Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 88. ayet

Enbiyâ suresi, 88. ayet. فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَنَجَّيْنَٰهُ مِنَ ٱلْغَمِّ وَكَذَٰلِكَ نُـۨجِى ٱلْمُؤْمِنِينَ

festecebnâ lehû venecceynâhü mine-lgamm. vekeẕâlike nünci-lmü'minîn.

Diyanet İşleri

Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 85–91 · surenin 88. ayeti / 112

Konu Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem Enbiyâ 78–91 3

  1. Enbiyâ 85

    İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi.

  2. Enbiyâ 86

    Onları da rahmetimizin içine soktuk. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi.

  3. Enbiyâ 87

    Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, "Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum" diye dua etti.

  4. 88

    Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.

  5. Enbiyâ 89

    Zekeriya'yı da hatırla. Hani o, Rabbine, "Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın" diye dua etmişti.

  6. Enbiyâ 90

    Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya'yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.

  7. Enbiyâ 91

    Irzını korumuş olan kadını da (Meryem'i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da alemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 87–88. ayetler için yazılmıştır.

87-88. Yani kulumuz ve rasûlümüz olan, “balık sahibi” anlamına gelen Zünnun’u, yani Yunus’u da an. Ondan güzel övgü ile söz et, onu güzel bir şekilde yad et. Allah, onu kavmine peygamber olarak göndermiş, onları davet ettiği halde iman etmemişlerdi. Yunus aleyhisselam da bir süre tayin edip o zaman başlarına azabın geleceğini söyleyerek onları uyarmıştı. Azap da onlara yaklaşmış ve onu gözleri ile görmüşlerdi. O vakit hep birlikte Yüce Allah’a yöneldiler, yalvara yakara tevbeye sarıldılar. Allah da şu buyruğunda belirttiği gibi onlardan azabı kaldırdı: “İman edip de imanı kendisine fayda sağlayan bir ülke halkı olsaydı ya! Yunus’un kavmi bundan müstesnadır. Onlar iman edince üzerlerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırıp giderdik ve onları bir süreye kadar faydalandırdık.” (Yunus, 10/98) Yine bir başka yerde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Biz onu yüz bin hatta daha fazla kimseye gönderdik. Onlar imana geldiler. Biz de onları bir zamana kadar faydalandırdık.” (es-Sâffât, 37/147-148) Bu büyük ümmetin Yunus’un daveti ile iman etmesi onun, en büyük faziletlerindendir. Ama o, bir vakit öfkelenerek gitmiş ve Yüce Allah’ın bize Kitabında sözünü etmediği ve esasen bizim de bilmeye ihtiyacımız bulunmayan bir hata dolayısı ile Rabbinden izin almadan kavminden ayrılmıştı. Zira Yüce Allah, onun hakkında şöyle buyurmaktadır: “Hani kaçıp o yüklü gemiye binmişti... Kınanmış bir halde iken balık onu yuttu.” (es-Sâffât, 37/140-142) Yani o kendisi sebebi ile kınandığı bir iş yapmıştı. Anlaşıldığı kadarıyla bu iş, Allah'ın kendisine izin vermesinden önce onun bu şekilde acele etmesi ve kavmine kızıp gitmesi idi. O, Yüce Allah’ın kendisini sıkıştırmayacağını, yani balığın karnında onu zora sokmayacağını sanmıştı. Yahut da bu şekilde Yüce Allah’tan kaçabileceğini aklından geçirmişti ki Allah’ın kâmil kullarının bu şekilde gelip geçici, sabit olmayan bir düşünceye kapılmalarına bir mani yoktur. Derken Yunus bazı kimselerle birlikte gemiye bindi. Gemidekiler, hepsi gemide kalacak olurlarsa boğulacaklarından endişeye kapıldıkları sırada aralarından denize kimi atacaklarını tespit etmek için kura çektiler. Kura Yunus’a isabet edince onu attılar. Bir balık da onu yuttu ve Yunus ile birlikte denizin karanlıklarında kaybolup gitti. İşte bu karanlıklar içerisinde Yunus: “Senden başka (hak) ilâh yoktur, seni tehzih ederim. Gerçekten ben zulmedenlerden oldum” diye seslenmiş, niyaz etmişti. Bu sözleri ile Yüce Allah’ın uluhiyetinin kemâlini dile getirmiş, O’nu her türlü eksiklik, kusur ve zatına yakışmayan noksanlıklardan tenzih etmiş, zalimlik ettiğini ve suç işlediğini böylelikle itiraf etmişti. Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Eğer o, gerçekten tesbih edenlerden olmasaydı (insanların) diriltilecekleri güne kadar (o balığın) karnında kalırdı.” (es-Saffat, 37/143-144) “Biz de duasını kabul edip kendisini sıkıntıdan kurtarmıştık;” yani içine düştüğü bu sıkıntıdan kurtarmıştık. “Biz mü’minleri işte böyle kurtarırız.” Bu, herhangi bir keder ve sıkıntıya düşen her mü’mini -imanı sebebi ile- Allah'ın, -Yunus aleyhisselam’a yaptığı gibi- o keder ve sıkıntıdan kurtaracağına, o sıkıntısını açıp gidereceğine dair bir vaat ve müjdedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Duasına icabet ettik ve karanlıklardan, balinanın karnından çıkarmak suretiyle onu şiddetli sıkıntılardan kurtardık. Yunus'u bu sıkıntılarından kurtardığımız gibi, sıkıntıya düştüklerinde Allah'a yalvaran Müminleri de kurtarırız.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَٱسْتَجَبْنَا festecebna biz de kabul ettik kök: جوب
  2. لَهُۥ lehu onu(n du'asını)
  3. وَنَجَّيْنَـٰهُ ve necceynahu ve onu kurtardık kök: نجو
  4. مِنَ mine
  5. ٱلْغَمِّ ۚ l-gammi tasadan kök: غمم
  6. وَكَذَٰلِكَ ve kezalike işte böyle
  7. نُـۨجِى nunci biz kurtarırız kök: نجو
  8. ٱلْمُؤْمِنِينَ l-mu'minine inananları kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: غمم (11 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…

  • Aynı kök: جوب (43 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    (Ey Muhammed!) Nuh'u da hatırla. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek, kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan)…

  • Aynı kök: جوب (43 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    (İbrahim'in) kavminin cevabı, "Onu öldürün veya yakın" demekten ibaret oldu. Allah da onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Yunus'un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yunus'un kavmi) iman edince,…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde,…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Şüphesiz Yunus da peygamberlerdendi.

  • Aynı kök: غمم (11 geçiş)

    Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…

  • Aynı kök: غمم (11 geçiş)

    Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar?…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz de onun bu duasına cevap vermiş ve (içine düştüğü) sıkıntıdan onu kurtarmıştık. Biz, müminleri işte böyle kurtarırız. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Sâffât 37:139-142; Kalem 68:48-50.

Mustafa İslamoğlu

Bunun ardından Biz de onun yakarışını kabul ettik ve onu içine düştüğü sıkıntıdan kurtardık: işte Biz, inanıp güvenenleri böyle kurtarırız.

Muhammed Esed

Bunun üzerine, Biz de onun bu yakarışına karşılık vermiş ve onu düştüğü bunalımdan, sıkıntıdan kurtarmıştık. İnananları Biz işte böyle kurtarırız.

Ahmed Hulusi

Biz de Ona icabet ettik! Kendisini içine düştüğü bunalımdan kurtardık! İman edenleri işte böyle kurtarırız.

Ali Bulaç

Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte biz, iman edenleri böyle kurtarırız.

Ali Özek ve heyeti

Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, Ona yanıt verdik ve üzüntüden kurtardık. İnananları, işte böyle kurtarırız. dipnot 266

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 266
    Yunus peygamberin balığın karnından yakarışı, Tevrat ve İncil ayetlerinde, şöyle yazılıdır: Tevrat,
    Yunus 2:1-10 — Eski Ahit, Yunus; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Yunus 2:1

    Yunus balığın karnından Tanrısı RABbe şöyle dua etti:

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ; "Yunus, balığın karnından, Allahı Rabbe, şöyle yakarışta bulundu: ‘Gözlerinin önünden kovuldum. Yine de senin kutsal tapınağına bakacağım. Ya Rab! Soluğum tükenince seni andım; yakarışım sana, kutsal tapınağına erişti; kurtuluş senden gelir!' Rab, balığa buyruk verdi ve balık Yunus'u karaya kustu." İncil,
    Matta 12:40 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

    Yeni Ahit · Matta 12:40

    Yunus, nasıl üç gün üç gece o koca balığın karnında kaldıysa, İnsanoğlu da üç gün üç gece yerin bağrında kalacaktır.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ; "Yunus, üç gün üç gece balığın karnında nasıl kaldıysa, insanoğlu da üç gün üç gece yerin bağrında öyle kalacaktır!"

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine onun da duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.

Edip Yüksel

Yalvarışına karşılık verdik ve onu üzüntüden kurtardık. İman edenleri işte böyle kurtarırız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yalvarışına karşılık verdik ve onu üzüntüden kurtardık. İnananları işte böyle kurtarırız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz de duasını kabul ettik, kendisini üzüntüden kurtardık ve işte müminleri böyle kurtarırız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisini gamden kurtardık ve işte mü'minleri böyle kurtarırız

Erhan Aktaş

Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte inananları böyle kurtarırız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte inananları böyle kurtarırız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte inananları böyle kurtarırız.

Gültekin Onan

Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte biz inançlıları da böyle kurtarırız.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine biz de onu (n bu duasını) kabul etdik, kendisini gamdan selamete erdirdik. İşte biz iman edenleri böyle kurtarırız.

İbni Kesir

Biz de onun duasını kabul edip üzüntüden kurtarmıştık. İşte inananları böyle kurtarırız.

Mehmet Alagaş

(85-93) İsmail ve İdris ve Zelkifl i, hepsi de sabredenlerdendi , onları rahmetimize dahil ettik , kesinlikle onlar salihlerdendi. Zennun (Yunus), öfkeli bir şekilde gitti / terk etti, aleyhine bir şey takdir edemeyeceğimizi zannetti. Karanlıkta iken bize “Senden başka ilah yoktur seni üstün tutarım ben zalimlerden oldum” diye seslendi , biz de O’na icabet ettik onu gamdan kederden kurtardık, biz inananları böyle kurtarırız. Zekeriya, bir vakit o da Rabbine “Beni fert olarak / tek bir birey olarak bırakma, sen en hayırlı varissin” diye seslendi , O’na da icabet ettik ve ona Yahya’yı hibe ettik , eşini de / zevcesini de ıslah ettik, onlar hayırlarda yarışırlardı / hayır peşinde koşarlardı, ümit ve korku içinde bize dua ederlerdi, bizden ürperirlerdi. Öyle ki O’na (İsa’nın annesi Meryem) ırzını / ferşini koruyana, ruhumuzdan üfledik, O’nu ve oğlunu alemlere ayet yaptık. İşte bu sizin bir olan toplu munuz / ümmetiniz (tüm bu verilen örnek şahsiyetler) ve ben de sizin Rabbinizim bana ibadet edin. Yapmaları gereken işlerini / emirlerini kesip parçaladılar hepsi bize dönücüdürler. 94, İMAN EDENLERİN SALİH AMELLERİ KAYDEDİLİR DİĞERLERİ KAYDA GİRMEZ) Kim bir ıslah edici amel yaparsa ve de müminse (Mümin olmak amel kaydı için gerekli ilk şart) onun yaptıkları yok sayılmayacaktır, biz onu kesinlikle yazıyoruz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz Müminleri böyle kurtarırız.

Süleyman Ateş

Biz de onun du'asını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz, inananları böyle kurtarırız.

Süleymaniye Vakfı

İsteğini kabul ettik ve onu da üzüntüsünden kurtardık. İnanıp güvenenleri işte böyle kurtarırız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ona da olumlu cevap verdik ve üzüntüsünden kurtardık. İnanıp güvenenleri işte böyle kurtarırız.

Şaban Britch

Onun duasını kabul ettik. Onu kederden kurtardık. İşte müminleri böyle kurtarırız.

Şaban Piriş

Onun duasını kabul ettik. Onu üzüntüden kurtardık. İşte müminleri böyle kurtarırız.

Yaşar Nuri Öztürk

Hemen imdadına yetiştik. Gamdan kurtardık onu. İnananları işte böyle kurtarırız biz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And there, We responded favourably to him and delivered him from the sorrow and the distress, for thus do We save those whose hearts reflect the image of religious and spiritual virtues.

Abdul Haleem

We answered him and saved him from distress: this is how We save the faithful.

Abdullah Yusuf Ali

So We listened to him: and delivered him from distress: and thus do We deliver those who have faith.

Abul A'la Maududi

Thereupon We accepted his prayer, and rescued him from grief. Thus do We rescue the believers.

Aisha Bewley

We responded to him and rescued him from his grief. That is how We rescue the muminun.

Al-Hilali & Khan

So We answered his call, and delivered him from the distress. And thus We do deliver the believers (who believe in the Oneness of Allâh, abstain from evil and work righteousness).

Ali Quli Qarai

So We answered his prayer and delivered him from the agony; and thus do We deliver the faithful.

Amatul Rahman Omar

So We heard his prayer and We delivered him from grief, and in this way do We deliver the (true) believers.

Arthur John Arberry

So We answered him, and delivered him out of grief; even so do, We deliver the believers.

Bijan Moeinian

I answered his call and saved him from sorrow. Thus I help the believers.

E. Henry Palmer

And we answered him, and saved him from the trouble. Thus do we save believers!

Edip-Layth

So We responded to him and We saved him from distress. It is such that We save those who acknowledge.

George Sale

Wherefore We heard him, and delivered him from affliction: For so do We deliver the true believers.

Hamid S. Aziz

And remember Zun-nun (the man of the Whale, Jonah), when he went away in wrath and thought that We had no power over him; but he cried out in the darkness, "There is no God but Thou, celebrated be Thy praise! Verily, I was of the wrong!"

Mahmoud Ghali

So We responded to him and safely delivered him from suffering; and thus do We deliver the believers.

Marmaduke Pickthall

Then we heard his prayer and saved him from the anguish. Thus we save believers.

Mohamed Ahmed - Samira

We heard his cry, and saved him from the anguish. That is how We deliver those who believe.

Muhammad Asad

And so We responded unto him and delivered him from [his] distress: for thus do We deliver all who have faith.

Mustafa Khattab

So We answered his prayer and rescued him from anguish. And so do We save the ˹true˺ believers.

Progressive Muslims

So We responded to him and We saved him from distress. And it is such that We save the faithful.

Rashad Khalifa

We responded to him, and saved him from the crisis; we thus save the believers.

Sahih International

So We responded to him and saved him from the distress. And thus do We save the believers.

Sam Gerrans

So We responded to him, and delivered him from distress. And thus do We deliver the believers.

Shabbir Ahmed

And so We responded to him and saved him from grief. Thus We save from grief those who believe in Our Laws.

Syed Vickar Ahamed

So We listened to him: And delivered him from (his) difficulty: And like this We save and rescue those who have faith.

Taqi Usmani

So We responded to him and rescued him from the distress. And this is how We rescue the believers.

The Monotheist Group

So We responded to him and We saved him from distress. And it is such that We save the faithful.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 88. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 88. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 88. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩