Diyanet İşleri
İbrahim, "Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
Enbiyâ suresi
Enbiyâ suresi, 54. ayet. قَالَ لَقَدْ كُنتُمْ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمْ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ
ḳâle leḳad küntüm entüm veâbâüküm fî ḍalâlim mübîn.
İbrahim, "Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh Enbiyâ 48–77 3
Andolsun, daha önce de İbrahim'e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
Hani o, babasına ve kavmine, "Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?" demişti.
"Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk" dediler.
İbrahim, "Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
"Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?" dediler.
İbrahim, dedi ki: "Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim."
Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
54. “Andolsun ki siz de atalarınız da apaçık bir sapıklığa düşmüşsünüz.” Sizin sapıklığınız, gâyet açık ve seçik bir şekilde ortadadır. Şirk koşmak ve tevhidi terk etmek sureti ile içine düşülen sapıklıktan daha ileri sapıklık ne olabilir ki? Bu şu demek oluyordu: Şirk koşmanıza dair ileri sürdüğünüz bu gerekçe, delil diye tutunulabilecek bir gerekçe değildir. Siz de onlar da herkes tarafından görülebilen apaçık bir sapıklık içerisindesiniz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İbrahim onlara şöyle dedi: -Ey Tabi olanlar!- Andolsun ki siz ve atalarınız hak yoldan ayrılıp apaçık bir sapkınlığı takip eden kimselersiniz.
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Hani İbrahim, babası Azer'e, "Sen putları ilah mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum" demişti.
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
"Babamı da bağışla. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır."
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: ابو (117 geçiş)
Hani babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?"
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Kardeşleri dediler ki: "Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde, Yusuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir…
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.
Aynı kök: ابو (117 geçiş)
Yoksa siz Yakub'un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediği, onların da, "Senin ilahına ve ataların İbrahim,…
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(İbrahim) "Şüphesiz ki siz de atalarınız da apaçık bir sapkınlık içindesiniz!" demişti.
Dedi ki: "Doğrusu siz de, atalarınız da başından beri açık bir sapıklık içindeymişsiniz."
(İbrahim:) "Doğrusu, siz de atalarınız da apaçık bir sapıklık içindeymişsiniz!" dedi.
(İbrahim) dedi ki: "Yemin ederim ki, sizin de atalarınızın da sapık bir düşüncede olduğu apaçık ortada!"
Dedi ki: "Andolsun, siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içindesiniz."
Doğrusu, siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz, dedi.
Dedi ki: "Gerçek şu ki, siz ve atalarınız, apaçık bir sapkınlık içindesiniz!"
İbrahim, "Andolsun ki, sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
"Doğrusu, siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içine düşmüşsünüz" deyince,
'Doğrusu, siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içine düşmüşsünüz,' deyince,
İbrahim: "Andolsun ki, siz de, atalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz!" dedi.
Kasem olsun ki dedi, siz de atalarınız da açık bir dalal içindesiniz
"Gerçek şu ki siz de atalarınız da açık bir sapkınlık içindesiniz." dedi.
"Gerçek şu ki siz de, atalarınız da açık bir sapkınlık içindesiniz." dedi.
"Gerçek şu ki siz de atalarınız da açık bir sapkınlık içindesiniz." dedi.
Dedi ki: "Andolsun, siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içindesiniz."
(İbrahim) dedi: "Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz".
O: Andolsun ki sizler de, babalarınız da apaçık bir sapıklık içerisindesiniz, demişti.
(51-57) Kesin olan şu ki önceden de İbrahim’i yetişkinliğe / rüşte eriştirdik, Onu bilenlerdendik, O, babasına ve kavmine tutkunu olduğunuz bu heykeller ne ola ki dedi, onlar da babalarımızı bunlara ibadet eder halde bulduk dediler, kesin olan şu ki siz ve babalarınız apaçık bir sapıklık içindesiniz dedi. Sen bize gerçeğimi getirdin yahut bizle oynuyor musun dediler. Dedi ki Rabbiniz, semaların ve arzın Rabbidir, onları yaratmıştır ve ben de buna şahit oluyorum, Allah’a yemin olsun ben de sizin heykellerinize, siz dönüp gittikten sonra bir tuzak kurgulayacağım dedi, büyük olanı hariç onları parçaladı, onu da belki geri dönerler diye parçalamadı. Dediler ki bunu ilahlarımıza kim yaptı? Kesinlikle o zalimlerdendir, İbrahim dedikleri bir gencin onları andığını işittik dediler. Onu insanların göz önüne getirin böylelikle belki şahitlik ederler (Belki İbrahim denilen bu genç kırdı derler) Dediler ki Ey İbrahim ilahlarımıza bunu sen mi yaptın? Dedi ki onların büyük olanı, işte bu, yapmış olabilir, konuşabiliyorsanız ona sorun dedi, kendilerine döndüler ve dediler ki siz zalimlerdensiniz, sonra da başları eğik vaziyette , kesin olarak sende bilirsin ki onlar konuşamazlar dediler , Allah’ın dışında size faydası yahut zararı olmayan şeylere mi ibadet ediyorsunuz? Size de Allah’tan başka ibadet ettiklerinize yuh olsun / uf olsun hâlâ akıllanmayacak mısınız? dedi İlahlarınıza bir yardımınız olacaksa , bir şey yapacaksanız eğer , onu / İbrahim’i yakın dediler, biz de dedik ki ey ateş İbrahim’e soğuk ol ve barışık ol. O ateşle muratları hileli bir tuzak idi , onları hasara uğrattık, Onu ve Lut’u İçinde alemlere bereket olan bir yere götürmek için kurtardık, Ona İshak’ı hibe ettik, İlave olarak / ekstra olarak Yakub’u da hibe ettik, hepsini de Salihlerden eyledik, onları emrimizle hidayete erdiren bir toplum / bir ümmet yaptık , onlara hayırlı fiilleri / hayırlar işlemeyi namaz kılmayı zekât vermeyi vahyetti k, onlar da bize ibadet edenler oldular.
İbrahim: “Andolsun siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz.” dedi.
"Doğrusu siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içine düşmüşsünüz!" dedi.
Dedi ki: "Siz de atalarınız da belli ki doğru yoldan çıkmışsınız."
Dedi ki "Siz de sizin atalarınız da gerçekten açık bir sapkınlık içindesiniz."
Hiç kuşkusuz siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorsunuz, dedi.
-Hiç kuşkusuz siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorsunuz dedi.
Dedi: "Vallahi, siz de atalarınız da açık bir sapıklık içine düşmüşsünüz."
"But you and your fathers", said Ibrahim, "were erroneous indeed in your system of faith and worship".
He said, ‘You and your fathers have clearly gone astray.’
He said, "Indeed ye have been in manifest error - ye and your fathers."
He said: "Certainly you and your fathers have all been in manifest error."
He said, ‘You and your fathers are clearly misguided. ’
He said: "Indeed, you and your fathers have been in manifest error."
He said, ‘Certainly you and your fathers have been in manifest error. ’
He said, `Surely, you yourselves and your fathers have been plainly mistaken. '
He said, 'Then assuredly you and your fathers have been in manifest error. '
Abraham said: "You and your fathers have been wrong. "
Said he, 'Both you and your fathers have been in obvious error. '
He said, "You and your fathers have been clearly misguided."
He said, verily both ye and your fathers have been in a manifest error.
Said they, "We found our fathers worshipping them. "
He said, "Indeed you were already, you and your fathers, in evident error. "
He said: Verily ye and your fathers were in plain error.
He said: "You and your fathers were in clear error. "
Said he: "Indeed, you and your forefathers have obviously gone astray!"
He responded, "Indeed, you and your forefathers have been clearly astray."
He said: "You and your fathers have been clearly misguided. "
He said, "Indeed, you and your parents have gone totally astray."
He said, "You were certainly, you and your fathers, in manifest error. "
He said: “You and your fathers have been in manifest error.”
He said, "Indeed you are in plain error as your ancestors were. "
He said: "Indeed, you have been clearly in error— You and your fathers. "
He said, "Surely you and your fathers have been in open error."
He said: "You and your fathers have been clearly misguided."