21. sure

Enbiyâ Suresi الأنبياء

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 7 konu
  1. Hesap yaklaştı; helâk edilen memleketler 1–15 karşılaştır — Hesap yaklaştı; helâk edilen memleketler
  2. Gökler ve yer oyun için yaratılmadı; tevhid delilleri 16–33 karşılaştır — Gökler ve yer oyun için yaratılmadı; tevhid delilleri
  3. Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri 34–47 karşılaştır — Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri
  4. İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh 48–77 karşılaştır — İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh
  5. Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem 78–91 karşılaştır — Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem
  6. Tek ümmet; Ye'cûc ve Me'cûc 92–97 karşılaştır — Tek ümmet; Ye'cûc ve Me'cûc
  7. Sâlih kullar yeryüzüne vâris; âlemlere rahmet 98–112 karşılaştır — Sâlih kullar yeryüzüne vâris; âlemlere rahmet

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Hesap yaklaştı; helâk edilen memleketler 1–15

  1. Enbiyâ suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 1. ayet. ٱقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِى غَفْلَةٍ مُّعْرِضُونَ

    iḳterabe linnâsi ḥisâbühüm vehüm fî gafletim mü`riḍûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanların hesap verme zamanı yaklaştı. Oysa onlar gaflet içinde yüz çevirmektedirler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 1. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 2. ayet. مَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍ مِّن رَّبِّهِم مُّحْدَثٍ إِلَّا ٱسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَ

    mâ ye'tîhim min ẕikrim mir rabbihim muḥdeŝin ille-steme`ûhü vehüm yel`abûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara Rablerinden dipnot 1 yeni bir bilgi gelmeye görsün, hemen onu eğlenerek dinlerler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahiplerinden

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 2. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 3. ayet. لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّجْوَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ هَلْ هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ أَفَتَأْتُونَ ٱلسِّحْرَ وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ

    lâhiyeten ḳulûbühüm. veeserrü-nnecvâ. elleẕîne żalemû. hel hâẕâ illâ beşer miŝlüküm. efete'tûne-ssiḥra veentüm tübṣirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğlenmeyi içten içe yaparlar. Yanlışa dalan bu kimseler aralarında gizlice fısıldaşarak derler ki "Bu da sizin gibi bir insandan başka nedir ki? Göz göre göre sihire mi dipnot 1 geliyorsunuz?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sihir kelimesinin geçtiği bu ayet, Kuran'da bu kelimenin hangi anlamda kullanıldığına delildir. Kur'an'da geçen pek çok ayette gelen her elçiye anlaşmış gibi aynı cevabı veren kafirlerin ağzından benzer ifadeler nakledilmiştir. Bu ayette nakledilen benzer ifade de "göz göre göre sihire mi geliyorsunuz?" dendiğine göre bu kafirler, sihirin ‘uydurma' olduğunu biliyor olmalıdırlar. Aksi takdirde "Göz göre göre"  demezlerdi. Bu manayı verdiğimiz kısım "tubsireten(وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ) " dir. "Basiretli bir şekilde" anlamına gelir. Basiret sadece gözün görmesinden kaynaklanmaz. Nitekim kör bir insan, gören bir insandan çok daha basiretli olabilir. Basiret akıl gözüyle görme, vizyon sahibi olma, arka planını görebilme anlamlarına gelir. Sihir, göz aldatma oyunudur. Her sihrin mutlaka teknik ve bilimsel bir açıklaması vardır. Kafirlerden nakledilen bu ifade nedeniyle  meal çalışmasının tamamında "es sihra(السِّحْرَ)"  geçen ayetlerde "uydurma" manası tercih edilmiştir. Diğer delil Araf 5/116 ve Araf 5/117'de yaptıkları sihir için "ma ye'fikune(مَا يَأْفِكُونَ)" "uydurduklarını" buyrulmasıdır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 3. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 4. ayet. قَالَ رَبِّى يَعْلَمُ ٱلْقَوْلَ فِى ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    ḳâle rabbî ya`lemü-lḳavle fi-ssemâi vel'arḍ. vehüve-ssemî`u-l`alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Elçi) Der ki "Rabbim dipnot 1 göklerde ve yerde söylenen her sözü bilir. Dinleyen ve bilen O'dur."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahibim

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 4. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 5. ayet. بَلْ قَالُوٓا۟ أَضْغَٰثُ أَحْلَٰمٍۭ بَلِ ٱفْتَرَىٰهُ بَلْ هُوَ شَاعِرٌ فَلْيَأْتِنَا بِـَٔايَةٍ كَمَآ أُرْسِلَ ٱلْأَوَّلُونَ

    bel ḳâlû aḍgâŝü aḥlâmim beli-fterâhü bel hüve şâ`ir. felye'tinâ biâyetin kemâ ürsile-l'evvelûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Aslında onlar şöyle derler: "Bunlar karma karışık hayallerdir. Hayır, bu adam Allah'a iftira ediyor. Belki de şairdir. Eğer elçi ise bize bir belge (mucize) getirsin dipnot 1 ; öncekilere gönderilen belgelerden olsun."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ankebut 29/50-51

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 5. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 6. ayet. مَآ ءَامَنَتْ قَبْلَهُم مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَآ أَفَهُمْ يُؤْمِنُونَ

    mâ âmenet ḳablehüm min ḳaryetin ehleknâhâ. efehüm yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan önce etkisizleştirdiğimiz kentlerden hiçbiri inanmamıştı; bunlar mı inanacaklar dipnot 1 ?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İsra 17/59

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 6. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 7. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيْهِمْ فَسْـَٔلُوٓا۟ أَهْلَ ٱلذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    vemâ erselnâ ḳableke illâ ricâlen nûḥî ileyhim fes'elû ehle-ẕẕikri in küntüm lâ ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senden önce gönderdiğimiz elçiler sadece vahyettiğimiz erkeklerdi. Bilmiyorsanız o Zikri bilenlere dipnot 1 sorun.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin metninde geçen Zikir, Allah'ın indirdiği kitap, ehl-i zikir de o kitapta uzmanlaşmış kişi demektir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 7. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 8. ayet. وَمَا جَعَلْنَٰهُمْ جَسَدًا لَّا يَأْكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَمَا كَانُوا۟ خَٰلِدِينَ

    vemâ ce`alnâhüm cesedel lâ ye'külûne-ṭṭa`âme vemâ kânû ḫâlidîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları yemek yemeyen bedenler yapmadık; ölümsüz de değillerdi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 8. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 9. ayet. ثُمَّ صَدَقْنَٰهُمُ ٱلْوَعْدَ فَأَنجَيْنَٰهُمْ وَمَن نَّشَآءُ وَأَهْلَكْنَا ٱلْمُسْرِفِينَ

    ŝümme ṣadaḳnâhümü-lva`de feenceynâhüm vemen neşâü veehlekne-lmüsrifîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonunda onlara verdiğimiz sözü tuttuk; onları ve kurtulmasını tercih ettiklerimizi kurtardık. Aşırı gidenleri de etkisizleştirdik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 9. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 10. ayet. لَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكُمْ كِتَٰبًا فِيهِ ذِكْرُكُمْ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    leḳad enzelnâ ileyküm kitâben fîhi ẕikruküm. efelâ ta`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Size de bir Kitap indirdik; ihtiyaç duyduğunuz bilgiler ondadır. Aklınızı kullanmaz mısınız?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 10. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 11. ayet. وَكَمْ قَصَمْنَا مِن قَرْيَةٍ كَانَتْ ظَالِمَةً وَأَنشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ

    vekem ḳaṣamnâ min ḳaryetin kânet żâlimetev veenşe'nâ ba`dehâ ḳavmen âḫarîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yanlışlar içinde olan nice kentleri kırıp geçirdik de yerlerine başka topluluklar oluşturduk.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 11. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 12. ayet. فَلَمَّآ أَحَسُّوا۟ بَأْسَنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَرْكُضُونَ

    felemmâ eḥassû be'senâ iẕâ hüm minhâ yerküḍûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Baskınımızı anlayınca hemen oradan kaçarlardı.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 12. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 13. ayet. لَا تَرْكُضُوا۟ وَٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَآ أُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَٰكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْـَٔلُونَ

    lâ terküḍû verci`û ilâ mâ ütriftüm fîhi vemesâkiniküm le`alleküm tüs'elûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Kaçmayın! Şımartıldığınız şeylere ve evlerinize dönün; belki size bir şey sorulur dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Eski makamlarınızda soru sorulan, bilgi ve görgüsüne danışılan biri idiniz. Bu da sizi şımartmıştı." anlamına gelmektedir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 13. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 14. ayet. قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    ḳâlû yâ veylenâ innâ künnâ żâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Eyvah, çekeceğimiz var. Çünkü yanlış yaptık" dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 14. ayet

  15. Enbiyâ suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 15. ayet. فَمَا زَالَت تِّلْكَ دَعْوَىٰهُمْ حَتَّىٰ جَعَلْنَٰهُمْ حَصِيدًا خَٰمِدِينَ

    femâ zâlet tilke da`vâhüm ḥattâ ce`alnâhüm ḥaṣîden ḫâmidîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları biçilmiş ot gibi, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar yakınmaları kesilmedi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 15. ayet

Gökler ve yer oyun için yaratılmadı; tevhid delilleri 16–33

  1. Enbiyâ suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 16. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ

    vemâ ḫalaḳne-ssemâe vel'arḍa vemâ beynehümâ lâ`ibîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halbuki gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri boşuna dipnot 1 yaratmadık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Boşuna diye anlam verdiğimiz kelime لَاعِبِينَ/laibin'dir. Kökü olan لَعِباً ولَعْب/la'b ve laib, doğru bir hedefi olmadan yapılan iştir. (Müfredat)

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 16. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 17. ayet. لَوْ أَرَدْنَآ أَن نَّتَّخِذَ لَهْوًا لَّٱتَّخَذْنَٰهُ مِن لَّدُنَّآ إِن كُنَّا فَٰعِلِينَ

    lev eradnâ en netteḫiẕe lehvel letteḫaẕnâhü mil ledünnâ. in künnâ fâ`ilîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendimize eğlence arasaydık onu kendi katımızda oluştururduk. Yapsak böyle yapardık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 17. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 18. ayet. بَلْ نَقْذِفُ بِٱلْحَقِّ عَلَى ٱلْبَٰطِلِ فَيَدْمَغُهُۥ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٌ وَلَكُمُ ٱلْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُونَ

    bel naḳẕifü bilḥaḳḳi `ale-lbâṭili feyedmeguhû feiẕâ hüve zâhiḳ. velekümü-lveylü mimmâ teṣifûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yok, bu gerçeği (hakkı) o uydurmanın (batılın) tepesine indiririz de onun beynini dağıtır; o da beklenmedik bir şekilde yıkılıp gider. Yaptığınız nitelemelerden dolayı çekeceğiniz var!

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 18. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 19. ayet. وَلَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَنْ عِندَهُۥ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ

    velehû men fi-ssemâvâti vel'arḍ. vemen `indehû lâ yestekbirûne `an `ibâdetihî velâ yestaḥsirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde kim varsa hepsi O'nundur. O'nun katındakiler O'na kulluğu büyütmezler. Kulluktan usanmazlar da.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 19. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 20. ayet. يُسَبِّحُونَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ

    yüsebbiḥûne-lleyle vennehâra lâ yeftürûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gece gündüz, aralıksız O'na ibadet ederler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 20. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 21. ayet. أَمِ ٱتَّخَذُوٓا۟ ءَالِهَةً مِّنَ ٱلْأَرْضِ هُمْ يُنشِرُونَ

    emi-tteḫaẕû âlihetem mine-l'arḍi hüm yünşirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Yoksa yerden ilahlar edindiler de ölüleri onlar mı diriltecek?"

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 21. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 22. ayet. لَوْ كَانَ فِيهِمَآ ءَالِهَةٌ إِلَّا ٱللَّهُ لَفَسَدَتَا فَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ

    lev kâne fîhimâ âlihetün ille-llâhü lefesedetâ. fesübḥâne-llâhi rabbi-l`arşi `ammâ yeṣifûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de bozulurdu. Bütün yönetimin (arşın) Sahibi dipnot 1 olan Allah, onların nitelemelerinden uzaktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rabbi

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 22. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 23. ayet. لَا يُسْـَٔلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْـَٔلُونَ

    lâ yüs'elü `ammâ yef`alü vehüm yüs'elûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a ne yaptığı sorulamaz, ama onlara sorulacaktır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 23. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 24. ayet. أَمِ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ هَٰذَا ذِكْرُ مَن مَّعِىَ وَذِكْرُ مَن قَبْلِى بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٱلْحَقَّ فَهُم مُّعْرِضُونَ

    emi-tteḫaẕû min dûnihî âliheh. ḳul hâtû bürhâneküm. hâẕâ ẕikru mem me`iye veẕikru men ḳablî. bel ekŝeruhüm lâ ya`lemûne-lḥaḳḳa fehüm mü`riḍûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yine de Allah'tan önce bir takım ilahlara mı tutundular? De ki "Delilinizi getirin. Benimle birlikte olanların Kitabı budur. Bu, benden öncekilerin de kitabıdır." Onların çoğu, bu gerçeği bilmez de onun için yüz çevirirler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 24. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 25. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِىٓ إِلَيْهِ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعْبُدُونِ

    vemâ erselnâ min ḳablike mir rasûlin illâ nûḥî ileyhi ennehû lâ ilâhe illâ ene fa`büdûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senden önce gönderdiğimiz her elçiye mutlaka şunu bildirmişizdir: "Benden başka ilah yoktur, kulluğu bana yapın."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 25. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 26. ayet. وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحْمَٰنُ وَلَدًا سُبْحَٰنَهُۥ بَلْ عِبَادٌ مُّكْرَمُونَ

    veḳâlü-tteḫaẕe-rraḥmânü veleden sübḥâneh. bel `ibâdüm mükramûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Rahman evlat edindi" dediler. Allah'ın onunla ilgisi olmaz. Evlat dedikleri kişiler ikram görmüş kullardır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 26. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 27. ayet. لَا يَسْبِقُونَهُۥ بِٱلْقَوْلِ وَهُم بِأَمْرِهِۦ يَعْمَلُونَ

    lâ yesbiḳûnehû bilḳavli vehüm biemrihî ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İlk sözü onlar dipnot 1 söyleyemezler. Onlar, Allah'ın emriyle iş yaparlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın oğlu veya kızı olduğu iddia edilen o kullar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 27. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 28. ayet. يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ٱرْتَضَىٰ وَهُم مِّنْ خَشْيَتِهِۦ مُشْفِقُونَ

    ya`lemü mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm velâ yeşfe`ûne illâ limeni-rteḍâ vehüm min ḫaşyetihî müşfiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yaptıklarını da geriye bıraktıklarını da O bilir. O'nun razı olduğu kişiden başkası lehine destek veremezler dipnot 1 . Onlar Allah korkusundan titrerler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dua edemezler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 28. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 29. ayet. وَمَن يَقُلْ مِنْهُمْ إِنِّىٓ إِلَٰهٌ مِّن دُونِهِۦ فَذَٰلِكَ نَجْزِيهِ جَهَنَّمَ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلظَّٰلِمِينَ

    vemey yeḳul minhüm innî ilâhüm min dûnihî feẕâlike neczîhi cehennem. keẕâlike neczi-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan kim: "Allah ile sizin aranızda ilah benim" derse onu Cehennem'le cezalandırırız. Yanlış yapanları işte böyle cezalandırırız.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 29. ayet

  15. Enbiyâ suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 30. ayet. أَوَلَمْ يَرَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَٰهُمَا وَجَعَلْنَا مِنَ ٱلْمَآءِ كُلَّ شَىْءٍ حَىٍّ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ

    evelem yera-lleẕîne keferû enne-ssemâvâti vel'arḍa kânetâ ratḳan fefetaḳnâhümâ. vece`alnâ mine-lmâi külle şey'in ḥayy. efelâ yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kafirlerin görmeleri gerekmez mi gökler ve yer bütün halinde iken patlattık dipnot 1 ve her canlı şeyi sudan yarattık; hala inanmayacaklar mı?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ( فَفَتَقْنَٰهُمَا  : patlattık) diye meval vermemizin sebebi, bundan sonra göğün duman haline geldiğinin bildirilmesidir. "Sonra, duman halinde bulunan göğe yöneldi,.." (Fussilet 41/11)

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 30. ayet

  16. Enbiyâ suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 31. ayet. وَجَعَلْنَا فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِهِمْ وَجَعَلْنَا فِيهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَّعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

    vece`alnâ fi-l'arḍi ravâsiye en temîde bihim vece`alnâ fîhâ ficâcen sübülel le`allehüm yehtedûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları çok sarsmasın diye yerin içinde sabitleyen (oturaklı) dağlar oluşturduk. Hedefledikleri yere ulaşsınlar diye de derin vadiler, yollar oluşturduk.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 31. ayet

  17. Enbiyâ suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 32. ayet. وَجَعَلْنَا ٱلسَّمَآءَ سَقْفًا مَّحْفُوظًا وَهُمْ عَنْ ءَايَٰتِهَا مُعْرِضُونَ

    vece`alne-ssemâe saḳfem maḥfûżâ. vehüm `an âyâtihâ mü`riḍûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Ama onlar göğün göstergelerinden (ayetlerinden) yüz çeviriyorlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 32. ayet

  18. Enbiyâ suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 33. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

    vehüve-lleẕî ḫaleḳa-lleyle vennehâra veşşemse velḳamer. küllün fî felekiy yesbeḥûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada çoğul en az üçtür. Ayette kullanılan dönme fiili çoğudur(يَسْبَحُونَ- yesbehune). Bu nedenle ayette bildirilen ve kendilerine ait bir yörüngede dönen şeyler güneş, ay ile gece ve gündüz'e neden olan şeydir. (Güneş+ay+(gece gündüz) dönmektedir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 33. ayet

Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri 34–47

  1. Enbiyâ suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 34. ayet. وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِّن قَبْلِكَ ٱلْخُلْدَ أَفَإِي۟ن مِّتَّ فَهُمُ ٱلْخَٰلِدُونَ

    vemâ ce`alnâ libeşerim min ḳablike-lḫuld. efeim mitte fehümü-lḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senden öncekilerden hiç bir insanı ölümsüz yapmadık. Sen ölsen onlar ölümsüzleşecekler mi?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 34. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 35. ayet. كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ ٱلْمَوْتِ وَنَبْلُوكُم بِٱلشَّرِّ وَٱلْخَيْرِ فِتْنَةً وَإِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

    küllü nefsin ẕâiḳatü-lmevt. veneblûküm bişşerri velḫayri fitneh. veileynâ türce`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her canlı ölümü tadacaktır. Kötüyle de iyiyle de sizi yıpratıcı bir imtihandan geçiririz. Huzurumuza çıkarılacaksınız.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 35. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 36. ayet. وَإِذَا رَءَاكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَٰذَا ٱلَّذِى يَذْكُرُ ءَالِهَتَكُمْ وَهُم بِذِكْرِ ٱلرَّحْمَٰنِ هُمْ كَٰفِرُونَ

    veiẕâ raâke-lleẕîne keferû iy yetteḫiẕûneke illâ hüzüvâ. ehâẕe-lleẕî yeẕküru âliheteküm. vehüm biẕikri-rraḥmâni hüm kâfirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O kafirler seni gördüklerinde sadece hafife alır, " İlahlarınıza dil uzatan bu mu?" derler. Onlar, Rahman'ın kitabını görmezlikten gelen kimselerdir1.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      En'am 6/33

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 36. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 37. ayet. خُلِقَ ٱلْإِنسَٰنُ مِنْ عَجَلٍ سَأُو۟رِيكُمْ ءَايَٰتِى فَلَا تَسْتَعْجِلُونِ

    ḫuliḳa-l'insânü min `acel. seürîküm âyâtî felâ testa`cilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsan aceleci bir yapıda yaratılmıştır. Siz acele etmeyin; size ayetlerimi göstereceğim dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. Fussilet 41/53

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 37. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 38. ayet. وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Şu sözü verilen gün ne zamanmış?" derler. Doğruysanız, söyleyin.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 38. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 39. ayet. لَوْ يَعْلَمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ حِينَ لَا يَكُفُّونَ عَن وُجُوهِهِمُ ٱلنَّارَ وَلَا عَن ظُهُورِهِمْ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

    lev ya`lemü-lleẕîne keferû ḥîne lâ yeküffûne `av vucûhihimü-nnâra velâ `an żuhûrihim velâ hüm yünṣarûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayeti görmezlikten gelenler (kafirler) ne yüzlerinden ne de sırtlarından o ateşi uzaklaştıramayacakları ve yardım da göremeyecekleri o zamanı keşke bilselerdi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 39. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 40. ayet. بَلْ تَأْتِيهِم بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

    bel te'tîhim bagteten fetebhetühüm felâ yesteṭî`ûne raddehâ velâ hüm yünżarûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Aslında o gün onlara ansızın gelecek ve onları şaşırtacaktır. Artık onu ne geri çevirebilecekler ne de kendilerine göz açtırılacaktır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 40. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 41. ayet. وَلَقَدِ ٱسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِّن قَبْلِكَ فَحَاقَ بِٱلَّذِينَ سَخِرُوا۟ مِنْهُم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    veleḳadi-stühzie birusülim min ḳablike feḥâḳa billeẕîne seḫirû minhüm mâ kânû bihî yestehziûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senden önce gelen elçiler de böyle hafife alınmışlardı. Hafife aldıkları azap, o elçilerle eğlenenlerin başına geldi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 41. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 42. ayet. قُلْ مَن يَكْلَؤُكُم بِٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ مِنَ ٱلرَّحْمَٰنِ بَلْ هُمْ عَن ذِكْرِ رَبِّهِم مُّعْرِضُونَ

    ḳul mey yekleüküm billeyli vennehâri mine-rraḥmân. bel hüm `an ẕikri rabbihim mü`riḍûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Gece-gündüz, sizi Rahmana karşı kim koruyabilir?" Aslında onlar, Rablerinin kitabından yüz çevirmektedirler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 42. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 43. ayet. أَمْ لَهُمْ ءَالِهَةٌ تَمْنَعُهُم مِّن دُونِنَا لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَ أَنفُسِهِمْ وَلَا هُم مِّنَّا يُصْحَبُونَ

    em lehüm âlihetün temne`uhüm min dûninâ. lâ yesteṭî`ûne naṣra enfüsihim velâ hüm minnâ yuṣḥabûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa onları bize karşı koruyacak ilahları mı var? Onların ilahları, ne kendi şahıslarına fayda sağlayabilecek durumdadırlar ne de bizden yakınlık görebilirler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 43. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 44. ayet. بَلْ مَتَّعْنَا هَٰٓؤُلَآءِ وَءَابَآءَهُمْ حَتَّىٰ طَالَ عَلَيْهِمُ ٱلْعُمُرُ أَفَلَا يَرَوْنَ أَنَّا نَأْتِى ٱلْأَرْضَ نَنقُصُهَا مِنْ أَطْرَافِهَآ أَفَهُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ

    bel metta`nâ hâülâi veâbâehüm ḥattâ ṭâle `aleyhimü-l`umür. efelâ yeravne ennâ ne'ti-l'arḍa nenḳuṣuhâ min aṭrâfihâ. efehümü-lgâlibûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halbuki hayatlarını sürdürebilsinler diye onların da babalarının da geçimini sağlayan biziz. Görmüyorlar mı ki yurtlarını çevresinden sürekli daraltıyoruz dipnot 1 . Bunlar mı bize galip gelecekler?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İslam'ın yayılması nedeniyle Mekke'yi kuşatan topraklarda müslüman sayısı artıyor, askeri ve siyasi gelişmeler Mekke'lilerin aleyhine işliyor.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 44. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 45. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أُنذِرُكُم بِٱلْوَحْىِ وَلَا يَسْمَعُ ٱلصُّمُّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا مَا يُنذَرُونَ

    ḳul innemâ ünẕiruküm bilvaḥy. velâ yesme`u-ṣṣummü-ddü`âe iẕâ mâ yünẕerûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Ben sizi sadece vahiyle uyarıyorum. Ama sağırlar uyarıldıkları sırada yapılan çağrıyı işitmezler."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 45. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 46. ayet. وَلَئِن مَّسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِّنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    veleim messethüm nefḥatüm min `aẕâbi rabbike leyeḳûlünne yâ veylenâ innâ künnâ żâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbinin en ufak azabına bile çarpılsalar hemen şunu derler: "Yazıklar olsun bize! Biz yanlışlar içindeyiz."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 46. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 47. ayet. وَنَضَعُ ٱلْمَوَٰزِينَ ٱلْقِسْطَ لِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا وَإِن كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا وَكَفَىٰ بِنَا حَٰسِبِينَ

    veneḍa`u-lmevâzîne-lḳiṣṭa liyevmi-lḳiyâmeti felâ tużlemü nefsün şey'â. vein kâne miŝḳâle ḥabbetim min ḫardelin eteynâ bihâ. vekefâ binâ ḥâsibîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Mezardan) kalkış günü tam doğru teraziler kurarız; kimse bir haksızlığa uğratılmaz. Bir hardal danesi ağırlığında bile olsa terazilere koyarız. Biz hesap görmeye yeteriz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 47. ayet

İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh 48–77

  1. Enbiyâ suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 48. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ٱلْفُرْقَانَ وَضِيَآءً وَذِكْرًا لِّلْمُتَّقِينَ

    veleḳad âteynâ mûsâ vehârûne-lfürḳâne veḍiyâev veẕikral lilmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa ile Harun'a o Furkanı dipnot 1 , çekinerek korunanlar için bir ışık ve doğru bilgi kaynağı olsun diye verdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hak(doğru) ile batılı(yanlışı) ayıran Kitabı.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 48. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 49. ayet. ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَهُم مِّنَ ٱلسَّاعَةِ مُشْفِقُونَ

    elleẕîne yaḫşevne rabbehüm bilgaybi vehüm mine-ssâ`ati müşfiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, Rablerinin korkusunu içlerinde dipnot 1 hisseden ve kıyamet saatinden dolayı da ürperen kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İçlerinde" anlamı verdiğimiz kelime el- ğayb = الغيب‘dır. Bkz: Bakara 2/3

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 49. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 50. ayet. وَهَٰذَا ذِكْرٌ مُّبَارَكٌ أَنزَلْنَٰهُ أَفَأَنتُمْ لَهُۥ مُنكِرُونَ

    vehâẕâ ẕikrum mübârakün enzelnâh. efeentüm lehû münkirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu Kur'an bereketli dipnot 1 doğru bilgidir; onu Biz indirdik . Şimdi siz bunu inkar mı ediyorsunuz?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sonsuz hikmetlerle dolu. ‘Bereket' kendinde artma özelliği bulunandır. Örneğin buğday tohumu bereket özelliğine sahiptir. Doğru şekilde kullanıldığı takdirde, birkaç kilogram buğday tanesinden tonlarca mahsul alınabilir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 50. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 51. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَآ إِبْرَٰهِيمَ رُشْدَهُۥ مِن قَبْلُ وَكُنَّا بِهِۦ عَٰلِمِينَ

    veleḳad âteynâ ibrâhîme ruşdehû min ḳablü vekünnâ bihî `âlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Daha önce de İbrahim'e olgunluk vermiştik. Biz ondaki olgunluğu biliriz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 51. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 52. ayet. إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَا هَٰذِهِ ٱلتَّمَاثِيلُ ٱلَّتِىٓ أَنتُمْ لَهَا عَٰكِفُونَ

    iẕ ḳâle liebîhi veḳavmihî mâ hâẕihi-ttemâŝîlü-lletî entüm lehâ `âkifûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün babasına ve halkına şöyle demişti: "Sizin şu karşılarında saygıyla durduğunuz heykeller nedir?"

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 52. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 53. ayet. قَالُوا۟ وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا لَهَا عَٰبِدِينَ

    ḳâlû vecednâ âbâenâ lehâ `âbidîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Biz bildik bileli atalarımız onlara kulluk ederler."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 53. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 54. ayet. قَالَ لَقَدْ كُنتُمْ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمْ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    ḳâle leḳad küntüm entüm veâbâüküm fî ḍalâlim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dedi ki "Siz de sizin atalarınız da gerçekten açık bir sapkınlık içindesiniz."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 54. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 55. ayet. قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا بِٱلْحَقِّ أَمْ أَنتَ مِنَ ٱللَّٰعِبِينَ

    ḳâlû eci'tenâ bilḥaḳḳi em ente mine-llâ`ibîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Sen ciddi misin yoksa bizimle eğleniyor musun?"

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 55. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 56. ayet. قَالَ بَل رَّبُّكُمْ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ٱلَّذِى فَطَرَهُنَّ وَأَنَا۠ عَلَىٰ ذَٰلِكُم مِّنَ ٱلشَّٰهِدِينَ

    ḳâle ber rabbüküm rabbü-ssemâvâti vel'arḍi-lleẕî feṭarahünn. veenâ `alâ ẕâliküm mine-şşâhidîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İbrahim: "Hayır" dedi. "Sizin Sahibiniz dipnot 1 göklerin ve yerin Sahibidir, onları yaratandır. Ben buna şahitlik ederim.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rabbiniz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 56. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 57. ayet. وَتَٱللَّهِ لَأَكِيدَنَّ أَصْنَٰمَكُم بَعْدَ أَن تُوَلُّوا۟ مُدْبِرِينَ

    vetellâhi leekîdenne aṣnâmeküm ba`de en tüvellû müdbirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Vallahi sizler çekilip gittikten sonra putlarınızdan kurtulacağım dipnot 1 bir oyun oynayacağım."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      دً=keyd, çare bulmak ve gidermek anlamına gelir. (es-Sıhah ve Mekayis'ul-Luğa)

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 57. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 58. ayet. فَجَعَلَهُمْ جُذَٰذًا إِلَّا كَبِيرًا لَّهُمْ لَعَلَّهُمْ إِلَيْهِ يَرْجِعُونَ

    fece`alehüm cüŝeŝen illâ kebîral lehüm le`allehüm ileyhi yerci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra onları param parça etti. Belki başvururlar diye büyük olanına dokunmadı.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 58. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 59. ayet. قَالُوا۟ مَن فَعَلَ هَٰذَا بِـَٔالِهَتِنَآ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    ḳâlû men fe`ale hâẕâ biâlihetinâ innehû lemine-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bunu ilahlarımıza kim yaptı?" dediler; "O gerçekten yanlış yapanın (zalimin) tekidir."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 59. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 60. ayet. قَالُوا۟ سَمِعْنَا فَتًى يَذْكُرُهُمْ يُقَالُ لَهُۥٓ إِبْرَٰهِيمُ

    ḳâlû semi`nâ fetey yeẕküruhüm yüḳâlü lehû ibrâhîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Bazıları:) "Bir delikanlının onları diline doladığını duyduk, dediler. Adına İbrahim diyorlar."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 60. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 61. ayet. قَالُوا۟ فَأْتُوا۟ بِهِۦ عَلَىٰٓ أَعْيُنِ ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَشْهَدُونَ

    ḳâlû fe'tû bihî `alâ a`yüni-nnâsi le`allehüm yeşhedûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Diğerleri: "Getirin onu halkın önüne; belki bir gören olmuştur" diye karşılık verdi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 61. ayet

  15. Enbiyâ suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 62. ayet. قَالُوٓا۟ ءَأَنتَ فَعَلْتَ هَٰذَا بِـَٔالِهَتِنَا يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ

    ḳâlû eente fe`alte hâẕâ biâlihetinâ yâ ibrâhîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (İbrahim getirilince) "Bunu ilahlarımıza sen mi yaptın, İbrahim?" dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 62. ayet

  16. Enbiyâ suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 63. ayet. قَالَ بَلْ فَعَلَهُۥ كَبِيرُهُمْ هَٰذَا فَسْـَٔلُوهُمْ إِن كَانُوا۟ يَنطِقُونَ

    ḳâle bel fe`aleh. kebîruhüm hâẕâ fes'elûhüm in kânû yenṭiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Belki büyükleri, şu yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa parçalanmış olanlara sorun!" dedi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 63. ayet

  17. Enbiyâ suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 64. ayet. فَرَجَعُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ فَقَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ أَنتُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    ferace`û ilâ enfüsihim feḳâlû inneküm entümu-żżâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun üzerine kendilerine geldiler de "Biz, gerçekten yanlış yoldayız dipnot 1 " dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      iltifat Bakara 2/64

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 64. ayet

  18. Enbiyâ suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 65. ayet. ثُمَّ نُكِسُوا۟ عَلَىٰ رُءُوسِهِمْ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا هَٰٓؤُلَآءِ يَنطِقُونَ

    ŝümme nükisû `alâ ruûsihim. leḳad `alimte mâ hâülâi yenṭiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra başları önlerine eğildi de dediler ki "Sen de biliyorsun ki bunlar konuşmazlar."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 65. ayet

  19. Enbiyâ suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 66. ayet. قَالَ أَفَتَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُكُمْ شَيْـًٔا وَلَا يَضُرُّكُمْ

    ḳâle efeta`büdûne min dûni-llâhi mâ lâ yenfe`uküm şey'ev velâ yeḍurruküm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (İbrahim:) "Yani size faydası olmayan, zararı da olmayan şeyleri Allah'a tercih ederek onlara kulluk mu ediyorsunuz?" dedi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 66. ayet

  20. Enbiyâ suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 67. ayet. أُفٍّ لَّكُمْ وَلِمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    üffil leküm velimâ ta`büdûne min dûni-llâh. efelâ ta`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Size de Allah'a tercih ederek kulluk ettiğiniz şeylere de yazıklar olsun. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?"

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 67. ayet

  21. Enbiyâ suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 68. ayet. قَالُوا۟ حَرِّقُوهُ وَٱنصُرُوٓا۟ ءَالِهَتَكُمْ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ

    ḳâlû ḥarriḳûhü venṣurû âliheteküm in küntüm fâ`ilîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Bir şey yapacaksanız, yakın şunu! Yakın da ilahlarınıza destek verin."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 68. ayet

  22. Enbiyâ suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 69. ayet. قُلْنَا يَٰنَارُ كُونِى بَرْدًا وَسَلَٰمًا عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ

    ḳulnâ yâ nâru kûnî berdev veselâmen `alâ ibrâhîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Onu ateşe attılar.) "Ey ateş! İbrahim için serinliğe ve güvene dönüş" dedik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 69. ayet

  23. Enbiyâ suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 70. ayet. وَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًا فَجَعَلْنَٰهُمُ ٱلْأَخْسَرِينَ

    veerâdû bihî keyden fece`alnâhümü-l'aḫserîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu yöntemle İbrahim'den kurtulmak istediler. Biz de onları en büyük zarara soktuk.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 70. ayet

  24. Enbiyâ suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 71. ayet. وَنَجَّيْنَٰهُ وَلُوطًا إِلَى ٱلْأَرْضِ ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا لِلْعَٰلَمِينَ

    venecceynâhü velûṭan ile-l'arḍi-lletî bâraknâ fîhâ lil`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hem İbrahim'i hem de Lut'u alemler için bereketli dipnot 1 kıldığımız o yere getirip kurtardık. 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ..

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 71. ayet

  25. Enbiyâ suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 72. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ إِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ نَافِلَةً وَكُلًّا جَعَلْنَا صَٰلِحِينَ

    vevehebnâ lehû isḥâḳ. veya`ḳûbe nâfileten. veküllen ce`alnâ ṣâliḥîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İbrahim'e ayrıca dipnot 1 İshak'ı ve Yakup'u da verdik; hepsini de iyi kimseler yaptık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 72. ayet

  26. Enbiyâ suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 73. ayet. وَجَعَلْنَٰهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا وَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِمْ فِعْلَ ٱلْخَيْرَٰتِ وَإِقَامَ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِيتَآءَ ٱلزَّكَوٰةِ وَكَانُوا۟ لَنَا عَٰبِدِينَ

    vece`alnâhüm eimmetey yehdûne biemrinâ veevḥaynâ ileyhim fi`le-lḫayrâti veiḳâme-ṣṣalâti veîtâe-zzekâh. vekânû lenâ `âbidîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları, emrimize uygun olarak yol gösteren önderler yaptık. Hayırlı işler yapmalarını, namazı tam kılmalarını ve zekat vermelerini vahyetmiştik. Onlar yalnız bize kulluk ederlerdi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 73. ayet

  27. Enbiyâ suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 74. ayet. وَلُوطًا ءَاتَيْنَٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَٰهُ مِنَ ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِى كَانَت تَّعْمَلُ ٱلْخَبَٰٓئِثَ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمَ سَوْءٍ فَٰسِقِينَ

    velûṭan âteynâhü ḥukmev ve`ilmev venecceynâhü mine-lḳaryeti-lletî kânet ta`melü-lḫabâiŝ. innehüm kânû ḳavme sev'in fâsiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Lut'a da hikmet dipnot 1 ve ilim verdik. Onu, pis işler yapan o kentten kurtardık; onlar bozgunculuk yapan ve yoldan çıkmış bir topluluktu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 74. ayet

  28. Enbiyâ suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 75. ayet. وَأَدْخَلْنَٰهُ فِى رَحْمَتِنَآ إِنَّهُۥ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    veedḫalnâhü fî raḥmetinâ. innehû mine-ṣṣâliḥîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu ikramımızla kuşattık. Çünkü o iyi kimselerdendi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 75. ayet

  29. Enbiyâ suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 76. ayet. وَنُوحًا إِذْ نَادَىٰ مِن قَبْلُ فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ فَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

    venûḥan iẕ nâdâ min ḳablü festecebnâ lehû fenecceynâhü veehlehû mine-lkerbi-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Daha önce Nuh da yalvarıp yakarınca isteğini olumlu karşılamış, hem onu hem de ailesini o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 76. ayet

  30. Enbiyâ suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 77. ayet. وَنَصَرْنَٰهُ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمَ سَوْءٍ فَأَغْرَقْنَٰهُمْ أَجْمَعِينَ

    veneṣarnâhü mine-lḳavmi-lleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ. innehüm kânû ḳavme sev'in feagraḳnâhüm ecme`în.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılan o topluluktan dolayı Nuh'a yardım etmiştik. Onlar kötü bir topluluğa dönüşmüşlerdi. Biz de hepsini boğduk.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 77. ayet

Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem 78–91

  1. Enbiyâ suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 78. ayet. وَدَاوُۥدَ وَسُلَيْمَٰنَ إِذْ يَحْكُمَانِ فِى ٱلْحَرْثِ إِذْ نَفَشَتْ فِيهِ غَنَمُ ٱلْقَوْمِ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَٰهِدِينَ

    vedâvûde vesüleymâne iẕ yaḥkümâni fi-lḥarŝi iẕ nefeşet fîhi ganemü-lḳavm. vekünnâ liḥukmihim şâhidîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Davut ile Süleyman da bir gün bir ekin tarlası ile ilgili karar veriyorlardı. Bir topluluğun davarları orada yayılmışlardı. Biz de onların kararlarının şahidi idik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 78. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 79. ayet. فَفَهَّمْنَٰهَا سُلَيْمَٰنَ وَكُلًّا ءَاتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًا وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُۥدَ ٱلْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَٱلطَّيْرَ وَكُنَّا فَٰعِلِينَ

    fefehhemnâhâ süleymân. veküllen âteynâ ḥukmev ve`ilmâ. veseḫḫarnâ me`a dâvûde-lcibâle yüsebbiḥne veṭṭayr. vekünnâ fâ`ilîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İkisine de ilim ve hikmet verdiğimiz halde doğru kararı Süleyman'ın bulmasını sağlamıştık. Dağları ve kuşları da Davut'un emrine vermiştik; onunla birlikte ibadet (tesbih ederlerdi) dipnot 1 . Bunları yapan Bizdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ..

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 79. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 80. ayet. وَعَلَّمْنَٰهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَّكُمْ لِتُحْصِنَكُم مِّنۢ بَأْسِكُمْ فَهَلْ أَنتُمْ شَٰكِرُونَ

    ve`allemnâhü ṣan`ate lebûsil leküm lituḥṣineküm mim be'siküm. fehel entüm şâkirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizi darbelere karşı korusun diye zırhlı elbise yapma sanatını da Davud'a öğretmiştik. Artık görevlerinizi yerine getirirsiniz, değil mi dipnot 1 ?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ..

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 80. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 81. ayet. وَلِسُلَيْمَٰنَ ٱلرِّيحَ عَاصِفَةً تَجْرِى بِأَمْرِهِۦٓ إِلَى ٱلْأَرْضِ ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا وَكُنَّا بِكُلِّ شَىْءٍ عَٰلِمِينَ

    velisüleymâne-rrîḥa `âṣifeten tecrî biemrih ile-l'arḍi-lletî bâraknâ fîhâ. vekünnâ bikülli şey'in `âlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Süleyman'ın emrine de o şiddetli rüzgarı verdik dipnot 1 . Bereketli kıldığımız toprağa onun emri ile eserdi. Biz her şeyi biliriz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 81. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 82. ayet. وَمِنَ ٱلشَّيَٰطِينِ مَن يَغُوصُونَ لَهُۥ وَيَعْمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذَٰلِكَ وَكُنَّا لَهُمْ حَٰفِظِينَ

    vemine-şşeyâṭîni mey yegûṣûne lehû veya`melûne `amelen dûne ẕâlik. vekünnâ lehüm ḥâfiżîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dalgıçlık yapan ve daha başka işler gören şeytanları da onun emrine verdik. Onları gözetim altında tutuyorduk.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 82. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 83. ayet. وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    veeyyûbe iẕ nâdâ rabbehû ennî messeniye-ḍḍurru veente erḥamü-rrâḥimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eyüp ise bir gün Rabbine şöyle seslenmişti: "Ben iyice daraldım. En iyi ikramı sen yaparsın

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 83. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 84. ayet. فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ فَكَشَفْنَا مَا بِهِۦ مِن ضُرٍّ وَءَاتَيْنَٰهُ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَذِكْرَىٰ لِلْعَٰبِدِينَ

    festecebnâ lehû fekeşefnâ mâ bihî min ḍurriv veâteynâhü ehlehû vemiŝlehüm me`ahüm raḥmetem min `indinâ veẕikrâ lil`âbidîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona olumlu cevap verip ondaki sıkıntıyı gidermiştik. Katımızdan bir ikram ve kulluk edenler için bir ders olsun diye de ona, hem ailesini hem de bir o kadarını daha vermiştik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 84. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 85. ayet. وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا ٱلْكِفْلِ كُلٌّ مِّنَ ٱلصَّٰبِرِينَ

    veismâ`île veidrîse veẕe-lkifl. küllüm mine-ṣṣâbirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İsmail, İdris ve Zülkifl'e gelince, hepsi de sabırlı kimselerdendi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 85. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 86. ayet. وَأَدْخَلْنَٰهُمْ فِى رَحْمَتِنَآ إِنَّهُم مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    veedḫalnâhüm fî raḥmetinâ. innehüm mine-ṣṣâliḥîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları ikramımızla kuşattık; çünkü onlar iyilerdendi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 86. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 87. ayet. وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَٰضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ أَن لَّآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبْحَٰنَكَ إِنِّى كُنتُ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    veẕe-nnûni iẕ ẕehebe mügâḍiben feżanne el len naḳdira `aleyhi fenâdâ fi-żżulümâti el lâ ilâhe illâ ente sübḥânek. innî küntü mine-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Balığın esiri (Yunus) hayatı kendine dar etmeyeceğimizi sanarak bir gün kızgın bir şekilde çekip gitmişti. Ama daha sonra balığın karanlıkları dipnot 1 içinde seslenmiş: "Senden başka ilah yoktur. Senin eksiğin de yoktur; ben yanlış yaptım" demişti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      YYunus aleyhisselam Allah'tan izin almadan görev yerini terk edip gittiği için Allah cezalandırmış, yunus balığı tarafından yutulmuştu, Ayetteki "karanlıklar" ifadesi balğın karnını anlatmaktadır. (Bkz.. Saffat 37/139-148) Bu ayete göre o,balık tarafından yutulduğunu anlamamış, karanlık bir deliğe girdiğini sanmıştı. Balığın yuttuğunu bilseydi ölmek üzere olduğunu anladığı için tevbenin ona fayda vermeyeceğini bilirdi. (Bkz. Nisa 4/17-18) Balığın karnında canlı kalabileceğini düşünemeyeceği için kendini bir deliikte sanmış ve tevbe etmişti. Tevbesinin kabul edilmesi bundandı Karnlıkları içinde diye meal verdiğimiz. فِي الظُّلُمَاتِ kelimesindekiال takısı, muzafun ileyhten ıvaz olduğu yani onun yerine geçtiği için ُظلُمَاتِ النون  فِي Balığın karanlıkları anlamındadır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 87. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 88. ayet. فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَنَجَّيْنَٰهُ مِنَ ٱلْغَمِّ وَكَذَٰلِكَ نُـۨجِى ٱلْمُؤْمِنِينَ

    festecebnâ lehû venecceynâhü mine-lgamm. vekeẕâlike nünci-lmü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona da olumlu cevap verdik ve üzüntüsünden kurtardık. İnanıp güvenenleri işte böyle kurtarırız.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 88. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 89. ayet. وَزَكَرِيَّآ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥ رَبِّ لَا تَذَرْنِى فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْوَٰرِثِينَ

    vezekeriyyâ iẕ nâdâ rabbehû rabbi lâ teẕernî ferdev veente ḫayru-lvâriŝîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Zekeriya da Rabbine bir gün şöyle seslenmişti: "Rabbim! En iyi varis sensin ama beni tek başıma bırakma."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 89. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 90. ayet. فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَوَهَبْنَا لَهُۥ يَحْيَىٰ وَأَصْلَحْنَا لَهُۥ زَوْجَهُۥٓ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا وَكَانُوا۟ لَنَا خَٰشِعِينَ

    festecebnâ leh. vevehebnâ lehû yaḥyâ veaṣlaḥnâ lehû zevceh. innehüm kânû yüsâri`ûne fi-lḫayrâti veyed`ûnenâ ragabev verahebâ. vekânû lenâ ḫâşi`în.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona da olumlu karşılık verdik de eşini doğum yapabilecek hale getirerek Yahya'yı bağışladık. Onlar hayırlarda yarışır ve korku içinde umutla bize yakarırlardı. Onlar bize karşı saygılı kimselerdi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 90. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 91. ayet. وَٱلَّتِىٓ أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهَا مِن رُّوحِنَا وَجَعَلْنَٰهَا وَٱبْنَهَآ ءَايَةً لِّلْعَٰلَمِينَ

    velletî aḥṣanet fercehâ fenefaḫnâ fîhâ mir rûḥinâ vece`alnâhâ vebnehâ âyetel lil`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Namusunu korumuş olan kadının; Meryem'in içine de ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu bütün çağdaşlarına bir belge yapmıştık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 91. ayet

Tek ümmet; Ye'cûc ve Me'cûc 92–97

  1. Enbiyâ suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 92. ayet. إِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَأَنَا۠ رَبُّكُمْ فَٱعْبُدُونِ

    inne hâẕihî ümmetüküm ümmetev vâḥideh. veenâ rabbüküm fa`büdûn.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 92. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 93. ayet. وَتَقَطَّعُوٓا۟ أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ كُلٌّ إِلَيْنَا رَٰجِعُونَ

    veteḳaṭṭa`û emrahüm beynehüm. küllün ileynâ râci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama din işlerini aralarında bölük bölük ettiler; hepsi bize döneceklerdir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 93. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 94. ayet. فَمَن يَعْمَلْ مِنَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِهِۦ وَإِنَّا لَهُۥ كَٰتِبُونَ

    femey ya`mel mine-ṣṣâliḥâti vehüve mü'minün felâ küfrâne lisa`yih. veinnâ lehû kâtibûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her kim inanarak iyi işler yaparsa çalışması görmezlikten gelinmez. Biz onu yazarız.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 94. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 95. ayet. وَحَرَٰمٌ عَلَىٰ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَآ أَنَّهُمْ لَا يَرْجِعُونَ

    veḥarâmün `alâ ḳaryetin ehleknâhâ ennehüm lâ yerci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Etkisizleştirdiğimiz bir kentin halkı mahrum kalır, eski hallerine dönemezler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 95. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 96. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا فُتِحَتْ يَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَهُم مِّن كُلِّ حَدَبٍ يَنسِلُونَ

    ḥattâ iẕâ fütiḥat ye'cûcü veme'cûcü vehüm min külli ḥadebiy yensilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Onlardaki bu durum Kıyamet günü) Yecuc ile Mecuc'un dipnot 1 (kabirleri) açılıncaya kadar sürer. O zaman her bir tümsekten dipnot 2 çıkar, hızla giderler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yecuc ve Mecuc bütün kafirler için kullanılan ortak isimdir. Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kıyamet günü Aziz ve Celil olan Allah: "Ey Adem" diye seslenir. Adem: "Ey Rabbim buyur, emrindeyim, bütün hayırlar senin elindedir!" der. Şöyle bir nidada bulunulur: "Allah sana, cehennem heyetini çıkarmanı emrediyor!" Adem sorar: "Ey Rabbim, cehennem hey'eti ne kadardır?" "Her binden dokuzyüzdoksandokuzu!" İşte hamilelerin çocuğunu düşürdüğü, çocukların ihtiyarladığı, insanların sarhoş olmadıkları halde, azabın şiddetinden sarhoşa döneceklerini göreceğin zaman bu zamandır." Bu haber Ashab'a çok ağır geldi. Öyle ki yüzlerinin rengi değişti. "Ey Allah'ın Resulü!" dediler, "Bu binde bir içine hangimiz gireceğiz?" "Ye'cuc ve Me'cuc'dan binde dokuzyüzdoksandokuz, sizden ise bir olacak. Şunu da bilin ki siz, insanlar arasında, beyaz bir öküzde siyah bir kıl veya siyah bir öküzde beyaz bir kıl durumundasınız." Buhari, Tefsir, Hac 1, Enbiya 7, Rikak 46, Tevhid 32; Müslim, İman 379, (222)
    2. metne dön, dipnot 2
      Doğum günü gelmiş kadının karnı gibi tümsekleşmiş kabirleri açılır, her biri oradan çıkıp toplanacakları yere doğru koşmaya başlarlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 96. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 97. ayet. وَٱقْتَرَبَ ٱلْوَعْدُ ٱلْحَقُّ فَإِذَا هِىَ شَٰخِصَةٌ أَبْصَٰرُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَٰوَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِى غَفْلَةٍ مِّنْ هَٰذَا بَلْ كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    vaḳterabe-lva`dü-lḥaḳḳu feiẕâ hiye şâḫiṣatün ebṣâru-lleẕîne keferû. yâ veylenâ ḳad künnâ fî gafletim min hâẕâ bel künnâ żâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık gerçek tehdidin (cehennemin) vakti yaklaşmıştır. Birde bakarsın ki bu kafirlerin gözleri fal taşı gibi açılmış "Yazık oldu bize, bunu hesaba katmamıştık, aslında yanlış yapıyorduk" diyorlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 97. ayet

Sâlih kullar yeryüzüne vâris; âlemlere rahmet 98–112

  1. Enbiyâ suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 98. ayet. إِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنتُمْ لَهَا وَٰرِدُونَ

    inneküm vemâ ta`büdûne min dûni-llâhi ḥaṣabü cehennem. entüm lehâ vâridûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hem siz, hem de Allah ile aranıza koyarak kulluk ettikleriniz cehennem odunudur. Siz oraya gireceksiniz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 98. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 99. ayet. لَوْ كَانَ هَٰٓؤُلَآءِ ءَالِهَةً مَّا وَرَدُوهَا وَكُلٌّ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    lev kâne hâülâi âlihetem mâ veradûhâ. veküllün fîhâ ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar ilah olsalardı oraya girmezlerdi. Hepsi orada, ölümsüzleşeceklerdir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 99. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 100. ayet. لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَهُمْ فِيهَا لَا يَسْمَعُونَ

    lehüm fîhâ zefîruv vehüm fîhâ lâ yesme`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yapacakları tek şey, cehennemde inim inim inlemektir. Orada kimseyi dinleyemeyeceklerdir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 100. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 101. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ سَبَقَتْ لَهُم مِّنَّا ٱلْحُسْنَىٰٓ أُو۟لَٰٓئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَ

    inne-lleẕîne sebeḳat lehüm minne-lḥusnâ ülâike `anhâ müb`adûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yaptıklarının en güzeli ile karşılanma sözü verilenler dipnot 1 ise cehennemden uzak tutulacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar büyük günahlardan uzak duran kişilerdir.Bkz: Nisa 4/31, Necm 53/32

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 101. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 102. ayet. لَا يَسْمَعُونَ حَسِيسَهَا وَهُمْ فِى مَا ٱشْتَهَتْ أَنفُسُهُمْ خَٰلِدُونَ

    lâ yesme`ûne ḥasîsehâ. vehüm fî me-ştehet enfüsühüm ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Cehennemin hışırtısını bile duymayacak, onlar da canlarının çektiği nimetler içinde ölümsüzleşeceklerdir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 102. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 103. ayet. لَا يَحْزُنُهُمُ ٱلْفَزَعُ ٱلْأَكْبَرُ وَتَتَلَقَّىٰهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ هَٰذَا يَوْمُكُمُ ٱلَّذِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

    lâ yaḥzünühümü-lfeza`u-l'ekberu veteteleḳḳâhümü-lmelâikeh. hâẕâ yevmükümü-lleẕî küntüm tû`adûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O en büyük korku bile onları üzmeyecek: onları Melekler karşılayarak "İşte size söz verilen gün bugündür" diyeceklerdir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 103. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 104. ayet. يَوْمَ نَطْوِى ٱلسَّمَآءَ كَطَىِّ ٱلسِّجِلِّ لِلْكُتُبِ كَمَا بَدَأْنَآ أَوَّلَ خَلْقٍ نُّعِيدُهُۥ وَعْدًا عَلَيْنَآ إِنَّا كُنَّا فَٰعِلِينَ

    yevme naṭvi-ssemâe keṭayyi-ssicilli lilkütüb. kemâ bede'nâ evvele ḫalḳin nü`îdüh. va`den `aleynâ. innâ künnâ fâ`ilîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunu, göğü yazı tomarı dürer gibi düreceğimiz gün yapacağız. Yaratılışı da ilk başlattığımız hale çevireceğiz. Bu bizim sözümüzdür, onu mutlaka yapacağız.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 104. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 105. ayet. وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِى ٱلزَّبُورِ مِنۢ بَعْدِ ٱلذِّكْرِ أَنَّ ٱلْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِىَ ٱلصَّٰلِحُونَ

    veleḳad ketebnâ fi-zzebûri mim ba`di-ẕẕikri enne-l'arḍa yeriŝühâ `ibâdiye-ṣṣâliḥûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O zikirden (levh-i mahfuzdan) sonra bütün kitaplara dipnot 1 da şunu yazdık: "Yeryüzü iyi kullarıma kalacaktır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kalın kitap demektir. Elif lamlı olması, bunun bütün peygamberlere verilen kitaplar olduğunu gösterir. Keşşaf da bu görüşe yer vermiştir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 105. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 106. ayet. إِنَّ فِى هَٰذَا لَبَلَٰغًا لِّقَوْمٍ عَٰبِدِينَ

    inne fî hâẕâ lebelâgal liḳavmin `âbidîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte bu söz, kulluk edenler topluluğu için gerçek bir tebliğdir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 106. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 107. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَٰلَمِينَ

    vemâ erselnâke illâ raḥmetel lil`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Seni elçi olarak göndermemiz çağdaşların için ve daha sonrakiler için bir ikramdır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 107. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 108. ayet. قُلْ إِنَّمَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَهَلْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ

    ḳul innemâ yûḥâ ileyye ennemâ ilâhüküm ilâhüv vâḥid. fehel entüm müslimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Bana, sizin ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyolunmaktadır. Artık O'na teslim olursunuz değil mi?"

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 108. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 109. ayet. فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقُلْ ءَاذَنتُكُمْ عَلَىٰ سَوَآءٍ وَإِنْ أَدْرِىٓ أَقَرِيبٌ أَم بَعِيدٌ مَّا تُوعَدُونَ

    fein tevellev feḳul ehentüküm `alâ sevâ'. vein edrî eḳarîbün em be`îdüm mâ tû`adûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yüz çevirirlerse de ki "Her şeyi size olduğu gibi bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mıdır yoksa uzak mıdır, onu ben bilmem.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 109. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 110. ayet. إِنَّهُۥ يَعْلَمُ ٱلْجَهْرَ مِنَ ٱلْقَوْلِ وَيَعْلَمُ مَا تَكْتُمُونَ

    innehû ya`lemü-lcehra mine-lḳavli veya`lemü mâ tektümûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah açık olan sözü bildiği gibi gizlediğinizi de bilir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 110. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 111. ayet. وَإِنْ أَدْرِى لَعَلَّهُۥ فِتْنَةٌ لَّكُمْ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٍ

    vein edrî le`allehû fitnetül leküm vemetâ`un ilâ ḥîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bilemem, belki de o, (yani tehdit edildiğiniz cezanın geciktirilmesi) sizin için bir imtihandır."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 111. ayet

  15. Enbiyâ suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 112. ayet. قَٰلَ رَبِّ ٱحْكُم بِٱلْحَقِّ وَرَبُّنَا ٱلرَّحْمَٰنُ ٱلْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ

    ḳâle rabbi-ḥküm bilḥaḳḳ. verabbüne-rraḥmânü-lmüste`ânü `alâ mâ teṣifûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Elçi) Dedi ki "Rabbim! Sen doğru olan kararını ver. Onların dipnot 1 nitelemelerine karşı yardımına sığınılacak olan, sadece iyiliği sonsuz olan Rabbimizdir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İltifat Bakara 2/64

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 112. ayet