Diyanet İşleri
Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.
Mü'minûn suresi
Mü'minûn suresi, 110. ayet. فَٱتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوْكُمْ ذِكْرِى وَكُنتُم مِّنْهُمْ تَضْحَكُونَ
fetteḫaẕtümûhüm siḫriyyen ḥattâ ensevküm ẕikrî veküntüm minhüm taḍḥakûn.
Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ölüm, berzah, sûr ve hesap Mü'minûn 99–118 3
"Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz."
Allah, "Aşağılık içinde kalın orada, artık benimle konuşmayın!" der.
Kullarımdan, "Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın" diyen bir grup var idi.
Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.
Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben onları mükafatlandırdım. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir.
Allah, (inkarcılara) "Yeryüzünde kaç sene kaldınız?" diye sorar.
Onlar, "Bir gün, ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Hesap tutanlara sor" derler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
110. Buna rağmen siz, ey bayağı kâfirler, kıt akıllı, kısır görüşlüler, “sizler ise onları alaya aldınız.” Onlarla o derece alay edip onları o derece hakir gördünüz, bu kıtakıllılıkla o kadar uğraşıp durdunuz ki “onlar(la meşguliyetiniz) size beni anmayı unutturdu. Siz onlara gülüp durdunuz.” İşte Rablerinin öğüdünü hatırlamalarını engelleyen ve unutturan şey, bu mü’minleri alaya almakla meşgul olmalarıdır. Aynı şekilde onların Rablerinin öğüdünü unutmaları da onları böyle bir alaya teşvik etmiştir. Bu işlerin her birisi diğerinin desteğidir. Bundan daha büyük bir küstahlık olabilir mi?
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sizler, Rablerine davet eden Müminleri alay konusu edinerek onlarla dalga geçiyordunuz. Ta ki onlar ile alay etmek ile meşgul olmanız size, Allah'ın zikrini (O'nu hatırlayıp anmayı) unutturdu. Siz, dalga geçerek ve alay ederek onlara gülüyordunuz.
Aynı kök: ضحك (10 geçiş)
Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar.
Aynı kök: ضحك (10 geçiş)
İbrahim'in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak'ı müjdeledik; İshak'ın arkasından da Yakub'u.
Aynı kök: ضحك (10 geçiş)
Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih…
Aynı kök: سخر (42 geçiş)
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden…
Aynı kök: سخر (42 geçiş)
İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların…
Aynı kök: سخر (42 geçiş)
(Ey Muhammed!) Andolsun, senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti.
Aynı kök: نسي (45 geçiş)
Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?
Aynı kök: نسي (45 geçiş)
Biz herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah'ın…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşte siz onlarla alay etmiştiniz; sonunda (bu alaycılığınız) size beni anmayı unutturdu; onlara gülüyordunuz. dipnot 1
Ne varki siz onlarla alay ettiniz. En sonunda onlar(la alayınız) size beni hatırlamayı unutturdu; üstelik bir de onların halini gülünç buluyordunuz.
fakat siz onları alay konusu yaptınız; öyle ki, bu sonunda size Beni anmayı büsbütün unutturdu; çünkü hep gülüp durdunuz onlara.
"Siz onları alaya aldınız! Hatta (bu haliniz) Zikrimi (hakikatinizdeki varlığımı hatırlamayı) size unutturdu! Siz onlara gülüyordunuz. "
"Siz onları alay konusu edinmiştiniz; öyle ki, size benim zikrimi unutturdular ve siz onlara gülüp duruyordunuz."
İşte siz onları alaya aldınız; sonunda onlar (ile alay etmeniz) size beni yâdetmeyi unutturdu, siz onlara gülüyordunuz.
"Onlarla alay ediyordunuz. Öyle ki, Benim Öğretimi size unutturdu; onlara hep gülüyordunuz!"
- "Çünkü kullarımdan bir topluluk, 'Ey Rabbimiz! İnandık; bizi bağışla, bize merhamet et, sen çok merhametlisin' derdi de siz ise onlarla dalga geçerdiniz. Öyle ki, bu tavrınız size beni anmayı unutturmuştu. Siz onların yaptıklarına gülüyordunuz."
"Sizse onları alaya aldınız ve onlar yüzünden beni anmayı unuttunuz. Onlara gülüp duruyordunuz."
'Sizse onları alaya aldınız ve onlar yüzünden beni anmayı unuttunuz. Onlara gülüp duruyordunuz.'
Siz, onlarla alay ettiniz, hala Beni anmayı size unutturdular, onlara öyle gülüyordunuz.
siz onları maskara yerine tuttunuz, hatta size benim yadımı unutturdular, onlara öyle gülüyordunuz
"Siz ise onları alaya aldınız; öyle ki Benim öğütlerimi kulak ardı ettiniz. Onların haline gülüyordunuz."
"Siz ise onları alaya aldınız; öyle ki Benim öğütlerimi kulak ardı ettiniz. Onların haline gülüyordunuz."
Siz ise onları alaya aldınız; öyle ki benim öğütlerimi kulak ardı ettiniz. Onların haline gülüyordunuz.
"Siz onları alay konusu edinmiştiniz; öyle ki, size benim zikrimi unutturdular ve siz onlara gülüp duruyordunuz."
Siz onları eğlence edindiniz. Hatta bu, beni hatırlamayı size unutdurdu. Siz onlara (istihza ile) gülüyordunuz.
Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Öyle ki size Benim zikrimi unutturdular. Ve siz, onlara hep gülüyordunuz.
(93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.
Siz ise onları alaya almıştınız. O kadar ki, onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.
"Siz onlarla alay ettiniz, (sürekli onlarla uğraştığınız için onlar) size beni anmayı unutturdular. Siz daima onlara gülüyordunuz."
Ama siz onları alaya aldınız. Öyle yaptınız ki sonunda onlar size, benim zikrimi /ayetlerimi unutturmuş oldu dipnot 1 . Onlara gülüp duruyordunuz dipnot 2 .
Siz de onları işletirdiniz; öyle ki, onlar size, beni hatırlamayı unutturmuştu. Onlara gülüp duruyordunuz.
Sizse onları alaya aldınız. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.
Siz ise size benim zikrimi unutturana kadar onlarla alay ederdiniz. Siz onlara gülerdiniz.
Siz onları alaya aldınız. Öyle ki, zikrimi/Kur'anımı size unutturdular. Siz onlara hep gülüyordunuz.
You just made them the object of a joke and turned their prayer into ridicule that you forgot all about My message and you laughed them to scorn. "
But you kept on laughing at them: so intent were you on laughing at them that it made you forget My warning.
"But ye treated them with ridicule, so much so that (ridicule of) them made you forget My Message while ye were laughing at them!
you made a laughingstock of them and your hostility to them caused you to forget Me, and you simply kept laughing.
But you made a mockery of them so that they made you forget to remember Me while you were laughing at them.
But you took them for a laughing stock, so much so that they made you forget My Remembrance while you used to laugh at them!
But then you took them by ridicule until they made you forget My remembrance, and you used to laugh at them.
`But you treated them as a laughing-stock and (you continued to laugh at them) until they, (so to say,) made you give up (even) My remembrance while you ever went on laughing at them.
But you took them for a laughing-stock, till they made you forget My remembrance, mocking at them.
"You devoted so much time to make fun of them that you did not have any time to Worship Me. You were simply a bunch of jokers."
And ye took them for a jest until ye forgat my reminder and did laugh thereat.
But you mocked them, so much so that they made you forget My remembrance, and you used to laugh at them.
But ye received them with scoffs, so that they suffered you to forget my admonition, and ye laughed them to scorn.
"Verily, there was a sect of My servants who used to pray, "Our Lord! We believe, so forgive us, and have mercy upon us, for Thou art the best of the merciful ones. "
Yet, you took them to yourselves (as a target) for scoffing, till they made you forget My Remembrance, and you used to laugh at them.
But ye chose them for a laughing-stock until they caused you to forget remembrance of Me, while ye laughed at them.
But you ridiculed them. So much so that out of (spite) for them you forgot to remember Me and laughed at them.
- but you made them a target of your derision to the point where it made you forget all remembrance of Me; and you went on and on laughing at them.
but you were ˹so busy˺ making fun of them that it made you forget My remembrance. And you used to laugh at them.
But you mocked them, so much so that they made you forget My remembrance, and you used to laugh at them.
"But you mocked and ridiculed them, to the extent that you forgot Me. You used to laugh at them.
But you took them in mockery to the point that they made you forget My remembrance, and you used to laugh at them.
“Then you took them in derision until they made you forget My remembrance, and you laughed at them.
But you ridiculed them, to the extent that it made you forget My Message while you were laughing at them.
"But you made fun of them to the extent that (it) made you forget My Message while you were laughing at them!
But you made fun of them, so much so that they caused you to forget My remembrance, and you used to laugh at them.
But you mocked them, so much so that they made you forget My remembrance, and you used to laugh at them.