Diyanet İşleri
En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, "İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür" diyerek karşılarlar.
Enbiyâ suresi
Enbiyâ suresi, 103. ayet. لَا يَحْزُنُهُمُ ٱلْفَزَعُ ٱلْأَكْبَرُ وَتَتَلَقَّىٰهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ هَٰذَا يَوْمُكُمُ ٱلَّذِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ
lâ yaḥzünühümü-lfeza`u-l'ekberu veteteleḳḳâhümü-lmelâikeh. hâẕâ yevmükümü-lleẕî küntüm tû`adûn.
En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, "İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür" diyerek karşılarlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sâlih kullar yeryüzüne vâris; âlemlere rahmet Enbiyâ 98–112 3
Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler.
Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükafat hazırlanmış olanlar var ya; işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır.
Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. Canlarının istediği nimetler içinde ebedi olarak kalırlar.
En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, "İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür" diyerek karşılarlar.
Yazılı kağıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaad olarak- onu yine yapacağız. Biz bunu muhakkak yapacağız.
Andolsun, Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebur'da da, "Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır" diye yazmıştık.
Şüphesiz bunda Allah'a kulluk eden bir toplum için yeterli bir mesaj vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
103. “En büyük dehşet onları endişelendirmez” İnsanlar ileri derecede korkup dehşete düşeceklerinde kendileri tedirgin olmayacaklardır. Bu, Kıyamet gününde cehennem ateşinin yakınlaştırılacağı vakit olacaktır. O vakit cehennem kâfirlere ve isyankârlara karşı öfkelenip köpürecek, insanlar bu işten dolayı alabildiğine korkacaklardır. Onlar kendilerini bekleyen nimetleri bildiklerinden ve Yüce Allah da korktuklarından yana onlara güvenlik altında olacakları teminatını verdiğinden dolayı bu durumdan tasalanmayacaklardır. Kabirlerinden diriltilecekleri ve amel defterlerini almak üzere asil binekler üzerinde konuk heyetler halinde gelecekleri vakit “melekler onları” tebrik ederek “karşılayıp: İşte bu, size vaat edilen gündür, derler.” Allah’ın size vaat ettiğinden dolayı ne mutlu sizlere! Karşı karşıya kalacağınız lütuf ve ihsanlardan ötürü müjde size! Alabildiğine sevinebilir, neşelenebilirsiniz. Çünkü hoşunuza gitmeyecek ve sizi korkutacak her şeye karşı Allah, sizi güvenlik altına almıştır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Cehennem ehlinin üzerine cehennem ateşi kapatıldığı zaman en büyük korku bile onları korkutamaz. Melekler onları tebrik ederek: İşte bu dünyada iken size vadedilen gündür, derler. Orada kendilerini bekleyen nimetlerle onları müjdelerler.
Aynı kök: فزع (6 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Allah katında, O'nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince…
Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)
Şüphesiz "Rabbimiz Allah'tır" deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: "Korkmayın, üzülmeyin,…
Aynı kök: فزع (6 geçiş)
Sur'a üfürüleceği ve Allah'ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını…
Aynı kök: فزع (6 geçiş)
Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler.
Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Ortak kavram: Vaad
Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu…
Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)
Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde, ağızlarıyla "İnandık" diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar…
Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Kibir
Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara, ebedi olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler…
Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)
Şöyle dediler: "Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
En büyük dehşet bile onları hüzünlendirmeyecektir. dipnot 1 Melekler kendilerini şöyle karşılayacaktır: "İşte bu, size vadedilmiş olan (mutlu) gününüzdür." dipnot 2
Onları, (kıyamete mahsus) o benzeri görülmemiş dehşetli panik dahi tasalandırmayacak; zira melekler kendilerini "Bu, işte size vaad edilen o (mutlu) gündür!" diye karşılayacaklar.
(Kıyamet Günü'nün uyandıracağı) o benzeri olmayan büyük korku bile onları kaygılandırmayacak; çünkü melekler böylelerini "Size söz verilen (mutlu) Gün işte bu Gün'dür!" sözleriyle karşılayacaklar.
O en büyük korku (ölüm kavramı kalktığı için) onları üzmez ve melekler onları karşılar: "İşte bu vadolunduğunuz sizin gününüzdür. "
Onları, o en büyük korku hüzne kaptırmaz ve: "İşte bu sizin gününüzdür, size va'dedilmişti" diye melekler onları karşılayacaklardır.
En büyük dehşet dahi onları tasalandırmaz. Melekler kendilerini şöyle karşılar: İşte bu size vâdedilmiş olan (mutlu) gününüzdür.
En büyük korku onları kaygılandırmaz. Ve melekler, onları, şöyle karşılar: "İşte bu, size sözü verilen gününüzdür!"
En büyük dehşet bile onları tasalandırmaz. Melekler kendilerini, "Size söz verilen gün, işte bugündür" diye karşılarlar.
O en büyük korku onları üzmez. Kendilerini melekler, "İşte bu, size söz verilen gününüzdür!" diye karşılar.
O en büyük korku onları üzmez. Kendilerini melekler, 'İşte bu, size söz verilen gününüzdür!,' diye karşılar.
O büyük korku bunları mahzun etmeyecek ve bunları melekler şöyle karşılayacaklar: "İşte bu size va'dedilen gününüzdür."
O fezeı ekber bunları mahzun etmiyecek ve bunları Melekler şöyle karşılayacaklar: bu işte sizin o gününüz ki va'dolunuyordunuz
O en büyük dehşet, onları kaygılandırmayacak. Ve melekler, "İşte bu, size söz verilen gününüzdür." diye onları karşılayacaklar.
O en büyük dehşet, onları kaygılandırmayacak. Ve melekler, "İşte bu, size söz verilen gününüzdür." diye onları karşılayacaklar.
O en büyük dehşet, onları kaygılandırmayacak. Ve melekler, "İşte bu, size söz verilen gününüzdür." diye onları karşılayacaklar.
Onları, o en büyük korku hüzne kaptırmaz ve: "İşte bu sizin gününüzdür, size vaadedilmişti" diye melekler onları karşılayacaklardır.
O en büyük korku bunları asla tasaya düşürmez. Bunları melekler karşılayarak: "Bu, size (dünyada) va'd olunan (mutlu) gününüzdür" (diye cennet kapıları önünde tebrik ederler).
O en büyük korku bile onları tasalandırmaz. Melekler onları: Size söz verilen gün, işte bu gündür, diye karşılarlar.
(95-103) Helak ettiğimiz memleketlere dönmeleri yasaktır / haramdır, onlar kesinlikle oraya Ye’cüc ve Me’cüc açılıp ta her tepecikten / tümsekten çoğalarak yayılıncaya değin geri dönemeyecekler, Allah’ın gerçek vaadi yaklaşmıştır, kafirlerin gözleri hayretten tam açıktır , yazıklar olsun bize ki bundan bunun farkında değildik / gafil idik, bilakis biz zalimlerdik, sizler ve Allah’tan başka taptıklarınız cehennem yakıtısınız , o raya varacaksınız. Onlar eğer ilah olsalardı oraya / cehenneme varmazlardı (demek ki ilah değillermiş) hepsi orada kalıcıdırlar, onlara orada bir nefes iniltisi / bir iç çekiş vardır ve ayrıca orada işitmezler. Bizce güzel olduklarına dair hüküm almışlar / güzellikle sabıkalılar işte onlar ondan / cehennemden uzak kalanlardır , o nun tıslamasını / sesini dahi duymayacaklar , istedikleri / iştah ettikleri her neyse onunla kalıcıdırlar, büyük korkutucu (azap korkusu) onları hüzünlendirmeyecek, onlarla melekler buluşacaktır, işte size vaat edilen günleriniz budur.
En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları: “İşte bu, size vadedilen (mutlu) gününüzdür.” diyerek karşılarlar.
O en büyük korku, onları asla tasalandırmaz. Melekler onları şöyle karşılar: "İşte bu, size va'dedilen gününüzdür!"
O en büyük dehşet onları üzmeyecek dipnot 1 , melekler: "Bu sizin gününüz, size söz verilen gündür" diyerek onları karşılayacaklardır.
O en büyük korku bile onları üzmeyecek: onları Melekler karşılayarak "İşte size söz verilen gün bugündür" diyeceklerdir.
O en büyük korku bile onları üzmez. Melekler onları: Size söz verilen gün, işte bu gündür, diyerek karşılarlar.
O en büyük korku bile onları üzmez. Melekler onları: -Size söz verilen gün, işte bu gündür, diyerek karşılarlar.
O en büyük korku onları tasalandırmaz. Melekler onları şöyle karşılarlar: "Bu size o vaat edilen gününüzdür!"
Nor shall they be disturbed, grieved nor shocked by the overwhelming terror -of The Day of Judgement- and they shall be received with a hearty welcome by the angels who put their minds at rest and say to them: "this is the happy day you were promised"
They will have no fear of the great Terror: the angels will receive them with the words, ‘This is the Day you were promised!’
The Great Terror will bring them no grief: but the angels will meet them (with mutual greetings): "This is your Day,- (the Day) that ye were promised."
The Hour of the Great Terror shall not grieve them, dipnot 1 and the angels shall receive them saying: "This is your Day which you had been promised."
The greatest terror will not upset them and the angels will welcome them: ‘This is your Day, the one that you were promised. ’
The greatest terror (on the Day of Resurrection) will not grieve them, and the angels will meet them, (with the greeting): "This is your Day which you were promised."
The Great Terror will not upset them, and the angels will receive them [saying]: ‘This is your day which you were promised. ’
The great terror (of the Judgment Day) will cause them no grief and the angels will receive them (with the greetings), `This is your day which you were promised. '
the greatest terror shall not grieve them, and the angels shall receive them: 'This is your day that you were promised. '
They will not be affected by the terror of the Event. They will be welcomed by the angels saying: "This is the Day that you had been promised."
The greatest terror shall not grieve them; and the angels shall meet them, (saying), 'This is your day which ye were promised!'
The great horror will not sadden them, and the controllers will receive them: "This is your day which you have been promised."
The greatest terror shall not trouble them, and the angels shall meet them to congratulate them, saying, this is your day which ye were promised.
They shall not hear the slightest sound of Hell, and they will dwell in what their souls desire.
The greatest alarm will not grieve them, and the Angels will receive them: "This is your Day that you were promised. "
The Supreme Horror will not grieve them, and the angels will welcome them, (saying): This is your Day which ye were promised;
They will have safety from the mighty terror, and angels will receive them, (saying:) "This is your day which had been promised you. "
The supreme awesomeness [of the Day of Resurrection] will cause them no grief, since the angels will receive them with the greeting. "This is your Day [of triumph - the Day] which you were promised!"
The Supreme Horror ˹of that Day˺ will not disturb them, and the angels will greet them, ˹saying,˺ "This is your Day, which you have been promised."
The great horror will not sadden them, and the Angels will receive them: "This is your Day which you have been promised. "
The great horror will not worry them, and the angels will receive them joyfully: "This is your day, that has been promised to you."
They will not be grieved by the greatest terror, and the angels will meet them, [saying], "This is your Day which you have been promised" -
The greatest terror will not grieve them, and the angels will receive them: — “This is your day which you were promised” —
The supreme horror will cause them no grief, since the angels (of peace, fulfillment, and delight) will welcome them, "This is your Day of triumph that you were promised. "
The Great Fear will bring them no sorrow: And the angels will meet them (with the greetings) "This is your Day— That you were promised. "
They shall not be grieved by the Biggest Panic, and the angels shall receive them (saying), "This is your day that you had been promised"
The great horror will not sadden them, and the angels will receive them: "This is your Day which you have been promised."