Diyanet İşleri
Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.
Enbiyâ suresi
Enbiyâ suresi, 47. ayet. وَنَضَعُ ٱلْمَوَٰزِينَ ٱلْقِسْطَ لِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا وَإِن كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا وَكَفَىٰ بِنَا حَٰسِبِينَ
veneḍa`u-lmevâzîne-lḳiṣṭa liyevmi-lḳiyâmeti felâ tużlemü nefsün şey'â. vein kâne miŝḳâle ḥabbetim min ḫardelin eteynâ bihâ. vekefâ binâ ḥâsibîn.
Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri Enbiyâ 34–47 3
Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O halde, onlar mı galip gelecekler?
De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.
Andolsun, onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa, muhakkak "Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik" diyeceklerdir.
Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.
Andolsun, biz Musa ile Harun'a, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkan'ı (Tevrat'ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik.
Onlar, görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.
İşte bu (Kur'an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. Şimdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
47. Yüce Allah, kıyamet gününde kullarını bir araya toplayacağı vakit onlar hakkında adaletle, en ufak bir haksızlık olmaksızın hüküm vereceğini haber vermekte, iyiliklerin ve kötülüklerin kendisi ile tartılacağı ve zerre kadar ağırlığı dahi açıkça gösteren adaletli teraziler koyacağını haber vermektedir. “Hiç kimseye” müslüman olsun, kâfir olsun iyilikleri eksiltilmek yahut kötülükleri artırılmak sureti ile “en ufak bir zulüm yapılmaz.” Yapılan hayır ya da şer en küçük ve en hafif bir şey olan “tek bir hardal tanesi ağırlığınca dahi olsa onu getiririz.” Sahibine onun karşılığı verilmek üzere onu hazır ederiz. Bu, Yüce Allah’ın şu buyruklarını andırmaktadır: “Kim zerre ağırlığınca bir hayır yaparsa onu görecektir, kim de zerre ağırlığınca bir kötülük yaparsa onu görecektir.” (ez-Zilzal, 99/7-8); “Vay halimize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” Bütün işlediklerini önlerinde hazır bulurlar.” (el-Kehf, 18/49)
“Hesaba çekenler olarak Biz yeteriz.” Şanı Yüce Allah, bununla kendi kerim zatını kastetmektedir. Hesaba çeken olarak o yüce zat yeter. Yani O, kullarının bütün yaptıklarını bilir. Onları eksiksiz olarak tespit etmiştir ve bir kitapta kaydetmiştir. Hem o amellerin miktarlarını hem de hak ettikleri sevabı ve cezayı bilir. Amelde bulunanlara amellerinin karşılığını ulaştıracak olan da O’dur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kıyamet halkının amellerinin tartılması için adalet terazilerini kurarız. O gün iyiliği azaltılıp, günahları çoğaltılarak hiçbir kimseye zulüm edilmez. Tartılacak olan şey hardal tanesi kadar az dahi olsa onu getiririz. Kullarımızın amellerini hesaplayıp, hesap görücüler olarak biz yeteriz.
Aynı kök: خردل (2 geçiş) · Aynı kök: ثقل (28 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş)
(Lokman, öğütlerine şöyle devam etti:) "Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da…
Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Aynı kök: قسط (25 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği…
Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Aynı kök: قسط (25 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
"Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak…
Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Aynı kök: قسط (25 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.
Aynı kök: قسط (25 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Onlar, yalanı çok dinleyen, haramı çok yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Onlardan yüz…
Aynı kök: قسط (25 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar…
Aynı kök: قسط (25 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Allah, sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara adil davranmaktan men etmez.…
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. dipnot 1 Kimseye hiçbir şekilde haksızlık edilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi kadar bile olsa, onu (teraziye) getirmiş (olacağ)ız. Hesap görenler olarak biz yeteriz.
Ve Biz, Kıyamet Günü dosdoğru tartan teraziler kurarız da, hiçbir kişi en küçük bir haksızlığa uğratılmaz; hatta hardal tanesi ağırlığında bir şey olsa, onu dahi gündeme getiririz: Biz, hesap görücü olarak yeter de artarız bile...
Ve Kıyamet Günü (öyle) doğru, (öyle hassas) teraziler kurarız ki, kimse en küçük bir haksızlığa uğratılmaz; bir hardal tanesi kadar bile olsa, (iyi ya da kötü) her şeyi tartıya sokarız; hesap görücü olarak kimse Bizden ileri geçemez!
Kıyamet sürecinde uluhiyet hükümlerine göre ölçütler koyarız! Hiçbir nefs (benlik - bilinç) en küçük bir zulme uğramaz. Bir hardal tanesi ağırlığınca olsa dahi onu getiririz. Hesap görücüler olarak biz (hakikatlerindeki Hasiyb özelliği) kafiyiz.
Biz ise, kıyamet gününe ait duyarlı teraziler koyarız da artık, hiç bir nefis hiç bir şeyle haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz. Hesap görücüler olarak biz yeteriz.
Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz.
Yeniden Yaratılış Günü'nde, adalet tartıları koyarız. Artık, kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal çekirdeği boyutunda bile olsa onu getiririz. Çünkü Hesap Gören olarak, Biz yeterliyiz.
Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Yapılan iş, bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa onu getiririz. Hesap gören olarak biz yeteriz.
Diriliş günü için adalet terazileri kurarız. Kimseye hiçbir haksızlık edilmez. Hardal tanesi kadar bir ağırlığı bile hesaba katacağız. Biz, hesapçı olarak yeteriz.
Diriliş günü için adalet terazileri kurarız. Kimseye hiç bir haksızlık edilmez. Hardal tanesi kadar bir ağırlığı bile hesaba katacağız. Biz, hesapçı olarak yeteriz.
Biz ise, kıyamet günü için dürüst teraziler koyarız; hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmez; bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirir koruz. Hesap gören olarak da Biz yeteriz.
Biz ise Kıyamet günü için mizanlara adaleti koruz da hiç bir nefis, zerrece zulm edilmez, bir hardel tanesi ağırlığınca da olsa onu getirir koruz, hisabcı da biz yeteriz
Kıyamet günü hak edileni eksiksiz belirleyen tartıları kurarız. Hiç kimse, hiçbir biçimde haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar da olsa her şeyi hesaba katarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz.
Kıyamet Günü hak edileni eksiksiz belirleyen tartıları kurarız. Hiç kimse, hiçbir biçimde haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar da olsa her şeyi hesaba katarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz.
Kıyamet Günü hak edileni eksiksiz belirleyen tartıları kurarız. Hiç kimse, hiçbir biçimde haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar da olsa her şeyi hesaba katarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz.
Biz ise, kıyamet gününe ait duyarlı teraziler koyarız da artık, hiç bir nefis hiç bir şeyle haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz. Hesap görücüler olarak biz yeteriz.
Biz kıyamet gününe mahsus adalet terazileri koyacağız. Artık hiçbir kimse hiçbir şeyle haksızlığa uğratılmayacakdır. (O şey) bir hardal danesi kadar bile olsa onu getiririz (mizana koyarız). Hesabcılar olarak da biz yeteriz.
Biz; kıyamet günü adalet terazilerini kurarız. Hiç kimse hiç bir şeyle haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar bile olsa yapılanı ortaya koyarız. Hesab görenler olarak da Biz, yeteriz.
(30-47) Kafirler, göklerle yer , birbirine yamalı halde / dikili halde iken onları ayırdığımızı /söktüğümüzü, her diri şeyi sudan yaptığımızı görmediler mi? hâlâ iman etmiyorlar mı? Arzda sarsılmasınlar diye sabiteler yaptık , yol olsun diye orada vadiler /geçitler yaptık , böylelikle belki yol bulurlar , semayı korunmuş bir çatı / dam / tavan yaptık , onlar da ayetlerimizden sırt çeviriyorlar! O ki geceyi gündüzü güneşi ve ayı yarattı , hepsi de bir yörüngede / felekte yüzüyor. Senden önce, hiçbir beşeri kalıcı yapmadık, şimdi sen eğer ölürsen, onlar kalıcı mı olacaklar? Her kişi / her nefis ölümü tadacaktır, sizi hayır ve şer fitneler ile / sınamalar ile imtihan edeceğiz (hayrı mı seçtiniz şerri mi seçtiniz gözükecek) ve bize döndürüleceksiniz. Kafirler seni gördükleri vakit sadece seninle alay ediyorlar, sizin ilahınızı hatırlatan işte bu mu? Diyorlar, Rahmanın zikrini inkâr edenler de onlardır. İnsanı acele üz ere yarattık, size ayetlerimi ilerde göstereceğim , acele etmeyiniz , diyorlar ki doğru sözlü isen bu vaadettiğin ne zaman? Kafirler, yü zlerinin ve arkalarının ateşle savamadıkları zamanı, yardımda edilmeyeceği zamanı bilselerdi, bilakis onlara aniden gelecek ve onları şaşırtacak, onu reddetmeye güçleri de yetmeyecek, bekletilmeyecekler de. Kesin olan şu ki senden önce de Resullerle alay edildi / dalga geçildi, onları alay ettikleri şey kuşattı / onlara hak oldu. Peki sizi gece ve gündüzde Rahman’dan kim koruyacak? Bilakis onlar Rablerinin zikrinden / kitabından sırt çevirenlerdir. Onlar için bizim dışımızda onlara mâni olacak ilahlar mı var? Onların kendilerine yardıma güçleri de yetmez, onlardan bir sahip çıkmada göremezler. Evet onları da babalarını da biz nemalandırdık / metalandırdık onlara ömür de uzadı, kesinlikle bizim arza müdahil olup etrafından kısalttığımızı görmüyorlar mı? Onlar mı yenecekler / galip gelecekler? Deki sizi vahiy vasıtasıyla uyarıyorum, uyarıldığı vakit, çağrıyı sağırlar işitmez, Rabbinin azabının hafif bir esinti, onlara dokunsa onlar diyecekler ki yazıklar olsun bize ki zalimlerden olduk. Kıyamet günü için teraziler / mizanlar kuracağız, Hiçbir ki şiye zulmedilmez, hardal tohumu ağırlığında dahi olsa biz onu getiririz, biz hesaba çeken olarak yeterliyiz.
Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.
Kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Hiç kimseye bir haksızlık edilmez (insanın yaptığı iş), bir hardal danesi ağırlığınca da olsa onu getiririz. Hesab gören olarak biz yeteriz.
Kıyamet /mezardan kalkış günü hassas teraziler kurarız dipnot 1 ; kimseye hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Yaptıkları bir hardal danesi ağırlığında da olsa onu oraya getiririz dipnot 2 . Hesap görücü olarak biz yeteriz.
(Mezardan) kalkış günü tam doğru teraziler kurarız; kimse bir haksızlığa uğratılmaz. Bir hardal danesi ağırlığında bile olsa terazilere koyarız. Biz hesap görmeye yeteriz.
Kıyamet günü adalet terazileri kurarız. Hiç bir nefis zulme uğramaz. Bir hardal tanesi ağırlığınca bile olsa onu getiririz. Hesap gören olarak biz yeteriz.
Kıyamet günü adalet terazileri kurarız. Hiç kimse bir haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi ağırlığınca bile olsa onu getiririz. Hesap gören olarak biz yeteriz.
Kıyamet günü için adalet terazilerini kuracağız/adaleti terazilere koyacağız. Hiç kimseye zerre kadar zulüm edilmeyecek. Hardal tanesi kadar birşey olsa onu ortaya getiririz. Hesapçılar olarak biz yeteriz!
And We set the scales even in Day of Judgement admitting of no deviation and We judge with absolute justice and accordingly no soul shall ever be wronged in the least. Every deed, good or bad, will We present with precision even if it be as light or as little as a mustard seed. Enough are We in putting the law in execution.
We will set up scales of justice for the Day of Resurrection so that no one can be wronged in the least, and if there should be even the weight of a mustard seed, We shall bring it out- We take excellent account.
We shall set up scales of justice for the Day of Judgment, so that not a soul will be dealt with unjustly in the least, and if there be (no more than) the weight of a mustard seed, We will bring it (to account): and enough are We to take account.
We shall set up just scales on the Day of Resurrection so that none will be wronged in the least. (We shall bring forth the acts of everyone), even if it be the weight of a grain of mustard seed. We shall suffice as Reckoners. dipnot 1
We will set up the Just Balance on the Day of Rising and no self will be wronged in any way. Even if it is no more than the weight of a grain of mustard-seed, We will produce it. We are sufficient as a Reckoner.
And We shall set up balances of justice on the Day of Resurrection, then none will be dealt with unjustly in anything. And if there be the weight of a mustard seed, We will bring it. And Sufficient are We to take account.
We shall set up the scales of justice on the Day of Resurrection, and no soul will be wronged in the least. Even if it be the weight of a mustard seed We shall produce it and We suffice as reckoners.
And We shall set up scales of justice (to weigh their deeds) on the Day of Resurrection so that no soul shall be done the least injustice. And even if it (the deeds of a person) were (as little as) the weight of a grain of mustard seed, We would bring it forth (for accurate account). And sufficient are We as Reckoners.
And We shall set up the just balances for the Resurrection Day, so that not one soul shall be wronged anything; even if it be the weight of one grain of mustard-seed We shall produce it, and sufficient are We for reckoners.
On the Day of Resurrection, the scales will be reset to zero so that even the equivalent of a mustard weight of good or bad be paid for accordingly; no soul will suffer the least injustice.
We will place just balances upon the resurrection day, and no soul shall be wronged at all, even though it be the weight of a grain of mustard seed, we will bring it; for we are good enough at reckoning up.
We will place the scales of justice for the day of Resurrection, so that no person will be wronged in the least. Even if it was the weight of a mustard seed, We will bring it. We are sufficient as a Reckoner.
We will appoint just balances for the day of resurrection; neither shall any soul be injured at all: Although the merit or guilt of an action be of the weight of a grain of mustard-seed only, We will produce it publicly; and there will be sufficient accountants with Us.
But if a breath of the Wrath of your Lord touches them, they will surely say, "O, woe is us! Verily, we were wrong-doers!"
And We will lay down the equitable scales for the Day of the Resurrection, so that not one self will be done an injustice in anything, and even in case it be the weight of one grain of mustard-seed, We will come up with it. And Sufficient are We for reckoners.
And We set a just balance for the Day of Resurrection so that no soul is wronged in aught. Though it be of the weight of a grain of mustard seed, We bring it. And We suffice for reckoners.
We shall fix the scales of justice on the Day of Resurrection, so that none will be wronged in the least; and even if it were equal to a mustard seed in weight We shall take it (into account). We are sufficient for computation.
But We shall set up just balance-scales on Resurrection Day, and no human being shall be wronged in the least: for though there be [in him but] the weight of a mustard-seed [of good or evil], We shall bring it forth; and none can take count as We do!
We set up the scales of justice for the Day of Judgment, so no soul will be wronged in the least. And ˹even˺ if a deed is the weight of a mustard seed, We will bring it forth. And sufficient are We as a ˹vigilant˺ Reckoner.
And We will place the scales of justice for the Day of Resurrection, so that no soul will be wronged in the least. Even if it was the weight of a mustard seed, We will bring it. And We are sufficient as a Reckoner.
We will establish the scales of justice on the Day of Resurrection. No soul will suffer the least injustice. Even the equivalent of a mustard seed will be accounted for. We are the most efficient reckoners.
And We place the scales of justice for the Day of Resurrection, so no soul will be treated unjustly at all. And if there is [even] the weight of a mustard seed, We will bring it forth. And sufficient are We as accountant.
And We will set up the balances of equity for the Day of Resurrection, so no soul will be wronged in anything; and though it be the weight of a mustard seed, We will bring it. And sufficient are We as account-takers.
We will set up the Scales of justice on the Day of Resurrection, and no person will be wronged in the least. Though the good or evil be of the weight of a mustard seed, We will bring it forth. We are Sufficient for reckoning and none can take account as We do. (99:7-8).
And We shall set up scales of justice for the Day of Judgment, so that not a soul will be treated unjustly in the least. And if there is (anything less than) the weight of a mustard seed, We will bring it up (for justice): And We are enough to take account.
We shall place scales to do justice on the Day of Judgment. So no one shall be wronged in the least. Even if it (a deed) is to the measure of a mustard seed, We will bring it forth, and We are enough to take account.
AndWe place the balances of justice for the Day of Resurrection, so that no soul will be wronged in the least. Even if it was the weight of a mustard seed, We will bring it. And We are enough as a Reckoner.