Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 80. ayet

Enbiyâ suresi, 80. ayet. وَعَلَّمْنَٰهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَّكُمْ لِتُحْصِنَكُم مِّنۢ بَأْسِكُمْ فَهَلْ أَنتُمْ شَٰكِرُونَ

ve`allemnâhü ṣan`ate lebûsil leküm lituḥṣineküm mim be'siküm. fehel entüm şâkirûn.

Diyanet İşleri

Bir de Davud'a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 77–83 · surenin 80. ayeti / 112

Konu Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem Enbiyâ 78–91 3

  1. Enbiyâ 77

    Ayetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekun suda boğduk.

  2. Enbiyâ 78

    Davud ile Süleyman'ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.

  3. Enbiyâ 79

    Biz hüküm vermeyi Süleyman'a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davud ile birlikte, Allah'ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.

  4. 80

    Bir de Davud'a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?

  5. Enbiyâ 81

    Süleyman'ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.

  6. Enbiyâ 82

    Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hep onları zapteden bizdik.

  7. Enbiyâ 83

    Eyyub'u da hatırla. Hani o Rabbine, "Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin" diye niyaz etmişti.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

80. “Biz, ona sizin için, savaşlarınızda sizi korusun diye dokuma zırh yapma sanatını öğrettik.” Yani Allah, Davud aleyhisselam’a zırh yapma sanatını öğretmişti. Zırhları yapan, bunu başkalarına öğreten ilk kişi odur. Bunları yapma sanatı ondan sonrakilere böylelikle miras kalmıştır. Yüce Allah, demiri kendisine yumuşatmış, zırhları nasıl dokuyacağını öğretmişti. Zırhların faydası ise pek büyüktür. Bu zırhlar savaş esnasında ve çarpışmaların kızışması halinde insanları korur. “Artık” Yüce Allah’ın üzerinizdeki nimetine “şükredecek misiniz?” Çünkü O, bu nimeti kulu Davud vasıtası ile size ihsan etmiş bulunuyor. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaştığınızda (darbelerden) koruyacak elbiseler/zırhlar var etmiştir. İşte O, teslim/müslüman olasınız diye üzerinizdeki nimetini böyle tamamlar.” (en-Nahl, 16/81)

üce Allah’ın Davud aleyhisselam’a zırh yapmayı öğretmesi ve demiri ona yumuşatması harikulade bir iş olup müfessirlerin dedikleri gibi bunun şöyle olma ihtimali vardır: Yüce Allah ona demiri o derece yumuşatmıştı ki, o bu demiri ateşte ısıtıp eritmeksizin tıpkı bir hamur ve bir çamur gibi işleyebiliyordu. Diğer bir ihtimale göre Yüce Allah’ın Davud’a bu işi öğretmesi tabii kanunlara uygun olmuştur. Yani demirin ona yumuşatılması, Yüce Allah’ın ona öğretmiş olduğu demiri eritip yumuşatmak için şu anda bilinen sebepler ile olmuştur. Âyetin zahirinden anlaşılan mana da budur. Çünkü Yüce Allah, bu nimetini kullarına hatırlatmakta ve buna şükretmelerini emretmektedir. Eğer kulun bu zırh yapma işi, Yüce Allah’ın kullarının gücü çerçevesinde takdir ettiği işlerden olmamış olsa idi bununla onlara nimetini hatırlatmaz, onlara olan faydasını dile getirmezdi. Ayrıca Davud’un yapmış olduğu zırhların bizzat kendilerinin kastedilmiş olması da mümkün değildir. Asıl kastedilen, genel olarak zırh yapma imkanının bir nimet olduğunun hatırlatılmasıdır. Müfessirlerin söz konusu ettiği ihtimalin lehine Yüce Allah’ın: “Ve biz ona demiri yumuşatmıştık” (Sebe, 34/10) buyruğundan başka delil bulunmamaktadır. Ancak bu buyrukta herhangi bir sebep/vasıta olmaksızın demirin yumuşatıldığından söz edilmemektedir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Süleyman'a değil de Dâvûd'a silahın öldürücü darbelerine karşı vücutlarınızı koruyacak zırh yapma sanatını öğrettik. -Ey İnsanlar!- Allah'ın size bahşetmiş olduğu bu nimetinden dolayı O'na şükredecek misiniz?

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَعَلَّمْنَـٰهُ ve allemnahu ve ona öğretmiştik kök: علم
  2. صَنْعَةَ san'ate yapmayı kök: صنع
  3. لَبُوسٍۢ lebusin zırh kök: لبس
  4. لَّكُمْ lekum sizin için
  5. لِتُحْصِنَكُم lituhsinekum sizi korumak için kök: حصن
  6. مِّنۢ min -nden
  7. بَأْسِكُمْ ۖ be'sikum savaşın şiddeti- kök: باس
  8. فَهَلْ fehel (o halde) misiniz?
  9. أَنتُمْ entum siz
  10. شَـٰكِرُونَ şakirune şükredenlerden kök: شكر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: لبس (23 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün.…

  • Aynı kök: لبس (23 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    İki deniz aynı olmaz. Şu tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi kolaydır. Şu ise tuzludur, acıdır. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve…

  • Aynı kök: صنع (20 geçiş) · Aynı kök: لبس (23 geçiş)

    Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük…

  • Aynı kök: حصن (18 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)

    Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen…

  • Aynı kök: صنع (20 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)

    Bunları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!

  • Aynı kök: لبس (23 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)

    De ki: "O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin…

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

87 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Ve Biz ona, sizi korku ve zilletten kahredecek her belaya karşı koruyacak (manevi) savunma araçları geliştirmeyi öğrettik: Hal böyleyken siz (gereği gibi) şükrediyor musunuz?

Muhammed Esed

Ve sizin için o'na, sizi her türlü korkuya karşı (Allah'a karşı sorumluluk bilinci giysisiyle) zırhlandıracak (üstün) bir korunma sanatı öğrettik; peki, (bütün bunlar için) şükrediyor musunuz?

Ahmed Hulusi

Ona (Davud'a), sizin için, savaş sıkıntılarınızdan sizi korusun diye, zırh yapma sanatını talim ettik. . . İmdi siz şükrediyor musunuz?

Ali Bulaç

Ve sizin için ona, zorlu savaşınızda sizi korusun diye, '(madeni) giyim sanatını' öğrettik. Buna rağmen siz şükredenler misiniz?

Ali Özek ve heyeti

Ona, savaş sıkıntılarınızdan sizi koruması için zırh yapmayı öğrettik. Artık şükredecek misiniz?

Ali Rıza Safa

Ve güçlü çarpışlardan sizi koruması amacıyla, zırh yapma sanatını, sizin için Ona öğrettik. Artık, şükrediyor musunuz? dipnot 264

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 264
    İşte, bir bilgi ayeti: Gökyüzü ile yeryüzü arasında her gün sekiz milyon kez oluşan durağan elektrik boşalmalarına yıldırım denilir. Özellikle, uzay sanayi, savunma sanayi, fabrikalar, yüksek yapılar, köprüler, yakıt birikim yapıları ve uçaklar yıldırımın etkisinde kalırlarsa, etkilediği yerdeki sıcaklığı otuz bin dereceye dek yükselten yüz milyonlarca volt elektrik boşalmasından çok büyük yıkımlara uğrarlar. Bu yüksek gerilimli elektrik akımının etkisinden korunmak için, iletken metal tellerden kafes biçiminde ağ gibi örülmüş bir zırhtan yararlanılır. Böylece, yüksek gerilimli elektrik akımı, kafes biçimindeki zırhın bir yönünden girer; kafesleri dolaşarak diğer yönünden çıkar. 34:11 ayetinde de tekrarlanan ve yapımının "Sanat" olduğu bildirilen zırhın, günümüzde Faraday Kafesi olarak isimlendirilen örgü zırh olması büyük olasılıktır. Kur'an'ın 21:Enbiya, 27:Neml, 34:Sebe ve 38:Sad surelerinde bildirildiğine göre, Davut ve Süleyman peygamberler; rüzgarları ve dağları yöneten, cinlerden ve kuşlardan orduları olan, dalgıçlar çalıştıran, başka ülkedeki bir eşyayı göz açıp kapayıncaya dek getirebilecek olanaklar verilmiş olan, görkemli saraylarında eşsiz sanat eserleri bulunduran, demir ve bakır madenlerini işleyen, derin havuzlar ve dev boyutlu kazanlar yaptıran, Allah tarafından üstün bilgilerle donatılmış ve kimsenin erişemeyeceği bir yönetim gücü verilmiş olan peygamberlerdir. Üstün bilgi ve yüksek yapımbilimi gerektiren işler gerçekleştirdiğini Kur'an ayetlerinden öğrendiğimiz ve M.Ö. onuncu yüzyılda yaşadıkları varsayılan Davut ve Süleyman peygamberler, yakın çağ bilim insanlarının ancak M.S. on dokuzuncu yüzyılda; tam üç bin yıl sonra yeniden keşfedebildiği bu zırh düzenini, rüzgar santralleri veya uzay istasyonları gibi yüksek yapımbilimiyle çalışan kuruluşları yıldırımın güçlü çarpışlarından korumak amacıyla mı kullanıyorlardı acaba? Bu olağanüstü bilgi ayetine sözcükler eklenerek sıradan anlamlar yüklenmesi konusunda, 34:11 ayetinin dipnotunda ve önyazıların altıncı bölümünde bilgi verilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Davud'a, sizi her türlü korkuya karşı koruması için zırh yapmayı öğrettik. Bütün bunlar için şükrediyor musunuz?

Edip Yüksel

Ve sizi savaşlarınızda korusun diye ona zırh yapmayı öğrettik. Artık şükreder misiniz?

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ve sizi savaşlarınızda korusun diye ona zırh yapmayı öğrettik. Artık şükreder misiniz?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de ona sizin için, sizi savaşınızın şiddetinden korusun diye giyecek sanatını öğretmiştik; şimdi siz şükrünü yerine getiriyor musunuz?

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de ona sizin için sizi harbinizin şiddetinden korusun diye giyecek san'atı ta'lim etmiştik, şimdi siz şükrüne eda ediyor musunuz?

Erhan Aktaş

Ona; sizi, sizin şiddetinizden koruyacak elbise dipnot 1 yapma sanatını öğrettik. Öyleyse şükredenler misiniz?

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zırh.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ona; sizi, sizin şiddetinizden koruyacak elbise dipnot 1 yapma sanatını öğrettik. Öyleyse şükredenler misiniz?

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zırh.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ona; sizi, sizin şiddetinizden koruyacak elbise dipnot 1 yapma sanatını öğrettik. Öyleyse şükredenler misiniz?

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zırh.

Gültekin Onan

Ve sizin için ona, zorlu savaşınızda sizi korusun diye, '(madeni) giyim sanatını' öğrettik. Buna rağmen siz şükredenler misiniz?

Hasan Basri Çantay

Biz ona sizin için, sizin muhaarebenizin şiddetinden korumak için giyecek (zırh) san'atını öğretdik. Şimdi siz (bundan dolayı) şükredenler misiniz?

İbni Kesir

Biz, ona; sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik. Artık şükreder misiniz?

Mehmet Alagaş

(78-82) Davud ve Süleyman bir vakit ekin hakkında her ikisi de hüküm veriyordu. Bir kavmin koyunları o ekinde yayılmıştı / otlamıştı. Biz de onların hüküm verişlerine şahit oluyor idik. Süleyman’a onu bellettirdik / kavrattık / fehim ettirdik. Hepsine hüküm ve ilim verdik, Davut’a beraberindeki tespih eden dağları ve kuşları emre amade kıldık, bizler yapanız. Savaşın sertliğinden sizi koruması için, Ona zırh yapabilme sanatını öğrettik, teşekkür etmeyecek misiniz? Süleyman’a şiddetli esen rüzgârı verdik , bereket ve rdiğimiz arzda emri ile cereyan ediyordu , biz her şeyi bileniz , Onun için şeytanlardan dalgıç olanlar vardı, bunun dışında başka amellerde işliyorlardı, biz onlara muhafız idik.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bir de Davûd’a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?

Süleyman Ateş

Ona, sizi, savaşın şiddetinden korumak için zırh yapmayı öğretmiştik. Ama siz şükrediyor musunuz ki?

Süleymaniye Vakfı

Davud'a, (saldırıda) alacağınız darbelere karşı sizi koruyacak zırhlı elbise yapmayı da öğretmiştik dipnot 1 . Artık şükredersiniz / görevinizi yerine getirirsiniz, değil mi?

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sizi darbelere karşı korusun diye zırhlı elbise yapma sanatını da Davud'a öğretmiştik. Artık görevlerinizi yerine getirirsiniz, değil mi dipnot 1 ?

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    ..

Şaban Britch

O’na sizi savaş sıkıntısından koruması için zırh yapmayı öğrettik. Peki siz, şükrediyor musunuz?

Şaban Piriş

O'na sizi savaşta koruması için zırh yapma sanatını öğrettik. Peki siz, şükrediyor musunuz?

Yaşar Nuri Öztürk

Ona, sizi sizin şiddetinizden koruyacak olan zırh yapma sanatını öğrettik. Peki siz şükrediyor musunuz?

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And We taught Dawud the art of making coats of arms for people's protection to defend you from injury and to shield you from the violence exercised against each other. And now will you impel yourselves to the feeling of gratitude and gratefulness!

Abdul Haleem

We taught him how to make coats of mail for the benefit of you [people], to protect you in your wars, but are you grateful for this?

Abdullah Yusuf Ali

It was We Who taught him the making of coats of mail for your benefit, to guard you from each other's violence: will ye then be grateful?

Abul A'la Maududi

It was We Who taught him the art of making coats of mail for your benefit so that it may protect you from each other's violence. dipnot 1 Do you, then, give thanks? dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    According to(Surah Saba, Ayats 10-11), it was like this: And We made the iron soft for him (and commanded him): Make coats of mail complete in every way, and arrange the plates properly. This shows that Allah had made Prophet David an expert in the use of iron, and had especially taught him the art of an armorer for defense purposes. This fact is confirmed by archaeological and historical researches, for according to these the iron age in the world started between 1200 and 1000 BC and this was precisely the period of Prophet David. At first the Hittites in Syria and Asia Minor, who flourished between 2000 and 1200 BC, discovered a method of melting and molding iron, but they guarded it as a close secret from the world, and it could not be put to common use. Later on, the Philistines came to know of it, but they too guarded it as a secret. The incessant defeats suffered by the Israelites at the hands of the Hittites and the Philistines before King Saul, were due mainly to the use of chariots of iron in their wars by the latter. (
    Joshua, 17:16 — Eski Ahit, Yeşu; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Yeşu 17:16

    Yusufoğulları, “Dağlık bölge bize yetmiyor” dediler, “Ancak hem Beytşean ve köylerinde, hem de Yizreel Vadisinde oturanların, ovada yaşayan bütün Kenanlıların demirden savaş arabaları var.”

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ;
    Judges, 1: 19 — Eski Ahit, Hakimler; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Hakimler 1:19

    RAB Yahudaoğullarıyla birlikteydi. Yahudaoğulları dağlık bölgeyi ele geçirdilerse de ovada yaşayan halkı kovamadılar. Çünkü bunların demirden savaş arabaları vardı.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    , 4: 2-3). In 1020 BC when Saul became ruler over the Israelites by Allah’s command, he subdued the Canaanites and recaptured most of Palestine. After him Prophet David (1004-965 BC) not only annexed the whole of Palestine and Jordan to the Israeli kingdom but a major portion of Syria as well. This was the time when the secret of armor making closely guarded by the Hittites and the Philistines, became well known and cheaper articles of daily use began to be made. The recent archaeological excavations conducted in Edom, to the south of Palestine, which is rich in iron ore, have brought to light furnaces for melting and molding iron. The furnace excavated near Ezion-geber, a port on the Gulf of Aqabah, in the time of Prophet Solomon, seems to have been built on the principles which are used in the modern blast furnaces. It is therefore natural that Prophet David must have first of all utilized this discovery for war purposes, because a little earlier the hostile Canaanites around his kingdom had made life really difficult for his people. The Bible also says that Prophet David was an expert in the art of melting and using iron for war purposes. (See
    Joshua, 17: 16 — Eski Ahit, Yeşu; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Yeşu 17:16

    Yusufoğulları, “Dağlık bölge bize yetmiyor” dediler, “Ancak hem Beytşean ve köylerinde, hem de Yizreel Vadisinde oturanların, ovada yaşayan bütün Kenanlıların demirden savaş arabaları var.”

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ;
    Judges, 1:19 — Eski Ahit, Hakimler; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Hakimler 1:19

    RAB Yahudaoğullarıyla birlikteydi. Yahudaoğulları dağlık bölgeyi ele geçirdilerse de ovada yaşayan halkı kovamadılar. Çünkü bunların demirden savaş arabaları vardı.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    and 4: 2-3).
  2. metne dön, dipnot 2
    For further details about Prophet David, please see (Surah Al-Baqarah, Ayat 251) and (Sura Al-Isra, Ayat 55 )and the E.Ns thereof.

Aisha Bewley

We taught him the art of making garments for you to protect you against each others’ violence, But do you show any thanks?

Al-Hilali & Khan

And We taught him the making of metal coats of mail (for battles), to protect you in your fighting. Are you then grateful?

Ali Quli Qarai

We taught him the making of coats of mail for you, to protect you from your [own] violence. Will you then be grateful?

Amatul Rahman Omar

And We taught him (the art of) making coats of mail for you (people), that they designed to fortify you against (one another's) violence (in your wars). Will you then be grateful?

Arthur John Arberry

And We taught him the fashioning of garments for you, to fortify you against your violence; then are you thankful?

Bijan Moeinian

I taught David the art of making Armor coat so that you (inherit it and) protect yourself in fighting. Do you ever thank for it?

E. Henry Palmer

And we taught him the art of making coats of mail for you, to shield you from each other's violence; are ye then grateful?

Edip-Layth

We taught him the making of armor for you to protect you from your enemy. Are you then thankful?

George Sale

And We taught him the art of making coats of mail for you, that they may defend you in your wars: Will ye therefore be thankful?

Hamid S. Aziz

And We gave Solomon right understanding of matters (or cases). To each of them We gave judgment and knowledge; and it was by Our power that the hills and the birds celebrate Our praises with David. It was We who did it.

Mahmoud Ghali

And We taught him the working out of clothing (i. e., coat of mail) for you to fortify you against your violence; then are you thankful?

Marmaduke Pickthall

And We taught him the art of making garments (of mail) to protect you in your daring. Are ye then thankful?

Mohamed Ahmed - Samira

And We taught him the art of making coats of mail to shield you from each other's violence. Will you not be grateful even then?

Muhammad Asad

And We taught him how to make garments [of God- consciousness] for you, [O men,] so that they might fortify you against all that may cause you fear: but are you grateful [for this boon]?

Mustafa Khattab

We taught him the art of making body armour to protect you in battle. Will you then be grateful?

Progressive Muslims

And We taught him the making of armour for you to protect you from your enemy. Are you then thankful

Rashad Khalifa

And we taught him the skill of making shields to protect you in war. Are you then thankful?

Sahih International

And We taught him the fashioning of coats of armor to protect you from your [enemy in] battle. So will you then be grateful?

Sam Gerrans

And We taught him the making of garments for you, to protect you from your might; are you then grateful?

Shabbir Ahmed

We taught him the science of armor to protect you from each other's foolhardy violence. Are you then thankful?

Syed Vickar Ahamed

And We Who taught him how to make (metallic) coats with (overlapping) rings for your use, to protect you from each other’s attack: Then will you be grateful?

Taqi Usmani

We taught him the skill of making armor as dress for you to protect you from what may harm you (in combat). So are you grateful?

The Monotheist Group

AndWe taught him the making of armor for you to protect you from your enemy. Are you then thankful?

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 80. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 80. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 80. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩