Mü'minûn suresi

Mü'minûn suresi, 46. ayet

Mü'minûn suresi, 46. ayet. إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ قَوْمًا عَالِينَ

ilâ fir`avne vemeleihî festekberû vekânû ḳavmen `âlîn.

Diyanet İşleri

(45-46) Sonra Musa ve kardeşi Harun'u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'minûn 43–49 · surenin 46. ayeti / 118

Konu Mûsâ, Hârûn ve Îsâ; tek din Mü'minûn 45–56 3

  1. Mü'minûn 43

    Hiçbir ümmet, kendi ecelinin önüne geçemez, onu geciktiremez de.

  2. Mü'minûn 44

    Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve onları birer ibretli hikaye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

  3. 45–46

    (45-46) Sonra Musa ve kardeşi Harun'u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular.

  4. Mü'minûn 47

    Bu yüzden, "Kavimleri bize kul köle iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız" dediler.

  5. Mü'minûn 48

    Böylece ikisini de yalanladılar, bu yüzden de helak edilenlerden oldular.

  6. Mü'minûn 49

    Andolsun, hidayete ersinler diye Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

46. “Firavun’a ve ileri gelenlerine” yani Hâmân ve onun dışında onların diğer ileri gelenleri gibi. “Ama onlar büyüklendiler.” Kibirlenip Allah’a iman etmekten yüz çevirdiler, peygamberlerine karşı da büyüklendiler. “Zaten zorba bir topluluk idiler.” Yani büyüklenmek, başkalarına zorla boyun eğdirmek ve yeryüzünde fesat çıkarmak onların değişmez vasıfları idi. Dolayısı ile büyüklük taslamaları onlara çok görülmez.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O ikisini Firavun'a ve kavminin ileri gelenlerine gönderdik. Bunun üzerine onlar büyüklendiler, Musa ve Harun'a iman etmeyi kabul etmediler. Onlar; zulüm ve eziyet ile insanlara üstünlük taslayan bir topluluktu.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِلَىٰ ila
  2. فِرْعَوْنَ fir'avne Fir'avn'e
  3. وَمَلَإِي۟هِۦ ve meleihi ve ileri gelen adamlarına kök: ملا
  4. فَٱسْتَكْبَرُوا۟ festekberu onlar büyüklük tasladılar kök: كبر
  5. وَكَانُوا۟ ve kanu ve oldular kök: كون
  6. قَوْمًا kavmen bir topluluk kök: قوم
  7. عَالِينَ aaline böbürlenen kök: علو

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ملا (40 geçiş) · Aynı kök: علو (70 geçiş)

    Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba…

  • Aynı kök: ملا (40 geçiş) · Aynı kök: علو (70 geçiş)

    (8-9) Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir…

  • Aynı kök: ملا (40 geçiş) · Aynı kök: علو (70 geçiş)

    "Aralarında tartıştıkları sırada, yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu."

  • Aynı kök: علو (70 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: علو (70 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    O, gaybı da görülen alemi de bilendir, çok büyüktür, çok yücedir.

  • Aynı kök: علو (70 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    Biz, Kitap'ta (Tevrat'ta) İsrailoğullarına, "Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz"…

  • Ortak kavram: Kibir

    Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük…

  • Ortak kavram: Kibir

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(45, 46) Sonra Musa'yı ve kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve yöneticilerine göndermiştik. Fakat onlar, kibirlenmiş ve yücelik taslayan bir toplum olmuşlardı.

Mustafa İslamoğlu

Firavun ve onun önde gelen çevresine gönderdik; çünkü onlar büyüklük taslamıştılar; zaten öteden beri hep tepeden bakan bir güruhtular.

Muhammed Esed

Firavun ve onun seçkinler çevresine gönderdik; fakat bunlar büyüklük tasladılar; zaten (oldum olası) kendilerini büyük gören bir toplumdu bunlar.

Ahmed Hulusi

Firavun'a ve onun ileri gelenlerine. . . Sadece kibirlilik tasladılar ve baş eğmeyen bir topluluk oldular.

Ali Bulaç

Firavun'a ve ileri gelen çevresine; fakat onlar büyüklendiler. Onlar, 'büyüklenen, zorba' bir topluluktu.

Ali Özek ve heyeti

Firavun'a ve ileri gelenlerine gönderdik. Onlar ise kibire kapıldılar ve ululuk taslayan bir kavim oldular.

Ali Rıza Safa

Firavun ve ileri gelenlerine. Fakat büyüklük tasladılar. Çünkü onlar, kendilerini büyük gören bir toplumdu.

Bayraktar Bayraklı

- Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve ileri gelenlerine ayetlerimizle ve kesin delillerimizle gönderdik. Kibirlendiler ve zaten büyüklük taslayan bir topluluktular.

Edip Yüksel

Firavun ve ileri gelen takımına... Ancak onlar büyüklendiler. Onlar küstah bir topluluk olmuştu.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Firavun ve ileri gelen takımına... Ancak onlar büyüklendiler. Onlar küstah bir topluluk olmuştu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Firavun'a ve ileri gelenlerine. Fakat bunlar, kibirlerine yediremediler ve zaten dik başlı bir topluluk idiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fir'avna ve cem'ıyyetine de bunlar kibirlerine yediremediler ve dik başlı bir kavm idiler

Erhan Aktaş

Firavun ve melelerine. Ancak onlar kibirlendiler. Büyüklük taslayan bir halk oldular.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Firavun ve melelerine dipnot 1 . Ancak onlar kibirlendiler. Büyüklük taslayan bir halk oldular.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Firavun ve melelerine dipnot 1 . Ancak onlar kibirlendiler. Büyüklük taslayan bir toplum oldular.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Toplumun ileri gelenleri. Güç ve imtiyaz sahibi seçkinleri.

Gültekin Onan

Firavun'a ve ileri gelen çevresine; fakat onlar büyüklendiler. Onlar, 'büyüklenen, zorba' bir topluluktu.

Hasan Basri Çantay

(45-46) Daha sonra Musayi ve biraderi Harunu bunca mucizelerimizle ve apaçık hüccetimizle Fir'avne ve onun ileri gelenlerine gönderdik de (iman etmeyi bir türlü) kibirlerine yediremediler. Onlar mütekebbir ve müstebid adamlardı.

İbni Kesir

Firavun'a ve erkanına. Bunun üzerine büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular.

Mehmet Alagaş

(45-50) Sonra Musa’yı ve kardeşi Harun’u ayetlerle ve apaçık delillerle Firavun ve ileri gelenlerine gönderdik , büyüklendiler / kibirlendiler kendini yüce gören bir kavim oldular , (Teklif edilmiş olması onları kibirlendirdi) dediler ki “Bizim gibi iki beşere mi iman edeceğiz? Üstelik ikisinin de kavmi bize kulluk ediyor / ibadet ediyor” her ikisini de yalanladılar ve helak edilenlerden oldular. Kesin olan şu ki, Musa’ya kitabı verdik böylelikle belki yola girerler / hidayete ererler. Meryem oğlunu ve annesini ayet yaptık, Her ikisini de gözesi ve durma / oturma imkânı olan bir tepede barındırdık.

Rowwad Tercüme Merkezi

Firavun’a ve ileri gelenlerine. Ama onlar büyüklük tasladılar. Zaten onlar kendilerini üstün sayan bir topluluktu.

Süleyman Ateş

Fir'avn'e ve ileri gelen adamlarına. Onlar büyüklük tasladılar ve böbürlenen bir topluluk oldular.

Süleymaniye Vakfı

Firavun'a ve onun ileri gelenlerine gönderdik; fakat onlar kibirlendiler. Çünkü onlar kendilerini üstün gören bir topluluktu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Firavun'a ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Hemen kendilerini büyük göstermeye çalıştılar. Onlar kibirli bir topluluktu.

Şaban Britch

Firavun’a ve çevresine. Ama onlar, büyüklendiler. Zaten (insanlara) üstünlük taslayan bir kavim idiler.

Şaban Piriş

Firavun'a ve çevresine. Ama onlar, büyüklendiler, zaten mağrur bir kavim idiler.

Yaşar Nuri Öztürk

Firavun'a ve kodamanlarına. Ancak kibre saptılar, çünkü kendilerini büyük gören bir topluluktu onlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We sent them to Pharaoh and the chief peers of his realm, but they did not answer their hopes and they prided themselves on their arrogance and non - courteous refusal, and displayed inordinate self- esteem and undue assumption of dignity.

Abdul Haleem

to Pharaoh and his prominent leaders, but they responded with arrogance: they were a haughty people.

Abdullah Yusuf Ali

To Pharaoh and his Chiefs: But these behaved insolently: they were an arrogant people.

Abul A'la Maududi

to Pharaoh and to his chiefs, but they behaved superciliously and they were haughty. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The words in the text may either mean: (1) They were highly arrogant and tyrannous people, or (2) They showed haughtiness and self conceit.

Aisha Bewley

to Pharaoh and his ruling circle. But they were proud and were a haughty people.

Al-Hilali & Khan

To Fir‘aun (Pharaoh) and his chiefs, but they behaved insolently and they were people self-exalting (by disobeying their Lord, and exalting themselves over and above the Messenger of Allâh).

Ali Quli Qarai

to Pharaoh and his elites; but they acted arrogantly and they were a tyrannical lot.

Amatul Rahman Omar

To Pharaoh and his courtiers but they waxed proud for they were a haughty (type of) people.

Arthur John Arberry

unto Pharaoh and his Council; but they waxed proud, and they were a lofty people,

Bijan Moeinian

They went to Pharaoh and his administrators but the latter showed arrogant. As a matter of fact, they were repressive people.

E. Henry Palmer

and with plain authority to Pharaoh and his chiefs, but they were too big with pride, and were a haughty people.

Edip-Layth

To Pharaoh and his entourage. But they became arrogant, for they were a high and mighty people.

George Sale

unto Pharaoh and his princes: But they proudly refused to believe on him; for they were a haughty people.

Hamid S. Aziz

Then We sent Moses and his brother Aaron with Our signs, and with plain authority

Mahmoud Ghali

To Firaawn (Pharaoh) and his chiefs. Yet they waxed proud, and they were an exalted people.

Marmaduke Pickthall

Unto Pharaoh and his chiefs, but they scorned (them) and they were despotic folk.

Mohamed Ahmed - Samira

To Pharaoh and his nobles who behaved with arrogance, for they were a conceited lot,

Muhammad Asad

unto Pharaoh and his great ones; but these behaved with arrogance, for they were people wont to glorify [only] themselves.

Mustafa Khattab

to Pharaoh and his chiefs, but they behaved arrogantly and were a tyrannical people.

Progressive Muslims

To Pharaoh and his leaders. But they became arrogant, for they were a high and mighty people.

Rashad Khalifa

To Pharaoh and his elders, but they turned arrogant. They were oppressive people.

Sahih International

To Pharaoh and his establishment, but they were arrogant and were a haughty people.

Sam Gerrans

To Pharaoh and his eminent ones; but they had waxed proud, and they were a self-exalting people.

Shabbir Ahmed

To Pharaoh and his chiefs; but they showed arrogance. For, they were megalomaniacs.

Syed Vickar Ahamed

To Firon (Pharaoh) and his chiefs: But these acted with insolence and disrespect: And they were an arrogant people.

Taqi Usmani

towards Fir‘aun (Pharaoh) and his advisors. But they showed arrogance and they were haughty people.

The Monotheist Group

To Pharaoh and his commanders. But they became arrogant, for they were a high and mighty people.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 46. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 46. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 46. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩