Diyanet İşleri
Onlar, görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.
Enbiyâ suresi
Enbiyâ suresi, 49. ayet. ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَهُم مِّنَ ٱلسَّاعَةِ مُشْفِقُونَ
elleẕîne yaḫşevne rabbehüm bilgaybi vehüm mine-ssâ`ati müşfiḳûn.
Onlar, görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh Enbiyâ 48–77 3
Andolsun, onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa, muhakkak "Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik" diyeceklerdir.
Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.
Andolsun, biz Musa ile Harun'a, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkan'ı (Tevrat'ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik.
Onlar, görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.
İşte bu (Kur'an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. Şimdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz?
Andolsun, daha önce de İbrahim'e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
Hani o, babasına ve kavmine, "Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?" demişti.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
49. Yüce Allah daha sonra takvâ sahiplerinin özelliklerini açıklayarak şöyle buyurmaktadır: “Rablerinden gıyaben korkarlar.” İnsanların kendilerini görmediği yerde, herkesin gözünden uzak oldukları halde bile O’ndan korkarlar. İnsanların kendilerini gördükleri hallerde korkmaları ise öncelikle söz konusudur. Bu sebeple haram kıldığı şeylerden her zaman uzak dururlar ve emirlerini daima yerine getirirler. “Ve onlar Kıyametten dolayı da korku içindedirler.” Rablerini tam anlamı ile bildiklerinden dolayı ondan korkar, çekinirler. Böylelikle hem ihsan makamını hem de Allah’tan korkma makamını bir arada elde etmiş olurlar. Buradaki atıf (“ve” bağlacı) aynı şey ve aynı niteliğe sahip varlık hakkında varid olan birbirinden farklı sıfatları, birbirine atfetmek kabilindendir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar, Rablerini görmemiş olmalarına rağmen O'na iman edip cezalandırmasından korkan kimselerdir. Ve kıyametten de oldukça çekinirler.
Aynı kök: شفق (11 geçiş) · Aynı kök: خشي (48 geçiş)
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat…
Aynı kök: شفق (11 geçiş) · Aynı kök: خشي (48 geçiş)
Rablerinin azametinden korkup titreyenler,
Aynı kök: شفق (11 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)
Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü…
Aynı kök: خشي (48 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş)
Hiçbir günahkar başka bir günahkarın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey…
Aynı kök: خشي (48 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş)
Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele.
Aynı kök: خشي (48 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş)
(32-33) (Onlara şöyle denir:) "İşte bu, size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. O, her tövbe eden, O'nun emrini gözeten için, görmediği halde sırf…
Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş)
Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Kıyamet'in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü…
Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş)
İnkar edenler, "Kıyamet bize gelmeyecektir" dediler. De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar takvâ (duyarlılık) sahipleri, gaybdaki (bilinemeyendeki) Rablerine saygı duyarlar; dipnot 1 (dahası) onlar o (Son) Saat'ten de tir tir titreyenlerdir.
onlar ki, idrak sınırını aşan bir hakikat olsa da Rablerinden korkarlar; yine onlar (görürcesine inandıkları) Son Saat'ten dolayı titrerler.
o (bilinçli, duyarlı) kimseler ki, algı ve tasavvurlarının ötesinde olsa da, Rablerinden korkar ve Son Saat'in kaygısıyla titrerler.
Onlar ki gaybları olarak Rablerinden haşyet ederler. . . Onlar o Saat'ten de titrerler.
Onlar, Rablerine karşı gayb ile (O'nu görmedikleri halde) bir haşyet içindedirler ve onlar, kıyamet saatinden 'içleri titremekte olanlardır.'
(O takvâ sahipleri ki) onlar, görmedikleri halde Rablerine candan saygı gösterirler. Yine onlar, kıyametten korkan kimselerdir.
Onlar, görmemelerine karşın, Efendilerine derin saygı duyarlar; evrenlerin sonundan da ürperirler.
Takva sahipleri, görmedikleri halde Rabblerine bilinçli bir şekilde saygı duyarlar; onlar kıyametten korkan kimselerdir.
Onlar ki kimse kendilerini görmezken bile Efendi'lerini sayarlar ve o anın dehşetini duyarlar.
Onlar ki kimse kendilerini görmezken bile Rab'lerini sayarlar ve Saatin dehşetini duyarlar.
O takva sahipleri için ki, gıyabında Rablerinden korkarlar ve kıyamet endişesiyle titrer dururlar.
O müttekıler için ki rablarına gıyabda haşyet beslerler ve o saatten titrer dururlar
Onlar, Rabb'lerini görmedikleri halde, O'na içten derin bir saygı duyarlar. Ve onlar, kıyamet gününün hesabından endişe ederler.
Onlar, Rabb'lerini görmedikleri halde, O'na içten derin bir saygı duyarlar. Ve onlar, Kıyamet Günü'nün hesabından endişe ederler.
Onlar, Rabb'lerini görmedikleri halde, O'na içten derin bir saygı duyarlar. Ve onlar, Kıyamet Günü'nün hesabından endişe ederler.
Onlar rablerine karşı gayb ile (O'nu görmedikleri halde) bir haşyet içindedirler ve onlar, kıyamet saatinden 'içleri titremekte olanlardır.'
(Öyle takvaa saahibleri) ki onlar tenhada da Rablerine candan saygı gösterirler. Onlar kıyametden korkanlardır.
Onlar ki görmedikleri halde, Rabblarından korkarlar ve kıyamet saatından titrerler.
(48-50) Kesin olan şu ki Musa’ya Harun’a Furkan’ı, muttakilere ışık ve hatırlatma olması için verdik, onlar ki Rableri gayb olduğu halde korkarlar, saat konusunda da titrer haldedirler, işte bu mübarek bir kitaptır ki onu indiriyoruz, siz mi onu inkâr ediyorsunuz?
Onlar, görmedikleri halde Rablerinden korkan ve kıyamet saatinden de çekinen kimselerdir.
Korunanlar görmeden Rablerinden korkarlar ve (Duruşma) sa'at(in)den de titrerler.
Kendilerini yanlışlardan koruyanlar; içten içe dipnot 1 Rablerinden çekinen ve hesap verme saatinden dolayı korkudan titreyen kimselerdir.
Onlar, Rablerinin korkusunu içlerinde dipnot 1 hisseden ve kıyamet saatinden dolayı da ürperen kimselerdir.
Onlar, görmedikleri halde Rablerinden korkan ve kıyamet saatinden de sakınan kimselerdir.
Onlar, görmedikleri halde Rablerinden korkan ve kıyamet saatinden de sakınan kimselerdir.
O korunanlar ki, hiç görmeden Rablerinden korkarlar. Kıyamet saatinden de ürperirler onlar.
Who stand in awe of Allah albeit they cannot apprehend Him by sight and think of the Day of Resurrection dreading the Final Hour of Judgement.
those who stand in awe of their Lord, though He is unseen, and who fear the Hour.
Those who fear their Lord in their most secret thoughts, and who hold the Hour (of Judgment) in awe.
for those who fear their Lord without seeing Him and dread the Hour dipnot 1 (of Reckoning).
those who fear their Lord in the Unseen and are apprehensive about the Hour.
Those who fear their Lord without seeing Him, and they are afraid of the Hour.
Those who fear their Lord in secret, and who are apprehensive of the Hour.
Those who stand in awe of their Lord even in their heart of hearts and who dread the Hour (of Judgment).
such as fear God in the Unseen, trembling because of the Hour.
Those who are at awe with their Lord (even though they have not seen Him with their own eyes) and are always keep the Day of Judgment in their minds.
who are afraid of their Lord in secret; and who at the Hour do shrink.
Those who revere their Lord, even when unseen, and they are wary of the moment.
who fear their Lord in secret, and who dread the hour of judgment.
In the past We did give to Moses and Aaron the Criterion (or Discrimination), and a Light and a Reminder to those who fear (evil);
The ones who are apprehensive of their Lord in the Unseen, and they are timorous (because of) the Hour.
Those who fear their Lord in secret and who dread the Hour (of doom).
Who are fearful of their Lord inwardly and dread the Hour.
who stand in awe of their Sustainer although He is beyond the reach of human perception, and who tremble at the thought of the Last Hour.
who are in awe of their Lord without seeing Him,[1] and are fearful of the Hour.
Those who reverence their Lord, even when unseen, and they are weary for the Hour.
The ones who reverence their Lord, even when alone in their privacy, and they worry about the Hour.
Who fear their Lord unseen, while they are of the Hour apprehensive.
Those who fear their Lord unseen, and are of the Hour in dread.
(For those) who stood in awe of their Lord even in privacy, and feared the approaching Hour of accountability.
Those who fear their Lord in their (inner) most secret thoughts, and who hold the Hour (of Judgment) in fear.
- those who have awe of their Lord without having seen Him, and are fearful of the Hour (of Judgment).
Those who are concerned towards their Lord in the unseen, and they are weary of the Hour.