Diyanet İşleri
Bir de Davud'a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?
Enbiyâ suresi
Enbiyâ suresi, 80. ayet. وَعَلَّمْنَٰهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَّكُمْ لِتُحْصِنَكُم مِّنۢ بَأْسِكُمْ فَهَلْ أَنتُمْ شَٰكِرُونَ
ve`allemnâhü ṣan`ate lebûsil leküm lituḥṣineküm mim be'siküm. fehel entüm şâkirûn.
Bir de Davud'a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem Enbiyâ 78–91 3
Ayetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekun suda boğduk.
Davud ile Süleyman'ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.
Biz hüküm vermeyi Süleyman'a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davud ile birlikte, Allah'ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.
Bir de Davud'a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?
Süleyman'ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.
Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hep onları zapteden bizdik.
Eyyub'u da hatırla. Hani o Rabbine, "Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin" diye niyaz etmişti.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
80. “Biz, ona sizin için, savaşlarınızda sizi korusun diye dokuma zırh yapma sanatını öğrettik.” Yani Allah, Davud aleyhisselam’a zırh yapma sanatını öğretmişti. Zırhları yapan, bunu başkalarına öğreten ilk kişi odur. Bunları yapma sanatı ondan sonrakilere böylelikle miras kalmıştır. Yüce Allah, demiri kendisine yumuşatmış, zırhları nasıl dokuyacağını öğretmişti. Zırhların faydası ise pek büyüktür. Bu zırhlar savaş esnasında ve çarpışmaların kızışması halinde insanları korur. “Artık” Yüce Allah’ın üzerinizdeki nimetine “şükredecek misiniz?” Çünkü O, bu nimeti kulu Davud vasıtası ile size ihsan etmiş bulunuyor. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaştığınızda (darbelerden) koruyacak elbiseler/zırhlar var etmiştir. İşte O, teslim/müslüman olasınız diye üzerinizdeki nimetini böyle tamamlar.” (en-Nahl, 16/81)
üce Allah’ın Davud aleyhisselam’a zırh yapmayı öğretmesi ve demiri ona yumuşatması harikulade bir iş olup müfessirlerin dedikleri gibi bunun şöyle olma ihtimali vardır: Yüce Allah ona demiri o derece yumuşatmıştı ki, o bu demiri ateşte ısıtıp eritmeksizin tıpkı bir hamur ve bir çamur gibi işleyebiliyordu. Diğer bir ihtimale göre Yüce Allah’ın Davud’a bu işi öğretmesi tabii kanunlara uygun olmuştur. Yani demirin ona yumuşatılması, Yüce Allah’ın ona öğretmiş olduğu demiri eritip yumuşatmak için şu anda bilinen sebepler ile olmuştur. Âyetin zahirinden anlaşılan mana da budur. Çünkü Yüce Allah, bu nimetini kullarına hatırlatmakta ve buna şükretmelerini emretmektedir. Eğer kulun bu zırh yapma işi, Yüce Allah’ın kullarının gücü çerçevesinde takdir ettiği işlerden olmamış olsa idi bununla onlara nimetini hatırlatmaz, onlara olan faydasını dile getirmezdi. Ayrıca Davud’un yapmış olduğu zırhların bizzat kendilerinin kastedilmiş olması da mümkün değildir. Asıl kastedilen, genel olarak zırh yapma imkanının bir nimet olduğunun hatırlatılmasıdır. Müfessirlerin söz konusu ettiği ihtimalin lehine Yüce Allah’ın: “Ve biz ona demiri yumuşatmıştık” (Sebe, 34/10) buyruğundan başka delil bulunmamaktadır. Ancak bu buyrukta herhangi bir sebep/vasıta olmaksızın demirin yumuşatıldığından söz edilmemektedir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Süleyman'a değil de Dâvûd'a silahın öldürücü darbelerine karşı vücutlarınızı koruyacak zırh yapma sanatını öğrettik. -Ey İnsanlar!- Allah'ın size bahşetmiş olduğu bu nimetinden dolayı O'na şükredecek misiniz?
Aynı kök: لبس (23 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün.…
Aynı kök: لبس (23 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
İki deniz aynı olmaz. Şu tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi kolaydır. Şu ise tuzludur, acıdır. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve…
Aynı kök: صنع (20 geçiş) · Aynı kök: لبس (23 geçiş)
Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük…
Aynı kök: حصن (18 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)
Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen…
Aynı kök: صنع (20 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)
Bunları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!
Aynı kök: لبس (23 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)
De ki: "O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin…
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ona, savaştan (düşmandan) sizi koruması için zırh yapmayı öğretmiştik. (Artık) şükredecek misiniz? dipnot 1
Ve Biz ona, sizi korku ve zilletten kahredecek her belaya karşı koruyacak (manevi) savunma araçları geliştirmeyi öğrettik: Hal böyleyken siz (gereği gibi) şükrediyor musunuz?
Ve sizin için o'na, sizi her türlü korkuya karşı (Allah'a karşı sorumluluk bilinci giysisiyle) zırhlandıracak (üstün) bir korunma sanatı öğrettik; peki, (bütün bunlar için) şükrediyor musunuz?
Ona (Davud'a), sizin için, savaş sıkıntılarınızdan sizi korusun diye, zırh yapma sanatını talim ettik. . . İmdi siz şükrediyor musunuz?
Ve sizin için ona, zorlu savaşınızda sizi korusun diye, '(madeni) giyim sanatını' öğrettik. Buna rağmen siz şükredenler misiniz?
Ona, savaş sıkıntılarınızdan sizi koruması için zırh yapmayı öğrettik. Artık şükredecek misiniz?
Ve güçlü çarpışlardan sizi koruması amacıyla, zırh yapma sanatını, sizin için Ona öğrettik. Artık, şükrediyor musunuz? dipnot 264
Davud'a, sizi her türlü korkuya karşı koruması için zırh yapmayı öğrettik. Bütün bunlar için şükrediyor musunuz?
Ve sizi savaşlarınızda korusun diye ona zırh yapmayı öğrettik. Artık şükreder misiniz?
Ve sizi savaşlarınızda korusun diye ona zırh yapmayı öğrettik. Artık şükreder misiniz?
Bir de ona sizin için, sizi savaşınızın şiddetinden korusun diye giyecek sanatını öğretmiştik; şimdi siz şükrünü yerine getiriyor musunuz?
Bir de ona sizin için sizi harbinizin şiddetinden korusun diye giyecek san'atı ta'lim etmiştik, şimdi siz şükrüne eda ediyor musunuz?
Ona; sizi, sizin şiddetinizden koruyacak elbise dipnot 1 yapma sanatını öğrettik. Öyleyse şükredenler misiniz?
Ona; sizi, sizin şiddetinizden koruyacak elbise dipnot 1 yapma sanatını öğrettik. Öyleyse şükredenler misiniz?
Ona; sizi, sizin şiddetinizden koruyacak elbise dipnot 1 yapma sanatını öğrettik. Öyleyse şükredenler misiniz?
Ve sizin için ona, zorlu savaşınızda sizi korusun diye, '(madeni) giyim sanatını' öğrettik. Buna rağmen siz şükredenler misiniz?
Biz ona sizin için, sizin muhaarebenizin şiddetinden korumak için giyecek (zırh) san'atını öğretdik. Şimdi siz (bundan dolayı) şükredenler misiniz?
Biz, ona; sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik. Artık şükreder misiniz?
(78-82) Davud ve Süleyman bir vakit ekin hakkında her ikisi de hüküm veriyordu. Bir kavmin koyunları o ekinde yayılmıştı / otlamıştı. Biz de onların hüküm verişlerine şahit oluyor idik. Süleyman’a onu bellettirdik / kavrattık / fehim ettirdik. Hepsine hüküm ve ilim verdik, Davut’a beraberindeki tespih eden dağları ve kuşları emre amade kıldık, bizler yapanız. Savaşın sertliğinden sizi koruması için, Ona zırh yapabilme sanatını öğrettik, teşekkür etmeyecek misiniz? Süleyman’a şiddetli esen rüzgârı verdik , bereket ve rdiğimiz arzda emri ile cereyan ediyordu , biz her şeyi bileniz , Onun için şeytanlardan dalgıç olanlar vardı, bunun dışında başka amellerde işliyorlardı, biz onlara muhafız idik.
Bir de Davûd’a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?
Ona, sizi, savaşın şiddetinden korumak için zırh yapmayı öğretmiştik. Ama siz şükrediyor musunuz ki?
Davud'a, (saldırıda) alacağınız darbelere karşı sizi koruyacak zırhlı elbise yapmayı da öğretmiştik dipnot 1 . Artık şükredersiniz / görevinizi yerine getirirsiniz, değil mi?
Sizi darbelere karşı korusun diye zırhlı elbise yapma sanatını da Davud'a öğretmiştik. Artık görevlerinizi yerine getirirsiniz, değil mi dipnot 1 ?
O’na sizi savaş sıkıntısından koruması için zırh yapmayı öğrettik. Peki siz, şükrediyor musunuz?
O'na sizi savaşta koruması için zırh yapma sanatını öğrettik. Peki siz, şükrediyor musunuz?
Ona, sizi sizin şiddetinizden koruyacak olan zırh yapma sanatını öğrettik. Peki siz şükrediyor musunuz?
And We taught Dawud the art of making coats of arms for people's protection to defend you from injury and to shield you from the violence exercised against each other. And now will you impel yourselves to the feeling of gratitude and gratefulness!
We taught him how to make coats of mail for the benefit of you [people], to protect you in your wars, but are you grateful for this?
It was We Who taught him the making of coats of mail for your benefit, to guard you from each other's violence: will ye then be grateful?
It was We Who taught him the art of making coats of mail for your benefit so that it may protect you from each other's violence. dipnot 1 Do you, then, give thanks? dipnot 2
Eski Ahit · Yeşu 17:16
Yusufoğulları, “Dağlık bölge bize yetmiyor” dediler, “Ancak hem Beytşean ve köylerinde, hem de Yizreel Vadisinde oturanların, ovada yaşayan bütün Kenanlıların demirden savaş arabaları var.” Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Eski Ahit · Hakimler 1:19
RAB Yahudaoğullarıyla birlikteydi. Yahudaoğulları dağlık bölgeyi ele geçirdilerse de ovada yaşayan halkı kovamadılar. Çünkü bunların demirden savaş arabaları vardı. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Eski Ahit · Yeşu 17:16
Yusufoğulları, “Dağlık bölge bize yetmiyor” dediler, “Ancak hem Beytşean ve köylerinde, hem de Yizreel Vadisinde oturanların, ovada yaşayan bütün Kenanlıların demirden savaş arabaları var.” Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Eski Ahit · Hakimler 1:19
RAB Yahudaoğullarıyla birlikteydi. Yahudaoğulları dağlık bölgeyi ele geçirdilerse de ovada yaşayan halkı kovamadılar. Çünkü bunların demirden savaş arabaları vardı. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
We taught him the art of making garments for you to protect you against each others’ violence, But do you show any thanks?
And We taught him the making of metal coats of mail (for battles), to protect you in your fighting. Are you then grateful?
We taught him the making of coats of mail for you, to protect you from your [own] violence. Will you then be grateful?
And We taught him (the art of) making coats of mail for you (people), that they designed to fortify you against (one another's) violence (in your wars). Will you then be grateful?
And We taught him the fashioning of garments for you, to fortify you against your violence; then are you thankful?
I taught David the art of making Armor coat so that you (inherit it and) protect yourself in fighting. Do you ever thank for it?
And we taught him the art of making coats of mail for you, to shield you from each other's violence; are ye then grateful?
We taught him the making of armor for you to protect you from your enemy. Are you then thankful?
And We taught him the art of making coats of mail for you, that they may defend you in your wars: Will ye therefore be thankful?
And We gave Solomon right understanding of matters (or cases). To each of them We gave judgment and knowledge; and it was by Our power that the hills and the birds celebrate Our praises with David. It was We who did it.
And We taught him the working out of clothing (i. e., coat of mail) for you to fortify you against your violence; then are you thankful?
And We taught him the art of making garments (of mail) to protect you in your daring. Are ye then thankful?
And We taught him the art of making coats of mail to shield you from each other's violence. Will you not be grateful even then?
And We taught him how to make garments [of God- consciousness] for you, [O men,] so that they might fortify you against all that may cause you fear: but are you grateful [for this boon]?
We taught him the art of making body armour to protect you in battle. Will you then be grateful?
And We taught him the making of armour for you to protect you from your enemy. Are you then thankful
And we taught him the skill of making shields to protect you in war. Are you then thankful?
And We taught him the fashioning of coats of armor to protect you from your [enemy in] battle. So will you then be grateful?
And We taught him the making of garments for you, to protect you from your might; are you then grateful?
We taught him the science of armor to protect you from each other's foolhardy violence. Are you then thankful?
And We Who taught him how to make (metallic) coats with (overlapping) rings for your use, to protect you from each other’s attack: Then will you be grateful?
We taught him the skill of making armor as dress for you to protect you from what may harm you (in combat). So are you grateful?
AndWe taught him the making of armor for you to protect you from your enemy. Are you then thankful?