Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 38. ayet

Enbiyâ suresi, 38. ayet. وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.

Diyanet İşleri

Bir de "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 35–41 · surenin 38. ayeti / 112

Konu Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri Enbiyâ 34–47 3

  1. Enbiyâ 35

    Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.

  2. Enbiyâ 36

    İnkar edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. "Bu mu ilahlarınızı diline dolayan?" derler. Halbuki kendileri Rahman'ın kitabını inkar ediyorlar.

  3. Enbiyâ 37

    İnsan çok aceleci (tez canlı) yaratılmıştır. Size yakında ayetlerimi göstereceğim. Şimdi acele etmeyin.

  4. 38

    Bir de "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

  5. Enbiyâ 39

    İnkar edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!

  6. Enbiyâ 40

    Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine göz açtırılacak.

  7. Enbiyâ 41

    Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

38. İşte kâfirler bu şekilde “Eğer doğru söylüyorsanız bu (azap) vaadi ne zamandır?” demektedirler. Ki bu sözlerini aldanarak, gaflete kapılarak söylemişlerdir. Zira henüz azabın üzerlerine inmesi hak olmamış ve başlarına gelmemiştir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yeniden dirilmeyi inkâr eden kâfirler aceleci davranarak şöyle derler: -Ey Müslümanlar!- Eğer doğru söylüyorsanız vuku bulacağını iddia ettiğiniz yeniden dirilme ile alakalı bize vadettiğiniz şey ne zaman gerçekleşecek?

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَيَقُولُونَ ve yekulune ve diyorlar kök: قول
  2. مَتَىٰ meta ne zaman?
  3. هَـٰذَا haza bu
  4. ٱلْوَعْدُ l-vea'du tehdid(ettiğiniz azab) kök: وعد
  5. إِن in eğer
  6. كُنتُمْ kuntum iseniz kök: كون
  7. صَـٰدِقِينَ sadikine doğru söyleyenler kök: صدق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    İman edip salih ameller işleyenleri de ebedi olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur.…

  • Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

84 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Buna rağmen onlar diyorlar ki: "Eğer sözünüze sadıksanız (cevap verin bakalım): bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?"

Muhammed Esed

Ama (mesajlarımı ciddiye almayanlar:) "Eğer doğru sözlü kimselerseniz, (cevap verin, ey inananlar), (Allah'ın nihai yargısı konusunda ileri sürdüğünüz) söz ne zaman gerçekleşecek?" diye sorup duruyorlar.

Ahmed Hulusi

"Eğer doğru söyleyenler iseniz şu vadedilen ne zamandır?" derler.

Ali Bulaç

"Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu vaid (edilen günün sorgu ve azabı) ne zamandır?" derler.

Ali Özek ve heyeti

(Kâfirler demektedirler ki:) "Bu vadedilen azâp, eğer sözünüzde sâdık iseniz ne zamandır"?

Ali Rıza Safa

Üstelik diyorlar ki: "Bu sözü verilen, ne zaman; eğer doğruyu söylüyorsanız?"

Bayraktar Bayraklı

İnkar edenler, "Doğru söylüyorsanız bizi tehdit ettiğiniz azap ne zaman?" derler.

Edip Yüksel

"Doğru sözlü iseniz O verilen söz ne zaman gerçekleşecek" diye meydan okuyorlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Doğru sözlü iseniz O verilen söz ne zaman gerçekleşecek,' diye meydan okuyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de: "Bu tehdit ne zaman gerçekleşecektir; eğer doğru söylüyorsanız?" diyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de bu va'd ne zaman? Doğru iseniz, diyorlar

Erhan Aktaş

"Eğer doğru söyleyenlerdenseniz bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Eğer doğru söyleyenlerdenseniz bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Eğer doğru söyleyenlerdenseniz bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

Gültekin Onan

"Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu vaid (edilen günün sorgu ve azabı) ne zamandır?" derler.

Hasan Basri Çantay

"Eğer doğrucular iseniz, derler, bu tehdid (in tahakkuku) ne zaman"?

İbni Kesir

Doğru sözlüler iseniz bu vaad ne zaman? derler.

Mehmet Alagaş

(30-47) Kafirler, göklerle yer , birbirine yamalı halde / dikili halde iken onları ayırdığımızı /söktüğümüzü, her diri şeyi sudan yaptığımızı görmediler mi? hâlâ iman etmiyorlar mı? Arzda sarsılmasınlar diye sabiteler yaptık , yol olsun diye orada vadiler /geçitler yaptık , böylelikle belki yol bulurlar , semayı korunmuş bir çatı / dam / tavan yaptık , onlar da ayetlerimizden sırt çeviriyorlar! O ki geceyi gündüzü güneşi ve ayı yarattı , hepsi de bir yörüngede / felekte yüzüyor. Senden önce, hiçbir beşeri kalıcı yapmadık, şimdi sen eğer ölürsen, onlar kalıcı mı olacaklar? Her kişi / her nefis ölümü tadacaktır, sizi hayır ve şer fitneler ile / sınamalar ile imtihan edeceğiz (hayrı mı seçtiniz şerri mi seçtiniz gözükecek) ve bize döndürüleceksiniz. Kafirler seni gördükleri vakit sadece seninle alay ediyorlar, sizin ilahınızı hatırlatan işte bu mu? Diyorlar, Rahmanın zikrini inkâr edenler de onlardır. İnsanı acele üz ere yarattık, size ayetlerimi ilerde göstereceğim , acele etmeyiniz , diyorlar ki doğru sözlü isen bu vaadettiğin ne zaman? Kafirler, yü zlerinin ve arkalarının ateşle savamadıkları zamanı, yardımda edilmeyeceği zamanı bilselerdi, bilakis onlara aniden gelecek ve onları şaşırtacak, onu reddetmeye güçleri de yetmeyecek, bekletilmeyecekler de. Kesin olan şu ki senden önce de Resullerle alay edildi / dalga geçildi, onları alay ettikleri şey kuşattı / onlara hak oldu. Peki sizi gece ve gündüzde Rahman’dan kim koruyacak? Bilakis onlar Rablerinin zikrinden / kitabından sırt çevirenlerdir. Onlar için bizim dışımızda onlara mâni olacak ilahlar mı var? Onların kendilerine yardıma güçleri de yetmez, onlardan bir sahip çıkmada göremezler. Evet onları da babalarını da biz nemalandırdık / metalandırdık onlara ömür de uzadı, kesinlikle bizim arza müdahil olup etrafından kısalttığımızı görmüyorlar mı? Onlar mı yenecekler / galip gelecekler? Deki sizi vahiy vasıtasıyla uyarıyorum, uyarıldığı vakit, çağrıyı sağırlar işitmez, Rabbinin azabının hafif bir esinti, onlara dokunsa onlar diyecekler ki yazıklar olsun bize ki zalimlerden olduk. Kıyamet günü için teraziler / mizanlar kuracağız, Hiçbir ki şiye zulmedilmez, hardal tohumu ağırlığında dahi olsa biz onu getiririz, biz hesaba çeken olarak yeterliyiz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bir de; “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.

Süleyman Ateş

"Doğru söyleyenler iseniz bu (bizi) tehdid (ettiğiniz azab) ne zaman?" diyorlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Şu sözü verilen gün ne zamanmış?" derler. Doğruysanız, söyleyin.

Şaban Britch

Doğru söylüyorsanız bu vaat ne zamandır? derler.

Şaban Piriş

-Doğru söylüyorsanız bu vaat ne zamandır? derler.

Yaşar Nuri Öztürk

Diyorlar ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz bu vaat ne zaman?"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And yet they -the infidels- ask the Muslims: "When shall that promised punishment come to pass if indeed you declare the truth!"

Abdul Haleem

They say, ‘When will this promise be fulfilled, if what you say is true?’

Abdullah Yusuf Ali

They say: "When will this promise come to pass, if ye are telling the truth?"

Abul A'la Maududi

They say: "(Tell us) when will the threat of punishment come to pass if you are truthful?"

Aisha Bewley

They say, ‘When will this promise come about if you are telling the truth?’

Al-Hilali & Khan

And they say: "When will this promise (come to pass), if you are truthful."

Ali Quli Qarai

And they say, ‘When will this promise be fulfilled, should you be truthful?’

Amatul Rahman Omar

And they say, `When will this promise of punishment be fulfilled, (let us know) if you are truthful?'

Arthur John Arberry

They say, 'And when shall the promise come to pass, if you speak truly?'

Bijan Moeinian

They say: "If what you are saying is true, then subject us to the punishment that you are warning us about!"

E. Henry Palmer

And they say, 'When will this threat (come to pass), if ye tell the truth?'

Edip-Layth

They say, "When will this promise come to pass if you are truthful?"

George Sale

They say, when will this threat be accomplished, if ye speak truth?

Hamid S. Aziz

Man is made of haste. I will show you My signs; but do not ask Me to hasten.

Mahmoud Ghali

And they say, "When will this promise (come to pass), in case you are sincere?"

Marmaduke Pickthall

And they say: When will this promise (be fulfilled), if ye are truthful?

Mohamed Ahmed - Samira

Yet they say: "When will the promised threat come to pass, if you speak the truth?"

Muhammad Asad

But they [who reject My messages are wont to] ask, "When is that promise [of God’s judgment] to be fulfilled? [Answer this, O you who believe in it,] if you are men of truth!"

Mustafa Khattab

They ask ˹the believers˺, "When will this threat come to pass if what you say is true?"

Progressive Muslims

And they Say: "When will this promise come to pass if you are truthful"

Rashad Khalifa

They challenge: "Where is that (retribution), if you are truthful?"

Sahih International

And they say, "When is this promise, if you should be truthful?"

Sam Gerrans

And they say: “When is this promise, if you be truthful?”

Shabbir Ahmed

And they say, "When will this promise be fulfilled, if you are men of truth?"

Syed Vickar Ahamed

And they say: "When will this promise become true, if you are telling the truth?"

Taqi Usmani

They say, "When will this promise be (fulfilled), if you are true?"

The Monotheist Group

Andthey say: "When will this promise come to pass if you are truthful?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 38. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 38. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 38. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩