21. sure

Enbiyâ Suresi الأنبياء

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 7 konu
  1. Hesap yaklaştı; helâk edilen memleketler 1–15 karşılaştır — Hesap yaklaştı; helâk edilen memleketler
  2. Gökler ve yer oyun için yaratılmadı; tevhid delilleri 16–33 karşılaştır — Gökler ve yer oyun için yaratılmadı; tevhid delilleri
  3. Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri 34–47 karşılaştır — Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri
  4. İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh 48–77 karşılaştır — İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh
  5. Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem 78–91 karşılaştır — Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem
  6. Tek ümmet; Ye'cûc ve Me'cûc 92–97 karşılaştır — Tek ümmet; Ye'cûc ve Me'cûc
  7. Sâlih kullar yeryüzüne vâris; âlemlere rahmet 98–112 karşılaştır — Sâlih kullar yeryüzüne vâris; âlemlere rahmet

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Hesap yaklaştı; helâk edilen memleketler 1–15

  1. Enbiyâ suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 1. ayet. ٱقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِى غَفْلَةٍ مُّعْرِضُونَ

    iḳterabe linnâsi ḥisâbühüm vehüm fî gafletim mü`riḍûn.

    Edip Yüksel

    İnsanların hesapları yaklaştı; ancak onlar hala bir aymazlık içinde yüz çevirmektedirler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 1. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 2. ayet. مَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍ مِّن رَّبِّهِم مُّحْدَثٍ إِلَّا ٱسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَ

    mâ ye'tîhim min ẕikrim mir rabbihim muḥdeŝin ille-steme`ûhü vehüm yel`abûn.

    Edip Yüksel

    Her ne zaman Efendi'lerinden kendilerine yeni bir mesaj (zikr) gelse, onu ciddiye almadan dinlerler. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran, Muhammed peygambere verilen biricik mucizedir (29:51). Muhammed peygamberin dönemindeki müşrikler, bir kitabın kendi başına mucize olamayacağını ileri sürerek, geçmişteki peygamberlerin mucizelerine benzer mucizeler görmek istediler (11:12; 17:90-95; 25:7, 8; 37:7-8). * Kuran'ın matematiksel mucizesinin 1974 yılında ortaya çıkması karşısında günümüz müşrikleri de aynı tavrı gösterdiler. Matematiksel mucize, dinin sadece Tanrı'ya hasredilmesini gerektirince, "Kuran'da matematik mi olurmuş?" diye mesajı inkar ettiler. Kuran'ın matematiksel mucizesini keşfetmek için seçilen adam müslümanları sadece Allah'a kul olmaya, din adamlarını ve peygamberi O'na ortak koşmamaya çağırdığında müşriklerin büyük tepkisini aldı ve Suudi, Pakistan ve Afganistan merkezli uluslararası bir terörist grubun Sünni mukallitleri tarafından 1990 yılında Arizona'daki Tucson Mescidinde şehit edildi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 2. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 3. ayet. لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّجْوَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ هَلْ هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ أَفَتَأْتُونَ ٱلسِّحْرَ وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ

    lâhiyeten ḳulûbühüm. veeserrü-nnecvâ. elleẕîne żalemû. hel hâẕâ illâ beşer miŝlüküm. efete'tûne-ssiḥra veentüm tübṣirûn.

    Edip Yüksel

    Kalpleri pervasızdır. Zalimler gizlice birbirleriyle görüştüler: "Bu adam sizin gibi bir insan değil mi? Göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?"

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 3. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 4. ayet. قَالَ رَبِّى يَعْلَمُ ٱلْقَوْلَ فِى ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    ḳâle rabbî ya`lemü-lḳavle fi-ssemâi vel'arḍ. vehüve-ssemî`u-l`alîm.

    Edip Yüksel

    Dedi ki, "Efendim yerde ve gökte her sözü bilir. O İşitendir, Bilendir."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 4. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 5. ayet. بَلْ قَالُوٓا۟ أَضْغَٰثُ أَحْلَٰمٍۭ بَلِ ٱفْتَرَىٰهُ بَلْ هُوَ شَاعِرٌ فَلْيَأْتِنَا بِـَٔايَةٍ كَمَآ أُرْسِلَ ٱلْأَوَّلُونَ

    bel ḳâlû aḍgâŝü aḥlâmim beli-fterâhü bel hüve şâ`ir. felye'tinâ biâyetin kemâ ürsile-l'evvelûn.

    Edip Yüksel

    Hatta, "Boş hayallerdir" "Onu o uydurmuş" ve "O bir şairdir, daha önceki elçiler gibi o da bize mucizeler getirsin" dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 5. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 6. ayet. مَآ ءَامَنَتْ قَبْلَهُم مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَآ أَفَهُمْ يُؤْمِنُونَ

    mâ âmenet ḳablehüm min ḳaryetin ehleknâhâ. efehüm yü'minûn.

    Edip Yüksel

    Bunlardan önce yok ettiğimiz toplumlardan hiçbiri gerçeği onaylamamıştı. Şimdi bunlar mı onaylayacak?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 6. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 7. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيْهِمْ فَسْـَٔلُوٓا۟ أَهْلَ ٱلذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    vemâ erselnâ ḳableke illâ ricâlen nûḥî ileyhim fes'elû ehle-ẕẕikri in küntüm lâ ta`lemûn.

    Edip Yüksel

    Senden önce, insanların dışında elçi göndermedik; onlara vahiy ediyorduk. Bilmiyorsanız uzmanlara sorunuz. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Burada insan olarak çevirdiğimiz "rical" kelimesinin "ayak üzerinde yürüyenler" yani insanlar anlamında kullanıldığı bir başka ayet için, bak 7:46; 16:43.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 7. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 8. ayet. وَمَا جَعَلْنَٰهُمْ جَسَدًا لَّا يَأْكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَمَا كَانُوا۟ خَٰلِدِينَ

    vemâ ce`alnâhüm cesedel lâ ye'külûne-ṭṭa`âme vemâ kânû ḫâlidîn.

    Edip Yüksel

    Onları, yemek yemeyen bedenler olarak yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 8. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 9. ayet. ثُمَّ صَدَقْنَٰهُمُ ٱلْوَعْدَ فَأَنجَيْنَٰهُمْ وَمَن نَّشَآءُ وَأَهْلَكْنَا ٱلْمُسْرِفِينَ

    ŝümme ṣadaḳnâhümü-lva`de feenceynâhüm vemen neşâü veehlekne-lmüsrifîn.

    Edip Yüksel

    Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik; onları dilediklerimizle birlikte kurtardık; aşırı gidenleri de helak ettik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 9. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 10. ayet. لَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكُمْ كِتَٰبًا فِيهِ ذِكْرُكُمْ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    leḳad enzelnâ ileyküm kitâben fîhi ẕikruküm. efelâ ta`ḳilûn.

    Edip Yüksel

    Size, size olan mesajı içeren bir kitabı indirmiş bulunuyoruz. Aklınızı kullanmaz mısınız?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 10. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 11. ayet. وَكَمْ قَصَمْنَا مِن قَرْيَةٍ كَانَتْ ظَالِمَةً وَأَنشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ

    vekem ḳaṣamnâ min ḳaryetin kânet żâlimetev veenşe'nâ ba`dehâ ḳavmen âḫarîn.

    Edip Yüksel

    Nice ülkeleri, haksızlık etmelerinden ötürü kırıp geçirdik ve ardlarından başka toplumlar varettik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 11. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 12. ayet. فَلَمَّآ أَحَسُّوا۟ بَأْسَنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَرْكُضُونَ

    felemmâ eḥassû be'senâ iẕâ hüm minhâ yerküḍûn.

    Edip Yüksel

    Azabımızı hissettikleri anda ondan kaçmaya çalışıyorlardı.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 12. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 13. ayet. لَا تَرْكُضُوا۟ وَٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَآ أُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَٰكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْـَٔلُونَ

    lâ terküḍû verci`û ilâ mâ ütriftüm fîhi vemesâkiniküm le`alleküm tüs'elûn.

    Edip Yüksel

    Kaçmayın, lüks ve savurganlık içinde yaşadığınız yere, evlerinize dönünüz. Çünkü sorguya çekileceksiniz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 13. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 14. ayet. قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    ḳâlû yâ veylenâ innâ künnâ żâlimîn.

    Edip Yüksel

    "Vay bize, biz gerçekten zulmedenlermişiz" dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 14. ayet

  15. Enbiyâ suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 15. ayet. فَمَا زَالَت تِّلْكَ دَعْوَىٰهُمْ حَتَّىٰ جَعَلْنَٰهُمْ حَصِيدًا خَٰمِدِينَ

    femâ zâlet tilke da`vâhüm ḥattâ ce`alnâhüm ḥaṣîden ḫâmidîn.

    Edip Yüksel

    Onları biçip tüketinceye kadar bu yalvarışlarını tekrarlayıp duracaklar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 15. ayet

Gökler ve yer oyun için yaratılmadı; tevhid delilleri 16–33

  1. Enbiyâ suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 16. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ

    vemâ ḫalaḳne-ssemâe vel'arḍa vemâ beynehümâ lâ`ibîn.

    Edip Yüksel

    Göğü, yeri ve aralarındakileri oyun oynamak için yaratmadık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 16. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 17. ayet. لَوْ أَرَدْنَآ أَن نَّتَّخِذَ لَهْوًا لَّٱتَّخَذْنَٰهُ مِن لَّدُنَّآ إِن كُنَّا فَٰعِلِينَ

    lev eradnâ en netteḫiẕe lehvel letteḫaẕnâhü mil ledünnâ. in künnâ fâ`ilîn.

    Edip Yüksel

    Bir eğlence edinmek dileseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Evet, böyle bir işi dileseydik!

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 17. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 18. ayet. بَلْ نَقْذِفُ بِٱلْحَقِّ عَلَى ٱلْبَٰطِلِ فَيَدْمَغُهُۥ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٌ وَلَكُمُ ٱلْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُونَ

    bel naḳẕifü bilḥaḳḳi `ale-lbâṭili feyedmeguhû feiẕâ hüve zâhiḳ. velekümü-lveylü mimmâ teṣifûn.

    Edip Yüksel

    Hayır, biz gerçeği batılın üstüne atarız da onu tepeler ve yok eder. Yakıştırdıklarınızdan ötürü vay halinize.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 18. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 19. ayet. وَلَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَنْ عِندَهُۥ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ

    velehû men fi-ssemâvâti vel'arḍ. vemen `indehû lâ yestekbirûne `an `ibâdetihî velâ yestaḥsirûn.

    Edip Yüksel

    Göklerde ve yerde kim varsa O'na aittir. Yanındakiler, O'na hizmet etmekten büyüklenmez ve duraksamazlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 19. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 20. ayet. يُسَبِّحُونَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ

    yüsebbiḥûne-lleyle vennehâra lâ yeftürûn.

    Edip Yüksel

    Gece ve gündüz, hiç yorulmadan O'nu yüceltip anarlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 20. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 21. ayet. أَمِ ٱتَّخَذُوٓا۟ ءَالِهَةً مِّنَ ٱلْأَرْضِ هُمْ يُنشِرُونَ

    emi-tteḫaẕû âlihetem mine-l'arḍi hüm yünşirûn.

    Edip Yüksel

    Onlar, diriltebilecek yeteneğe sahip tanrılar mı edindiler yeryüzünden?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 21. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 22. ayet. لَوْ كَانَ فِيهِمَآ ءَالِهَةٌ إِلَّا ٱللَّهُ لَفَسَدَتَا فَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ

    lev kâne fîhimâ âlihetün ille-llâhü lefesedetâ. fesübḥâne-llâhi rabbi-l`arşi `ammâ yeṣifûn.

    Edip Yüksel

    O ikisinde (gökler ve yerde) ALLAH'tan başka tanrılar olsaydı ikisi de kaosa girecekti. Mutlak otoritenin sahibi ALLAH onların nitelemelerinden çok yücedir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 22. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 23. ayet. لَا يُسْـَٔلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْـَٔلُونَ

    lâ yüs'elü `ammâ yef`alü vehüm yüs'elûn.

    Edip Yüksel

    O, yaptığından sorulmaz; fakat onlar sorulurlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 23. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 24. ayet. أَمِ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ هَٰذَا ذِكْرُ مَن مَّعِىَ وَذِكْرُ مَن قَبْلِى بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٱلْحَقَّ فَهُم مُّعْرِضُونَ

    emi-tteḫaẕû min dûnihî âliheh. ḳul hâtû bürhâneküm. hâẕâ ẕikru mem me`iye veẕikru men ḳablî. bel ekŝeruhüm lâ ya`lemûne-lḥaḳḳa fehüm mü`riḍûn.

    Edip Yüksel

    O'nun dışında tanrılar mı edindiler? De ki: "Delilinizi getirin. Bu, benim çağımdakilerin de mesajıdır, benden öncekilerin de mesajıdır." Ne var ki onların çoğu gerçeği bilmediğinden yüz çevirirler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 24. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 25. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِىٓ إِلَيْهِ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعْبُدُونِ

    vemâ erselnâ min ḳablike mir rasûlin illâ nûḥî ileyhi ennehû lâ ilâhe illâ ene fa`büdûn.

    Edip Yüksel

    Senden önce bir elçi göndermedik ki kendisine, "Benden başka tanrı yoktur; sadece Bana hizmet ediniz" diye vahiy etmiş olmayalım.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 25. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 26. ayet. وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحْمَٰنُ وَلَدًا سُبْحَٰنَهُۥ بَلْ عِبَادٌ مُّكْرَمُونَ

    veḳâlü-tteḫaẕe-rraḥmânü veleden sübḥâneh. bel `ibâdüm mükramûn.

    Edip Yüksel

    "Rahman bir çocuk edindi" dediler. O yücedir. Oysa onlar onurlu kullardır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 26. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 27. ayet. لَا يَسْبِقُونَهُۥ بِٱلْقَوْلِ وَهُم بِأَمْرِهِۦ يَعْمَلُونَ

    lâ yesbiḳûnehû bilḳavli vehüm biemrihî ya`melûn.

    Edip Yüksel

    Onlar O'ndan önce söz söylemezler; O'nun emirlerini ise titizlikle uygularlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 27. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 28. ayet. يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ٱرْتَضَىٰ وَهُم مِّنْ خَشْيَتِهِۦ مُشْفِقُونَ

    ya`lemü mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm velâ yeşfe`ûne illâ limeni-rteḍâ vehüm min ḫaşyetihî müşfiḳûn.

    Edip Yüksel

    O onların geçmişini ve geleceğini bilir. Onlar O'nun hoşnut olduğu kullarından başkası için şefaat etmezler. Onlar bile O'nun karşısında saygıyla titrerler. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Şefaat hikayesi, Sapkının oltasındaki en etkin yemdir. * Bak, 2:48; 43:86.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 28. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 29. ayet. وَمَن يَقُلْ مِنْهُمْ إِنِّىٓ إِلَٰهٌ مِّن دُونِهِۦ فَذَٰلِكَ نَجْزِيهِ جَهَنَّمَ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلظَّٰلِمِينَ

    vemey yeḳul minhüm innî ilâhüm min dûnihî feẕâlike neczîhi cehennem. keẕâlike neczi-żżâlimîn.

    Edip Yüksel

    Onlardan kim, "Ben O'nun yanında bir tanrıyım" derse onu cehennemle cezalandırırız; zalimleri biz böyle ödüllendiririz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 29. ayet

  15. Enbiyâ suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 30. ayet. أَوَلَمْ يَرَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَٰهُمَا وَجَعَلْنَا مِنَ ٱلْمَآءِ كُلَّ شَىْءٍ حَىٍّ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ

    evelem yera-lleẕîne keferû enne-ssemâvâti vel'arḍa kânetâ ratḳan fefetaḳnâhümâ. vece`alnâ mine-lmâi külle şey'in ḥayy. efelâ yü'minûn.

    Edip Yüksel

    İnkar edenler, görmezler mi ki gökler ve yer bitişik durumda idi de biz onları patlattık? Ayrıca her canlıyı da sudan yarattık. Hala gerçeği onaylamayacaklar mı? dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Evrenin 10-15 milyar yıl kadar önce büyük bir patlama sonucu oluştuğunu ileri süren Bing Bang teorisi, Kuran tarafından ondört yüzyıl önceden bildirilmektedir. Bu teori, artık teori olmayıp kozmik bir gerçektir. 51:47 ayeti de evrenin genişlemekte olduğunu bildirir. Biyolojik hayat için suyun vazgeçilmez bir koşul olduğu da bilinen bir gerçektir. * Bak 4:82.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 30. ayet

  16. Enbiyâ suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 31. ayet. وَجَعَلْنَا فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِهِمْ وَجَعَلْنَا فِيهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَّعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

    vece`alnâ fi-l'arḍi ravâsiye en temîde bihim vece`alnâ fîhâ ficâcen sübülel le`allehüm yehtedûn.

    Edip Yüksel

    Onları sarsmasın diye yeryüzüne dağları yerleştirdik. Yolu bulmaları için onda geniş geçitler açtık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 31. ayet

  17. Enbiyâ suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 32. ayet. وَجَعَلْنَا ٱلسَّمَآءَ سَقْفًا مَّحْفُوظًا وَهُمْ عَنْ ءَايَٰتِهَا مُعْرِضُونَ

    vece`alne-ssemâe saḳfem maḥfûżâ. vehüm `an âyâtihâ mü`riḍûn.

    Edip Yüksel

    Göğü korunmuş bir tavan yaptık. Buna rağmen onlar ondaki işaretlere ilgisiz durmaktadırlar. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Göğü, tüm uzay olarak değerlendirirsek milyarlarca yıldızdan oluşan galaksilerin, çekim ve merkezkaç güçleri arasında mükemmel bir uyum içinde birbirlerine çarpmaktan korunduğunu anlayabiliriz. Göğü dünya atmosferi olarak değerlendirirsek, atmosferin dünyamızı şeffaf bir battaniye gibi uzayın soğuğundan, güneşin zararlı ışınlarından ve gök taşlarından koruduğu gerçeği ile karşılaşırız. Dünyanın erimiş demirden oluşan merkezi dinamo gibi manyetik bir alan oluşturur ve dünyanın atmosferini tutar. * Bak 4:82.7

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 32. ayet

  18. Enbiyâ suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 33. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

    vehüve-lleẕî ḫaleḳa-lleyle vennehâra veşşemse velḳamer. küllün fî felekiy yesbeḥûn.

    Edip Yüksel

    O ki geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratmıştır. Bunların hepsi bir yörüngede yüzer.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 33. ayet

Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri 34–47

  1. Enbiyâ suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 34. ayet. وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِّن قَبْلِكَ ٱلْخُلْدَ أَفَإِي۟ن مِّتَّ فَهُمُ ٱلْخَٰلِدُونَ

    vemâ ce`alnâ libeşerim min ḳablike-lḫuld. efeim mitte fehümü-lḫâlidûn.

    Edip Yüksel

    Senden önce hiçbir insanı ölümsüz kılmadık. Sen ölürsen onlar ebedi mi kalacaklar?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 34. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 35. ayet. كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ ٱلْمَوْتِ وَنَبْلُوكُم بِٱلشَّرِّ وَٱلْخَيْرِ فِتْنَةً وَإِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

    küllü nefsin ẕâiḳatü-lmevt. veneblûküm bişşerri velḫayri fitneh. veileynâ türce`ûn.

    Edip Yüksel

    Her can ölümü tadacaktır. Sizi bir test olarak iyi ve kötü olaylarla sınarız ve dönüşünüz bizedir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 35. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 36. ayet. وَإِذَا رَءَاكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَٰذَا ٱلَّذِى يَذْكُرُ ءَالِهَتَكُمْ وَهُم بِذِكْرِ ٱلرَّحْمَٰنِ هُمْ كَٰفِرُونَ

    veiẕâ raâke-lleẕîne keferû iy yetteḫiẕûneke illâ hüzüvâ. ehâẕe-lleẕî yeẕküru âliheteküm. vehüm biẕikri-rraḥmâni hüm kâfirûn.

    Edip Yüksel

    Kafirler (gerçeği örtenler) seni gördüklerinde, "Tanrılarınızı diline dolayan bu mu" diye alaylarına hedef yapmaktan başka bir tepki göstermiyorlar. Rahman'ın mesajını tümüyle inkar etmektedir onlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 36. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 37. ayet. خُلِقَ ٱلْإِنسَٰنُ مِنْ عَجَلٍ سَأُو۟رِيكُمْ ءَايَٰتِى فَلَا تَسْتَعْجِلُونِ

    ḫuliḳa-l'insânü min `acel. seürîküm âyâtî felâ testa`cilûn.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 37. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 38. ayet. وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.

    Edip Yüksel

    "Doğru sözlü iseniz O verilen söz ne zaman gerçekleşecek" diye meydan okuyorlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 38. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 39. ayet. لَوْ يَعْلَمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ حِينَ لَا يَكُفُّونَ عَن وُجُوهِهِمُ ٱلنَّارَ وَلَا عَن ظُهُورِهِمْ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

    lev ya`lemü-lleẕîne keferû ḥîne lâ yeküffûne `av vucûhihimü-nnâra velâ `an żuhûrihim velâ hüm yünṣarûn.

    Edip Yüksel

    İnkar edenler, yüzlerinden ve arkalarından ateşi savamayacakları ve yardım da görmeyecekleri anı bir bilselerdi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 39. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 40. ayet. بَلْ تَأْتِيهِم بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

    bel te'tîhim bagteten fetebhetühüm felâ yesteṭî`ûne raddehâ velâ hüm yünżarûn.

    Edip Yüksel

    Nitekim, onlara ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecektir. Ne onu geri çevirmeye güçleri yeter, ne de kendilerine süre verilir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 40. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 41. ayet. وَلَقَدِ ٱسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِّن قَبْلِكَ فَحَاقَ بِٱلَّذِينَ سَخِرُوا۟ مِنْهُم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    veleḳadi-stühzie birusülim min ḳablike feḥâḳa billeẕîne seḫirû minhüm mâ kânû bihî yestehziûn.

    Edip Yüksel

    Senden önceki elçilerle de alay edildi. Ancak onlarla alay edenleri, eğlenceye aldıkları şey kuşatıverdi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 41. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 42. ayet. قُلْ مَن يَكْلَؤُكُم بِٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ مِنَ ٱلرَّحْمَٰنِ بَلْ هُمْ عَن ذِكْرِ رَبِّهِم مُّعْرِضُونَ

    ḳul mey yekleüküm billeyli vennehâri mine-rraḥmân. bel hüm `an ẕikri rabbihim mü`riḍûn.

    Edip Yüksel

    De ki: "Sizi Rahman'dan başka kim gece ve gündüz koruyabilir?" Ama onlar, Efendi'lerinin mesajından tümüyle yüz çeviriyorlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 42. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 43. ayet. أَمْ لَهُمْ ءَالِهَةٌ تَمْنَعُهُم مِّن دُونِنَا لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَ أَنفُسِهِمْ وَلَا هُم مِّنَّا يُصْحَبُونَ

    em lehüm âlihetün temne`uhüm min dûninâ. lâ yesteṭî`ûne naṣra enfüsihim velâ hüm minnâ yuṣḥabûn.

    Edip Yüksel

    Yoksa onları bize karşı savunacak tanrıları mı var? Halbuki onlar kendilerine bile yardım edemezler ve biz de sahip çıkmayız.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 43. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 44. ayet. بَلْ مَتَّعْنَا هَٰٓؤُلَآءِ وَءَابَآءَهُمْ حَتَّىٰ طَالَ عَلَيْهِمُ ٱلْعُمُرُ أَفَلَا يَرَوْنَ أَنَّا نَأْتِى ٱلْأَرْضَ نَنقُصُهَا مِنْ أَطْرَافِهَآ أَفَهُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ

    bel metta`nâ hâülâi veâbâehüm ḥattâ ṭâle `aleyhimü-l`umür. efelâ yeravne ennâ ne'ti-l'arḍa nenḳuṣuhâ min aṭrâfihâ. efehümü-lgâlibûn.

    Edip Yüksel

    Halbuki biz onları ve atalarını yaşlanıncaya kadar nimetlendirdik. Yeryüzünün uçlarından habire eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Buna rağmen onlar mı üstün gelecek?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 44. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 45. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أُنذِرُكُم بِٱلْوَحْىِ وَلَا يَسْمَعُ ٱلصُّمُّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا مَا يُنذَرُونَ

    ḳul innemâ ünẕiruküm bilvaḥy. velâ yesme`u-ṣṣummü-ddü`âe iẕâ mâ yünẕerûn.

    Edip Yüksel

    "Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum" de. Ne var ki, sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmez.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 45. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 46. ayet. وَلَئِن مَّسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِّنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    veleim messethüm nefḥatüm min `aẕâbi rabbike leyeḳûlünne yâ veylenâ innâ künnâ żâlimîn.

    Edip Yüksel

    Kendilerine, Efendinin azabından bir esinti dokunsa, "Vay bize, biz gerçekten zalimlermişiz" derler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 46. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 47. ayet. وَنَضَعُ ٱلْمَوَٰزِينَ ٱلْقِسْطَ لِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا وَإِن كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا وَكَفَىٰ بِنَا حَٰسِبِينَ

    veneḍa`u-lmevâzîne-lḳiṣṭa liyevmi-lḳiyâmeti felâ tużlemü nefsün şey'â. vein kâne miŝḳâle ḥabbetim min ḫardelin eteynâ bihâ. vekefâ binâ ḥâsibîn.

    Edip Yüksel

    Diriliş günü için adalet terazileri kurarız. Kimseye hiçbir haksızlık edilmez. Hardal tanesi kadar bir ağırlığı bile hesaba katacağız. Biz, hesapçı olarak yeteriz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 47. ayet

İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh 48–77

  1. Enbiyâ suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 48. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ٱلْفُرْقَانَ وَضِيَآءً وَذِكْرًا لِّلْمُتَّقِينَ

    veleḳad âteynâ mûsâ vehârûne-lfürḳâne veḍiyâev veẕikral lilmütteḳîn.

    Edip Yüksel

    Musa'ya ve Harun'a Yasalar Kitabını, erdemliler için bir ışığı, bir mesajı verdik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 48. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 49. ayet. ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَهُم مِّنَ ٱلسَّاعَةِ مُشْفِقُونَ

    elleẕîne yaḫşevne rabbehüm bilgaybi vehüm mine-ssâ`ati müşfiḳûn.

    Edip Yüksel

    Onlar ki kimse kendilerini görmezken bile Efendi'lerini sayarlar ve o anın dehşetini duyarlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 49. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 50. ayet. وَهَٰذَا ذِكْرٌ مُّبَارَكٌ أَنزَلْنَٰهُ أَفَأَنتُمْ لَهُۥ مُنكِرُونَ

    vehâẕâ ẕikrum mübârakün enzelnâh. efeentüm lehû münkirûn.

    Edip Yüksel

    Bu da ona indirdiğimiz yüce bir mesajdır. Siz şimdi ona karşı mı çıkıyorsunuz?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 50. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 51. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَآ إِبْرَٰهِيمَ رُشْدَهُۥ مِن قَبْلُ وَكُنَّا بِهِۦ عَٰلِمِينَ

    veleḳad âteynâ ibrâhîme ruşdehû min ḳablü vekünnâ bihî `âlimîn.

    Edip Yüksel

    Biz daha önce de İbrahim'e anlama ve kavrama yeteneğini bağışlamıştık. Biz onu çok iyi biliyorduk. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Dünya, aramızdan tövbeyi hak edenlere tövbe etme, yani Tanrı'ya dönme fırsatı vermek için yaratıldı. Melekler, hepimizin cehenneme atılmasını istediklerinde, "Ben sizin bilmediklerinizi biliyorum" diye karşılık almışlardı (2:30).

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 51. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 52. ayet. إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَا هَٰذِهِ ٱلتَّمَاثِيلُ ٱلَّتِىٓ أَنتُمْ لَهَا عَٰكِفُونَ

    iẕ ḳâle liebîhi veḳavmihî mâ hâẕihi-ttemâŝîlü-lletî entüm lehâ `âkifûn.

    Edip Yüksel

    Babasına ve halkına, "Kendinizi adadığınız bu heykeller de neyin nesidir?" dedi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 52. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 53. ayet. قَالُوا۟ وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا لَهَا عَٰبِدِينَ

    ḳâlû vecednâ âbâenâ lehâ `âbidîn.

    Edip Yüksel

    "Atalarımızı onlara hizmet eder bulduk" dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 53. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 54. ayet. قَالَ لَقَدْ كُنتُمْ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمْ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    ḳâle leḳad küntüm entüm veâbâüküm fî ḍalâlim mübîn.

    Edip Yüksel

    "Doğrusu, siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içine düşmüşsünüz" deyince,

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 54. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 55. ayet. قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا بِٱلْحَقِّ أَمْ أَنتَ مِنَ ٱللَّٰعِبِينَ

    ḳâlû eci'tenâ bilḥaḳḳi em ente mine-llâ`ibîn.

    Edip Yüksel

    "Bize gerçeği mi getirdin, yoksa oyun mu oynuyorsun?" dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 55. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 56. ayet. قَالَ بَل رَّبُّكُمْ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ٱلَّذِى فَطَرَهُنَّ وَأَنَا۠ عَلَىٰ ذَٰلِكُم مِّنَ ٱلشَّٰهِدِينَ

    ḳâle ber rabbüküm rabbü-ssemâvâti vel'arḍi-lleẕî feṭarahünn. veenâ `alâ ẕâliküm mine-şşâhidîn.

    Edip Yüksel

    Dedi ki, "Aslında sizin Efendiniz (Sahibiniz) göklerin ve yerin Efendisidir; onları ayırarak yaratmıştır. Ben buna tanıklık edenlerdenim." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Buradaki tanıklık, akıl ve delil yoluyla tanıklıktır. * Bak 12:26-28.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 56. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 57. ayet. وَتَٱللَّهِ لَأَكِيدَنَّ أَصْنَٰمَكُم بَعْدَ أَن تُوَلُّوا۟ مُدْبِرِينَ

    vetellâhi leekîdenne aṣnâmeküm ba`de en tüvellû müdbirîn.

    Edip Yüksel

    "ALLAH'a and içerim ki, siz gider gitmez, ardınızdan heykellerinize karşı bir plan uygulayacağım."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 57. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 58. ayet. فَجَعَلَهُمْ جُذَٰذًا إِلَّا كَبِيرًا لَّهُمْ لَعَلَّهُمْ إِلَيْهِ يَرْجِعُونَ

    fece`alehüm cüŝeŝen illâ kebîral lehüm le`allehüm ileyhi yerci`ûn.

    Edip Yüksel

    Hepsini param parça etti, ancak belki ona danışırlar diye en büyüklerine dokunmadı. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Genç bir tektanrıcı olan İbrahim'in büyük put hariç diğer putları kırması ne putperestlerin tapınma özgürlüğünü ortadan kaldırıcı, ne de öfkesini dile getirici bir eylem değildi kuşkusuz. İbrahim'in bu eylemi didaktik bir amaç güdüyordu. Putperest halk, dinlerini sorgulama cesareti ve feraseti göstereceklerine, müşriklerin genel karakteri olan şiddet ile karşılık verdiler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 58. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 59. ayet. قَالُوا۟ مَن فَعَلَ هَٰذَا بِـَٔالِهَتِنَآ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    ḳâlû men fe`ale hâẕâ biâlihetinâ innehû lemine-żżâlimîn.

    Edip Yüksel

    "Her kim Tanrılarımıza bunu yaptıysa gerçek bir zalimdir!" dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 59. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 60. ayet. قَالُوا۟ سَمِعْنَا فَتًى يَذْكُرُهُمْ يُقَالُ لَهُۥٓ إِبْرَٰهِيمُ

    ḳâlû semi`nâ fetey yeẕküruhüm yüḳâlü lehû ibrâhîm.

    Edip Yüksel

    "Onları diline dolayan bir delikanlı işittik, kendisine İbrahim deniliyormuş" dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 60. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 61. ayet. قَالُوا۟ فَأْتُوا۟ بِهِۦ عَلَىٰٓ أَعْيُنِ ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَشْهَدُونَ

    ḳâlû fe'tû bihî `alâ a`yüni-nnâsi le`allehüm yeşhedûn.

    Edip Yüksel

    "Onu kamunun huzuruna çıkarın ki tanık olsunlar" dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 61. ayet

  15. Enbiyâ suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 62. ayet. قَالُوٓا۟ ءَأَنتَ فَعَلْتَ هَٰذَا بِـَٔالِهَتِنَا يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ

    ḳâlû eente fe`alte hâẕâ biâlihetinâ yâ ibrâhîm.

    Edip Yüksel

    "İbrahim, tanrılarımıza bunu sen mi yaptın?" dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 62. ayet

  16. Enbiyâ suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 63. ayet. قَالَ بَلْ فَعَلَهُۥ كَبِيرُهُمْ هَٰذَا فَسْـَٔلُوهُمْ إِن كَانُوا۟ يَنطِقُونَ

    ḳâle bel fe`aleh. kebîruhüm hâẕâ fes'elûhüm in kânû yenṭiḳûn.

    Edip Yüksel

    "Hayır, o işi işte şu büyükleri yaptı. Onlara sorun, eğer konuşurlarsa!" dedi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 63. ayet

  17. Enbiyâ suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 64. ayet. فَرَجَعُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ فَقَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ أَنتُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    ferace`û ilâ enfüsihim feḳâlû inneküm entümu-żżâlimûn.

    Edip Yüksel

    Kendi vicdanlarına dönüp, kendi kendilerine şunu söylediler: "Gerçekten sizler haksızsınız."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 64. ayet

  18. Enbiyâ suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 65. ayet. ثُمَّ نُكِسُوا۟ عَلَىٰ رُءُوسِهِمْ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا هَٰٓؤُلَآءِ يَنطِقُونَ

    ŝümme nükisû `alâ ruûsihim. leḳad `alimte mâ hâülâi yenṭiḳûn.

    Edip Yüksel

    Sonra tekrar eski kafalarına döndüler: "Bunların konuşamadığını sen gayet iyi bilirsin!"

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 65. ayet

  19. Enbiyâ suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 66. ayet. قَالَ أَفَتَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُكُمْ شَيْـًٔا وَلَا يَضُرُّكُمْ

    ḳâle efeta`büdûne min dûni-llâhi mâ lâ yenfe`uküm şey'ev velâ yeḍurruküm.

    Edip Yüksel

    "ALLAH'ın yanında size hiçbir yararı ve zararı dokunmayan şeylere mi hizmet ediyorsunuz?" dedi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 66. ayet

  20. Enbiyâ suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 67. ayet. أُفٍّ لَّكُمْ وَلِمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    üffil leküm velimâ ta`büdûne min dûni-llâh. efelâ ta`ḳilûn.

    Edip Yüksel

    "Yuh size ve ALLAH'ın yanında hizmet ettiklerinize . Aklınızı kullanmaz mısınız?"

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 67. ayet

  21. Enbiyâ suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 68. ayet. قَالُوا۟ حَرِّقُوهُ وَٱنصُرُوٓا۟ ءَالِهَتَكُمْ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ

    ḳâlû ḥarriḳûhü venṣurû âliheteküm in küntüm fâ`ilîn.

    Edip Yüksel

    "Bir şey yapacaksanız onu yakın da tanrılarınızı destekleyin" dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 68. ayet

  22. Enbiyâ suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 69. ayet. قُلْنَا يَٰنَارُ كُونِى بَرْدًا وَسَلَٰمًا عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ

    ḳulnâ yâ nâru kûnî berdev veselâmen `alâ ibrâhîm.

    Edip Yüksel

    "Ey ateş, İbrahim'e karşı serin ve güvenilir ol" dedik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 69. ayet

  23. Enbiyâ suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 70. ayet. وَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًا فَجَعَلْنَٰهُمُ ٱلْأَخْسَرِينَ

    veerâdû bihî keyden fece`alnâhümü-l'aḫserîn.

    Edip Yüksel

    Böylece onun için bir plan uygulamak istediler de biz onları başarısızlığa mahkûm ettik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 70. ayet

  24. Enbiyâ suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 71. ayet. وَنَجَّيْنَٰهُ وَلُوطًا إِلَى ٱلْأَرْضِ ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا لِلْعَٰلَمِينَ

    venecceynâhü velûṭan ile-l'arḍi-lletî bâraknâ fîhâ lil`âlemîn.

    Edip Yüksel

    Onu ve Lut'u, tüm insanlar için sınırladığımız topraklara ulaştırıp kurtardık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 71. ayet

  25. Enbiyâ suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 72. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ إِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ نَافِلَةً وَكُلًّا جَعَلْنَا صَٰلِحِينَ

    vevehebnâ lehû isḥâḳ. veya`ḳûbe nâfileten. veküllen ce`alnâ ṣâliḥîn.

    Edip Yüksel

    Ona ödül olarak İshak'ı ve Yakub'u verdik. Hepsini erdemli kıldık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 72. ayet

  26. Enbiyâ suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 73. ayet. وَجَعَلْنَٰهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا وَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِمْ فِعْلَ ٱلْخَيْرَٰتِ وَإِقَامَ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِيتَآءَ ٱلزَّكَوٰةِ وَكَانُوا۟ لَنَا عَٰبِدِينَ

    vece`alnâhüm eimmetey yehdûne biemrinâ veevḥaynâ ileyhim fi`le-lḫayrâti veiḳâme-ṣṣalâti veîtâe-zzekâh. vekânû lenâ `âbidîn.

    Edip Yüksel

    Biz onları, emrimize göre yol gösteren önderler kıldık. Onlara iyi işlerin nasıl yapılacağını, salatın nasıl gözetileceğini ve zekatın nasıl verileceğini vahiy ettik. Onlar bize hizmet edenlerdi. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran'ın indirildiği dönemde tüm dini görevler, bazı tahrifatlarla birlikte İbrahim'den geldiği biçimiyle biliniyordu. Mekke müşrikleri, oruç, salat, zekat ve yıllık konferanstan habersiz insanlar değildi. * Bak 2:128; 16:123; 22:78.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 73. ayet

  27. Enbiyâ suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 74. ayet. وَلُوطًا ءَاتَيْنَٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَٰهُ مِنَ ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِى كَانَت تَّعْمَلُ ٱلْخَبَٰٓئِثَ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمَ سَوْءٍ فَٰسِقِينَ

    velûṭan âteynâhü ḥukmev ve`ilmev venecceynâhü mine-lḳaryeti-lletî kânet ta`melü-lḫabâiŝ. innehüm kânû ḳavme sev'in fâsiḳîn.

    Edip Yüksel

    Lut'a da bilgi ve bilgelik verdik. Onu, çirkin işler işleyen topluluktan kurtardık. Onlar, yoldan çıkmış kötü bir toplumdu.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 74. ayet

  28. Enbiyâ suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 75. ayet. وَأَدْخَلْنَٰهُ فِى رَحْمَتِنَآ إِنَّهُۥ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    veedḫalnâhü fî raḥmetinâ. innehû mine-ṣṣâliḥîn.

    Edip Yüksel

    Onu merhametimizin kapsamına aldık, çünkü o erdemlilerden idi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 75. ayet

  29. Enbiyâ suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 76. ayet. وَنُوحًا إِذْ نَادَىٰ مِن قَبْلُ فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ فَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

    venûḥan iẕ nâdâ min ḳablü festecebnâ lehû fenecceynâhü veehlehû mine-lkerbi-l`ażîm.

    Edip Yüksel

    Daha önce Nuh da bizi çağırmıştı. Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtararak duasına cevap verdik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 76. ayet

  30. Enbiyâ suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 77. ayet. وَنَصَرْنَٰهُ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمَ سَوْءٍ فَأَغْرَقْنَٰهُمْ أَجْمَعِينَ

    veneṣarnâhü mine-lḳavmi-lleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ. innehüm kânû ḳavme sev'in feagraḳnâhüm ecme`în.

    Edip Yüksel

    Ayetlerimizi inkar eden toplumlara karşı onu destekledik. Onlar, kötü bir toplum olduklarından hepsini boğduk.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 77. ayet

Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem 78–91

  1. Enbiyâ suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 78. ayet. وَدَاوُۥدَ وَسُلَيْمَٰنَ إِذْ يَحْكُمَانِ فِى ٱلْحَرْثِ إِذْ نَفَشَتْ فِيهِ غَنَمُ ٱلْقَوْمِ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَٰهِدِينَ

    vedâvûde vesüleymâne iẕ yaḥkümâni fi-lḥarŝi iẕ nefeşet fîhi ganemü-lḳavm. vekünnâ liḥukmihim şâhidîn.

    Edip Yüksel

    Davut ve Süleyman da... Bir defasında, halkın koyunlarının yayıldığı birilerinin ekini hakkında hüküm veriyorlardı. Biz onların kararına tanık olduk.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 78. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 79. ayet. فَفَهَّمْنَٰهَا سُلَيْمَٰنَ وَكُلًّا ءَاتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًا وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُۥدَ ٱلْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَٱلطَّيْرَ وَكُنَّا فَٰعِلِينَ

    fefehhemnâhâ süleymân. veküllen âteynâ ḥukmev ve`ilmâ. veseḫḫarnâ me`a dâvûde-lcibâle yüsebbiḥne veṭṭayr. vekünnâ fâ`ilîn.

    Edip Yüksel

    Süleyman'a, doğru anlama yeteneği bağışladık. Her birine bilgi ve bilgelik verdik. Davud'un emrine dağları ve kuşları verdik. Biz bunları yapmıştık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 79. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 80. ayet. وَعَلَّمْنَٰهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَّكُمْ لِتُحْصِنَكُم مِّنۢ بَأْسِكُمْ فَهَلْ أَنتُمْ شَٰكِرُونَ

    ve`allemnâhü ṣan`ate lebûsil leküm lituḥṣineküm mim be'siküm. fehel entüm şâkirûn.

    Edip Yüksel

    Ve sizi savaşlarınızda korusun diye ona zırh yapmayı öğrettik. Artık şükreder misiniz?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 80. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 81. ayet. وَلِسُلَيْمَٰنَ ٱلرِّيحَ عَاصِفَةً تَجْرِى بِأَمْرِهِۦٓ إِلَى ٱلْأَرْضِ ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا وَكُنَّا بِكُلِّ شَىْءٍ عَٰلِمِينَ

    velisüleymâne-rrîḥa `âṣifeten tecrî biemrih ile-l'arḍi-lletî bâraknâ fîhâ. vekünnâ bikülli şey'in `âlimîn.

    Edip Yüksel

    Süleyman'a da, bereketli kıldığımız topraklara doğru esen boranın kumandasını verdik. Biz her şeyi iyi biliriz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 81. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 82. ayet. وَمِنَ ٱلشَّيَٰطِينِ مَن يَغُوصُونَ لَهُۥ وَيَعْمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذَٰلِكَ وَكُنَّا لَهُمْ حَٰفِظِينَ

    vemine-şşeyâṭîni mey yegûṣûne lehû veya`melûne `amelen dûne ẕâlik. vekünnâ lehüm ḥâfiżîn.

    Edip Yüksel

    Ve onun için dalgıçlık yapan ve bunun yanında başka işler de gören sapkınları da... Onları biz gözetiyorduk.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 82. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 83. ayet. وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    veeyyûbe iẕ nâdâ rabbehû ennî messeniye-ḍḍurru veente erḥamü-rrâḥimîn.

    Edip Yüksel

    Eyyub da... Efendisine şöyle yalvarmıştı: "Bana felaket dokundu. Sen merhametlilerin en merhametlisisin."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 83. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 84. ayet. فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ فَكَشَفْنَا مَا بِهِۦ مِن ضُرٍّ وَءَاتَيْنَٰهُ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَذِكْرَىٰ لِلْعَٰبِدِينَ

    festecebnâ lehû fekeşefnâ mâ bihî min ḍurriv veâteynâhü ehlehû vemiŝlehüm me`ahüm raḥmetem min `indinâ veẕikrâ lil`âbidîn.

    Edip Yüksel

    Biz ona cevap vererek ne sıkıntısı varsa onu giderdik. Katımızdan bir rahmet, hizmet edenlere bir hatırlatma olarak kendisine, ailesini ve onların bir mislini verdik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 84. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 85. ayet. وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا ٱلْكِفْلِ كُلٌّ مِّنَ ٱلصَّٰبِرِينَ

    veismâ`île veidrîse veẕe-lkifl. küllüm mine-ṣṣâbirîn.

    Edip Yüksel

    Ayrıca İsmail, İdris ve ZülKifl de... Hepsi güçlüklere karşı dirençli kişilerdi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 85. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 86. ayet. وَأَدْخَلْنَٰهُمْ فِى رَحْمَتِنَآ إِنَّهُم مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    veedḫalnâhüm fî raḥmetinâ. innehüm mine-ṣṣâliḥîn.

    Edip Yüksel

    Biz onları rahmetimiz kapsamına aldık çünkü onlar erdemli kişilerdi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 86. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 87. ayet. وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَٰضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ أَن لَّآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبْحَٰنَكَ إِنِّى كُنتُ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    veẕe-nnûni iẕ ẕehebe mügâḍiben feżanne el len naḳdira `aleyhi fenâdâ fi-żżulümâti el lâ ilâhe illâ ente sübḥânek. innî küntü mine-żżâlimîn.

    Edip Yüksel

    ZanNun (yani isminde ‘Nun' harfi bulunan Yunus) da... Protesto ederek görevini terk etmişti. Kendisini kontrol edemeyeceğimizi sandı. Sonunda, (balığın karnındaki) karanlıklar içinde, "Senden başka tanrı yok. Sen yücesin. Ben yanlış davrananlardan oldum" diye yalvardı. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Yunus ismi Kuran boyunca dört kez Yunus olarak geçer. Fakat Nun harfi ile başlayan Nun diye ünlenen surede Yunus peygamber Sahib-ül Hut yani Balığın Arkadaşı biçiminde söz edilir (68:48). İsminde Nun harfi bulunan bir peygambere, Nun harfi ile başlayan bir surede, içinde Nun harfi bulunmayan bir ifadeyle referansta bulunması o suredeki Nun harfinin tekrarlanma sayısıyla (133 = 7x19) yakından ilgili olup Tanrı, bu tezi 21:87 ayetinde desteklemektedir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 87. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 88. ayet. فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَنَجَّيْنَٰهُ مِنَ ٱلْغَمِّ وَكَذَٰلِكَ نُـۨجِى ٱلْمُؤْمِنِينَ

    festecebnâ lehû venecceynâhü mine-lgamm. vekeẕâlike nünci-lmü'minîn.

    Edip Yüksel

    Yalvarışına karşılık verdik ve onu üzüntüden kurtardık. İman edenleri işte böyle kurtarırız.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 88. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 89. ayet. وَزَكَرِيَّآ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥ رَبِّ لَا تَذَرْنِى فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْوَٰرِثِينَ

    vezekeriyyâ iẕ nâdâ rabbehû rabbi lâ teẕernî ferdev veente ḫayru-lvâriŝîn.

    Edip Yüksel

    Zekeriya da... Efendisine şöyle yalvarmıştı: "Efendim, beni tek bırakma; sen varislerin en iyisisin."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 89. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 90. ayet. فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَوَهَبْنَا لَهُۥ يَحْيَىٰ وَأَصْلَحْنَا لَهُۥ زَوْجَهُۥٓ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا وَكَانُوا۟ لَنَا خَٰشِعِينَ

    festecebnâ leh. vevehebnâ lehû yaḥyâ veaṣlaḥnâ lehû zevceh. innehüm kânû yüsâri`ûne fi-lḫayrâti veyed`ûnenâ ragabev verahebâ. vekânû lenâ ḫâşi`în.

    Edip Yüksel

    Duasını kabul ettik ve ona Yahya'yı verdik. Kendisi için karısının durumunu düzelttik. Çünkü onlar iyi işlerde yarışıyorlar ve bize hem umutluyken ve hem de korku içindeyken yalvarıyorlardı. Onlar bize saygı duyanlardı.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 90. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 91. ayet. وَٱلَّتِىٓ أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهَا مِن رُّوحِنَا وَجَعَلْنَٰهَا وَٱبْنَهَآ ءَايَةً لِّلْعَٰلَمِينَ

    velletî aḥṣanet fercehâ fenefaḫnâ fîhâ mir rûḥinâ vece`alnâhâ vebnehâ âyetel lil`âlemîn.

    Edip Yüksel

    Ve ırzını koruyan kadın da... Nitekim ona ruhumuzdan üflemiştik. Onu ve oğlunu tüm dünyaya bir işaret yaptık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 91. ayet

Tek ümmet; Ye'cûc ve Me'cûc 92–97

  1. Enbiyâ suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 92. ayet. إِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَأَنَا۠ رَبُّكُمْ فَٱعْبُدُونِ

    inne hâẕihî ümmetüküm ümmetev vâḥideh. veenâ rabbüküm fa`büdûn.

    Edip Yüksel

    İşte sizin topluluğunuz böyle bir (elçiler) topluluktur. Ben sizin Efendinizim; sadece bana hizmet edin.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 92. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 93. ayet. وَتَقَطَّعُوٓا۟ أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ كُلٌّ إِلَيْنَا رَٰجِعُونَ

    veteḳaṭṭa`û emrahüm beynehüm. küllün ileynâ râci`ûn.

    Edip Yüksel

    Fakat onlar işlerinde ayrılığa düştüler; hepsi bize döneceklerdir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 93. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 94. ayet. فَمَن يَعْمَلْ مِنَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِهِۦ وَإِنَّا لَهُۥ كَٰتِبُونَ

    femey ya`mel mine-ṣṣâliḥâti vehüve mü'minün felâ küfrâne lisa`yih. veinnâ lehû kâtibûn.

    Edip Yüksel

    Kim gerçeği onaylayarak erdemli işler yaparsa onun bu çabası boşa gitmeyecektir; biz sürekli olarak kaydetmekteyiz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 94. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 95. ayet. وَحَرَٰمٌ عَلَىٰ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَآ أَنَّهُمْ لَا يَرْجِعُونَ

    veḥarâmün `alâ ḳaryetin ehleknâhâ ennehüm lâ yerci`ûn.

    Edip Yüksel

    Helak ettiğimiz bir toplumun tekrar dönmesi yasaktır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 95. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 96. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا فُتِحَتْ يَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَهُم مِّن كُلِّ حَدَبٍ يَنسِلُونَ

    ḥattâ iẕâ fütiḥat ye'cûcü veme'cûcü vehüm min külli ḥadebiy yensilûn.

    Edip Yüksel

    Nihayet, Yecuc ve Mecuc'un önü açıldığı zaman, onlar her yönden saldırırlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 96. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 97. ayet. وَٱقْتَرَبَ ٱلْوَعْدُ ٱلْحَقُّ فَإِذَا هِىَ شَٰخِصَةٌ أَبْصَٰرُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَٰوَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِى غَفْلَةٍ مِّنْ هَٰذَا بَلْ كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    vaḳterabe-lva`dü-lḥaḳḳu feiẕâ hiye şâḫiṣatün ebṣâru-lleẕîne keferû. yâ veylenâ ḳad künnâ fî gafletim min hâẕâ bel künnâ żâlimîn.

    Edip Yüksel

    Hak sözün gerçekleşmesi yaklaşmış ve kafirlerin gözleri korkudan dona kalmıştır: "Vah bize, biz bundan gaflet içinde idik. Biz gerçekten zalimler olduk." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Mağara (Kehf) suresinin son bölümündeki ayetlerin ışığı altında şöyle bir yorum yapabilir miyiz?: 23. yüzyılda, halkı İslam'ı kabul etmiş bazı uluslar, bir elçinin önderliğinde İslam'ın öngördüğü prensipler çerçevesinde federal bir topluluk oluşturacak, dünyaya barış ve adalet egemen olacaktır (18:83-101; 9:33; 41:53; 48:28; 61:9). * Dünyanın sonundan kısa bir süre önce, azgın iki ulus birleşerek İslam topluluğuna saldıracaktır. İşte o zaman dünyanın sonu gelecektir (15:87; 18:94; 21:96, 97).

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 97. ayet

Sâlih kullar yeryüzüne vâris; âlemlere rahmet 98–112

  1. Enbiyâ suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 98. ayet. إِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنتُمْ لَهَا وَٰرِدُونَ

    inneküm vemâ ta`büdûne min dûni-llâhi ḥaṣabü cehennem. entüm lehâ vâridûn.

    Edip Yüksel

    Siz ve ALLAH'ın yanında hizmet ettikleriniz cehennemin yakıtısınız; sizler oraya girmeye layıksınız.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 98. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 99. ayet. لَوْ كَانَ هَٰٓؤُلَآءِ ءَالِهَةً مَّا وَرَدُوهَا وَكُلٌّ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    lev kâne hâülâi âlihetem mâ veradûhâ. veküllün fîhâ ḫâlidûn.

    Edip Yüksel

    Onlar tanrılar olsaydı oraya girmeyeceklerdi. Oysa hepsi orada ebedi kalıcıdırlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 99. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 100. ayet. لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَهُمْ فِيهَا لَا يَسْمَعُونَ

    lehüm fîhâ zefîruv vehüm fîhâ lâ yesme`ûn.

    Edip Yüksel

    Onlar için orada iç çekip inlemek vardır; hiçbir şey de işitemezler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 100. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 101. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ سَبَقَتْ لَهُم مِّنَّا ٱلْحُسْنَىٰٓ أُو۟لَٰٓئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَ

    inne-lleẕîne sebeḳat lehüm minne-lḥusnâ ülâike `anhâ müb`adûn.

    Edip Yüksel

    Ancak kendilerine mutlu bir son belirlediklerimiz hariç, onlar ondan uzaklaştırılacaklardır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 101. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 102. ayet. لَا يَسْمَعُونَ حَسِيسَهَا وَهُمْ فِى مَا ٱشْتَهَتْ أَنفُسُهُمْ خَٰلِدُونَ

    lâ yesme`ûne ḥasîsehâ. vehüm fî me-ştehet enfüsühüm ḫâlidûn.

    Edip Yüksel

    Onun uğultusunu işitmezler. Canlarının istediği şeyler içinde ebedi kalırlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 102. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 103. ayet. لَا يَحْزُنُهُمُ ٱلْفَزَعُ ٱلْأَكْبَرُ وَتَتَلَقَّىٰهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ هَٰذَا يَوْمُكُمُ ٱلَّذِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

    lâ yaḥzünühümü-lfeza`u-l'ekberu veteteleḳḳâhümü-lmelâikeh. hâẕâ yevmükümü-lleẕî küntüm tû`adûn.

    Edip Yüksel

    O en büyük korku onları üzmez. Kendilerini melekler, "İşte bu, size söz verilen gününüzdür!" diye karşılar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 103. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 104. ayet. يَوْمَ نَطْوِى ٱلسَّمَآءَ كَطَىِّ ٱلسِّجِلِّ لِلْكُتُبِ كَمَا بَدَأْنَآ أَوَّلَ خَلْقٍ نُّعِيدُهُۥ وَعْدًا عَلَيْنَآ إِنَّا كُنَّا فَٰعِلِينَ

    yevme naṭvi-ssemâe keṭayyi-ssicilli lilkütüb. kemâ bede'nâ evvele ḫalḳin nü`îdüh. va`den `aleynâ. innâ künnâ fâ`ilîn.

    Edip Yüksel

    O gün göğü dosyaları dürer gibi katlar ve yaratılışın ilk durumunu nasıl başlatmışsak ona çeviririz. Üzerimize söz; biz mutlaka gerçekleştiririz. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Yaratılışın ilk anı tüm evren, alabildiğine yoğun çok küçük bir tohum halinde idi. O an ne maddenin temel taşı olan atomlar, ne zaman, ne de mekan vardı. Her şey, "singularity" denilen bu noktanın 10-15 milyar sene önce büyük bir patlama ile yarılmasından sonra yaratıldı. Bu Surenin 30. ayetinde evreni büyük patlama sonucu oluşturduğunu bildiren Tanrı, evrenin sonunu da tersi yönde bir işlemle, galaksiler sistemini üst üste yıkarak gerçekleştireceğini bildirmektedir. Astronomide "kapalı kainat modeli" diye bilinen teori, bu ayet tarafından doğrulanıyor. * Bak 4:82.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 104. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 105. ayet. وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِى ٱلزَّبُورِ مِنۢ بَعْدِ ٱلذِّكْرِ أَنَّ ٱلْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِىَ ٱلصَّٰلِحُونَ

    veleḳad ketebnâ fi-zzebûri mim ba`di-ẕẕikri enne-l'arḍa yeriŝühâ `ibâdiye-ṣṣâliḥûn.

    Edip Yüksel

    Zikir'den sonra Zebur'da da, "Yeryüzüne benim erdemli kullarım varis olacak" diye yazıp belirtmiştik. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu yer ve gökler yenileriyle değiştirilecek ve erdemli kulların emrine verilecek (14:48).

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 105. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 106. ayet. إِنَّ فِى هَٰذَا لَبَلَٰغًا لِّقَوْمٍ عَٰبِدِينَ

    inne fî hâẕâ lebelâgal liḳavmin `âbidîn.

    Edip Yüksel

    Hizmet eden bir toplum için bunda bir bildiri vardır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 106. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 107. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَٰلَمِينَ

    vemâ erselnâke illâ raḥmetel lil`âlemîn.

    Edip Yüksel

    Biz seni tüm halklara bir rahmet olarak gönderdik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 107. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 108. ayet. قُلْ إِنَّمَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَهَلْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ

    ḳul innemâ yûḥâ ileyye ennemâ ilâhüküm ilâhüv vâḥid. fehel entüm müslimûn.

    Edip Yüksel

    De ki: "Sizin tanrınızın bir tek tanrı olduğu bana vahiy ediliyor. Artık teslim olacak mısınız?"

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 108. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 109. ayet. فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقُلْ ءَاذَنتُكُمْ عَلَىٰ سَوَآءٍ وَإِنْ أَدْرِىٓ أَقَرِيبٌ أَم بَعِيدٌ مَّا تُوعَدُونَ

    fein tevellev feḳul ehentüküm `alâ sevâ'. vein edrî eḳarîbün em be`îdüm mâ tû`adûn.

    Edip Yüksel

    Eğer yüz çevirirlerse De ki: "Size yeterli ölçüde bildirdim. Size söz verilen şeyin yakın mı, yoksa uzak mı olduğunu bilmem."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 109. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 110. ayet. إِنَّهُۥ يَعْلَمُ ٱلْجَهْرَ مِنَ ٱلْقَوْلِ وَيَعْلَمُ مَا تَكْتُمُونَ

    innehû ya`lemü-lcehra mine-lḳavli veya`lemü mâ tektümûn.

    Edip Yüksel

    "O, açıklanan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 110. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 111. ayet. وَإِنْ أَدْرِى لَعَلَّهُۥ فِتْنَةٌ لَّكُمْ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٍ

    vein edrî le`allehû fitnetül leküm vemetâ`un ilâ ḥîn.

    Edip Yüksel

    "Hiç bilmiyorum; belki sizin için bir test ve belli bir süreye kadar bir hoşlanma vesilesi olur."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 111. ayet

  15. Enbiyâ suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 112. ayet. قَٰلَ رَبِّ ٱحْكُم بِٱلْحَقِّ وَرَبُّنَا ٱلرَّحْمَٰنُ ٱلْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ

    ḳâle rabbi-ḥküm bilḥaḳḳ. verabbüne-rraḥmânü-lmüste`ânü `alâ mâ teṣifûn.

    Edip Yüksel

    De ki: "Efendim, hükmünü gerçekleştir. Sizin yakıştırdıklarınıza karşı sadece Rahman olan Efendimizden yardım istenir." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran'ın matematiksel yapısı, bu kelimenin dili geçmiş zaman kipi değil, emir kipi olması gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Nitekim en eski Kuran nüshaları ve hatta dünyanın Birçok ülkesinde basılan modern Kuran nüshaları bu tezimizi destekler. Ayrıca 108. ayetten itibaren okuduğunuzda, metnin ifadesindeki akıştan bu kelimenin "Dedi ki" değil, "De" olmasının daha uygun düştüğünü göreceksiniz. Kuran'da yaratıklar için kullanılan "Dediler" kelimesi ile Tanrı'nın emirlerini bildiren "De" kelimesi eşit olarak 332'şer kez geçer.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 112. ayet