Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 51. ayet

Enbiyâ suresi, 51. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَآ إِبْرَٰهِيمَ رُشْدَهُۥ مِن قَبْلُ وَكُنَّا بِهِۦ عَٰلِمِينَ

veleḳad âteynâ ibrâhîme ruşdehû min ḳablü vekünnâ bihî `âlimîn.

Diyanet İşleri

Andolsun, daha önce de İbrahim'e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 48–54 · surenin 51. ayeti / 112
  1. Enbiyâ 48

    Andolsun, biz Musa ile Harun'a, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkan'ı (Tevrat'ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik.

  2. Enbiyâ 49

    Onlar, görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.

  3. Enbiyâ 50

    İşte bu (Kur'an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. Şimdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz?

  4. 51

    Andolsun, daha önce de İbrahim'e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.

  5. Enbiyâ 52

    Hani o, babasına ve kavmine, "Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?" demişti.

  6. Enbiyâ 53

    "Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk" dediler.

  7. Enbiyâ 54

    İbrahim, "Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

51. Allah, Mûsâ ile Muhammed’i -ikisine de salât ve selâm olsun- ve onlara verilen kitapları söz konusu ettikten sonra şöyle buyurmaktadır: “Andolsun ki biz daha önce de” yani Mûsâ ve Muhammed’i peygamber olarak göndermeden, onlara kitaplarımızı indirmeden önce “İbrahim’e rüşdünü vermiştik.” Allah, ona göklerin ve yerin melekutunu göstermiş, nefsini kemale eriştirecek derecede bir rüşd (doğruluk, doğru yolu bulma imkanı) vermiştir. İbrahim de insanları buna davet etmişti. Ki Yüce Allah, İbrahim’e verdiği bu bağışı, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem dışında, alemler arasında kimseye vermiş değildir. Burada “rüşdünü” denilerek rüşdün İbrahim’e izafe edilmesi, bunun onun durumuna ve yüksek mertebesine uygun bir rüşd oluşundan dolayıdır. Yoksa sahip olduğu iman oranında rüşdden belli bir payı bulunmayan hiçbir mü’min yoktur. “Biz onu (ve buna liyakatini) biliyorduk.” Yani biz ona rüşdü, özellikle de risaleti ve halillik makamını ihsan ettik, dünya ve âhirette onu seçip üstün kıldık; çünkü tertemiz, arınmış ve zeki oluşu dolayısı ile bu meziyetlere layık olduğunu biliyorduk. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah, devamla İbrahim’in kavmine karşı çıkışını, onları Allah’a ortak koşmaktan sakındırışını, putları kırışını ve getirdiği delillerle onları susturuşunu söz konusu etmekte ve şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ant olsun ki, biz İbrahim'e küçüklüğünde kavmine karşı hüccet getirme yeteğini verdik ve Biz zaten onu biliyorduk. Kavmine karşı (delil) getirmesi için bizim ilmimizden hak ettiği hücceti ona verdik.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad ve andolsun
  2. ءَاتَيْنَآ ateyna biz vermiştik kök: اتي
  3. إِبْرَٰهِيمَ ibrahime İbrahim'e
  4. رُشْدَهُۥ ruşdehu doğru yolu bulma yeteneğini kök: رشد
  5. مِن min
  6. قَبْلُ kablu daha önceden kök: قبل
  7. وَكُنَّا ve kunna ve biz idik kök: كون
  8. بِهِۦ bihi onu
  9. عَـٰلِمِينَ aalimine biliyor kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رشد (19 geçiş)

    Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde,…

  • Aynı kök: رشد (19 geçiş)

    Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir…

  • Aynı kök: رشد (19 geçiş)

    Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını…

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle…

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki İbrahim'e olgunluğunu daha önce vermiştik. dipnot 1 Biz onu iyi tanırdık.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet En‘âm 6:74-77'deki mesajın doğru anlaşılması için son derece önemlidir.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz, (Musa'dan) çok daha önce İbrahim'e de doğru işleyen bir muhakeme vermiştik; (İbrahim'in) bununla (doğru yolu bulacağını) daha baştan biliyorduk.

Muhammed Esed

Ve gerçek şu ki, Biz (Musa'dan) çok önce İbrahim'e (de) sağduyu vermiştik; ve o'na (yön veren saiki) biliyorduk,

Ahmed Hulusi

Andolsun ki biz İbrahim'e daha önceden rüşdünü (olgunluk düşüncesi - haniflik) verdik. . . Biz Onu bilirdik.

Ali Bulaç

Andolsun, bundan önce İbrahim'e rüşdünü vermiştik ve biz onu (doğruyu seçme yeteneğinde olduğunu) bilenlerdik.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun biz İbrahim’e daha önce rüşdünü (hakkı, nübüvveti ve kavmine karşı sunacağı delilleri) vermiştik. Biz onu iyi tanırdık.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, bundan önce de İbrahim'e sağduyu vermiştik. Çünkü Onu biliyorduk.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, daha önce İbrahim'e de doğru düşünme yeteneği vermiştik. Biz onu biliyorduk.

Edip Yüksel

Biz daha önce de İbrahim'e anlama ve kavrama yeteneğini bağışlamıştık. Biz onu çok iyi biliyorduk. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Dünya, aramızdan tövbeyi hak edenlere tövbe etme, yani Tanrı'ya dönme fırsatı vermek için yaratıldı. Melekler, hepimizin cehenneme atılmasını istediklerinde, "Ben sizin bilmediklerinizi biliyorum" diye karşılık almışlardı (2:30).

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Biz daha önce de İbrahim'e anlama ve kavrama yeteneğini bağışlamıştık. Biz onu çok iyi biliyorduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, bundan önce de İbrahim'e olgunluğunu vermiştik ve onun buna layık olduğunu da biliyorduk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şanım hakkı için bundan evvel de İbrahime rüşdünü vermiştik

Erhan Aktaş

Ant olsun İbrahim'e rüşdünü dipnot 1 vermiştik. Biz, onu tanıyorduk.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Doğru düşünme yetisi, isabetli davranma olgunluğu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun İbrahim'e rüşdünü dipnot 1 vermiştik. Biz, onu tanıyorduk.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Doğru düşünme yetisi, isabetli davranma olgunluğu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun İbrahim'e rüşdünü dipnot 1 vermiştik. Biz, onu tanıyorduk.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Doğru düşünme yetisi, isabetli davranma olgunluğu.

Gültekin Onan

Andolsun, bundan önce İbrahim'e rüşdünü vermiştik ve biz onu (doğruyu seçme yeteneğinde olduğunu) bilenlerdik.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz daha evvel Ibrahime de rüşdünü verdik ve biz onu (n buna ehil olduğunu) bilenlerdik.

İbni Kesir

Andolsun ki; Biz, daha önce İbrahim'e de rüşdünü vermiştik. Ve Biz onu bilenlerdik.

Mehmet Alagaş

(51-57) Kesin olan şu ki önceden de İbrahim’i yetişkinliğe / rüşte eriştirdik, Onu bilenlerdendik, O, babasına ve kavmine tutkunu olduğunuz bu heykeller ne ola ki dedi, onlar da babalarımızı bunlara ibadet eder halde bulduk dediler, kesin olan şu ki siz ve babalarınız apaçık bir sapıklık içindesiniz dedi. Sen bize gerçeğimi getirdin yahut bizle oynuyor musun dediler. Dedi ki Rabbiniz, semaların ve arzın Rabbidir, onları yaratmıştır ve ben de buna şahit oluyorum, Allah’a yemin olsun ben de sizin heykellerinize, siz dönüp gittikten sonra bir tuzak kurgulayacağım dedi, büyük olanı hariç onları parçaladı, onu da belki geri dönerler diye parçalamadı. Dediler ki bunu ilahlarımıza kim yaptı? Kesinlikle o zalimlerdendir, İbrahim dedikleri bir gencin onları andığını işittik dediler. Onu insanların göz önüne getirin böylelikle belki şahitlik ederler (Belki İbrahim denilen bu genç kırdı derler) Dediler ki Ey İbrahim ilahlarımıza bunu sen mi yaptın? Dedi ki onların büyük olanı, işte bu, yapmış olabilir, konuşabiliyorsanız ona sorun dedi, kendilerine döndüler ve dediler ki siz zalimlerdensiniz, sonra da başları eğik vaziyette , kesin olarak sende bilirsin ki onlar konuşamazlar dediler , Allah’ın dışında size faydası yahut zararı olmayan şeylere mi ibadet ediyorsunuz? Size de Allah’tan başka ibadet ettiklerinize yuh olsun / uf olsun hâlâ akıllanmayacak mısınız? dedi İlahlarınıza bir yardımınız olacaksa , bir şey yapacaksanız eğer , onu / İbrahim’i yakın dediler, biz de dedik ki ey ateş İbrahim’e soğuk ol ve barışık ol. O ateşle muratları hileli bir tuzak idi , onları hasara uğrattık, Onu ve Lut’u İçinde alemlere bereket olan bir yere götürmek için kurtardık, Ona İshak’ı hibe ettik, İlave olarak / ekstra olarak Yakub’u da hibe ettik, hepsini de Salihlerden eyledik, onları emrimizle hidayete erdiren bir toplum / bir ümmet yaptık , onlara hayırlı fiilleri / hayırlar işlemeyi namaz kılmayı zekât vermeyi vahyetti k, onlar da bize ibadet edenler oldular.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun, daha önce de İbrahim’e rüşdünü/doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.

Süleyman Ateş

Andolsun biz, daha önceden İbrahim'e de doğru yolu bulma yeteneğini vermiştik. Zaten biz onu(n olgun insan olduğunu) biliyorduk.

Süleymaniye Vakfı

Biz daha önce (Musa ve Harun'dan önce) İbrahim'e de olgunluğunu vermiştik. Biz onu biliyorduk.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Daha önce de İbrahim'e olgunluk vermiştik. Biz ondaki olgunluğu biliriz.

Şaban Britch

Daha önce de İbrahim’e rüştünü verdik. Ve biz onu bilenlerdendik.

Şaban Piriş

Daha önce de İbrahim'e doğru yolu göstermiştik. Biz onu biliyorduk.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, İbrahim'e daha önceden, doğruyu bulma gücünü vermiştik. Onu bilmekteydik biz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Aforetime, We directed Ibrahim to reasoning and to employ the faculty of reason in forming conclusions and We were fully aware of his thoughts and of his innermost being.

Abdul Haleem

Long ago We bestowed right judgement on Abraham and We knew him well.

Abdullah Yusuf Ali

We bestowed aforetime on Abraham his rectitude of conduct, and well were We acquainted with him.

Abul A'la Maududi

Surely We had bestowed wisdom upon Abraham even earlier, and We knew him well. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The Arabic word rushd is very comprehensive and means righteousness as well.

Aisha Bewley

We gave Ibrahim his right guidance early on, and We had complete knowledge of him.

Al-Hilali & Khan

And indeed We bestowed aforetime on Ibrâhîm (Abraham) his (portion of) guidance, and We were Well-Acquainted with him (as to his Belief in the Oneness of Allâh).

Ali Quli Qarai

Certainly We had given Abraham his rectitude before, and We knew him

Amatul Rahman Omar

And We gave Abraham his rectitude (befitting his station as a Prophet of God) before (this). We knew him fully well (for his personal qualities).

Arthur John Arberry

We gave Abraham aforetime his rectitude -- for We knew him --

Bijan Moeinian

Even before that, knowing Abraham, I granted him a mature view.

E. Henry Palmer

And we gave Abraham a right direction before; for about him we knew.

Edip-Layth

Before that We gave Abraham his understanding, and We were aware of him.

George Sale

And We gave unto Abraham his direction heretofore, and We knew him to be worthy of the revelations wherewith he was favoured.

Hamid S. Aziz

This is a blessed Reminder which We have sent down (or revealed), will you then reject it?

Mahmoud Ghali

And indeed We already brought Ibrahîm (Abrahem) earlier his right-mindedness and We were Knowledgeable of him.

Marmaduke Pickthall

And We verily gave Abraham of old his proper course, and We were Aware of him,

Mohamed Ahmed - Samira

We had earlier given Abraham true direction, for We knew him well.

Muhammad Asad

AND, INDEED, long before [the time of Moses] We vouchsafed unto Abraham his consciousness of what is right; and We were aware of [what moved] him

Mustafa Khattab

And indeed, We had granted Abraham sound judgment early on, for We knew him well ˹to be worthy of it˺.

Progressive Muslims

And before that We gave Abraham his understanding, and We were aware of him.

Rashad Khalifa

Before that, we granted Abraham his guidance and understanding, for we were fully aware of him.,

Sahih International

And We had certainly given Abraham his sound judgement before, and We were of him well-Knowing

Sam Gerrans

And We gave Abraham his sound judgment before; and We knew him

Shabbir Ahmed

And, indeed, long before, We showed Abraham his direction and We were Aware of his potential.

Syed Vickar Ahamed

And indeed, We bestowed on Ibrahim (Abraham), his guidance (and the courage of conduct), and We know well all about with him.

Taqi Usmani

Even earlier We had given Ibrāhīm his right course, and We knew him well

The Monotheist Group

Andbefore that We gave Abraham his understanding, and We were aware of him.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 51. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 51. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 51. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩