21. sure

Enbiyâ Suresi الأنبياء

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 7 konu
  1. Hesap yaklaştı; helâk edilen memleketler 1–15 karşılaştır — Hesap yaklaştı; helâk edilen memleketler
  2. Gökler ve yer oyun için yaratılmadı; tevhid delilleri 16–33 karşılaştır — Gökler ve yer oyun için yaratılmadı; tevhid delilleri
  3. Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri 34–47 karşılaştır — Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri
  4. İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh 48–77 karşılaştır — İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh
  5. Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem 78–91 karşılaştır — Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem
  6. Tek ümmet; Ye'cûc ve Me'cûc 92–97 karşılaştır — Tek ümmet; Ye'cûc ve Me'cûc
  7. Sâlih kullar yeryüzüne vâris; âlemlere rahmet 98–112 karşılaştır — Sâlih kullar yeryüzüne vâris; âlemlere rahmet

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Hesap yaklaştı; helâk edilen memleketler 1–15

  1. Enbiyâ suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 1. ayet. ٱقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِى غَفْلَةٍ مُّعْرِضُونَ

    iḳterabe linnâsi ḥisâbühüm vehüm fî gafletim mü`riḍûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanlar için hesap vakti dipnot 1 yaklaştı. Ne var ki onlar gaflet içinde aldırmıyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap, ölümle birlikte başlamaktadır. Zira ölen insan için hesap başlamış demektir. Ölü için zaman durmaktadır. Allah'a göre ise zaten zaman diye bir şey yoktur. Ölen kimse için, kendi ölümü ile kıyametin kopması arasında zaman farkı yoktur. Deyim yerinde ise, ölmesi ile dirilmesi bir olmaktadır. Her bir insan için "vaktin yaklaşması" bu şekilde değerlendirilmelidir. Bu açıdan, bu nasıl bir vakit yaklaşmasıdır ki yüz yıllar geçmesine rağmen bir türlü gelmedi düşüncesi yanlıştır. Ölümün yaklaşması ile kıyametin yaklaşması aynı şeydir. (20/Taha, 100-104; 10/Yunus, 45; 30/Rum, 55-56)

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 1. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 2. ayet. مَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍ مِّن رَّبِّهِم مُّحْدَثٍ إِلَّا ٱسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَ

    mâ ye'tîhim min ẕikrim mir rabbihim muḥdeŝin ille-steme`ûhü vehüm yel`abûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'lerinden, kendilerine gelen her yeni öğüdü, sadece alay ederek dinlerler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 2. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 3. ayet. لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّجْوَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ هَلْ هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ أَفَتَأْتُونَ ٱلسِّحْرَ وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ

    lâhiyeten ḳulûbühüm. veeserrü-nnecvâ. elleẕîne żalemû. hel hâẕâ illâ beşer miŝlüküm. efete'tûne-ssiḥra veentüm tübṣirûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O haksızlık yapanlar, akıllarınca önemsemeyerek ve kendi aralarında fısıldayarak: "Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Yoksa siz, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?" diyorlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 3. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 4. ayet. قَالَ رَبِّى يَعْلَمُ ٱلْقَوْلَ فِى ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    ḳâle rabbî ya`lemü-lḳavle fi-ssemâi vel'arḍ. vehüve-ssemî`u-l`alîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'im, gökte ve yerde olan her sözü bilir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir. " dedi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 4. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 5. ayet. بَلْ قَالُوٓا۟ أَضْغَٰثُ أَحْلَٰمٍۭ بَلِ ٱفْتَرَىٰهُ بَلْ هُوَ شَاعِرٌ فَلْيَأْتِنَا بِـَٔايَةٍ كَمَآ أُرْسِلَ ٱلْأَوَّلُونَ

    bel ḳâlû aḍgâŝü aḥlâmim beli-fterâhü bel hüve şâ`ir. felye'tinâ biâyetin kemâ ürsile-l'evvelûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Hayır, bunlar karmakarışık düşlerdir. Hayır, belki onu uydurdu. Hayır, belki de o bir şairdir. Öyleyse öncekilere gönderildiği gibi bize bir ayet dipnot 1 getirsin." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, mucize.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 5. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 6. ayet. مَآ ءَامَنَتْ قَبْلَهُم مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَآ أَفَهُمْ يُؤْمِنُونَ

    mâ âmenet ḳablehüm min ḳaryetin ehleknâhâ. efehüm yü'minûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan önce yok ettiğimiz hiçbir topluluk, iman etmemişti. Şimdi bunlar mı iman edecekler? dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Daha önce mucize gösterdiğimiz toplumlar, buna rağmen inanmadılar, bunlara mucize gösterecek olsak bunlar da inanmayacaklar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 6. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 7. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيْهِمْ فَسْـَٔلُوٓا۟ أَهْلَ ٱلذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    vemâ erselnâ ḳableke illâ ricâlen nûḥî ileyhim fes'elû ehle-ẕẕikri in küntüm lâ ta`lemûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bizim, senden önce gönderdiklerimiz de ölümlü kimselerden başkası değildi. Yalnızca onlara vahyettik. Eğer bilmiyorsanız zikir ehline dipnot 1 sorun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Geçmiş vahyin mensuplarına. Kitap ehline.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 7. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 8. ayet. وَمَا جَعَلْنَٰهُمْ جَسَدًا لَّا يَأْكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَمَا كَانُوا۟ خَٰلِدِينَ

    vemâ ce`alnâhüm cesedel lâ ye'külûne-ṭṭa`âme vemâ kânû ḫâlidîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, onları yemeye, içmeye ihtiyaç duymayan bir varlık yapmadık. Ve onlar ölümsüz de değillerdi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 8. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 9. ayet. ثُمَّ صَدَقْنَٰهُمُ ٱلْوَعْدَ فَأَنجَيْنَٰهُمْ وَمَن نَّشَآءُ وَأَهْلَكْنَا ٱلْمُسْرِفِينَ

    ŝümme ṣadaḳnâhümü-lva`de feenceynâhüm vemen neşâü veehlekne-lmüsrifîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra onlara verdiğimiz söze bağlı kaldık. Onları ve dilediğimiz kimseleri dipnot 1 kurtardık. Aşırı gidenleri ise yok ettik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüklerimizi. Kurtulmayı hak edenleri.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 9. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 10. ayet. لَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكُمْ كِتَٰبًا فِيهِ ذِكْرُكُمْ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    leḳad enzelnâ ileyküm kitâben fîhi ẕikruküm. efelâ ta`ḳilûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki, gerçekten içinde sizin öğüdünüz dipnot 1 olan bir kitap indirdik. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sizin için bildirdiğimiz, yapmanız ve sakınmanız gereken bilgiler./ Sizin öğüt kitabınız.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 10. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 11. ayet. وَكَمْ قَصَمْنَا مِن قَرْيَةٍ كَانَتْ ظَالِمَةً وَأَنشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ

    vekem ḳaṣamnâ min ḳaryetin kânet żâlimetev veenşe'nâ ba`dehâ ḳavmen âḫarîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Biz, zalim olan kentlerden nicelerini kırıp geçirdik. Onlardan sonra başka bir toplum getirdik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 11. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 12. ayet. فَلَمَّآ أَحَسُّوا۟ بَأْسَنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَرْكُضُونَ

    felemmâ eḥassû be'senâ iẕâ hüm minhâ yerküḍûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öyle ki onlar azabımızı hissettikleri zaman, ondan kaçmaya çalışıyorlardı.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 12. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 13. ayet. لَا تَرْكُضُوا۟ وَٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَآ أُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَٰكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْـَٔلُونَ

    lâ terküḍû verci`û ilâ mâ ütriftüm fîhi vemesâkiniküm le`alleküm tüs'elûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Boşuna kaçmayın, refaha kavuşturulduğunuz şeylere ve evlerinize geri dönün; çünkü hesaba çekileceksiniz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 13. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 14. ayet. قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    ḳâlû yâ veylenâ innâ künnâ żâlimîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Yazıklar olsun bize! Biz zalimlermişiz." dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 14. ayet

  15. Enbiyâ suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 15. ayet. فَمَا زَالَت تِّلْكَ دَعْوَىٰهُمْ حَتَّىٰ جَعَلْنَٰهُمْ حَصِيدًا خَٰمِدِينَ

    femâ zâlet tilke da`vâhüm ḥattâ ce`alnâhüm ḥaṣîden ḫâmidîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biçilmiş ekin gibi pörsüyüp, cansız kalıncaya kadar bu çağrıları son bulmadı.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 15. ayet

Gökler ve yer oyun için yaratılmadı; tevhid delilleri 16–33

  1. Enbiyâ suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 16. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ

    vemâ ḫalaḳne-ssemâe vel'arḍa vemâ beynehümâ lâ`ibîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz; yeri, göğü ve ikisinin arasındakileri eğlence olsun diye yaratmadık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 16. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 17. ayet. لَوْ أَرَدْنَآ أَن نَّتَّخِذَ لَهْوًا لَّٱتَّخَذْنَٰهُ مِن لَّدُنَّآ إِن كُنَّا فَٰعِلِينَ

    lev eradnâ en netteḫiẕe lehvel letteḫaẕnâhü mil ledünnâ. in künnâ fâ`ilîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer eğlence edinmek isteseydik, elbette onu kendi şanımıza uygun yapardık. Eğer yapacak olsak böyle yapardık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 17. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 18. ayet. بَلْ نَقْذِفُ بِٱلْحَقِّ عَلَى ٱلْبَٰطِلِ فَيَدْمَغُهُۥ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٌ وَلَكُمُ ٱلْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُونَ

    bel naḳẕifü bilḥaḳḳi `ale-lbâṭili feyedmeguhû feiẕâ hüve zâhiḳ. velekümü-lveylü mimmâ teṣifûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Aksine, Biz; Hakk'ı, Batıl'a karşı ortaya koyarız da onu mahveder. Böylece Batıl yok olur. Nitelediğiniz şeylerden dolayı size yazıklar olsun.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 18. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 19. ayet. وَلَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَنْ عِندَهُۥ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ

    velehû men fi-ssemâvâti vel'arḍ. vemen `indehû lâ yestekbirûne `an `ibâdetihî velâ yestaḥsirûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O'nun yanında bulunanlar O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve usanmazlar;

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 19. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 20. ayet. يُسَبِّحُونَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ

    yüsebbiḥûne-lleyle vennehâra lâ yeftürûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gece-gündüz ara vermeksizin tesbih dipnot 1 ederler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her türlü noksanlıktan arındırarak, övgü ile yüceltmek. Allah'ın, her türlü noksanlıktan arınık, tüm mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 20. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 21. ayet. أَمِ ٱتَّخَذُوٓا۟ ءَالِهَةً مِّنَ ٱلْأَرْضِ هُمْ يُنشِرُونَ

    emi-tteḫaẕû âlihetem mine-l'arḍi hüm yünşirûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa yeryüzünde birtakım ilahlar edindiler de, ölüleri onlar mı diriltecek?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 21. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 22. ayet. لَوْ كَانَ فِيهِمَآ ءَالِهَةٌ إِلَّا ٱللَّهُ لَفَسَدَتَا فَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ

    lev kâne fîhimâ âlihetün ille-llâhü lefesedetâ. fesübḥâne-llâhi rabbi-l`arşi `ammâ yeṣifûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer ikisinde dipnot 1 de Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de kesinlikle fesada uğrardı. Arşın Rabb'i olan Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göklerde ve yerde.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 22. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 23. ayet. لَا يُسْـَٔلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْـَٔلُونَ

    lâ yüs'elü `ammâ yef`alü vehüm yüs'elûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, yaptıklarından dolayı sorgulanamaz. Ama onlar yaptıklarının hesabını vereceklerdir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 23. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 24. ayet. أَمِ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ هَٰذَا ذِكْرُ مَن مَّعِىَ وَذِكْرُ مَن قَبْلِى بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٱلْحَقَّ فَهُم مُّعْرِضُونَ

    emi-tteḫaẕû min dûnihî âliheh. ḳul hâtû bürhâneküm. hâẕâ ẕikru mem me`iye veẕikru men ḳablî. bel ekŝeruhüm lâ ya`lemûne-lḥaḳḳa fehüm mü`riḍûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Burhanınızı getirin. dipnot 1 Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin öğüdüdür." Fakat onların çoğu gerçeği bilmezler ve onlar, ondan yüz çevirenlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlahi rehberlik. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 24. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 25. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِىٓ إِلَيْهِ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعْبُدُونِ

    vemâ erselnâ min ḳablike mir rasûlin illâ nûḥî ileyhi ennehû lâ ilâhe illâ ene fa`büdûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Senden önce hiçbir rasul yoktur ki, kendisine, "Benden başka ilah yoktur. Onun için Bana kulluk edin." diye vahyetmiş olmayalım.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 25. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 26. ayet. وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحْمَٰنُ وَلَدًا سُبْحَٰنَهُۥ بَلْ عِبَادٌ مُّكْرَمُونَ

    veḳâlü-tteḫaẕe-rraḥmânü veleden sübḥâneh. bel `ibâdüm mükramûn.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 26. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 27. ayet. لَا يَسْبِقُونَهُۥ بِٱلْقَوْلِ وَهُم بِأَمْرِهِۦ يَعْمَلُونَ

    lâ yesbiḳûnehû bilḳavli vehüm biemrihî ya`melûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar dipnot 1 , O'nun sözüne aykırı hareket edemezler. Onlar, yalnızca O'nun buyruğuna uyarlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Melekler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 27. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 28. ayet. يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ٱرْتَضَىٰ وَهُم مِّنْ خَشْيَتِهِۦ مُشْفِقُونَ

    ya`lemü mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm velâ yeşfe`ûne illâ limeni-rteḍâ vehüm min ḫaşyetihî müşfiḳûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, onların bütün yapıp ettiklerini bilir. Ve onlar, rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat dipnot 1 edemezler. Onlar, O'na duydukları derin saygıdan titrerler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yardım.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 28. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 29. ayet. وَمَن يَقُلْ مِنْهُمْ إِنِّىٓ إِلَٰهٌ مِّن دُونِهِۦ فَذَٰلِكَ نَجْزِيهِ جَهَنَّمَ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلظَّٰلِمِينَ

    vemey yeḳul minhüm innî ilâhüm min dûnihî feẕâlike neczîhi cehennem. keẕâlike neczi-żżâlimîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan dipnot 1 kim, "O'nun yanı sıra ben de ilahım." derse, işte o zaman onu Cehennem'le cezalandırırız. Biz, zalimleri böyle cezalandırırız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Meleklerden.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 29. ayet

  15. Enbiyâ suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 30. ayet. أَوَلَمْ يَرَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَٰهُمَا وَجَعَلْنَا مِنَ ٱلْمَآءِ كُلَّ شَىْءٍ حَىٍّ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ

    evelem yera-lleẕîne keferû enne-ssemâvâti vel'arḍa kânetâ ratḳan fefetaḳnâhümâ. vece`alnâ mine-lmâi külle şey'in ḥayy. efelâ yü'minûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler; bitişik olan gökleri ve yeri ayırdığımızı, suyu hayat kaynağı kıldığımızı görmüyorlar mı? Buna rağmen hala inanmıyorlar mı? dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çevirilerde, bu ayete; "Gökler ve yer daha önce bitişikti de biz onları ayırdık, her canlıyı da sudan yarattık." şeklinde anlam verilmektedir. Bunun nedeni; ayette, "bitişik" anlamına gelen "ratkan" sözcüğü ile yine "ayırma" anlamına gelen "tanka" sözcüğünün birincil anlamları olan "bitişik" ve "ayırma" sözcüklerinin gerek bağlamları, gerek cümle içinde taşıdıkları anlamları dikkate alınmamış olmasıdır. Böyle olunca da yanılgıya düşmüşlerdir. Öyle ki bu çevirilere göre ayet, muhatap aldığı kimselere yerin ve göğün daha önce bitişik olduğunu neden görmediklerini sormaktadır. Böyle bir soru, soru olarak doğru değildir. Bu sorunun cevabını, sorulanlar nasıl bilebilsinler ki?" Öyle ya, "Dünya'nın önce bitişik olduğunu ve daha sonra ayrıldığını" o insanlar nasıl görüp bilebildinler ki? Bu da yetmiyormuş gibi tefsir kitaplarımız bu ayetin, evrenin nasıl yaratıldığını anlattığını iddia etmekte ve bunun "big-bang teorisi"ni ifade ettiğini söylemektedirler. Oysaki Rabb'imiz, bizzat tanıklık edilen bir durumdan söz etmektedir. Denilmektedir ki, "Bir çatlağı ve yarığı olmadığı halde gökten yağmurun yağdığını ve kurumuş olan yerin de bu su ile yarılıp canlı varlıklar bitirdiğini anlatmaktadır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 30. ayet

  16. Enbiyâ suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 31. ayet. وَجَعَلْنَا فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِهِمْ وَجَعَلْنَا فِيهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَّعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

    vece`alnâ fi-l'arḍi ravâsiye en temîde bihim vece`alnâ fîhâ ficâcen sübülel le`allehüm yehtedûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Biz, onlar sarsılmasınlar diye yeryüzüne dağlar yerleştirdik. Orada yollarını bulsunlar diye bolca yollar dipnot 1 yaptık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Geçitler, vadiler, yollar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 31. ayet

  17. Enbiyâ suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 32. ayet. وَجَعَلْنَا ٱلسَّمَآءَ سَقْفًا مَّحْفُوظًا وَهُمْ عَنْ ءَايَٰتِهَا مُعْرِضُونَ

    vece`alne-ssemâe saḳfem maḥfûżâ. vehüm `an âyâtihâ mü`riḍûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar hala ayet-lerinden dipnot 1 yüz çeviriyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gökyüzünün varlığından ibret almıyorlar, yaradılıştaki muhteşem yapıdan ki o yapı, gerçeği görenler için bir göstergedir, işarettir, kanıttır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 32. ayet

  18. Enbiyâ suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 33. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

    vehüve-lleẕî ḫaleḳa-lleyle vennehâra veşşemse velḳamer. küllün fî felekiy yesbeḥûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Geceyi ve gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratan O'dur. Onların her biri kendi yörüngelerinde hareket etmektedirler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 33. ayet

Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri 34–47

  1. Enbiyâ suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 34. ayet. وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِّن قَبْلِكَ ٱلْخُلْدَ أَفَإِي۟ن مِّتَّ فَهُمُ ٱلْخَٰلِدُونَ

    vemâ ce`alnâ libeşerim min ḳablike-lḫuld. efeim mitte fehümü-lḫâlidûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, senden önce de hiçbir beşeri ölümsüz kılmadık. Sen öleceksin de onlar süresiz mi yaşayacaklar?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 34. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 35. ayet. كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ ٱلْمَوْتِ وَنَبْلُوكُم بِٱلشَّرِّ وَٱلْخَيْرِ فِتْنَةً وَإِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

    küllü nefsin ẕâiḳatü-lmevt. veneblûküm bişşerri velḫayri fitneh. veileynâ türce`ûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Her nefs dipnot 1 ölümü tadıcıdır. Sizi sınav olarak, iyilik ve kötülükle sınarız. Ve siz, yalnız Bize döndürüleceksiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Canlı.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 35. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 36. ayet. وَإِذَا رَءَاكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَٰذَا ٱلَّذِى يَذْكُرُ ءَالِهَتَكُمْ وَهُم بِذِكْرِ ٱلرَّحْمَٰنِ هُمْ كَٰفِرُونَ

    veiẕâ raâke-lleẕîne keferû iy yetteḫiẕûneke illâ hüzüvâ. ehâẕe-lleẕî yeẕküru âliheteküm. vehüm biẕikri-rraḥmâni hüm kâfirûn.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 36. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 37. ayet. خُلِقَ ٱلْإِنسَٰنُ مِنْ عَجَلٍ سَأُو۟رِيكُمْ ءَايَٰتِى فَلَا تَسْتَعْجِلُونِ

    ḫuliḳa-l'insânü min `acel. seürîküm âyâtî felâ testa`cilûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsan aceleden yaratılmıştır. dipnot 1 Size, günü gelince ayetlerimi dipnot 2 göstereceğim. Acele etmemi istemeyin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaradılışında acelecilik vardır. Tez canlıdır. Sabırsızdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nasıl bir sonuçla karşılaşacağınızı, azabımı.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 37. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 38. ayet. وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Eğer doğru söyleyenlerdenseniz bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 38. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 39. ayet. لَوْ يَعْلَمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ حِينَ لَا يَكُفُّونَ عَن وُجُوهِهِمُ ٱلنَّارَ وَلَا عَن ظُهُورِهِمْ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

    lev ya`lemü-lleẕîne keferû ḥîne lâ yeküffûne `av vucûhihimü-nnâra velâ `an żuhûrihim velâ hüm yünṣarûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler, kendilerini her yönden saracak ateşi savamayacakları ve tamamen yardımsız kalacakları zamanı ah bir bilselerdi!

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 39. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 40. ayet. بَلْ تَأْتِيهِم بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

    bel te'tîhim bagteten fetebhetühüm felâ yesteṭî`ûne raddehâ velâ hüm yünżarûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Aslında, onlara ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecek. Artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecek ve onlara süre de verilmeyecek.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 40. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 41. ayet. وَلَقَدِ ٱسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِّن قَبْلِكَ فَحَاقَ بِٱلَّذِينَ سَخِرُوا۟ مِنْهُم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    veleḳadi-stühzie birusülim min ḳablike feḥâḳa billeẕîne seḫirû minhüm mâ kânû bihî yestehziûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçek şu ki senden önce de birçok rasulle alay edildi. Sonra alay ettikleri şey, alay edenleri kuşattı.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 41. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 42. ayet. قُلْ مَن يَكْلَؤُكُم بِٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ مِنَ ٱلرَّحْمَٰنِ بَلْ هُمْ عَن ذِكْرِ رَبِّهِم مُّعْرِضُونَ

    ḳul mey yekleüküm billeyli vennehâri mine-rraḥmân. bel hüm `an ẕikri rabbihim mü`riḍûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Gece ya da gündüz Rahman'dan gelecek azaba karşı sizi kim koruyabilir?" Doğrusu onlar, Rabb'lerinin öğüdünden yüz çevirenlerdir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 42. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 43. ayet. أَمْ لَهُمْ ءَالِهَةٌ تَمْنَعُهُم مِّن دُونِنَا لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَ أَنفُسِهِمْ وَلَا هُم مِّنَّا يُصْحَبُونَ

    em lehüm âlihetün temne`uhüm min dûninâ. lâ yesteṭî`ûne naṣra enfüsihim velâ hüm minnâ yuṣḥabûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa onların, onları Bize karşı koruyacak ilahları mı var? Onlar, kendilerine dahi yardıma güç yettiremezler. Ve onlara Bizim tarafımızdan sahip çıkılmaz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 43. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 44. ayet. بَلْ مَتَّعْنَا هَٰٓؤُلَآءِ وَءَابَآءَهُمْ حَتَّىٰ طَالَ عَلَيْهِمُ ٱلْعُمُرُ أَفَلَا يَرَوْنَ أَنَّا نَأْتِى ٱلْأَرْضَ نَنقُصُهَا مِنْ أَطْرَافِهَآ أَفَهُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ

    bel metta`nâ hâülâi veâbâehüm ḥattâ ṭâle `aleyhimü-l`umür. efelâ yeravne ennâ ne'ti-l'arḍa nenḳuṣuhâ min aṭrâfihâ. efehümü-lgâlibûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Oysaki onlara uzun gelen bir ömür boyunca, onları ve atalarını geçindirdik. Yeryüzüne müdahale edip onun her tarafında birçok şeyi nasıl yok ettiğimizi dipnot 1 görmüyorlar mı? O halde galip olanlar onlar mı?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tabiatta ve canlılar aleminde meydana gelen ölümleri, değişiklikleri; her şeyin nasıl ölümlü ve sonlu olduğunu…

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 44. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 45. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أُنذِرُكُم بِٱلْوَحْىِ وَلَا يَسْمَعُ ٱلصُّمُّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا مَا يُنذَرُونَ

    ḳul innemâ ünẕiruküm bilvaḥy. velâ yesme`u-ṣṣummü-ddü`âe iẕâ mâ yünẕerûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum." Ne var ki sağırlar uyarılsalar da çağrıyı duymazlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 45. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 46. ayet. وَلَئِن مَّسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِّنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    veleim messethüm nefḥatüm min `aẕâbi rabbike leyeḳûlünne yâ veylenâ innâ künnâ żâlimîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer onlara, Rabb'inin azabından bir nebze dokunsa, "Eyvah bize! Biz kendilerine haksızlık edenleriz." diyecekler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 46. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 47. ayet. وَنَضَعُ ٱلْمَوَٰزِينَ ٱلْقِسْطَ لِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا وَإِن كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا وَكَفَىٰ بِنَا حَٰسِبِينَ

    veneḍa`u-lmevâzîne-lḳiṣṭa liyevmi-lḳiyâmeti felâ tużlemü nefsün şey'â. vein kâne miŝḳâle ḥabbetim min ḫardelin eteynâ bihâ. vekefâ binâ ḥâsibîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kıyamet Günü hak edileni eksiksiz belirleyen tartıları kurarız. Hiç kimse, hiçbir biçimde haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar da olsa her şeyi hesaba katarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 47. ayet

İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh 48–77

  1. Enbiyâ suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 48. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ٱلْفُرْقَانَ وَضِيَآءً وَذِكْرًا لِّلْمُتَّقِينَ

    veleḳad âteynâ mûsâ vehârûne-lfürḳâne veḍiyâev veẕikral lilmütteḳîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki, Musa ve Harun'a takva sahipleri için bir ışık olan, bir öğüt olan Furkan'ı dipnot 1 verdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hakk ile Batıl'ı, iman ile küfrü, güzel ile çirkini, iyi ile kötüyü birbirinden ayırma ölçüsü.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 48. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 49. ayet. ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَهُم مِّنَ ٱلسَّاعَةِ مُشْفِقُونَ

    elleẕîne yaḫşevne rabbehüm bilgaybi vehüm mine-ssâ`ati müşfiḳûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Rabb'lerini görmedikleri halde, O'na içten derin bir saygı duyarlar. Ve onlar, Kıyamet Günü'nün hesabından endişe ederler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 49. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 50. ayet. وَهَٰذَا ذِكْرٌ مُّبَارَكٌ أَنزَلْنَٰهُ أَفَأَنتُمْ لَهُۥ مُنكِرُونَ

    vehâẕâ ẕikrum mübârakün enzelnâh. efeentüm lehû münkirûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu, indirdiğimiz çok değerli bir öğüttür. Böyleyken, siz onu inkar mı edeceksiniz?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 50. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 51. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَآ إِبْرَٰهِيمَ رُشْدَهُۥ مِن قَبْلُ وَكُنَّا بِهِۦ عَٰلِمِينَ

    veleḳad âteynâ ibrâhîme ruşdehû min ḳablü vekünnâ bihî `âlimîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun İbrahim'e rüşdünü dipnot 1 vermiştik. Biz, onu tanıyorduk.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğru düşünme yetisi, isabetli davranma olgunluğu.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 51. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 52. ayet. إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَا هَٰذِهِ ٱلتَّمَاثِيلُ ٱلَّتِىٓ أَنتُمْ لَهَا عَٰكِفُونَ

    iẕ ḳâle liebîhi veḳavmihî mâ hâẕihi-ttemâŝîlü-lletî entüm lehâ `âkifûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani o, babasına ve halkına: "Kendinizi ibadetlerine adadığınız bu heykeller nedir? dedi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 52. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 53. ayet. قَالُوا۟ وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا لَهَا عَٰبِدِينَ

    ḳâlû vecednâ âbâenâ lehâ `âbidîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Biz, atalarımızı bunlara ibadet edenler olarak bulduk." dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 53. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 54. ayet. قَالَ لَقَدْ كُنتُمْ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمْ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    ḳâle leḳad küntüm entüm veâbâüküm fî ḍalâlim mübîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Gerçek şu ki siz de atalarınız da açık bir sapkınlık içindesiniz." dedi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 54. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 55. ayet. قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا بِٱلْحَقِّ أَمْ أَنتَ مِنَ ٱللَّٰعِبِينَ

    ḳâlû eci'tenâ bilḥaḳḳi em ente mine-llâ`ibîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Gerçeği mi getirdin, yoksa bizimle oyun mu oynuyorsun?" dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 55. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 56. ayet. قَالَ بَل رَّبُّكُمْ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ٱلَّذِى فَطَرَهُنَّ وَأَنَا۠ عَلَىٰ ذَٰلِكُم مِّنَ ٱلشَّٰهِدِينَ

    ḳâle ber rabbüküm rabbü-ssemâvâti vel'arḍi-lleẕî feṭarahünn. veenâ `alâ ẕâliküm mine-şşâhidîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Hayır! Sizin Rabb'iniz göklerin ve yerin Rabb'idir. Ki onlara işleyiş yasalarını O koymuştur. Bunun böyle olduğundan kesinlikle eminim.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 56. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 57. ayet. وَتَٱللَّهِ لَأَكِيدَنَّ أَصْنَٰمَكُم بَعْدَ أَن تُوَلُّوا۟ مُدْبِرِينَ

    vetellâhi leekîdenne aṣnâmeküm ba`de en tüvellû müdbirîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Allah'a yemin ederim ki, siz buradan ayrıldıktan sonra, putlarınız hakkında tasarladığımı gerçekleştireceğim."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 57. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 58. ayet. فَجَعَلَهُمْ جُذَٰذًا إِلَّا كَبِيرًا لَّهُمْ لَعَلَّهُمْ إِلَيْهِ يَرْجِعُونَ

    fece`alehüm cüŝeŝen illâ kebîral lehüm le`allehüm ileyhi yerci`ûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra da kendisine sorsunlar diye, büyük olanını hariç diğerlerini parçaladı.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 58. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 59. ayet. قَالُوا۟ مَن فَعَلَ هَٰذَا بِـَٔالِهَتِنَآ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    ḳâlû men fe`ale hâẕâ biâlihetinâ innehû lemine-żżâlimîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? Kuşku yok ki o, gerçekten zalimlerdendir." dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 59. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 60. ayet. قَالُوا۟ سَمِعْنَا فَتًى يَذْكُرُهُمْ يُقَالُ لَهُۥٓ إِبْرَٰهِيمُ

    ḳâlû semi`nâ fetey yeẕküruhüm yüḳâlü lehû ibrâhîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "İbrahim adında bir gencin onlardan söz ettiğini duyduk." dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 60. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 61. ayet. قَالُوا۟ فَأْتُوا۟ بِهِۦ عَلَىٰٓ أَعْيُنِ ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَشْهَدُونَ

    ḳâlû fe'tû bihî `alâ a`yüni-nnâsi le`allehüm yeşhedûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "O halde onu insanların huzuruna getirin. Belki tanıklık eden çıkar" dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 61. ayet

  15. Enbiyâ suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 62. ayet. قَالُوٓا۟ ءَأَنتَ فَعَلْتَ هَٰذَا بِـَٔالِهَتِنَا يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ

    ḳâlû eente fe`alte hâẕâ biâlihetinâ yâ ibrâhîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey İbrahim! İlahlarımıza bunu sen mi yaptın?" dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 62. ayet

  16. Enbiyâ suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 63. ayet. قَالَ بَلْ فَعَلَهُۥ كَبِيرُهُمْ هَٰذَا فَسْـَٔلُوهُمْ إِن كَانُوا۟ يَنطِقُونَ

    ḳâle bel fe`aleh. kebîruhüm hâẕâ fes'elûhüm in kânû yenṭiḳûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Hayır, onu şu büyükleri yapmıştır. Eğer konuşabilirlerse haydi onlara sorun!" dedi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 63. ayet

  17. Enbiyâ suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 64. ayet. فَرَجَعُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ فَقَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ أَنتُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    ferace`û ilâ enfüsihim feḳâlû inneküm entümu-żżâlimûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Haksızlık ediyoruz." dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 64. ayet

  18. Enbiyâ suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 65. ayet. ثُمَّ نُكِسُوا۟ عَلَىٰ رُءُوسِهِمْ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا هَٰٓؤُلَآءِ يَنطِقُونَ

    ŝümme nükisû `alâ ruûsihim. leḳad `alimte mâ hâülâi yenṭiḳûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra çok geçmeden yine eski inançlarına döndürüldüler: "Gerçek şu ki sen bunların konuşmadıklarını biliyorsun!" dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 65. ayet

  19. Enbiyâ suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 66. ayet. قَالَ أَفَتَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُكُمْ شَيْـًٔا وَلَا يَضُرُّكُمْ

    ḳâle efeta`büdûne min dûni-llâhi mâ lâ yenfe`uküm şey'ev velâ yeḍurruküm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İbrahim: "Allah'ı bırakıp da size bir faydası da bir zararı da olmayan şeylere mi kulluk ediyorsunuz?" dedi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 66. ayet

  20. Enbiyâ suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 67. ayet. أُفٍّ لَّكُمْ وَلِمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    üffil leküm velimâ ta`büdûne min dûni-llâh. efelâ ta`ḳilûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Yazıklar olsun size ve Allah'tan başka kulluk ettiğiniz şeylere. Siz hala akıllanmayacak mısınız?" dedi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 67. ayet

  21. Enbiyâ suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 68. ayet. قَالُوا۟ حَرِّقُوهُ وَٱنصُرُوٓا۟ ءَالِهَتَكُمْ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ

    ḳâlû ḥarriḳûhü venṣurû âliheteküm in küntüm fâ`ilîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Halk: "Eğer yapabilirseniz, onu yakın! İlahlarınızın intikamını alın!" dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 68. ayet

  22. Enbiyâ suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 69. ayet. قُلْنَا يَٰنَارُ كُونِى بَرْدًا وَسَلَٰمًا عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ

    ḳulnâ yâ nâru kûnî berdev veselâmen `alâ ibrâhîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey ateş! İbrahim'e serin ve esenlik ol." dedik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 69. ayet

  23. Enbiyâ suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 70. ayet. وَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًا فَجَعَلْنَٰهُمُ ٱلْأَخْسَرِينَ

    veerâdû bihî keyden fece`alnâhümü-l'aḫserîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona tuzak kurmak istediler. Fakat onları hüsrana uğrattık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 70. ayet

  24. Enbiyâ suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 71. ayet. وَنَجَّيْنَٰهُ وَلُوطًا إِلَى ٱلْأَرْضِ ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا لِلْعَٰلَمِينَ

    venecceynâhü velûṭan ile-l'arḍi-lletî bâraknâ fîhâ lil`âlemîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu ve Lut'u, alemler için bereketli kıldığımız yurda ulaştırdık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 71. ayet

  25. Enbiyâ suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 72. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ إِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ نَافِلَةً وَكُلًّا جَعَلْنَا صَٰلِحِينَ

    vevehebnâ lehû isḥâḳ. veya`ḳûbe nâfileten. veküllen ce`alnâ ṣâliḥîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona İshak'ı ve ayrıca Yakup'u armağan ettik. Ve hepsini iyi kimseler yaptık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 72. ayet

  26. Enbiyâ suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 73. ayet. وَجَعَلْنَٰهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا وَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِمْ فِعْلَ ٱلْخَيْرَٰتِ وَإِقَامَ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِيتَآءَ ٱلزَّكَوٰةِ وَكَانُوا۟ لَنَا عَٰبِدِينَ

    vece`alnâhüm eimmetey yehdûne biemrinâ veevḥaynâ ileyhim fi`le-lḫayrâti veiḳâme-ṣṣalâti veîtâe-zzekâh. vekânû lenâ `âbidîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onları, buyruklarımızla doğru yolu gösteren önderler kıldık. Onlara hayırlar yapmayı, salatı dipnot 1 ikame etmeyi, zekatı dipnot 1 vermeyi vahyettik. Ve onlar yalnızca bize kulluk eden kimselerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Salatı ikame etmek, zekatı vermek" bir terkip olarak; ibadete layık yegane ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 73. ayet

  27. Enbiyâ suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 74. ayet. وَلُوطًا ءَاتَيْنَٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَٰهُ مِنَ ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِى كَانَت تَّعْمَلُ ٱلْخَبَٰٓئِثَ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمَ سَوْءٍ فَٰسِقِينَ

    velûṭan âteynâhü ḥukmev ve`ilmev venecceynâhü mine-lḳaryeti-lletî kânet ta`melü-lḫabâiŝ. innehüm kânû ḳavme sev'in fâsiḳîn.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 74. ayet

  28. Enbiyâ suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 75. ayet. وَأَدْخَلْنَٰهُ فِى رَحْمَتِنَآ إِنَّهُۥ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    veedḫalnâhü fî raḥmetinâ. innehû mine-ṣṣâliḥîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu rahmetimize dahil ettik. O salihlerdendir dipnot 1 .

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arı, saf, temiz, iyi, erdemli, dürüst.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 75. ayet

  29. Enbiyâ suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 76. ayet. وَنُوحًا إِذْ نَادَىٰ مِن قَبْلُ فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ فَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

    venûḥan iẕ nâdâ min ḳablü festecebnâ lehû fenecceynâhü veehlehû mine-lkerbi-l`ażîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Nuh'u da, hani o daha önce çağrıda bulunmuştu. Biz de çağrısına karşılık verdik. Onu ve ehlini dipnot 1 büyük bir felaketten kurtardık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ailesini, yakınlarını, yanında yer alanları.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 76. ayet

  30. Enbiyâ suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 77. ayet. وَنَصَرْنَٰهُ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمَ سَوْءٍ فَأَغْرَقْنَٰهُمْ أَجْمَعِينَ

    veneṣarnâhü mine-lḳavmi-lleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ. innehüm kânû ḳavme sev'in feagraḳnâhüm ecme`în.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ayetlerimizi yalanlayan bir halka karşı ona yardım ettik. Onlar kötü bir toplumdu. Bundan dolayı Biz de hepsini suda boğduk.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 77. ayet

Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem 78–91

  1. Enbiyâ suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 78. ayet. وَدَاوُۥدَ وَسُلَيْمَٰنَ إِذْ يَحْكُمَانِ فِى ٱلْحَرْثِ إِذْ نَفَشَتْ فِيهِ غَنَمُ ٱلْقَوْمِ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَٰهِدِينَ

    vedâvûde vesüleymâne iẕ yaḥkümâni fi-lḥarŝi iẕ nefeşet fîhi ganemü-lḳavm. vekünnâ liḥukmihim şâhidîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani Davud ve Süleyman, halkın koyunlarının, içinde yayıldıkları ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz, onların hükümlerine tanıktık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 78. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 79. ayet. فَفَهَّمْنَٰهَا سُلَيْمَٰنَ وَكُلًّا ءَاتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًا وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُۥدَ ٱلْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَٱلطَّيْرَ وَكُنَّا فَٰعِلِينَ

    fefehhemnâhâ süleymân. veküllen âteynâ ḥukmev ve`ilmâ. veseḫḫarnâ me`a dâvûde-lcibâle yüsebbiḥne veṭṭayr. vekünnâ fâ`ilîn.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 79. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 80. ayet. وَعَلَّمْنَٰهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَّكُمْ لِتُحْصِنَكُم مِّنۢ بَأْسِكُمْ فَهَلْ أَنتُمْ شَٰكِرُونَ

    ve`allemnâhü ṣan`ate lebûsil leküm lituḥṣineküm mim be'siküm. fehel entüm şâkirûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona; sizi, sizin şiddetinizden koruyacak elbise dipnot 1 yapma sanatını öğrettik. Öyleyse şükredenler misiniz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zırh.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 80. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 81. ayet. وَلِسُلَيْمَٰنَ ٱلرِّيحَ عَاصِفَةً تَجْرِى بِأَمْرِهِۦٓ إِلَى ٱلْأَرْضِ ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا وَكُنَّا بِكُلِّ شَىْءٍ عَٰلِمِينَ

    velisüleymâne-rrîḥa `âṣifeten tecrî biemrih ile-l'arḍi-lletî bâraknâ fîhâ. vekünnâ bikülli şey'in `âlimîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve şiddetli esen rüzgar Süleyman içindi. Onun isteğine uygun şekilde bereketli yerlere doğru eser giderdi. Biz, her şeyi bilenleriz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 81. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 82. ayet. وَمِنَ ٱلشَّيَٰطِينِ مَن يَغُوصُونَ لَهُۥ وَيَعْمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذَٰلِكَ وَكُنَّا لَهُمْ حَٰفِظِينَ

    vemine-şşeyâṭîni mey yegûṣûne lehû veya`melûne `amelen dûne ẕâlik. vekünnâ lehüm ḥâfiżîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve şeytanlardan dipnot 1 kendisi için dalgıçlık eden ve bundan başka iş yapanlar vardı. Onlar için koruyucular Biz'dik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Söz konusu şeytanlar; şeytanlar sözcüğünün Kur'an'daki tanımı dışında algılanmış ve bunun üzerinde, Süleyman Nebi hakkında birçok efsane uydurulmuştur. Bu ayetteki şeytanlar, hayali yaratıklar olmayıp, şeytanın sözcük anlamı da olan ve Kur'an'da da kullanılan biçimiyle "Hakk'tan uzak olan" kimselerdir. Burada sözü edilen şeytanlar da Süleyman Nebi'nin mahiyetinde çalışan ve "Hakk'tan uzak bir karakteristik yapıya sahip olan" kimselerdir. Zira şeytan; Hakk'a aykırı hareket eden her türlü güç, kurum ve kişinin ortak karakteristik adıdır. Anlaşılan bu kimseler de Süleyman Nebi'ye karşı, onun aleyhinde sürekli planlar yapan, ona karşı kötülük tezgahlayan, iftira ve yalanlar uyduran kimselerdir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 82. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 83. ayet. وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    veeyyûbe iẕ nâdâ rabbehû ennî messeniye-ḍḍurru veente erḥamü-rrâḥimîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eyyub'u da an! Hani o: "Bana bir dert dokundu. Ve Sen, merhamet edenlerin en merhametlisisin." diye Rabb'ine seslenmişti.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 83. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 84. ayet. فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ فَكَشَفْنَا مَا بِهِۦ مِن ضُرٍّ وَءَاتَيْنَٰهُ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَذِكْرَىٰ لِلْعَٰبِدِينَ

    festecebnâ lehû fekeşefnâ mâ bihî min ḍurriv veâteynâhü ehlehû vemiŝlehüm me`ahüm raḥmetem min `indinâ veẕikrâ lil`âbidîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz de onun çağrısına karşılık verdik. Ve ondaki derdi yok ettik. Ve katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir öğüt olmak üzere, kendisine ehlini dipnot 1 ve onlarla birlikte bir mislini daha verdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ailesini, yakınlarını.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 84. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 85. ayet. وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا ٱلْكِفْلِ كُلٌّ مِّنَ ٱلصَّٰبِرِينَ

    veismâ`île veidrîse veẕe-lkifl. küllüm mine-ṣṣâbirîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İsmail'i, İdris'i ve Zu'l –Kifl'i de an. Hepsi sabredenlerdendi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 85. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 86. ayet. وَأَدْخَلْنَٰهُمْ فِى رَحْمَتِنَآ إِنَّهُم مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    veedḫalnâhüm fî raḥmetinâ. innehüm mine-ṣṣâliḥîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onları rahmetimizle kuşattık. Onlar salih dipnot 1 kimselerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arı, saf, temiz, iyi, erdemli, dürüst.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 86. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 87. ayet. وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَٰضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ أَن لَّآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبْحَٰنَكَ إِنِّى كُنتُ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    veẕe-nnûni iẕ ẕehebe mügâḍiben feżanne el len naḳdira `aleyhi fenâdâ fi-żżulümâti el lâ ilâhe illâ ente sübḥânek. innî küntü mine-żżâlimîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Zennun'u dipnot 1 da an! Hani öfkelenerek gitmişti de kendisini sıkıntıda bırakmayacağımızı sanmıştı. Sonra karanlıklar içinde, "Senden başka ilah yoktur! Sen yüceler yücesisin. Ben haksızlık yaptım!" diye seslenmişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Balık olayı ile ilgili olarak Yunus Nebiyi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 87. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 88. ayet. فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَنَجَّيْنَٰهُ مِنَ ٱلْغَمِّ وَكَذَٰلِكَ نُـۨجِى ٱلْمُؤْمِنِينَ

    festecebnâ lehû venecceynâhü mine-lgamm. vekeẕâlike nünci-lmü'minîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte inananları böyle kurtarırız.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 88. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 89. ayet. وَزَكَرِيَّآ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥ رَبِّ لَا تَذَرْنِى فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْوَٰرِثِينَ

    vezekeriyyâ iẕ nâdâ rabbehû rabbi lâ teẕernî ferdev veente ḫayru-lvâriŝîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Zekeriyya'yı da an! Rabb'ine: "Rabb'im! Beni tek başıma bırakma, Sen varislerin dipnot 1 en hayırlısısın." diye seslenmişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sonunda her şeyin kendisinin olacak olan, her şeyin gerçek sahibi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 89. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 90. ayet. فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَوَهَبْنَا لَهُۥ يَحْيَىٰ وَأَصْلَحْنَا لَهُۥ زَوْجَهُۥٓ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا وَكَانُوا۟ لَنَا خَٰشِعِينَ

    festecebnâ leh. vevehebnâ lehû yaḥyâ veaṣlaḥnâ lehû zevceh. innehüm kânû yüsâri`ûne fi-lḫayrâti veyed`ûnenâ ragabev verahebâ. vekânû lenâ ḫâşi`în.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik. Ve kendisine Yahya'yı armağan ettik. Ve onun için eşini ıslah dipnot 1 ettik. Onlar hayırlarda yarışıyor, umarak ve endişe ederek Bize yalvarıyorlardı. Ve Bize karşı içtenlikle saygı duyuyorlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğum yapmaya engel olan durumunu iyileştirdik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 90. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 91. ayet. وَٱلَّتِىٓ أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهَا مِن رُّوحِنَا وَجَعَلْنَٰهَا وَٱبْنَهَآ ءَايَةً لِّلْعَٰلَمِينَ

    velletî aḥṣanet fercehâ fenefaḫnâ fîhâ mir rûḥinâ vece`alnâhâ vebnehâ âyetel lil`âlemîn.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 91. ayet

Tek ümmet; Ye'cûc ve Me'cûc 92–97

  1. Enbiyâ suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 92. ayet. إِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَأَنَا۠ رَبُّكُمْ فَٱعْبُدُونِ

    inne hâẕihî ümmetüküm ümmetev vâḥideh. veenâ rabbüküm fa`büdûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu sizin ümmetiniz tek bir ümmettir dipnot 1 . Çünkü hepinizin Rabb'i Ben'im. O halde yalnızca Bana kulluk edin!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ana yolunuz, yönünüz, amaç ve inanç birliğiniz, ortak değer yargılarınız ve uygarlığınız.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 92. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 93. ayet. وَتَقَطَّعُوٓا۟ أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ كُلٌّ إِلَيْنَا رَٰجِعُونَ

    veteḳaṭṭa`û emrahüm beynehüm. küllün ileynâ râci`ûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Emirlerini dipnot 1 aralarında bölük pörçük ettiler. Oysa hepsi yalnızca Bize dönecekler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dinin buyruklarını.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 93. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 94. ayet. فَمَن يَعْمَلْ مِنَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِهِۦ وَإِنَّا لَهُۥ كَٰتِبُونَ

    femey ya`mel mine-ṣṣâliḥâti vehüve mü'minün felâ küfrâne lisa`yih. veinnâ lehû kâtibûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat kim inanmış olarak salihat dipnot 1 yaparsa, onun çabası için kafirlik dipnot 2 yapılmaz. Biz, bütün çabalarını yazmaktayız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nankörlük. "Kafirlik" (kufrane) sözcüğü, inkar etmenin yanı sıra esas olarak, "nankörlük etme", "gerçeğin üzerini örtme", "gerçeği görmezden gelme" anlamlarına gelmektedir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 94. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 95. ayet. وَحَرَٰمٌ عَلَىٰ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَآ أَنَّهُمْ لَا يَرْجِعُونَ

    veḥarâmün `alâ ḳaryetin ehleknâhâ ennehüm lâ yerci`ûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yok ettiğimiz bir kent halkının geri dönmesi haramdır. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Geri dönmeleri mümkün değildir. Bu ihlal edilemez bir yasadır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 95. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 96. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا فُتِحَتْ يَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَهُم مِّن كُلِّ حَدَبٍ يَنسِلُونَ

    ḥattâ iẕâ fütiḥat ye'cûcü veme'cûcü vehüm min külli ḥadebiy yensilûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hatta Ye'cuc ve Me'cuc dipnot 1 yaygınlaşıp her tarafı kuşatma altına alıncaya kadar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ye'cuc ve Me'cuc, bir nitelemedir. Toplumsal kokuşmanın, topyekun bir insanlığın tam bir "hercümerç" olması, ahlaki bozulmanın, sefaletin ve çöküntünün bütün bir toplumu kuşatmasının, bütün bir toplumun işbirliği halinde fesat çıkarmasının, kötülüğün her şeye nüfus etmesinin genel adıdır. Bunu belli bir zamanla, mekanla, toplum veya güçle sınırlamak veya bu konuda gaybi bir beklentiye girmek anlamsızdır. Bu hayal görmekten başka bir şey değildir. Ye'cuc ve Me'cuc, her çağda ve her toplumda ortaya çıkabilecek bir durumdur. 18/Kehf, 94: "Ey Zu'l-Karneyn! Şüphesiz Ye'cuc ve Me'cuc yeryüzünde fesat çıkaranlardır. Onun için, onlarla bizim aramıza ücreti mukabilinde bir set yap, olmaz mı?" dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 96. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 97. ayet. وَٱقْتَرَبَ ٱلْوَعْدُ ٱلْحَقُّ فَإِذَا هِىَ شَٰخِصَةٌ أَبْصَٰرُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَٰوَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِى غَفْلَةٍ مِّنْ هَٰذَا بَلْ كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    vaḳterabe-lva`dü-lḥaḳḳu feiẕâ hiye şâḫiṣatün ebṣâru-lleẕîne keferû. yâ veylenâ ḳad künnâ fî gafletim min hâẕâ bel künnâ żâlimîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Uyarıldıkları gerçekle yüz yüze geldiklerinde, gerçeği yalanlayan nankörlerin gözleri korku ile büyür. "Eyvah bizlere! Gerçekten biz aldanış içindeymişiz. Aslında biz, kendimize haksızlık etmişiz."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 97. ayet

Sâlih kullar yeryüzüne vâris; âlemlere rahmet 98–112

  1. Enbiyâ suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 98. ayet. إِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنتُمْ لَهَا وَٰرِدُونَ

    inneküm vemâ ta`büdûne min dûni-llâhi ḥaṣabü cehennem. entüm lehâ vâridûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Siz ve Allah'ın yanı sıra kulluk ettikleriniz, Cehennem'in odunusunuz. Siz oraya gireceksiniz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 98. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 99. ayet. لَوْ كَانَ هَٰٓؤُلَآءِ ءَالِهَةً مَّا وَرَدُوهَا وَكُلٌّ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    lev kâne hâülâi âlihetem mâ veradûhâ. veküllün fîhâ ḫâlidûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer onlar gerçekten ilah olsalardı, Cehennem'e girmezlerdi. Oysa hepsi orada sürekli kalacaklardır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 99. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 100. ayet. لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَهُمْ فِيهَا لَا يَسْمَعُونَ

    lehüm fîhâ zefîruv vehüm fîhâ lâ yesme`ûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar için orada bir inleme vardır ve onlar orada kendi inlemelerinden başka bir şey işitmezler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 100. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 101. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ سَبَقَتْ لَهُم مِّنَّا ٱلْحُسْنَىٰٓ أُو۟لَٰٓئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَ

    inne-lleẕîne sebeḳat lehüm minne-lḥusnâ ülâike `anhâ müb`adûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz'den kendilerine iyilik ulaşanlar, işte onlar, ondan dipnot 1 uzaklaştırılanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cehennem'den.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 101. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 102. ayet. لَا يَسْمَعُونَ حَسِيسَهَا وَهُمْ فِى مَا ٱشْتَهَتْ أَنفُسُهُمْ خَٰلِدُونَ

    lâ yesme`ûne ḥasîsehâ. vehüm fî me-ştehet enfüsühüm ḫâlidûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Cehennem'in uğultusunu bile duymazlar. Ve onlar canlarının istediği şeylerin içinde sürekli kalacaklardır. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ve buna benzer onlarca ayet iman ve salih amel sahibi kimselerin doğrudan Cennet'e gideceğini, Cehennem'in uğultusunu bile duymayacaklarını söylemesine rağmen geleneksel inanışta herkesin muhakkak Cehennem'e gideceğini, günahları karşılığı kadar orada kaldıktan sonra Cennet'e geçeceğine inanılmaktadır. Oysaki yüzlerce ayette Cennet'in de Cehennem'in de sürekli olduğu bildirilmektedir. Cennet'e giden Cennet'te, Cehennem'e gidenin de Cehennem de sürekli kalacağı bildirilmektedir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 102. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 103. ayet. لَا يَحْزُنُهُمُ ٱلْفَزَعُ ٱلْأَكْبَرُ وَتَتَلَقَّىٰهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ هَٰذَا يَوْمُكُمُ ٱلَّذِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

    lâ yaḥzünühümü-lfeza`u-l'ekberu veteteleḳḳâhümü-lmelâikeh. hâẕâ yevmükümü-lleẕî küntüm tû`adûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O en büyük dehşet, onları kaygılandırmayacak. Ve melekler, "İşte bu, size söz verilen gününüzdür." diye onları karşılayacaklar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 103. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 104. ayet. يَوْمَ نَطْوِى ٱلسَّمَآءَ كَطَىِّ ٱلسِّجِلِّ لِلْكُتُبِ كَمَا بَدَأْنَآ أَوَّلَ خَلْقٍ نُّعِيدُهُۥ وَعْدًا عَلَيْنَآ إِنَّا كُنَّا فَٰعِلِينَ

    yevme naṭvi-ssemâe keṭayyi-ssicilli lilkütüb. kemâ bede'nâ evvele ḫalḳin nü`îdüh. va`den `aleynâ. innâ künnâ fâ`ilîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün, kitap sayfalarını dürer gibi göğü düreriz. Onu ilk yarattığımız gibi yeniden yaratacağız. dipnot 1 Bu Bizim katımızdan verilmiş bir sözdür. Kuşkusuz sözümüzü yerine getiririz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Varlıkları yeniden yaratacağız.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 104. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 105. ayet. وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِى ٱلزَّبُورِ مِنۢ بَعْدِ ٱلذِّكْرِ أَنَّ ٱلْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِىَ ٱلصَّٰلِحُونَ

    veleḳad ketebnâ fi-zzebûri mim ba`di-ẕẕikri enne-l'arḍa yeriŝühâ `ibâdiye-ṣṣâliḥûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve ant olsun ki Biz, Zikir'den dipnot 1 sonra Zebur'da dipnot 2 , arza dipnot 3 salih dipnot 4 kullarımızın varis olacağını yazdık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her türlü hatırlatma ve öğütten sonra.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mesajımızı içeren bütün kitaplarda.
    3. metne dön, dipnot 3
      Cennet yurduna. Ayetin cümle yapısından ve siyakından ve konu bütünlüğünden söz konusu "arzın" yeryüzü değil, Cennet yurdu olduğu anlaşılmaktadır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Arı, saf, temiz, iyi, erdemli, dürüst.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 105. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 106. ayet. إِنَّ فِى هَٰذَا لَبَلَٰغًا لِّقَوْمٍ عَٰبِدِينَ

    inne fî hâẕâ lebelâgal liḳavmin `âbidîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunda kulluk eden bir toplum için açık bir duyuru vardır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 106. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 107. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَٰلَمِينَ

    vemâ erselnâke illâ raḥmetel lil`âlemîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, seni bütün insanlık için sadece bir rahmet olarak gönderdik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 107. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 108. ayet. قُلْ إِنَّمَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَهَلْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ

    ḳul innemâ yûḥâ ileyye ennemâ ilâhüküm ilâhüv vâḥid. fehel entüm müslimûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Bana, sizin ilahınızın ancak tek bir ilah olduğu vahyolundu. Artık O'na teslim olacak mısınız?"

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 108. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 109. ayet. فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقُلْ ءَاذَنتُكُمْ عَلَىٰ سَوَآءٍ وَإِنْ أَدْرِىٓ أَقَرِيبٌ أَم بَعِيدٌ مَّا تُوعَدُونَ

    fein tevellev feḳul ehentüküm `alâ sevâ'. vein edrî eḳarîbün em be`îdüm mâ tû`adûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Buna rağmen yüz çevirirlerse, o zaman de ki: "Herkese eşit olarak duyurdum. Söz verilen şey yakın mı uzak mı orasını bilmiyorum!"

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 109. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 110. ayet. إِنَّهُۥ يَعْلَمُ ٱلْجَهْرَ مِنَ ٱلْقَوْلِ وَيَعْلَمُ مَا تَكْتُمُونَ

    innehû ya`lemü-lcehra mine-lḳavli veya`lemü mâ tektümûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, açıkça söylenen sözleri de bilir, gizlediklerinizi de bilir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 110. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 111. ayet. وَإِنْ أَدْرِى لَعَلَّهُۥ فِتْنَةٌ لَّكُمْ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٍ

    vein edrî le`allehû fitnetül leküm vemetâ`un ilâ ḥîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bilemem, belki o dipnot 1 bir sınav ve sizin için belli bir zamana kadar yararlanmadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Erteleme.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 111. ayet

  15. Enbiyâ suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 112. ayet. قَٰلَ رَبِّ ٱحْكُم بِٱلْحَقِّ وَرَبُّنَا ٱلرَّحْمَٰنُ ٱلْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ

    ḳâle rabbi-ḥküm bilḥaḳḳ. verabbüne-rraḥmânü-lmüste`ânü `alâ mâ teṣifûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dedi ki: "Rabb'im! Aramızda Hakk ile hükmet. Ve Rabb'imiz, yakıştırmalarınıza karşı yardım istenecek Rahman'dır." dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rahmeti bol olandır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 112. ayet