Enbiyâ suresi · 78–91. ayetler

Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Enbiyâ suresi, 78. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 78. ayet. وَدَاوُۥدَ وَسُلَيْمَٰنَ إِذْ يَحْكُمَانِ فِى ٱلْحَرْثِ إِذْ نَفَشَتْ فِيهِ غَنَمُ ٱلْقَوْمِ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَٰهِدِينَ

    Diyanet İşleri

    Davud ile Süleyman'ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.

    Mehmet Okuyan

    Davud'u ve Süleyman'ı da (an)! Hani içinde halkın koyunlarının yayıldığı bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Biz onların hükmüne şahittik. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Sâd 38:22-23.

    Mustafa İslamoğlu

    Davud ve Süleyman'ı da (gündeme taşı)! Hani o ikisi, bir topluluğa ait çobansız ve dağınık koyun sürüsünün gece yayıldığı tarla konusunda karar vereceklerdi; ve Biz de onların kararına şahit idik;

    Muhammed Esed

    Ve Davud ile Süleyman(ı da an): Hani bu ikisi, bir topluluğa ait koyun sürüsünün geceleyin girip otladığı bir ekin hakkında hüküm vereceklerdi ve Biz de o'nların bu hükümlerine tanık idik;

    Ahmed Hulusi

    Davud ile Süleyman'ı da (an). . . Hani o ikisi, o ekin hakkında hüküm veriyorlardı. . . Hani bir topluluğun koyunları (geceleyin) ekinin içinde (onları yemek için) yayılmıştı. . . Biz onların hükümlerinin şahitleriydik.

    Ali Bulaç

    Davud ve Süleyman da; hani kavmin hayvanlarının içine girip yayıldığı ekin tarlaları konusunda hüküm yürütüyorlardı. Biz onların hükmüne şahid idik.

    Ali Özek ve heyeti

    Davud ve Süleyman'a da (yardım etmiştik). Bir zaman, bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Bir grup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.

    Ali Rıza Safa

    Davut ve Süleyman, bir toplumun koyunlarının girip otladığı ekinlik hakkında yargı veriyorlardı. Onların bu yargılarına, Biz de tanık olduk.

    Bayraktar Bayraklı

    Davud ve Süleyman'ı da hatırla! Bir zaman bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Bir grup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir durumda bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.

    Edip Yüksel

    Davut ve Süleyman da... Bir defasında, halkın koyunlarının yayıldığı birilerinin ekini hakkında hüküm veriyorlardı. Biz onların kararına tanık olduk.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Davut ve Süleyman da... Bir defasında, halkın koyunlarının yayıldığı birilerinin ekini hakkında hüküm veriyorlardı. Biz onların kararına tanık olduk.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Davud ile Süleyman'ı da. Hani ikisi de ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Hani bir kavmin davarları ekin içinde geceleyin yayılmıştı; Biz de hükümlerine şahittik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Davud ile Süleymanı da, o vakit ki ikisi de hars hakkında huküm veriyorlardı, o vakıt ki ekinde geceleyin kavmin davarı yayılmıştı, biz de hukümlerine şahid idik

    Erhan Aktaş

    Hani Davud ve Süleyman, halkın koyunlarının yayıldıkları ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz, onların hükümlerine tanıktık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani Davud ve Süleyman, halkın koyunlarının yayıldıkları ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz, onların hükümlerine tanıktık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani Davud ve Süleyman, halkın koyunlarının, içinde yayıldıkları ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz, onların hükümlerine tanıktık.

    Gültekin Onan

    Davud ve Süleyman da; hani kavmin hayvanlarının içine girip yayıldığı ekin tarlaları konusunda hüküm yürütüyorlardı. Biz onların hükmüne şahid idik.

    Hasan Basri Çantay

    Davudu ve Süleymanı da (hatırla). Hani onlar ekin (yahud bağ mes'elesi) hakkında hüküm veriyorlardı. Hani kavmin davarı (geceleyin çobansız olarak ekinin, yahud bağın) içinde yayılmış (zarar yapmış) di. Onların (verdikleri) hükmün biz şahidleri idik.

    İbni Kesir

    Davud ve Süleyman'a da. Hani kavmin koyunlarının yayıldığı bir ekin hakkında hüküm veriyorlarken; Biz, onların hükmüne şahidlerdik.

    Mehmet Alagaş

    (78-82) Davud ve Süleyman bir vakit ekin hakkında her ikisi de hüküm veriyordu. Bir kavmin koyunları o ekinde yayılmıştı / otlamıştı. Biz de onların hüküm verişlerine şahit oluyor idik. Süleyman’a onu bellettirdik / kavrattık / fehim ettirdik. Hepsine hüküm ve ilim verdik, Davut’a beraberindeki tespih eden dağları ve kuşları emre amade kıldık, bizler yapanız. Savaşın sertliğinden sizi koruması için, Ona zırh yapabilme sanatını öğrettik, teşekkür etmeyecek misiniz? Süleyman’a şiddetli esen rüzgârı verdik , bereket ve rdiğimiz arzda emri ile cereyan ediyordu , biz her şeyi bileniz , Onun için şeytanlardan dalgıç olanlar vardı, bunun dışında başka amellerde işliyorlardı, biz onlara muhafız idik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Davûd ile Süleyman’ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.

    Süleyman Ateş

    Davud ile Süleyman'ı da (an); hani onlar, toplumun davarının yayıldığı bir ekin hakkında hükmediyorlardı, biz de onların hükümlerine tanık idik.

    Süleymaniye Vakfı

    Davut ve Süleyman… Bir ekin ile ilgili karar veriyorlardı. Bir topluluğun koyun ve keçileri geceleyin orada yayılmıştı. Biz de onların kararlarının şahidi idik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Davut ile Süleyman da bir gün bir ekin tarlası ile ilgili karar veriyorlardı. Bir topluluğun davarları orada yayılmışlardı. Biz de onların kararlarının şahidi idik.

    Şaban Britch

    Davud ve Süleyman’ı da an. Hani onlar, bir topluluğa ait koyun sürüsünün içine girip yayıldığı ekin (tarlaları) hakkında hüküm veriyorlardı. Biz, onların verdiği hükme de şahittik.

    Şaban Piriş

    Davud ve Süleyman'ı da hatırla.. Hani onlar, bir grup insanın koyun sürüsünün içine girip yayıldığı ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz, onların verdiği hükme de şahittik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve Davud ile Süleyman... Hani, halkın davarının yayıldığı ekinler hakkında hüküm veriyorlardı da biz hükümlerine tanıklar olmuştuk.

  2. Enbiyâ suresi, 79. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 79. ayet. فَفَهَّمْنَٰهَا سُلَيْمَٰنَ وَكُلًّا ءَاتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًا وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُۥدَ ٱلْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَٱلطَّيْرَ وَكُنَّا فَٰعِلِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz hüküm vermeyi Süleyman'a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davud ile birlikte, Allah'ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.

    Mehmet Okuyan

    Böylece bunu (bu fetvayı) Süleyman'a biz öğretmiştik. Biz onların hepsine doğru hüküm verme yeteneği ve ilim vermiştik. Kuşları ve tesbih eden (yücelten) dağları da Davud'a boyun eğdirmiştik. dipnot 1 (Bunları) biz yapmaktayız.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Neml 27:16-17; Sebe' 34:10; Sâd 38:18-20.

    Mustafa İslamoğlu

    fakat bu davada Süleyman'a (daha) derin bir kavrayış vermiştik. Bununla beraber Biz, her birine sağlam bir muhakeme ve seçip ayırma yeteneği kazandıran bir bilgi tasavvuru bahşettik. Zaten Davud ile birlikte, emrimize amade kıldığımız dağlar da O'nun kudret ve ihtişamını dillendiriyordu, kuşlar da... Zira Biz, her zaman istediğimizi gerçekleştiririz.

    Muhammed Esed

    ve bu olayda Süleyman'ın dava konusunu (daha derinden) anlamasını sağladık; bununla birlikte, Biz her ikisine de sağlam bir muhakeme gücü ve ilim bahşetmiştik. Bizim sınırsız kudret ve yüceliğimizi anarken, dağı taşı ve kuşları Davud'un çağrısına boyun eğdirdik; ve Biz (dilediğimiz her şeyi) yapabilme kudretine sahibiz.

    Ahmed Hulusi

    Biz Süleyman'ı bu konuda anlayışlı kıldık! Her birine bir hüküm ve bir ilim verdik. Davud da tespih ederken, dağları ve kuş cinsini hizmetine verirdik. . . Failler biz idik.

    Ali Bulaç

    Biz bunu (hükmü) Süleyman'a kavrattık, her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. (Bunları) Yapanlar biz idik.

    Ali Özek ve heyeti

    Böylece bunu (bu fetvayı) Süleyman'a biz anlatmıştık. Biz, onların her birine hüküm (hükümdarlık, peygamberlik) ve ilim verdik. Kuşları ve tesbih eden dağları da Davud’a boyun eğdirdik. (Bunları) biz yapmaktayız.

    Ali Rıza Safa

    Süleyman'a, onu kavrattık. Her birine, hem bilgelik hem de bilgi verdik. Davut ile birlikte övgülerle yüceltmeleri için, dağları ve kuşları boyun eğdirdik. Çünkü Biz, yaparız.

    Bayraktar Bayraklı

    Böylece hükmü Süleyman'a biz anlatmıştık. Her ikisine de sağlam bir muhakeme gücü ve ilim vermiştik. Kuşları ve tesbih eden dağları da Davud'a boyun eğdirdik. Biz her şeyi yaparız.

    Edip Yüksel

    Süleyman'a, doğru anlama yeteneği bağışladık. Her birine bilgi ve bilgelik verdik. Davud'un emrine dağları ve kuşları verdik. Biz bunları yapmıştık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Süleyman'a, doğru anlama yeteneği bağışladık. Herbirine bilgi ve bilgelik verdik. Davud'un emrine dağları ve kuşları verdik. Biz bunları yapmıştık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derhal onu Süleyman'a anlattık; bununla beraber herbirine bir hüküm ve bir ilim vermiştik. Dağları Davud'un emrine amade kılmıştık, kuşlarla beraber tesbih ediyorlardı; Biz bunları yaparız!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derhal onu Süleymana anlattık, bununla beraber her birine bir huküm ve bir ılim vermiştik ve Davudun maıyyetinde dağları müsahhar kılmıştık, kuşlarla beraber tesbih ediyorlardı ve biz bunları yaparız

    Gültekin Onan

    Biz bunu (hükmü) Süleyman'a kavrattık (fefehhemnaha), her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birtikte tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. (Bunları ) Yapanlar biz idik.

    Hasan Basri Çantay

    Biz onu (n fetvasını) hemen Süleymana anlatmışdık. (Zaten) biz, her birine hüküm, ve ilim vermişdik. Dağları ve kuşları, Davud ile birlikde tesbih etmek üzere, ram etmişdik. (Bütün bunları) yapanlar bizdik.

    İbni Kesir

    Biz bu hükmü hemen Süleyman'a belletmiştik. Her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye dağları ve kuşları buyruk altına aldık. Bunları yapanlar Bizdik.

    Mehmet Alagaş

    (78-82) Davud ve Süleyman bir vakit ekin hakkında her ikisi de hüküm veriyordu. Bir kavmin koyunları o ekinde yayılmıştı / otlamıştı. Biz de onların hüküm verişlerine şahit oluyor idik. Süleyman’a onu bellettirdik / kavrattık / fehim ettirdik. Hepsine hüküm ve ilim verdik, Davut’a beraberindeki tespih eden dağları ve kuşları emre amade kıldık, bizler yapanız. Savaşın sertliğinden sizi koruması için, Ona zırh yapabilme sanatını öğrettik, teşekkür etmeyecek misiniz? Süleyman’a şiddetli esen rüzgârı verdik , bereket ve rdiğimiz arzda emri ile cereyan ediyordu , biz her şeyi bileniz , Onun için şeytanlardan dalgıç olanlar vardı, bunun dışında başka amellerde işliyorlardı, biz onlara muhafız idik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davûd ile birlikte, Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.

    Süleyman Ateş

    O hükmü Süleyman'a bellettik. Onların hepsine de hükümdarlık ve bilgi verdik. Davud'a dağları ve kuşları boyun eğdirdik, onunla beraber tesbih ediyorlardı. Biz (bunları) yaparız.

    Süleymaniye Vakfı

    İkisine de ilim dipnot 1 ve doğru karar verme yeteneği verdiğimiz halde kararı Süleyman'ın vermesini sağladık. Dağları ve kuşları da Davud'un emrine verdik; onunla beraber tesbih (ibadet) ederlerdi. Bunları yapan bizdik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İkisine de ilim ve hikmet verdiğimiz halde doğru kararı Süleyman'ın bulmasını sağlamıştık. Dağları ve kuşları da Davut'un emrine vermiştik; onunla birlikte ibadet (tesbih ederlerdi) dipnot 1 . Bunları yapan Bizdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ..

    Şaban Britch

    Biz bunu (yargılamayı) Süleyman'a kavrattık. Her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye dağları ve kuşları hizmetine verdik. Bunları yapan biz idik.

    Şaban Piriş

    Onu Süleyman'a belletmiştik. Her birine hikmet ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye dağları ve kuşları hizmetine verdik. Bunları yapan biz idik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu Süleyman'a derhal kavrattık. Herbirine hükümdarlık ve bilgi verdik. Davud'a dağları boyun eğdirdik. Kuşlarla beraber tespih ediyorlardı. Yapmak isteyince yapanlarız biz.

  3. Enbiyâ suresi, 80. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 80. ayet. وَعَلَّمْنَٰهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَّكُمْ لِتُحْصِنَكُم مِّنۢ بَأْسِكُمْ فَهَلْ أَنتُمْ شَٰكِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Bir de Davud'a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Biz ona, sizi korku ve zilletten kahredecek her belaya karşı koruyacak (manevi) savunma araçları geliştirmeyi öğrettik: Hal böyleyken siz (gereği gibi) şükrediyor musunuz?

    Muhammed Esed

    Ve sizin için o'na, sizi her türlü korkuya karşı (Allah'a karşı sorumluluk bilinci giysisiyle) zırhlandıracak (üstün) bir korunma sanatı öğrettik; peki, (bütün bunlar için) şükrediyor musunuz?

    Ahmed Hulusi

    Ona (Davud'a), sizin için, savaş sıkıntılarınızdan sizi korusun diye, zırh yapma sanatını talim ettik. . . İmdi siz şükrediyor musunuz?

    Ali Bulaç

    Ve sizin için ona, zorlu savaşınızda sizi korusun diye, '(madeni) giyim sanatını' öğrettik. Buna rağmen siz şükredenler misiniz?

    Ali Özek ve heyeti

    Ona, savaş sıkıntılarınızdan sizi koruması için zırh yapmayı öğrettik. Artık şükredecek misiniz?

    Ali Rıza Safa

    Ve güçlü çarpışlardan sizi koruması amacıyla, zırh yapma sanatını, sizin için Ona öğrettik. Artık, şükrediyor musunuz? dipnot 264

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 264
      İşte, bir bilgi ayeti: Gökyüzü ile yeryüzü arasında her gün sekiz milyon kez oluşan durağan elektrik boşalmalarına yıldırım denilir. Özellikle, uzay sanayi, savunma sanayi, fabrikalar, yüksek yapılar, köprüler, yakıt birikim yapıları ve uçaklar yıldırımın etkisinde kalırlarsa, etkilediği yerdeki sıcaklığı otuz bin dereceye dek yükselten yüz milyonlarca volt elektrik boşalmasından çok büyük yıkımlara uğrarlar. Bu yüksek gerilimli elektrik akımının etkisinden korunmak için, iletken metal tellerden kafes biçiminde ağ gibi örülmüş bir zırhtan yararlanılır. Böylece, yüksek gerilimli elektrik akımı, kafes biçimindeki zırhın bir yönünden girer; kafesleri dolaşarak diğer yönünden çıkar. 34:11 ayetinde de tekrarlanan ve yapımının "Sanat" olduğu bildirilen zırhın, günümüzde Faraday Kafesi olarak isimlendirilen örgü zırh olması büyük olasılıktır. Kur'an'ın 21:Enbiya, 27:Neml, 34:Sebe ve 38:Sad surelerinde bildirildiğine göre, Davut ve Süleyman peygamberler; rüzgarları ve dağları yöneten, cinlerden ve kuşlardan orduları olan, dalgıçlar çalıştıran, başka ülkedeki bir eşyayı göz açıp kapayıncaya dek getirebilecek olanaklar verilmiş olan, görkemli saraylarında eşsiz sanat eserleri bulunduran, demir ve bakır madenlerini işleyen, derin havuzlar ve dev boyutlu kazanlar yaptıran, Allah tarafından üstün bilgilerle donatılmış ve kimsenin erişemeyeceği bir yönetim gücü verilmiş olan peygamberlerdir. Üstün bilgi ve yüksek yapımbilimi gerektiren işler gerçekleştirdiğini Kur'an ayetlerinden öğrendiğimiz ve M.Ö. onuncu yüzyılda yaşadıkları varsayılan Davut ve Süleyman peygamberler, yakın çağ bilim insanlarının ancak M.S. on dokuzuncu yüzyılda; tam üç bin yıl sonra yeniden keşfedebildiği bu zırh düzenini, rüzgar santralleri veya uzay istasyonları gibi yüksek yapımbilimiyle çalışan kuruluşları yıldırımın güçlü çarpışlarından korumak amacıyla mı kullanıyorlardı acaba? Bu olağanüstü bilgi ayetine sözcükler eklenerek sıradan anlamlar yüklenmesi konusunda, 34:11 ayetinin dipnotunda ve önyazıların altıncı bölümünde bilgi verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Davud'a, sizi her türlü korkuya karşı koruması için zırh yapmayı öğrettik. Bütün bunlar için şükrediyor musunuz?

    Edip Yüksel

    Ve sizi savaşlarınızda korusun diye ona zırh yapmayı öğrettik. Artık şükreder misiniz?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve sizi savaşlarınızda korusun diye ona zırh yapmayı öğrettik. Artık şükreder misiniz?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de ona sizin için, sizi savaşınızın şiddetinden korusun diye giyecek sanatını öğretmiştik; şimdi siz şükrünü yerine getiriyor musunuz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de ona sizin için sizi harbinizin şiddetinden korusun diye giyecek san'atı ta'lim etmiştik, şimdi siz şükrüne eda ediyor musunuz?

    Erhan Aktaş

    Ona; sizi, sizin şiddetinizden koruyacak elbise dipnot 1 yapma sanatını öğrettik. Öyleyse şükredenler misiniz?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zırh.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ona; sizi, sizin şiddetinizden koruyacak elbise dipnot 1 yapma sanatını öğrettik. Öyleyse şükredenler misiniz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zırh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona; sizi, sizin şiddetinizden koruyacak elbise dipnot 1 yapma sanatını öğrettik. Öyleyse şükredenler misiniz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zırh.

    Gültekin Onan

    Ve sizin için ona, zorlu savaşınızda sizi korusun diye, '(madeni) giyim sanatını' öğrettik. Buna rağmen siz şükredenler misiniz?

    Hasan Basri Çantay

    Biz ona sizin için, sizin muhaarebenizin şiddetinden korumak için giyecek (zırh) san'atını öğretdik. Şimdi siz (bundan dolayı) şükredenler misiniz?

    İbni Kesir

    Biz, ona; sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik. Artık şükreder misiniz?

    Mehmet Alagaş

    (78-82) Davud ve Süleyman bir vakit ekin hakkında her ikisi de hüküm veriyordu. Bir kavmin koyunları o ekinde yayılmıştı / otlamıştı. Biz de onların hüküm verişlerine şahit oluyor idik. Süleyman’a onu bellettirdik / kavrattık / fehim ettirdik. Hepsine hüküm ve ilim verdik, Davut’a beraberindeki tespih eden dağları ve kuşları emre amade kıldık, bizler yapanız. Savaşın sertliğinden sizi koruması için, Ona zırh yapabilme sanatını öğrettik, teşekkür etmeyecek misiniz? Süleyman’a şiddetli esen rüzgârı verdik , bereket ve rdiğimiz arzda emri ile cereyan ediyordu , biz her şeyi bileniz , Onun için şeytanlardan dalgıç olanlar vardı, bunun dışında başka amellerde işliyorlardı, biz onlara muhafız idik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bir de Davûd’a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?

    Süleyman Ateş

    Ona, sizi, savaşın şiddetinden korumak için zırh yapmayı öğretmiştik. Ama siz şükrediyor musunuz ki?

    Süleymaniye Vakfı

    Davud'a, (saldırıda) alacağınız darbelere karşı sizi koruyacak zırhlı elbise yapmayı da öğretmiştik dipnot 1 . Artık şükredersiniz / görevinizi yerine getirirsiniz, değil mi?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizi darbelere karşı korusun diye zırhlı elbise yapma sanatını da Davud'a öğretmiştik. Artık görevlerinizi yerine getirirsiniz, değil mi dipnot 1 ?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ..

    Şaban Britch

    O’na sizi savaş sıkıntısından koruması için zırh yapmayı öğrettik. Peki siz, şükrediyor musunuz?

    Şaban Piriş

    O'na sizi savaşta koruması için zırh yapma sanatını öğrettik. Peki siz, şükrediyor musunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ona, sizi sizin şiddetinizden koruyacak olan zırh yapma sanatını öğrettik. Peki siz şükrediyor musunuz?

  4. Enbiyâ suresi, 81. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 81. ayet. وَلِسُلَيْمَٰنَ ٱلرِّيحَ عَاصِفَةً تَجْرِى بِأَمْرِهِۦٓ إِلَى ٱلْأَرْضِ ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا وَكُنَّا بِكُلِّ شَىْءٍ عَٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Süleyman'ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.

    Mustafa İslamoğlu

    Kendisini bereketli kıldığımız ülkeye doğru esip O'nun emriyle (çalışan gemileri) yüzdürsün diye şiddetli rüzgarları Süleyman'a (amade kıldık): zira Biziz her şeyin (yasasına) vakıf olan.

    Muhammed Esed

    Kutlu ülkeye doğru o'nun buyruğuyla esip gitsin diye o zorlu rüzgarı Süleyman'ın buyruğuna (Biz verdik); çünkü her şeyin aslını bilen Biziz.

    Ahmed Hulusi

    Süleyman'a da fırtınayı boyun eğdirdik. . . Onun (Süleyman'ın) hükmüyle, içinde bereketler oluşturduğumuz bölgeye doğru eserdi! Biz, her şeyde bilen biziz.

    Ali Bulaç

    Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.

    Ali Özek ve heyeti

    Süleyman'ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz herşeyi biliriz.

    Ali Rıza Safa

    Ve Süleyman'a, ongun yerlere Onun buyruğuyla esip gitmesi için güçlü bir rüzgar verdik. Çünkü Biz, her şeyi biliriz.

    Bayraktar Bayraklı

    Süleyman'ın emrine de zorlu rüzgarı verdik. Onun emriyle, içinde bereketler yarattığımız ülkeye doğru eserdi. Biz her şeyi biliriz.

    Edip Yüksel

    Süleyman'a da, bereketli kıldığımız topraklara doğru esen boranın kumandasını verdik. Biz her şeyi iyi biliriz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Süleyman'a da, bereketli kıldığımız topraklara doğru esen boranın kumandasını verdik. Biz her şeyi iyi biliriz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Süleyman için de, bereketli kıldığımız yere doğru emriyle esip giden şiddetli rüzgarı verdik; Biz herşeyi biliriz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Süleyman için de şiddetli rüzgarı ki o içine bereketler verdiğimiz Arza emriyle cereyan ediyordu ve biz her şeyi biliriz

    Erhan Aktaş

    e şiddetli esen rüzgar Süleyman içindi. Onun isteğine uygun şekilde bereketli yerlere doğru eser giderdi. Biz, Her Şeyi Bilenleriz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve şiddetli esen rüzgar Süleyman içindi. Onun isteğine uygun şekilde bereketli yerlere doğru eser giderdi. Biz, Her Şeyi Bilenleriz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve şiddetli esen rüzgar Süleyman içindi. Onun isteğine uygun şekilde bereketli yerlere doğru eser giderdi. Biz, her şeyi bilenleriz.

    Gültekin Onan

    Süleyman için de fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi buyruğuyla içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.

    Hasan Basri Çantay

    Süleymana da şiddetli esen rüzgarı (müsehhar kıldık ki) bu kendisini içerisine (feyz-ü) bereket verdiğimiz yere onun emriyle akar götürürdü. Biz her şey'i bilenleriz.

    İbni Kesir

    Süleyman'a da şiddetli esen rüzgarı müsahhar kıldık. Rüzgar, onun emri ile mübarek kıldığımız yere doğru eserdi. Ve Biz, her şeyi bilenleriz.

    Mehmet Alagaş

    (78-82) Davud ve Süleyman bir vakit ekin hakkında her ikisi de hüküm veriyordu. Bir kavmin koyunları o ekinde yayılmıştı / otlamıştı. Biz de onların hüküm verişlerine şahit oluyor idik. Süleyman’a onu bellettirdik / kavrattık / fehim ettirdik. Hepsine hüküm ve ilim verdik, Davut’a beraberindeki tespih eden dağları ve kuşları emre amade kıldık, bizler yapanız. Savaşın sertliğinden sizi koruması için, Ona zırh yapabilme sanatını öğrettik, teşekkür etmeyecek misiniz? Süleyman’a şiddetli esen rüzgârı verdik , bereket ve rdiğimiz arzda emri ile cereyan ediyordu , biz her şeyi bileniz , Onun için şeytanlardan dalgıç olanlar vardı, bunun dışında başka amellerde işliyorlardı, biz onlara muhafız idik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgârı verdik. Rüzgâr onun emriyle, bereketlendirdiğimiz yere doğru eserdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.

    Süleyman Ateş

    Süleyman'a da fırtınayı (boyun eğdirmiştik). Onun emriyle, içinde bereketler yarattığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi biliriz.

    Süleymaniye Vakfı

    Kuvvetli esen bir rüzgarı da Süleyman'ın emrine verdik. Onun emri ile bereketli kıldığımız yere doğru akıp giderdi dipnot 1 . Biz her şeyi biliriz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Süleyman'ın emrine de o şiddetli rüzgarı verdik dipnot 1 . Bereketli kıldığımız toprağa onun emri ile eserdi. Biz her şeyi biliriz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...

    Şaban Britch

    Şiddetle esen rüzgarları da Süleyman’ın hizmetine sunmuştuk. Rüzgar onun emriyle, bereketlendirdiğimiz yere doğru eserdi. Biz her şeyi biliyorduk.

    Şaban Piriş

    Şiddetle esen rüzgarları da Süleyman'ın hizmetine sunmuştuk. Rüzgar onun emriyle, bereketlendirdiğimiz yere doğru eserdi. Biz her şeyi biliyorduk.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve Süleyman'a kasırgayı boyun eğdirdik. İçini bereketlerle doldurduğumuz toprağa doğru onun emriyle akıp giderdi. Her şeyi bilenleriz biz.

  5. Enbiyâ suresi, 82. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 82. ayet. وَمِنَ ٱلشَّيَٰطِينِ مَن يَغُوصُونَ لَهُۥ وَيَعْمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذَٰلِكَ وَكُنَّا لَهُمْ حَٰفِظِينَ

    Diyanet İşleri

    Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hep onları zapteden bizdik.

    Mehmet Okuyan

    Şeytan(laşmış insan)lar arasından da onun için dalgıçlık yapan (inci çıkaran) dipnot 1 ve bundan başka işler görenler vardı. Onları gözetim altında tutuyorduk.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Sâd 38:37. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine dik başlı birileri, hem onun için dalgıçlık yapıyorlar, hem de bunun dışında başka hizmetler görüyorlardı. Aslında onlara mukayyet olan da Biziz.

    Muhammed Esed

    Baş eğmeyen güçlerden (de o'nun buyruğuna verdiklerimiz vardı ki) bunlar o'nun için dalgıçlık ve (bu türden) başka işler yaparlardı. Bu güçleri de gözetim altında tutan yine Bizdik.

    Ahmed Hulusi

    Onun (Süleyman) için denizin dibine dalan ve daha başka iş de yapan şeytanlardan da (Süleyman'a hizmet verenler vardı). . . Biz onların bekçileriydik.

    Ali Bulaç

    Onun için denizde dalgıçlık yapan ve bundan başka iş(ler) de gören şeytanlardan kimseleri de (emrine verdik). Biz onların koruyucuları idik.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ona boyun eğdirdiğimiz) onun için denizlere dalan şeytanlar da vardı. Bunlar, bundan başka işler de yapıyorlardı. Hepsini de gözeten bizdik.

    Ali Rıza Safa

    Şeytanlar arasında, Onun için hem dalgıçlık yapanlar hem de başka işler yapanlar vardı. Onları da gözetim altında tutuyorduk.

    Bayraktar Bayraklı

    Şeytanlar arasında da, onun için dalgıçlık eden ve bundan başka işler görenler vardı. Biz onları gözetim altında tutuyorduk.

    Edip Yüksel

    Ve onun için dalgıçlık yapan ve bunun yanında başka işler de gören sapkınları da... Onları biz gözetiyorduk.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve onun için dalgıçlık yapan ve bunun yanında başka işler de gören şeytanları da... Onları biz gözetiyorduk.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şeytanlardan da onun için dalgıçlık yapan ve daha başka işler için çalışanları emrine vermiştik ve onların hepsini zapteden Bizdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şeytanlardan da onun için dalgıçlık edenleri ve daha başka amel için çalışanları teshır etmiştik ve hep onları zabteden biz idik

    Erhan Aktaş

    Ve şeytanlardan dipnot 1 kendisi için dalgıçlık eden ve bundan başka iş yapanlar vardı. Onları gözetim altında tutuyorduk.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Söz konusu şeytanlar; şeytanlar kelimesinin Kur'an'daki anlamı dışında algılanmış ve bunun üzerinde, Süleyman Nebi hakkında birçok efsane uydurulmuştur. Bu ayetteki şeytanlar, ruhani ontolojik yaratıklar olmayıp, şeytanın kelime anlamlarından biri de olan ve Kur'an'da da kullanılan biçimiyle "Hakk'tan uzak olan kimseler"dir. Ayette sözü edilen şeytanlar, Süleyman Nebi'nin buyruğu altında çalışan ve "Hakk'tan uzak bir karakteristik yapıya sahip olan" kimselerdir. Şeytan; Hakk'a aykırı hareket eden her türlü güç, kurum ve kişinin ortak karakteristik adıdır. Anlaşılan bu kimseler de Süleyman Nebi'ye karşı, onun aleyhinde sürekli planlar yapan, ona karşı kötülük tezgahlayan, iftira ve yalanlar uyduran kimselerdir. Ayette şeytanların dalgıçlık yaptıkları, başka işler yaptıkları dikkate alınırsa bunların "insandan şeytanlar" oldukları anlaşılmaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve şeytanlardan dipnot 1 kendisi için dalgıçlık eden ve bundan başka iş yapanlar vardı. Onları gözetim altında tutuyorduk.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Söz konusu şeytanlar; şeytanlar sözcüğünün Kur'an'daki tanımı dışında algılanmış ve bunun üzerinde, Süleyman Nebi hakkında birçok efsane uydurulmuştur. Bu ayetteki şeytanlar, hayali yaratıklar olmayıp, şeytanın sözcük anlamı da olan ve Kur'an'da da kullanılan biçimiyle "Hakk'tan uzak olan" kimselerdir. Burada sözü edilen şeytanlar da Süleyman Nebi'nin buyruğu altında çalışan ve "Hakk'tan uzak bir karakteristik yapıya sahip olan" kimselerdir. Zira şeytan; Hakk'a aykırı hareket eden her türlü güç, kurum ve kişinin ortak karakteristik adıdır. Anlaşılan bu kimseler de Süleyman Nebi'ye karşı, onun aleyhinde sürekli planlar yapan, ona karşı kötülük tezgahlayan, iftira ve yalanlar uyduran kimselerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve şeytanlardan dipnot 1 kendisi için dalgıçlık eden ve bundan başka iş yapanlar vardı. Onlar için koruyucular Biz'dik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Söz konusu şeytanlar; şeytanlar sözcüğünün Kur'an'daki tanımı dışında algılanmış ve bunun üzerinde, Süleyman Nebi hakkında birçok efsane uydurulmuştur. Bu ayetteki şeytanlar, hayali yaratıklar olmayıp, şeytanın sözcük anlamı da olan ve Kur'an'da da kullanılan biçimiyle "Hakk'tan uzak olan" kimselerdir. Burada sözü edilen şeytanlar da Süleyman Nebi'nin mahiyetinde çalışan ve "Hakk'tan uzak bir karakteristik yapıya sahip olan" kimselerdir. Zira şeytan; Hakk'a aykırı hareket eden her türlü güç, kurum ve kişinin ortak karakteristik adıdır. Anlaşılan bu kimseler de Süleyman Nebi'ye karşı, onun aleyhinde sürekli planlar yapan, ona karşı kötülük tezgahlayan, iftira ve yalanlar uyduran kimselerdir.

    Gültekin Onan

    Onun için denizde dalgıçlık yapan ve bundan başka iş(ler) de gören şeytanlardan kimseleri de (emrine verdik) Biz onların koruyucuları idik.

    Hasan Basri Çantay

    Şeytanlardan onun için denize dalacak ve bundan başka iş (ler) görecek olan kimseleri de (teshir etdik). Biz onların nigehbanı idik.

    İbni Kesir

    Denize dalacak ve bundan başka işler görecek şeytanları da onun emrine verdik. Onları gözetenler de Bizdik.

    Mehmet Alagaş

    (78-82) Davud ve Süleyman bir vakit ekin hakkında her ikisi de hüküm veriyordu. Bir kavmin koyunları o ekinde yayılmıştı / otlamıştı. Biz de onların hüküm verişlerine şahit oluyor idik. Süleyman’a onu bellettirdik / kavrattık / fehim ettirdik. Hepsine hüküm ve ilim verdik, Davut’a beraberindeki tespih eden dağları ve kuşları emre amade kıldık, bizler yapanız. Savaşın sertliğinden sizi koruması için, Ona zırh yapabilme sanatını öğrettik, teşekkür etmeyecek misiniz? Süleyman’a şiddetli esen rüzgârı verdik , bereket ve rdiğimiz arzda emri ile cereyan ediyordu , biz her şeyi bileniz , Onun için şeytanlardan dalgıç olanlar vardı, bunun dışında başka amellerde işliyorlardı, biz onlara muhafız idik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şeytanlardan onun için denize dalan ve bundan başka işler görenleri de (emrine vermiştik). Onları gözetenler bizlerdik.

    Süleyman Ateş

    Kendisi için denize dalan ve bundan başka işler yapan bazı şeytanları da emrine vermiştik. Biz onları onun emrinde tutuyorduk.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dalgıçlık yapan ve daha başka işler gören şeytanları da onun emrine verdik. Onları gözetim altında tutuyorduk.

    Şaban Britch

    Denize dalan ve bundan başka işleri de gören şeytanları da ona boyun eğdirdik. Onları gözetip, koruyanlardık.

    Şaban Piriş

    Denize dalan ve bundan başka işleri de gören şeytanları da ona boyun eğdirdik. Onları gözetenler de biz idik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendisi için dalgıçlık eden, daha başka iş de yapan bazı şeytanları da onun emrine verdik. Biz onları koruyup gözetiyorduk.

  6. Enbiyâ suresi, 83. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 83. ayet. وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Eyyub'u da hatırla. Hani o Rabbine, "Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin" diye niyaz etmişti.

    Mehmet Okuyan

    Eyüp'ü de (an)! Hani Rabbine "Başıma bu dert geldi. dipnot 1 Sen merhametlilerin en merhametlisisin." diye seslenmişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Eyüp'ün şikayet ettiği husus bedensel hastalık olabileceği gibi, şeytan kaynaklı olarak maneviyatına ve kalbine gelen manevi hastalık da olabilir. Bkz. Sâd 38:41.

    Mustafa İslamoğlu

    Eyyub'u da (gündeme taşı)! Hani o bir zamanlar; "Bu dert gelip beni buldu, ama Sen merhametlilerin en merhametlisisin!" diye Rabbine yalvarmıştı.

    Muhammed Esed

    Ve Eyyub'u (da an ki) o: "Ey Rabbim, dert beni buldu; ama Sen merhametlilerin en merhametlisisin!" diye yakarmıştı.

    Ahmed Hulusi

    Eyyub. . . Hani Rabbine: "Gerçekten hastalık beni yıprattı ve sen Erhamur Rahıymiynsin" diye nida etti.

    Ali Bulaç

    Eyüp de; hani o Rabbine çağrıda bulunmuştu: "Şüphesiz bu dert (ve hastalık) beni sarıverdi. Sen merhametlilerin en merhametli olanısın."

    Ali Özek ve heyeti

    Eyyub'u da (an). Hani Rabbine: «Başıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin» diye niyaz etmişti (de ona da yardım etmiştik).

    Ali Rıza Safa

    Ve Eyüp, Efendisine, şöyle seslenmişti: "Aslında, sorunlar beni buldu. Oysa Sen, Merhamet Edenlerin En Merhametlisisin!"

    Bayraktar Bayraklı

    Eyyub'u da hatırla! Hani Rabbine, "Başıma bir bela geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin" diye niyaz etmişti.

    Edip Yüksel

    Eyyub da... Efendisine şöyle yalvarmıştı: "Bana felaket dokundu. Sen merhametlilerin en merhametlisisin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Eyyub da... Rabbine şöyle yalvarmıştı: 'Bana felaket dokundu. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eyyüb'u da. Zira: "Bana bu hastalık mübtela oldu; Sen merhametlilerin en merhametlisisin." diye Rabbine dua etti.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eyyubu da, zira "enni messeniyed durru ve ente erhamur rahimin" diye rabbına nida etti

    Erhan Aktaş

    Eyyub'u da an! Hani o: "Bana bir dert dokundu. Ve Sen, merhamet edenlerin en merhametlisisin." diye Rabb'ine seslenmişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eyyub'u da an! Hani o: "Bana bir dert dokundu. Ve Sen, merhamet edenlerin en merhametlisisin." diye Rabb'ine seslenmişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eyyub'u da an! Hani o: "Bana bir dert dokundu. Ve Sen, merhamet edenlerin en merhametlisisin." diye Rabb'ine seslenmişti.

    Gültekin Onan

    Eyüp de; hani o rabbine çağrıda bulunmuştu: "Şüphesiz bu dert (ve hastalık) beni sarıverdi. Sen merhametlilerin en merhametli olanısın."

    Hasan Basri Çantay

    Eyyubu da (hatırla.) Hani o, Rabbine: "Hakıykat, bana (bu) derd (gelib) çatdı. Sen esirgeyicilerin esirgeyicisisin" diye niyaz etmişdi.

    İbni Kesir

    Eyyub'a da. Hani Rabbına niyaz etmiş: Bu dert beni sarıverdi. Sen, merhametlilerin merhametlisisin, demişti.

    Mehmet Alagaş

    (83-84) Ve Eyyüb, O rabbine “Bana bir zarar dokundu, sen merhametlilerin en merhametlisin” diye seslendiği vakit, biz de ona cevap verdik / icabet ettik ve ondan o zararı kaldırdık / giderdik , Ona ve yakın çevresine beraberindeki benzerlerine yanımızdan bir rahmet verdik ve ibadet edeceklere de bir kitap verdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eyyûb’u da an. Hani o Rabbine: “Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti.

    Süleyman Ateş

    Eyyub'u da an. O, Rabbine: "Bu dert bana dokundu, sen merhametlilerin en merhametlisisin!" diye du'a etmişti.

    Süleymaniye Vakfı

    Eyüb… O bir gün Rabbine şöyle yalvarıp yakarmıştı: "Ben (yorgunluk ve acı veren dipnot 1 ) bir derde düştüm sen ise merhametlilerin en merhametlisisin."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eyüp ise bir gün Rabbine şöyle seslenmişti: "Ben iyice daraldım. En iyi ikramı sen yaparsın

    Şaban Britch

    Eyyûb da: Başıma bir bela geldi, sen merhametlilerin en merhametlisisin, diye seslendiği zaman...

    Şaban Piriş

    Eyyub da: - Başıma bir bela geldi, sen merhametlilerin en merhametlisisin, diye yalvardığı zaman...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve Eyyub... Rabbine şöyle yakarmıştı: "Dert gelip çattı bana; sen, rahmet edenlerin en merhametlisisin."

  7. Enbiyâ suresi, 84. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 84. ayet. فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ فَكَشَفْنَا مَا بِهِۦ مِن ضُرٍّ وَءَاتَيْنَٰهُ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَذِكْرَىٰ لِلْعَٰبِدِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik.

    Mehmet Okuyan

    Tarafımızdan bir merhamet ve kulluk edenler için bir hatırla(t)ma olmak üzere onun duasına cevap vermiş, kendisindeki sıkıntıyı gidermiş ve ona ailesini, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini (beklemediği diğer yakınlarını) daha vermiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz de onun duasını kabul etmiş ve onu bizar eden dertten kurtarmıştık; dahası katımızdan bir rahmet ve gereği gibi kulluk edenlere bir öğüt olmak üzere, ona yakınlarını bir kat daha artırarak geri vermiştik.

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine, o(nun bu yakarışı)na karşılık verdik ve o'nu çektiği dertten kurtardık; ayrıca, o'na katımızdan bir rahmet ve Bize kulluk edenlere bir ders olmak üzere, sayılarını bir kat artırarak yeni bir zürriyyet verdik.

    Ahmed Hulusi

    Biz de Ona icabet ettik ve hastalığından kurtardık. . . Ayrıca ona, indimizden bir rahmet ve abidler (yakin gelene kadar gerekli çalışmaları yapanlar) için hatırlatma olarak, ehlini ve onlarla beraber onların mislini de verdik.

    Ali Bulaç

    Böylece onun duasına icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir zikir olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir katını daha verdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatıra olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.

    Ali Rıza Safa

    Bunun üzerine, Ona yanıt verdik ve yaşadığı sorunlardan kurtardık. Kendi katımızdan bir rahmet ve Bize hizmet edenlere bir öğreti olması için, Ona, hem ailesini hem de onlarla birlikte bir kat çoğunu verdik. dipnot 265

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 265
      Eyüp peygamberin öyküsü, Zebur'un Eyüp bölümünde ayrıntılı olarak yazılıdır. Zebur,
      Eyüp 42:10-13 — Eski Ahit, Eyüp; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Eyüp 42:10

      Eyüp dostları için dua ettikten sonra, RAB onu eski gönencine kavuşturup ona önceki varlığının iki katını verdi.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ayetleri, özetle, şöyledir: "Eyüp, dostları için yakarışta bulunduktan sonra, Rab, onu eski gönencine kavuşturup, önceki varlığının iki katını verdi. Erkek ve kız kardeşleri, eski tanıdıklarının hepsi Eyüp'ün yanına gelerek, onunla birlikte evinde yemek yediler. Acısını paylaşıp, Rabbin başına getirmiş olduğu yıkımlardan ötürü onu avuttular. Her biri, ona bir parça gümüş, bir de altın halka verdi. Rab, Eyüp'ün sonrasını, öncesinden bereketli kıldı. On dört bin koyuna, altı bin deveye, bin çift öküze, bin eşeğe sahip oldu; yedi oğlu, üç kızı oldu."

    Bayraktar Bayraklı

    Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelen sıkıntıyı kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere, ona tekrar ailesini ve olanlarla beraber bir katını daha vermiştik.

    Edip Yüksel

    Biz ona cevap vererek ne sıkıntısı varsa onu giderdik. Katımızdan bir rahmet, hizmet edenlere bir hatırlatma olarak kendisine, ailesini ve onların bir mislini verdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz ona cevap vererek ne sıkıntısı varsa onu giderdik. Katımızdan bir rahmet, kulluk edenlere bir hatırlatma olarak kendisine, ailesini ve onların bir mislini verdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz de duasını kabul ettik; hemen kendisindeki sıkıntıyı giderdik. Tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir uyarı olmak üzere ona ailesini ve onlarla birlikte olanların bir mislini daha verdik!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz de duasını kabul ettik de hemen kendisindeki durru açtık ve tarafımızdan bir rahmet ve abidler için bir muhtıra olmak üzere ona ehlini ve beraberlerinde onların bir mislini de verdik

    Erhan Aktaş

    Biz de onun çağrısına karşılık verdik. Ve derdini yok ettik. Ve katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir öğüt olmak üzere, kendisine ehlini dipnot 1 ve onlarla birlikte bir mislini daha verdik.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ailesini, yakınlarını.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz de onun çağrısına karşılık verdik. Ve derdini yok ettik. Ve katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir öğüt olmak üzere, kendisine ehlini dipnot 1 ve onlarla birlikte bir mislini daha verdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ailesini, yakınlarını.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz de onun çağrısına karşılık verdik. Ve ondaki derdi yok ettik. Ve katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir öğüt olmak üzere, kendisine ehlini dipnot 1 ve onlarla birlikte bir mislini daha verdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ailesini, yakınlarını.

    Gültekin Onan

    Böylece onun duasına icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik, ona katımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir zikir olmak üzere ehlini (ailesini) ve onlarla birlikte bir katını daha verdik.

    Hasan Basri Çantay

    Biz de onu (n bu duasını) kabul etmiş, kendisindeki o zararı gidermiş, tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir haatıra olmak üzere hem ailesini, hem onlarla beraber daha bir mislini ona vermişdik.

    İbni Kesir

    Biz de onun duasını kabul etmiş ve uğradığı sıkıntıyı kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere, ona hem ailesini, hem de bir katını vermiştik.

    Mehmet Alagaş

    (83-84) Ve Eyyüb, O rabbine “Bana bir zarar dokundu, sen merhametlilerin en merhametlisin” diye seslendiği vakit, biz de ona cevap verdik / icabet ettik ve ondan o zararı kaldırdık / giderdik , Ona ve yakın çevresine beraberindeki benzerlerine yanımızdan bir rahmet verdik ve ibadet edeceklere de bir kitap verdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz onun duasını kabul ettik ve başındaki sıkıntıyı açıp giderdik. Ayrıca ona hem katımızdan bir rahmet, hem de iyi kullukta bulunanlara bir ibret olmak üzere aile ve çocuklarını ve onlarla birlikte bir o kadarını da verdik.

    Süleyman Ateş

    Biz de onun du'asını kabul etmiş, kendisine bulaşan derdi kaldırmıştık; ona tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir öğüt olarak ailesini ve onlarla beraber bir katını daha vermiştik.

    Süleymaniye Vakfı

    İsteğini kabul edip derdine derman olduk. Katımızdan ona bir ikram ve kulluk edenlere güzel bir örnek olsun diye ailesini geri getirdik ve onlarla birlikte bir o kadarını daha verdik dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona olumlu cevap verip ondaki sıkıntıyı gidermiştik. Katımızdan bir ikram ve kulluk edenler için bir ders olsun diye de ona, hem ailesini hem de bir o kadarını daha vermiştik.

    Şaban Britch

    Onun duasını kabul etmiş ve sıkıntısını kaldırmıştık. Ona, katımızdan bir rahmet ve ibadet edenlere bir öğüt olarak (kaybettiği) ailesini ve onlarla beraber bir mislini, daha vermiştik.

    Şaban Piriş

    Onun duasını kabul etmiş ve sıkıntısını gidermiştik. Ona, ailesini ve onlarla beraber, katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir ibret olarak bir katını daha vermiştik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hemen cevap verdik ona, kendisindeki derdi kaldırdık. Tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir hatırlatma olarak, ona ailesini ve beraberinde benzerlerini de verdik.

  8. Enbiyâ suresi, 85. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 85. ayet. وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا ٱلْكِفْلِ كُلٌّ مِّنَ ٱلصَّٰبِرِينَ

    Diyanet İşleri

    İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi.

    Mehmet Okuyan

    İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de (an)! Hepsi de sabreden kişilerdendi.

    Mustafa İslamoğlu

    İsmail'i, İdris'i ve yükümlülük alan kişiyi de (gündeme taşı); hepsi de sıkıntıya karşı direnen kimselerdendi:

    Muhammed Esed

    Ve İsmail ile İdris(i) ve (o'nlar gibi) kendisini andla (Allah'a) bağlayan herkesi (an ki): o'nların hepsi darlığa göğüs geren kimselerdi,

    Ahmed Hulusi

    İsmail, İdris ve Zülkifl. . . Hepsi sabredenlerdendi.

    Ali Bulaç

    İsmail, İdris ve Zü'l-Kifl, hepsi sabredenlerdendi.

    Ali Özek ve heyeti

    İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de (yâdet). Hepsi de sabreden kimselerdendi.

    Ali Rıza Safa

    İsmail, İdris ve Zülkifl; tümü, dirençli olanlar arasındaydılar.

    Bayraktar Bayraklı

    İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de an. Hepsi de sabreden kimselerdendi.

    Edip Yüksel

    Ayrıca İsmail, İdris ve ZülKifl de... Hepsi güçlüklere karşı dirençli kişilerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ayrıca İsmail, İdris ve ZülKifl de... Hepsi güçlüklere karşı dirençli kişilerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İsmail, İdris ve Zülkifl'i de. Hepsi sabredenlerdendi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İsmaili de, İdrisi de, Zül'kıfli de; hepsi sabirinden

    Erhan Aktaş

    İsmail'i, İdris'i ve Zu'l-Kifl'i de an. Hepsi sabredenlerdendi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İsmail'i, İdris'i ve Zelkifl'i de an. Hepsi sabredenlerdendi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İsmail'i, İdris'i ve Zu'l –Kifl'i de an. Hepsi sabredenlerdendi.

    Gültekin Onan

    İsmail, İdris ve Zülkifl, hepsi sabredenlerdendi.

    Hasan Basri Çantay

    İsmaili, Idrisi, Zülfikü de (yadet. Bunların) her biri de sabr (ve sebat) edenlerdendi.

    İbni Kesir

    İsmail'e, İdris'e ve Zülkifl'e de. Onların her biri sabredenlerdendi.

    Mehmet Alagaş

    (85-93) İsmail ve İdris ve Zelkifl i, hepsi de sabredenlerdendi , onları rahmetimize dahil ettik , kesinlikle onlar salihlerdendi. Zennun (Yunus), öfkeli bir şekilde gitti / terk etti, aleyhine bir şey takdir edemeyeceğimizi zannetti. Karanlıkta iken bize “Senden başka ilah yoktur seni üstün tutarım ben zalimlerden oldum” diye seslendi , biz de O’na icabet ettik onu gamdan kederden kurtardık, biz inananları böyle kurtarırız. Zekeriya, bir vakit o da Rabbine “Beni fert olarak / tek bir birey olarak bırakma, sen en hayırlı varissin” diye seslendi , O’na da icabet ettik ve ona Yahya’yı hibe ettik , eşini de / zevcesini de ıslah ettik, onlar hayırlarda yarışırlardı / hayır peşinde koşarlardı, ümit ve korku içinde bize dua ederlerdi, bizden ürperirlerdi. Öyle ki O’na (İsa’nın annesi Meryem) ırzını / ferşini koruyana, ruhumuzdan üfledik, O’nu ve oğlunu alemlere ayet yaptık. İşte bu sizin bir olan toplu munuz / ümmetiniz (tüm bu verilen örnek şahsiyetler) ve ben de sizin Rabbinizim bana ibadet edin. Yapmaları gereken işlerini / emirlerini kesip parçaladılar hepsi bize dönücüdürler. 94, İMAN EDENLERİN SALİH AMELLERİ KAYDEDİLİR DİĞERLERİ KAYDA GİRMEZ) Kim bir ıslah edici amel yaparsa ve de müminse (Mümin olmak amel kaydı için gerekli ilk şart) onun yaptıkları yok sayılmayacaktır, biz onu kesinlikle yazıyoruz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de an. Bunların hepsi sabredenlerdendi.

    Süleyman Ateş

    İsma'il'i, İdris'i, Zu'l-Kifl'i de an; hepsi de sabredenlerdendi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İsmail, İdris ve Zülkifl'e gelince, hepsi de sabırlı kimselerdendi.

    Şaban Britch

    İsmail, İdris ve Zülkifl de (an). Hepsi sabredenlerdendi.

    Şaban Piriş

    İsmail, İdris ve Zülkifl de. Hepsi sabredenlerdendi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İsmail, İdris, Zülkifl, hepsi sabredenlerdendi.

  9. Enbiyâ suresi, 86. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 86. ayet. وَأَدْخَلْنَٰهُمْ فِى رَحْمَتِنَآ إِنَّهُم مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    Diyanet İşleri

    Onları da rahmetimizin içine soktuk. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi.

    Mehmet Okuyan

    Onları merhametimize yerleştirmiştik. Şüphesiz ki onlar da iyilerdendi.

    Mustafa İslamoğlu

    bu yüzden onları rahmetimize gark ettik: Zira onlar dürüst ve erdemli kimselerdendi.

    Muhammed Esed

    Ve bu yüzden o'nları(n hepsini) rahmetimizle kuşatmıştık; gerçekten de onlar dürüst ve erdemli kimselerdi!

    Ahmed Hulusi

    Onları rahmetimizin içine dahil ettik. . . Muhakkak ki onlar salihlerden idiler.

    Ali Bulaç

    Onları rahmetimize soktuk, şüphesiz onlar salih kimselerdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Onları rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten salih kimselerdendi.

    Ali Rıza Safa

    Ve Onları, rahmetimizle çevreledik. Aslında, Onlar, erdemli olanlar arasındaydılar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onları rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten iyi kimselerdendi.

    Edip Yüksel

    Biz onları rahmetimiz kapsamına aldık çünkü onlar erdemli kişilerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz onları rahmetimiz kapsamına aldık; çünkü onlar erdemli kişilerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunları da rahmetimizin içine aldık. Çünkü onlar gerçekten iyi kimselerdendirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunları da rahmetimize idhal eyledik, çünkü cidden salihindendirler

    Erhan Aktaş

    Onları rahmetimizle kuşattık. Onlar salih dipnot 1 kimselerdi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötülükle mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst ve seçkin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onları rahmetimizle kuşattık. Onlar salih dipnot 1 kimselerdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötülüğe karşı mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst ve seçkin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onları rahmetimizle kuşattık. Onlar salih dipnot 1 kimselerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arı, saf, temiz, iyi, erdemli, dürüst.

    Gültekin Onan

    Onları rahmetimize soktuk, şüphesiz onlar salih kimselerdi.

    Hasan Basri Çantay

    Onları da rahmetimizin içerisine sokduk. Onlar hakıykaten saalihlerdendi.

    İbni Kesir

    Ve onları rahmetimize kattık. Doğrusu onlar; salih kimselerdendi.

    Mehmet Alagaş

    (85-93) İsmail ve İdris ve Zelkifl i, hepsi de sabredenlerdendi , onları rahmetimize dahil ettik , kesinlikle onlar salihlerdendi. Zennun (Yunus), öfkeli bir şekilde gitti / terk etti, aleyhine bir şey takdir edemeyeceğimizi zannetti. Karanlıkta iken bize “Senden başka ilah yoktur seni üstün tutarım ben zalimlerden oldum” diye seslendi , biz de O’na icabet ettik onu gamdan kederden kurtardık, biz inananları böyle kurtarırız. Zekeriya, bir vakit o da Rabbine “Beni fert olarak / tek bir birey olarak bırakma, sen en hayırlı varissin” diye seslendi , O’na da icabet ettik ve ona Yahya’yı hibe ettik , eşini de / zevcesini de ıslah ettik, onlar hayırlarda yarışırlardı / hayır peşinde koşarlardı, ümit ve korku içinde bize dua ederlerdi, bizden ürperirlerdi. Öyle ki O’na (İsa’nın annesi Meryem) ırzını / ferşini koruyana, ruhumuzdan üfledik, O’nu ve oğlunu alemlere ayet yaptık. İşte bu sizin bir olan toplu munuz / ümmetiniz (tüm bu verilen örnek şahsiyetler) ve ben de sizin Rabbinizim bana ibadet edin. Yapmaları gereken işlerini / emirlerini kesip parçaladılar hepsi bize dönücüdürler. 94, İMAN EDENLERİN SALİH AMELLERİ KAYDEDİLİR DİĞERLERİ KAYDA GİRMEZ) Kim bir ıslah edici amel yaparsa ve de müminse (Mümin olmak amel kaydı için gerekli ilk şart) onun yaptıkları yok sayılmayacaktır, biz onu kesinlikle yazıyoruz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve onları rahmetimizin içine soktuk. Gerçekten onlar salih kimselerdendi.

    Süleyman Ateş

    Onları rahmetimize soktuk, çünkü onlar Salihlerdendi.

    Süleymaniye Vakfı

    Onları iyilik ve ikramımız içine aldık, çünkü onlar iyi kimselerdendi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları ikramımızla kuşattık; çünkü onlar iyilerdendi.

    Şaban Britch

    Onları rahmetimize dahil etmiştik. Çünkü onlar salih kimselerdi.

    Şaban Piriş

    Onları rahmetimize dahil etmiştik. Çünkü onlar doğrulardandı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hepsini rahmetimize soktuk. Onlar hak ve barış için çalışanlardandı.

  10. Enbiyâ suresi, 87. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 87. ayet. وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَٰضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ أَن لَّآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبْحَٰنَكَ إِنِّى كُنتُ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, "Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum" diye dua etti.

    Mehmet Okuyan

    Balık sahibini de (Yunus'u da an)! dipnot 1 Hani o, kendisine gücümüzün yetmeyeceğini sanarak öfkeyle çekip gitmişti. dipnot 2 Karanlıkların dipnot 3 içinde şöyle dua etmişti: "(Rabbim)! Senden başka ilah yoktur; sen yücesin. Şüphesiz ki ben haksızlık edenlerden oldum."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Zü'n-Nûn] (balık sahibi) ifadesi, Kalem 68:48'de geçen [sâhıbu'l-hût] ifadesi gibi Hz. Yunus için kullanılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hz. Yunus risalet görevinin ilk aşamasında bir tercih hatası yapmış, ancak bu davranışı kendisine oldukça pahalıya mal olmuştu. O, iddia edildiği gibi peygamberlikten kaçmamıştı; sadece Ninova'da sonuç alamayacağı düşüncesiyle Yüce Allah'ın izin vermesini beklemeden başka bir yere doğru yola çıkmıştı. Görevden kaçmamış, bir anlamda yerini değiştirmek istemişti. Nitekim daha sonra yaptığı tebliğinde başarılı olmuş ve Yûnus 10:98'de de ifade edildiği gibi, yeni görev yerindeki kavminin iman etmesi sayesinde dünya azabından kurtarılmış bir ümmet olarak Kur'an'da övgüye mazhar kılınmıştır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayetteki [ez-zulümât] kelimesi "balığın karnındaki karanlık" anlamına gelmektedir. Bu durumda "gecenin, denizin ve balığın karnındaki karanlıklar" söz konusu ediliyor demektir. Dahası Nûr 24:40'ta belirtildiği gibi, denizin içindeki dalgalar ve onların altındaki karanlıkların çoğul oluşu da bu anlamı desteklemektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve balık olayının kahramanını da (gündeme taşı)! Hani bir zamanlar o, hakkında işlem yapmayacağımızı düşünerek, öfkeyle (görev yerinden) çekip gitmişti. Derken o (düştüğü) zifiri karanlığın içerisinde "İbadete layık başka ilah yok; sadece yüceler yücesi olan Sen varsın: hiç şüphesiz ben (bu tavrımla) zalimlerden biri olup çıktım!" diye yakarmıştı.

    Muhammed Esed

    Ve o balık olayının kahramanı(nı da an); hani, o gücümüzün kendisine ulaşamayacağını sanarak öfkeyle çıkıp gitmişti! Ama sonra (düştüğü bunalımın) derin karanlığı içinde: "Senden başka tanrı yok! Sınırsız kudret ve yüceliğinle Sen her şeyin üstündesin: doğrusu ben gerçekten büyük bir haksızlık yaptım!" diye seslenmişti.

    Ahmed Hulusi

    ZünNun (Yunus). . . Hani kızarak çekip gitmiş ve kendisini sıkıştırmayacağımızı zannetmişti! Nihayet karanlıklar içinde: "Tanrı yok (benliğim yok); sadece Sen (hakikatimi oluşturan El Esma manaların)! Senin (Esma manalarını açığa çıkaran olarak bu işlevimle) tespihindeyim! Muhakkak ki ben zalimlerden oldum" diye yönelmişti.

    Ali Bulaç

    Balık sahibi (Yunus'u da); hani o, kızmış vaziyette gitmişti ki; bundan dolayı kendisini sıkıntıya düşürmeyeceğimizi sanmıştı. (Balığın karnındaki) Karanlıklar içinde: "Senden başka ilah yoktur, sen yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum" diye çağrıda bulunmuştu.

    Ali Özek ve heyeti

    Zunnûn'a da yardım etmiştik. Hani kavmine kızıp gitmişti. Zannetmişti ki, biz kendisine güç yetiremiyeceğiz. Bu sebeple karanlıklar içinde şöyle seslenmişti: "Senden başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Ben muhakkak zâlimlerden oldum".

    Ali Rıza Safa

    ZünNun ise öfkelenerek gitmiş; artık, Ona zorluk vermeyeceğimizi sanmıştı. Sonra, karanlıklar içinde, şöyle seslendi: "Senden başka Tanrı yoktur. Sen, tüm yakıştırmalardan ayrıksın. Belli ki, haksızlık yapanlardan olmuşum!"

    Bayraktar Bayraklı

    Zü'n-Nun'u/Yunus'u da hatırla! O, öfkeli bir halde geçip gitmişti; bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde, "Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum" diye yalvardı.

    Edip Yüksel

    ZanNun (yani isminde ‘Nun' harfi bulunan Yunus) da... Protesto ederek görevini terk etmişti. Kendisini kontrol edemeyeceğimizi sandı. Sonunda, (balığın karnındaki) karanlıklar içinde, "Senden başka tanrı yok. Sen yücesin. Ben yanlış davrananlardan oldum" diye yalvardı. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Yunus ismi Kuran boyunca dört kez Yunus olarak geçer. Fakat Nun harfi ile başlayan Nun diye ünlenen surede Yunus peygamber Sahib-ül Hut yani Balığın Arkadaşı biçiminde söz edilir (68:48). İsminde Nun harfi bulunan bir peygambere, Nun harfi ile başlayan bir surede, içinde Nun harfi bulunmayan bir ifadeyle referansta bulunması o suredeki Nun harfinin tekrarlanma sayısıyla (133 = 7x19) yakından ilgili olup Tanrı, bu tezi 21:87 ayetinde desteklemektedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ZanNun (yani isminde 'Nun' harfi bulunan Yunus) da... Protesto ederek görevini terketmişti. Kendisini kontrol edemiyeceğimizi sandı. Sonunda, (balığın karnındaki) karanlıklar içinde, 'Senden başka tanrı yok. Sen yücesin. Ben yanlış davrandım,' diye yalvardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Zünnun'u (Yunus'u) da. Hani öfkelenerek gitmişti de Bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı; derken karanlıklar içinde: "Senden başka ilah yoktur, seni tenzih ederim, ben gerçekten zalimlerden oldum diye." seslendi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Zennunu da; hani öfkelenerek gitmişti de biz kendisini asla sıkıştırmayız zannetmişti, derken zulmetler içinde "la ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minezzalimin" diye nida etti

    Erhan Aktaş

    Ve Zu'n-Nun'u dipnot 1 da an! Hani öfkelenerek gitmişti de kendisini sıkıntıda bırakmayacağımızı sanmıştı. Sonra karanlıklar içinde, "Senden başka ilah yoktur! Sen yüceler yücesisin. Ben haksızlık yaptım!" diye seslenmişti.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yunus Nebi'yi. (Balık karnına girmiş olan.)

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve Zü'n-Nun'u dipnot 1 da an! Hani öfkelenerek gitmişti de kendisini sıkıntıda bırakmayacağımızı sanmıştı. Sonra karanlıklar içinde, "Senden başka ilah yoktur! Sen yüceler yücesisin. Ben haksızlık yaptım!" diye seslenmişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yunus Nebi'yi. (Balık karnına girmiş olan)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Zennun'u dipnot 1 da an! Hani öfkelenerek gitmişti de kendisini sıkıntıda bırakmayacağımızı sanmıştı. Sonra karanlıklar içinde, "Senden başka ilah yoktur! Sen yüceler yücesisin. Ben haksızlık yaptım!" diye seslenmişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Balık olayı ile ilgili olarak Yunus Nebiyi.

    Gültekin Onan

    Balık sahibi (Yunus'u da); hani o, kızmış vaziyette gitmişti ki; bundan dolayı kendisini sıkıntıya düşürmeyeceğimizi / sıkıştırmayacağımızı / ele geçirmeyeceğimizi sanmıştı. (Balığın karnındaki) Karanlıklar içinde: "Senden başka tanrı yoktur, sen yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum" diye çağrıda bulunmuştu.

    Hasan Basri Çantay

    O balık saahibini de (hatırla). Hani o, (kavmine) öfkelenmiş olarak gitmişdi de bizim kendisini hiçbir zaman sıkışdırmayacağımızı sanmışdı. Derken o, karanlıklar içinde (kalıb): "Senden başka hiçbir Tanrı yokdur. Seni tenzih ederim. Hakıykat ben haksızlık edenlerden oldum" diye (Allaha) niyaz etmişdi.

    İbni Kesir

    Zünnun'a da. Hani o, öfkelenerek giderken kendisine güç yetiremeyeceğimizi sanmıştı. Ama sonunda karanlıklar içinde: Sen'den başka hiç bir ilah yoktur. Tenzih ederim seni, doğrusu ben, haksızlık edenlerden oldum, diye niyaz etmişti.

    Mehmet Alagaş

    (85-93) İsmail ve İdris ve Zelkifl i, hepsi de sabredenlerdendi , onları rahmetimize dahil ettik , kesinlikle onlar salihlerdendi. Zennun (Yunus), öfkeli bir şekilde gitti / terk etti, aleyhine bir şey takdir edemeyeceğimizi zannetti. Karanlıkta iken bize “Senden başka ilah yoktur seni üstün tutarım ben zalimlerden oldum” diye seslendi , biz de O’na icabet ettik onu gamdan kederden kurtardık, biz inananları böyle kurtarırız. Zekeriya, bir vakit o da Rabbine “Beni fert olarak / tek bir birey olarak bırakma, sen en hayırlı varissin” diye seslendi , O’na da icabet ettik ve ona Yahya’yı hibe ettik , eşini de / zevcesini de ıslah ettik, onlar hayırlarda yarışırlardı / hayır peşinde koşarlardı, ümit ve korku içinde bize dua ederlerdi, bizden ürperirlerdi. Öyle ki O’na (İsa’nın annesi Meryem) ırzını / ferşini koruyana, ruhumuzdan üfledik, O’nu ve oğlunu alemlere ayet yaptık. İşte bu sizin bir olan toplu munuz / ümmetiniz (tüm bu verilen örnek şahsiyetler) ve ben de sizin Rabbinizim bana ibadet edin. Yapmaları gereken işlerini / emirlerini kesip parçaladılar hepsi bize dönücüdürler. 94, İMAN EDENLERİN SALİH AMELLERİ KAYDEDİLİR DİĞERLERİ KAYDA GİRMEZ) Kim bir ıslah edici amel yaparsa ve de müminse (Mümin olmak amel kaydı için gerekli ilk şart) onun yaptıkları yok sayılmayacaktır, biz onu kesinlikle yazıyoruz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Zünnûn’u da an. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla darda koymayacağımızı, sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, “Senden başka hak ilâh yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum.” diye dua etti.

    Süleyman Ateş

    Zünnun'u (balık karnına girmiş olan Yunus ibn Matta'yı) da an; zira (o, kavmine) kızarak gitmişti, bizim kendisine güç yetiremeyeceğimizi, (kavminin arasından çıkmakla kendisini kurtaracağını) sanmıştı. Nihayet karanlıklar içinde (kalıp): "Senden başka tanrı yoktur. Senin şanın yücedir, ben zalimlerden oldum!" diye yalvardı.

    Süleymaniye Vakfı

    Zünnun dipnot 1 (Yunus)… Hayatı kendisine dar etmeyeceğimizi düşünerek bir gün kızgın bir şekilde çekip gitmiş, sonra (balığın karnındaki) karanlıklar dipnot 2 içinde şöyle yalvarıp yakarmıştı: "Senden başka ilah yoktur. Sana boyun eğerim; ben yanlış yapanlardan oldum."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Zünnun", balık sahibi demek olup Yunus'un (a.s.) lakabıdır. Ona aynı anlama gelen "sahibü'l-hut" da denir (Kalem 68/48). Ona bu lakapların verilmesinin sebebi şudur: Yunus (a.s.) görev yerini, izinsiz olarak terk edip dolu bir gemiye binmişti. Birini gemiden atmak için kura çekildi. Kura kendisine çıkınca denize atıldı ve bir balık onu yuttu. Bu sırada pişman olan ve Allah'tan af dileyen Yunus (a.s.) balığın karnında ölüp gitmekten kurtuldu (Saffat 37/139-145).
    2. metne dön, dipnot 2
      Yunus aleyhisselam yaptığı hataya karşılık büyük bir balık tarafından yutulmuştu. Ayetteki "karanlıklar" ifadesi balığın karnını anlatmaktadır. (Bkz.. Saffat 37/139-148) Bu ayete göre o, balık tarafından yutulduğunu anlamamış, karanlık bir deliğe girdiğini sanmıştı. Balığın yuttuğunu fark etseydi ölmek üzere olduğunu anlayacağı için tövbenin ona fayda vermeyeceğini de bilirdi (Nisa 4/17-18).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Balığın esiri (Yunus) hayatı kendine dar etmeyeceğimizi sanarak bir gün kızgın bir şekilde çekip gitmişti. Ama daha sonra balığın karanlıkları dipnot 1 içinde seslenmiş: "Senden başka ilah yoktur. Senin eksiğin de yoktur; ben yanlış yaptım" demişti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      YYunus aleyhisselam Allah'tan izin almadan görev yerini terk edip gittiği için Allah cezalandırmış, yunus balığı tarafından yutulmuştu, Ayetteki "karanlıklar" ifadesi balğın karnını anlatmaktadır. (Bkz.. Saffat 37/139-148) Bu ayete göre o,balık tarafından yutulduğunu anlamamış, karanlık bir deliğe girdiğini sanmıştı. Balığın yuttuğunu bilseydi ölmek üzere olduğunu anladığı için tevbenin ona fayda vermeyeceğini bilirdi. (Bkz. Nisa 4/17-18) Balığın karnında canlı kalabileceğini düşünemeyeceği için kendini bir deliikte sanmış ve tevbe etmişti. Tevbesinin kabul edilmesi bundandı Karnlıkları içinde diye meal verdiğimiz. فِي الظُّلُمَاتِ kelimesindekiال takısı, muzafun ileyhten ıvaz olduğu yani onun yerine geçtiği için ُظلُمَاتِ النون  فِي Balığın karanlıkları anlamındadır.

    Şaban Britch

    Zunnûna da (an)... Hani o, öfkeli olarak giderken, kendisini sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Karanlıklar içinde seslendi: Senden başka (hak) ilah yoktur, sen (tüm noksanlıklardan) münezzehsin. Gerçekten ben, zalimlerden oldum.

    Şaban Piriş

    Zunnuna da.. Hani o, öfkeli olarak giderken, aleyhinde hüküm vermeyeceğimizi zannetmişti. Karanlıklar içinde seslendi: - Senden başka ilah yoktur, Sen tüm noksanlıklardan yücesin. Gerçekten ben, zalimlerden oldum.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve Zünnun. Hani kızarak gitmişti de ona asla güç yetiremeyeceğimizi/ölçüyü kendisine uygulamayacağımızı sanmıştı. Sonra, karanlıkların bağrında şöyle yakardı: "Senden başka ilah yok, tespih ederim seni. Kuşkusuz, ben zalimlerden oldum."

  11. Enbiyâ suresi, 88. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 88. ayet. فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَنَجَّيْنَٰهُ مِنَ ٱلْغَمِّ وَكَذَٰلِكَ نُـۨجِى ٱلْمُؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.

    Mehmet Okuyan

    Biz de onun bu duasına cevap vermiş ve (içine düştüğü) sıkıntıdan onu kurtarmıştık. Biz, müminleri işte böyle kurtarırız. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Sâffât 37:139-142; Kalem 68:48-50.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun ardından Biz de onun yakarışını kabul ettik ve onu içine düştüğü sıkıntıdan kurtardık: işte Biz, inanıp güvenenleri böyle kurtarırız.

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine, Biz de onun bu yakarışına karşılık vermiş ve onu düştüğü bunalımdan, sıkıntıdan kurtarmıştık. İnananları Biz işte böyle kurtarırız.

    Ahmed Hulusi

    Biz de Ona icabet ettik! Kendisini içine düştüğü bunalımdan kurtardık! İman edenleri işte böyle kurtarırız.

    Ali Bulaç

    Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte biz, iman edenleri böyle kurtarırız.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.

    Ali Rıza Safa

    Bunun üzerine, Ona yanıt verdik ve üzüntüden kurtardık. İnananları, işte böyle kurtarırız. dipnot 266

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 266
      Yunus peygamberin balığın karnından yakarışı, Tevrat ve İncil ayetlerinde, şöyle yazılıdır: Tevrat,
      Yunus 2:1-10 — Eski Ahit, Yunus; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yunus 2:1

      Yunus balığın karnından Tanrısı RABbe şöyle dua etti:

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ; "Yunus, balığın karnından, Allahı Rabbe, şöyle yakarışta bulundu: ‘Gözlerinin önünden kovuldum. Yine de senin kutsal tapınağına bakacağım. Ya Rab! Soluğum tükenince seni andım; yakarışım sana, kutsal tapınağına erişti; kurtuluş senden gelir!' Rab, balığa buyruk verdi ve balık Yunus'u karaya kustu." İncil,
      Matta 12:40 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 12:40

      Yunus, nasıl üç gün üç gece o koca balığın karnında kaldıysa, İnsanoğlu da üç gün üç gece yerin bağrında kalacaktır.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ; "Yunus, üç gün üç gece balığın karnında nasıl kaldıysa, insanoğlu da üç gün üç gece yerin bağrında öyle kalacaktır!"

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun üzerine onun da duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.

    Edip Yüksel

    Yalvarışına karşılık verdik ve onu üzüntüden kurtardık. İman edenleri işte böyle kurtarırız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yalvarışına karşılık verdik ve onu üzüntüden kurtardık. İnananları işte böyle kurtarırız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz de duasını kabul ettik, kendisini üzüntüden kurtardık ve işte müminleri böyle kurtarırız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisini gamden kurtardık ve işte mü'minleri böyle kurtarırız

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte inananları böyle kurtarırız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte inananları böyle kurtarırız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte inananları böyle kurtarırız.

    Gültekin Onan

    Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte biz inançlıları da böyle kurtarırız.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine biz de onu (n bu duasını) kabul etdik, kendisini gamdan selamete erdirdik. İşte biz iman edenleri böyle kurtarırız.

    İbni Kesir

    Biz de onun duasını kabul edip üzüntüden kurtarmıştık. İşte inananları böyle kurtarırız.

    Mehmet Alagaş

    (85-93) İsmail ve İdris ve Zelkifl i, hepsi de sabredenlerdendi , onları rahmetimize dahil ettik , kesinlikle onlar salihlerdendi. Zennun (Yunus), öfkeli bir şekilde gitti / terk etti, aleyhine bir şey takdir edemeyeceğimizi zannetti. Karanlıkta iken bize “Senden başka ilah yoktur seni üstün tutarım ben zalimlerden oldum” diye seslendi , biz de O’na icabet ettik onu gamdan kederden kurtardık, biz inananları böyle kurtarırız. Zekeriya, bir vakit o da Rabbine “Beni fert olarak / tek bir birey olarak bırakma, sen en hayırlı varissin” diye seslendi , O’na da icabet ettik ve ona Yahya’yı hibe ettik , eşini de / zevcesini de ıslah ettik, onlar hayırlarda yarışırlardı / hayır peşinde koşarlardı, ümit ve korku içinde bize dua ederlerdi, bizden ürperirlerdi. Öyle ki O’na (İsa’nın annesi Meryem) ırzını / ferşini koruyana, ruhumuzdan üfledik, O’nu ve oğlunu alemlere ayet yaptık. İşte bu sizin bir olan toplu munuz / ümmetiniz (tüm bu verilen örnek şahsiyetler) ve ben de sizin Rabbinizim bana ibadet edin. Yapmaları gereken işlerini / emirlerini kesip parçaladılar hepsi bize dönücüdürler. 94, İMAN EDENLERİN SALİH AMELLERİ KAYDEDİLİR DİĞERLERİ KAYDA GİRMEZ) Kim bir ıslah edici amel yaparsa ve de müminse (Mümin olmak amel kaydı için gerekli ilk şart) onun yaptıkları yok sayılmayacaktır, biz onu kesinlikle yazıyoruz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz Müminleri böyle kurtarırız.

    Süleyman Ateş

    Biz de onun du'asını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz, inananları böyle kurtarırız.

    Süleymaniye Vakfı

    İsteğini kabul ettik ve onu da üzüntüsünden kurtardık. İnanıp güvenenleri işte böyle kurtarırız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona da olumlu cevap verdik ve üzüntüsünden kurtardık. İnanıp güvenenleri işte böyle kurtarırız.

    Şaban Britch

    Onun duasını kabul ettik. Onu kederden kurtardık. İşte müminleri böyle kurtarırız.

    Şaban Piriş

    Onun duasını kabul ettik. Onu üzüntüden kurtardık. İşte müminleri böyle kurtarırız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hemen imdadına yetiştik. Gamdan kurtardık onu. İnananları işte böyle kurtarırız biz.

  12. Enbiyâ suresi, 89. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 89. ayet. وَزَكَرِيَّآ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥ رَبِّ لَا تَذَرْنِى فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْوَٰرِثِينَ

    Diyanet İşleri

    Zekeriya'yı da hatırla. Hani o, Rabbine, "Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın" diye dua etmişti.

    Mehmet Okuyan

    Zekeriya'yı da (an)! Hani o, Rabbine şöyle seslenmişti: "Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen vârislerin en hayırlısısın."

    Mustafa İslamoğlu

    Zekeriyya'yı da (gündeme taşı)! Hani bir zamanlar o "Rabbim!" diye yalvarmıştı; "Beni (evlatsız) tek başına bırakma! Şu da var ki, Sen varislerin en hayırlısısın!"

    Muhammed Esed

    Ve Zekeriya(yı da an ki o'nu da böyle kurtarmıştık;) hani, o da Rabbine seslenerek: "Ey Rabbim!" demişti, "Beni çocuksuz bırakma; fakat, (beni varissiz bıraksan bile, biliyorum ki) herkes göçüp gittikten sonra kalıcı olan biricik varlık Sensin!"

    Ahmed Hulusi

    Zekeriya. . . Hani: "Rabbim. . . Beni hayatta tek başıma bırakma (bir varis ihsan et)! Sen varislerin en hayırlısısın" diye Rabbine nida etti.

    Ali Bulaç

    Zekeriya da; hani Rabbine çağrıda bulunmuştu: "Rabbim, beni yalnız başıma bırakma, sen mirasçıların en hayırlısısın."

    Ali Özek ve heyeti

    Zekeriyya'yı da (an, ona da yardım etmiştik). Hani o, Rabbine şöyle niyaz etmişti: «Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen, vârislerin en hayırlısısın, (her şey sonunda senindir).»

    Ali Rıza Safa

    Zekeriya da Efendisine, şöyle seslenmişti: "Efendim! Beni tek başıma bırakma. Çünkü Sen, Her Şeyin Son Sahibisin!"

    Bayraktar Bayraklı

    Zekeriyya'yı da hatırla! Hani o, Rabbine şöyle yalvarmıştı: "Ey Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen varislerin en üstünüsün."

    Edip Yüksel

    Zekeriya da... Efendisine şöyle yalvarmıştı: "Efendim, beni tek bırakma; sen varislerin en iyisisin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zekeriya da... Rabbine şöyle yalvarmıştı: 'Rabbim, beni tek bırakma; sen kalıtçıların en iyisisin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Zekeriyya'yı da. Hani Rabbine: "Rabbim! Beni tek başıma bırakma, sen varislerin en hayırlısısın." diye yalvarmıştı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Zekeriyyayı da; hani rabbına "rabbi la tezerni ferden ve ente hayrul varisin" diye nida etmişti

    Erhan Aktaş

    Ve Zekeriyya'yı da an! Rabb'ine: "Rabb'im! Beni tek başıma bırakma, Sen varislerin dipnot 1 en hayırlısısın." diye seslenmişti.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sonunda her şeyin kendisinin olacak olan, her şeyin gerçek sahibi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve Zekeriyya'yı da an! Rabb'ine: "Rabb'im! Beni tek başıma bırakma, Sen varislerin dipnot 1 en hayırlısısın." diye seslenmişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sonunda her şeyin kendisinin olacak olan, her şeyin gerçek sahibi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Zekeriyya'yı da an! Rabb'ine: "Rabb'im! Beni tek başıma bırakma, Sen varislerin dipnot 1 en hayırlısısın." diye seslenmişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sonunda her şeyin kendisinin olacak olan, her şeyin gerçek sahibi.

    Gültekin Onan

    Zekeriya da; hani rabbine çağrıda bulunmuştu: "Rabbim, beni yalnız başıma bırakma, sen mirasçıların en hayırlısısın."

    Hasan Basri Çantay

    Zekeriyyayi de (an). Hani o, Rabbine: "Rabbim, beni yalınız başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın" diye niyaz etmişdi.

    İbni Kesir

    Zekeriyya'ya da. Hani o, Rabbına niyaz etmiş ve Rabbım; beni tek başıma bırakma. Sen, varislerin en hayırlısısın, demişti.

    Mehmet Alagaş

    (85-93) İsmail ve İdris ve Zelkifl i, hepsi de sabredenlerdendi , onları rahmetimize dahil ettik , kesinlikle onlar salihlerdendi. Zennun (Yunus), öfkeli bir şekilde gitti / terk etti, aleyhine bir şey takdir edemeyeceğimizi zannetti. Karanlıkta iken bize “Senden başka ilah yoktur seni üstün tutarım ben zalimlerden oldum” diye seslendi , biz de O’na icabet ettik onu gamdan kederden kurtardık, biz inananları böyle kurtarırız. Zekeriya, bir vakit o da Rabbine “Beni fert olarak / tek bir birey olarak bırakma, sen en hayırlı varissin” diye seslendi , O’na da icabet ettik ve ona Yahya’yı hibe ettik , eşini de / zevcesini de ıslah ettik, onlar hayırlarda yarışırlardı / hayır peşinde koşarlardı, ümit ve korku içinde bize dua ederlerdi, bizden ürperirlerdi. Öyle ki O’na (İsa’nın annesi Meryem) ırzını / ferşini koruyana, ruhumuzdan üfledik, O’nu ve oğlunu alemlere ayet yaptık. İşte bu sizin bir olan toplu munuz / ümmetiniz (tüm bu verilen örnek şahsiyetler) ve ben de sizin Rabbinizim bana ibadet edin. Yapmaları gereken işlerini / emirlerini kesip parçaladılar hepsi bize dönücüdürler. 94, İMAN EDENLERİN SALİH AMELLERİ KAYDEDİLİR DİĞERLERİ KAYDA GİRMEZ) Kim bir ıslah edici amel yaparsa ve de müminse (Mümin olmak amel kaydı için gerekli ilk şart) onun yaptıkları yok sayılmayacaktır, biz onu kesinlikle yazıyoruz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Zekeriya’yı da an. Hani o, Rabbine, “Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın.” diye dua etmişti.

    Süleyman Ateş

    Zekeriyya'yı da (an). Rabbine: "Rabbim, beni tek bırakma! Sen, varislerin en iyisisin (her şeyim sana kalacaktır)" diye du'a etmişti.

    Süleymaniye Vakfı

    Zekeriya... O da bir gün Rabbine şöyle yalvarıp yakarmıştı: "Rabbim, beni tek başıma bırakma gerçi sen varislerin en iyisisin!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Zekeriya da Rabbine bir gün şöyle seslenmişti: "Rabbim! En iyi varis sensin ama beni tek başıma bırakma."

    Şaban Britch

    Zekeriya da Rabbine: Rabbim, beni tek başıma bırakma, sen mirasçıların en iyisisin, diye seslenmişti.

    Şaban Piriş

    Zekeriya da Rabbine: - Rabbim, beni tek başıma bırakma, sen mirasçıların en iyisisin, diye yalvarmıştı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve Zekeriyya. Hani Rabbine yakarmıştı: "Rabbim, beni yapayalnız, bir başıma bırakma. Sen, varislerin en hayırlısısın."

  13. Enbiyâ suresi, 90. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 90. ayet. فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَوَهَبْنَا لَهُۥ يَحْيَىٰ وَأَصْلَحْنَا لَهُۥ زَوْجَهُۥٓ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا وَكَانُوا۟ لَنَا خَٰشِعِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya'yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.

    Mehmet Okuyan

    Biz onun da duasına cevap vermiş ve ona Yahya'yı bağışlamıştık; eşini de kendisi için (çocuk doğurmaya) elverişli kılmıştık. Onlar hayır işlerinde koşuşur, (merhametimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak dipnot 1 bize yalvarırlardı. Onlar, bize saygı içindeydiler. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:56; İsrâ 17:57; Secde 32:16; Zümer 39:9.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayetler Al-i İmrân 3:37-41 ve Meryem 19:1-15. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Biz onun yakarışını da kabul ettik ve onun eşini kendisi için çocuk doğurmaya elverişli hale getirerek ona Yahya'yı armağan ettik. İşte bunların (üçü) de birbirleriyle hayırlarda yarışan kimselerdi; Bize bollukta da darlıkta da yalvarıp yakarırlardı: zira onlar Bize karşı derin bir saygı duyarlardı.

    Muhammed Esed

    Ve bunun üzerine o(nun bu yakarışı)na da karşılık verdik ve karısını onun için çocuk doğurabilecek hale getirerek ona Yahya'yı armağan ettik; doğrusu bu üç kişi iyi ve yararlı işlerde birbiriyle yarışır ve Bize korku ve umutla yakarırlar; Bize karşı her zaman saygı ve duyarlık gösterirlerdi.

    Ahmed Hulusi

    Biz de icabet ettik, Ona Yahya'yı hibe ettik ve karısını Onun için ıslah ettik (çocuk doğurmak için uygun hale getirdik). . . Muhakkak ki onlar hayırlı işlerde yarışırlar; ümitle ve korkarak bize dua ederlerdi, huşu duyarlardı.

    Ali Bulaç

    Onun duasına icabet ettik, kendisine Yahya'yı armağan ettik, eşini de doğurmaya elverişli kıldık. Gerçekten onlar hayırlarda yarışırlardı, umarak ve korkarak bize dua ederlerdi. Bize derin saygı gösterirlerdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Onun da duasını kabul etmiştik. Ona Yahya'yı vermiş, eşini de kendisi için ıslâh etmiştik. Hayırlı iş yapmakta biribirleriyle yarışırlar, (rahmetimizi) ümid ederek ve (azabımızdan da) korkarak bize duâ ederlerdi. Bize karşı son derece saygılı idiler.

    Ali Rıza Safa

    Bunun üzerine, Ona yanıt verdik ve karısını çocuk doğurabilecek duruma getirerek, Yahya'yı, Ona armağan ettik. Gerçekten de Onlar, iyi edimlerde yarışırlar; korku ve umutla, Bize yakarışlarda bulunurlardı. Çünkü Bize, derin saygı duyarlardı.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz de duasını kabul ettik ve ona Yahya'yı bahşettik. Eşini de kendisi için elverişli hale getirdik. Gerçekten bütün peygamberler hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı. Onlar bize gönülden saygı duyuyorlardı.

    Edip Yüksel

    Duasını kabul ettik ve ona Yahya'yı verdik. Kendisi için karısının durumunu düzelttik. Çünkü onlar iyi işlerde yarışıyorlar ve bize hem umutluyken ve hem de korku içindeyken yalvarıyorlardı. Onlar bize saygı duyanlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Duasını kabul ettik ve ona Yahya'yı verdik. Kendisi için karısının durumunu düzelttik. Çünkü onlar iyi işlerde yarışıyorlar ve bize hem umutluyken ve hem de korku içindeyken yalvarıyorlardı. Onlar bize saygı duyanlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz de duasını kabul ettik de kendisine Yahya'yı verdik ve onun için eşini çocuk doğurmaya elverişli hale getirdik. Doğrusu bunlar hayırlı işlerde yarışır, Bize umut ve korkuyla dua ederlerdi. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisine Yahyayı verdik ve onun zevcesini ıslah eyledik, hakıkat bunlar hayratta müsaraat ve bize rağbet ve rehbetle dua ederlerdi ve bizim için haşı'lerdi

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik. Ve kendisine Yahya'yı armağan ettik. Ve onun için eşini ıslah dipnot 1 ettik. Onlar hayırlarda yarışıyor, umarak ve endişe ederek Bize yalvarıyorlardı. Ve Bize karşı içtenlikle saygı duyuyorlardı.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğum yapmaya engel olan durumunu iyileştirdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik. Ve kendisine Yahya'yı armağan ettik. Ve onun için eşini ıslah dipnot 1 ettik. Onlar hayırlarda yarışıyor, umarak ve endişe ederek Bize yalvarıyorlardı. Ve Bize karşı içtenlikle saygı duyuyorlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğum yapmaya engel olan durumunu iyileştirdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik. Ve kendisine Yahya'yı armağan ettik. Ve onun için eşini ıslah dipnot 1 ettik. Onlar hayırlarda yarışıyor, umarak ve endişe ederek Bize yalvarıyorlardı. Ve Bize karşı içtenlikle saygı duyuyorlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğum yapmaya engel olan durumunu iyileştirdik.

    Gültekin Onan

    Onun duasına icabet ettik, kendisine Yahya'yı armağan ettik, eşini de doğurmaya elverişli kıldık. Gerçekten onlar hayırlarda yarışırlardı. Umarak ve korkarak bize dua ederlerdi. Bize derin saygı gösterirlerdi.

    Hasan Basri Çantay

    Biz onu (n) da (bu duasını) kabul ve kendisine Yahyayi ihsan etdik. Eşini (doğurmıya) saalih kıldık. Hakıykat (bütün) bunlar (bu peygamberler) hayır işlerinde yarışırlar, umarak ve korkarak bize düa ederlerdi. Onlar bizim için derin saygı gösterenlerdi.

    İbni Kesir

    Biz de ona icabet ederek Yahya'yı ihsan etmiş, eşini doğum yapabilecek bir hale getirmiştik. Doğrusu onlar; hayırlı şeylerde yarışıyorlar, korkarak ve umarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı

    Mehmet Alagaş

    (85-93) İsmail ve İdris ve Zelkifl i, hepsi de sabredenlerdendi , onları rahmetimize dahil ettik , kesinlikle onlar salihlerdendi. Zennun (Yunus), öfkeli bir şekilde gitti / terk etti, aleyhine bir şey takdir edemeyeceğimizi zannetti. Karanlıkta iken bize “Senden başka ilah yoktur seni üstün tutarım ben zalimlerden oldum” diye seslendi , biz de O’na icabet ettik onu gamdan kederden kurtardık, biz inananları böyle kurtarırız. Zekeriya, bir vakit o da Rabbine “Beni fert olarak / tek bir birey olarak bırakma, sen en hayırlı varissin” diye seslendi , O’na da icabet ettik ve ona Yahya’yı hibe ettik , eşini de / zevcesini de ıslah ettik, onlar hayırlarda yarışırlardı / hayır peşinde koşarlardı, ümit ve korku içinde bize dua ederlerdi, bizden ürperirlerdi. Öyle ki O’na (İsa’nın annesi Meryem) ırzını / ferşini koruyana, ruhumuzdan üfledik, O’nu ve oğlunu alemlere ayet yaptık. İşte bu sizin bir olan toplu munuz / ümmetiniz (tüm bu verilen örnek şahsiyetler) ve ben de sizin Rabbinizim bana ibadet edin. Yapmaları gereken işlerini / emirlerini kesip parçaladılar hepsi bize dönücüdürler. 94, İMAN EDENLERİN SALİH AMELLERİ KAYDEDİLİR DİĞERLERİ KAYDA GİRMEZ) Kim bir ıslah edici amel yaparsa ve de müminse (Mümin olmak amel kaydı için gerekli ilk şart) onun yaptıkları yok sayılmayacaktır, biz onu kesinlikle yazıyoruz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.

    Süleyman Ateş

    Onun du'asını da kabul buyurduk ve ona Yahya'yı armağan ettik. Eşini de kendisi için ıslah ettik (çocuk doğurmağa elverişli bir hale getirdik). Gerçekten onlar hayır işlere koşarlar, umarak ve korkarak bize du'a ederlerdi ve bize derin saygı gösterirlerdi.

    Süleymaniye Vakfı

    Onun da isteğini kabul ettik ve eşini doğum yapabilecek hale getirerek ona Yahya'yı bağışladık. Onlar hayırlarda yarışır, bize umut ve korku ile yalvarırlardı. Bize karşı derin bir saygı içindeydiler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona da olumlu karşılık verdik de eşini doğum yapabilecek hale getirerek Yahya'yı bağışladık. Onlar hayırlarda yarışır ve korku içinde umutla bize yakarırlardı. Onlar bize karşı saygılı kimselerdi.

    Şaban Britch

    Onun duasını kabul etmiş ve ona Yahya’yı bağışlamış, eşini de (doğum yapabilmeye) elverişli bir hale getirmiştik. Onlar, hayırlarda yarışıyorlar, korku ve ümit ile bize dua ediyorlardı. Bize karşı son derece huşû içinde olurlardı.

    Şaban Piriş

    Onun duasını kabul etmiş ve ona Yahya'yı bağışlamış, eşini de doğum yapabilecek bir hale getirmiştik. Onlar, hayırlarda yarışıyorlar, korku ve ümit ile bize dua ediyorlardı. Bize karşı son derece saygılı idiler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendisine hemen cevap vermiş. Yahya'yı ona hediye etmiş, karısını kendisi için doğurmaya elverişli hale getirmiştik. Onlar, hayırlarda yarışırlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı. Onlar, bize ürpererek saygı gösterirlerdi.

  14. Enbiyâ suresi, 91. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 91. ayet. وَٱلَّتِىٓ أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهَا مِن رُّوحِنَا وَجَعَلْنَٰهَا وَٱبْنَهَآ ءَايَةً لِّلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    Irzını korumuş olan kadını da (Meryem'i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da alemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık.

    Mehmet Okuyan

    Namusunu korumuş olanı (Meryem'i de an)! Biz ona rûhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu âlemler (insanlar) için bir ayet (mucize) kılmıştık. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Mü'minûn 23:50; Tahrîm 66:12.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de iffetini koruyan o kadını (gündeme taşı)! "Kuşkusuz ona da ruhumuzdan üflemiş; onu ve oğlunu (çağının) bütün insanları için (rahmetimizin) bir belgesi kılmıştık.

    Muhammed Esed

    Ve o iffetini koruyan (kadın)ı da (an) ki, Biz ona ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu bütün insanlar için (rahmetimizin) bir simgesi kılmıştık.

    Ahmed Hulusi

    İffetini koruyan o dişiyi (Meryem'i). . . Ona (Meryem'in rahmindeki {ademi yaratışın benzeri olarak} cenine) ruhumuzdan nefhettik (Onda Esma'mızdan bazılarının özel manalarını açığa çıkartarak İsa'yı {şuur varlığı} halk ettik). . . Onu ve oğlunu alemler için bir mucize olarak meydana getirdik.

    Ali Bulaç

    Irzını koruyan (Meryem); biz ona kendi ruhumuzdan üfledik, onu ve çocuğunu insanlığa bir ayet kıldık.

    Ali Özek ve heyeti

    Irzını iffetle korumuş olanı (Meryem'i de an.) Biz ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu âlemler için bir ibret kıldık.

    Ali Rıza Safa

    Sağtöresini Koruyan'a da Ruhumuzdan üfledik. Onu ve oğlunu, evrenler için bir mucize yaptık.

    Bayraktar Bayraklı

    İffetini koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu alemlere ders kılmıştık.

    Edip Yüksel

    Ve ırzını koruyan kadın da... Nitekim ona ruhumuzdan üflemiştik. Onu ve oğlunu tüm dünyaya bir işaret yaptık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve ırzını koruyan kadın da... Nitekim ona ruhumuzdan üflemiştik. Onu ve oğlunu tüm dünyaya bir işaret yaptık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve o dişiyi (Meryem' i) de ki, o namusunu korudu da kendisine ruhumuzdan üfledik ve kendisiyle oğlunu alemlere bir mucize yaptık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve o dişiyi de ki ırzını muhkem korudu da kendisine ruhumuzdan nefhettik ve kendisile oğlunu alemine bir ayet kıldık

    Gültekin Onan

    Irzını koruyan (Meryem); biz ona kendi ruhumuzdan üfledik, onu ve çocuğunu insanlığa bir ayet kıldık.

    Hasan Basri Çantay

    Irzını (bir kala gibi) koruyan o kızı da (yad et) ki biz ona ruuhumuzdan üflemiş, kendisini de, oğlunu da alemlere ibret kılmışdık.

    İbni Kesir

    Mahrem yerini koruyana da ruhumuzdan üflemiş; onu da, oğlunu da alemler için bir ayet kılmıştık.

    Mehmet Alagaş

    (85-93) İsmail ve İdris ve Zelkifl i, hepsi de sabredenlerdendi , onları rahmetimize dahil ettik , kesinlikle onlar salihlerdendi. Zennun (Yunus), öfkeli bir şekilde gitti / terk etti, aleyhine bir şey takdir edemeyeceğimizi zannetti. Karanlıkta iken bize “Senden başka ilah yoktur seni üstün tutarım ben zalimlerden oldum” diye seslendi , biz de O’na icabet ettik onu gamdan kederden kurtardık, biz inananları böyle kurtarırız. Zekeriya, bir vakit o da Rabbine “Beni fert olarak / tek bir birey olarak bırakma, sen en hayırlı varissin” diye seslendi , O’na da icabet ettik ve ona Yahya’yı hibe ettik , eşini de / zevcesini de ıslah ettik, onlar hayırlarda yarışırlardı / hayır peşinde koşarlardı, ümit ve korku içinde bize dua ederlerdi, bizden ürperirlerdi. Öyle ki O’na (İsa’nın annesi Meryem) ırzını / ferşini koruyana, ruhumuzdan üfledik, O’nu ve oğlunu alemlere ayet yaptık. İşte bu sizin bir olan toplu munuz / ümmetiniz (tüm bu verilen örnek şahsiyetler) ve ben de sizin Rabbinizim bana ibadet edin. Yapmaları gereken işlerini / emirlerini kesip parçaladılar hepsi bize dönücüdürler. 94, İMAN EDENLERİN SALİH AMELLERİ KAYDEDİLİR DİĞERLERİ KAYDA GİRMEZ) Kim bir ıslah edici amel yaparsa ve de müminse (Mümin olmak amel kaydı için gerekli ilk şart) onun yaptıkları yok sayılmayacaktır, biz onu kesinlikle yazıyoruz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık.

    Süleyman Ateş

    O ırzını korumuş olan(Meryem)i de an; ona ruhumuzdan bir çocuk üflemiş, kendisini ve oğlunu alemlere bir ibret yapmıştık.

    Süleymaniye Vakfı

    Namusunu korumuş kadına (Meryem'e) gelince, onun içine ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, alemler için bir ayet /bir mucize kılmıştık dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki ruh, Allah'tan gelen bilgidir (İsra 17/85). O bilgi, Allah'ın İsa aleyhisselama, anasının rahminde iken (Tahrim 66/12) öğrettiği kitap bilgisi ve konuşmadır (Al-i İmran 3/48, Meryem 19/30-33) Böylece o ve annesi, insanlar için birer ayet /mucize olmuşlardır (Meryem 19/21, Müminun 23/50).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Namusunu korumuş olan kadının; Meryem'in içine de ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu bütün çağdaşlarına bir belge yapmıştık.

    Şaban Britch

    Irzını koruyan (Meryeme) de ruhumuzdan üflemiş, onu da oğlunu da alemlere bir ayet/işaret kılmıştık.

    Şaban Piriş

    Irzını koruyan (Meryeme) de rahmetimizden üflemiş, onu da oğlunu da insanlığa bir belge kılmıştık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve o, cinsiyet organını/ırzını titizlikle koruyan kadın. Onun bağrına ruhumuzdan üfledik de kendisini ve oğlunu alemler için bir mucize yaptık.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.