
(Fakat, onlar ne söylerlerse, ya da ne yaparlarsa yapsınlar, sen yine de onların işlediği) kötülüğü, en iyi yol hangisi ise, onunla sav: (çünkü) onların (Bize) yakıştırageldikleri şeyleri en iyi bilen Biziz.
Kötülüğü (batılı, göreselliği) en güzel olan (Hak, sistem bilinci) ile defet! Onların (seni) tanımlamalarını biliriz.
Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır; biz, onların nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz.
Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.
Kötülüğü en güzel biçimde uzaklaştır. Biz, onların yakıştırdıkları şeyleri biliriz.
Kötülüğü, en iyi olan ile sav! Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.
Kötülüğe iyilikle karşılık ver. Biz onların iddialarını iyi biliriz.
Kötülüğe iyilikle karşılık ver. Biz onların iddialarını iyi biliriz.
Sen o kötülüğü en güzel bir davranışla defet; Biz onların ne halt edeceklerini daha iyi biliriz.
Sen o kötülüğü en güzel olan hasletle def'et, biz, onların ne halt edeceklerini daha iyi biliriz
Kötülüğü en iyi şekilde sav. Biz, yakıştırmakta oldukları şeyleri çok iyi biliyoruz.
Kötülüğü en iyi şekilde sav. Biz, yakıştırmakta oldukları şeyleri çok iyi biliyoruz.
Kötülüğü en iyi şekilde sav. Biz, yakıştırmakta oldukları şeyleri çok iyi biliyoruz.
Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır; biz onların nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz.
Sen kötülüğü en güzel (haslet) le defet. Biz onların neler vasf etmekde olduklarını çok iyi bileniz.
Sen, kötülüğü en güzel ile sav. Onların nitelendirmekte olduklarını Biz, çok daha iyi biliriz.
(93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.
Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.
Kötülüğü en güzel şeyle sav. Biz onların (seni) nasıl vasıflandıracaklarını biliyoruz.
Kötülüğü en güzel biçimde sav dipnot 1 ! Onların ne yakıştırmalar yaptıklarını iyi biliriz.
Sen (sana yapılan) kötülüğü en güzel biçimde sav. Onların bize neler yakıştırdıklarını iyi biliriz.
Sen, kötülüğü en güzel ile sav. Onların nitelemekte olduklarını biz, çok daha iyi biliriz.
Sen, kötülüğü en güzel ile sav. Onların nitelemekte olduklarını biz, çok daha iyi biliriz.
En güzel olan neyse onunla sav kötülüğü. Onların nasıl nitelendirme yaptıklarını biz daha iyi biliriz.
Mü'minûn suresi, 97. ayet. وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَٰطِينِ
De ki: "Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım."
De ki: "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınıyorum!
Ve de ki: "Rabbim! Şeytanların ayartmalarından Sana sığınırım!
Ve de ki: "Ey Rabbim! Tüm kötü dürtülerin kışkırtmalarına karşı Sana sığınıyorum!
Ve de ki: "Rabbim! (bedenselliğe çeken) şeytanların vesveselerinden sana (hakikatimdeki koruyucu Esma'na) sığınırım. "
Ve de ki: "Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım."
Ve de ki: «Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım!
Ve şunu söyle: "Efendim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım!"
De ki: "Rabbim! Kötü insanların kışkırtmalarından sana sığınırım."
Ve De ki: "Efendim, sapkınların fısıltılarından sana sığınırım."
Şeytandan Korunmak İçin
Ve de ki: "Ey Rabbim, şeytanların dürtüştürmelerinden (kışkırtmalarından) sana sığınırım!
Ve de ki: sana sığınırım rabbım! O Şeytanların dürtüşmelerinden
De ki: "Rabb'im! Şeytanların dipnot 1 etkilemelerinden Sana sığınırım."
De ki: "Rabbim! Şeytanların etkilemelerinden Sana sığınırım." dipnot 1
De ki: "Rabb'im! Şeytanların etkilemelerinden Sana sığınırım."
Ve de ki: "Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım."
Ve de ki: "Rabbim, şeytanların dürtüşdürmelerinden (vesveselerinden) sana sığınırım".
Ve de ki: Rabbım, şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım.
(93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.
Ve de ki: "Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım!
Ve de ki: "Rabbim, şeytanların dürtüklemelerinden sana sığınırım."
De ki: "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım. dipnot 1
De ki: "Rabbim! Şeytan'ın dürtmelerinden sana sığınırım.
Ve de ki:Rabbim, şeytanların vesveselerinden, kışkırtmalarından sana sığınırım!
Ve de ki: -Rabbim, şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım!
Ve de ki: "Rabbim, şeytanların dürtüklemelerinden sana sığınırım!"
Mü'minûn suresi, 98. ayet. وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
"Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım."
Rabbim! Onların bana yaklaşmalarından da sana sığınıyorum." dipnot 1
Onların yaklaşımlarından da Rabbim, sana sığınırım!"
Rabbim, onların bana yaklaşmalarından da Sana sığınıyorum!"
"Ve sana (hakikatimdeki koruyucu Esma'na) sığınırım Rabbim, çevremde bulunmalarından. "
"Ve onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim."
Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim!»
"Efendim! Onların yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım!"
"Tanrım! Yanımda bulunmalarından da sana sığınırım."
"Yanımda bulunmalarından sana sığınırım, Efendim."
Ve de ki, 'Rabbim, şeytanların fısıltılarından sana sığınırım.'
Huzuruma gelmelerinden sana sığınırım Rabbim!"
Ve sana sığınırım rabbım! huzuruma gelmelerinden
"Rabbim! Benimle yakınlık kurmalarından Sana sığınırım."
"Rabbim! Benimle yakınlık kurmalarından Sana sığınırım."
"Rabb'im! Benimle yakınlık kurmalarından Sana sığınırım."
"Ve onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım rabbim."
"Rabbim, onların huzuurumda bulunmalarından sana sığınırım".
Rabbım, onların huzurumda bulunmalarından Sana sığınırım.
(93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.
“Rabbim yanımda hazır olmalarından da sana sığınırım.”
"Ve onların yanıma uğramalarından sana sığınırım Rabbim."
Rabbim! Bunların çevremde olmalarından da sana sığınırım."
Onların yanımda olmalarından da sana sığınırım."
Şeytanların yanımda hazır bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim!
Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim!
"Onların, başıma üşüşmelerinden de sana sığınırım Rabbim!"
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.