Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 87. ayet

Enbiyâ suresi, 87. ayet. وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَٰضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ أَن لَّآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبْحَٰنَكَ إِنِّى كُنتُ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

veẕe-nnûni iẕ ẕehebe mügâḍiben feżanne el len naḳdira `aleyhi fenâdâ fi-żżulümâti el lâ ilâhe illâ ente sübḥânek. innî küntü mine-żżâlimîn.

Diyanet İşleri

Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, "Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum" diye dua etti.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 84–90 · surenin 87. ayeti / 112

Konu Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem Enbiyâ 78–91 3

  1. Enbiyâ 84

    Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik.

  2. Enbiyâ 85

    İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi.

  3. Enbiyâ 86

    Onları da rahmetimizin içine soktuk. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi.

  4. 87

    Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, "Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum" diye dua etti.

  5. Enbiyâ 88

    Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.

  6. Enbiyâ 89

    Zekeriya'yı da hatırla. Hani o, Rabbine, "Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın" diye dua etmişti.

  7. Enbiyâ 90

    Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya'yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 87–88. ayetler için yazılmıştır.

87-88. Yani kulumuz ve rasûlümüz olan, “balık sahibi” anlamına gelen Zünnun’u, yani Yunus’u da an. Ondan güzel övgü ile söz et, onu güzel bir şekilde yad et. Allah, onu kavmine peygamber olarak göndermiş, onları davet ettiği halde iman etmemişlerdi. Yunus aleyhisselam da bir süre tayin edip o zaman başlarına azabın geleceğini söyleyerek onları uyarmıştı. Azap da onlara yaklaşmış ve onu gözleri ile görmüşlerdi. O vakit hep birlikte Yüce Allah’a yöneldiler, yalvara yakara tevbeye sarıldılar. Allah da şu buyruğunda belirttiği gibi onlardan azabı kaldırdı: “İman edip de imanı kendisine fayda sağlayan bir ülke halkı olsaydı ya! Yunus’un kavmi bundan müstesnadır. Onlar iman edince üzerlerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırıp giderdik ve onları bir süreye kadar faydalandırdık.” (Yunus, 10/98) Yine bir başka yerde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Biz onu yüz bin hatta daha fazla kimseye gönderdik. Onlar imana geldiler. Biz de onları bir zamana kadar faydalandırdık.” (es-Sâffât, 37/147-148) Bu büyük ümmetin Yunus’un daveti ile iman etmesi onun, en büyük faziletlerindendir. Ama o, bir vakit öfkelenerek gitmiş ve Yüce Allah’ın bize Kitabında sözünü etmediği ve esasen bizim de bilmeye ihtiyacımız bulunmayan bir hata dolayısı ile Rabbinden izin almadan kavminden ayrılmıştı. Zira Yüce Allah, onun hakkında şöyle buyurmaktadır: “Hani kaçıp o yüklü gemiye binmişti... Kınanmış bir halde iken balık onu yuttu.” (es-Sâffât, 37/140-142) Yani o kendisi sebebi ile kınandığı bir iş yapmıştı. Anlaşıldığı kadarıyla bu iş, Allah'ın kendisine izin vermesinden önce onun bu şekilde acele etmesi ve kavmine kızıp gitmesi idi. O, Yüce Allah’ın kendisini sıkıştırmayacağını, yani balığın karnında onu zora sokmayacağını sanmıştı. Yahut da bu şekilde Yüce Allah’tan kaçabileceğini aklından geçirmişti ki Allah’ın kâmil kullarının bu şekilde gelip geçici, sabit olmayan bir düşünceye kapılmalarına bir mani yoktur. Derken Yunus bazı kimselerle birlikte gemiye bindi. Gemidekiler, hepsi gemide kalacak olurlarsa boğulacaklarından endişeye kapıldıkları sırada aralarından denize kimi atacaklarını tespit etmek için kura çektiler. Kura Yunus’a isabet edince onu attılar. Bir balık da onu yuttu ve Yunus ile birlikte denizin karanlıklarında kaybolup gitti. İşte bu karanlıklar içerisinde Yunus: “Senden başka (hak) ilâh yoktur, seni tehzih ederim. Gerçekten ben zulmedenlerden oldum” diye seslenmiş, niyaz etmişti. Bu sözleri ile Yüce Allah’ın uluhiyetinin kemâlini dile getirmiş, O’nu her türlü eksiklik, kusur ve zatına yakışmayan noksanlıklardan tenzih etmiş, zalimlik ettiğini ve suç işlediğini böylelikle itiraf etmişti. Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Eğer o, gerçekten tesbih edenlerden olmasaydı (insanların) diriltilecekleri güne kadar (o balığın) karnında kalırdı.” (es-Saffat, 37/143-144) “Biz de duasını kabul edip kendisini sıkıntıdan kurtarmıştık;” yani içine düştüğü bu sıkıntıdan kurtarmıştık. “Biz mü’minleri işte böyle kurtarırız.” Bu, herhangi bir keder ve sıkıntıya düşen her mü’mini -imanı sebebi ile- Allah'ın, -Yunus aleyhisselam’a yaptığı gibi- o keder ve sıkıntıdan kurtaracağına, o sıkıntısını açıp gidereceğine dair bir vaat ve müjdedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Balina ile başından olay geçen Yunus -aleyhisselam-'ı hatırla. Hani kavmi işledikleri günahlara devam ettiği için onlara kızarak Rabbinin izni olmadan çekip, gitmişti. Bizim, onu gitmesinden dolayı cezalandırmayla sıkıştırmayacağımızı zannediyordu. Balık onu yutup (karnında) hapsettiğinde şiddetli bir sıkıntıyla onu imtihan ettik. Gece, deniz ve balığın karnının karanlığında günahını ikrar edip Allah'a tövbe ederek dua etti ve: "Senden başka hak mabut yoktur. Sen eksik ve noksanlıklardan münezzeh ve yücesin. Şüphesiz ki ben (nefsine) zulmedenlerden oldum." dedi.

Kelimeler

23 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَذَا ve za ve Zü(nnun'u)
  2. ٱلنُّونِ n-nuni (ve Zün)nun'u kök: نون
  3. إِذ iz zira
  4. ذَّهَبَ zehebe gitmişti kök: ذهب
  5. مُغَـٰضِبًۭا mugadiben kızarak kök: غضب
  6. فَظَنَّ fe zenne sanmıştı kök: ظنن
  7. أَن en diye
  8. لَّن len asla
  9. نَّقْدِرَ nekdira güç yetiremeyeceğiz kök: قدر
  10. عَلَيْهِ aleyhi kendisine
  11. فَنَادَىٰ fenada nihayet yalvardı kök: ندو
  12. فِى fi içinde
  13. ٱلظُّلُمَـٰتِ z-zulumati karanlıklar kök: ظلم
  14. أَن en diye
  15. لَّآ la yoktur
  16. إِلَـٰهَ ilahe tanrı kök: اله
  17. إِلَّآ illa başka
  18. أَنتَ ente senden
  19. سُبْحَـٰنَكَ subhaneke senin şanın yücedir kök: سبح
  20. إِنِّى inni muhakkak ben
  21. كُنتُ kuntu oldum kök: كون
  22. مِنَ mine
  23. ٱلظَّـٰلِمِينَ z-zalimine zalimlerden kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    (143-144) Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.

  • Aynı kök: غضب (24 geçiş) · Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Bir de, Allah'ın, hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah'a ortak koşan erkeklere ve Allah'a ortak koşan kadınlara…

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan · Ortak kavram: Kader

    Dünya hayatının hali, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip…

  • Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih · Ortak kavram: Kader

    Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O'nun elindedir. Gökler de O'nun kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak…

  • Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih · Ortak kavram: Kader

    Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih eder. Mülk yalnızca O'nundur, hamd de O'na mahsustur. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus · Aynı kök: ندو (53 geçiş)

    Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) kederli bir halde Rabbine yakarmıştı.

  • Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Her kim ona (Muhammed'e) Allah'ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin, sonra kendini assın da bir…

  • Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    (Musa) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: "Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Alemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden uzaktır."

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

87 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Balık sahibini de (Yunus'u da an)! dipnot 1 Hani o, kendisine gücümüzün yetmeyeceğini sanarak öfkeyle çekip gitmişti. dipnot 2 Karanlıkların dipnot 3 içinde şöyle dua etmişti: "(Rabbim)! Senden başka ilah yoktur; sen yücesin. Şüphesiz ki ben haksızlık edenlerden oldum."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    [Zü'n-Nûn] (balık sahibi) ifadesi, Kalem 68:48'de geçen [sâhıbu'l-hût] ifadesi gibi Hz. Yunus için kullanılmaktadır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hz. Yunus risalet görevinin ilk aşamasında bir tercih hatası yapmış, ancak bu davranışı kendisine oldukça pahalıya mal olmuştu. O, iddia edildiği gibi peygamberlikten kaçmamıştı; sadece Ninova'da sonuç alamayacağı düşüncesiyle Yüce Allah'ın izin vermesini beklemeden başka bir yere doğru yola çıkmıştı. Görevden kaçmamış, bir anlamda yerini değiştirmek istemişti. Nitekim daha sonra yaptığı tebliğinde başarılı olmuş ve Yûnus 10:98'de de ifade edildiği gibi, yeni görev yerindeki kavminin iman etmesi sayesinde dünya azabından kurtarılmış bir ümmet olarak Kur'an'da övgüye mazhar kılınmıştır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Ayetteki [ez-zulümât] kelimesi "balığın karnındaki karanlık" anlamına gelmektedir. Bu durumda "gecenin, denizin ve balığın karnındaki karanlıklar" söz konusu ediliyor demektir. Dahası Nûr 24:40'ta belirtildiği gibi, denizin içindeki dalgalar ve onların altındaki karanlıkların çoğul oluşu da bu anlamı desteklemektedir.

Mustafa İslamoğlu

Ve balık olayının kahramanını da (gündeme taşı)! Hani bir zamanlar o, hakkında işlem yapmayacağımızı düşünerek, öfkeyle (görev yerinden) çekip gitmişti. Derken o (düştüğü) zifiri karanlığın içerisinde "İbadete layık başka ilah yok; sadece yüceler yücesi olan Sen varsın: hiç şüphesiz ben (bu tavrımla) zalimlerden biri olup çıktım!" diye yakarmıştı.

Muhammed Esed

Ve o balık olayının kahramanı(nı da an); hani, o gücümüzün kendisine ulaşamayacağını sanarak öfkeyle çıkıp gitmişti! Ama sonra (düştüğü bunalımın) derin karanlığı içinde: "Senden başka tanrı yok! Sınırsız kudret ve yüceliğinle Sen her şeyin üstündesin: doğrusu ben gerçekten büyük bir haksızlık yaptım!" diye seslenmişti.

Ahmed Hulusi

ZünNun (Yunus). . . Hani kızarak çekip gitmiş ve kendisini sıkıştırmayacağımızı zannetmişti! Nihayet karanlıklar içinde: "Tanrı yok (benliğim yok); sadece Sen (hakikatimi oluşturan El Esma manaların)! Senin (Esma manalarını açığa çıkaran olarak bu işlevimle) tespihindeyim! Muhakkak ki ben zalimlerden oldum" diye yönelmişti.

Ali Bulaç

Balık sahibi (Yunus'u da); hani o, kızmış vaziyette gitmişti ki; bundan dolayı kendisini sıkıntıya düşürmeyeceğimizi sanmıştı. (Balığın karnındaki) Karanlıklar içinde: "Senden başka ilah yoktur, sen yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum" diye çağrıda bulunmuştu.

Ali Özek ve heyeti

Zunnûn'a da yardım etmiştik. Hani kavmine kızıp gitmişti. Zannetmişti ki, biz kendisine güç yetiremiyeceğiz. Bu sebeple karanlıklar içinde şöyle seslenmişti: "Senden başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Ben muhakkak zâlimlerden oldum".

Ali Rıza Safa

ZünNun ise öfkelenerek gitmiş; artık, Ona zorluk vermeyeceğimizi sanmıştı. Sonra, karanlıklar içinde, şöyle seslendi: "Senden başka Tanrı yoktur. Sen, tüm yakıştırmalardan ayrıksın. Belli ki, haksızlık yapanlardan olmuşum!"

Bayraktar Bayraklı

Zü'n-Nun'u/Yunus'u da hatırla! O, öfkeli bir halde geçip gitmişti; bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde, "Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum" diye yalvardı.

Edip Yüksel

ZanNun (yani isminde ‘Nun' harfi bulunan Yunus) da... Protesto ederek görevini terk etmişti. Kendisini kontrol edemeyeceğimizi sandı. Sonunda, (balığın karnındaki) karanlıklar içinde, "Senden başka tanrı yok. Sen yücesin. Ben yanlış davrananlardan oldum" diye yalvardı. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Yunus ismi Kuran boyunca dört kez Yunus olarak geçer. Fakat Nun harfi ile başlayan Nun diye ünlenen surede Yunus peygamber Sahib-ül Hut yani Balığın Arkadaşı biçiminde söz edilir (68:48). İsminde Nun harfi bulunan bir peygambere, Nun harfi ile başlayan bir surede, içinde Nun harfi bulunmayan bir ifadeyle referansta bulunması o suredeki Nun harfinin tekrarlanma sayısıyla (133 = 7x19) yakından ilgili olup Tanrı, bu tezi 21:87 ayetinde desteklemektedir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ZanNun (yani isminde 'Nun' harfi bulunan Yunus) da... Protesto ederek görevini terketmişti. Kendisini kontrol edemiyeceğimizi sandı. Sonunda, (balığın karnındaki) karanlıklar içinde, 'Senden başka tanrı yok. Sen yücesin. Ben yanlış davrandım,' diye yalvardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Zünnun'u (Yunus'u) da. Hani öfkelenerek gitmişti de Bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı; derken karanlıklar içinde: "Senden başka ilah yoktur, seni tenzih ederim, ben gerçekten zalimlerden oldum diye." seslendi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Zennunu da; hani öfkelenerek gitmişti de biz kendisini asla sıkıştırmayız zannetmişti, derken zulmetler içinde "la ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minezzalimin" diye nida etti

Erhan Aktaş

Ve Zu'n-Nun'u dipnot 1 da an! Hani öfkelenerek gitmişti de kendisini sıkıntıda bırakmayacağımızı sanmıştı. Sonra karanlıklar içinde, "Senden başka ilah yoktur! Sen yüceler yücesisin. Ben haksızlık yaptım!" diye seslenmişti.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yunus Nebi'yi. (Balık karnına girmiş olan.)

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve Zü'n-Nun'u dipnot 1 da an! Hani öfkelenerek gitmişti de kendisini sıkıntıda bırakmayacağımızı sanmıştı. Sonra karanlıklar içinde, "Senden başka ilah yoktur! Sen yüceler yücesisin. Ben haksızlık yaptım!" diye seslenmişti.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yunus Nebi'yi. (Balık karnına girmiş olan)

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve Zennun'u dipnot 1 da an! Hani öfkelenerek gitmişti de kendisini sıkıntıda bırakmayacağımızı sanmıştı. Sonra karanlıklar içinde, "Senden başka ilah yoktur! Sen yüceler yücesisin. Ben haksızlık yaptım!" diye seslenmişti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Balık olayı ile ilgili olarak Yunus Nebiyi.

Gültekin Onan

Balık sahibi (Yunus'u da); hani o, kızmış vaziyette gitmişti ki; bundan dolayı kendisini sıkıntıya düşürmeyeceğimizi / sıkıştırmayacağımızı / ele geçirmeyeceğimizi sanmıştı. (Balığın karnındaki) Karanlıklar içinde: "Senden başka tanrı yoktur, sen yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum" diye çağrıda bulunmuştu.

Hasan Basri Çantay

O balık saahibini de (hatırla). Hani o, (kavmine) öfkelenmiş olarak gitmişdi de bizim kendisini hiçbir zaman sıkışdırmayacağımızı sanmışdı. Derken o, karanlıklar içinde (kalıb): "Senden başka hiçbir Tanrı yokdur. Seni tenzih ederim. Hakıykat ben haksızlık edenlerden oldum" diye (Allaha) niyaz etmişdi.

İbni Kesir

Zünnun'a da. Hani o, öfkelenerek giderken kendisine güç yetiremeyeceğimizi sanmıştı. Ama sonunda karanlıklar içinde: Sen'den başka hiç bir ilah yoktur. Tenzih ederim seni, doğrusu ben, haksızlık edenlerden oldum, diye niyaz etmişti.

Mehmet Alagaş

(85-93) İsmail ve İdris ve Zelkifl i, hepsi de sabredenlerdendi , onları rahmetimize dahil ettik , kesinlikle onlar salihlerdendi. Zennun (Yunus), öfkeli bir şekilde gitti / terk etti, aleyhine bir şey takdir edemeyeceğimizi zannetti. Karanlıkta iken bize “Senden başka ilah yoktur seni üstün tutarım ben zalimlerden oldum” diye seslendi , biz de O’na icabet ettik onu gamdan kederden kurtardık, biz inananları böyle kurtarırız. Zekeriya, bir vakit o da Rabbine “Beni fert olarak / tek bir birey olarak bırakma, sen en hayırlı varissin” diye seslendi , O’na da icabet ettik ve ona Yahya’yı hibe ettik , eşini de / zevcesini de ıslah ettik, onlar hayırlarda yarışırlardı / hayır peşinde koşarlardı, ümit ve korku içinde bize dua ederlerdi, bizden ürperirlerdi. Öyle ki O’na (İsa’nın annesi Meryem) ırzını / ferşini koruyana, ruhumuzdan üfledik, O’nu ve oğlunu alemlere ayet yaptık. İşte bu sizin bir olan toplu munuz / ümmetiniz (tüm bu verilen örnek şahsiyetler) ve ben de sizin Rabbinizim bana ibadet edin. Yapmaları gereken işlerini / emirlerini kesip parçaladılar hepsi bize dönücüdürler. 94, İMAN EDENLERİN SALİH AMELLERİ KAYDEDİLİR DİĞERLERİ KAYDA GİRMEZ) Kim bir ıslah edici amel yaparsa ve de müminse (Mümin olmak amel kaydı için gerekli ilk şart) onun yaptıkları yok sayılmayacaktır, biz onu kesinlikle yazıyoruz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Zünnûn’u da an. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla darda koymayacağımızı, sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, “Senden başka hak ilâh yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum.” diye dua etti.

Süleyman Ateş

Zünnun'u (balık karnına girmiş olan Yunus ibn Matta'yı) da an; zira (o, kavmine) kızarak gitmişti, bizim kendisine güç yetiremeyeceğimizi, (kavminin arasından çıkmakla kendisini kurtaracağını) sanmıştı. Nihayet karanlıklar içinde (kalıp): "Senden başka tanrı yoktur. Senin şanın yücedir, ben zalimlerden oldum!" diye yalvardı.

Süleymaniye Vakfı

Zünnun dipnot 1 (Yunus)… Hayatı kendisine dar etmeyeceğimizi düşünerek bir gün kızgın bir şekilde çekip gitmiş, sonra (balığın karnındaki) karanlıklar dipnot 2 içinde şöyle yalvarıp yakarmıştı: "Senden başka ilah yoktur. Sana boyun eğerim; ben yanlış yapanlardan oldum."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Zünnun", balık sahibi demek olup Yunus'un (a.s.) lakabıdır. Ona aynı anlama gelen "sahibü'l-hut" da denir (Kalem 68/48). Ona bu lakapların verilmesinin sebebi şudur: Yunus (a.s.) görev yerini, izinsiz olarak terk edip dolu bir gemiye binmişti. Birini gemiden atmak için kura çekildi. Kura kendisine çıkınca denize atıldı ve bir balık onu yuttu. Bu sırada pişman olan ve Allah'tan af dileyen Yunus (a.s.) balığın karnında ölüp gitmekten kurtuldu (Saffat 37/139-145).
  2. metne dön, dipnot 2
    Yunus aleyhisselam yaptığı hataya karşılık büyük bir balık tarafından yutulmuştu. Ayetteki "karanlıklar" ifadesi balığın karnını anlatmaktadır. (Bkz.. Saffat 37/139-148) Bu ayete göre o, balık tarafından yutulduğunu anlamamış, karanlık bir deliğe girdiğini sanmıştı. Balığın yuttuğunu fark etseydi ölmek üzere olduğunu anlayacağı için tövbenin ona fayda vermeyeceğini de bilirdi (Nisa 4/17-18).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Balığın esiri (Yunus) hayatı kendine dar etmeyeceğimizi sanarak bir gün kızgın bir şekilde çekip gitmişti. Ama daha sonra balığın karanlıkları dipnot 1 içinde seslenmiş: "Senden başka ilah yoktur. Senin eksiğin de yoktur; ben yanlış yaptım" demişti.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    YYunus aleyhisselam Allah'tan izin almadan görev yerini terk edip gittiği için Allah cezalandırmış, yunus balığı tarafından yutulmuştu, Ayetteki "karanlıklar" ifadesi balğın karnını anlatmaktadır. (Bkz.. Saffat 37/139-148) Bu ayete göre o,balık tarafından yutulduğunu anlamamış, karanlık bir deliğe girdiğini sanmıştı. Balığın yuttuğunu bilseydi ölmek üzere olduğunu anladığı için tevbenin ona fayda vermeyeceğini bilirdi. (Bkz. Nisa 4/17-18) Balığın karnında canlı kalabileceğini düşünemeyeceği için kendini bir deliikte sanmış ve tevbe etmişti. Tevbesinin kabul edilmesi bundandı Karnlıkları içinde diye meal verdiğimiz. فِي الظُّلُمَاتِ kelimesindekiال takısı, muzafun ileyhten ıvaz olduğu yani onun yerine geçtiği için ُظلُمَاتِ النون  فِي Balığın karanlıkları anlamındadır.

Şaban Britch

Zunnûna da (an)... Hani o, öfkeli olarak giderken, kendisini sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Karanlıklar içinde seslendi: Senden başka (hak) ilah yoktur, sen (tüm noksanlıklardan) münezzehsin. Gerçekten ben, zalimlerden oldum.

Şaban Piriş

Zunnuna da.. Hani o, öfkeli olarak giderken, aleyhinde hüküm vermeyeceğimizi zannetmişti. Karanlıklar içinde seslendi: - Senden başka ilah yoktur, Sen tüm noksanlıklardan yücesin. Gerçekten ben, zalimlerden oldum.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve Zünnun. Hani kızarak gitmişti de ona asla güç yetiremeyeceğimizi/ölçüyü kendisine uygulamayacağımızı sanmıştı. Sonra, karanlıkların bağrında şöyle yakardı: "Senden başka ilah yok, tespih ederim seni. Kuşkusuz, ben zalimlerden oldum."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And Zun-nun -Yunus-, who met the opposition of the people to whom he was sent with impatience. Moved by anger he renounced them and left them thinking that We would not reprove him for such a behaviour. -He went on board ship and in the crossing it was decided by the crew that he was one too many and must be got rid of-. In the sea he was swallowed by the fish wherein he was constrained. In the depth of darkness he called on Allah and invoked His mercy, he said: "O Allah, there is no Ilah but You, glory be to You and extolled are Your glorious attributes. I have been rongful of actions."

Abdul Haleem

And remember the man with the whale,when he went off angrily, thinking We could not restrict him, but then he cried out in the deep darkness, ‘There is no God but You, glory be to You, I was wrong.’

Abdullah Yusuf Ali

And remember Zun-nun, when he departed in wrath: He imagined that We had no power over him! But he cried through the deptHs of darkness, "There is no god but thou: glory to thee: I was indeed wrong!"

Abul A'la Maududi

And We bestowed Our favour upon Dhu al-Nun. dipnot 1 Recall, when he went forth enraged, dipnot 2 thinking We have no power to take him to task. dipnot 3 Eventually he cried out in the darkness:" dipnot 4 There is no god but You. Glory be to You! I have done wrong."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, Jonah, literally Dhun-Nun means the man of the fish. He was called so because he was devoured by a fish by the command of Allah. (Also See (Surah As-Saffaat, Ayat 142) and (Surah Younus, Ayat 98 and its E.Ns 98-100).
  2. metne dön, dipnot 2
    Prophet Jonah left his people before he received Allah’s command for migration.
  3. metne dön, dipnot 3
    He presumed that he should leave, the place which was going to be visited by the scourge of Allah. This was not by itself an offence but it was an offence for a Prophet to leave the place of his mission without the permission of Allah.
  4. metne dön, dipnot 4
    "Darkness": the darkness in the belly of the fish and the darkness of the sea over and above it.

Aisha Bewley

And Dhu’n-Nun when he left in anger and thought We would not punish him. He called out in the pitch darkness: ‘There is no god but You! Glory be to You! Truly I have been one of the wrongdoers.’

Al-Hilali & Khan

And (remember) Dhun-Nûn (Jonah), when he went off in anger, and imagined that We shall not punish him (i.e. the calamities which had befallen him)! But he cried through the darkness (saying): Lâ ilâha illâ Anta [none has the right to be worshipped but You (O, Allâh)], Glorified (and Exalted) be You [above all that (evil) they associate with You]! Truly, I have been of the wrong-doers."

Ali Quli Qarai

And the Man of the Fish, when he left in a rage, thinking that We would not put him to hardship. Then he cried out in the darkness, ‘There is no god except You! You are immaculate! I have indeed been among the wrongdoers!’

Amatul Rahman Omar

And (We showed Our favours to) Dhul-Nûn (Jonah). Behold! he left in anger (his people for the sake of God). He was sure in his mind that We would not cause him any distress. (But when We did, ) he cried out in the midst of afflictions, `There is no other God but you. Holy are You. I have indeed been of those hard pressed with difficulties and distress.'

Arthur John Arberry

And Dhul Nun -- when he went forth enraged and thought that We would have no power over him; then he called out in the darkness, 'There is no god but Thou. Glory be to Thee! I have done evil.'

Bijan Moeinian

As for Jonah, he left his mission in anger, not thinking that I may punish him. From the midst of the darkness then, he prayed: "O the One beside Whom there is no other god, be you glorified, I have been one of those unjust creatures of yours."

E. Henry Palmer

And Dhu 'nnun, when he went away in wrath and thought that we had no power over him; and he cried out in the darkness, ' There is no god but Thou, celebrated be Thy praise! Verily, I was of the evildoers!'

Edip-Layth

The one with N, when he went off in anger, and he thought that We would not be able to take him. Then he called out in the darkness: "There is no god but You! Glory to You, I was of the wicked!"

George Sale

And remember Dhu'lnun, when he departed in wrath, and thought that We could not exercise our power over him. And he cried out in the darkness, saying, there is no God, besides Thee: Praise be unto Thee! Verily I have been one of the unjust.

Hamid S. Aziz

And We admitted them into Our Mercy; verily, they were among the righteous.

Mahmoud Ghali

And Thun-Nûn, (Jonah) as he went away angered. So he surmised that We should never have mastery over him. Then he called out in the darkness (Literally: darkenesses) (saying), "There is no god except You. All Extolment be to You! Surely, I have been of the unjust."

Marmaduke Pickthall

And (mention) Dhu'n-Nun, when he went off in anger and deemed that We had no power over him, but he cried out in the darkness, saying: There is no Allah save Thee. Be Thou Glorified! Lo! I have been a wrong-doer.

Mohamed Ahmed - Samira

And (remember) Dhu'n-Noon (Jonah of the fish), when he went away in anger and imagined We will not test him (with distress). Then he called out from the darkness: "There is no god other than You. All glory to You; surely I was a sinner.

Muhammad Asad

AND [remember] him of the great fish when he went off in wrath, thinking that We had no power over him! But then heeded out in the deep darkness [of his distress]: "There is no deity save Thee! Limitless art Thou in Thy glory! Verily, I have done wrong!"

Mustafa Khattab

And ˹remember˺ when the Man of the Whale stormed off ˹from his city˺ in a rage, thinking We would not restrain him.[1] Then in the ˹veils of˺ darkness[2] he cried out, "There is no god ˹worthy of worship˺ except You. Glory be to You! I have certainly done wrong."

Progressive Muslims

And Jonah, when he went off in anger, and he thought that We would not be able to take him. Then he called out in the darkness: "There is no god but You! Glory to You, I was of the wicked!"

Rashad Khalifa

And Zan-Noon (Jonah, "the one with an 'N' in his name"), abandoned his mission in protest, thinking that we could not control him. He ended up imploring from the darkness (of the big fish's belly): "There is no god other than You. Be You glorified. I have committed a gross sin."

Sahih International

And [mention] the man of the fish, when he went off in anger and thought that We would not decree [anything] upon him. And he called out within the darknesses, "There is no deity except You; exalted are You. Indeed, I have been of the wrongdoers."

Sam Gerrans

And Dhūl-Nūn: when he left in wrath, and thought that We would have no power over him; then he called in the darkness: “There is no god save Thou. Glory be to Thee! I have been among the wrongdoers!”

Shabbir Ahmed

And Zan-Noon, he of the great fish (Jonah of Ninevah), (disappointed with their persistent rejection) left his people in anger. He thought that since he was not violating any Command, We would not bring him to task. Then from the darkness of error he called, "There is no god but You! Limitless is Your Glory! Verily, I have done wrong!" (Jonah, in his best judgment, had migrated before the Divine Decree came (37:139), (68:48)).

Syed Vickar Ahamed

And (remember) Zun-nun (Jonah or Yunus, see 7. 139), when he left in anger: And he imagined that We had no power to punish him! But he cried through the depths of darkness (after being swallowed by a fish), by saying: "There is no god except You: Glory to You (Pure and Pristine): Truly, I was one of the wrongdoers!"

Taqi Usmani

And (remember) Dhunnūn (the man of the fish, namely Yūnus X), when he walked away in anger and thought that We would never put him to trouble. Then, he called (Us) in depths of darkness saying, "There is no god but You. Pure are You. Indeed I was among the wrongdoers".

The Monotheist Group

Andthe one with 'N,' when he went off in anger, and he thought that We would not be able to take him. Then he called out in the darkness: "There is no god except You! Glory be to You, I was of the wicked!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 87. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 87. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 87. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩