Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 58. ayet

Enbiyâ suresi, 58. ayet. فَجَعَلَهُمْ جُذَٰذًا إِلَّا كَبِيرًا لَّهُمْ لَعَلَّهُمْ إِلَيْهِ يَرْجِعُونَ

fece`alehüm cüŝeŝen illâ kebîral lehüm le`allehüm ileyhi yerci`ûn.

Diyanet İşleri

Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 55–61 · surenin 58. ayeti / 112
  1. Enbiyâ 55

    "Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?" dediler.

  2. Enbiyâ 56

    İbrahim, dedi ki: "Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim."

  3. Enbiyâ 57

    Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.

  4. 58

    Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.

  5. Enbiyâ 59

    Onlar, "Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir" dediler.

  6. Enbiyâ 60

    (İçlerinden bazıları), "İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk" dediler.

  7. Enbiyâ 61

    (Bir kısmı da) "O halde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler" dediler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

58. Onlar putlarını bırakıp gittikten sonra İbrahim, gizlice putların bulunduğu yere gitti “ona başvururlar diye” yani büyük putlarına dönüp İbrahim’in delilini kabul ederler, bu delile dikkat eder ve ondan yüz çevirmezler diye ki bu nedenle kıssanın sonlarında: “Kendi vicdanlarına dönerek dediler ki...” buyurulmaktadır, “büyükleri dışında (putların) hepsini” ki bu putlar tek bir puthanede bir arada bulunuyordu ve İbrahim büyükleri dışında hepsini “paramparça etti.” Yani İbrahim, ilerde açıklayacağı bir maksaddan dolayı büyük kabul ettikleri putları kırmadı. Burada “büyükleri” tabirindeki hassas nükte üzerinde dikkatle düşünelim. Çünkü Allah nezdinde sevilmeyen ve gazap olunan herhangi bir şey hakkında tazim ifadesi kullanılmaz, ancak bu, o tazimi fiilen yapan kimselere izafe etmek sureti ile olabilir. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem müşrik krallara mektup yazdığında: “İranlıların büyüğü, Bizanslıların büyüğü” vb. ifadeler kullanıyor ve “falan büyüğe” şeklinde bir ifade yazdırmıyordu. İşte burada da Yüce Allah “putlarından bir büyüğü” demeyerek “onların büyükleri” buyurmuştur. O nedenle bu hususa dikkat etmek ve Allah’ın hakir kılmış olduğu bir varlığı tazim etmekten sakınmak, bu tazim bildiren ifadeyi sadece onu öylece kabul edenlere izafe ederek kullanmakta titizlik göstermek gerekir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İbrahim onların putlarını paramparça edip küçük parçalara ayırdı. Diğerlerini kimin paramparça ettiğini sormalarını umarak en büyüğünü kırmadan bıraktı.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَجَعَلَهُمْ fecealehum nihayet onları etti kök: جعل
  2. جُذَٰذًا cuzazen parça parça kök: جذذ
  3. إِلَّا illa yalnız hariç
  4. كَبِيرًۭا kebiran büyüğü kök: كبر
  5. لَّهُمْ lehum onların
  6. لَعَلَّهُمْ leallehum belki
  7. إِلَيْهِ ileyhi ona
  8. يَرْجِعُونَ yerciune müracaat ederler (diye) kök: رجع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جذذ (2 geçiş)

    Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez…

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz" dediler.

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    "Siz, Allah'ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah'ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri…

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Ortak kavram: Kibir

    Güneşi doğarken görünce de, "İşte benim Rabbim! Bu daha büyük" dedi. O da batınca (kavmine dönüp), "Ey kavmim! Ben sizin Allah'a ortak koştuğunuz…

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız.

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    İnkar edenler, "Biz bu Kur'an'a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız" dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hallerini…

  • Ortak kavram: Kibir

    Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(İbrahim), sonunda belki ona dönerler (sorarlar) diye büyükleri hariç onları (putları) paramparça etmişti.

Mustafa İslamoğlu

Nihayet, onların tümünü paramparça etti; dönüp de kendisine başvurabilsinler diye (!) onların en iri yarı olanına dokunmadı.

Muhammed Esed

Ve en büyükleri dışında (putların) hepsini paramparça etti; belki dönüp (bu olup biten için) ona başvururlar diye.

Ahmed Hulusi

(Nihayet İbrahim) belki ona gidip sorarlar diye, en büyükleri dışında putları paramparça etti.

Ali Bulaç

Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye.

Ali Özek ve heyeti

Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye.

Ali Rıza Safa

Sonunda, en büyükleri dışında, tümünü paramparça etti. Artık, belki ona başvururlar!

Bayraktar Bayraklı

Onlar gidince hepsini paramparça edip içlerinden büyüğünü, ona başvursunlar diye sağlam bıraktı.

Edip Yüksel

Hepsini param parça etti, ancak belki ona danışırlar diye en büyüklerine dokunmadı. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Genç bir tektanrıcı olan İbrahim'in büyük put hariç diğer putları kırması ne putperestlerin tapınma özgürlüğünü ortadan kaldırıcı, ne de öfkesini dile getirici bir eylem değildi kuşkusuz. İbrahim'in bu eylemi didaktik bir amaç güdüyordu. Putperest halk, dinlerini sorgulama cesareti ve feraseti göstereceklerine, müşriklerin genel karakteri olan şiddet ile karşılık verdiler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Hepsini param parça etti; ancak belki ona danışırlar diye en büyüklerine dokunmadı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken, onları parça parça etti. Ancak büyüklerinden birini bıraktı ki belki ona müracaat ederler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken onları parça parça etti, ancak bir büyüklerini bıraktı ki belki ona müracaat ederler

Erhan Aktaş

Sonra da kendisine sorsunlar diye, büyük olanı hariç diğerlerini parça parça etti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra da kendisine sorsunlar diye, büyük olanı hariç diğerlerini parça parça etti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra da kendisine sorsunlar diye, büyük olanını hariç diğerlerini parçaladı.

Gültekin Onan

Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye.

Hasan Basri Çantay

Derken o, bunları parça parça etdi. Yalınız onların büyüğünü bırakdı, belki ona müracaat ederler diye.

İbni Kesir

Derken hepsini paramparça edip içlerinden büyüğünü, ona başvursunlar diye sağlam bıraktı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.

Süleyman Ateş

Nihayet (İbrahim) onları parça parça etti, yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye(!)

Süleymaniye Vakfı

Sonra hepsini paramparça etti ama kendisine başvururlar diye sadece büyüğüne dokunmadı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra onları param parça etti. Belki başvururlar diye büyük olanına dokunmadı.

Şaban Britch

Sonunda İbrahim hepsini paramparça edip içlerinden büyüğünü ona müracaat ederler diye (sağlam) bıraktı.

Şaban Piriş

Sonunda İbrahim hepsini paramparça edip, içlerinden büyüğünü ona başvursunlar diye sağlam bıraktı.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonunda onları parça parça etti. Yalnız en büyüklerini bıraktı ki, dönüp ona başvurabilsinler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And so he reduced them -the idols- into a useless form except their biggest, so that they might turn to it for information.

Abdul Haleem

He broke them all into pieces, but left the biggest one for them to return to.

Abdullah Yusuf Ali

So he broke them to pieces, (all) but the biggest of them, that they might turn (and address themselves) to it.

Abul A'la Maududi

Then he broke them all into pieces, dipnot 1 sparing only the supreme one among them that they may possibly return to him. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This was that practical proof. In the absence of the priests and attendants, Prophet Abraham (peace be upon him) entered their central Temple and broke all the idols to pieces.
  2. metne dön, dipnot 2
    The pronoun in the original text may be translated into it or him. In the former case, it will refer to the chief idol and in the latter to Prophet Abraham (peace be upon him). In the first case, it will imply a subtle sarcasm in order to make them realize that their creed of idol worship was foolish, for obviously the chief idol could not break the minor idols. In the second case, it will refer to Prophet Abraham (peace be upon him), who thought that they might turn to him about the incident and he might get an opportunity to have a frank talk with them about their absurd creed.

Aisha Bewley

He broke them in pieces, except for the biggest one, so that they would have it to consult!

Al-Hilali & Khan

So he broke them to pieces, (all) except the biggest of them, that they might turn to it.

Ali Quli Qarai

So he broke them into pieces, —all except the biggest of them— so that they might come back to it.

Amatul Rahman Omar

So he smashed them all into pieces, except their chief (idol), that they might return to it (for inquiry as he planned).

Arthur John Arberry

So he broke them into fragments, all but a great one they had, for haply they would return to it.

Bijan Moeinian

Accordingly he broke them all into pieces, except the chief "god" so that it may serve as a subject of discussion at their return.

E. Henry Palmer

So he brake them all in pieces, except a large one they had; that haply they might refer it to that.

Edip-Layth

So he broke them into pieces except for the biggest of them, so that they may turn to him.

George Sale

And in the peoples absence he went into the temple where the idols stood, and he brake them all in pieces, except the biggest of them; that they might lay the blame upon that. And when they were returned,

Hamid S. Aziz

And, by Allah! I have a plan for your idols after you have gone and turned your backs!"

Mahmoud Ghali

So he made them into scraps, except a great one they had, that possibly they would return to it.

Marmaduke Pickthall

Then he reduced them to fragments, all save the chief of them, that haply they might have recourse to it.

Mohamed Ahmed - Samira

So he smashed them up to pieces with the exception of the biggest, so that they may turn to it.

Muhammad Asad

And then he broke those [idols] to pieces, [all] save the biggest of them, so that they might [be able to] turn to it.

Mustafa Khattab

So he smashed them into pieces, except the biggest of them, so they might turn to it ˹for answers˺.

Progressive Muslims

So he broke them into pieces except for the biggest of them, so that they may turn to him.

Rashad Khalifa

He broke them into pieces, except for a big one, that they may refer to it.

Sahih International

So he made them into fragments, except a large one among them, that they might return to it [and question].

Sam Gerrans

And he made them into pieces save a great one they had, that they might return to it.

Shabbir Ahmed

Then he reduced them to fragments except the big one, so that they might turn to it. (37:88-98).

Syed Vickar Ahamed

So he broke them to pieces, (everyone) except the biggest of them, that they might turn (and try asking) it.

Taqi Usmani

Then, he turned all of them into pieces, except the big one of them, so that they may come back to it.

The Monotheist Group

So he broke them into pieces except for the biggest of them, so that they may turn to him.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 58. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 58. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 58. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩