Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 41. ayet

Enbiyâ suresi, 41. ayet. وَلَقَدِ ٱسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِّن قَبْلِكَ فَحَاقَ بِٱلَّذِينَ سَخِرُوا۟ مِنْهُم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

veleḳadi-stühzie birusülim min ḳablike feḥâḳa billeẕîne seḫirû minhüm mâ kânû bihî yestehziûn.

Diyanet İşleri

Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 38–44 · surenin 41. ayeti / 112

Konu Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri Enbiyâ 34–47 3

  1. Enbiyâ 38

    Bir de "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

  2. Enbiyâ 39

    İnkar edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!

  3. Enbiyâ 40

    Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine göz açtırılacak.

  4. 41

    Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.

  5. Enbiyâ 42

    (Ey Muhammed!) De ki: "(Size azab edecek olsa) gece ve gündüz Rahman'ın azabından sizi kim koruyacak?" Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler.

  6. Enbiyâ 43

    Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilahları mı var? O ilah edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım görmezler.

  7. Enbiyâ 44

    Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O halde, onlar mı galip gelecekler?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

41. Şanı Yüce Allah onların: “Bu mu ilâhlarınızı diline dolayan?” diyerek kendi Rasûlü ile alay ettiklerini söz konusu ettikten sonra önceki ümmetlerin de peygamberlerine karşı takınageldikleri tutumun bu olduğunu belirtip onu teselli etmek üzere şöyle buyurmaktadır: “Andolsun ki senden önceki peygamberle de alay edildi. Ama o alay edenleri, alay ettikleri şey” olan azap “çepeçevre kuşattı” başlarına indi. Artık onlar, bu azaptan kurtulacak hiçbir yol bulamadılar. İşte bunlar da önceki yalanlayanlara isabet eden böyle bir azabın kendilerine isabet etmesinden sakınsınlar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Gerçekten kavmin seninle alay etti, sana yapılan bu şey ile ilk karşılaşan sen değilsin. -Ey Resul!- Ant olsun ki senden önce de resullerle alay edildi. Peygamberlerinin dünyada iken kendilerini onunla korkuttuğu zaman onları (peygamberleri) alaya alan kâfirleri istihza ettikleri azap kuşatıverdi.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدِ velekadi ve andolsun
  2. ٱسْتُهْزِئَ stuhzie alay edildi kök: هزا
  3. بِرُسُلٍۢ birusulin resullerle kök: رسل
  4. مِّن min
  5. قَبْلِكَ kablike senden önceki kök: قبل
  6. فَحَاقَ fehaka ama kuşatıverdi kök: حيق
  7. بِٱلَّذِينَ biellezine kimseleri
  8. سَخِرُوا۟ sehiru alay eden(leri) kök: سخر
  9. مِنْهُم minhum onlarla
  10. مَّا ma şey
  11. كَانُوا۟ kanu onların kök: كون
  12. بِهِۦ bihi onunla
  13. يَسْتَهْزِءُونَ yestehziune alay ettikleri kök: هزا

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حيق (10 geçiş) · Aynı kök: هزا (34 geçiş) · Aynı kök: سخر (42 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Andolsun, senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti.

  • Aynı kök: حيق (10 geçiş) · Aynı kök: هزا (34 geçiş)

    Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka "Onu ne alıkoyuyor?" derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği…

  • Aynı kök: حيق (10 geçiş) · Aynı kök: هزا (34 geçiş)

    Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş)

    İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle…

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş)

    Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş)

    Hani Musa kavmine, "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar da, "Sen bizimle eğleniyor musun?" demişlerdi. Musa, "Kendini bilmez…

  • Aynı kök: سخر (42 geçiş)

    Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden…

  • Aynı kök: سخر (42 geçiş)

    İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki senden önceki elçilerle de alay edilmişti ve alay edenleri alay ettikleri şey (çepeçevre) kuşatmıştı. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:10; Ra‘d 13:32; Hicr 15:11, 95.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu (ey Muhammed)! Senden önceki elçilerle de alay edilmişti; fakat alay eden kimseleri bizzat alay ede geldikleri şey perişan etti.

Muhammed Esed

(Ey Muhammed,) senden önceki elçilerle de alay edilmişti ama ne var ki, onları küçümseyen kimseleri, sonunda, alay edip durdukları şeyin kendisi tepeleyiverdi.

Ahmed Hulusi

Andolsun, senden önceki Rasullerle de alay edildi de; küçümsedikleri şey, alay edenleri her yönden kuşattı.

Ali Bulaç

Andolsun, senden önceki elçilerle de alay edildi, fakat içlerinden küçük düşürenleri, o alaya aldıkları (azap) sarıp kuşatıverdi.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi; ama onları alaya alanları, o alay konusu ettikleri şey kuşatıverdi.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, senden önce de elçilerle alay edilmişti. Sonunda, alay ettikleri şey, alay edenleri kuşattı.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi; ama onları alaya alanları, o alay konusu ettikleri şey kuşatıverdi.

Edip Yüksel

Senden önceki elçilerle de alay edildi. Ancak onlarla alay edenleri, eğlenceye aldıkları şey kuşatıverdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Senden önceki elçilerle de alay edildi. Ancak onlarla alay edenleri, eğlenceye aldıkları şey kuşatıverdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, senden önce bir çok peygamberlerle istihza edildi de içlerinden alay edenleri o alay ettikleri şey kuşatıverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kasem olsun ki senden evvel bir çok Peygamberlerle istihza edildi de içlerinden alay edenleri o istihza ettikleri şey kuşatıverdi

Erhan Aktaş

Gerçek şu ki senden önce de birçok Resul'le alay edildi. Sonra alay ettikleri şey, alay edenleri kuşattı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gerçek şu ki senden önce de birçok resulle alay edildi. Sonra alay ettikleri şey, alay edenleri kuşattı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçek şu ki senden önce de birçok rasulle alay edildi. Sonra alay ettikleri şey, alay edenleri kuşattı.

Gültekin Onan

Andolsun, senden önceki elçilerle de alay edildi, fakat içlerinden küçük düşürenleri, o alaya aldıkları (azap) sarıp kuşatıverdi.

Hasan Basri Çantay

Andolsun, senden evvelki peygamberlerle de istihza (alay) edilmişdir de alay etmekde oldukları şeyler (kavmlerinin) içinden istihza eden o maskaraların kendilerini kuşatmışdır.

İbni Kesir

Andolsun ki; senden önce de bir çok peygamberle alay edilmişti. Ama alaya alanları, eğlendikleri şey mahvetmişti.

Mehmet Alagaş

(30-47) Kafirler, göklerle yer , birbirine yamalı halde / dikili halde iken onları ayırdığımızı /söktüğümüzü, her diri şeyi sudan yaptığımızı görmediler mi? hâlâ iman etmiyorlar mı? Arzda sarsılmasınlar diye sabiteler yaptık , yol olsun diye orada vadiler /geçitler yaptık , böylelikle belki yol bulurlar , semayı korunmuş bir çatı / dam / tavan yaptık , onlar da ayetlerimizden sırt çeviriyorlar! O ki geceyi gündüzü güneşi ve ayı yarattı , hepsi de bir yörüngede / felekte yüzüyor. Senden önce, hiçbir beşeri kalıcı yapmadık, şimdi sen eğer ölürsen, onlar kalıcı mı olacaklar? Her kişi / her nefis ölümü tadacaktır, sizi hayır ve şer fitneler ile / sınamalar ile imtihan edeceğiz (hayrı mı seçtiniz şerri mi seçtiniz gözükecek) ve bize döndürüleceksiniz. Kafirler seni gördükleri vakit sadece seninle alay ediyorlar, sizin ilahınızı hatırlatan işte bu mu? Diyorlar, Rahmanın zikrini inkâr edenler de onlardır. İnsanı acele üz ere yarattık, size ayetlerimi ilerde göstereceğim , acele etmeyiniz , diyorlar ki doğru sözlü isen bu vaadettiğin ne zaman? Kafirler, yü zlerinin ve arkalarının ateşle savamadıkları zamanı, yardımda edilmeyeceği zamanı bilselerdi, bilakis onlara aniden gelecek ve onları şaşırtacak, onu reddetmeye güçleri de yetmeyecek, bekletilmeyecekler de. Kesin olan şu ki senden önce de Resullerle alay edildi / dalga geçildi, onları alay ettikleri şey kuşattı / onlara hak oldu. Peki sizi gece ve gündüzde Rahman’dan kim koruyacak? Bilakis onlar Rablerinin zikrinden / kitabından sırt çevirenlerdir. Onlar için bizim dışımızda onlara mâni olacak ilahlar mı var? Onların kendilerine yardıma güçleri de yetmez, onlardan bir sahip çıkmada göremezler. Evet onları da babalarını da biz nemalandırdık / metalandırdık onlara ömür de uzadı, kesinlikle bizim arza müdahil olup etrafından kısalttığımızı görmüyorlar mı? Onlar mı yenecekler / galip gelecekler? Deki sizi vahiy vasıtasıyla uyarıyorum, uyarıldığı vakit, çağrıyı sağırlar işitmez, Rabbinin azabının hafif bir esinti, onlara dokunsa onlar diyecekler ki yazıklar olsun bize ki zalimlerden olduk. Kıyamet günü için teraziler / mizanlar kuracağız, Hiçbir ki şiye zulmedilmez, hardal tohumu ağırlığında dahi olsa biz onu getiririz, biz hesaba çeken olarak yeterliyiz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.

Süleyman Ateş

Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi, ama onlarla alay edenleri, o alay ettikleri şey kuşatıverdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Senden önce gelen elçiler de böyle hafife alınmışlardı. Hafife aldıkları azap, o elçilerle eğlenenlerin başına geldi.

Şaban Britch

Senden önceki rasûllerle de alay edilmiş ama, alay edenleri eğlendikleri o şey kuşatıverdi.

Şaban Piriş

Senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş ama, alay edenleri, eğlendikleri şey mahvetmişti.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, senden önceki resullerle de alay edilmiştir. Sonunda, onlarla eğlenenleri, alay konusu yaptıkları şey kuşatıverdi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Messengers who were sent before you O Muhammad were also bombarded with foul epithets, the infidels mocked them and gave them a lick with the rough side of their tongues and called them everything they could lay their tongues to. In consequence were the mockers beset on all sides by the same material and immaterial things they had turned in to ridicule.

Abdul Haleem

Messengers before you [Muhammad] were also ridiculed, but those who mocked them were overwhelmed in the end by the very thing they had mocked.

Abdullah Yusuf Ali

Mocked were (many) messenger before thee; But their scoffers were hemmed in by the thing that they mocked.

Abul A'la Maududi

Other Messengers before you were also mocked, but those who scoffed at the Messengers were overtaken by the same scourge that they had scoffed at.

Aisha Bewley

Messengers before you were also mocked, but those who jeered were engulfed by what they mocked.

Al-Hilali & Khan

Indeed, (many) Messengers were mocked before you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم), but the scoffers were surrounded by that, whereat they used to mock.

Ali Quli Qarai

Apostles were certainly derided before you; but those who ridiculed them were besieged by what they had been deriding.

Amatul Rahman Omar

And certainly Messengers have (also) been treated as mere trifles even before you with the result that those who made light of them (- the Messengers) were caught by the very thing they held as vain and unimportant.

Arthur John Arberry

Messengers indeed were mocked at before thee, but those that scoffed at them were encompassed by that they mocked at.

Bijan Moeinian

The previous Prophets also were laughed at. But the same thing that they were laughing at (the Lord’s punishment) came to haunt them back.

E. Henry Palmer

Prophets before thee have been mocked at, but that whereat they jested encompassed those who mocked.

Edip-Layth

Messengers before you have been mocked, but those who mocked were then surrounded by the object of their mockery!

George Sale

Other apostles have been mocked before thee: But the punishment which they scoffed at, fell upon such of them as mocked.

Hamid S. Aziz

Nay, it shall come on them unawares, and shall dumbfound them, and they shall not be able to repel it, nor shall they be reprieved.

Mahmoud Ghali

And Messengers even before you were indeed already mocked at, then whatever (the disbelievers) mocked at redounded upon the ones (i. e., the disbelievers) who scoffed at them. (The Messengers)

Marmaduke Pickthall

Messengers before thee, indeed, were mocked, but that whereat they mocked surrounded those who scoffed at them.

Mohamed Ahmed - Samira

Many apostles have been scoffed before you; but they who scoffed were themselves caught by what they had ridiculed.

Muhammad Asad

And, indeed, [O Muhammad, even] before thy time have [God’s] apostles been derided - but those who scoffed at them were [in the end] overwhelmed by the very thing which they had been wont to deride.

Mustafa Khattab

˹Other˺ messengers had already been ridiculed before you ˹O Prophet˺, but those who mocked them were overtaken by what they used to ridicule.

Progressive Muslims

And messengers before you have been mocked, but those who mocked were then surrounded by that which they were mocking!

Rashad Khalifa

Messengers before you have been ridiculed, and, consequently, those who ridiculed them incurred the retribution for their ridiculing.

Sahih International

And already were messengers ridiculed before you, but those who mocked them were enveloped by what they used to ridicule.

Sam Gerrans

And messengers were mocked before thee; then there surrounded those who derided them that whereat they mocked.

Shabbir Ahmed

Indeed, (O Prophet) even before your time Messengers have been mocked, but in the end, the mockers were overwhelmed by the very thing they ridiculed (the Divine retribution).

Syed Vickar Ahamed

Indeed, many messengers before you were mocked, but their mockers were closed in by the (very) thing that they mocked:

Taqi Usmani

In fact, messengers have been mocked at prior to you. So those who laughed at them were besieged by what they used to ridicule.

The Monotheist Group

Andmessengers before you were mocked, but those who ridiculed were then surrounded by that which they mocked!

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 41. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 41. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 41. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩