Diyanet İşleri
Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.
Enbiyâ suresi
Enbiyâ suresi, 58. ayet. فَجَعَلَهُمْ جُذَٰذًا إِلَّا كَبِيرًا لَّهُمْ لَعَلَّهُمْ إِلَيْهِ يَرْجِعُونَ
fece`alehüm cüŝeŝen illâ kebîral lehüm le`allehüm ileyhi yerci`ûn.
Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh Enbiyâ 48–77 3
"Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?" dediler.
İbrahim, dedi ki: "Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim."
Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.
Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.
Onlar, "Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir" dediler.
(İçlerinden bazıları), "İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk" dediler.
(Bir kısmı da) "O halde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler" dediler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
58. Onlar putlarını bırakıp gittikten sonra İbrahim, gizlice putların bulunduğu yere gitti “ona başvururlar diye” yani büyük putlarına dönüp İbrahim’in delilini kabul ederler, bu delile dikkat eder ve ondan yüz çevirmezler diye ki bu nedenle kıssanın sonlarında: “Kendi vicdanlarına dönerek dediler ki...” buyurulmaktadır, “büyükleri dışında (putların) hepsini” ki bu putlar tek bir puthanede bir arada bulunuyordu ve İbrahim büyükleri dışında hepsini “paramparça etti.” Yani İbrahim, ilerde açıklayacağı bir maksaddan dolayı büyük kabul ettikleri putları kırmadı. Burada “büyükleri” tabirindeki hassas nükte üzerinde dikkatle düşünelim. Çünkü Allah nezdinde sevilmeyen ve gazap olunan herhangi bir şey hakkında tazim ifadesi kullanılmaz, ancak bu, o tazimi fiilen yapan kimselere izafe etmek sureti ile olabilir. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem müşrik krallara mektup yazdığında: “İranlıların büyüğü, Bizanslıların büyüğü” vb. ifadeler kullanıyor ve “falan büyüğe” şeklinde bir ifade yazdırmıyordu. İşte burada da Yüce Allah “putlarından bir büyüğü” demeyerek “onların büyükleri” buyurmuştur. O nedenle bu hususa dikkat etmek ve Allah’ın hakir kılmış olduğu bir varlığı tazim etmekten sakınmak, bu tazim bildiren ifadeyi sadece onu öylece kabul edenlere izafe ederek kullanmakta titizlik göstermek gerekir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İbrahim onların putlarını paramparça edip küçük parçalara ayırdı. Diğerlerini kimin paramparça ettiğini sormalarını umarak en büyüğünü kırmadan bıraktı.
Aynı kök: جذذ (2 geçiş)
Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: رجع (104 geçiş)
Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz" dediler.
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: رجع (104 geçiş)
"Siz, Allah'ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah'ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Ortak kavram: Kibir
Güneşi doğarken görünce de, "İşte benim Rabbim! Bu daha büyük" dedi. O da batınca (kavmine dönüp), "Ey kavmim! Ben sizin Allah'a ortak koştuğunuz…
Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız.
Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
İnkar edenler, "Biz bu Kur'an'a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız" dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hallerini…
Ortak kavram: Kibir
Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(İbrahim), sonunda belki ona dönerler (sorarlar) diye büyükleri hariç onları (putları) paramparça etmişti.
Nihayet, onların tümünü paramparça etti; dönüp de kendisine başvurabilsinler diye (!) onların en iri yarı olanına dokunmadı.
Ve en büyükleri dışında (putların) hepsini paramparça etti; belki dönüp (bu olup biten için) ona başvururlar diye.
(Nihayet İbrahim) belki ona gidip sorarlar diye, en büyükleri dışında putları paramparça etti.
Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye.
Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye.
Sonunda, en büyükleri dışında, tümünü paramparça etti. Artık, belki ona başvururlar!
Onlar gidince hepsini paramparça edip içlerinden büyüğünü, ona başvursunlar diye sağlam bıraktı.
Hepsini param parça etti, ancak belki ona danışırlar diye en büyüklerine dokunmadı. dipnot 1
Hepsini param parça etti; ancak belki ona danışırlar diye en büyüklerine dokunmadı.
Derken, onları parça parça etti. Ancak büyüklerinden birini bıraktı ki belki ona müracaat ederler.
Derken onları parça parça etti, ancak bir büyüklerini bıraktı ki belki ona müracaat ederler
Sonra da kendisine sorsunlar diye, büyük olanı hariç diğerlerini parça parça etti.
Sonra da kendisine sorsunlar diye, büyük olanı hariç diğerlerini parça parça etti.
Sonra da kendisine sorsunlar diye, büyük olanını hariç diğerlerini parçaladı.
Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye.
Derken o, bunları parça parça etdi. Yalınız onların büyüğünü bırakdı, belki ona müracaat ederler diye.
Derken hepsini paramparça edip içlerinden büyüğünü, ona başvursunlar diye sağlam bıraktı.
Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.
Nihayet (İbrahim) onları parça parça etti, yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye(!)
Sonra hepsini paramparça etti ama kendisine başvururlar diye sadece büyüğüne dokunmadı.
Sonra onları param parça etti. Belki başvururlar diye büyük olanına dokunmadı.
Sonunda İbrahim hepsini paramparça edip içlerinden büyüğünü ona müracaat ederler diye (sağlam) bıraktı.
Sonunda İbrahim hepsini paramparça edip, içlerinden büyüğünü ona başvursunlar diye sağlam bıraktı.
Sonunda onları parça parça etti. Yalnız en büyüklerini bıraktı ki, dönüp ona başvurabilsinler.
And so he reduced them -the idols- into a useless form except their biggest, so that they might turn to it for information.
He broke them all into pieces, but left the biggest one for them to return to.
So he broke them to pieces, (all) but the biggest of them, that they might turn (and address themselves) to it.
Then he broke them all into pieces, dipnot 1 sparing only the supreme one among them that they may possibly return to him. dipnot 2
He broke them in pieces, except for the biggest one, so that they would have it to consult!
So he broke them to pieces, (all) except the biggest of them, that they might turn to it.
So he broke them into pieces, —all except the biggest of them— so that they might come back to it.
So he smashed them all into pieces, except their chief (idol), that they might return to it (for inquiry as he planned).
So he broke them into fragments, all but a great one they had, for haply they would return to it.
Accordingly he broke them all into pieces, except the chief "god" so that it may serve as a subject of discussion at their return.
So he brake them all in pieces, except a large one they had; that haply they might refer it to that.
So he broke them into pieces except for the biggest of them, so that they may turn to him.
And in the peoples absence he went into the temple where the idols stood, and he brake them all in pieces, except the biggest of them; that they might lay the blame upon that. And when they were returned,
And, by Allah! I have a plan for your idols after you have gone and turned your backs!"
So he made them into scraps, except a great one they had, that possibly they would return to it.
Then he reduced them to fragments, all save the chief of them, that haply they might have recourse to it.
So he smashed them up to pieces with the exception of the biggest, so that they may turn to it.
And then he broke those [idols] to pieces, [all] save the biggest of them, so that they might [be able to] turn to it.
So he smashed them into pieces, except the biggest of them, so they might turn to it ˹for answers˺.
So he broke them into pieces except for the biggest of them, so that they may turn to him.
He broke them into pieces, except for a big one, that they may refer to it.
So he made them into fragments, except a large one among them, that they might return to it [and question].
And he made them into pieces save a great one they had, that they might return to it.
Then he reduced them to fragments except the big one, so that they might turn to it. (37:88-98).
So he broke them to pieces, (everyone) except the biggest of them, that they might turn (and try asking) it.
Then, he turned all of them into pieces, except the big one of them, so that they may come back to it.
So he broke them into pieces except for the biggest of them, so that they may turn to him.