Mü'minûn suresi

Mü'minûn suresi, 96. ayet

Mü'minûn suresi, 96. ayet. ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ ٱلسَّيِّئَةَ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَصِفُونَ

idfa` billetî hiye aḥsenü-sseyyieh. naḥnü a`lemü bimâ yeṣifûn.

Diyanet İşleri

Kötülüğü, en güzel olan şeyle uzaklaştır. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'minûn 93–99 · surenin 96. ayeti / 118
  1. Mü'minûn 93–94

    (93-94) De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma."

  2. Mü'minûn 95

    Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter.

  3. 96

    Kötülüğü, en güzel olan şeyle uzaklaştır. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz.

  4. Mü'minûn 97

    De ki: "Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım."

  5. Mü'minûn 98

    "Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım."

  6. Mü'minûn 99

    (99-100) Nihayet onlardan birine ölüm gelince, "Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım" der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

96. Bu buyrukta Allah’ın Rasûlüne emretmiş olduğu üstün ahlâkî değerlerden birisini görüyoruz. Yüce Allah ona şunu emretmektedir: “Sen kötülüğü en güzel şekliyle sav!” Düşmanların sana söz ve davranışları ile kötülük yapacak olursa -kötülük yapana kötülüğünün benzeri ile karşılık vermek caiz olmakla birlikte- sen onlara kötülük ile karşılık verme! Bunun yerine sana yaptıkları kötülüğü onlara iyilik yapmak sûreti ile savuştur. Bu, senin kötülük yapana karşı bir faziletin, bir erdemin olsun. Bunun faydalarından birisi de hem o esnada hem de gelecekte sana karşı yapılacak kötülüğün azalmasıdır. Diğer taraftan böyle bir davranış, sana kötülük yapanın hakkı görmesine, pişmanlık duyup üzülmesine, yaptığından tevbe edip dönmesine daha bir yardımcı olur. Ayrıca affeden kişi, ihsan sıfatına sahip olur. Bu yolla düşmanı olan şeytanı kahreder. Yüce Rabden de mükâfat almaya hak kazanır olur. Zira Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Kim affedip düzeltirse artık onun mükâfatını vermek Allah’a aittir.” (eş-Şura, 42/40); “Sen (kötülüğü) en güzel şekilde def et. O zaman seninle kendisi arasında düşmanlık olan kimse sanki candan bir dost gibi oluverir. Buna da ancak sabredenler kavuşturulur.” Yani bu güzel ahlâka sahip olma muvaffakiyeti ancak onlara hastır. “Buna ancak büyük bir pay sahibi olanlar kavuşturulur.” (Fussilet, 41/34-35)

üce Allah’ın: “Biz onların ne nitelendirmelerde bulunduklarını çok iyi biliyoruz” buyruğuna gelince; yani biz küfrü ve hakkı yalanlamayı içeren sözlerini çok iyi biliriz. İlmimiz bunu kuşatmıştır, ama hilmimiz ile muamele ederek onlara mühlet verdik ve onların söylediklerini sabırla karşıladık. Halbuki hak bizimdir ve onlar aslında bizi yalanlamaktadırlar. Şimdi ey Muhammed, senin de onların söylediklerine sabretmen ve onlara iyilikle karşılık vermen gerekir. İşte kötülük işleyen insanlara karşı kulun vazifesi budur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Resul! Sana kötülük yapanı görmezden gelerek ve onun ezasına karşı sabredek en güzel şekilde sav. Biz; onların şirk ve yalan ile vasfetmelerini ve seni, sihir ve deli olmak gibi sana yakışmayacak şeyler ile nitelemelerini en iyi şekilde bilmekteyiz.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱدْفَعْ idfea' savuştur kök: دفع
  2. بِٱلَّتِى billeti şeyle
  3. هِىَ hiye o
  4. أَحْسَنُ ehsenu en güzel kök: حسن
  5. ٱلسَّيِّئَةَ ۚ s-seyyiete kötülüğü kök: سوا
  6. نَحْنُ nehnu biz
  7. أَعْلَمُ ea'lemu biliyoruz kök: علم
  8. بِمَا bima
  9. يَصِفُونَ yesifune (seni) nasıl vasıflandıracaklarını kök: وصف

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: دفع (10 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost…

  • Aynı kök: وصف (14 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem…

  • Aynı kök: دفع (10 geçiş)

    Derken, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini…

  • Aynı kök: دفع (10 geçiş)

    (166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık…

  • Aynı kök: وصف (14 geçiş)

    Bir de cinleri Allah'a birtakım ortaklar yaptılar. Oysa onları O yarattı. Bilgisizce Allah'a oğullar ve kızlar da uydurdular. O, onların…

  • Aynı kök: وصف (14 geçiş)

    Bir de dediler ki: "Şu hayvanların karınlarındaki yavrular (canlı olursa) sırf erkeklerimize aittir. Karılarımıza ise haramdır." Eğer ölü olursa, o…

  • Ortak kavram: İhsan

    Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…

  • Ortak kavram: İhsan

    Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Her çirkin saldırıya karşı öyle bir savunma yap ki, en güzeli, en uygunu o olsun; Biz onların yakıp yakıştırdıklarını elbette biliriz.

Muhammed Esed

(Fakat, onlar ne söylerlerse, ya da ne yaparlarsa yapsınlar, sen yine de onların işlediği) kötülüğü, en iyi yol hangisi ise, onunla sav: (çünkü) onların (Bize) yakıştırageldikleri şeyleri en iyi bilen Biziz.

Ahmed Hulusi

Kötülüğü (batılı, göreselliği) en güzel olan (Hak, sistem bilinci) ile defet! Onların (seni) tanımlamalarını biliriz.

Ali Bulaç

Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır; biz, onların nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz.

Ali Özek ve heyeti

Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.

Ali Rıza Safa

Kötülüğü en güzel biçimde uzaklaştır. Biz, onların yakıştırdıkları şeyleri biliriz.

Bayraktar Bayraklı

Kötülüğü, en iyi olan ile sav! Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.

Edip Yüksel

Kötülüğe iyilikle karşılık ver. Biz onların iddialarını iyi biliriz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kötülüğe iyilikle karşılık ver. Biz onların iddialarını iyi biliriz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sen o kötülüğü en güzel bir davranışla defet; Biz onların ne halt edeceklerini daha iyi biliriz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen o kötülüğü en güzel olan hasletle def'et, biz, onların ne halt edeceklerini daha iyi biliriz

Erhan Aktaş

Kötülüğü en iyi şekilde sav. Biz, yakıştırmakta oldukları şeyleri çok iyi biliyoruz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kötülüğü en iyi şekilde sav. Biz, yakıştırmakta oldukları şeyleri çok iyi biliyoruz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kötülüğü en iyi şekilde sav. Biz, yakıştırmakta oldukları şeyleri çok iyi biliyoruz.

Gültekin Onan

Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır; biz onların nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz.

Hasan Basri Çantay

Sen kötülüğü en güzel (haslet) le defet. Biz onların neler vasf etmekde olduklarını çok iyi bileniz.

İbni Kesir

Sen, kötülüğü en güzel ile sav. Onların nitelendirmekte olduklarını Biz, çok daha iyi biliriz.

Mehmet Alagaş

(93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.

Süleyman Ateş

Kötülüğü en güzel şeyle sav. Biz onların (seni) nasıl vasıflandıracaklarını biliyoruz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sen (sana yapılan) kötülüğü en güzel biçimde sav. Onların bize neler yakıştırdıklarını iyi biliriz.

Şaban Britch

Sen, kötülüğü en güzel ile sav. Onların nitelemekte olduklarını biz, çok daha iyi biliriz.

Şaban Piriş

Sen, kötülüğü en güzel ile sav. Onların nitelemekte olduklarını biz, çok daha iyi biliriz.

Yaşar Nuri Öztürk

En güzel olan neyse onunla sav kötülüğü. Onların nasıl nitelendirme yaptıklarını biz daha iyi biliriz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Repress your offended and wounded feelings and repel evil with what is gracious in words or in action.

Abdul Haleem

Repel evil with good- We are well aware of what they attribute to Us-

Abdullah Yusuf Ali

Repel evil with that which is best: We are well acquainted with the things they say.

Abul A'la Maududi

(O Muhammad)! Repel evil in the best manner. We are well aware of all that they say about you.

Aisha Bewley

Ward off evil with what is better. We know very well what they express.

Al-Hilali & Khan

Repel evil with that which is better. We are Best-Acquainted with the things they utter.

Ali Quli Qarai

Repel ill [conduct] with that which is the best. We know best whatever they allege.

Amatul Rahman Omar

Repel (their) evil (by repaying it) with that which is the fairest. We know very well (the things) they allege (about you).

Arthur John Arberry

Repel thou the evil with that which is fairer. We Ourselves know very well that they describe.

Bijan Moeinian

Never mind their evil and counter it with goodness. I know exactly what they are saying about you.

E. Henry Palmer

Repel evil by what is better. We know best what they attribute (to thee).

Edip-Layth

Repel evil with what is better. We are better aware of what they describe.

George Sale

Turn aside evil with that which is better: We well know the calumnies which they utter against thee.

Hamid S. Aziz

And verily We are able to show you that which We have promised them.

Mahmoud Ghali

Repel the odious (act) with that which is fairest. We, Ever We, know best whatever they describe.

Marmaduke Pickthall

Repel evil with that which is better. We are Best Aware of that which they allege.

Mohamed Ahmed - Samira

Dispel evil with what is good. We know well what they attribute (to Us).

Muhammad Asad

[But whatever they may say or do, ] repel the evil [which they commit] with something that is better: We are fully aware of what they attribute [to Us].

Mustafa Khattab

Respond to evil with what is best. We know well what they claim.[1]

Progressive Muslims

Push away evil with that which is better. We are better aware of what they describe.

Rashad Khalifa

Therefore, counter their evil works with goodness; we are fully aware of their claims.

Sahih International

Repel, by [means of] what is best, [their] evil. We are most knowing of what they describe.

Sam Gerrans

Repel thou the evil with what is better — We best know what they describe —

Shabbir Ahmed

(Nevertheless), counter evil with something that is better. We are best Aware of what others say and do.

Syed Vickar Ahamed

Put off evil with that which is best: We are very familiar with the things they say.

Taqi Usmani

Repel evil with that which is best. We are well aware of what they describe.

The Monotheist Group

Push away evil with that which is better. We are better aware of what they describe.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 96. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 96. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 96. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩