Enbiyâ suresi · 16–33. ayetler

Gökler ve yer oyun için yaratılmadı; tevhid delilleri

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Enbiyâ suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 16. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.

    Mehmet Okuyan

    Biz göğü, yeri ve bunlar arasındakileri oyuncular olarak yaratmadık. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet şöyle de tercüme edilebilir: "Biz göğü, yeri ve bunlar arasındakileri oyun (ve eğlence) olsun diye yaratmadık." Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:191; Sâd 38:27; Duhân 44:38.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey insanlar!) Biz göğü, yeri ve bunların arasındakileri bir oyun olsun diye yaratmadık.

    Muhammed Esed

    Bir de, (şunu bilin ki,) gökleri ve yeri ve bu ikisi arasında var olan hiçbir şeyi bir oyun, bir eğlence olarak yaratmadık;

    Ahmed Hulusi

    Semayı, arzı ve aralarındakileri oyuncak olarak halketmedik (çok büyük işlevleri vardır)!

    Ali Bulaç

    Biz, bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyun olsun diye (boş yere) yaratmadık.

    Ali Rıza Safa

    Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri oyun için yaratmadık.

    Bayraktar Bayraklı

    Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında var olan hiçbir şeyi, bir oyun olarak yaratmadık.

    Edip Yüksel

    Göğü, yeri ve aralarındakileri oyun oynamak için yaratmadık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göğü, yeri ve aralarındakileri oyun oynamak için yaratmadık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz, göğü, yeri ve arasındakileri oyunculuk etmek üzere yaratmadık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz o Göğü ve Yeri oyunculuk etmek üzere yaratmadık

    Erhan Aktaş

    Biz; yeri, göğü ve ikisinin arasındakileri eğlence olsun diye yaratmadık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz; yeri, göğü ve ikisinin arasındakileri eğlence olsun diye yaratmadık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz; yeri, göğü ve ikisinin arasındakileri eğlence olsun diye yaratmadık.

    Gültekin Onan

    Biz, bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık.

    Hasan Basri Çantay

    Biz göğü de, yeri de, ikisinin arasında bulunan şeyleri de oyuncular (ın işi) olarak yaratmadık.

    İbni Kesir

    Biz; göğü, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.

    Mehmet Alagaş

    (10-17) Kesin olan şu ki, içinde sizin hatırlamanız gereken şeyler olan kitabı indirdik, hâlâ akletmez misiniz? / bu verilerle bir bağlantı kuramıyor musunuz? / bir işlem yapamıyor musunuz? Zalim olan nice yerleşim yerini kırdık geçirdik , onların ardından diğer kavimleri inşa ettik, bizden bir sertlik / bir azap geleceğini sezdiklerinde işte o zaman panikle koşuşturuyorlardı, koşuşmayın, şımardığınız meskenlerinize gerisin geri dönün böylelikle belki sizi birileri sual edebilir, yazıklar olsun bize ki biz zalimlermişiz dediler, biz onları hasat edilmiş hâle / sönmüş hâle getirince ye kadar onların çağrıları /duaları, işte böyle sürdü gitti. Biz Göğü ve yeri bu ikisi arasını oyun olsun diye yaratmadık / oyun parkı değil buralar, biz eğlence istesek / yapacak olsak kendi katımızda edinirdik / yerde ve semada değil de burada olduğumuz yerde eğlenirdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.

    Süleyman Ateş

    Biz göğü, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlence için yaratmadık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halbuki gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri boşuna dipnot 1 yaratmadık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Boşuna diye anlam verdiğimiz kelime لَاعِبِينَ/laibin'dir. Kökü olan لَعِباً ولَعْب/la'b ve laib, doğru bir hedefi olmadan yapılan iştir. (Müfredat)

    Şaban Britch

    Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.

    Şaban Piriş

    Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz, gökleri de yeri de bunlar arasındakileri de eğlenip eğlendirelim diye yaratmadık.

  2. Enbiyâ suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 17. ayet. لَوْ أَرَدْنَآ أَن نَّتَّخِذَ لَهْوًا لَّٱتَّخَذْنَٰهُ مِن لَّدُنَّآ إِن كُنَّا فَٰعِلِينَ

    Diyanet İşleri

    Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık.

    Mehmet Okuyan

    Bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan edinirdik. (Ama) biz (bunu) yapanlar değiliz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet şöyle de tercüme edilebilir: "Bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık (öyle değil, böyle yapardık)."

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer Biz bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik; ne ki bunu asla yapacak değiliz.

    Muhammed Esed

    (çünkü,) eğer bir oyun, bir eğlence edinmek dileseydik, bunu herhalde kendi katımızdan edinirdik; ama hiç böyle bir şeyi diler miyiz!

    Ahmed Hulusi

    Eğer bir oyun - eğlence oluşturmak dileseydik, elbette onu kendi ledünnümüzden edinirdik! Biz bunları yapmayız!

    Ali Bulaç

    Eğer bir 'oyun ve oyalanma' edinmek isteseydik, bunu, kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık, böyle yapardık.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan edinirdik. (Bu irademizin eseri olurdu. Ama) biz (bunu) yapanlardan değiliz.

    Ali Rıza Safa

    Bir eğlence edinmek isteseydik, kesinlikle, Kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık, böyle yapardık.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, herhalde bunu kendi tarafımızdan edinirdik. Biz, bunu yapanlardan değiliz.

    Edip Yüksel

    Bir eğlence edinmek dileseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Evet, böyle bir işi dileseydik!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir eğlence edinmek dileseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Evet, böyle bir işi dileseydik!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan yapardık. Yapacak olsaydık öyle yapardık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eğer bir eğlence ittihaz etmiş olsa idik onu kendi ledünnümüzden ittihaz ederdik, yapacak olsa idik öyle yapardık

    Erhan Aktaş

    Eğer eğlence edinmek isteseydik, elbette onu kendi şanımıza uygun yapardık. Eğer yapacak olsak böyle yapardık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer eğlence edinmek isteseydik, elbette onu kendi şanımıza uygun yapardık. Eğer yapacak olsak böyle yapardık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer eğlence edinmek isteseydik, elbette onu kendi şanımıza uygun yapardık. Eğer yapacak olsak böyle yapardık.

    Gültekin Onan

    Eğer bir 'oyun ve oyalanma' edinmek isteseydik, bunu, kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık, böyle yapardık.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer biz bir eğlence edinmek isteseydik onu kendi canibimizden edinirdik elbet. Biz (böyle) yapanlar da değiliz.

    İbni Kesir

    Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, elbette onu kendi katımızdan edinirdik. Fakat asla edinmedik.

    Mehmet Alagaş

    (10-17) Kesin olan şu ki, içinde sizin hatırlamanız gereken şeyler olan kitabı indirdik, hâlâ akletmez misiniz? / bu verilerle bir bağlantı kuramıyor musunuz? / bir işlem yapamıyor musunuz? Zalim olan nice yerleşim yerini kırdık geçirdik , onların ardından diğer kavimleri inşa ettik, bizden bir sertlik / bir azap geleceğini sezdiklerinde işte o zaman panikle koşuşturuyorlardı, koşuşmayın, şımardığınız meskenlerinize gerisin geri dönün böylelikle belki sizi birileri sual edebilir, yazıklar olsun bize ki biz zalimlermişiz dediler, biz onları hasat edilmiş hâle / sönmüş hâle getirince ye kadar onların çağrıları /duaları, işte böyle sürdü gitti. Biz Göğü ve yeri bu ikisi arasını oyun olsun diye yaratmadık / oyun parkı değil buralar, biz eğlence istesek / yapacak olsak kendi katımızda edinirdik / yerde ve semada değil de burada olduğumuz yerde eğlenirdik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer biz eğlence edinmek isteseydik, elbette onu kendi katımızdan edinirdik. Fakat biz (bunu) yapanlar değiliz.

    Süleyman Ateş

    Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık, böyle yapardık.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğlenmek isteseydik eğlenceyi katımızda olanlarla yapardık. Yapsak öyle yapardık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendimize eğlence arasaydık onu kendi katımızda oluştururduk. Yapsak böyle yapardık.

    Şaban Britch

    Eğer bir oyun/eğlence edinmek isteseydik, yapmak istediğimiz takdirde onu kendi katımızdan edinirdik.

    Şaban Piriş

    Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Ama bunu yapmadık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer bir eğlence edinmek isteseydik onu kendi katımızdan edinirdik. Ama böyle yapanlar değildik/yapsaydık öyle yapardık.

  3. Enbiyâ suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 18. ayet. بَلْ نَقْذِفُ بِٱلْحَقِّ عَلَى ٱلْبَٰطِلِ فَيَدْمَغُهُۥ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٌ وَلَكُمُ ٱلْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُونَ

    Diyanet İşleri

    Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah'a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size!

    Mehmet Okuyan

    Aksine biz gerçeği batılın üzerine atarız da o, batılın işini bitirir. Bir de bakarsın ki batıl yok olup gitmiştir. dipnot 1 (Allah'a) yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:118; İsrâ 17:81; Sebe' 34:48-49.

    Mustafa İslamoğlu

    Aksine Biz, mutlak hakikate atıf olan (amaçlı ve anlamlı yaratılış) gerçeğini, malum amaçsız ve anlamsızlığın başına çalarız da, o berikinin belini kırar; işte o zaman beriki de yok olup gider. İşte (Yaratan ve yaratılan) konusunda bu türden tanımlamalarınızdan dolayı yazıklar olsun size!

    Muhammed Esed

    Tersine, Biz (gerçek bir yaratma eylemiyle) hakkı batılın başına çarparız da bu onu paramparça eder ve böylece beriki yok olur gider. O halde, (Allah'a) yakıştırdığınız şeylerden ötürü yazıklar olsun size!

    Ahmed Hulusi

    Bilakis biz, Hakk'ı (hakikati) batılın (vehme dayalı fikirlerin) üzerine indiririz de, onun düşünce sistemini paramparça eder. . . Bir de bakarsın ki o can çekişerek yok olup gider. . . Tanımlamalarınızdan dolayı yazıklar olsun size!

    Ali Bulaç

    Hayır, biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size.

    Ali Özek ve heyeti

    Bilakis biz, hakkı bâtılın tepesine bindiririz de o, bâtılın işini bitirir. Bir de bakarsınız ki, bâtıl yok olup gitmiştir. (Allah'a) yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!

    Ali Rıza Safa

    Hayır! Gerçeği, gerçeğe aykırı olanın üzerine atarız, onun beynini parçalar; bir bakarsın ki, yok olup gitmiş. Yakıştırdığınız şeylerden dolayı, vay başınıza gelene!

    Bayraktar Bayraklı

    Tersine biz, hakkı batılın tepesine bindiririz de o, batılın işini bitirir. Bir de bakarsınız ki, batıl yok olup gitmiştir. O halde Allah'a yakıştırdığınız sıfatlardan ötürü, yazıklar olsun size!

    Edip Yüksel

    Hayır, biz gerçeği batılın üstüne atarız da onu tepeler ve yok eder. Yakıştırdıklarınızdan ötürü vay halinize.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hayır, biz gerçeği batılın üstüne atarız da onu tepeler ve yok eder. Yakıştırdıklarınızdan ötürü vay halinize.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hayır, Biz hakkı batılın tepesine fırlatırız da beynini parçalar, bir de görürsün ki, (batıl) o anda yok olup gitmiştir! Allah'a isnad ettiğiniz o nitelikler yüzünden vay sizlere.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hayır biz hakkı batılın tepesine fırlatırız da beynini parçalar, bir de bakarsın o anda mahvolmuştur, vay sizlere de o ettiğiniz vasıflardan

    Erhan Aktaş

    Aksine, Biz; Hakk'ı, Batıl'a karşı ortaya koyarız da onu mahveder. Böylece Batıl yok olur. Nitelediğiniz şeylerden dolayı size yazıklar olsun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Aksine, Biz; Hakk'ı, Batıl'a karşı ortaya koyarız da onu mahveder. Böylece Batıl yok olur. Nitelediğiniz şeylerden dolayı size yazıklar olsun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Aksine, Biz; Hakk'ı, Batıl'a karşı ortaya koyarız da onu mahveder. Böylece Batıl yok olur. Nitelediğiniz şeylerden dolayı size yazıklar olsun.

    Gültekin Onan

    Hayır, biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Tanrı'ya karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size.

    Hasan Basri Çantay

    Hayır, biz hakkı baatılın tepesine (indirib) atarız da o, bunun beynini parçalar. Bir de görürsünüz ki bu, yok olub gitmişdir. (Allaha karşı) vasf (ve isnad) etmekde olduğunuz (iftiralar) dan dolayı yazıklar olsun size!

    İbni Kesir

    Hayır Biz; gerçeği batılın tepesine indiririz de onun beynini parçalar. Bir de bakarsın ki; o, yok olup gitmiştir. Allah'a yakıştırdıklarınızdan dolayı yazıklar olsun size.

    Mehmet Alagaş

    (18-25) Evet biz hakkı / hakikati geçersiz olanın / batıl olanın üzerine savur atarız / fırlatır atarız. (Balıklar üzerine ağ atmak gibi) O da onu bastırır o vakit o ortadan kalkar, nitelendirmelerinden dolayı / vasıflandırmalarından dolayı yazıklar olsun onlara! Göklerde ve yerde ne varsa ve O’nun yanında her kim varsa O’nundur , O’na ibadet ederler ibadetlerinden dolayı da büyüklenmezler/ kibirlenmezler, yorulmazlar, gece ve gündüz onu her şeyin üstünde tutarlar / tesbih ederler, ara vermezler, yerden / arzdan ilahlar mı? edindiler onlar mı diriltecekmiş! O ikisin de / gökler de ve yerde Allah dışında ilahlar olsa idi yer ve göklerde bozgu nculuk olurdu / ifsat olurdu , arşın / tahtın Rabbi Allah, onların vasıflandırmalarından üstün olandır. O’na yaptıklarından dolayı soru / sorgu yoktur, onlara ise sorulacaktır / onlar ise sorgulanacaklar. Yoksa Allah’tan başka ilahlar mı edindiniz? Delilinizi getirin de . Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin de kitabıdır / zikridir de. (Tevrat İncil ister tahrif olsun yahut olmasın artık benden öncekilerin kitabı değildir, bu kitap benden öncekilerin de kitabıdır , artık güncel kitap budur.) Bilakis onların çoğunluğu gerçeği / hakkı bilmiyor ve sırt çeviriyorlar. Biz senden önce kimi Resul olarak gönderdi isek “Benden / Allah’tan başka ilah yoktur bana ibadet edin” diye ona vahyettik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bilâkis, biz hakkı batılın üstüne bırakırız. O da o, batılın işini bitirir. Bir de bakarsın ki batıl, yok olup gitmiştir. (Allah’ı) vasfettiğiniz sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!

    Süleyman Ateş

    Hayır, biz hakkı batılın üstüne atarız da o onun beynini parçalar, derhal (batılın) canı çıkar. Allah'a yakıştırdığınız niteliklerden ötürü de vay siz(in haliniz)e!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yok, bu gerçeği (hakkı) o uydurmanın (batılın) tepesine indiririz de onun beynini dağıtır; o da beklenmedik bir şekilde yıkılıp gider. Yaptığınız nitelemelerden dolayı çekeceğiniz var!

    Şaban Britch

    Bilakis, biz hakkı batılın üstüne atarız. O da o, batılın işini bitirir. Bir de bakarsın ki o, yok olup gitmiştir. (Allah’ı) vasfettiğiniz sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!

    Şaban Piriş

    Bilakis, hakkı, batılın üzerine fırlatırız, o da onun beynini parçalar, böylece batıl sönüp gider. (Allah'a) isnat ettiğiniz vasıflardan dolayı yazıklar olsun size!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hayır, biz hakkı, batılın üzerine fırlatırız da o, onun beynini parçalar. Bir de bakarsın o yok olup gitmiştir. Yakıştırdığınız niteliklerden ötürü yazıklar olsun size!

  4. Enbiyâ suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 19. ayet. وَلَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَنْ عِندَهُۥ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Göklerde ve yerde kim varsa hep O'nundur. O'nun katındakiler, ne O'na ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerde kim varsa hepsi yalnızca O'na aittir. O'nun huzurunda bulunanlar, O'na ibadetten dolayı kibirlenmez ve yorulmazlar. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Meleklerin [tesbih]i ve ibadetiyle ilgili benzer mesajlar: Nisâ 4:172; A‘râf 7:206; Ra‘d 13:13; Nahl 16:49; Enbiyâ 21:19, 20; Zümer 39:75; Mü'min 40:7; Fussilet 41:38.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'na aittir; nitekim O'nun tarafında yer alanlar, O'na kulluk etmede ne kibre kapılırlar, ne de bıkıp usanırlar.

    Muhammed Esed

    Çünkü, göklerde ve yerde var olan her şey O'nundur; O'nun yanında yer alanlar O'na kulluk etmekte asla ne kibre kapılırlar ne de usanç duyarlar.

    Ahmed Hulusi

    Semalarda ve arzda kim varsa O'nun (El Esma manalarının açığa çıkması) içindir! "HU"nun indinde olanlar, O'nun kulluğunu ne benliklerini katarak büyüklenmiş olurlar ne de bezginlik duyarlar!

    Ali Bulaç

    Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur. O'nun yanında olanlar, O'na ibadet etmekte büyüklüğe kapılmazlar ve yorgunluk duymazlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerde ve yerde kimler varsa O'na aittir. O'nun katındaki (melek) ler , O'na ibadet hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar.

    Ali Rıza Safa

    Göklerde ve yeryüzünde kim varsa, O'nun malıdır. O'nun katındakiler, büyüklük taslayarak, O'na hizmet etmekten kaçınmazlar; yorulmazlar da.

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerde ve yerde var olan herkes/her şey O'na aittir. O'nun huzurunda bulunanlar, O'na ibadet etmek hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar.

    Edip Yüksel

    Göklerde ve yerde kim varsa O'na aittir. Yanındakiler, O'na hizmet etmekten büyüklenmez ve duraksamazlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde kim varsa O'na aittir. Yanındakiler, O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve duraksamazlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Oysa göklerde, yerde kim varsa O'nundur, O'nun huzurundakiler O'na ibadet etmekten ne çekinirler ne de yorgunluk duyarlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Halbuki Göklerde Yerde kim varsa onundur, ve onun huzurundakiler ona ibadetten ne çekinirler ne de yorgunluk duyarlar

    Erhan Aktaş

    Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O'nun yanında bulunanlar O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve usanmazlar;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O'nun yanında bulunanlar O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve usanmazlar;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O'nun yanında bulunanlar O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve usanmazlar;

    Gültekin Onan

    Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur. O'nun yanında olanlar, O'na ibadet etmekte büyüklüğe kapılmazlar ve yorgunluk duymazlar.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerde ve yerde bulunan kişiler Onundur. Onun huzuurundaki kişiler kendisine ibadet etmekden asla kibirlenmezler, yorulmazlar da.

    İbni Kesir

    Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Katında olanlar O'na kulluk etmekten büyüklenmezler ve usanmazlar.

    Mehmet Alagaş

    (18-25) Evet biz hakkı / hakikati geçersiz olanın / batıl olanın üzerine savur atarız / fırlatır atarız. (Balıklar üzerine ağ atmak gibi) O da onu bastırır o vakit o ortadan kalkar, nitelendirmelerinden dolayı / vasıflandırmalarından dolayı yazıklar olsun onlara! Göklerde ve yerde ne varsa ve O’nun yanında her kim varsa O’nundur , O’na ibadet ederler ibadetlerinden dolayı da büyüklenmezler/ kibirlenmezler, yorulmazlar, gece ve gündüz onu her şeyin üstünde tutarlar / tesbih ederler, ara vermezler, yerden / arzdan ilahlar mı? edindiler onlar mı diriltecekmiş! O ikisin de / gökler de ve yerde Allah dışında ilahlar olsa idi yer ve göklerde bozgu nculuk olurdu / ifsat olurdu , arşın / tahtın Rabbi Allah, onların vasıflandırmalarından üstün olandır. O’na yaptıklarından dolayı soru / sorgu yoktur, onlara ise sorulacaktır / onlar ise sorgulanacaklar. Yoksa Allah’tan başka ilahlar mı edindiniz? Delilinizi getirin de . Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin de kitabıdır / zikridir de. (Tevrat İncil ister tahrif olsun yahut olmasın artık benden öncekilerin kitabı değildir, bu kitap benden öncekilerin de kitabıdır , artık güncel kitap budur.) Bilakis onların çoğunluğu gerçeği / hakkı bilmiyor ve sırt çeviriyorlar. Biz senden önce kimi Resul olarak gönderdi isek “Benden / Allah’tan başka ilah yoktur bana ibadet edin” diye ona vahyettik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerde ve yerde kim varsa Allah'ındır. O’nun katındakiler, O'na ibadet hususunda kibirlenmez ve yorulmazlar.

    Süleyman Ateş

    Göklerde ve yerde kim varsa hep O'nundur. O'nun yanında bulunanlar, O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve yorulmazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde kim varsa hepsi O'nundur. O'nun katındakiler O'na kulluğu büyütmezler. Kulluktan usanmazlar da.

    Şaban Britch

    Göklerde ve yerde kim varsa Allah’a aittir. O’nun katında bulunanlar, O’na ibadet etmekten büyüklenmezler ve usanmazlar.

    Şaban Piriş

    Göklerde ve yerde kim varsa Allah'a aittir. O'nun katında bulunanlar, O'na kulluk etmekten büyüklenmezler ve usanmazlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerde ve yerde kim varsa O'na aittir. Ve O'nun katındakiler, O'na ibadet etmekten ne çekinirler ne de yorulurlar.

  5. Enbiyâ suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 20. ayet. يُسَبِّحُونَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler.

    Mehmet Okuyan

    Onlar, gece gündüz bıkmadan (Allah'ı) tesbih ederler (yüceltirler). dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [lâ yeftürûne] fiili aynı konuda Fussilet 41:38'de geçen [lâ yes'emûne] fiili gibi "kesinti vermemek", "bıkmamak", "yorulmamak", "aralık vermemek", "gevşeklik göstermemek" şeklinde anlamlar içermekte ve meleklerin gece gündüz dur durak bilmeden, ibadet ve tesbih konusunda [fetret] yaşamadan tesbihe devam ettiklerini ortaya koymaktadır. "Ara vermek" anlamına gelen fetret kelimesinin de aynı kökten geldiği düşünüldüğünde, meleklerin aralıksız olarak tesbih ettikleri anlaşılmaktadır. Ayrıca ayette geçen [el-leyl] ve [en-nehâr] kelimeleri bütünüyle zaman kavramını kapsadığı için, meleklerin tesbihi sürdürdükleri ifade edilmiş olmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar, gece gündüz demeden aralıksız O'nun aşkın ve yüce olan zatını anarlar.

    Muhammed Esed

    Gece gündüz, bıkmadan yorulmadan O'nun sınırsız kudret ve yüceliğini anıp dururlar.

    Ahmed Hulusi

    Gece ve gündüz (yaratılış amaçlarındaki işlevlerine devam suretiyle) tespih ederler; Hiç kesintisiz!

    Ali Bulaç

    Gece ve gündüz, hiç durmaksızın tesbih ederler.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, bıkıp usanmaksızın gece gündüz (Allah'ı) tesbih ederler.

    Ali Rıza Safa

    Hiç durmaksızın, gece-gündüz yücelterek anarlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar bıkıp usanmaksızın gece gündüz Allah'ı tesbih ederler/anarlar.

    Edip Yüksel

    Gece ve gündüz, hiç yorulmadan O'nu yüceltip anarlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gece ve gündüz, hiç yorulmadan O'nu yüceltip anarlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gece gündüz O'nu tesbih ederler, usanmazlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gece gündüz ona tesbih ederler, fütur getirmezler

    Erhan Aktaş

    Gece, gündüz ara vermeksizin tesbih dipnot 1 ederler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın koyduğu işleyiş yasalarına kesintisiz ve mutlak bir şekilde tabi olurlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gece, gündüz ara vermeksizin tesbih ederler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gece-gündüz ara vermeksizin tesbih dipnot 1 ederler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her türlü noksanlıktan arındırarak, övgü ile yüceltmek. Allah'ın, her türlü noksanlıktan arınık, tüm mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir.

    Gültekin Onan

    Gece ve gündüz, hiç durmaksızın tesbih ederler.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar gece gündüz ara vermeyerek (Onu) tesbih (ve tenzih) ediyorlar.

    İbni Kesir

    Gece gündüz hiç durmaksızın O'nu tesbih ederler.

    Mehmet Alagaş

    (18-25) Evet biz hakkı / hakikati geçersiz olanın / batıl olanın üzerine savur atarız / fırlatır atarız. (Balıklar üzerine ağ atmak gibi) O da onu bastırır o vakit o ortadan kalkar, nitelendirmelerinden dolayı / vasıflandırmalarından dolayı yazıklar olsun onlara! Göklerde ve yerde ne varsa ve O’nun yanında her kim varsa O’nundur , O’na ibadet ederler ibadetlerinden dolayı da büyüklenmezler/ kibirlenmezler, yorulmazlar, gece ve gündüz onu her şeyin üstünde tutarlar / tesbih ederler, ara vermezler, yerden / arzdan ilahlar mı? edindiler onlar mı diriltecekmiş! O ikisin de / gökler de ve yerde Allah dışında ilahlar olsa idi yer ve göklerde bozgu nculuk olurdu / ifsat olurdu , arşın / tahtın Rabbi Allah, onların vasıflandırmalarından üstün olandır. O’na yaptıklarından dolayı soru / sorgu yoktur, onlara ise sorulacaktır / onlar ise sorgulanacaklar. Yoksa Allah’tan başka ilahlar mı edindiniz? Delilinizi getirin de . Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin de kitabıdır / zikridir de. (Tevrat İncil ister tahrif olsun yahut olmasın artık benden öncekilerin kitabı değildir, bu kitap benden öncekilerin de kitabıdır , artık güncel kitap budur.) Bilakis onların çoğunluğu gerçeği / hakkı bilmiyor ve sırt çeviriyorlar. Biz senden önce kimi Resul olarak gönderdi isek “Benden / Allah’tan başka ilah yoktur bana ibadet edin” diye ona vahyettik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gece ve gündüz durmaksızın O’nu tesbih ederler.

    Süleyman Ateş

    Gece gündüz tesbih ederler, hiç ara vermezler.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar gece gündüz, bir gevşeklik göstermeden ona boyun eğerler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gece gündüz, aralıksız O'na ibadet ederler.

    Şaban Britch

    Gece ve gündüz durmaksızın O’nu tesbih ederler.

    Şaban Piriş

    Gece ve gündüz hiç durmadan O'nu tesbih ederler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gece ve gündüz tespih ederler, bıkıp usanmazlar.

  6. Enbiyâ suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 21. ayet. أَمِ ٱتَّخَذُوٓا۟ ءَالِهَةً مِّنَ ٱلْأَرْضِ هُمْ يُنشِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Yoksa yerden, ölüleri diriltebilecek birtakım ilahlar mı edindiler?

    Mehmet Okuyan

    Yoksa yerden (dünyevi) birtakım ilahlar edindiler de (ölüleri) onlar mı diriltecekmiş!

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa onlar (gökyüzü yerine), kendileri (ilah diye tapınılan o cansız nesneler) tarafından canlandırılsınlar diye mi yeryüzünden ilah ediniyorlar?

    Muhammed Esed

    Yine de bazı insanlar, birtakım dünyevi varlıkları, bunların (ölüleri) diriltebileceği yanılgısı içinde, tanrı ediniyorlar;

    Ahmed Hulusi

    Yoksa onlar yeryüzünde, kabirdeki ölüleri (bedenlerdeki şuurundan gafil bilinçleri) dirilten (hakikatlerini hatırlatıp yaşatan) tanrılar mı edindiler?

    Ali Bulaç

    Yoksa onlar, yerden birtakım ilahlar edindiler de, onlar mı (ölüleri) diriltecekler?

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa (o müşrikler), yerden birtakım ilâhlar edindiler de, (ölüleri) onlar mı diriltecekler?

    Ali Rıza Safa

    Yoksa yeryüzünden tanrılar edindiler de onlar mı yeniden yaşam verecekler?

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa müşrikler yerden birtakım tanrılar edindiler de onlar mı diriltecekler?

    Edip Yüksel

    Onlar, diriltebilecek yeteneğe sahip tanrılar mı edindiler yeryüzünden?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar, diriltebilecek yeteneğe sahip tanrılar mı edindiler yeryüzünden?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa bir takım tanrılar edindiler de yeryüzünden; diriltmeyi onlar mı yapacaklar?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa bir takım ilahlar edindiler de Arzdan neşri onlar mı yapacaklar?

    Erhan Aktaş

    Yoksa yeryüzünde birtakım ilahlar edindiler de ölüleri onlar mı diriltecek?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa yeryüzünde birtakım ilahlar edindiler de ölüleri onlar mı diriltecek?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa yeryüzünde birtakım ilahlar edindiler de, ölüleri onlar mı diriltecek?

    Gültekin Onan

    Yoksa onlar, yerden bir takım tanrılar edindiler de, onlar mı (ölüleri) diriltecekler?

    Hasan Basri Çantay

    Yoksa onlar yerden bir takım Tanrılar edindiler de (ölüleri) onları mı diriltecekler?

    İbni Kesir

    Yoksa onlar; yerden bir takım tanrılar edindiler de onlar mı ölüleri diriltecekler?

    Mehmet Alagaş

    (18-25) Evet biz hakkı / hakikati geçersiz olanın / batıl olanın üzerine savur atarız / fırlatır atarız. (Balıklar üzerine ağ atmak gibi) O da onu bastırır o vakit o ortadan kalkar, nitelendirmelerinden dolayı / vasıflandırmalarından dolayı yazıklar olsun onlara! Göklerde ve yerde ne varsa ve O’nun yanında her kim varsa O’nundur , O’na ibadet ederler ibadetlerinden dolayı da büyüklenmezler/ kibirlenmezler, yorulmazlar, gece ve gündüz onu her şeyin üstünde tutarlar / tesbih ederler, ara vermezler, yerden / arzdan ilahlar mı? edindiler onlar mı diriltecekmiş! O ikisin de / gökler de ve yerde Allah dışında ilahlar olsa idi yer ve göklerde bozgu nculuk olurdu / ifsat olurdu , arşın / tahtın Rabbi Allah, onların vasıflandırmalarından üstün olandır. O’na yaptıklarından dolayı soru / sorgu yoktur, onlara ise sorulacaktır / onlar ise sorgulanacaklar. Yoksa Allah’tan başka ilahlar mı edindiniz? Delilinizi getirin de . Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin de kitabıdır / zikridir de. (Tevrat İncil ister tahrif olsun yahut olmasın artık benden öncekilerin kitabı değildir, bu kitap benden öncekilerin de kitabıdır , artık güncel kitap budur.) Bilakis onların çoğunluğu gerçeği / hakkı bilmiyor ve sırt çeviriyorlar. Biz senden önce kimi Resul olarak gönderdi isek “Benden / Allah’tan başka ilah yoktur bana ibadet edin” diye ona vahyettik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa onlar, yeryüzünde ilahlar edindiler de onlar mı ölüyü diriltecekler?

    Süleyman Ateş

    Yoksa (o müşrikler), yerden birtakım tanrılar edindiler de (ölüleri) onlar mı diriltecek?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Yoksa yerden ilahlar edindiler de ölüleri onlar mı diriltecek?"

    Şaban Britch

    Yoksa onlar, yeryüzünde ilahlar edindiler de onlar mı ölüyü diriltecekler?

    Şaban Piriş

    Yoksa onlar, yeryüzünde ilahlar edindiler de onlar mı ölüyü diriltecekler?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa yerden bazı ilahlar edindiler de topraktan çıkarıp diriltme işini onlar mı yapacak?

  7. Enbiyâ suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 22. ayet. لَوْ كَانَ فِيهِمَآ ءَالِهَةٌ إِلَّا ٱللَّهُ لَفَسَدَتَا فَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ

    Diyanet İşleri

    Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka ilahlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş'ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir.

    Mehmet Okuyan

    O ikisinde (yerde ve gökte) Allah'tan başka ilahlar bulunsaydı, (düzenleri) elbette bozul(up gitmiş)ti. Arşın Rabbi olan Allah onların yakıştırdıkları (şeyler)den yücedir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Mü'minûn 23:71, 91. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka ilahlar olsaydı, (gökler ve yer) kaos içinde mahvolurdu: işte bu nedenle O her şeyden yüce olan Allah, O mutlak otorite sahibi, onların yakıştırdıkları her şeyin ötesindedir.

    Muhammed Esed

    oysa, (anlamıyorlar ki,) göklerde ve yerde Allah'tan başka tanrılar olsaydı, bu iki alem de kargaşalık içinde yıkılıp giderdi! Bunun içindir ki, O mutlak hükümranlık tahtının Efendisi, O sınırsız kudret ve yücelik sahibi Allah, insanların tanımlama ve tasvir yoluyla kendisine yakıştırdığı her şeyin ötesinde, her şeyin üstündedir!

    Ahmed Hulusi

    Eğer o ikisinde (semalar ve arz) Allah'tan başka tanrılar olsaydı, elbette o ikisi de düzenini yitirirdi! Arş'ın Rabbi Allah, onların vasıflamalarından münezzehtir.

    Ali Bulaç

    Eğer her ikisinde (gökte ve yerde) Allah'ın dışında ilahlar olsaydı, elbette, ikisi de bozulup gitmişti. Arşın Rabbi olan Allah onların nitelendiregeldikleri şeylerden yücedir.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, yer ve gök, (bunların nizamı) kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki Arş'ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir.

    Ali Rıza Safa

    Eğer her ikisinde Allah'tan başka tanrılar da olsaydı, ikisinde de kesinlikle kargaşa çıkardı. Egemen Erkin Efendisi Allah, onların yakıştırmalarından ayrıktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök, kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki arşın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan uzaktır.

    Edip Yüksel

    O ikisinde (gökler ve yerde) ALLAH'tan başka tanrılar olsaydı ikisi de kaosa girecekti. Mutlak otoritenin sahibi ALLAH onların nitelemelerinden çok yücedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O ikisinde (gökler ve yerde) ALLAH'tan başka tanrılar olsaydı ikisi de kaosa girecekti. Mutlak otoritenin sahibi ALLAH onların nitelemelerinden çok yücedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yerde, gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı bunların ikisi de mahvolup gitmişti. O Arş'ın Rabbi olan Allah onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzehtir, beridir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yerde Gökte Allahtan başka ilahlar olsa idi ikisi de fasid olmuş gitmişti, rabbın o arşın rabbı Allah münezzeh sübhandır onların isnad ettikleri vasıflardan

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer ikisinde dipnot 1 de Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de kesinlikle fesada uğrardı. Arşın dipnot 2 Rabb'i olan Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir. dipnot 3

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göklerde ve yerde.
    2. metne dön, dipnot 2
      Egemenlik ve güç makamı.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kusur ve eksikliklerden arınık. Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur. Allah'ın acizlik, eksiklik ve yaratılmış özelliklerinden arınmış olduğunu benimsemek. Tenzih, tevhidin başka bir ifadesidir. Eş koşulanların ve yakıştırılan niteliklerin tamamından arındırma demektir. "Hiçbir şey O'nun benzeri değildir." ( 42:11.) Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer ikisinde dipnot 1 de Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de kesinlikle fesada uğrardı. Arşın Rabb'i olan Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göklerde ve yerde.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur.

    Gültekin Onan

    Eğer her ikisinde (gökte ve yerde) Tanrı'nın dışında tanrılar olsaydı, elbette, ikisi de bozulup gitmişti. Arşın rabbi olan Tanrı onların nitelendiregeldikleri şeylerden yücedir.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer her ikisinde Allahdan başka Tanrılar olsaydı onların ikisi de muhakkak ki harab olup gitmişdi. Demek, arşın Rabbi olan Allah, onların vasf (ve isnad) edegeldikleri şeylerden yücedir, münezzehdir.

    İbni Kesir

    Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka tanrılar olsaydı; bunların ikisi de muhakkak bozulup gitmişti. Arş'ın Rabbı olan Allah; onların nitelendirdiklerinden münezzehtir.

    Mehmet Alagaş

    (18-25) Evet biz hakkı / hakikati geçersiz olanın / batıl olanın üzerine savur atarız / fırlatır atarız. (Balıklar üzerine ağ atmak gibi) O da onu bastırır o vakit o ortadan kalkar, nitelendirmelerinden dolayı / vasıflandırmalarından dolayı yazıklar olsun onlara! Göklerde ve yerde ne varsa ve O’nun yanında her kim varsa O’nundur , O’na ibadet ederler ibadetlerinden dolayı da büyüklenmezler/ kibirlenmezler, yorulmazlar, gece ve gündüz onu her şeyin üstünde tutarlar / tesbih ederler, ara vermezler, yerden / arzdan ilahlar mı? edindiler onlar mı diriltecekmiş! O ikisin de / gökler de ve yerde Allah dışında ilahlar olsa idi yer ve göklerde bozgu nculuk olurdu / ifsat olurdu , arşın / tahtın Rabbi Allah, onların vasıflandırmalarından üstün olandır. O’na yaptıklarından dolayı soru / sorgu yoktur, onlara ise sorulacaktır / onlar ise sorgulanacaklar. Yoksa Allah’tan başka ilahlar mı edindiniz? Delilinizi getirin de . Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin de kitabıdır / zikridir de. (Tevrat İncil ister tahrif olsun yahut olmasın artık benden öncekilerin kitabı değildir, bu kitap benden öncekilerin de kitabıdır , artık güncel kitap budur.) Bilakis onların çoğunluğu gerçeği / hakkı bilmiyor ve sırt çeviriyorlar. Biz senden önce kimi Resul olarak gönderdi isek “Benden / Allah’tan başka ilah yoktur bana ibadet edin” diye ona vahyettik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş’ın Rabbi Allah, onların vasfettiği sıfatlardan münezzeh ve yücedir.

    Süleyman Ateş

    Eğer yerde, gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de (yer de, gök de) bozulup gitmişti. Arş'ın sahibi Allah, onların nitelendirmelerinden yüce(münezzeh)dir.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerde ve yerde Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisinin de düzeni bozulurdu dipnot 1 . Bütün yönetimin (arşın) Rabbi /Sahibi olan Allah, onların yaptıkları nitelemelerden uzaktır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de bozulurdu. Bütün yönetimin (arşın) Sahibi dipnot 1 olan Allah, onların nitelemelerinden uzaktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rabbi

    Şaban Britch

    Oysa yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı, yer de gök de bozulup giderdi. Arşın Rabbi olan Allah, onların vasfettiği sıfatlardan münezzehtir.

    Şaban Piriş

    Oysa yerde ve gökte Allah'tan başka ilahlar olsaydı, yer de gök de bozulup giderdi. Hükümranlığın sahibi olan Allah, onların nitelemelerinden çok yücedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer, yerde gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, o ikisi de mutlaka fesada uğrardı. Arşın Rabbi o Allah, onların nitelendirmelerinden yücedir, uzaktır.

  8. Enbiyâ suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 23. ayet. لَا يُسْـَٔلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْـَٔلُونَ

    Diyanet İşleri

    O, yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    O, yaptıklarından dolayı asla sorgulanamaz; fakat onlar her daim sorgulanırlar.

    Muhammed Esed

    O edip eylediği şeylerden ötürü sorguya çekilemez; ama onlar (mutlaka) sorgulanacaklar:

    Ahmed Hulusi

    Yaptığından soru sorulmaz! Onlar sorgulanır (yaptıklarının sonucu yaşatılır)!

    Ali Bulaç

    O, yaptıklarından sorulmaz, oysa onlar sorguya çekilirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    O, yaptığından sorgulanmaz; oysa onlar sorgulanacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz, onlar ise sorguya çekileceklerdir.

    Edip Yüksel

    O, yaptığından sorulmaz; fakat onlar sorulurlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O, yaptığından sorulmaz; fakat onlar sorulurlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O yaptığından sorumlu olmaz, onlar ise sorumludurlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O yaptığından mes'ul olmaz onlar ise mes'uldürler

    Erhan Aktaş

    O, yaptıklarından dolayı sorgulanamaz. Ama onlar yaptıklarının hesabını vereceklerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, yaptıklarından dolayı sorgulanamaz. Ama onlar yaptıklarının hesabını vereceklerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, yaptıklarından dolayı sorgulanamaz. Ama onlar yaptıklarının hesabını vereceklerdir.

    Gültekin Onan

    O, yaptıklarından sorulmaz, oysa onlar sorguya çekilirler.

    Hasan Basri Çantay

    O, yapacağından mes'ul olmaz, fakat onlar mes'ul olurlar.

    İbni Kesir

    O; yaptığından sorumlu değildir, fakat onlar sorumludurlar.

    Mehmet Alagaş

    (18-25) Evet biz hakkı / hakikati geçersiz olanın / batıl olanın üzerine savur atarız / fırlatır atarız. (Balıklar üzerine ağ atmak gibi) O da onu bastırır o vakit o ortadan kalkar, nitelendirmelerinden dolayı / vasıflandırmalarından dolayı yazıklar olsun onlara! Göklerde ve yerde ne varsa ve O’nun yanında her kim varsa O’nundur , O’na ibadet ederler ibadetlerinden dolayı da büyüklenmezler/ kibirlenmezler, yorulmazlar, gece ve gündüz onu her şeyin üstünde tutarlar / tesbih ederler, ara vermezler, yerden / arzdan ilahlar mı? edindiler onlar mı diriltecekmiş! O ikisin de / gökler de ve yerde Allah dışında ilahlar olsa idi yer ve göklerde bozgu nculuk olurdu / ifsat olurdu , arşın / tahtın Rabbi Allah, onların vasıflandırmalarından üstün olandır. O’na yaptıklarından dolayı soru / sorgu yoktur, onlara ise sorulacaktır / onlar ise sorgulanacaklar. Yoksa Allah’tan başka ilahlar mı edindiniz? Delilinizi getirin de . Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin de kitabıdır / zikridir de. (Tevrat İncil ister tahrif olsun yahut olmasın artık benden öncekilerin kitabı değildir, bu kitap benden öncekilerin de kitabıdır , artık güncel kitap budur.) Bilakis onların çoğunluğu gerçeği / hakkı bilmiyor ve sırt çeviriyorlar. Biz senden önce kimi Resul olarak gönderdi isek “Benden / Allah’tan başka ilah yoktur bana ibadet edin” diye ona vahyettik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, yaptıklarından sorulmaz, oysa onlar sorguya çekilirler.

    Süleyman Ateş

    O, yaptığından sorulmaz, ama onlar, sorulurlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a ne yaptığı sorulamaz, ama onlara sorulacaktır.

    Şaban Britch

    O, yaptıklarından sorulmaz, oysa onlar sorguya çekilirler.

    Şaban Piriş

    O, yaptığından hesaba çekilmez, fakat onlar hesaba çekilirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O, yaptığından hesaba çekilmez ama onlar hesaba çekilirler.

  9. Enbiyâ suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 24. ayet. أَمِ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ هَٰذَا ذِكْرُ مَن مَّعِىَ وَذِكْرُ مَن قَبْلِى بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٱلْحَقَّ فَهُم مُّعْرِضُونَ

    Diyanet İşleri

    Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilah olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler."

    Mehmet Okuyan

    Yoksa O'nun peşi sıra birtakım ilahlar mı edindiler! De ki: "Delilinizi getirin! Bu, benimle birlikte olanların ve benden öncekilerin (gerçeği içeren) öğretisidir." Hayır! Onların çoğu gerçeği bilmezler; (bu yüzden) yüz çevirirler.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa onlar (bu gerçeğe rağmen) O'nun dışında ilahlar edinmekte ısrar mı edecekler? De ki: "Haydi, siz de kendi delilinizi getirin! İşte bu, hem benimle birlikte olanların hem de benden öncekilerin dile getirdikleri (ortak) mesajdır". Ama hayır, onların çoğu bu (açık) gerçeği bilmiyorlar; bu nedenle (ondan) yüz çeviriyorlar.

    Muhammed Esed

    (hal böyleyken), onlar yine de, kulluk etmek için O'nun yerine (düzmece) tanrılar ediniyorlar! (Ey Peygamber,) de ki: "Haydi, siz de davanızı destekleyecek bir delil getirin: İşte bu, benimle birlikte olanların ve benden önceki (peygamber)lerin dile getirip durdukları ilahi öğretidir". Hayır, onların çoğu gerçeği bilmiyor ve bunun için de (ondan) inatla yüz çeviriyorlar.

    Ahmed Hulusi

    Yoksa O'nun dununda tanrılar mı edindiler? De ki: "Kanıtınızı getirin hadi! Bu (la ilahe illallah) benimle beraber olan kimsenin de zikridir (hatırladığı hakikattir); benden önce olan kimsenin de zikridir (hatırladığı hakikattir)". . . Hayır, onların çoğunluğu Hakk'ı bilmiyorlar. . . Bundan ötürü yüz çeviricilerdir.

    Ali Bulaç

    Yoksa O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Kesin kanıt (burhan)ınızı getirin. İşte benimle birlikte olanların zikri (Kitabı) ve benden öncekilerin de zikri." Hayır, onların çoğu hakkı bilmiyorlar, bundan dolayı yüz çeviriyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa O'nu bırakıp bir takım ilâhlar mı edindiler? (Ey Muhammed! Onlara) de ki: "Öyleyse (ilâhlar edinmenizin) kesin delilini getirin. İşte benimle beraber olanlara ve benden öncekilere gönderilen kitap bu; fakat onların çoğu hakkı bilmiyorlar; bu yüzden de ondan yüz çeviriyorlar.

    Ali Rıza Safa

    Yoksa O'ndan başka bir de ayrıca tanrılar mı edindiler? De ki: "Kanıtınızı getirin!" "İşte bu, benimle birlikte olanların öğretisi ve benden öncekilerin öğretisidir!" Hayır! Onların çoğu, Gerçek Olanı bilmedikleri için yüz çeviriyor.

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa O'ndan başka birtakım tanrılar mı edindiler? De ki: "Haydi delillerinizi getiriniz! İşte, benimle beraber olanların kitabı ve benden öncekilerin kitabı. Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler.

    Edip Yüksel

    O'nun dışında tanrılar mı edindiler? De ki: "Delilinizi getirin. Bu, benim çağımdakilerin de mesajıdır, benden öncekilerin de mesajıdır." Ne var ki onların çoğu gerçeği bilmediğinden yüz çevirirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O'nun dışında tanrılar mı edindiler? De ki, 'Delilinizi getirin. Bu, benim çağımdakilerin de mesajıdır, benden öncekilerin de mesajıdır.' Ne var ki, onların çoğu gerçeği bilmediğinden yüz çevirirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa O'ndan başka tanrılar mı edindiler? De ki: "Haydi getirin delilinizi; işte benimle beraber onların kitabı ve benden öncekilerin kitabı!" Fakat çoğu gerçeği bilmezler de onun için yüz çevirirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: haydi getirin bürhanınızı, işte benimle beraber olanların zikri ve benden evvelkilerin zikri, fakat çokları hakkı bilmezler de onun için ı'raz ederler

    Erhan Aktaş

    Yoksa O'nun yanı sıra başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Burhanınızı getirin. dipnot 1 Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin öğüdüdür." Fakat onların çoğu gerçeği bilmezler ve onlar, ondan yüz çevirenlerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlahi rehberlik. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa O'nun yanı sıra başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Burhanınızı getirin. dipnot 1 Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin öğüdüdür." Fakat onların çoğu gerçeği bilmezler ve onlar, ondan yüz çevirenlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlahi rehberlik. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Burhanınızı getirin. dipnot 1 Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin öğüdüdür." Fakat onların çoğu gerçeği bilmezler ve onlar, ondan yüz çevirenlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlahi rehberlik. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.

    Gültekin Onan

    Yoksa O'ndan başka tanrılar mı edindiler? De ki: "Kesin kanıt (burhan)ınızı getirin. İşte benimle birtikte olanların zikri (Kitabı) ve benden öncekilerin de zikri." Hayır, onların çoğu hakkı bilmiyorlar, bundan dolayı yüz çeviriyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Ondan başka Tanrılar edindiler ha? Sen (onlara) de ki: "(Varsa) delilinizi getirin. İşte benimle beraber olan (müslüman) ların kitabı, (işte) benden evvel gelenlerin kitabı (da meydanda)". Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler de bunun için yüz çeviricidirler onlar.

    İbni Kesir

    Yoksa O'ndan başka tanrılar mı edindiler? De ki: Kesin delilinizi getirin işte benimle birlikte olanların zikri ve benden öncekilerin zikri. Hayır onların çoğu hakkı bilmezler de onun için yüz çevirirler.

    Mehmet Alagaş

    (18-25) Evet biz hakkı / hakikati geçersiz olanın / batıl olanın üzerine savur atarız / fırlatır atarız. (Balıklar üzerine ağ atmak gibi) O da onu bastırır o vakit o ortadan kalkar, nitelendirmelerinden dolayı / vasıflandırmalarından dolayı yazıklar olsun onlara! Göklerde ve yerde ne varsa ve O’nun yanında her kim varsa O’nundur , O’na ibadet ederler ibadetlerinden dolayı da büyüklenmezler/ kibirlenmezler, yorulmazlar, gece ve gündüz onu her şeyin üstünde tutarlar / tesbih ederler, ara vermezler, yerden / arzdan ilahlar mı? edindiler onlar mı diriltecekmiş! O ikisin de / gökler de ve yerde Allah dışında ilahlar olsa idi yer ve göklerde bozgu nculuk olurdu / ifsat olurdu , arşın / tahtın Rabbi Allah, onların vasıflandırmalarından üstün olandır. O’na yaptıklarından dolayı soru / sorgu yoktur, onlara ise sorulacaktır / onlar ise sorgulanacaklar. Yoksa Allah’tan başka ilahlar mı edindiniz? Delilinizi getirin de . Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin de kitabıdır / zikridir de. (Tevrat İncil ister tahrif olsun yahut olmasın artık benden öncekilerin kitabı değildir, bu kitap benden öncekilerin de kitabıdır , artık güncel kitap budur.) Bilakis onların çoğunluğu gerçeği / hakkı bilmiyor ve sırt çeviriyorlar. Biz senden önce kimi Resul olarak gönderdi isek “Benden / Allah’tan başka ilah yoktur bana ibadet edin” diye ona vahyettik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: “Delilinizi getirin. İşte bu, benimle birlikte olanların zikri (kitabı) ve (bu da) benden öncekilerin zikri (kitabı)!” Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler.

    Süleyman Ateş

    Yoksa O'ndan başka tanrılar mı edindiler? De ki: "(Bu hususta kesin) delilinizi getirin. İşte benimle beraber olanların da öğütü ve benden öncekilerin de öğütü budur." Ama çokları hakkı bilmezler, bundan dolayı onlar, (haktan) yüz çevirirler.

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa Allah ile aralarına girecek ilahlar mı edindiler? De ki: "Kanıtınızı getirin. Bu Kur'an, benimle birlikte olanların zikri /kitabı, benden öncekilerin de zikridir dipnot 1 ." Aslında onların çoğu, bu gerçeği bilmezler de yüz çevirirler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın indirdiği kitaplardan hiçbirinde müşrikler lehine bir delil bulunmaz (Ahkaf 46/4).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yine de Allah'tan önce bir takım ilahlara mı tutundular? De ki "Delilinizi getirin. Benimle birlikte olanların Kitabı budur. Bu, benden öncekilerin de kitabıdır." Onların çoğu, bu gerçeği bilmez de onun için yüz çevirirler.

    Şaban Britch

    Yoksa, O’ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: Haydi delilinizi getirin! İşte bu, benimle beraber olanların zikri ve benden öncekilerin zikridir. Fakat, onların çoğu hakkı bilmiyorlar, ama buna rağmen yüz çeviriyorlar.

    Şaban Piriş

    Yoksa, O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: -Kesin belgenizi getirin! İşte bu, benimle beraber olanların ve benden öncekilerin uyarısıdır. Fakat, onların çoğu gerçeği bilmiyorlar, ama buna rağmen yüz çeviriyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa O'nun dışında bazı ilahlar mı edindiler? De ki: "Susturucu delilinizi getirin! Benimle beraber olanların da benden öncekilerin de Zikir'i budur. Ne yazık ki onların çokları hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler."

  10. Enbiyâ suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 25. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِىٓ إِلَيْهِ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعْبُدُونِ

    Diyanet İşleri

    Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, "Şüphesiz, benden başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse bana ibadet edin" diye vahyetmişizdir.

    Mehmet Okuyan

    Senden önce hiçbir elçi göndermedik ki ona "Benden başka ilah yoktur; bana kulluk edin!" diye vahyetmiş olmayalım.

    Mustafa İslamoğlu

    Halbuki Biz, senden önce gönderdiğimiz peygamberlerin tümüne her mesajı ısrarla ilettik; o da şu: "Benden başka ilah yok, o halde yalnız Bana kulluk edin!"

    Muhammed Esed

    Oysa, Biz senden önce de peygamberleri yalnızca: "Benden başka tanrı yok, öyleyse (yalnızca) Bana kulluk edin!" diye vahyederek gönderdik.

    Ahmed Hulusi

    Senden önce bir Rasul irsal etmedik ki Ona: "Tanrı yoktur, sadece Ben! O halde bana kullukta olduğunuzu fark edin" diye vahyetmiş olmayalım.

    Ali Bulaç

    Senden önce hiç bir elçi göndermedik ki, ona şunu vahyetmiş olmayalım: "Benden başka ilah yoktur, öyleyse bana ibadet edin."

    Ali Özek ve heyeti

    Senden önce hiçbir Rasûl göndermedik ki ona: «Benden başka İlâh yoktur; şu halde bana kulluk edin» diye vahyetmiş olmayalım.

    Ali Rıza Safa

    Senden önce de şöyle bildirdiğimiz elçilerden başkasını göndermedik: "Benden başka Tanrı yoktur. Artık, Bana hizmet edin!"

    Bayraktar Bayraklı

    Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, ona "Benden başka ilah yoktur, o halde bana kulluk ediniz" diye vahyetmiş olmayalım.

    Edip Yüksel

    Senden önce bir elçi göndermedik ki kendisine, "Benden başka tanrı yoktur; sadece Bana hizmet ediniz" diye vahiy etmiş olmayalım.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Senden önce bir elçi göndermedik ki kendisine, 'Benden başka tanrı yoktur; sadece Bana kulluk ediniz,' diye vahyetmiş olmayalım.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, ona şöyle vahyetmiş olmayalım: "Gerçek şu ki, Benden başka ilah yoktur; onun için hep Bana ibadet edin."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Senden evvel hiç bir Resul göndermedik ki ona şöyle vahyetmiş olmıyalım: hakikat bu: benden başka ilah yoktur, onun için hep bana ıbadet edin

    Erhan Aktaş

    Senden önce hiçbir Resul göndermedik ki, kendisine, "Benden başka ilah yoktur. Onun için Bana kulluk dipnot 1 edin." diye vahyetmiş olmayalım.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz.19:42. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Senden önce hiçbir resul göndermedik ki, kendisine, "Benden başka ilah yoktur. Onun için Bana kulluk dipnot 1 edin." diye vahyetmiş olmayalım.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kulluk, kaçınılmaz, zorunlu bir durumdur; seçim, kul olup olmamakla ilgili bir şey olmayıp, kulluğun kime yapılacağı ile ilgilidir. Kulluk; ya Allah'a özgü olur ya da Allah'ın dışında başka şeylere olur. Kulluğun Allah'a özgü olması özgürlüktür, Allah'tan başkasına: bir güce, dünya malına, insanın kendi hevasına, iktidara, düşünceye, kişiye vs. olması ise köleliktir. Kulluk seçiminde tevhid gerçekleştirilmezse inanca dair her şey anlamını ve önemini yitirir, yaşam ve inanç şirke dönüşür. İnsanın yaşamında kulluğun kapsamadığı hiçbir alan yoktur. Müslüman için kulluk insanın ruhen ve bedenen bütün varlığı ile Allah'a bilinçli bir bağlılık ve yönelmesidir. İbadet, kulluğun mastar formudur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Senden önce hiçbir rasul yoktur ki, kendisine, "Benden başka ilah yoktur. Onun için Bana kulluk edin." diye vahyetmiş olmayalım.

    Gültekin Onan

    Senden önce hiç bir elçi göndermedik ki, ona şunu vahyetmiş olmayalım: "Benden başka tanrı yoktur, öyleyse bana ibadet edin."

    Hasan Basri Çantay

    Biz senden evvel hiç bir peygamber göndermedik (ya'ni hiç biri müstesna değildir) ki ille ona şu hakikati vahy etmişizdir: "Benden başka hiç bir Tanrı yok. O halde bana ibadet "din".

    İbni Kesir

    Senden önce gönderdiğimiz her peygambere mutlaka: Ben'den başka tanrı yoktur. Bana kulluk edin, diye vahyetmişizdir.

    Mehmet Alagaş

    (18-25) Evet biz hakkı / hakikati geçersiz olanın / batıl olanın üzerine savur atarız / fırlatır atarız. (Balıklar üzerine ağ atmak gibi) O da onu bastırır o vakit o ortadan kalkar, nitelendirmelerinden dolayı / vasıflandırmalarından dolayı yazıklar olsun onlara! Göklerde ve yerde ne varsa ve O’nun yanında her kim varsa O’nundur , O’na ibadet ederler ibadetlerinden dolayı da büyüklenmezler/ kibirlenmezler, yorulmazlar, gece ve gündüz onu her şeyin üstünde tutarlar / tesbih ederler, ara vermezler, yerden / arzdan ilahlar mı? edindiler onlar mı diriltecekmiş! O ikisin de / gökler de ve yerde Allah dışında ilahlar olsa idi yer ve göklerde bozgu nculuk olurdu / ifsat olurdu , arşın / tahtın Rabbi Allah, onların vasıflandırmalarından üstün olandır. O’na yaptıklarından dolayı soru / sorgu yoktur, onlara ise sorulacaktır / onlar ise sorgulanacaklar. Yoksa Allah’tan başka ilahlar mı edindiniz? Delilinizi getirin de . Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin de kitabıdır / zikridir de. (Tevrat İncil ister tahrif olsun yahut olmasın artık benden öncekilerin kitabı değildir, bu kitap benden öncekilerin de kitabıdır , artık güncel kitap budur.) Bilakis onların çoğunluğu gerçeği / hakkı bilmiyor ve sırt çeviriyorlar. Biz senden önce kimi Resul olarak gönderdi isek “Benden / Allah’tan başka ilah yoktur bana ibadet edin” diye ona vahyettik.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere: “Şüphesiz, benden başka (hak) ilâh yoktur. Öyleyse yalnız bana ibadet edin!” diye vahyetmişizdir.

    Süleyman Ateş

    Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki ona: "Benden başka tanrı yoktur, bana kulluk edin!" diye vahyetmiş olmayalım.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senden önce gönderdiğimiz her elçiye mutlaka şunu bildirmişizdir: "Benden başka ilah yoktur, kulluğu bana yapın."

    Şaban Britch

    Senden önce hiç bir rasûl göndermedik ki ona: Benden başka (hak) ilah yoktur, öyleyse bana ibadet edin! diye vahyetmiş olmayalım.

    Şaban Piriş

    Senden önce hiç bir peygamber göndermedik ki ona: -Benden başka ilah yoktur, öyleyse bana kulluk edin! diye vahyetmiş olmayalım.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Senden önce hiçbir resul göndermedik ki ona şöyle vahyetmiş olmayalım: "Gerçek şu: İlah yok benden başka, artık bana kulluk/ibadet edin."

  11. Enbiyâ suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 26. ayet. وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحْمَٰنُ وَلَدًا سُبْحَٰنَهُۥ بَلْ عِبَادٌ مُّكْرَمُونَ

    Diyanet İşleri

    (Böyle iken) "Rahman, çocuk edindi" dediler. O, böyle şeylerden uzaktır, yücedir. Hayır, (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır.

    Mehmet Okuyan

    (Müşrikler): "Rahmân (olan Allah, melekleri) çocuk edindi!" dediler. (Haşa)! O yücedir. Aksine (melekler) ikram edilmiş kullardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Meleklerin de Yüce Allah'ın birer kulu olduklarıyla ilgili ayrıca bkz. Nisâ 4:172; Kehf 18:65; Zuhruf 43:19.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama (onların takipçileri arasından) yine de "Rahman çocuk edindi" diyenler çıktı. O şanı yüce olan, (ölümlülere has bu tür) tanımlamalardan sonsuzca uzaktır; aksine, (Allah'ın soyundan geldiğini iddia ettikleri o kimseler), ilahi ikrama mazhar olan kullardır:

    Muhammed Esed

    Yine de, bazıları kalkıp: "Rahman kendine bir oğul edinmiştir!" diyor. O yüceler yücesi (ölümlülere özgü bu tür eksiklerden) mutlak anlamda uzaktır! Hayır, (Allah'ın "soyundan" gelmiş gözüyle baktıkları o kimseler) yalnızca Allah'ın seçkin kullarıdır:

    Ahmed Hulusi

    "Rahman çocuk edindi" dediler! Subhan'dır O! Bilakis, ikrama nail olmuş kullardır (İsa ve Allah'ın kızları diye vehmedilen melekler).

    Ali Bulaç

    "Rahman (olan Allah) çocuk edindi" dediler. O, (bu yakıştırmadan) yücedir. Hayır, onlar (melekler) ikrama layık görülmüş kullardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Rahmân (olan Allah, melekleri) evlât edindi, dediler. Hâşâ! O, bundan münezzehtir. Bilakis (melekler), lütuf ve ihsana mazhar olmuş kullardır.

    Ali Rıza Safa

    "Bağışlayan, çocuk edindi!" dediler. O, bundan ayrıktır. Hayır! Onlar, seçkin kullardır.

    Bayraktar Bayraklı

    "Rahman çocuk edindi" dediler. Haşa! O, bundan uzaktır. Bilakis onlar, lütuf ve ihsana mazhar olmuş kullardır.

    Edip Yüksel

    "Rahman bir çocuk edindi" dediler. O yücedir. Oysa onlar onurlu kullardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rahman bir çocuk edindi,' dediler. O yücedir. Oysa onlar onurlu kullardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Böyle iken dediler ki: "Rahman çocuk edindi." Allah bundan münezzehtir. Doğrusu (o çocuk dedikleri) sadece şerefli bir takım kullardır;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Böyle iken dediler ki: Rahman veled ittihaz etti, tenzih o sübhana, doğrusu onlar ikram olunmuş kullardır

    Gültekin Onan

    "Rahman çocuk edindi" dediler. O, (bu yakıştırmadan) yücedir. Hayır, onlar (melekler) ikrama layık görülmüş kullardır.

    Hasan Basri Çantay

    "O çok esirgeyici (Allah) evlad edindi" dediler. Onun şaanı bundan yücedir, münezzehdir. Hayır (evlad dedikleri) onlar, ikrama mazhar edilmiş kullardır (meleklerdir).

    İbni Kesir

    Dediler ki: Rahman çocuk edindi. O'nun şanı yücedir. Hayır, onlar ikram edilmiş kullardır.

    Mehmet Alagaş

    (26-29) Dediler ki Rahman bir çocuk edindi / bir evlat edindi. O’nu üstün tutarız, bilakis onlar (melekler) kendilerine ikram edilmiş kullardırlar, (evlat falan değiller) konuşmada O’nun önüne geçmezler ve onlar O’nun emrinde çalışırlar / amel ederler, O, ellerinde olanı / şimdide olanı da ardlarında / geçmişlerinde olanı da biliyor, (ikram edilen kullar) O’nun razı olduğu kimseye şefaat ederler, O’ndan duydukları tedirginlikten / O’nun haşyetinden titrer haldedirler. Her kim, O’nun dışında ben de bir ilahım der ise işte onun cezası cehennemdir, biz zalimleri böyle cezalandırırız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Böyle iken) “Rahmân, çocuk edindi” dediler. O bundan münezzehtir, yücedir. Hayır! (Evlat diye niteledikleri) o melekler ikram edilmiş kullardır.

    Süleyman Ateş

    "Rahman çocuk edindi." dediler. O, yücedir. Hayır (Rahman'ın çocukları sanılan melekler, O'nun) değerli kullar(ı)dır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Rahman evlat edindi" dediler. Allah'ın onunla ilgisi olmaz. Evlat dedikleri kişiler ikram görmüş kullardır.

    Şaban Britch

    Rahman, çocuk edindi, dediler. O, münezzehtir. Aksine onlar değerli kullardır.

    Şaban Piriş

    -Rahman, çocuk edindi, dediler. Haşa o bundan uzaktır. Aksine onlar değerli kullardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Rahman çocuk edindi" dediler. Haşa, bundan arınmıştır O! Onlar, lütuflandırılmış kullardır.

  12. Enbiyâ suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 27. ayet. لَا يَسْبِقُونَهُۥ بِٱلْقَوْلِ وَهُم بِأَمْرِهِۦ يَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar Allah'tan önce söz söylemezler ve hep O'nun emriyle iş görürler.

    Mehmet Okuyan

    O'ndan (emir almadan) önce konuşmaz, yalnızca O'nun emri ile iş yaparlar. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Melekler kendi tercihlerine göre hareket edemezler; Yüce Allah'ın verdiği emirleri harfiyyen uygularlar; kesinlikle herhangi bir eksiklikte bulunamazlar. Benzer mesajlar: En‘âm 6:61; Nahl 16:50; Meryem 19:64; Tahrîm 66:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar, kendi sözlerini O'nun sözünün önüne geçirmezler: yani onlar sadece O'nun talimatıyla hareket ederler.

    Muhammed Esed

    Sözkonusu kimseler, O kendileriyle konuşmadan asla konuşmazlar; ve ancak O'nun buyruğuyla edip eylerler.

    Ahmed Hulusi

    Sözleri, O'nun hükmü önüne geçmez! Onlar, O'nun hükmünü uygular.

    Ali Bulaç

    Onlar sözle (bile olsa) O'nun önüne geçmezler ve onlar O'nun emriyle yapıp etmektedirler.

    Ali Özek ve heyeti

    O'ndan (emir almazdan) önce konuşmazlar, onlar, sadece O'nun emri ile hareket ederler.

    Ali Rıza Safa

    O'ndan önce söz söylemezler. Çünkü Onlar, O'nun buyruğuyla iş yaparlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'tan önce konuşmazlar; onlar, sadece O'nun emri ile hareket ederler.

    Edip Yüksel

    Onlar O'ndan önce söz söylemezler; O'nun emirlerini ise titizlikle uygularlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar O'ndan önce söz söylemezler; O'nun emirlerini ise titizlikle uygularlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    onlar Allah'ın sözünün önüne geçmezler, hep O'nun emriyle hareket ederler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onun sözünün önüne geçmezler hep onun emriyle hareket ederler

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar dipnot 1 , O'nun sözüne aykırı hareket edemezler. Onlar, yalnızca O'nun buyruğuna uyarlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Melekler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar dipnot 1 , O'nun sözüne aykırı hareket edemezler. Onlar, yalnızca O'nun buyruğuna uyarlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Melekler.

    Gültekin Onan

    Onlar sözle (bile olsa) O'nun önüne geçmezler ve onlar O'nun buyruğuyla yapıp etmektedirler.

    Hasan Basri Çantay

    Bunlar söz (leriy) le asla Onun önüne geçemezler. (Bil'akis) bunlar Onun emriyle hareket ederler.

    İbni Kesir

    Onlar, sözle asla O'nun önüne geçemezler. Ancak O'nun emriyle hareket ederler.

    Mehmet Alagaş

    (26-29) Dediler ki Rahman bir çocuk edindi / bir evlat edindi. O’nu üstün tutarız, bilakis onlar (melekler) kendilerine ikram edilmiş kullardırlar, (evlat falan değiller) konuşmada O’nun önüne geçmezler ve onlar O’nun emrinde çalışırlar / amel ederler, O, ellerinde olanı / şimdide olanı da ardlarında / geçmişlerinde olanı da biliyor, (ikram edilen kullar) O’nun razı olduğu kimseye şefaat ederler, O’ndan duydukları tedirginlikten / O’nun haşyetinden titrer haldedirler. Her kim, O’nun dışında ben de bir ilahım der ise işte onun cezası cehennemdir, biz zalimleri böyle cezalandırırız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onun sözünün önüne geçmezler ve O'nun emri gereğince iş görürler.

    Süleyman Ateş

    O'ndan önce söz söylemezler ve onlar, O'nun buyruğunu yaparlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Onun sözünün önüne geçmezler; hep onun emriyle hareket ederler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İlk sözü onlar dipnot 1 söyleyemezler. Onlar, Allah'ın emriyle iş yaparlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın oğlu veya kızı olduğu iddia edilen o kullar.

    Şaban Britch

    Onun sözünün önüne geçmezler ve O'nun emriyle yapıp ederler.

    Şaban Piriş

    Sözleriyle onun önüne geçmezler ve yalnız O'nun emriyle iş yaparlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar O'nun sözünün önüne geçmezler; onlar yalnız O'nun emriyle iş yaparlar.

  13. Enbiyâ suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 28. ayet. يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ٱرْتَضَىٰ وَهُم مِّنْ خَشْيَتِهِۦ مُشْفِقُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O'nun korkusuyla titrerler.

    Mustafa İslamoğlu

    O, onların bildiklerini de bilmediklerini de bilir. Ki zaten onlar, O'nun hoşnut ve razı olmadığı hiç kimseye şefaat edemezler: zira onlar O'nun yüceliği karşısında derin bir saygıyla titrerler.

    Muhammed Esed

    O, onların gözünün önünde olanları da bilir, onlardan gizli tutulan şeyleri de bilir; bunun içindir ki, onlar, O'nun (zaten) hoşnut olduğu insanların dışında kimseye yan çıkıp kayıramazlar; çünkü (herkesten önce) onların kendileri O'nun korkusuyla titrerler.

    Ahmed Hulusi

    Onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. . . Onlar, ancak rızasını kazanmış kişilere şefaat ederler. . . Onlar, O'nun haşyetinden titrerler.

    Ali Bulaç

    O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir; onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O'nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, onların önlerindekini de bilir, arkalarındakini de. (Allah'ın) Rıza gösterdiği kimselerden başkasına şefaat edemezler; O'nun korkusundan titrerler.

    Ali Rıza Safa

    Onların yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. O'nun hoşnutluğunu kazanmış olanlardan başkasına ara buluculuk yapamazlar. Çünkü Onlar, O'nun korkusuyla titrerler.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allah'ın rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler.

    Edip Yüksel

    O onların geçmişini ve geleceğini bilir. Onlar O'nun hoşnut olduğu kullarından başkası için şefaat etmezler. Onlar bile O'nun karşısında saygıyla titrerler. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Şefaat hikayesi, Sapkının oltasındaki en etkin yemdir. * Bak, 2:48; 43:86.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O onların geçmişini ve geleceğini bilir. Onlar O'nun hoşnut olduğu kullarından başkası için şefaat etmezler. Onlar bile O'nun karşısında saygıyla titrerler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Allah'ın razı olacağı kimselerden başkasına şefaat etmezler. Hepsi O'nun korkusundan titrerler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O onların önlerindekini arkalarındakini bilir ve onlar onun rıza verdiği kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi onun haşyetinden titrerler

    Erhan Aktaş

    Allah, onların bütün yapıp ettiklerini bilir. Ve onlar, rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat dipnot 1 edemezler. Onlar, O'na duydukları derin saygıdan titrerler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat, kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre "şefaat" inancı kesinlikle şirktir (2:48, 123). Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, onların bütün yapıp ettiklerini bilir. Ve onlar, rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat dipnot 1 edemezler. Onlar, O'na duydukları derin saygıdan titrerler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yardım.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, onların bütün yapıp ettiklerini bilir. Ve onlar, rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat dipnot 1 edemezler. Onlar, O'na duydukları derin saygıdan titrerler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yardım.

    Gültekin Onan

    O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O'nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Önlerindekini de, arkalarındakini de O bilir. Bunlar, Onun rızasına ermiş olandan başka kimseye şefaat etmezler. Bunlar Onun korkusundan titreyenlerdir.

    İbni Kesir

    O, onların önlerindekilerini de bilir, arkalarındakini de bilir. Onlar, Allah'ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler ve O'nun korkusundan titrerler.

    Mehmet Alagaş

    (26-29) Dediler ki Rahman bir çocuk edindi / bir evlat edindi. O’nu üstün tutarız, bilakis onlar (melekler) kendilerine ikram edilmiş kullardırlar, (evlat falan değiller) konuşmada O’nun önüne geçmezler ve onlar O’nun emrinde çalışırlar / amel ederler, O, ellerinde olanı / şimdide olanı da ardlarında / geçmişlerinde olanı da biliyor, (ikram edilen kullar) O’nun razı olduğu kimseye şefaat ederler, O’ndan duydukları tedirginlikten / O’nun haşyetinden titrer haldedirler. Her kim, O’nun dışında ben de bir ilahım der ise işte onun cezası cehennemdir, biz zalimleri böyle cezalandırırız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O’nun korkusuyla titrerler.

    Süleyman Ateş

    (Allah) Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. (Allah'ın) razı olduğundan başkasına şefa'at edemezler ve onlar, O'nun korkusundan titrerler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yaptıklarını da geriye bıraktıklarını da O bilir. O'nun razı olduğu kişiden başkası lehine destek veremezler dipnot 1 . Onlar Allah korkusundan titrerler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dua edemezler.

    Şaban Britch

    Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allah’ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler. O’nun korkusundan, sakınıp ürkerler.

    Şaban Piriş

    Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allah'ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler. O'nun korkusundan tir tir titrerler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar, O'nun hoşnutluk verdiklerinden başkasına da şefaat etmezler. Ve onlar O'nun korkusundan titrerler.

  14. Enbiyâ suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 29. ayet. وَمَن يَقُلْ مِنْهُمْ إِنِّىٓ إِلَٰهٌ مِّن دُونِهِۦ فَذَٰلِكَ نَجْزِيهِ جَهَنَّمَ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    İçlerinden her kim, "Allah'tan başka ben de şüphesiz bir ilahım" derse, böylesini cehennemle cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan kim "O'nun peşi sıra ben (de) ilahım!" derse biz onu (bile) cehennemle cezalandırırız. İşte biz, zalimlere böyle ceza veririz! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette şirke konu aracıların nasıl cezalandırılacağı melekler üzerinden ifade edilmektedir. Konunun önemi Nisâ 4:48 ve 116'da belirtildiği üzere Yüce Allah'ın şirk üzere ölenleri bağışlamayacağı bildirimi nedeniyledir. Bu ayet En‘âm 6:88 ve Zümer 39:65. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Kaldı ki onlardan biri "O'ndan bir alt basamakta da olsa, sonuçta ben de bir ilahım demiş olsaydı, bu takdirde onu cehennemle cezalandırırdık: Çünkü haddini bilmeyenleri Biz böyle cezalandırırız.

    Muhammed Esed

    Ve eğer onlardan biri: "O'nun gibi ben de bir tanrıyım" diyecek olsaydı mutlaka onu cehennemle cezalandırırdık: (çünkü) zalimleri biz böyle cezalandırırız.

    Ahmed Hulusi

    Onlardan kim: "Ben, O'nun dununda bir tanrıyım" derse; ona, bunun sonucunu cehennem olarak yaşatırız! İşte zalimlere sonucunu böyle yaşatırız.

    Ali Bulaç

    Onlardan her kim: "Gerçekten ben, O'nun dışında bir ilahım" diyecek olsa, bu durumda biz onu cehennemle cezalandırırız. Zalimleri biz böyle cezalandırırız.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlardan herhangi biri Allah'ı bırakıp da "ben ilâhım" derse, bu yüzden onu cehennemle cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.

    Ali Rıza Safa

    Onlardan kim, "Aslında, O'ndan başka ayrıca ben de tanrıyım!" derse, işte o zaman, Onu, cehennemle cezalandırırız. Haksızlık yapanları, işte böyle cezalandırırız.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlardan kim: "Allah'tan başka ben de bir tanrıyım" derse, işte onu cehennemle cezalandırırız. Zalimlerin cezasını böyle veririz.

    Edip Yüksel

    Onlardan kim, "Ben O'nun yanında bir tanrıyım" derse onu cehennemle cezalandırırız; zalimleri biz böyle ödüllendiririz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan kim, 'Ben O'nun yanında bir tanrıyım,' derse onu cehennemle cezalandırırız; zalimleri biz böyle ödüllendiririz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İçlerinden her kim: "Ben O'ndan başka ilahım!" derse, Biz ona cehennemi ceza olarak veririz; zalimleri Biz böyle cezalandırırız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve içlerinden her kim ben ondan başka bir ilahım derse biz ona Cehennemi ceza veririz, zalimleri biz böyle cezalandırırız

    Erhan Aktaş

    Onlardan kim, "O'nun yanı sıra ben de ilahım." derse, işte o zaman onu Cehennem'le cezalandırırız. Biz, zalimleri böyle cezalandırırız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan kim, "O'nun yanı sıra ben de ilahım." derse, işte o zaman onu Cehennem'le cezalandırırız. Biz, zalimleri böyle cezalandırırız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan dipnot 1 kim, "O'nun yanı sıra ben de ilahım." derse, işte o zaman onu Cehennem'le cezalandırırız. Biz, zalimleri böyle cezalandırırız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Meleklerden.

    Gültekin Onan

    Onlardan her kim: "Gerçekten ben, O'nun dışında bir tanrıyım" diyecek olsa, bu durumda biz onu cehennemle cezalandırırız. Zalimleri biz böyle cezalandırırız.

    Hasan Basri Çantay

    Bunlardan kim "Tanrı O değil, ben im" derse onu cehennemle cezalandırırız. Biz o zaalimleri de böylece cezalandıracağız.

    İbni Kesir

    Bunlardan kim: Tanrı O değil de benim derse; onu derhal cehennemle cezalandırırız. Biz, zalimlerin cezasını böyle veririz.

    Mehmet Alagaş

    (26-29) Dediler ki Rahman bir çocuk edindi / bir evlat edindi. O’nu üstün tutarız, bilakis onlar (melekler) kendilerine ikram edilmiş kullardırlar, (evlat falan değiller) konuşmada O’nun önüne geçmezler ve onlar O’nun emrinde çalışırlar / amel ederler, O, ellerinde olanı / şimdide olanı da ardlarında / geçmişlerinde olanı da biliyor, (ikram edilen kullar) O’nun razı olduğu kimseye şefaat ederler, O’ndan duydukları tedirginlikten / O’nun haşyetinden titrer haldedirler. Her kim, O’nun dışında ben de bir ilahım der ise işte onun cezası cehennemdir, biz zalimleri böyle cezalandırırız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İçlerinden her kim; “Allah’tan başka ben de şüphesiz bir ilâhım” derse, böylesini Cehennem'le cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.

    Süleyman Ateş

    Onlardan her kim: "Ben O'ndan başka bir tanrıyım!" derse onu cehennemle cezalandırırız. Biz zalimleri böyle cezalandırırız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan kim: "Allah ile sizin aranızda ilah benim" derse onu Cehennem'le cezalandırırız. Yanlış yapanları işte böyle cezalandırırız.

    Şaban Britch

    Onlardan kim: Allah’tan başka ben de ilahım! derse, onu Cehennem'le cezalandırırız. İşte zalimleri böyle cezalandırırız.

    Şaban Piriş

    Onlardan kim: -Allah'tan başka ben de ilahım! derse, Onu cehennemle cezalandırırız. İşte zalimleri böyle cezalandırırız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İçlerinden her kim, "Ben O'nun dışında bir ilahım" derse böylesini cehennemle cezalandırırız. Zalimleri işte böyle cezalandırırız biz.

  15. Enbiyâ suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 30. ayet. أَوَلَمْ يَرَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَٰهُمَا وَجَعَلْنَا مِنَ ٱلْمَآءِ كُلَّ شَىْءٍ حَىٍّ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    İnkar edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hala inanmayacaklar mı?

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlar, göklerle yer bitişik bir hâldeyken, onları birbirinden ayırdığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı dipnot 1 gör(üp düşün)mediler mi? (Hâlâ) inanmayacaklar mı? dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Nûr 24:45. ayetle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet evrenin oluşumu ve canlıların sudan yaratıldığıyla ilgili çok önemli bilimsel gerçeklere işaret etmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    İnkarda ısrar eden o kimseler görmezler mi ki; gökler ve yer başlangıçta bitişikken Biz onları ayırdık ve (hareket edebilen) her canlıyı sudan var ettik? Buna rağmen hala inanmayacaklar mı?

    Muhammed Esed

    Peki, hakkı inkara şartlanmış olan bu insanlar, göklerin ve yerin (başlangıçta) bir tek bütün olduğunu ve Bizim sonradan onu ikiye ayırdığımızı ve yaşayan her şeyi sudan yarattığımızı görmüyorlar mı? Hala inanmayacaklar mı?

    Ahmed Hulusi

    O hakikat bilgisini inkar edenler görmediler mi ki (atom altı boyutuyla) semalar ve arz birleşik idi de biz onları (algılayıcı kuvvelerin yoğunlaşmasıyla) yarıp ayırdık! Her diri şeyi sudan (H2O) oluşturduk. . . Hala iman etmiyorlar mı?

    Ali Bulaç

    O inkar edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?

    Ali Özek ve heyeti

    Şu küfredenler bilmezler mi ki gökler ve yer, (bir zamanlar) bitişik idi de, biz onları ayırdık ve bütün canlı şeyleri sudan yarattık. (Yine de bunlardan ibret alıp) iman etmezler mi?

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler, gökler ve yeryüzü bitişik durumdayken onları ayırdığımızı ve canlı olan her şeyi sudan yarattığımızı zaten görmüyorlar mı? Yine de inanmayacaklar mı? dipnot 262

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 262
      İşte, bir bilgi ayeti: Friedmann ve Lemaitre'nin ünlü Big Bang Kuramı'na göre, evrenler, başlangıçta yoğunluğu ve sıcaklığı çok yüksek olan bir tek nokta biçimindeydi. Büyük bir patlamayla bugünkü durumuna geldi. İlk kez yirminci yüzyılın başlarında ortaya atılan bu kuram, sonraki süreçte bilim insanları tarafından geliştirildi ve Büyük Patlama nesnel bir gerçeklik olarak onaylandı. Bu konudaki bilimsel araştırmalara ilişkin bilgileri, 41:11 ve 56:75 ayetlerinin dipnotlarında okuyabilirsiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edenler, göklerin ve yerin birbirine yapışık olduğunu, bizim onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan yarattığımızı görmüyorlar mı? Buna rağmen inanmayacaklar mı?

    Edip Yüksel

    İnkar edenler, görmezler mi ki gökler ve yer bitişik durumda idi de biz onları patlattık? Ayrıca her canlıyı da sudan yarattık. Hala gerçeği onaylamayacaklar mı? dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Evrenin 10-15 milyar yıl kadar önce büyük bir patlama sonucu oluştuğunu ileri süren Bing Bang teorisi, Kuran tarafından ondört yüzyıl önceden bildirilmektedir. Bu teori, artık teori olmayıp kozmik bir gerçektir. 51:47 ayeti de evrenin genişlemekte olduğunu bildirir. Biyolojik hayat için suyun vazgeçilmez bir koşul olduğu da bilinen bir gerçektir. * Bak 4:82.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edenler, görmezler mi ki gökler ve yer bitişik durumda idi de biz onları patlattık? Ayrıca her canlıyı da sudan yarattık. Hala inanmıyacaklar mı?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O küfredenler görmediler mi ki, gökler ve yer bitişik idiler de Biz onları ayırdık; canlı olan her şeyi sudan yaptık. Hala inanmıyorlar mı?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya o küfredenler görmedilerde mi ki Semavat-ü Arz bitişik idiler de biz onları ayırdık, hayatı olan her şey'i sudan yaptık, hala inanmıyorlar mı?

    Erhan Aktaş

    Kafirler; dipnot 1 görmüyorlar mı dipnot 2 gökler ve yer bitişikti? Biz onları ayırdık. Suyu hayat kaynağı kıldık. Buna rağmen hala inanmıyorlar mı?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20).
    2. metne dön, dipnot 2
      Görmek ile kast edilen şey: Anlamak, idrak etmek, bilmek, gerçeği kavramak, ayırdına varmak ve dikkate almaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafirler dipnot 1 ; görmüyorlar mı dipnot 2 gökler ve yer bitişikti? Biz onları ayırdık. Suyu hayat kaynağı kıldık. Buna rağmen hala inanmıyorlar mı?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Görmekten kasıt, "anlamıyorlar mı, idrak etmiyorlar mı, bilmiyorlar mı, dikkate almıyorlar mı" demektir. "Arapça'da görmek ve şahit olmak gibi fiiller cümlede iki nesne/mef'ul alırsa anlamak, idrak etmek anlamına gelir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler; bitişik olan gökleri ve yeri ayırdığımızı, suyu hayat kaynağı kıldığımızı görmüyorlar mı? Buna rağmen hala inanmıyorlar mı? dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çevirilerde, bu ayete; "Gökler ve yer daha önce bitişikti de biz onları ayırdık, her canlıyı da sudan yarattık." şeklinde anlam verilmektedir. Bunun nedeni; ayette, "bitişik" anlamına gelen "ratkan" sözcüğü ile yine "ayırma" anlamına gelen "tanka" sözcüğünün birincil anlamları olan "bitişik" ve "ayırma" sözcüklerinin gerek bağlamları, gerek cümle içinde taşıdıkları anlamları dikkate alınmamış olmasıdır. Böyle olunca da yanılgıya düşmüşlerdir. Öyle ki bu çevirilere göre ayet, muhatap aldığı kimselere yerin ve göğün daha önce bitişik olduğunu neden görmediklerini sormaktadır. Böyle bir soru, soru olarak doğru değildir. Bu sorunun cevabını, sorulanlar nasıl bilebilsinler ki?" Öyle ya, "Dünya'nın önce bitişik olduğunu ve daha sonra ayrıldığını" o insanlar nasıl görüp bilebildinler ki? Bu da yetmiyormuş gibi tefsir kitaplarımız bu ayetin, evrenin nasıl yaratıldığını anlattığını iddia etmekte ve bunun "big-bang teorisi"ni ifade ettiğini söylemektedirler. Oysaki Rabb'imiz, bizzat tanıklık edilen bir durumdan söz etmektedir. Denilmektedir ki, "Bir çatlağı ve yarığı olmadığı halde gökten yağmurun yağdığını ve kurumuş olan yerin de bu su ile yarılıp canlı varlıklar bitirdiğini anlatmaktadır.

    Gültekin Onan

    O küfredenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?

    Hasan Basri Çantay

    Göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları birbirinden yarıb ayırdığımızı, her diri şey'i de sudan yaratdığımızı o küfr (ve inkar) edenler görmedi (ler) mi? Haala inanmayacaklar mı onlar?

    İbni Kesir

    O küfredenler görmezler mi ki; gökler ve yer bitişikken Biz ayırdık onları. Ve her şeyi sudan canlı kıldık. Hala inanmıyorlar mı?

    Mehmet Alagaş

    (30-47) Kafirler, göklerle yer , birbirine yamalı halde / dikili halde iken onları ayırdığımızı /söktüğümüzü, her diri şeyi sudan yaptığımızı görmediler mi? hâlâ iman etmiyorlar mı? Arzda sarsılmasınlar diye sabiteler yaptık , yol olsun diye orada vadiler /geçitler yaptık , böylelikle belki yol bulurlar , semayı korunmuş bir çatı / dam / tavan yaptık , onlar da ayetlerimizden sırt çeviriyorlar! O ki geceyi gündüzü güneşi ve ayı yarattı , hepsi de bir yörüngede / felekte yüzüyor. Senden önce, hiçbir beşeri kalıcı yapmadık, şimdi sen eğer ölürsen, onlar kalıcı mı olacaklar? Her kişi / her nefis ölümü tadacaktır, sizi hayır ve şer fitneler ile / sınamalar ile imtihan edeceğiz (hayrı mı seçtiniz şerri mi seçtiniz gözükecek) ve bize döndürüleceksiniz. Kafirler seni gördükleri vakit sadece seninle alay ediyorlar, sizin ilahınızı hatırlatan işte bu mu? Diyorlar, Rahmanın zikrini inkâr edenler de onlardır. İnsanı acele üz ere yarattık, size ayetlerimi ilerde göstereceğim , acele etmeyiniz , diyorlar ki doğru sözlü isen bu vaadettiğin ne zaman? Kafirler, yü zlerinin ve arkalarının ateşle savamadıkları zamanı, yardımda edilmeyeceği zamanı bilselerdi, bilakis onlara aniden gelecek ve onları şaşırtacak, onu reddetmeye güçleri de yetmeyecek, bekletilmeyecekler de. Kesin olan şu ki senden önce de Resullerle alay edildi / dalga geçildi, onları alay ettikleri şey kuşattı / onlara hak oldu. Peki sizi gece ve gündüzde Rahman’dan kim koruyacak? Bilakis onlar Rablerinin zikrinden / kitabından sırt çevirenlerdir. Onlar için bizim dışımızda onlara mâni olacak ilahlar mı var? Onların kendilerine yardıma güçleri de yetmez, onlardan bir sahip çıkmada göremezler. Evet onları da babalarını da biz nemalandırdık / metalandırdık onlara ömür de uzadı, kesinlikle bizim arza müdahil olup etrafından kısalttığımızı görmüyorlar mı? Onlar mı yenecekler / galip gelecekler? Deki sizi vahiy vasıtasıyla uyarıyorum, uyarıldığı vakit, çağrıyı sağırlar işitmez, Rabbinin azabının hafif bir esinti, onlara dokunsa onlar diyecekler ki yazıklar olsun bize ki zalimlerden olduk. Kıyamet günü için teraziler / mizanlar kuracağız, Hiçbir ki şiye zulmedilmez, hardal tohumu ağırlığında dahi olsa biz onu getiririz, biz hesaba çeken olarak yeterliyiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfirler, görmez mi ki gökler ve yer birleşik iken onları (biz) ayırdık ve her şeye sudan hayat verdik. Hâlâ iman etmezler mi?

    Süleyman Ateş

    O nankörler görmediler mi ki göklerle yer bitişik idi, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık? Hala inanmıyorlar mı?

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenler görmediler mi, gökler ve yer bütün halinde idi, onları ayırdık ve her canlı varlığı sudan yarattık dipnot 1 , hala inanmayacaklar mı?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kafirlerin görmeleri gerekmez mi gökler ve yer bütün halinde iken patlattık dipnot 1 ve her canlı şeyi sudan yarattık; hala inanmayacaklar mı?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ( فَفَتَقْنَٰهُمَا  : patlattık) diye meval vermemizin sebebi, bundan sonra göğün duman haline geldiğinin bildirilmesidir. "Sonra, duman halinde bulunan göğe yöneldi,.." (Fussilet 41/11)

    Şaban Britch

    Kâfirler, görmez mi ki gökler ve yer birleşik iken onları (biz) ayırdık ve her şeye sudan hayat verdik. Hâlâ iman etmezler mi?

    Şaban Piriş

    İnkar edenler, görmez mi ki gökler ve yer birleşik iken onları (biz) ayırdık ve her şeye sudan hayat sağladık. Hala inanmayacaklar mı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    O küfre sapanlar görmediler mi ki gökler ve yer bitişik idi, biz onları ayırdık. Her canlı şeyi sudan oluşturduk. Hala iman etmeyecekler mi?

  16. Enbiyâ suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 31. ayet. وَجَعَلْنَا فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِهِمْ وَجَعَلْنَا فِيهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَّعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

    Diyanet İşleri

    Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik.

    Mehmet Okuyan

    Onları sarsmasıyla ilgili yerin içinde ağır baskılar yarattık. dipnot 1 Yol bulsunlar diye orada geniş yollar yarattık dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sarsılmasıyla ilgili olarak yerin içine ağırlıklar yerleştirilmesiyle ilgili bkz. Nahl 16:15, dipnot 1. Ra‘d 13:3; Hicr 15:19; Neml 27:61; Lokmân 31:10; Fussilet 41:10; Kâf 50:7; Mürselât 77:27.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Nahl 16:15; Tâhâ 20:53; Zuhruf 43:10; Nûh 71:20.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve yeryüzünde kendilerini sarsar diye kalkmaz kımıldamalar dağlar var ettik; ve onların aralarında, yollarını bulabilsinler diye vadiler açtık.

    Muhammed Esed

    Ve (görmüyorlar mı ki,) onları sarsmasın diye arz üzerine sapasağlam dağlar yerleştirdik; ve kolayca yollarını bulabilsinler diye orada vadiler açtık;

    Ahmed Hulusi

    Arzda, kendilerini sallayıp sarsmasın diye sabit dağlar (vücutta organlar) oluşturduk. . . Dağlar arasında geniş yollar oluşturduk ki doğru yolu bulsunlar.

    Ali Bulaç

    Yeryüzünde, onları sarsmasın diye, sabit dağlar yarattık ve doğru gidebilsinler diye geniş yollar açtık.

    Ali Özek ve heyeti

    Yeryüzünde insanları sarsmaması için üzerinde sabit dağlar, dosdoğru gidebilsinler diye dağlar arasında geniş yollar yarattık.

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzünün onları sarsmaması için, sarsılmaz dağlar yaptık ve geniş yollar oluşturduk; belki doğru yola erişirler diye.

    Bayraktar Bayraklı

    İnsanları sarsmaması için yerin üstüne sabit dağlar yerleştirdik. Dağlar arasında geçitler ve yollar açtık ki yollarını bulabilsinler.

    Edip Yüksel

    Onları sarsmasın diye yeryüzüne dağları yerleştirdik. Yolu bulmaları için onda geniş geçitler açtık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları sarsmasın diye yeryüzüne dağları yerleştirdik. Yolu bulmaları için onda geniş geçitler açtık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yeryüzünde de onları çalkalar diye, baskılar oturttuk (sabit dağlar yerleştirdik), doğru gidebilsinler diye orada bol bol açıklıklar (yollar) yaptık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Arzda da onları çalkalar diye baskılar oturttuk, hem onda bol bol açıklıklar yaptık ki doğru gidebilsinler

    Erhan Aktaş

    Ve Biz, onları sarsmasın diye yeryüzüne ağır baskılar yerleştirdik. Orada yol bulmaları için geçitler yaptık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve Biz, onları sarsmasın diye yeryüzüne ağır baskılar yerleştirdik. Orada yol bulmaları için geçitler yaptık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Biz, onlar sarsılmasınlar diye yeryüzüne dağlar yerleştirdik. Orada yollarını bulsunlar diye bolca yollar dipnot 1 yaptık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Geçitler, vadiler, yollar.

    Gültekin Onan

    Yeryüzünde, onları sarsmasın diye, sabit dağlar yarattık ve doğru gidebilsinler diye geniş yollar açtık.

    Hasan Basri Çantay

    Yer (yüzün) de, onları (insanları) çalkalar diye, sabit sabit dağlar yaratdık. Aralarında da bol bol yollar açdık. Taki (maksadlarına) ersinler.

    İbni Kesir

    Onlar sarsılmasın diye yeryüzünde sabit dağlar yerleştirdik. Doğru yoldan gitsinler diye orada geniş yollar açtık.

    Mehmet Alagaş

    (30-47) Kafirler, göklerle yer , birbirine yamalı halde / dikili halde iken onları ayırdığımızı /söktüğümüzü, her diri şeyi sudan yaptığımızı görmediler mi? hâlâ iman etmiyorlar mı? Arzda sarsılmasınlar diye sabiteler yaptık , yol olsun diye orada vadiler /geçitler yaptık , böylelikle belki yol bulurlar , semayı korunmuş bir çatı / dam / tavan yaptık , onlar da ayetlerimizden sırt çeviriyorlar! O ki geceyi gündüzü güneşi ve ayı yarattı , hepsi de bir yörüngede / felekte yüzüyor. Senden önce, hiçbir beşeri kalıcı yapmadık, şimdi sen eğer ölürsen, onlar kalıcı mı olacaklar? Her kişi / her nefis ölümü tadacaktır, sizi hayır ve şer fitneler ile / sınamalar ile imtihan edeceğiz (hayrı mı seçtiniz şerri mi seçtiniz gözükecek) ve bize döndürüleceksiniz. Kafirler seni gördükleri vakit sadece seninle alay ediyorlar, sizin ilahınızı hatırlatan işte bu mu? Diyorlar, Rahmanın zikrini inkâr edenler de onlardır. İnsanı acele üz ere yarattık, size ayetlerimi ilerde göstereceğim , acele etmeyiniz , diyorlar ki doğru sözlü isen bu vaadettiğin ne zaman? Kafirler, yü zlerinin ve arkalarının ateşle savamadıkları zamanı, yardımda edilmeyeceği zamanı bilselerdi, bilakis onlara aniden gelecek ve onları şaşırtacak, onu reddetmeye güçleri de yetmeyecek, bekletilmeyecekler de. Kesin olan şu ki senden önce de Resullerle alay edildi / dalga geçildi, onları alay ettikleri şey kuşattı / onlara hak oldu. Peki sizi gece ve gündüzde Rahman’dan kim koruyacak? Bilakis onlar Rablerinin zikrinden / kitabından sırt çevirenlerdir. Onlar için bizim dışımızda onlara mâni olacak ilahlar mı var? Onların kendilerine yardıma güçleri de yetmez, onlardan bir sahip çıkmada göremezler. Evet onları da babalarını da biz nemalandırdık / metalandırdık onlara ömür de uzadı, kesinlikle bizim arza müdahil olup etrafından kısalttığımızı görmüyorlar mı? Onlar mı yenecekler / galip gelecekler? Deki sizi vahiy vasıtasıyla uyarıyorum, uyarıldığı vakit, çağrıyı sağırlar işitmez, Rabbinin azabının hafif bir esinti, onlara dokunsa onlar diyecekler ki yazıklar olsun bize ki zalimlerden olduk. Kıyamet günü için teraziler / mizanlar kuracağız, Hiçbir ki şiye zulmedilmez, hardal tohumu ağırlığında dahi olsa biz onu getiririz, biz hesaba çeken olarak yeterliyiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sarsılmasınlar diye yeryüzünde sabit dağlar kıldık, yol bulmaları için orada geniş geniş yollar var ettik.

    Süleyman Ateş

    Yer, onları sarsar diye, onun üstünde yüksek dağlar yarattık. Ve istedikleri yere gidebilmeleri için orada geniş yollar açtık.

    Süleymaniye Vakfı

    Yer kabuğu onları sarsar diye yerde sabit dağlar oluşturduk dipnot 1 . Gidecekleri yere ulaşsınlar diye de geniş yollar oluşturduk dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dağ anlamına gelen (راسي) rasi" kelimesinin çoğulu olan (رواسي) revasi", Kur'an'da 9 kez geçmektedir. Bu ayette olduğu gibi 2 ayette daha (ميد) meyd" fiiliyle birlikte kullanılmıştır (Nahl 16/15, Lokman 31/10). Meyd, "gidip gelme, sallanma, sarsılma" anlamlarına gelmektedir. Bu sebeple kelimenin geçtiği üç ayete, "sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi" şeklinde meal verilmekte, bu da dağların bulunduğu bölgelerde deprem olmadığı gibi bir yanlış anlamaya sebep olmaktadır. Oysa ayetteki (أَن تَمِيدَ بِكُمْ) en temide bikum" ifadesini "sizi sarsar diye" şeklinde çevirmek metne daha uygun olacaktır. Dolayısıyla ayetin meali "sizi sarsar diye yere sabit dağlar yerleştirdi" şeklinde olmalıdır. Ayette insanları sarsacak olan "yeryüzü"dür (الأرض). Dağların varlığı insanları bu sarsıntı esnasında korumak, daha güvenli bir yerleşim yeri oluşturmak içindir. Ayette dağların yeri sabitlemesinden bahsedilmemektedir. Nitekim toprak, kum ve alüvyonlu kıyı kesimlerin depremlerde en uzun süreli sarsıntı yaratan, sarsıntının şiddetinin en büyük, hızının en fazla olduğu bölgeler olduğu, dağlık ve kayalık alanlarda ise bu sarsıntıların çok daha kısa ve yavaş olduğu yerbilimleri tarafından da tespit edilmiş gerçeklerdir. Ayet bu gerçeği dile getirmekte, bu özelliğinden dolayı dağlar için demir atma, sabitleme kök anlamından türetilmiş (رواسي) revasi kelimesi kullanılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları çok sarsmasın diye yerin içinde sabitleyen (oturaklı) dağlar oluşturduk. Hedefledikleri yere ulaşsınlar diye de derin vadiler, yollar oluşturduk.

    Şaban Britch

    Sarsılmasınlar diye yeryüzünde sabit dağlar kıldık, yol bulmaları için orada geniş geniş yollar var ettik.

    Şaban Piriş

    Sarsılmasınlar diye yeryüzünde sabit dağlar, yollarını bulabilsinler diye orada geniş yollar yaptık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yerküreye, onları çalkalamasın diye bir takım dağlar diktik. Ve orada geniş geniş yollar açtık ki, doğru gidebilsinler.

  17. Enbiyâ suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 32. ayet. وَجَعَلْنَا ٱلسَّمَآءَ سَقْفًا مَّحْفُوظًا وَهُمْ عَنْ ءَايَٰتِهَا مُعْرِضُونَ

    Diyanet İşleri

    Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah'ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler.

    Mehmet Okuyan

    Biz göğü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise (göğün) delillerinden yüz çevirirler.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve göğü güvenlikli bir kubbe olarak tepelerine diktik; ama onlar, bu tür göstergelerle işaret ettiğimiz (hakikatlere) sırt çeviriyorlar.

    Muhammed Esed

    ve göğü güvenli bir kubbe, bir çatı olarak yükselttik? Ve yine de onlar (yaratılışın) bu açık işaretlerine inatla sırt çeviriyor,

    Ahmed Hulusi

    Semayı da korunmuş bir tavan kıldık. . . Onlar onun işaretlerine aldırmıyorlar.

    Ali Bulaç

    Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık; onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Gökyüzünü (karışıklıktan) korunan bir çatı yaptık. Böyle olduğu halde onlar, yine de onun delillerinden yüz çevirmektedirler.

    Ali Rıza Safa

    Gökyüzünü, korunmuş bir tavan yaptık. Oysa onlar, O'nun kanıtlarından yüz çeviriyorlar. dipnot 263

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 263
      İşte, bir bilgi ayeti: Işınım ve diğer evrensel ışınlarla birlikte sonsuz sayıdaki gökcisimleri de uzay boşluğundan dünyaya doğru sürekli olarak yağarlar. Yaklaşık sekiz yüz kilometre kalınlığındaki atmosfer katmanları, bu saldırılara karşı dünyayı korumaktadır.

    Bayraktar Bayraklı

    Gökyüzünü de korunmuş bir tavan gibi yaptık. Oysa onlar bundaki delilleri görmezlikten geliyorlar.

    Edip Yüksel

    Göğü korunmuş bir tavan yaptık. Buna rağmen onlar ondaki işaretlere ilgisiz durmaktadırlar. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Göğü, tüm uzay olarak değerlendirirsek milyarlarca yıldızdan oluşan galaksilerin, çekim ve merkezkaç güçleri arasında mükemmel bir uyum içinde birbirlerine çarpmaktan korunduğunu anlayabiliriz. Göğü dünya atmosferi olarak değerlendirirsek, atmosferin dünyamızı şeffaf bir battaniye gibi uzayın soğuğundan, güneşin zararlı ışınlarından ve gök taşlarından koruduğu gerçeği ile karşılaşırız. Dünyanın erimiş demirden oluşan merkezi dinamo gibi manyetik bir alan oluşturur ve dünyanın atmosferini tutar. * Bak 4:82.7

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göğü korunmuş bir tavan yaptık. Buna rağmen onlar ondaki işaretlere ilgisiz durmaktadırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise O'nun ayetlerinden yüz çeviriyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Semayı da mahfuz bir sakıf yaptık, onlar ise onun ayetlerinden yüz çeviriyorlar

    Erhan Aktaş

    Gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar hala ayetlerimden dipnot 1 yüz çeviriyorlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gökyüzünün varlığından ibret almıyorlar, yaradılıştaki muhteşem yapıdan ki o yapı, gerçeği görenler için bir göstergedir, işarettir, kanıttır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar hala ayetlerimden dipnot 1 yüz çeviriyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gökyüzünün varlığından ibret almıyorlar, yaradılıştaki muhteşem yapıdan ki o yapı, gerçeği görenler için bir göstergedir, işarettir, kanıttır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar hala ayet-lerinden dipnot 1 yüz çeviriyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gökyüzünün varlığından ibret almıyorlar, yaradılıştaki muhteşem yapıdan ki o yapı, gerçeği görenler için bir göstergedir, işarettir, kanıttır.

    Gültekin Onan

    Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık; onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Biz gök yüzünü de korunmuş bir tavan (gibi) yapdık. Onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviricidirler.

    İbni Kesir

    Gökyüzünü de korunmuş bir tavan kıldık. Fakat onlar, bundaki ayetlerden yüz çeviriyorlar.

    Mehmet Alagaş

    (30-47) Kafirler, göklerle yer , birbirine yamalı halde / dikili halde iken onları ayırdığımızı /söktüğümüzü, her diri şeyi sudan yaptığımızı görmediler mi? hâlâ iman etmiyorlar mı? Arzda sarsılmasınlar diye sabiteler yaptık , yol olsun diye orada vadiler /geçitler yaptık , böylelikle belki yol bulurlar , semayı korunmuş bir çatı / dam / tavan yaptık , onlar da ayetlerimizden sırt çeviriyorlar! O ki geceyi gündüzü güneşi ve ayı yarattı , hepsi de bir yörüngede / felekte yüzüyor. Senden önce, hiçbir beşeri kalıcı yapmadık, şimdi sen eğer ölürsen, onlar kalıcı mı olacaklar? Her kişi / her nefis ölümü tadacaktır, sizi hayır ve şer fitneler ile / sınamalar ile imtihan edeceğiz (hayrı mı seçtiniz şerri mi seçtiniz gözükecek) ve bize döndürüleceksiniz. Kafirler seni gördükleri vakit sadece seninle alay ediyorlar, sizin ilahınızı hatırlatan işte bu mu? Diyorlar, Rahmanın zikrini inkâr edenler de onlardır. İnsanı acele üz ere yarattık, size ayetlerimi ilerde göstereceğim , acele etmeyiniz , diyorlar ki doğru sözlü isen bu vaadettiğin ne zaman? Kafirler, yü zlerinin ve arkalarının ateşle savamadıkları zamanı, yardımda edilmeyeceği zamanı bilselerdi, bilakis onlara aniden gelecek ve onları şaşırtacak, onu reddetmeye güçleri de yetmeyecek, bekletilmeyecekler de. Kesin olan şu ki senden önce de Resullerle alay edildi / dalga geçildi, onları alay ettikleri şey kuşattı / onlara hak oldu. Peki sizi gece ve gündüzde Rahman’dan kim koruyacak? Bilakis onlar Rablerinin zikrinden / kitabından sırt çevirenlerdir. Onlar için bizim dışımızda onlara mâni olacak ilahlar mı var? Onların kendilerine yardıma güçleri de yetmez, onlardan bir sahip çıkmada göremezler. Evet onları da babalarını da biz nemalandırdık / metalandırdık onlara ömür de uzadı, kesinlikle bizim arza müdahil olup etrafından kısalttığımızı görmüyorlar mı? Onlar mı yenecekler / galip gelecekler? Deki sizi vahiy vasıtasıyla uyarıyorum, uyarıldığı vakit, çağrıyı sağırlar işitmez, Rabbinin azabının hafif bir esinti, onlara dokunsa onlar diyecekler ki yazıklar olsun bize ki zalimlerden olduk. Kıyamet günü için teraziler / mizanlar kuracağız, Hiçbir ki şiye zulmedilmez, hardal tohumu ağırlığında dahi olsa biz onu getiririz, biz hesaba çeken olarak yeterliyiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Buna rağmen onlar, bundaki ayetlerden yüz çevirmektedirler.

    Süleyman Ateş

    Göğü, korunmuş bir tavan yaptık; onlarsa hala göğün, (Allah'ın) ayetlerinden yüz çevirmektedirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Ama onlar göğün göstergelerinden (ayetlerinden) yüz çeviriyorlar.

    Şaban Britch

    Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Buna rağmen onlar, bundaki ayetlerden yüz çeviriyorlar.

    Şaban Piriş

    Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Buna rağmen onlar, bundaki ayetlerden yüz çeviriyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göğü, korunmuş bir tavan yaptık. Ama onlar göğün ayetlerinden hala yüz çeviriyorlar.

  18. Enbiyâ suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enbiyâ suresi, 33. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

    Diyanet İşleri

    O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.

    Mustafa İslamoğlu

    Oysa ki geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan da O'dur; (ama yıldız ve gezegenlerin) hepsi de (kendileri için tesbit edilen) bir yörüngede akıp durmaktadırlar.

    Muhammed Esed

    ve (görmüyorlar ki,) geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı -hepsi de uzayda dolaşan (o gök cisimlerini)- yaratan O'dur!

    Ahmed Hulusi

    "HU" ki, geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratmıştır. Her biri yörüngesinde (enerji - dalga okyanusunda) yüzmektedir!

    Ali Bulaç

    Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur; her biri bir yörüngede yüzüp gidiyor.

    Ali Özek ve heyeti

    O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı... yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.

    Ali Rıza Safa

    O, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri, bir yörüngede yüzüyor.

    Bayraktar Bayraklı

    Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Onların herbiri bir yörüngede akıp gitmektedirler.

    Edip Yüksel

    O ki geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratmıştır. Bunların hepsi bir yörüngede yüzer.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O ki geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratmıştır. Bunların hepsi bir yörüngede yüzer.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Oysa, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur; bunların herbiri birer yörüngede yüzüyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Halbuki o, o halık ki geceyi, gündüzü ve Şems-ü Kameri yaratmış, bütün o ecram her biri birer felekte yüzüyorlar

    Erhan Aktaş

    Geceyi ve gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratan O'dur. Onların her biri kendi yörüngesinde yüzmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Geceyi ve gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratan O'dur. Onların her biri kendi yörüngesinde yüzmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Geceyi ve gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratan O'dur. Onların her biri kendi yörüngelerinde hareket etmektedirler.

    Gültekin Onan

    Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur her biri bir yörüngede yüzüp gidiyor.

    Hasan Basri Çantay

    O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı yaratandır ve bütün bunlar kendi dairesi içinde yüzmekde (devr etmekde) dirler.

    İbni Kesir

    Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Her biri bir yörüngede yüzer.

    Mehmet Alagaş

    (30-47) Kafirler, göklerle yer , birbirine yamalı halde / dikili halde iken onları ayırdığımızı /söktüğümüzü, her diri şeyi sudan yaptığımızı görmediler mi? hâlâ iman etmiyorlar mı? Arzda sarsılmasınlar diye sabiteler yaptık , yol olsun diye orada vadiler /geçitler yaptık , böylelikle belki yol bulurlar , semayı korunmuş bir çatı / dam / tavan yaptık , onlar da ayetlerimizden sırt çeviriyorlar! O ki geceyi gündüzü güneşi ve ayı yarattı , hepsi de bir yörüngede / felekte yüzüyor. Senden önce, hiçbir beşeri kalıcı yapmadık, şimdi sen eğer ölürsen, onlar kalıcı mı olacaklar? Her kişi / her nefis ölümü tadacaktır, sizi hayır ve şer fitneler ile / sınamalar ile imtihan edeceğiz (hayrı mı seçtiniz şerri mi seçtiniz gözükecek) ve bize döndürüleceksiniz. Kafirler seni gördükleri vakit sadece seninle alay ediyorlar, sizin ilahınızı hatırlatan işte bu mu? Diyorlar, Rahmanın zikrini inkâr edenler de onlardır. İnsanı acele üz ere yarattık, size ayetlerimi ilerde göstereceğim , acele etmeyiniz , diyorlar ki doğru sözlü isen bu vaadettiğin ne zaman? Kafirler, yü zlerinin ve arkalarının ateşle savamadıkları zamanı, yardımda edilmeyeceği zamanı bilselerdi, bilakis onlara aniden gelecek ve onları şaşırtacak, onu reddetmeye güçleri de yetmeyecek, bekletilmeyecekler de. Kesin olan şu ki senden önce de Resullerle alay edildi / dalga geçildi, onları alay ettikleri şey kuşattı / onlara hak oldu. Peki sizi gece ve gündüzde Rahman’dan kim koruyacak? Bilakis onlar Rablerinin zikrinden / kitabından sırt çevirenlerdir. Onlar için bizim dışımızda onlara mâni olacak ilahlar mı var? Onların kendilerine yardıma güçleri de yetmez, onlardan bir sahip çıkmada göremezler. Evet onları da babalarını da biz nemalandırdık / metalandırdık onlara ömür de uzadı, kesinlikle bizim arza müdahil olup etrafından kısalttığımızı görmüyorlar mı? Onlar mı yenecekler / galip gelecekler? Deki sizi vahiy vasıtasıyla uyarıyorum, uyarıldığı vakit, çağrıyı sağırlar işitmez, Rabbinin azabının hafif bir esinti, onlara dokunsa onlar diyecekler ki yazıklar olsun bize ki zalimlerden olduk. Kıyamet günü için teraziler / mizanlar kuracağız, Hiçbir ki şiye zulmedilmez, hardal tohumu ağırlığında dahi olsa biz onu getiririz, biz hesaba çeken olarak yeterliyiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, geceyi ve gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

    Süleyman Ateş

    Geceyi, gündüzü, güneşi, ayı yaratan O'dur. (Bunların) her biri bir yörüngede yüzmektedir.

    Süleymaniye Vakfı

    Geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratan odur. Her biri bir yörüngede akıp gider. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gece ile gündüz, Güneş ve Ay gibi birer varlıktır. Bunların her birinin kendi yörüngesi vardır (Yasin 36/40).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada çoğul en az üçtür. Ayette kullanılan dönme fiili çoğudur(يَسْبَحُونَ- yesbehune). Bu nedenle ayette bildirilen ve kendilerine ait bir yörüngede dönen şeyler güneş, ay ile gece ve gündüz'e neden olan şeydir. (Güneş+ay+(gece gündüz) dönmektedir.

    Şaban Britch

    Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Hepsi bir yörüngede yüzer.

    Şaban Piriş

    Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Hepsi bir yörüngede yüzer.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O odur ki, geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yarattı. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.