Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 15. ayet

Enbiyâ suresi, 15. ayet. فَمَا زَالَت تِّلْكَ دَعْوَىٰهُمْ حَتَّىٰ جَعَلْنَٰهُمْ حَصِيدًا خَٰمِدِينَ

femâ zâlet tilke da`vâhüm ḥattâ ce`alnâhüm ḥaṣîden ḫâmidîn.

Diyanet İşleri

Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 12–18 · surenin 15. ayeti / 112

Konu Hesap yaklaştı; helâk edilen memleketler Enbiyâ 1–15 3

  1. Enbiyâ 12

    Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı.

  2. Enbiyâ 13

    Onlara, "Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız" denildi.

  3. Enbiyâ 14

    "Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik" dediler.

  4. 15

    Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.

  5. Enbiyâ 16

    Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.

  6. Enbiyâ 17

    Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık.

  7. Enbiyâ 18

    Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah'a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

15. “Biz, onları biçilmiş bir ekin, alevi sönmüş bir ateş haline getirinceye kadar feryatları bu oldu.” Yani onlar, biçilmiş ve üstüste yığılmış bir ekin haline gelinceye, hareketsiz kalıp sesleri sedaları kesilinceye kadar bu şekilde beddua etmeye devam ettiler. Pişmanlıklarını ifade ettiler, kendilerinin zalim olduklarını ikrar edip Yüce Allah’ın başlarına getirdiği bu azapta adaletli olduğunu kabul ettiler. Ey bu buyruklara muhatap olanlar! Sakın peygamberlerin en şereflisi olanı yalanlamaya devam etmeyin. Yoksa öncekilerin başına gelenlerin bir benzeri, sizin de başınıza da gelebilir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar günahlarını itiraf etmeye ve kendilerine helak olmaları için beddua etmeye, ettikleri duayı tekrarlamaya devam ederken onları biçilmiş ekine ve hareket edemeyen ölülere çevirdik.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَمَا fema
  2. زَالَت zalet kesilmedi kök: زيل
  3. تِّلْكَ tilke bu
  4. دَعْوَىٰهُمْ dea'vahum mırıldanmaları kök: دعو
  5. حَتَّىٰ hatta kadar
  6. جَعَلْنَـٰهُمْ cealnahum biz onları yapıncaya kök: جعل
  7. حَصِيدًا hasiden biçilmiş (ekin gibi) kök: حصد
  8. خَـٰمِدِينَ hamidine sönmüş ateş (gibi) kök: خمد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خمد (2 geçiş)

    Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.

  • Aynı kök: حصد (6 geçiş)

    O, çardaklı-çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri)…

  • Aynı kök: حصد (6 geçiş)

    Dünya hayatının hali, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip…

  • Aynı kök: حصد (6 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Onları sana anlatıyoruz. Onlardan ayakta duranlar da var, yıkılıp gidenler de.

  • Aynı kök: زيل (10 geçiş)

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Aynı kök: زيل (10 geçiş)

    İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip)…

  • Aynı kök: زيل (10 geçiş)

    Kurmuş oldukları binaları, (ölüp de) kalpleri paramparça olmadıkça yüreklerinde sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir. Allah, hakkıyla…

  • Ortak kavram: Dua

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz kendilerini yere serilmiş, hasat edilmiş (ekin)e çevirinceye kadar o feryatları sürüp gitmişti.

Mustafa İslamoğlu

Ve onların bu yazıklanmaları, Biz kendilerini biçilmiş ekin haline getirip sönmüş köze çevirinceye kadar devam edip gidecek.

Muhammed Esed

Ve bu yakınmaları, Biz kendilerini biçilmiş bir tarlaya (ya da) bir kül yığınına çevirinceye kadar sürüp giderdi.

Ahmed Hulusi

Onların bu iddiaları sürüp gitti. . . Ta ki biz onları biçilmiş ekin ve sönmüş ateşe döndürene kadar.

Ali Bulaç

Onların bu yakınmaları, biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ocak durumuna getirinceye kadar son bulmadı.

Ali Özek ve heyeti

Biz kendilerini, kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu feryatları sürüp gider.

Ali Rıza Safa

Onları, biçilmiş bir ekinlik, sönmüş bir kül yığını durumuna getirinceye dek bu haykırışları bitmedi.

Bayraktar Bayraklı

Biz, kendilerini kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateşkülüne çevirinceye kadar, bu feryatları sürüp gider.

Edip Yüksel

Onları biçip tüketinceye kadar bu yalvarışlarını tekrarlayıp duracaklar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onları biçip tüketinceye kadar bu yalvarışlarını tekrarlayıp duracaklar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Artık olanca feryatları bu oldu kaldı. Neticede onları öyle yaptık ki, biçildiler, söndüler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık bütün davaları bu oldu kaldı, nihayet onları öyle yapdık ki biçildiler, söndüler

Erhan Aktaş

Biçilmiş ekin gibi pörsüyüp, cansız kalıncaya kadar bu çağrıları son bulmadı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biçilmiş ekin gibi pörsüyüp, cansız kalıncaya kadar bu çağrıları son bulmadı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biçilmiş ekin gibi pörsüyüp, cansız kalıncaya kadar bu çağrıları son bulmadı.

Gültekin Onan

Onların bu yakınmaları, biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ocak durumuna getirinceye kadar son bulmadı.

Hasan Basri Çantay

Nihayet biz onları biçilmiş bir ot, ocakları sönmüş (bir kül yığını) haaline getirinceye kadar daima feryadları bu (söz) olmuşdur.

İbni Kesir

Bu haykırmaları devam edip dururken Biz; onları, biçilmiş bir ot, sönmüş bir ocak haline getirdik.

Mehmet Alagaş

(10-17) Kesin olan şu ki, içinde sizin hatırlamanız gereken şeyler olan kitabı indirdik, hâlâ akletmez misiniz? / bu verilerle bir bağlantı kuramıyor musunuz? / bir işlem yapamıyor musunuz? Zalim olan nice yerleşim yerini kırdık geçirdik , onların ardından diğer kavimleri inşa ettik, bizden bir sertlik / bir azap geleceğini sezdiklerinde işte o zaman panikle koşuşturuyorlardı, koşuşmayın, şımardığınız meskenlerinize gerisin geri dönün böylelikle belki sizi birileri sual edebilir, yazıklar olsun bize ki biz zalimlermişiz dediler, biz onları hasat edilmiş hâle / sönmüş hâle getirince ye kadar onların çağrıları /duaları, işte böyle sürdü gitti. Biz Göğü ve yeri bu ikisi arasını oyun olsun diye yaratmadık / oyun parkı değil buralar, biz eğlence istesek / yapacak olsak kendi katımızda edinirdik / yerde ve semada değil de burada olduğumuz yerde eğlenirdik.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.

Süleyman Ateş

Bu mırıldanmaları sürüp giderken biz onları, biçilmiş (ekin gibi) yaptık, sönüp gittiler.

Süleymaniye Vakfı

Bu şekildeki feryatları, onları biçilmiş ekin, alevi sönmüş ateş gibi yapmamıza kadar sürmüştü.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları biçilmiş ot gibi, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar yakınmaları kesilmedi.

Şaban Britch

Bu haykırışları devam edip dururken, biz onları biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirdik.

Şaban Piriş

Bu haykırışları devam edip dururken, biz onları biçilmiş ekine, sönmüş ocağa çevirdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Bu davaları sürüp giderken biz onları kökten biçiverdik, sönüp silindiler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They kept bewailing their misfortune until We reduced them to a useless form like reaped field of corn.

Abdul Haleem

and that cry of theirs did not cease until We made them burnt-offstubble.

Abdullah Yusuf Ali

And that cry of theirs ceased not, till We made them as a field that is mown, as ashes silent and quenched.

Abul A'la Maududi

They did not cease to cry this until We reduced them to stubble, still and silent.

Aisha Bewley

That cry of theirs went on until We made them stubble, silent, stamped out.

Al-Hilali & Khan

And that cry of theirs ceased not, till We made them as a field that is reaped, extinct (dead).

Ali Quli Qarai

That remained their cry until We turned them into a mown field, stilled [like burnt ashes].

Amatul Rahman Omar

Then they continued repeating this cry of theirs, till We made them (like) mown down field (and extinguished their spark of life leaving them like) smouldering ashes.

Arthur John Arberry

So they ceased not to cry, until We made them stubble, silent and still.

Bijan Moeinian

They were repeating the same phrase again and again while I was whipping them out of the face of the earth.

E. Henry Palmer

And that ceased not to be their cry until we made them mown down, - smouldering out!

Edip-Layth

So that remained as their cry until We took them all, and they became still.

George Sale

And this their lamentation ceased not, until we had rendered them like corn which is mowen down, and utterly extinct.

Hamid S. Aziz

Said they, "O woe is us! Verily, we were wrong-doers. "

Mahmoud Ghali

So that their (unjust) plea did not cease until We made them a harvest mown down.

Marmaduke Pickthall

And this their crying ceased not till We made them as reaped corn, extinct.

Mohamed Ahmed - Samira

And this remained their lament till We mowed them down and made them extinct.

Muhammad Asad

And that cry of theirs did not cease until We caused them to become [like] a field mown down, still and silent as ashes.

Mustafa Khattab

They kept repeating their cry until We mowed them down, ˹leaving them˺ lifeless.[1]

Progressive Muslims

So that remained as their cry until We took them all, and they became still.

Rashad Khalifa

This continued to be their proclamation, until we completely wiped them out.

Sahih International

And that declaration of theirs did not cease until We made them [as] a harvest [mowed down], extinguished [like a fire].

Sam Gerrans

And that, their call, ceased not until We made them a harvest, extinguished.

Shabbir Ahmed

And that cry of theirs did not cease until We made them as a field mown down, as silent as ashes. (36:28).

Syed Vickar Ahamed

And that cry of theirs did not stop, until We made them like a field to be cut (down) likes ashes silent and put out.

Taqi Usmani

Then, this continued to be their cry till We turned them into stubble, totally extinguished.

The Monotheist Group

So that remained their cry until We took them all, and they became still.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 15. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 15. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 15. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩