Diyanet İşleri
"Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir."
Enbiyâ suresi
Enbiyâ suresi, 110. ayet. إِنَّهُۥ يَعْلَمُ ٱلْجَهْرَ مِنَ ٱلْقَوْلِ وَيَعْلَمُ مَا تَكْتُمُونَ
innehû ya`lemü-lcehra mine-lḳavli veya`lemü mâ tektümûn.
"Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sâlih kullar yeryüzüne vâris; âlemlere rahmet Enbiyâ 98–112 3
(Ey Muhammed!) Seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.
De ki: "Bana ancak, ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Artık müslüman oluyor musunuz?"
Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "(Bana emrolunanı, ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı, bilmiyorum."
"Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir."
"Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır."
(Peygamber), "Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. Bizim Rabbimiz, sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahman'dır" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 109–110. ayetler için yazılmıştır.
109. “Eğer” Rablerine ibadete yönelmekten “yüz çevirirlerse” başlarına gelecek türlü musibetlerden ve azaplardan onları sakındırarak “de ki: Ben size eşit olarak bildirdim.” Yani gelecek olan cezayı haber verdim. Bu konuda benim bilgim ile sizin bilginiz artık eşittir. O halde azap üzerinize indiği vakit: “Bize bir müjdeleyici ve bir korkutucu gelmedi” (el-Maide, 5/19) demeyin. Aksine şu anda benim bilgim ile sizin bilginiz bu hususta birbirine eşittir. Çünkü ben sizi uyardım, sakındırdım ve küfrün âkıbetini size bildirdim. Sizden hiçbir şey gizlemedim. “Size vaat olunan” o azab “yakın mıdır, uzak mıdır, orasını bilemem.” Çünkü onun bilgisi Allah nezdindedir ve o azabı getirmek, O’nun kudretindedir. Benim bu konuda hiçbir yetkim yoktur.
[110. “Şüphe yok ki O, sözün açığa vurulanını da bilir, sizin gizlediklerinizi de bilir.” Şüphesiz Allah, açığa vurduğunuz sözleri de içinizde gizlediğiniz şeyleri de bilmektedir ve onlardan dolayı sizi hesaba çekecektir.]
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz Allah Teâlâ açığa vurduğunuz sözü ve O'ndan gizlediğinizi de bilir. Bundan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Şüphesiz bunun karşılığını size verecektir.
Aynı kök: جهر (16 geçiş)
Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
Aynı kök: جهر (16 geçiş)
Allah, zulme uğrayanın dile getirmesi dışında, çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Aynı kök: جهر (16 geçiş)
Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Musa'dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve "Allah'ı bize açıkça…
Aynı kök: كتم (21 geçiş)
Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…
Aynı kök: كتم (21 geçiş)
Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.
Aynı kök: كتم (21 geçiş)
Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah, gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki (Allah) sözün açığını da bilir, gizlediklerinizi de bilir." dipnot 1
Fakat (Allah) açıktan söyleneni nasıl bilirse, gizlediklerinizi de öylece bilir.
"Doğrusu O, sözün açığa vurulanını da bilir, örtüp gizlediklerinizi de bilir.
"Muhakkak ki O, düşüncelerinizden açığa vurduğunuzu da gizlemekte olduğunuzu da bilir. "
"Şüphesiz O, sözün açıkta söylenenini de bilmekte, saklamakta olduklarınızı da bilmektedir."
Şüphesiz Allah sözün açığını da bilir, gizli tuttuklarınızı da bilir.
"Kuşkusuz, O, açıkça söylenen sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir!"
Şüphesiz O, sözün açığını da bilir; gizlediklerinizi de bilir.
"O, açıklanan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir."
'O, açıklanan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.'
Şüphesiz ki O, söylenenin açığa vurulanını da bilir gizlediğinizi de bilir.
Şübhe yok ki o, söylenenden, açığa vurulanı da bilir gizlediğinizi de bilir
"O, açıkça söylenen sözleri de bilir, gizlediklerinizi de bilir."
"O, açıkça söylenen sözleri de bilir, gizlediklerinizi de bilir."
O, açıkça söylenen sözleri de bilir, gizlediklerinizi de bilir.
"Şüphesiz O, sözün açıkta söylenenini de bilmekte, saklamakta olduklarınızı da bilmektedir."
"Hiç şübhesiz ki sözün açığını da O biliyor, gizlemekde olduğunuzu da O biliyor".
Doğrusu O, sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediklerinizi de bilir.
(107-112) Seni alemlere rahmet olarak gönderdik, deki bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyoluyor, siz teslim olmuyor musunuz / Müslüman olmuyor musunuz? Eğer yüz çevirirlerse deki eşit bir şekilde size duyurdum / ilan ettim , size vaat edilen yakın mı uzak mı bilmiyorum / idrak edemiyorum, sözlerin açıktan olanını da saklı / ketum olanını da O, kesinlikle bilir, belki bu (azabın gelmemiş olması) sizin için fitnedir / sınamadır yahut belli süreliğine bir geçimdir / faydalanmadır onu da bilmiyorum / idrak edemiyorum, de ki Rabbim gerçek ile hükmünü / kararını ver, Rabbimiz tüm vasıflandırmalarınıza rağmen, esirgeyendir, yardımına sığınılacak olandır.
'Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir.''
"Şüphesiz O, sözün açığını da bilir, gizlediklerinizi de bilir."
Allah, açıkça söylenenleri bilir. O, gizlediklerinizi de bilir dipnot 1 .
Allah açık olan sözü bildiği gibi gizlediğinizi de bilir.
Şüphesiz Allah, açığa vurulan sözü de gizlediğiniz sözü de bilir.
Şüphesiz Allah, açığa vurulan sözü de gizlediğiniz sözü de bilir.
Kuşkusuz O, sözün açığa vurulanını da bilir; saklamakta olduklarınızı da bilir.
"He -Allah- knows what is avowed openly and the open course of action, and He knows what the breasts forge and what they store of thoughts and feelings and all that is suggested secretly to the mind. He.knows all that you do out of sight".
but He knows what you reveal and conceal.
"It is He Who knows what is open in speech and what ye hide (in your hearts).
Indeed He knows what you say loudly and what you hide. dipnot 1
He knows what is said openly and He knows what you hide.
(Say O Muhammad صلى الله عليه وسلم): Verily, He (Allâh) knows that which is spoken aloud (openly) and that which you conceal.
Indeed He knows whatever is spoken aloud, and He knows whatever you conceal.
`Verily, He knows the words you speak openly and He knows (the thoughts) which you hide.
Surely He knows what is spoken aloud and He knows what you hide.
"Know that the Lord hears whatever you say publicly or whatever you keep for yourselves as a secret. "
Verily, He knows what is spoken openly, and He knows what ye hide.
"He knows what is spoken publicly and He knows what you keep secret."
Verily God knoweth the discourse which is spoken in public; and He also knoweth that which ye hold in private.
But if they turn their backs, then say, "I have proclaimed the message to you all alike, though I know not if what you are promised be near or far. "
Surely He knows what is spoken aloud, (literally: loud saying) and He knows what you keep back.
Lo! He knoweth that which is said openly, and that which ye conceal.
He knows surely what you say aloud, and what you hide within your breasts.
"Verily, He knows all that is said openly, just as He [alone] knows all that you would conceal.
Allah surely knows what you say openly and whatever you hide.
"He knows that which is spoken publicly and He knows that which you keep secret. "
"He is fully aware of your public utterances, and He is fully aware of everything you conceal.
Indeed, He knows what is declared of speech, and He knows what you conceal.
“He knows what is public of speech, and He knows what you conceal.
Verily, He knows all that is said openly, just as He knows all that you conceal.
"Verily, it is He Who knows what is open in speech and what you hide.
Surely, He knows what is spoken openly and He knows what you conceal.
"He knows that which is spoken publicly and He knows that which you keep secret."