Enbiyâ suresi · 1–15. ayetler

Hesap yaklaştı; helâk edilen memleketler

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Enbiyâ suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 1. ayet. ٱقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِى غَفْلَةٍ مُّعْرِضُونَ

    Diyanet İşleri

    İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.

    Mehmet Okuyan

    İnsanların hesab(a çekilmeler)i yaklaştı. Onlar (ise) gaflet içinde yüz çevirmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    İnsanlar için yaptıklarının hesabını verme vakti oldukça yaklaştı; fakat onlar hala gaflet içerisinde (bu gerçeğe) sırt çeviriyorlar.

    Muhammed Esed

    İnsanlar için hesap görme vakti yaklaşıyor; ama onlar (bu yaklaşan şeye karşı) hala inatla umursamazlık gösteriyorlar.

    Ahmed Hulusi

    İnsanlara yaptıklarının sonucunu görme süreci yaklaşmıştır! Onlar ise kozaları içinde aldırmaz bir haldeler!

    Ali Bulaç

    İnsanları sorgulama (zamanı) yaklaştı, kendileri ise gaflet içinde yüz çeviriyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsanların hesaba çekilecekleri (gün) yaklaştı. Hal böyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler.

    Ali Rıza Safa

    İnsanları sorgulama zamanı yaklaştı. Oysa onlar, aymazlık içinde yüz çeviriyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    İnsanların hesapları yaklaştı; fakat onlar hala gaflet içinde yüz çevirmektedirler.

    Edip Yüksel

    İnsanların hesapları yaklaştı; ancak onlar hala bir aymazlık içinde yüz çevirmektedirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnsanların hesapları yaklaştı; ancak onlar hala bir aymazlık içinde yüz çevirmektedirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnsanlara hesap zamanı yaklaştı. Onlar ise hala gaflet içinde aldırmıyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yaklaştı nasa hisabları onlar ise hala gaflette aldırmıyorlar

    Erhan Aktaş

    İnsanlar için hesap vakti dipnot 1 yaklaştı. Ne var ki onlar gaflet içinde aldırmıyorlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap, ölümle birlikte başlamaktadır. Zira ölen insan için hesap başlamış demektir. Ölü için zaman durmaktadır. Allah'a göre ise zaten zaman diye bir şey yoktur. Ölen kimse için, kendi ölümü ile kıyametin kopması arasında zaman farkı yoktur. Deyim yerinde ise, ölmesi ile dirilmesi bir olmaktadır. Her bir insan için "vaktin yaklaşması" bu şekilde değerlendirilmelidir. Bu açıdan, bu nasıl bir vakit yaklaşmasıdır ki yüzyıllar geçmesine rağmen bir türlü gelmedi düşüncesi yanlıştır. Ölümün yaklaşması ile kıyametin yaklaşması aynı şeydir (20:
    2. metne dön, dipnot 100
      104; 10:45; 30:55, 56).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnsanlar için hesap vakti dipnot 1 yaklaştı. Ne var ki onlar gaflet içinde aldırmıyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap, ölümle birlikte başlamaktadır. Zira ölen insan için hesap başlamış demektir. Ölü için zaman durmaktadır. Allah'a göre ise zaten zaman diye bir şey yoktur. Ölen kimse için, kendi ölümü ile kıyametin kopması arasında zaman farkı yoktur. Deyim yerinde ise, ölmesi ile dirilmesi bir olmaktadır. Her bir insan için "vaktin yaklaşması" bu şekilde değerlendirilmelidir. Bu açıdan, bu nasıl bir vakit yaklaşmasıdır ki yüz yıllar geçmesine rağmen bir türlü gelmedi düşüncesi yanlıştır. Ölümün yaklaşması ile kıyametin yaklaşması aynı şeydir (20: 100:104; 10:45; 30:55:56).

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanlar için hesap vakti dipnot 1 yaklaştı. Ne var ki onlar gaflet içinde aldırmıyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap, ölümle birlikte başlamaktadır. Zira ölen insan için hesap başlamış demektir. Ölü için zaman durmaktadır. Allah'a göre ise zaten zaman diye bir şey yoktur. Ölen kimse için, kendi ölümü ile kıyametin kopması arasında zaman farkı yoktur. Deyim yerinde ise, ölmesi ile dirilmesi bir olmaktadır. Her bir insan için "vaktin yaklaşması" bu şekilde değerlendirilmelidir. Bu açıdan, bu nasıl bir vakit yaklaşmasıdır ki yüz yıllar geçmesine rağmen bir türlü gelmedi düşüncesi yanlıştır. Ölümün yaklaşması ile kıyametin yaklaşması aynı şeydir. (20/Taha, 100-104; 10/Yunus, 45; 30/Rum, 55-56)

    Gültekin Onan

    İnsanları sorgulama (zamanı) yaklaştı, kendileri ise gaflet içinde yüz çeviriyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    İnsanların hesab (günleri yaklaşdı. Böyleyken onlar (haala) gaflet içindedirler, (bunu tefekkürden) yüz çeviricidirler.

    İbni Kesir

    İnsanların hesab zamanı yaklaştı. Fakat onlar hala gaflet içinde yüz çeviriyorlar.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İnsanlar için, hesaplaşmaları yaklaştı, onlar da gaflet halinde sırt çeviriyorlar, Rablerinden ve zikirden onlara verilen her anlatıyı oyun oynayarak dinliyorlar, kalpleri ilgisiz / dikkatleri başka yerde, zalimlerin gizli konuşmalarının etkisindeler, bu da bizim gibi bir beşer değil mi? Gördüğünüz dururken, sihrin etkisine mi gireceksiniz ki? (Gizli konuşmaları buymuş) Dedi ki Rabbim gökte ve yerde konuşulanı bilir , O işitendir, bilendir, evet onlar, karışık rüyalar / düşler dediler , evet ona iftira attıla r, O şair dediler, o da bize evvelki gönderilenler gibi bir ayet getirsin dediler. Onlardan önceki memleketlerde kimi helak etti isek iman etmedi , onlar mı iman edecekler? Sen den önce de vahyettiğmiz erkekleri , onlara gönderdik, eğer ki bil miyorsanız kitap ehline sorun , biz onları (Resulleri) yemek yemez birer ceset yapmadık (hepsi canlı ve yemek yer halde idiler) kalıcı da olmadılar (Süreleri gelince hepsi öldü) sonra onlara olan / o kavimlere olan sözümüze sadık kaldık, onlardan istediğimizi kurtardık, savurganları / israf edenleri ise helak ettik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Hâlbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.

    Süleyman Ateş

    İnsanların hesapları yaklaştı, fakat onlar hala gaflet içinde yüz çevirmektedirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanların hesap verme zamanı yaklaştı. Oysa onlar gaflet içinde yüz çevirmektedirler.

    Şaban Britch

    İnsanların hesabı yaklaşmış olmasına rağmen onlar, gaflet içinde yüz çeviriyorlar.

    Şaban Piriş

    İnsanların hesabı yaklaşmış olmasına rağmen onlar, gaflet içinde yüz çeviriyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yaklaştı insanlara hesapları! Ve onlar hala gaflet içinde yüz çevirip durmadalar.

  2. Enbiyâ suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 2. ayet. مَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍ مِّن رَّبِّهِم مُّحْدَثٍ إِلَّا ٱسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَ

    Diyanet İşleri

    (2-3) Rab'lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: "Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?"

    Mehmet Okuyan

    (2, 3) Kendilerine, Rablerinden her yeni mesaj geldiğinde, onlar kalpleri eğlencede olduğu hâlde elbette bununla hep alay ederek dinlemişlerdi. dipnot 1 O zalimler şu gizli fısıltıyı yapmışlardı: "Bu (Muhammed) sizin gibi bir insandan başka nedir ki! dipnot 2 Siz şimdi göz göre göre büyüye mi geliyorsunuz?"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Şu‘arâ 26:5.
    2. metne dön, dipnot 2
      İnkarcıların bir insan olan peygamberle alay edişleriyle ilgili benzer mesajlar: Hûd 11:27; İbrâhîm 14:10-11; İsrâ 17:94; Mü'minûn 23:24, 33-34, 47; Furkân 25:41; Şu‘arâ 26:154, 186; Yâsîn 36:15; Sâd 38:8; Kamer 54:24-25; Teğâbun 64:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir uyarı gelse, onu da sadece alaya alarak dinliyorlar.

    Muhammed Esed

    Ne zaman Rablerinden kendilerine yeni bir uyarıcı, hatırlatıcı (mesaj) gelse, onu ancak alaya alarak dinliyorlar,

    Ahmed Hulusi

    Rablerinden gelen her yeni uyarıyı, alaya alarak dinliyorlar!

    Ali Bulaç

    Rablerinden kendilerine yeni bir hatırlatma gelmeyiversin, bunu mutlaka oyun konusu yaparak dinliyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, hep alaya alarak, dinlemişlerdir.

    Ali Rıza Safa

    Efendilerinden gelen yeni bir öğretiyi, ancak alaya alarak dinliyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabblerinden kendilerine gelen her yeni öğüdü alaya alarak dinlerler.

    Edip Yüksel

    Her ne zaman Efendi'lerinden kendilerine yeni bir mesaj (zikr) gelse, onu ciddiye almadan dinlerler. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran, Muhammed peygambere verilen biricik mucizedir (29:51). Muhammed peygamberin dönemindeki müşrikler, bir kitabın kendi başına mucize olamayacağını ileri sürerek, geçmişteki peygamberlerin mucizelerine benzer mucizeler görmek istediler (11:12; 17:90-95; 25:7, 8; 37:7-8). * Kuran'ın matematiksel mucizesinin 1974 yılında ortaya çıkması karşısında günümüz müşrikleri de aynı tavrı gösterdiler. Matematiksel mucize, dinin sadece Tanrı'ya hasredilmesini gerektirince, "Kuran'da matematik mi olurmuş?" diye mesajı inkar ettiler. Kuran'ın matematiksel mucizesini keşfetmek için seçilen adam müslümanları sadece Allah'a kul olmaya, din adamlarını ve peygamberi O'na ortak koşmamaya çağırdığında müşriklerin büyük tepkisini aldı ve Suudi, Pakistan ve Afganistan merkezli uluslararası bir terörist grubun Sünni mukallitleri tarafından 1990 yılında Arizona'daki Tucson Mescidinde şehit edildi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her ne zaman Rab'lerinden kendilerine yeni bir mesaj (zikr) gelse, onu ciddiye almadan dinlerler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rablerinden kendilerine gelen her yeni uyarıyı ancak alaya alarak dinliyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rablarından kendilerine gelen her yeni ıhtarı mutlak eğlenerek dinliyorlar

    Erhan Aktaş

    Rabb'lerinden, kendilerine gelen söze bürünmüş her yeni öğüdü, sadece alay ederek dinlerler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'lerinden, kendilerine gelen söze bürünmüş her yeni öğüdü, sadece alay ederek dinlerler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'lerinden, kendilerine gelen her yeni öğüdü, sadece alay ederek dinlerler.

    Gültekin Onan

    Rablerinden kendilerine yeni bir hatırlatma gelmeyiversin, bunu mutlaka oyun konusu yaparak dinliyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    (2-3) Rablerinden kendilerine yeni bir ihtaar gelmeye dursun, onlar bunu ille istihza ederek ve kalbleri oyuna dalarak dinlemişlerdir. Zaalimler gizli fısıltı ile (şöyle) konuşdular: "Bu sizin gibi bir insandan başka mıdır? Kendiniz görüb (ve bilib) dururken şimdi sihre mi geleceksiniz"?

    İbni Kesir

    Rabblarından kendilerine yeni bir uyarı gelmeye dursun; onlar, bunu mutlaka eğlenerek dinlemişlerdir.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İnsanlar için, hesaplaşmaları yaklaştı, onlar da gaflet halinde sırt çeviriyorlar, Rablerinden ve zikirden onlara verilen her anlatıyı oyun oynayarak dinliyorlar, kalpleri ilgisiz / dikkatleri başka yerde, zalimlerin gizli konuşmalarının etkisindeler, bu da bizim gibi bir beşer değil mi? Gördüğünüz dururken, sihrin etkisine mi gireceksiniz ki? (Gizli konuşmaları buymuş) Dedi ki Rabbim gökte ve yerde konuşulanı bilir , O işitendir, bilendir, evet onlar, karışık rüyalar / düşler dediler , evet ona iftira attıla r, O şair dediler, o da bize evvelki gönderilenler gibi bir ayet getirsin dediler. Onlardan önceki memleketlerde kimi helak etti isek iman etmedi , onlar mı iman edecekler? Sen den önce de vahyettiğmiz erkekleri , onlara gönderdik, eğer ki bil miyorsanız kitap ehline sorun , biz onları (Resulleri) yemek yemez birer ceset yapmadık (hepsi canlı ve yemek yer halde idiler) kalıcı da olmadılar (Süreleri gelince hepsi öldü) sonra onlara olan / o kavimlere olan sözümüze sadık kaldık, onlardan istediğimizi kurtardık, savurganları / israf edenleri ise helak ettik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rablerinden kendilerine her yeni öğüt geldiğinde, onlar mutlaka onu alay ederek dinlerler.

    Süleyman Ateş

    Kendilerine Rablerinden gelen her yeni ikazı mutlaka eğlenerek dinlerler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara Rablerinden dipnot 1 yeni bir bilgi gelmeye görsün, hemen onu eğlenerek dinlerler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahiplerinden

    Şaban Britch

    Rablerinden gelen her yeni hatırlatma ancak alay ederek dinlerler.

    Şaban Piriş

    Rab'lerinden gelen her yeni uyarıyı ancak alay ederek dinlerler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rablerinden kendilerine ulaşan, söze bürünmüş her yeni öğüt ve hatırlatmayı ancak eğlenerek dinliyorlar.

  3. Enbiyâ suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 3. ayet. لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّجْوَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ هَلْ هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ أَفَتَأْتُونَ ٱلسِّحْرَ وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ

    Diyanet İşleri

    (2-3) Rab'lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: "Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?"

    Mehmet Okuyan

    (2, 3) Kendilerine, Rablerinden her yeni mesaj geldiğinde, onlar kalpleri eğlencede olduğu hâlde elbette bununla hep alay ederek dinlemişlerdi. dipnot 1 O zalimler şu gizli fısıltıyı yapmışlardı: "Bu (Muhammed) sizin gibi bir insandan başka nedir ki! dipnot 2 Siz şimdi göz göre göre büyüye mi geliyorsunuz?"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Şu‘arâ 26:5.
    2. metne dön, dipnot 2
      İnkarcıların bir insan olan peygamberle alay edişleriyle ilgili benzer mesajlar: Hûd 11:27; İbrâhîm 14:10-11; İsrâ 17:94; Mü'minûn 23:24, 33-34, 47; Furkân 25:41; Şu‘arâ 26:154, 186; Yâsîn 36:15; Sâd 38:8; Kamer 54:24-25; Teğâbun 64:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Onların aklı fikri oyunda oynaştadır; üstelik bilinci altüst olan bu kimseler el altından şöyle fiskos yapıyorlar: "Bu da sizin gibi ölümlü bir insan değil mi? Şu halde siz, göz göre göre büyüye kapılıp gidecek misiniz?"

    Muhammed Esed

    kalpleri geçici hoşnutluklar peşinde; bununla birlikte, zulme (böylece) niyetli olanlar (birbirlerine şunu söylerken) gerçek düşüncelerini saklıyorlar: "(Peygamber olduğunu söyleyen) bu kişi sizin gibi ölümlü biri değil mi? Peki öyleyse, böyle göz göre göre büyü ürünü bir söze mi kapılacaksınız?"

    Ahmed Hulusi

    Akılları fikirleri oyun eğlencede! O, nefslerine zulmedenler, aralarında fısıldaşıyorlar: "Sizden farklı bir beşer mi sanki! Ne olduğunu görüp dururken, sihirli sözlerine mi kapılıyorsunuz?"

    Ali Bulaç

    Onların kalpleri tutkuyla oyalanmadadır. Zulmedenler, gizlice fısıldaştılar: "Bu sizin benzeriniz olan bir beşer değil mi? Öyleyse, göz göre göre büyüye mi geleceksiniz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Kalpleri oyuna, eğlenceye dalarak o zalimler şöyle fısıldaştılar: «Bu (Muhammed), sizin gibi bir beşer olmaktan başka nedir ki! Siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?»

    Ali Rıza Safa

    Yürekleri eğlenceye dalmıştır. Haksızlık yapanlar, gizlice fısıldaştılar: "Sizin gibi bir insanoğlu değil mi bu? Yine de göz göre göre, büyüye mi kapılacaksınız?"

    Bayraktar Bayraklı

    Kalpleri başka şeylerle oyalanarak haksızlık edenler, aralarında fısıldaşarak,"Bu da sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Siz göre göre büyüyü mü kabul edip inanacaksınız?" derler.

    Edip Yüksel

    Kalpleri pervasızdır. Zalimler gizlice birbirleriyle görüştüler: "Bu adam sizin gibi bir insan değil mi? Göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kalpleri pervasızdır. Zalimler gizlice birbirleriyle görüştüler: 'Bu adam sizin gibi bir insan değil mi? Göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kalpleri hep oyunda, hem o zalimler gizlice fısıldaştılar: "Bu ancak sizin gibi bir insan! Artık göz göre göre büyüye mi gidiyorsunuz?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kalbleri hep oyunda hem onlar o zalimler şu gizli fısıltıyı sirleştiler: bu sırf sizin gibi, bir beşer artık göre göre sihire mi gidiyorsunuz?

    Erhan Aktaş

    O haksızlık yapanlar, akıllarınca önemsemeyerek ve kendi aralarında fısıldayarak: "Bu, sizin gibi bir beşerden dipnot 1 başka bir şey midir? Yoksa siz, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?" diyorlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiçbir ilahi ve insan üstü özelliği olmayan, sıradan bir insan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O haksızlık yapanlar, akıllarınca önemsemeyerek ve kendi aralarında fısıldayarak: "Bu, sizin gibi bir beşerden dipnot 1 başka bir şey midir? Yoksa siz, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?" diyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiçbir ilahi özelliği olmayan, sıradan bir insan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O haksızlık yapanlar, akıllarınca önemsemeyerek ve kendi aralarında fısıldayarak: "Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Yoksa siz, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?" diyorlar.

    Gültekin Onan

    Onların kalpleri tutkuyla oyalanmadadır. Zulmedenler, gizlice fısıldaştılar: "Bu sizin benzeriniz olan bir beşer değil mi"? Öyleyse, göz göre göre büyüye mi geleceksiniz?"

    Hasan Basri Çantay

    (2-3) Rablerinden kendilerine yeni bir ihtaar gelmeye dursun, onlar bunu ille istihza ederek ve kalbleri oyuna dalarak dinlemişlerdir. Zaalimler gizli fısıltı ile (şöyle) konuşdular: "Bu sizin gibi bir insandan başka mıdır? Kendiniz görüb (ve bilib) dururken şimdi sihre mi geleceksiniz"?

    İbni Kesir

    Kalbleri gaflet içerisinde. Zulmedenler gizlice fısıldaştılar: Bu sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göre göre büyüye mi aldanacaksınız?

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İnsanlar için, hesaplaşmaları yaklaştı, onlar da gaflet halinde sırt çeviriyorlar, Rablerinden ve zikirden onlara verilen her anlatıyı oyun oynayarak dinliyorlar, kalpleri ilgisiz / dikkatleri başka yerde, zalimlerin gizli konuşmalarının etkisindeler, bu da bizim gibi bir beşer değil mi? Gördüğünüz dururken, sihrin etkisine mi gireceksiniz ki? (Gizli konuşmaları buymuş) Dedi ki Rabbim gökte ve yerde konuşulanı bilir , O işitendir, bilendir, evet onlar, karışık rüyalar / düşler dediler , evet ona iftira attıla r, O şair dediler, o da bize evvelki gönderilenler gibi bir ayet getirsin dediler. Onlardan önceki memleketlerde kimi helak etti isek iman etmedi , onlar mı iman edecekler? Sen den önce de vahyettiğmiz erkekleri , onlara gönderdik, eğer ki bil miyorsanız kitap ehline sorun , biz onları (Resulleri) yemek yemez birer ceset yapmadık (hepsi canlı ve yemek yer halde idiler) kalıcı da olmadılar (Süreleri gelince hepsi öldü) sonra onlara olan / o kavimlere olan sözümüze sadık kaldık, onlardan istediğimizi kurtardık, savurganları / israf edenleri ise helak ettik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kalpleri başka şeylerle meşguldür. Zulmedenler, aralarında gizlice danışıp: "Bu sizin benzeriniz olan bir beşer değil mi? Öyleyken, siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi geleceksiniz?”

    Süleyman Ateş

    Kalbleri eğlencededir. O zulmedenler, aralarında şu konuşmayı gizlediler: "Bu (Muhammed) de sizin gibi bir insan değil mi? Şimdi siz, göre göre büyüye mi kapılacaksınız?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğlenmeyi içten içe yaparlar. Yanlışa dalan bu kimseler aralarında gizlice fısıldaşarak derler ki "Bu da sizin gibi bir insandan başka nedir ki? Göz göre göre sihire mi dipnot 1 geliyorsunuz?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sihir kelimesinin geçtiği bu ayet, Kuran'da bu kelimenin hangi anlamda kullanıldığına delildir. Kur'an'da geçen pek çok ayette gelen her elçiye anlaşmış gibi aynı cevabı veren kafirlerin ağzından benzer ifadeler nakledilmiştir. Bu ayette nakledilen benzer ifade de "göz göre göre sihire mi geliyorsunuz?" dendiğine göre bu kafirler, sihirin ‘uydurma' olduğunu biliyor olmalıdırlar. Aksi takdirde "Göz göre göre"  demezlerdi. Bu manayı verdiğimiz kısım "tubsireten(وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ) " dir. "Basiretli bir şekilde" anlamına gelir. Basiret sadece gözün görmesinden kaynaklanmaz. Nitekim kör bir insan, gören bir insandan çok daha basiretli olabilir. Basiret akıl gözüyle görme, vizyon sahibi olma, arka planını görebilme anlamlarına gelir. Sihir, göz aldatma oyunudur. Her sihrin mutlaka teknik ve bilimsel bir açıklaması vardır. Kafirlerden nakledilen bu ifade nedeniyle  meal çalışmasının tamamında "es sihra(السِّحْرَ)"  geçen ayetlerde "uydurma" manası tercih edilmiştir. Diğer delil Araf 5/116 ve Araf 5/117'de yaptıkları sihir için "ma ye'fikune(مَا يَأْفِكُونَ)" "uydurduklarını" buyrulmasıdır.

    Şaban Britch

    Zalimler kalpleri gaflet içerisinde gizlice fısıldaşıyorlar: Bu, (Muhammed) sizin gibi bir insandan başka bir şey mi? Şimdi göz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?

    Şaban Piriş

    Zalimler kalpleri gaflet içerisinde gizlice fısıldaşıyorlar: -Bu, (Muhammed) sizin gibi bir insandan başka bir şey mi? Göz göre göre büyülenecek misiniz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kalpleri hep oyun ve oyalanmada. O zulüm sergileyenler, şu yolda bir fısıldaşmayı iyice koyulaştırdılar: "Bu adam, sizin gibi bir insandan başkası değil. Gözünüz baka baka büyüye mi gidiyorsunuz!"

  4. Enbiyâ suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 4. ayet. قَالَ رَبِّى يَعْلَمُ ٱلْقَوْلَ فِى ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    Diyanet İşleri

    Peygamber, onlara dedi ki: "Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir."

    Mehmet Okuyan

    (Peygamber) şöyle demişti: "Rabbim, yerde ve gökte(ki her) sözü bilir. O duyandır, bilendir."

    Mustafa İslamoğlu

    (Ve) dedi ki: "Rabbim gökte ve yerde söylenen her sözü, her düşünceyi bilmektedir: zira O her şeyi işitendir, her şeyi bilendir."

    Muhammed Esed

    De ki: "Benim Rabbim gökte ve yerde konuşulan her sözü bilir; her şeyi işiten ve her şeyin aslını bilen O'dur".

    Ahmed Hulusi

    (Hz. Rasulullah): "Benim Rabbim semada ve arzda konuşulanı bilir. . . O, Semi'dir, Aliym'dir" dedi.

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Benim Rabbim, gökte ve yerde söylenen sözü bilir; O, işitendir, bilendir."

    Ali Özek ve heyeti

    (Peygamber) dedi ki: Rabbim, yerde ve gökte (söylenmiş) her sözü bilir. O, hakkıyla işiten ve bilendir.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Benim Efendim, gökte ve yeryüzünde söylenenleri bilir. Çünkü O, Duyandır; Bilendir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Peygamber,"Rabbim, gökte ve yerde söyleneni bilir. O her şeyi işiten ve her şeyi bilendir" dedi.

    Edip Yüksel

    Dedi ki, "Efendim yerde ve gökte her sözü bilir. O İşitendir, Bilendir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki, 'Rabbim yerde ve gökte her sözü bilir. O İşitendir, Bilendir. '

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Peygamber) dedi ki: "Rabbim gökte ve yerde söyleneni bilir; O, herşeyi işitendir, bilendir"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dedi: rabbım söyleneni bilir: Gökte de Yerde de ve o öyle semi, öyle alimdir

    Erhan Aktaş

    "Rabb'im, gökte ve yerde olan her sözü bilir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Rabb'im, gökte ve yerde olan her sözü bilir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'im, gökte ve yerde olan her sözü bilir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir. " dedi.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Benim rabbim, gökte ve yerde söylenen sözü bilir; O, işitendir, bilendir."

    Hasan Basri Çantay

    (Onlara) dedi ki: "Rabbim gökdeki, yerdeki (her) sözü bilir. O, hakkıyle işidici, kemaliyle bilicidir".

    İbni Kesir

    Dedi ki: Benim Rabbım; gökte ve yerde söyleneni bilir. O; Semi'dir. Alim'dir

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İnsanlar için, hesaplaşmaları yaklaştı, onlar da gaflet halinde sırt çeviriyorlar, Rablerinden ve zikirden onlara verilen her anlatıyı oyun oynayarak dinliyorlar, kalpleri ilgisiz / dikkatleri başka yerde, zalimlerin gizli konuşmalarının etkisindeler, bu da bizim gibi bir beşer değil mi? Gördüğünüz dururken, sihrin etkisine mi gireceksiniz ki? (Gizli konuşmaları buymuş) Dedi ki Rabbim gökte ve yerde konuşulanı bilir , O işitendir, bilendir, evet onlar, karışık rüyalar / düşler dediler , evet ona iftira attıla r, O şair dediler, o da bize evvelki gönderilenler gibi bir ayet getirsin dediler. Onlardan önceki memleketlerde kimi helak etti isek iman etmedi , onlar mı iman edecekler? Sen den önce de vahyettiğmiz erkekleri , onlara gönderdik, eğer ki bil miyorsanız kitap ehline sorun , biz onları (Resulleri) yemek yemez birer ceset yapmadık (hepsi canlı ve yemek yer halde idiler) kalıcı da olmadılar (Süreleri gelince hepsi öldü) sonra onlara olan / o kavimlere olan sözümüze sadık kaldık, onlardan istediğimizi kurtardık, savurganları / israf edenleri ise helak ettik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Peygamber, (onlara) dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.''

    Süleyman Ateş

    Dedi ki: "Rabbim gökte ve yerde konuşulan her sözü bilir, (O'ndan gizli kalan hiçbir şey yoktur). O, işitendir, bilendir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Elçi) Der ki "Rabbim dipnot 1 göklerde ve yerde söylenen her sözü bilir. Dinleyen ve bilen O'dur."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahibim

    Şaban Britch

    Peygamber: "Rabbim gökte ve yerde ne söyleniyorsa bilir" dedi. O her şeyi işitendir, her şeyi bilendir!

    Şaban Piriş

    Peygamber: - Rabbim gökte ve yerde ne söyleniyorsa bilir. O işitendir, bilendir! dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dedi: "Rabbim, gökteki sözü de yerdeki sözü de bilir. O, herşeyi duyan, her şeyi bilendir!"

  5. Enbiyâ suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 5. ayet. بَلْ قَالُوٓا۟ أَضْغَٰثُ أَحْلَٰمٍۭ بَلِ ٱفْتَرَىٰهُ بَلْ هُوَ شَاعِرٌ فَلْيَأْتِنَا بِـَٔايَةٍ كَمَآ أُرْسِلَ ٱلْأَوَّلُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, "Hayır, bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Hayır, onu kendisi uydurdu; hayır, o bir şairdir. Eğer böyle değilse, önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Müşrikler:) "Hayır! (Bunlar) karmakarışık rüyalardır; aksine onu kendisi uydurmuştur; dipnot 1 dahası o bir şairdir. dipnot 2 (Öyle değilse) bize hemen, öncekilere gönderilenin benzeri bir ayet (mucize) getirsin!" demişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Muhammed'e "müfteri" suçlamasıyla ilgili benzer mesajlar: Yûnus 10:38; Hûd 11:13; Nahl 16:101; Furkân 25:4; Secde 32:3; Sebe' 34:8; Şûrâ 42:24; Ahkâf 46:8.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Sâffât 37:36; Tûr 52:30; Hâkka 69:41.

    Mustafa İslamoğlu

    "Hayır!" dediler; "(Bunlar) karma karışık düşlerdir!.. Yok yok, onu kendisi uydurmuştur!.. Bu da değilse, o bir şair olmalı... İyi ama, önceden gönderilen (peygamberler) gibi bize bir mucize getirse ya!.."

    Muhammed Esed

    "Yoo", diyorlar, "(Muhammed'in bu söyledikleri) karmakarışık rüyalardan ibaret!" "Yok yok, bütün bunları kendisi uyduruyor!" "Hayır, o sadece bir şairdir!" "Peki, madem öyle, önceki (peygamberlerin mucizelerle) gönderildiği gibi o da bize bir mucize getirse ya!"

    Ahmed Hulusi

    Şöyle de dediler: "Konuştukları kuruntulardan oluşan rüyalarıdır! Muhtemelen uyduruyor. . . Hayır, O bir şairdir! (Eğer böyle değilse) geçmişte yaşamış Rasullerdeki gibi mucizesini göstersin!"

    Ali Bulaç

    "Hayır" dediler. (Bunlar) Karmakarışık düşlerdir; hayır, onu kendisi uydurmuştur; hayır o bir şairdir. Böyle değilse, öncekilere gönderildiği gibi bize de bir ayet (mucize) getirsin."

    Ali Özek ve heyeti

    «Hayır, dediler, (bunlar) saçma sapan rüyalardır; bilakis onu kendisi uydurmuştur; belki de o, şairdir. (Eğer öyle değilse) bize hemen, öncekilere gönderilenin benzeri bir mucize getirsin.»

    Ali Rıza Safa

    "Hayır!" dediler; "Karmakarışık düşler!" "Hayır, Onu, kendisi uyduruyor!" "Hayır, O, bir ozan!" "Madem öyle, öncekilere gönderildiği gibi, bize de bir mucize getirsin!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar,"Hayır, bunlar karışık rüyalardır, onu kendisi uydurmuştur. Hayır o şairdir. Haydi, önceki peygamberler gibi bir belge getirsin!" dediler.

    Edip Yüksel

    Hatta, "Boş hayallerdir" "Onu o uydurmuş" ve "O bir şairdir, daha önceki elçiler gibi o da bize mucizeler getirsin" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hatta, 'Boş hayallerdir,' 'Onu o uydurmuş,' ve 'O bir şairdir, daha önceki elçiler gibi o da bize mucizeler getirsin,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Onlar): "Bunlar bir takım karışık rüyalar; yok onu kendisi uydurdu; yok o bir şairdir; öyle değilse, önceki peygamberlerin gönderdikleri gibi, bize bir mucize getirsin!" derler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dediler: adgasü ahlam, yok onu uydurdu, yok o bir şair, yoksa bize evvelkilerin gönderildikleri gibi bir ayet getirsin

    Erhan Aktaş

    "Hayır, bunlar karmakarışık düşlerdir. Hayır, belki onu uydurdu. Hayır, o bir şairdir. Öyleyse öncekilere gönderildiği gibi bize bir ayet dipnot 1 getirsin." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, mucize.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Hayır, bunlar karmakarışık düşlerdir. Hayır, belki onu uydurdu. Hayır, o bir şairdir. Öyleyse öncekilere gönderildiği gibi bize bir ayet dipnot 1 getirsin." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, mucize.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Hayır, bunlar karmakarışık düşlerdir. Hayır, belki onu uydurdu. Hayır, belki de o bir şairdir. Öyleyse öncekilere gönderildiği gibi bize bir ayet dipnot 1 getirsin." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, mucize.

    Gültekin Onan

    "Hayır" dediler. "(Bunlar) Karmakarışık düşlerdir; hayır, onu kendisi uydurmuştur; hayır, o bir şairdir. Böyle değilse, öncekilere gönderildiği gibi bize de bir ayet getirsin."

    Hasan Basri Çantay

    Dediler: "Hayır, (bunlar) saçma sapan rü'yalardır. Hayır, onu kendisi uydurmuşdur. Hayır, o, bir şairdir. (Bunlar değilse) o halde evvelki (peygamber) lere gönderildiği gibi o da bize bir mu'cize getirsin".

    İbni Kesir

    Onlar: Hayır, bunlar saçma sapan rüyalardır. Hayır onu uydurmuştur, hayır o, şairdir. Haydi önceki peygamberler gibi o da bize bir mucize getirsin dediler.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İnsanlar için, hesaplaşmaları yaklaştı, onlar da gaflet halinde sırt çeviriyorlar, Rablerinden ve zikirden onlara verilen her anlatıyı oyun oynayarak dinliyorlar, kalpleri ilgisiz / dikkatleri başka yerde, zalimlerin gizli konuşmalarının etkisindeler, bu da bizim gibi bir beşer değil mi? Gördüğünüz dururken, sihrin etkisine mi gireceksiniz ki? (Gizli konuşmaları buymuş) Dedi ki Rabbim gökte ve yerde konuşulanı bilir , O işitendir, bilendir, evet onlar, karışık rüyalar / düşler dediler , evet ona iftira attıla r, O şair dediler, o da bize evvelki gönderilenler gibi bir ayet getirsin dediler. Onlardan önceki memleketlerde kimi helak etti isek iman etmedi , onlar mı iman edecekler? Sen den önce de vahyettiğmiz erkekleri , onlara gönderdik, eğer ki bil miyorsanız kitap ehline sorun , biz onları (Resulleri) yemek yemez birer ceset yapmadık (hepsi canlı ve yemek yer halde idiler) kalıcı da olmadılar (Süreleri gelince hepsi öldü) sonra onlara olan / o kavimlere olan sözümüze sadık kaldık, onlardan istediğimizi kurtardık, savurganları / israf edenleri ise helak ettik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, “Hayır, bunlar (Kur'an) anlamsız rüyalardır. Üstelik, onu kendisi uydurdu; dahası, o bir şairdir. Eğer böyle değilse, önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin.” dediler.

    Süleyman Ateş

    "Hayır, dediler, (bu) karmakarışık hayallerdir; hayır onu uydurmuş; hayır o şa'irdir. (Eğer gerçekten peygamberse) öncekilerin, (mu'cizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mu'cize getirsin."

    Süleymaniye Vakfı

    Aslında şunları dediler: "Karmakarışık düşler! Hayır, onu kendisi uydurdu dipnot 1 . Yok, o bir şairdir dipnot 2 . (Eğer elçi ise) Bize, öncekilere gönderilenler gibi bir mucize getirse ya dipnot 3 !".

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Aslında onlar şöyle derler: "Bunlar karma karışık hayallerdir. Hayır, bu adam Allah'a iftira ediyor. Belki de şairdir. Eğer elçi ise bize bir belge (mucize) getirsin dipnot 1 ; öncekilere gönderilen belgelerden olsun."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ankebut 29/50-51

    Şaban Britch

    Hayır, dediler. Bunlar karma karışık rüyalardır. Hayır, onu o uydurmuştur. Hayır, O şairdir! Haydi, önceki peygamberler gibi bize bir ayet/mucize getirsin!

    Şaban Piriş

    -Hayır, dediler. Bunlar rüya saçmalıkları .. Hayır, onu o uydurmuştur. Hayır, O şairdir! Haydi, önceki peygamberler gibi bize bir mucize getirsin!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle de dediler: "Saçma sapan rüyalar bunlar! Belki de uydurduğu bir yalandır. Belki de bir şairdir o. Hadi bir mucize getirsin bize, öncekilere gönderildiği gibi..."

  6. Enbiyâ suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 6. ayet. مَآ ءَامَنَتْ قَبْلَهُم مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَآ أَفَهُمْ يُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi de şimdi bunlar mı iman edecekler?

    Mehmet Okuyan

    Bunlardan önce helak ettiğimiz hiçbir şehir (halkı) iman etmemişti; şimdi bunlar mı iman edecekler!

    Mustafa İslamoğlu

    Onlardan önce kendilerini (inkarda ısrarlarından dolayı) helak ettiğimiz nice kentler iman etmemişlerdi, şimdi bunlar mı iman edecekler?

    Muhammed Esed

    Geçmişte helak ettiğimiz toplumlardan hiç biri (kendilerine gönderilen peygamberlere) inanmamışlardı; şimdi, bunlar mı inanacak?

    Ahmed Hulusi

    Bunlardan önce helak ettiğimiz hiçbir şehir halkı da iman etmemişti. . . Onlar mı iman edecekler?

    Ali Bulaç

    Kendilerinden evvel yıkıma uğrattığımız hiç bir ülke (halkı) iman etmemişti; şimdi bunlar mı iman edecek?

    Ali Özek ve heyeti

    Bunlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir belde iman etmemişti; şimdi bunlar mı iman edecekler?

    Ali Rıza Safa

    Yıkıma uğrattığımız onlardan önceki kentlerden hiçbiri inanmamıştı; şimdi bunlar mı inanacaklar?

    Bayraktar Bayraklı

    Bunlardan önce helak ettiğimiz toplumların da hiçbiri iman etmemişti, şimdi bunlar mı iman edecekler?

    Edip Yüksel

    Bunlardan önce yok ettiğimiz toplumlardan hiçbiri gerçeği onaylamamıştı. Şimdi bunlar mı onaylayacak?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunlardan önce yok ettiğimiz toplumlardan hiç biri inanmamıştı. Şimdi bunlar mı inanacak?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir belde halkı iman etmedi. Şimdi bunlar mı iman edecekler?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlardan evvel ihlak ettiğimiz hiç bir karye iyman etmedi şimdi onlar mı iyman edecekler?

    Erhan Aktaş

    Onlardan önce yok ettiğimiz hiçbir kent iman etmemişti. Şimdi bunlar mı iman edecekler? dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Daha önce mucize gösterdiğimiz toplumlar, buna rağmen inanmadılar, bunlara mucize gösterecek olsak bunlar da inanmayacaklar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan önce yok ettiğimiz hiçbir kent iman etmemişti. Şimdi bunlar mı iman edecekler? dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Daha önce mucize gösterdiğimiz toplumlar, buna rağmen inanmadılar, bunlara mucize gösterecek olsak bunlar da inanmayacaklar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan önce yok ettiğimiz hiçbir topluluk, iman etmemişti. Şimdi bunlar mı iman edecekler? dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Daha önce mucize gösterdiğimiz toplumlar, buna rağmen inanmadılar, bunlara mucize gösterecek olsak bunlar da inanmayacaklar.

    Gültekin Onan

    Kendilerinden evvel yıkıma uğrattığımız hiç bir ülke (halkı) inanmamıştı; şimdi bunlar mı inanacak?

    Hasan Basri Çantay

    Onlardan evvel helak etdiğimiz hiç bir memleket (halkı helak olub gitdi), iman etmedi de (şimdi) bunlar mı iman edecekler?

    İbni Kesir

    Onlardan önce helak etmiş olduğumuz kasaba halkı iman etmemişti. Şimdi bunlar mı iman edecekler?

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İnsanlar için, hesaplaşmaları yaklaştı, onlar da gaflet halinde sırt çeviriyorlar, Rablerinden ve zikirden onlara verilen her anlatıyı oyun oynayarak dinliyorlar, kalpleri ilgisiz / dikkatleri başka yerde, zalimlerin gizli konuşmalarının etkisindeler, bu da bizim gibi bir beşer değil mi? Gördüğünüz dururken, sihrin etkisine mi gireceksiniz ki? (Gizli konuşmaları buymuş) Dedi ki Rabbim gökte ve yerde konuşulanı bilir , O işitendir, bilendir, evet onlar, karışık rüyalar / düşler dediler , evet ona iftira attıla r, O şair dediler, o da bize evvelki gönderilenler gibi bir ayet getirsin dediler. Onlardan önceki memleketlerde kimi helak etti isek iman etmedi , onlar mı iman edecekler? Sen den önce de vahyettiğmiz erkekleri , onlara gönderdik, eğer ki bil miyorsanız kitap ehline sorun , biz onları (Resulleri) yemek yemez birer ceset yapmadık (hepsi canlı ve yemek yer halde idiler) kalıcı da olmadılar (Süreleri gelince hepsi öldü) sonra onlara olan / o kavimlere olan sözümüze sadık kaldık, onlardan istediğimizi kurtardık, savurganları / israf edenleri ise helak ettik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi de şimdi bunlar mı iman edecekler?

    Süleyman Ateş

    Bunlardan önce helak ettiğimiz hiçbir kent (halkı) inanmamıştı, şimdi bunlar mı inanacaklar?

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlardan önce helak ettiğimiz kentlerden hiçbiri inanmamıştı; şimdi bunlar mı inanacaklar dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İstedikleri mucizeleri gördükleri halde inanmayan bütün toplumlar helak edilmiştir (İsra 17/59).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan önce etkisizleştirdiğimiz kentlerden hiçbiri inanmamıştı; bunlar mı inanacaklar dipnot 1 ?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İsra 17/59

    Şaban Britch

    Onlardan önce, helâk ettiğimiz şehir halkı da iman etmemişti. Bunlar mı edecek?

    Şaban Piriş

    Onlardan önce, helak ettiğimiz şehir halkı da iman etmemişti. Bunlar mı edecek?!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlardan önce yere batırdığımız hiçbir yurt ve uygarlık iman etmemiştir. Onlar mı iman edecekler!...

  7. Enbiyâ suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 7. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيْهِمْ فَسْـَٔلُوٓا۟ أَهْلَ ٱلذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

    Mehmet Okuyan

    Biz senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını (peygamber) olarak göndermedik. Bilmiyorsanız zikr (Kur'an) ehline sorun! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:94; Nahl 16:43.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz senden önce de kendilerine mesajlarımızı ilettiğimiz (ölümlü) insanlardan başka birilerini peygamber olarak göndermedik. Hem eğer (bu konuda bir şey) bilmiyorsanız, (geçmiş) vahiylerin mensuplarına sorun!

    Muhammed Esed

    Biz senden önce de (ey Muhammed,) kendilerine vahiy indirilen (ölümlü) adamlardan başkasını (elçi olarak) göndermedik; bunun içindir ki, (o inkarcılara de ki:) "Eğer kendiniz bilmiyorsanız, önceki kitapları okuyup izleyen kimselere sorun".

    Ahmed Hulusi

    Senden önce, kendilerine erkeklerden başkasını vahiy ile irsal etmedik. . . Eğer bilmiyorsanız, geçmiş hakkında bilgi sahibi kişilere sorun.

    Ali Bulaç

    Biz senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkekler dışında elçi göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o halde zikir ehline sorun.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, senden önce de, kendilerine vahiy verdiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız (inanan) kitap ehlinden sorunuz.

    Ali Rıza Safa

    Senden önce de kendilerine bildirdiğimiz adamlardan başkasını göndermedik. Bilmiyorsanız, aklında tutanlara sorun.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz, senden önce, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız Kur'an'ı bilenlere sorunuz!

    Edip Yüksel

    Senden önce, insanların dışında elçi göndermedik; onlara vahiy ediyorduk. Bilmiyorsanız uzmanlara sorunuz. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Burada insan olarak çevirdiğimiz "rical" kelimesinin "ayak üzerinde yürüyenler" yani insanlar anlamında kullanıldığı bir başka ayet için, bak 7:46; 16:43.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Senden önce, insanların dışında elçi göndermedik; onlara vahyediyorduk. Bilmiyorsanız uzmanlara sorunuz

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Senden önce de Biz, sadece kendilerine vahiy gönderdiğimiz birtakım erkekler gönderdik; bilmiyorsanız, haydi bilgisi olanlara sorun!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Senden evvel de başka değil ancak kendilerine vahiy gönderdiğimiz bir takım rical gönderdik, haydin zikr ehline sorun bilmiyorsanız

    Erhan Aktaş

    Senden önce de vahyimizi iletmede elçi olarak insandan başkasını görevlendirmedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline dipnot 1 sorun.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Geçmiş vahiy mensuplarına. Kitap Ehli'ne.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Senden önce de vahyimizi iletmede elçi olarak insandan başkasını görevlendirmedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline dipnot 1 sorun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Geçmiş vahiy mensuplarına. Kitap ehline.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bizim, senden önce gönderdiklerimiz de ölümlü kimselerden başkası değildi. Yalnızca onlara vahyettik. Eğer bilmiyorsanız zikir ehline dipnot 1 sorun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Geçmiş vahyin mensuplarına. Kitap ehline.

    Gültekin Onan

    Biz senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkekler dışında elçi göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o halde zikir ehline sorun.

    Hasan Basri Çantay

    Biz senden evvel de kendilerine vahy etdiğimiz erkeklerden başkasını (peygamber olarak) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız ehl-i zikre sorun.

    İbni Kesir

    Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız; zikir ehline sorun.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İnsanlar için, hesaplaşmaları yaklaştı, onlar da gaflet halinde sırt çeviriyorlar, Rablerinden ve zikirden onlara verilen her anlatıyı oyun oynayarak dinliyorlar, kalpleri ilgisiz / dikkatleri başka yerde, zalimlerin gizli konuşmalarının etkisindeler, bu da bizim gibi bir beşer değil mi? Gördüğünüz dururken, sihrin etkisine mi gireceksiniz ki? (Gizli konuşmaları buymuş) Dedi ki Rabbim gökte ve yerde konuşulanı bilir , O işitendir, bilendir, evet onlar, karışık rüyalar / düşler dediler , evet ona iftira attıla r, O şair dediler, o da bize evvelki gönderilenler gibi bir ayet getirsin dediler. Onlardan önceki memleketlerde kimi helak etti isek iman etmedi , onlar mı iman edecekler? Sen den önce de vahyettiğmiz erkekleri , onlara gönderdik, eğer ki bil miyorsanız kitap ehline sorun , biz onları (Resulleri) yemek yemez birer ceset yapmadık (hepsi canlı ve yemek yer halde idiler) kalıcı da olmadılar (Süreleri gelince hepsi öldü) sonra onlara olan / o kavimlere olan sözümüze sadık kaldık, onlardan istediğimizi kurtardık, savurganları / israf edenleri ise helak ettik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

    Süleyman Ateş

    Biz, senden önce yalnız kendilerine vahyedilen erkeklerden başkasını elçi göndermedik. Eğer bilmiyorsanız Zikir ehline (Kitap sahiplerine) sorun.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senden önce gönderdiğimiz elçiler sadece vahyettiğimiz erkeklerdi. Bilmiyorsanız o Zikri bilenlere dipnot 1 sorun.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin metninde geçen Zikir, Allah'ın indirdiği kitap, ehl-i zikir de o kitapta uzmanlaşmış kişi demektir.

    Şaban Britch

    Biz senden önce de kendilerine vahyettiğimiz adamlar/kişiler dışında (melekleri) peygamber göndermedik. Zikir ehline sorun, eğer bilmiyorsanız.

    Şaban Piriş

    Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz adamlardan başkasını göndermedik. Kitap ehline sorun, eğer bilmiyorsanız ..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz erler gönderdik. Hadi, sorun zikir/Kur'an ehline, eğer bilmiyorsanız...

  8. Enbiyâ suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 8. ayet. وَمَا جَعَلْنَٰهُمْ جَسَدًا لَّا يَأْكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَمَا كَانُوا۟ خَٰلِدِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz, onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.

    Mehmet Okuyan

    Biz onları (peygamberleri), yemek yemeyen birer ceset olarak yaratmadık. Onlar (bu dünyada) ebedi kalıcı da değillerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Enbiyâ 21:34 ve Zümer 39:30. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Buradaki amaç, Hz. İsa ve Hz. Muhammed dâhil bütün peygamberlerin ebedî veya çok çok uzun bir hayat sahibi olmadıklarını bildirmektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz onları yemeğe bile ihtiyaç duymayan varlıklar olarak göndermedik; dahası onlar ölümsüz de değildiler.

    Muhammed Esed

    (Göreceksiniz ki,) Biz o'nları yiyip içmeye ihtiyaç duymayan bir yapıda yaratmamıştık; o'nlar ölümsüz de değillerdi.

    Ahmed Hulusi

    Onları (Nebi/Rasulleri), yemeğe ihtiyacı olmayan bedenli olarak meydana getirmedik! (Onlar dünyada) ebedi kalıcılar da değillerdi.

    Ali Bulaç

    Biz onları, yemek yemez cesetler kılmadık ve onlar ölümsüz değillerdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz onları (peygamberleri), yemek yemez birer (cansız) ceset olarak yaratmadık. Onlar (bu dünyada) ebedî de değillerdir.

    Ali Rıza Safa

    Onları, yemek yemeyen bir beden yapısında yapmadık; ölümsüz de değillerdi.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz onları yiyip içmeyen birer ceset kılmadık ve onlar ölümsüz de değillerdir.

    Edip Yüksel

    Onları, yemek yemeyen bedenler olarak yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları, yemek yemeyen bedenler olarak yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz onları yemek yemez bir ceset yapmadık; ölümsüz de değildiler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    biz onları hem yemek yemez bir cesed yapmadık hemde mühalled değildiler

    Erhan Aktaş

    Biz, onları yemeye, içmeye ihtiyaç duymayan varlıklar yapmadık. Ve onlar ölümsüz de değillerdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, onları yemeye, içmeye ihtiyaç duymayan varlıklar yapmadık. Ve onlar ölümsüz de değillerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, onları yemeye, içmeye ihtiyaç duymayan bir varlık yapmadık. Ve onlar ölümsüz de değillerdi.

    Gültekin Onan

    Biz onları, yemek yemez cesetler kılmadık ve onlar ölümsüz değillerdi.

    Hasan Basri Çantay

    Biz onları yemek yemez birer cesed olarak yaratmadık. Onlar (bu dünyada) ebedi de değillerdi.

    İbni Kesir

    Biz onları; yemek yemez bir ceset kılmadık ve onlar, ebedi de değillerdi

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İnsanlar için, hesaplaşmaları yaklaştı, onlar da gaflet halinde sırt çeviriyorlar, Rablerinden ve zikirden onlara verilen her anlatıyı oyun oynayarak dinliyorlar, kalpleri ilgisiz / dikkatleri başka yerde, zalimlerin gizli konuşmalarının etkisindeler, bu da bizim gibi bir beşer değil mi? Gördüğünüz dururken, sihrin etkisine mi gireceksiniz ki? (Gizli konuşmaları buymuş) Dedi ki Rabbim gökte ve yerde konuşulanı bilir , O işitendir, bilendir, evet onlar, karışık rüyalar / düşler dediler , evet ona iftira attıla r, O şair dediler, o da bize evvelki gönderilenler gibi bir ayet getirsin dediler. Onlardan önceki memleketlerde kimi helak etti isek iman etmedi , onlar mı iman edecekler? Sen den önce de vahyettiğmiz erkekleri , onlara gönderdik, eğer ki bil miyorsanız kitap ehline sorun , biz onları (Resulleri) yemek yemez birer ceset yapmadık (hepsi canlı ve yemek yer halde idiler) kalıcı da olmadılar (Süreleri gelince hepsi öldü) sonra onlara olan / o kavimlere olan sözümüze sadık kaldık, onlardan istediğimizi kurtardık, savurganları / israf edenleri ise helak ettik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz onları yemek yemez birer ceset kılmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.

    Süleyman Ateş

    Biz onları yemek yemeyen ceset(ler) yapmadık. (Onlar), ölümsüz de değillerdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları yemek yemeyen bedenler yapmadık; ölümsüz de değillerdi.

    Şaban Britch

    Biz onları, yemek yemez cesetler kılmadık ve onlar temelli kalıcılar da değillerdi.

    Şaban Piriş

    Biz onlara yemek yemez bir vücut vermedik, onlar ölümsüz de değillerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz onları yemek yemez bir ceset olarak yaratmadık. Onlar sonsuza dek kalıcı da değillerdi.

  9. Enbiyâ suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 9. ayet. ثُمَّ صَدَقْنَٰهُمُ ٱلْوَعْدَ فَأَنجَيْنَٰهُمْ وَمَن نَّشَآءُ وَأَهْلَكْنَا ٱلْمُسْرِفِينَ

    Diyanet İşleri

    Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları ise helak ettik.

    Mehmet Okuyan

    Sonra onlara (verdiğimiz) sözü yerine getirmiştik; böylece hem onları hem de dilediğimiz (layık olan) kişileri kurtarmış; haddi aşanları da helak etmiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Nitecede Biz onlara verdiğimiz sözü tuttuk; bunun sonucunda onları ve dilediklerimi kurtarıp, (hayatlarını) amaçsızca harcayanları ise helak ettik.

    Muhammed Esed

    Sonuç olarak, Biz onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik ve bunun için kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık; ama kendi kendilerini ziyan edenleri ise yok ettik.

    Ahmed Hulusi

    Sonra Onlara bildirimimizi gerçekleştirdik; Onları ve dilediğimiz kimseleri kurtarıp, müsrifleri helak ettik.

    Ali Bulaç

    Sonra onlara verdiğimiz söze sadık kaldık, böylece onları ve dilediklerimizi kurtardık da ölçüsüz davrananları yıkıma uğrattık.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra onlara (verdiğimiz) sözü yerine getirdik; böylece, hem onları hem de dilediğimiz (başka) kimseleri kurtuluşa erdirdik; müsrifleri de helâk ettik.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, Onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik; Onları ve dilediklerimizi kurtardık. Ölçüyü aşanları da yıkıma uğrattık.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra biz onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Onları ve dilediklerimizi kurtardık. Aşırı gidenleri de helak ettik.

    Edip Yüksel

    Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik; onları dilediklerimizle birlikte kurtardık; aşırı gidenleri de helak ettik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik; onları dilediklerimizle birlikte kurtardık; aşırı gidenleri de helak ettik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik, kendilerini ve dilediklerimizi kurtardık; aşırı gidenleri helak ettik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra onlara olan va'de sadık olduk da kendilerini ve dilediklerimizi necata çıkarıp müsrifleri helak ettik

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra onlara verdiğimiz söze bağlı kaldık. Onları ve dilediğimiz kimseleri dipnot 1 kurtardık. Aşırı gidenleri ise yok ettik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüklerimizi. Kurtulmayı hak edenleri.

    Gültekin Onan

    Sonra onlara verdiğimiz söze sadık kaldık, böylece onları ve dilediklerimizi kurtardık da ölçüsüz davrananları yıkıma uğrattık.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra biz onlara olan va'd (imiz) in doğruluğunu gösterdik de hem kendilerini, hem kimleri diliyorsak onları kurtardık. İftiracıları ise helak etdik.

    İbni Kesir

    Nihayet onlara verdiğimiz sözün doğruluğunu gösterdik. Kendilerini ve dilediklerimizi kurtardık, aşırı gidenleri de yok ettik.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) İnsanlar için, hesaplaşmaları yaklaştı, onlar da gaflet halinde sırt çeviriyorlar, Rablerinden ve zikirden onlara verilen her anlatıyı oyun oynayarak dinliyorlar, kalpleri ilgisiz / dikkatleri başka yerde, zalimlerin gizli konuşmalarının etkisindeler, bu da bizim gibi bir beşer değil mi? Gördüğünüz dururken, sihrin etkisine mi gireceksiniz ki? (Gizli konuşmaları buymuş) Dedi ki Rabbim gökte ve yerde konuşulanı bilir , O işitendir, bilendir, evet onlar, karışık rüyalar / düşler dediler , evet ona iftira attıla r, O şair dediler, o da bize evvelki gönderilenler gibi bir ayet getirsin dediler. Onlardan önceki memleketlerde kimi helak etti isek iman etmedi , onlar mı iman edecekler? Sen den önce de vahyettiğmiz erkekleri , onlara gönderdik, eğer ki bil miyorsanız kitap ehline sorun , biz onları (Resulleri) yemek yemez birer ceset yapmadık (hepsi canlı ve yemek yer halde idiler) kalıcı da olmadılar (Süreleri gelince hepsi öldü) sonra onlara olan / o kavimlere olan sözümüze sadık kaldık, onlardan istediğimizi kurtardık, savurganları / israf edenleri ise helak ettik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra onlara verdiğimiz sözümüzde durup, onları ve dilediğimiz kimseleri kurtarıp, haddi aşanları da helâk ettik.

    Süleyman Ateş

    Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik, onları ve dilediklerimizi kurtardık, aşırı gidenleri helak ettik.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonunda verdiğimiz sözü tuttuk; elçileri ve uygun gördüğümüz dipnot 1 kişileri kurtardık dipnot 2 . Aşırı gidenleri de helak ettik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah Teala, bütün resullerine ve onların yanında yer alanlara yardım eder ve onları düşmanlarından korur (Maide 5/67, Yunus 10/103, Rum 30/47, Saffat 37/171-173). Yahudiler, İsa aleyhisselamı öldürdüklerini söyler (Nisa 4/157), Hıristiyanlar da sistemlerini, İsa aleyhisselamın çarmıha gerilip defnedilmesinden üç gün sonra kabrinden çıkarak Celile'de 11 havarisine gö­ründüğü iddiası üzerine kurarlar (
      Matta 28/16 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 28:16

      On bir öğrenci Celileye, İsanın kendilerine bildirdiği dağa gittiler.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      –20). İncil, Allah'ın İsa aleyhisselama indirdiği kitaptır (Maide 5/46). Onun ölümünden sonrası ile ilgili sözler İncil'e ait olamaz. Bazı İncillere Yahya aleyhisselamın öldürüldüğü iddiaları da sokuşturulmuştur (
      Matta 14/3-12 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 14:3

      Hirodes, kardeşi Filipusun karısı Hirodiya yüzünden Yahyayı tutuklatmış, bağlatıp zindana attırmıştı.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      Markos 6/17-29 — Yeni Ahit, Markos; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Markos 6:17

      Hirodesin kendisi, kardeşi Filipusun karısı Hirodiyanın yüzünden adam gönderip Yahyayı tutuklatmış, zindana attırıp zincire vurdurmuştu. Çünkü Hirodes bu kadınla evlenince Yahya ona, “Kardeşinin…

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

      ). Halbuki Kur'an, bu iki nebinin öldürüldüklerinden değil, ecelleri ile öldüklerinden söz eder ve öldükleri gün tam bir güven içinde olduklarını bildirir (Meryem 19/15, 33). Kur'an'da her şeyin örneği verilmiştir (ٍİsra 17/89, Kehf 18/54, Rum 30/58, Zümer 39/27). Eğer böyle bir şey olsaydı onun da bir örneği olurdu. Nebilerin ve resullerin öldürülmeleri mümkün olmadığına göre onların öldürülmesinden söz eden (Bakara 2/87, 91-92, Al-i İmran 3/112, 183) ayetlerde geçen katl (قتل) sözüne, kelimenin ikinci anlamı olan izlal (اذلال) yani değerini düşürme (Müfredat) anlamını vermek gerekir. Nebiler gibi dürüst davranmaya davet eden insanların değerlerini düşürme gayretleri bugün de devam etmektedir (Al-i İmran 3/21-22). Allah onlara da kurtarma sözü vermiştir (A'raf 7/163-166, Hud 11/116).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonunda onlara verdiğimiz sözü tuttuk; onları ve kurtulmasını tercih ettiklerimizi kurtardık. Aşırı gidenleri de etkisizleştirdik.

    Şaban Britch

    Onlara verdiğimiz sözü tuttuk, onları ve dilediklerimizi kurtardık, haddi aşanları ise helâk ettik.

    Şaban Piriş

    Onlara verdiğimiz sözü tuttuk, onları ve dilediklerimizi kurtardık, gaflet ve cehalette diretenleri de helak ettik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra onlara verilen söze sadık kaldık da onları ve dilediklerimizi kurtardık. Ve israfa saplanıp haddi aşanları helak ettik.

  10. Enbiyâ suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 10. ayet. لَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكُمْ كِتَٰبًا فِيهِ ذِكْرُكُمْ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki size, içinde (gerçekleri) hatırlamanız (için bilgiler) bulunan bir kitap indirdik. dipnot 1 Akıl etmiyor musunuz?

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Sâd 38:1 ve Zuhruf 43:44 ile okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz size, içinde size şeref ve itibar kazandıran bir mesaj indirmiş bulunuyoruz: şu halde, aklınızı başınıza almayacak mısınız?

    Muhammed Esed

    (Ey İnsanlar!) Gerçek şu ki, Biz size, akılda tutmanız gereken her şeyi kapsayan ilahi bir mesaj indirdik: hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Ahmed Hulusi

    Yemin olsun ki, size, içinde zikriniz olan (hakikatinizi HATIRLATAN) BİLGİ inzal ettik! Aklınız almıyor mu?

    Ali Bulaç

    Andolsun, size (bütün durumlarınızı kapsayan) zikrinizin içinde bulunduğu bir Kitap indirdik. Yine de akıllanmayacak mısınız?

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun, size içinde sizin için öğüt bulunan bir kitap indirdik. Hâlâ akıllanmaz mısınız?

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, aklınızda tutmanız gereken her şeyi içeren bir Kitap indirdik. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun size, içinde şerefiniz bulunan bir kitap indirdik. Aklınızı kullanmıyor musunuz?

    Edip Yüksel

    Size, size olan mesajı içeren bir kitabı indirmiş bulunuyoruz. Aklınızı kullanmaz mısınız?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Size, size olan mesajı içeren bir kitabı indirmiş bulunuyoruz. Aklınızı kullanmaz mısınız?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, size öyle bir kitap indirdik ki, bütün şanınız ondadır; hala akıllanmayacak mısınız?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şanım hakkı için size bir kitab indirdik ki bütün şanımız onda? Hala akıllanmıyacakmısınız?

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki, gerçekten içinde sizin öğüdünüz dipnot 1 olan bir kitap indirdik. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sizin için bildirdiğimiz, yapmanız ve sakınmanız gereken bilgiler. /Sizin öğüt kitabınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki, gerçekten içinde sizin öğüdünüz dipnot 1 olan bir kitap indirdik. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sizin için bildirdiğimiz, yapmanız ve sakınmanız gereken bilgiler. /Sizin öğüt kitabınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki, gerçekten içinde sizin öğüdünüz dipnot 1 olan bir kitap indirdik. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sizin için bildirdiğimiz, yapmanız ve sakınmanız gereken bilgiler./ Sizin öğüt kitabınız.

    Gültekin Onan

    Andolsun, size (bütün durumlarınızı kapsayan) zikrinizin içinde bulunduğu bir Kitap indirdik. Yine de akletmeyecek misiniz?

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun, size öyle bir kitab indirmişizdir ki (bütün) zikir (ve şeref) iniz ondadır. Haala akıllanmıyacak mısınız?

    İbni Kesir

    Andolsun ki; size, içinde zikrinizin bulunduğu bir Kitab indirdik. Hala akletmiyor musunuz?

    Mehmet Alagaş

    (10-17) Kesin olan şu ki, içinde sizin hatırlamanız gereken şeyler olan kitabı indirdik, hâlâ akletmez misiniz? / bu verilerle bir bağlantı kuramıyor musunuz? / bir işlem yapamıyor musunuz? Zalim olan nice yerleşim yerini kırdık geçirdik , onların ardından diğer kavimleri inşa ettik, bizden bir sertlik / bir azap geleceğini sezdiklerinde işte o zaman panikle koşuşturuyorlardı, koşuşmayın, şımardığınız meskenlerinize gerisin geri dönün böylelikle belki sizi birileri sual edebilir, yazıklar olsun bize ki biz zalimlermişiz dediler, biz onları hasat edilmiş hâle / sönmüş hâle getirince ye kadar onların çağrıları /duaları, işte böyle sürdü gitti. Biz Göğü ve yeri bu ikisi arasını oyun olsun diye yaratmadık / oyun parkı değil buralar, biz eğlence istesek / yapacak olsak kendi katımızda edinirdik / yerde ve semada değil de burada olduğumuz yerde eğlenirdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Süleyman Ateş

    Andolsun, size, içinde Zikr'iniz bulunan bir Kitap indirdik. Aklınızı kullanmıyor musunuz?

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey ehl-i zikir /önceki kitapların uzmanları!) Size, kendi kitaplarınızın bilgisini de içeren bir kitap indirdik dipnot 1 . Bu bağı kuramıyor musunuz?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Surenin 3. ayetinden 10. ayetine kadar olan kısmı ile Nahl suresinin 43 ve 44. ayetleri arasında benzerlik bulunmaktadır. Şöyle ki; 3. ayette Resulullah'ı kastederek "Bu da sizin gibi bir beşerden başka nedir ki!" şeklinde itirazda bulunanlardan bahsedilmişti. 7. ayette ise, Nahl suresinin 43. ayetinde olduğu gibi rasul olarak bir beşerin gönderilmesine yapılan itiraza "Bilmiyorsanız ehl-i zikre /önceki kitapların uzmanlarına sorun!" şeklinde cevap vardır. 8. ayette, resullerin beşer olduğu vurgulandıktan sonra, yine Nahl suresinin 44. ayetinde olduğu gibi 9 ve 10. ayetlerde hitap Ehl-i Kitab'a yöneltilmekte ve resullere tabi olanların kazanacağına, diğerlerinin de kaybedeceğine dair Allah'ın kuralına atıfta bulunulmakta, bu kuralı Ehl-i Kitab'ın bildiği ima edilmektedir (Mü'min 40/51; Mücadele 58/21; Nur 24/55; Saffat 37/171 vd.). 10. ayette ise Ehl-i Kitab'ın dikkati Kur'an'a çekilmekte Kitab'ın sıfatı olarak (ف۪يهِ ذِكْرُكُمْ) ifadesi geçmektedir. "Kendi kitaplarınızın bilgisini de içeren" şeklinde meal verdiğimiz bu ifadeyle Ehl-i Kitab'a, Muhammed (s.a.v.)'e indirilen Kur'an'ın içinde, onlara indirilenin de olduğu yani Kur'an'ın, ellerindeki kitapları tasdik ettiği mesajı verilmektedir. Benzer şekilde mesela Mü'minun 23/71. ayette de, insanlara zaten bildikleri ve okuyup durdukları şeylerin yani zikrin geldiği, görmezden gelmekle kendi zikirlerinden de yüz çevirdikleri bildirilmektedir. Yine Enbiya suresinin 24. ayetinde Yüce Allah, kendisine ortaklar edinenler için Resulullah'tan "Haydi getirin delilinizi! Bu Kur'an benimle birlikte olanların zikri, benden öncekilerin de zikridir" demesini istemekte, 25. ayette de tüm resullerin tevhid ilkesi üzere gönderildikleri bildirilmektedir (Müminun 23/68-71).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Size de bir Kitap indirdik; ihtiyaç duyduğunuz bilgiler ondadır. Aklınızı kullanmaz mısınız?

    Şaban Britch

    Size de, içinde sizin zikriniz/şerefiniz olan bir kitap indirdik. Hâlâ, akletmiyor musunuz?

    Şaban Piriş

    Size de, içinde sizin için uyarıların yer aldığı bir kitap indirdik. Hala, aklınızı kullanmıyor musunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, size bir Kitap gönderdik ki, öğüt ve uyarınız/zikriniz/şerefiniz yalnız ondadır. Hala aklınızı çalıştırmayacak mısınız?

  11. Enbiyâ suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 11. ayet. وَكَمْ قَصَمْنَا مِن قَرْيَةٍ كَانَتْ ظَالِمَةً وَأَنشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik.

    Mehmet Okuyan

    Zalim olan nice şehir (halkını) kırıp geçirmiş; arkasından da başka topluluklar yaratmıştık.

    Mustafa İslamoğlu

    Üstelik Biz, zulümde ısrarcı olan nice beldeleri kırıp geçirdik; ve (bunun) ardından onların (yerine) başka bir toplum ikame ettik.

    Muhammed Esed

    Hem (bilmiyor musunuz ki) Biz, zulümde ısrar eden nice toplumları kırıp geçirdik de onların yerine başka toplumlar meydana getirdik!

    Ahmed Hulusi

    Zalim olan nice bölgeyi kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka halklar inşa ettik.

    Ali Bulaç

    Biz, zulmeden ülkelerden nicesini kırıp geçirdik ve bunun ardından bir başka kavmi meydana getirdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Zalim olan nice beldeyi kırıp geçirdik; arkasından da nice başka topluluklar vücuda getirdik.

    Ali Rıza Safa

    Haksızlık yapan nice kentleri kırıp geçirdik. Onlardan sonra da başka toplumlar oluşturduk.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz, halkı zulüm yapan nice ülkeleri yerle bir ettik. Ondan sonra yerlerine başka topluluklar vücuda getirdik.

    Edip Yüksel

    Nice ülkeleri, haksızlık etmelerinden ötürü kırıp geçirdik ve ardlarından başka toplumlar varettik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nice ülkeleri, haksızlık etmelerinden ötürü kırıp geçirdik ve ardlarından başka toplumlar varettik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Oysa Biz zulmetmekte olan nice memleket halkını kırıp geçirdik, arkasından da diğerlerini başka bir topluluk olarak meydana getirdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Halbuki biz zulmetmekte olan nice memleket kırdık geçirdik ve arkasından diğerlerini başka bir kavm olarak neşet ettirdik

    Erhan Aktaş

    Ve Biz, zalim olan kentlerden nicelerini kırıp geçirdik. Onlardan sonra başka bir halk getirdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve Biz, zalim olan kentlerden nicelerini kırıp geçirdik. Onlardan sonra başka bir halk getirdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Biz, zalim olan kentlerden nicelerini kırıp geçirdik. Onlardan sonra başka bir toplum getirdik.

    Gültekin Onan

    Biz, zulmeden ülkelerden nicesini kırıp geçirdik ve bunun ardından bir başka kavmi meydana getirdik.

    Hasan Basri Çantay

    Biz (küfür ve) zulmeden nice memleketi kırıb geçirdik, sonra ardından da diğer kavm (ler) i yaratdık.

    İbni Kesir

    Biz, zulmeden nice kasabayı kırıp geçirdik. Ve onlardan sonra başka bir kavmi var ettik.

    Mehmet Alagaş

    (10-17) Kesin olan şu ki, içinde sizin hatırlamanız gereken şeyler olan kitabı indirdik, hâlâ akletmez misiniz? / bu verilerle bir bağlantı kuramıyor musunuz? / bir işlem yapamıyor musunuz? Zalim olan nice yerleşim yerini kırdık geçirdik , onların ardından diğer kavimleri inşa ettik, bizden bir sertlik / bir azap geleceğini sezdiklerinde işte o zaman panikle koşuşturuyorlardı, koşuşmayın, şımardığınız meskenlerinize gerisin geri dönün böylelikle belki sizi birileri sual edebilir, yazıklar olsun bize ki biz zalimlermişiz dediler, biz onları hasat edilmiş hâle / sönmüş hâle getirince ye kadar onların çağrıları /duaları, işte böyle sürdü gitti. Biz Göğü ve yeri bu ikisi arasını oyun olsun diye yaratmadık / oyun parkı değil buralar, biz eğlence istesek / yapacak olsak kendi katımızda edinirdik / yerde ve semada değil de burada olduğumuz yerde eğlenirdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka kavimler yarattık.

    Süleyman Ateş

    (Halkı) zulmeden nice şehri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka bir topluluk getirdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yanlışlar içinde olan nice kentleri kırıp geçirdik de yerlerine başka topluluklar oluşturduk.

    Şaban Britch

    Biz zalim olan nice ülkeleri kırıp geçirdik. Onlardan sonra, başka bir toplum var ettik.

    Şaban Piriş

    Biz zalim olan nice ülkeleri kırıp geçirdik. Onlardan sonra, başka bir toplum var ettik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Zulmetmiş nice kenti/medeniyeti biz kırıp geçirdik ve arkalarından başka bir topluluk oluşturduk.

  12. Enbiyâ suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 12. ayet. فَلَمَّآ أَحَسُّوا۟ بَأْسَنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَرْكُضُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı.

    Mehmet Okuyan

    Azabımızı hissettiklerinde bir de bakarsın ki oralardan (azap bölgesinden) kaçıyorlar!

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onlar Bizim ezici gücümüzü hissettikleri zaman, derhal oradan kaçmaya yeltendiler.

    Muhammed Esed

    Ve onlar Bizim cezalandırıcı kudretimizi hissetmeye başlar başlamaz, hemen oradan kaçmaya davranırlardı.

    Ahmed Hulusi

    Şiddetimizi hissettiklerinde bir de bakarsın, oradan kaçıyorlar!

    Ali Bulaç

    Bizim zorlu azabımızı hissettikleri zaman, oradan büyük bir hızla uzaklaşıp kaçıyorlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Azabımızı hissettiklerinde birde bakarsın ki oralardan (azap bölgesinden) kaçıyorlar!

    Ali Rıza Safa

    Cezamızı sezdiklerinde, hızla oradan kaçmak için uğraşıyorlardı.

    Bayraktar Bayraklı

    Azabımızı hissettiklerinde, oralardan kaçmaya başladılar.

    Edip Yüksel

    Azabımızı hissettikleri anda ondan kaçmaya çalışıyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Azabımızı hissettikleri anda ondan kaçmaya çalışıyorlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Azabımızı hissettikleri zaman, hemen oradan üzengi tepiyorlardı (kaçıyorlardı).

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Be'simizi hissettikleri vakit, hemen oradan üzengi depiyorlardı,

    Erhan Aktaş

    Öyle ki onlar azabımızı hissettikleri zaman, ondan kaçmaya çalışıyorlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öyle ki onlar azabımızı hissettikleri zaman, ondan kaçmaya çalışıyorlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öyle ki onlar azabımızı hissettikleri zaman, ondan kaçmaya çalışıyorlardı.

    Gültekin Onan

    Bizim zorlu azabımızı hissettikleri zaman, oradan büyük bir hızla uzaklaşıp kaçıyorlardı.

    Hasan Basri Çantay

    (Evet), onlar azabımızı his (ve müşahede) etdikleri zaman hemen oralardan harıl harıl kaçıyorlardı.

    İbni Kesir

    Bizim baskınımızı hissettikleri zaman; onlar, oradan kaçmaya yelteniyordu

    Mehmet Alagaş

    (10-17) Kesin olan şu ki, içinde sizin hatırlamanız gereken şeyler olan kitabı indirdik, hâlâ akletmez misiniz? / bu verilerle bir bağlantı kuramıyor musunuz? / bir işlem yapamıyor musunuz? Zalim olan nice yerleşim yerini kırdık geçirdik , onların ardından diğer kavimleri inşa ettik, bizden bir sertlik / bir azap geleceğini sezdiklerinde işte o zaman panikle koşuşturuyorlardı, koşuşmayın, şımardığınız meskenlerinize gerisin geri dönün böylelikle belki sizi birileri sual edebilir, yazıklar olsun bize ki biz zalimlermişiz dediler, biz onları hasat edilmiş hâle / sönmüş hâle getirince ye kadar onların çağrıları /duaları, işte böyle sürdü gitti. Biz Göğü ve yeri bu ikisi arasını oyun olsun diye yaratmadık / oyun parkı değil buralar, biz eğlence istesek / yapacak olsak kendi katımızda edinirdik / yerde ve semada değil de burada olduğumuz yerde eğlenirdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı.

    Süleyman Ateş

    Azabımızı hissettikleri zaman onlar, derhal oradan (kaçmak için hayvanlarını) mahmuzluyorlardı.

    Süleymaniye Vakfı

    Baskınımızı hissedince hemen oradan kaçıyorlardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Baskınımızı anlayınca hemen oradan kaçarlardı.

    Şaban Britch

    Azabımızı hissettikleri zaman, ondan süratle kaçıyorlardı.

    Şaban Piriş

    Azabımızı hissettikleri zaman, ondan süratle kaçıyorlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şiddetimizi hissettiklerinde hiç vakit geçirmeksizin oradan dört nala kaçıyorlardı.

  13. Enbiyâ suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 13. ayet. لَا تَرْكُضُوا۟ وَٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَآ أُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَٰكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْـَٔلُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlara, "Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız" denildi.

    Mehmet Okuyan

    (Onlara şöyle demiştik:) "Kaçmayın! İçinde bulunduğunuz refaha ve yurtlarınıza dönün! Çünkü size sorular sorulacak!"

    Mustafa İslamoğlu

    Durun, kaçmayın! Haydi, sizi küstahça şımartan konforlu yaşantınıza ve konuklarınıza geri dönün! Ne yani, herhalde hesaba çekilecektiniz!

    Muhammed Esed

    (Ama sanki kendilerine:) "Kaçmaya kalkışmayın; bolluk ve keyif içinde sizi şımartan şeylere, evlerinize yurtlarınıza dönün, ki belki (yapıp ettiklerinizden ötürü) sorguya çekileceksiniz!" (denmiş gibi, kaybettiklerini anlarlar).

    Ahmed Hulusi

    "Kaçmayın; bolluktan şımardığınız yere, meskenlerinize dönün ki sorgulanasınız. "

    Ali Bulaç

    "Uzaklaşıp kaçmayın, içinde şımarıp azdığınız refaha ve yurtlarınıza dönün; çünkü sorguya çekileceksiniz."

    Ali Özek ve heyeti

    «Kaçmayın! İçinde bulunduğunuz refaha ve yurtlarınıza dönün! Çünkü size sorular sorulacak!»

    Ali Rıza Safa

    "Kaçmayın! Sizi şımartan şeylere ve yerleşim yerlerinize dönün; sorguya çekileceksiniz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Kaçmayınız! İçinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönünüz! Çünkü size sorular sorulacak."

    Edip Yüksel

    Kaçmayın, lüks ve savurganlık içinde yaşadığınız yere, evlerinize dönünüz. Çünkü sorguya çekileceksiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kaçmayın, lüks ve savurganlık için yaşadığınız yere, evlerinize dönünüz. Çünkü sorguya çekileceksiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yok tepinmeyin, dönün içinde şımartıldığınız nimetlere ve yurtlarınıza ki, sorguya çekileceksiniz! dedik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    yok, dedik: tepinmeyin, dönün o içinde şımartıldığınız şeylere ve meskenlerinize, ki sorguya çekileceksiniz

    Erhan Aktaş

    Boşuna kaçmayın, refaha kavuşturulduğunuz şeylere ve evlerinize geri dönün; çünkü hesaba çekileceksiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Boşuna kaçmayın, refaha kavuşturulduğunuz şeylere ve evlerinize geri dönün; çünkü hesaba çekileceksiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Boşuna kaçmayın, refaha kavuşturulduğunuz şeylere ve evlerinize geri dönün; çünkü hesaba çekileceksiniz.

    Gültekin Onan

    "Uzaklaşıp kaçmayın, içinde şımarıp azdığınız refaha ve yurtlarınıza dönün; çünkü sorguya çekileceksiniz."

    Hasan Basri Çantay

    (Onlara:) "Kaçmayın, içinde bulunduğunuz refaha, yurdlarında dönün, çünkü sorguya çekileceksiniz" (denildi).

    İbni Kesir

    Koşup kaçmayın, size nimet verilen yere, yurtlarınıza dönün. Elbette sorguya çekileceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (10-17) Kesin olan şu ki, içinde sizin hatırlamanız gereken şeyler olan kitabı indirdik, hâlâ akletmez misiniz? / bu verilerle bir bağlantı kuramıyor musunuz? / bir işlem yapamıyor musunuz? Zalim olan nice yerleşim yerini kırdık geçirdik , onların ardından diğer kavimleri inşa ettik, bizden bir sertlik / bir azap geleceğini sezdiklerinde işte o zaman panikle koşuşturuyorlardı, koşuşmayın, şımardığınız meskenlerinize gerisin geri dönün böylelikle belki sizi birileri sual edebilir, yazıklar olsun bize ki biz zalimlermişiz dediler, biz onları hasat edilmiş hâle / sönmüş hâle getirince ye kadar onların çağrıları /duaları, işte böyle sürdü gitti. Biz Göğü ve yeri bu ikisi arasını oyun olsun diye yaratmadık / oyun parkı değil buralar, biz eğlence istesek / yapacak olsak kendi katımızda edinirdik / yerde ve semada değil de burada olduğumuz yerde eğlenirdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Onlara): “Kaçışmayın. İçinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönün. Çünkü siz sorguya çekileceksiniz” (denildi.)

    Süleyman Ateş

    (Boşuna) Kaçmayın, (bol bol verilip) içinde şımartıldığınız(ni'metler)e ve yurtlarınıza dönün, çünkü sorguya çekileceksiniz!

    Süleymaniye Vakfı

    "Kaçmayın, şımartıldığınız şeylere ve evlerinize dönün! Belki sizden bir şeyler istenir dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İtibarlı olduğunuzdan dolayı belki sizden bir şey isterler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Kaçmayın! Şımartıldığınız şeylere ve evlerinize dönün; belki size bir şey sorulur dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Eski makamlarınızda soru sorulan, bilgi ve görgüsüne danışılan biri idiniz. Bu da sizi şımartmıştı." anlamına gelmektedir.

    Şaban Britch

    Kaçmayın, içinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönün. Belki size bir şey sorulur.

    Şaban Piriş

    -Kaçmayın, içinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönün. Belki size bir şey sorulur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kaçmayın, içinde servet şımarıklığına düştüğünüz yere, meskenlerinize dönün ki, hesaba çekilebilesiniz.

  14. Enbiyâ suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 14. ayet. قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    "Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Onlar:) "Ah, eyvah bize! Şüphesiz ki biz zalimlermişiz!" demişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar "Vah bize!" diyecekler; "Şu kesin ki, bizler hep zulümde ısrar ettik!"

    Muhammed Esed

    Ve yalnızca: "Vah bize!" diye yanıp yakınırlardı, "Doğrusu, gerçekten zalim kimselerdik biz!"

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Yazıklar olsun bize! Gerçekte zulmedenlerden olmuşuz!"

    Ali Bulaç

    "Yazıklar bize" dediler. "Gerçekten biz, zalimmişiz."

    Ali Özek ve heyeti

    (Fakat onlar, Allah'ın azâbı onlara gelipte kaçamayacaklarını anlayınca) «Vay başımıza gelenlere! dediler, gerçekten biz zalim insanlarmışız.»

    Ali Rıza Safa

    "Vay başımıza gelene! Demek ki, gerçekten haksızlık yapmışız!" dediler.

    Bayraktar Bayraklı

    "Vay başımıza gelenlere!" dediler. "Gerçekten biz zalim insanlarmışız."

    Edip Yüksel

    "Vay bize, biz gerçekten zulmedenlermişiz" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Vay bize, biz gerçekten zulmedenlermişiz,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Onlar da): "Vay bizlere! Gerçekten bizler zalim insanlardık!" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vay bizlere: bizler cidden zalimler idik dediler

    Erhan Aktaş

    "Yazıklar olsun bize! Biz zalimlermişiz." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Yazıklar olsun bize! Biz zalimlermişiz." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Yazıklar olsun bize! Biz zalimlermişiz." dediler.

    Gültekin Onan

    "Yazıklar bize" dediler. "Gerçekten biz, zalimmişiz."

    Hasan Basri Çantay

    Dediler: "Ne yazık bize! Biz hakıykaten zaalimler idik".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Vay başımıza gelenlere; doğrusu biz, zalimler idik.

    Mehmet Alagaş

    (10-17) Kesin olan şu ki, içinde sizin hatırlamanız gereken şeyler olan kitabı indirdik, hâlâ akletmez misiniz? / bu verilerle bir bağlantı kuramıyor musunuz? / bir işlem yapamıyor musunuz? Zalim olan nice yerleşim yerini kırdık geçirdik , onların ardından diğer kavimleri inşa ettik, bizden bir sertlik / bir azap geleceğini sezdiklerinde işte o zaman panikle koşuşturuyorlardı, koşuşmayın, şımardığınız meskenlerinize gerisin geri dönün böylelikle belki sizi birileri sual edebilir, yazıklar olsun bize ki biz zalimlermişiz dediler, biz onları hasat edilmiş hâle / sönmüş hâle getirince ye kadar onların çağrıları /duaları, işte böyle sürdü gitti. Biz Göğü ve yeri bu ikisi arasını oyun olsun diye yaratmadık / oyun parkı değil buralar, biz eğlence istesek / yapacak olsak kendi katımızda edinirdik / yerde ve semada değil de burada olduğumuz yerde eğlenirdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik.” dediler.

    Süleyman Ateş

    "Eyvah bize, dediler, gerçekten biz zalimlermişiz!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Eyvah, çekeceğimiz var. Çünkü yanlış yaptık" dediler.

    Şaban Britch

    Eyvah bize, dediler. Biz zalimlerden idik.

    Şaban Piriş

    -Eyvah bize, dediler. Biz haksızlık etmiştik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Eyvah bize! Biz gerçekten zalimlermişiz."

  15. Enbiyâ suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 15. ayet. فَمَا زَالَت تِّلْكَ دَعْوَىٰهُمْ حَتَّىٰ جَعَلْنَٰهُمْ حَصِيدًا خَٰمِدِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.

    Mehmet Okuyan

    Biz kendilerini yere serilmiş, hasat edilmiş (ekin)e çevirinceye kadar o feryatları sürüp gitmişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onların bu yazıklanmaları, Biz kendilerini biçilmiş ekin haline getirip sönmüş köze çevirinceye kadar devam edip gidecek.

    Muhammed Esed

    Ve bu yakınmaları, Biz kendilerini biçilmiş bir tarlaya (ya da) bir kül yığınına çevirinceye kadar sürüp giderdi.

    Ahmed Hulusi

    Onların bu iddiaları sürüp gitti. . . Ta ki biz onları biçilmiş ekin ve sönmüş ateşe döndürene kadar.

    Ali Bulaç

    Onların bu yakınmaları, biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ocak durumuna getirinceye kadar son bulmadı.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz kendilerini, kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu feryatları sürüp gider.

    Ali Rıza Safa

    Onları, biçilmiş bir ekinlik, sönmüş bir kül yığını durumuna getirinceye dek bu haykırışları bitmedi.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz, kendilerini kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateşkülüne çevirinceye kadar, bu feryatları sürüp gider.

    Edip Yüksel

    Onları biçip tüketinceye kadar bu yalvarışlarını tekrarlayıp duracaklar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları biçip tüketinceye kadar bu yalvarışlarını tekrarlayıp duracaklar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Artık olanca feryatları bu oldu kaldı. Neticede onları öyle yaptık ki, biçildiler, söndüler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Artık bütün davaları bu oldu kaldı, nihayet onları öyle yapdık ki biçildiler, söndüler

    Erhan Aktaş

    Biçilmiş ekin gibi pörsüyüp, cansız kalıncaya kadar bu çağrıları son bulmadı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biçilmiş ekin gibi pörsüyüp, cansız kalıncaya kadar bu çağrıları son bulmadı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biçilmiş ekin gibi pörsüyüp, cansız kalıncaya kadar bu çağrıları son bulmadı.

    Gültekin Onan

    Onların bu yakınmaları, biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ocak durumuna getirinceye kadar son bulmadı.

    Hasan Basri Çantay

    Nihayet biz onları biçilmiş bir ot, ocakları sönmüş (bir kül yığını) haaline getirinceye kadar daima feryadları bu (söz) olmuşdur.

    İbni Kesir

    Bu haykırmaları devam edip dururken Biz; onları, biçilmiş bir ot, sönmüş bir ocak haline getirdik.

    Mehmet Alagaş

    (10-17) Kesin olan şu ki, içinde sizin hatırlamanız gereken şeyler olan kitabı indirdik, hâlâ akletmez misiniz? / bu verilerle bir bağlantı kuramıyor musunuz? / bir işlem yapamıyor musunuz? Zalim olan nice yerleşim yerini kırdık geçirdik , onların ardından diğer kavimleri inşa ettik, bizden bir sertlik / bir azap geleceğini sezdiklerinde işte o zaman panikle koşuşturuyorlardı, koşuşmayın, şımardığınız meskenlerinize gerisin geri dönün böylelikle belki sizi birileri sual edebilir, yazıklar olsun bize ki biz zalimlermişiz dediler, biz onları hasat edilmiş hâle / sönmüş hâle getirince ye kadar onların çağrıları /duaları, işte böyle sürdü gitti. Biz Göğü ve yeri bu ikisi arasını oyun olsun diye yaratmadık / oyun parkı değil buralar, biz eğlence istesek / yapacak olsak kendi katımızda edinirdik / yerde ve semada değil de burada olduğumuz yerde eğlenirdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.

    Süleyman Ateş

    Bu mırıldanmaları sürüp giderken biz onları, biçilmiş (ekin gibi) yaptık, sönüp gittiler.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu şekildeki feryatları, onları biçilmiş ekin, alevi sönmüş ateş gibi yapmamıza kadar sürmüştü.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları biçilmiş ot gibi, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar yakınmaları kesilmedi.

    Şaban Britch

    Bu haykırışları devam edip dururken, biz onları biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirdik.

    Şaban Piriş

    Bu haykırışları devam edip dururken, biz onları biçilmiş ekine, sönmüş ocağa çevirdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu davaları sürüp giderken biz onları kökten biçiverdik, sönüp silindiler.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.