21. sure

Enbiyâ Suresi الأنبياء

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 7 konu
  1. Hesap yaklaştı; helâk edilen memleketler 1–15 karşılaştır — Hesap yaklaştı; helâk edilen memleketler
  2. Gökler ve yer oyun için yaratılmadı; tevhid delilleri 16–33 karşılaştır — Gökler ve yer oyun için yaratılmadı; tevhid delilleri
  3. Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri 34–47 karşılaştır — Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri
  4. İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh 48–77 karşılaştır — İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh
  5. Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem 78–91 karşılaştır — Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem
  6. Tek ümmet; Ye'cûc ve Me'cûc 92–97 karşılaştır — Tek ümmet; Ye'cûc ve Me'cûc
  7. Sâlih kullar yeryüzüne vâris; âlemlere rahmet 98–112 karşılaştır — Sâlih kullar yeryüzüne vâris; âlemlere rahmet

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Hesap yaklaştı; helâk edilen memleketler 1–15

  1. Enbiyâ suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 1. ayet. ٱقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِى غَفْلَةٍ مُّعْرِضُونَ

    iḳterabe linnâsi ḥisâbühüm vehüm fî gafletim mü`riḍûn.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsanların hesaba çekilecekleri (gün) yaklaştı. Hal böyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 1. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 2. ayet. مَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍ مِّن رَّبِّهِم مُّحْدَثٍ إِلَّا ٱسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَ

    mâ ye'tîhim min ẕikrim mir rabbihim muḥdeŝin ille-steme`ûhü vehüm yel`abûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, hep alaya alarak, dinlemişlerdir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 2. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 3. ayet. لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّجْوَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ هَلْ هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ أَفَتَأْتُونَ ٱلسِّحْرَ وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ

    lâhiyeten ḳulûbühüm. veeserrü-nnecvâ. elleẕîne żalemû. hel hâẕâ illâ beşer miŝlüküm. efete'tûne-ssiḥra veentüm tübṣirûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Kalpleri oyuna, eğlenceye dalarak o zalimler şöyle fısıldaştılar: «Bu (Muhammed), sizin gibi bir beşer olmaktan başka nedir ki! Siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?»

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 3. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 4. ayet. قَالَ رَبِّى يَعْلَمُ ٱلْقَوْلَ فِى ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    ḳâle rabbî ya`lemü-lḳavle fi-ssemâi vel'arḍ. vehüve-ssemî`u-l`alîm.

    Ali Özek ve heyeti

    (Peygamber) dedi ki: Rabbim, yerde ve gökte (söylenmiş) her sözü bilir. O, hakkıyla işiten ve bilendir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 4. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 5. ayet. بَلْ قَالُوٓا۟ أَضْغَٰثُ أَحْلَٰمٍۭ بَلِ ٱفْتَرَىٰهُ بَلْ هُوَ شَاعِرٌ فَلْيَأْتِنَا بِـَٔايَةٍ كَمَآ أُرْسِلَ ٱلْأَوَّلُونَ

    bel ḳâlû aḍgâŝü aḥlâmim beli-fterâhü bel hüve şâ`ir. felye'tinâ biâyetin kemâ ürsile-l'evvelûn.

    Ali Özek ve heyeti

    «Hayır, dediler, (bunlar) saçma sapan rüyalardır; bilakis onu kendisi uydurmuştur; belki de o, şairdir. (Eğer öyle değilse) bize hemen, öncekilere gönderilenin benzeri bir mucize getirsin.»

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 5. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 6. ayet. مَآ ءَامَنَتْ قَبْلَهُم مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَآ أَفَهُمْ يُؤْمِنُونَ

    mâ âmenet ḳablehüm min ḳaryetin ehleknâhâ. efehüm yü'minûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir belde iman etmemişti; şimdi bunlar mı iman edecekler?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 6. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 7. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيْهِمْ فَسْـَٔلُوٓا۟ أَهْلَ ٱلذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    vemâ erselnâ ḳableke illâ ricâlen nûḥî ileyhim fes'elû ehle-ẕẕikri in küntüm lâ ta`lemûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, senden önce de, kendilerine vahiy verdiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız (inanan) kitap ehlinden sorunuz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 7. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 8. ayet. وَمَا جَعَلْنَٰهُمْ جَسَدًا لَّا يَأْكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَمَا كَانُوا۟ خَٰلِدِينَ

    vemâ ce`alnâhüm cesedel lâ ye'külûne-ṭṭa`âme vemâ kânû ḫâlidîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz onları (peygamberleri), yemek yemez birer (cansız) ceset olarak yaratmadık. Onlar (bu dünyada) ebedî de değillerdir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 8. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 9. ayet. ثُمَّ صَدَقْنَٰهُمُ ٱلْوَعْدَ فَأَنجَيْنَٰهُمْ وَمَن نَّشَآءُ وَأَهْلَكْنَا ٱلْمُسْرِفِينَ

    ŝümme ṣadaḳnâhümü-lva`de feenceynâhüm vemen neşâü veehlekne-lmüsrifîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra onlara (verdiğimiz) sözü yerine getirdik; böylece, hem onları hem de dilediğimiz (başka) kimseleri kurtuluşa erdirdik; müsrifleri de helâk ettik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 9. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 10. ayet. لَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكُمْ كِتَٰبًا فِيهِ ذِكْرُكُمْ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    leḳad enzelnâ ileyküm kitâben fîhi ẕikruküm. efelâ ta`ḳilûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun, size içinde sizin için öğüt bulunan bir kitap indirdik. Hâlâ akıllanmaz mısınız?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 10. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 11. ayet. وَكَمْ قَصَمْنَا مِن قَرْيَةٍ كَانَتْ ظَالِمَةً وَأَنشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ

    vekem ḳaṣamnâ min ḳaryetin kânet żâlimetev veenşe'nâ ba`dehâ ḳavmen âḫarîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Zalim olan nice beldeyi kırıp geçirdik; arkasından da nice başka topluluklar vücuda getirdik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 11. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 12. ayet. فَلَمَّآ أَحَسُّوا۟ بَأْسَنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَرْكُضُونَ

    felemmâ eḥassû be'senâ iẕâ hüm minhâ yerküḍûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Azabımızı hissettiklerinde birde bakarsın ki oralardan (azap bölgesinden) kaçıyorlar!

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 12. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 13. ayet. لَا تَرْكُضُوا۟ وَٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَآ أُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَٰكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْـَٔلُونَ

    lâ terküḍû verci`û ilâ mâ ütriftüm fîhi vemesâkiniküm le`alleküm tüs'elûn.

    Ali Özek ve heyeti

    «Kaçmayın! İçinde bulunduğunuz refaha ve yurtlarınıza dönün! Çünkü size sorular sorulacak!»

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 13. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 14. ayet. قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    ḳâlû yâ veylenâ innâ künnâ żâlimîn.

    Ali Özek ve heyeti

    (Fakat onlar, Allah'ın azâbı onlara gelipte kaçamayacaklarını anlayınca) «Vay başımıza gelenlere! dediler, gerçekten biz zalim insanlarmışız.»

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 14. ayet

  15. Enbiyâ suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 15. ayet. فَمَا زَالَت تِّلْكَ دَعْوَىٰهُمْ حَتَّىٰ جَعَلْنَٰهُمْ حَصِيدًا خَٰمِدِينَ

    femâ zâlet tilke da`vâhüm ḥattâ ce`alnâhüm ḥaṣîden ḫâmidîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz kendilerini, kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu feryatları sürüp gider.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 15. ayet

Gökler ve yer oyun için yaratılmadı; tevhid delilleri 16–33

  1. Enbiyâ suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 16. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ

    vemâ ḫalaḳne-ssemâe vel'arḍa vemâ beynehümâ lâ`ibîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyun olsun diye (boş yere) yaratmadık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 16. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 17. ayet. لَوْ أَرَدْنَآ أَن نَّتَّخِذَ لَهْوًا لَّٱتَّخَذْنَٰهُ مِن لَّدُنَّآ إِن كُنَّا فَٰعِلِينَ

    lev eradnâ en netteḫiẕe lehvel letteḫaẕnâhü mil ledünnâ. in künnâ fâ`ilîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan edinirdik. (Bu irademizin eseri olurdu. Ama) biz (bunu) yapanlardan değiliz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 17. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 18. ayet. بَلْ نَقْذِفُ بِٱلْحَقِّ عَلَى ٱلْبَٰطِلِ فَيَدْمَغُهُۥ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٌ وَلَكُمُ ٱلْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُونَ

    bel naḳẕifü bilḥaḳḳi `ale-lbâṭili feyedmeguhû feiẕâ hüve zâhiḳ. velekümü-lveylü mimmâ teṣifûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Bilakis biz, hakkı bâtılın tepesine bindiririz de o, bâtılın işini bitirir. Bir de bakarsınız ki, bâtıl yok olup gitmiştir. (Allah'a) yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 18. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 19. ayet. وَلَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَنْ عِندَهُۥ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ

    velehû men fi-ssemâvâti vel'arḍ. vemen `indehû lâ yestekbirûne `an `ibâdetihî velâ yestaḥsirûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerde ve yerde kimler varsa O'na aittir. O'nun katındaki (melek) ler , O'na ibadet hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 19. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 20. ayet. يُسَبِّحُونَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ

    yüsebbiḥûne-lleyle vennehâra lâ yeftürûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, bıkıp usanmaksızın gece gündüz (Allah'ı) tesbih ederler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 20. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 21. ayet. أَمِ ٱتَّخَذُوٓا۟ ءَالِهَةً مِّنَ ٱلْأَرْضِ هُمْ يُنشِرُونَ

    emi-tteḫaẕû âlihetem mine-l'arḍi hüm yünşirûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa (o müşrikler), yerden birtakım ilâhlar edindiler de, (ölüleri) onlar mı diriltecekler?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 21. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 22. ayet. لَوْ كَانَ فِيهِمَآ ءَالِهَةٌ إِلَّا ٱللَّهُ لَفَسَدَتَا فَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ

    lev kâne fîhimâ âlihetün ille-llâhü lefesedetâ. fesübḥâne-llâhi rabbi-l`arşi `ammâ yeṣifûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, yer ve gök, (bunların nizamı) kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki Arş'ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 22. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 23. ayet. لَا يُسْـَٔلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْـَٔلُونَ

    lâ yüs'elü `ammâ yef`alü vehüm yüs'elûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 23. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 24. ayet. أَمِ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ هَٰذَا ذِكْرُ مَن مَّعِىَ وَذِكْرُ مَن قَبْلِى بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٱلْحَقَّ فَهُم مُّعْرِضُونَ

    emi-tteḫaẕû min dûnihî âliheh. ḳul hâtû bürhâneküm. hâẕâ ẕikru mem me`iye veẕikru men ḳablî. bel ekŝeruhüm lâ ya`lemûne-lḥaḳḳa fehüm mü`riḍûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa O'nu bırakıp bir takım ilâhlar mı edindiler? (Ey Muhammed! Onlara) de ki: "Öyleyse (ilâhlar edinmenizin) kesin delilini getirin. İşte benimle beraber olanlara ve benden öncekilere gönderilen kitap bu; fakat onların çoğu hakkı bilmiyorlar; bu yüzden de ondan yüz çeviriyorlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 24. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 25. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِىٓ إِلَيْهِ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعْبُدُونِ

    vemâ erselnâ min ḳablike mir rasûlin illâ nûḥî ileyhi ennehû lâ ilâhe illâ ene fa`büdûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Senden önce hiçbir Rasûl göndermedik ki ona: «Benden başka İlâh yoktur; şu halde bana kulluk edin» diye vahyetmiş olmayalım.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 25. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 26. ayet. وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحْمَٰنُ وَلَدًا سُبْحَٰنَهُۥ بَلْ عِبَادٌ مُّكْرَمُونَ

    veḳâlü-tteḫaẕe-rraḥmânü veleden sübḥâneh. bel `ibâdüm mükramûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Rahmân (olan Allah, melekleri) evlât edindi, dediler. Hâşâ! O, bundan münezzehtir. Bilakis (melekler), lütuf ve ihsana mazhar olmuş kullardır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 26. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 27. ayet. لَا يَسْبِقُونَهُۥ بِٱلْقَوْلِ وَهُم بِأَمْرِهِۦ يَعْمَلُونَ

    lâ yesbiḳûnehû bilḳavli vehüm biemrihî ya`melûn.

    Ali Özek ve heyeti

    O'ndan (emir almazdan) önce konuşmazlar, onlar, sadece O'nun emri ile hareket ederler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 27. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 28. ayet. يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ٱرْتَضَىٰ وَهُم مِّنْ خَشْيَتِهِۦ مُشْفِقُونَ

    ya`lemü mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm velâ yeşfe`ûne illâ limeni-rteḍâ vehüm min ḫaşyetihî müşfiḳûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, onların önlerindekini de bilir, arkalarındakini de. (Allah'ın) Rıza gösterdiği kimselerden başkasına şefaat edemezler; O'nun korkusundan titrerler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 28. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 29. ayet. وَمَن يَقُلْ مِنْهُمْ إِنِّىٓ إِلَٰهٌ مِّن دُونِهِۦ فَذَٰلِكَ نَجْزِيهِ جَهَنَّمَ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلظَّٰلِمِينَ

    vemey yeḳul minhüm innî ilâhüm min dûnihî feẕâlike neczîhi cehennem. keẕâlike neczi-żżâlimîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlardan herhangi biri Allah'ı bırakıp da "ben ilâhım" derse, bu yüzden onu cehennemle cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 29. ayet

  15. Enbiyâ suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 30. ayet. أَوَلَمْ يَرَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَٰهُمَا وَجَعَلْنَا مِنَ ٱلْمَآءِ كُلَّ شَىْءٍ حَىٍّ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ

    evelem yera-lleẕîne keferû enne-ssemâvâti vel'arḍa kânetâ ratḳan fefetaḳnâhümâ. vece`alnâ mine-lmâi külle şey'in ḥayy. efelâ yü'minûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Şu küfredenler bilmezler mi ki gökler ve yer, (bir zamanlar) bitişik idi de, biz onları ayırdık ve bütün canlı şeyleri sudan yarattık. (Yine de bunlardan ibret alıp) iman etmezler mi?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 30. ayet

  16. Enbiyâ suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 31. ayet. وَجَعَلْنَا فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِهِمْ وَجَعَلْنَا فِيهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَّعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

    vece`alnâ fi-l'arḍi ravâsiye en temîde bihim vece`alnâ fîhâ ficâcen sübülel le`allehüm yehtedûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Yeryüzünde insanları sarsmaması için üzerinde sabit dağlar, dosdoğru gidebilsinler diye dağlar arasında geniş yollar yarattık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 31. ayet

  17. Enbiyâ suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 32. ayet. وَجَعَلْنَا ٱلسَّمَآءَ سَقْفًا مَّحْفُوظًا وَهُمْ عَنْ ءَايَٰتِهَا مُعْرِضُونَ

    vece`alne-ssemâe saḳfem maḥfûżâ. vehüm `an âyâtihâ mü`riḍûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Gökyüzünü (karışıklıktan) korunan bir çatı yaptık. Böyle olduğu halde onlar, yine de onun delillerinden yüz çevirmektedirler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 32. ayet

  18. Enbiyâ suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 33. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

    vehüve-lleẕî ḫaleḳa-lleyle vennehâra veşşemse velḳamer. küllün fî felekiy yesbeḥûn.

    Ali Özek ve heyeti

    O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı... yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 33. ayet

Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri 34–47

  1. Enbiyâ suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 34. ayet. وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِّن قَبْلِكَ ٱلْخُلْدَ أَفَإِي۟ن مِّتَّ فَهُمُ ٱلْخَٰلِدُونَ

    vemâ ce`alnâ libeşerim min ḳablike-lḫuld. efeim mitte fehümü-lḫâlidûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, senden önce de hiçbir beşere ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen, sanki onlar ebedî mi kalacaklar?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 34. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 35. ayet. كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ ٱلْمَوْتِ وَنَبْلُوكُم بِٱلشَّرِّ وَٱلْخَيْرِ فِتْنَةً وَإِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

    küllü nefsin ẕâiḳatü-lmevt. veneblûküm bişşerri velḫayri fitneh. veileynâ türce`ûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Her canlı, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 35. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 36. ayet. وَإِذَا رَءَاكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَٰذَا ٱلَّذِى يَذْكُرُ ءَالِهَتَكُمْ وَهُم بِذِكْرِ ٱلرَّحْمَٰنِ هُمْ كَٰفِرُونَ

    veiẕâ raâke-lleẕîne keferû iy yetteḫiẕûneke illâ hüzüvâ. ehâẕe-lleẕî yeẕküru âliheteküm. vehüm biẕikri-rraḥmâni hüm kâfirûn.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Kâfirler seni gördükleri zaman: «Sizin ilâhlarınızı diline dolayan bu mu?» diyerek seni hep alaya alırlar. Halbuki onlar, Rahmân'ın (çok esirgeyici Allah'ın) Kitabı'nı inkâr edenlerin ta kendileridir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 36. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 37. ayet. خُلِقَ ٱلْإِنسَٰنُ مِنْ عَجَلٍ سَأُو۟رِيكُمْ ءَايَٰتِى فَلَا تَسْتَعْجِلُونِ

    ḫuliḳa-l'insânü min `acel. seürîküm âyâtî felâ testa`cilûn.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsan, aceleci (bir tabiatta) yaratılmıştır. Size âyetlerimi göstereceğim; benden acele istemeyin.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 37. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 38. ayet. وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.

    Ali Özek ve heyeti

    (Kâfirler demektedirler ki:) "Bu vadedilen azâp, eğer sözünüzde sâdık iseniz ne zamandır"?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 38. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 39. ayet. لَوْ يَعْلَمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ حِينَ لَا يَكُفُّونَ عَن وُجُوهِهِمُ ٱلنَّارَ وَلَا عَن ظُهُورِهِمْ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

    lev ya`lemü-lleẕîne keferû ḥîne lâ yeküffûne `av vucûhihimü-nnâra velâ `an żuhûrihim velâ hüm yünṣarûn.

    Ali Özek ve heyeti

    O küfredenler, ne yüzlerini ve ne de sırtlarını ateşten koruyamayacakları ve kendilerine yardım da edilmeyeceği zamanı keşke bilselerdi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 39. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 40. ayet. بَلْ تَأْتِيهِم بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

    bel te'tîhim bagteten fetebhetühüm felâ yesteṭî`ûne raddehâ velâ hüm yünżarûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Oysa azâp onlara aniden gelecek ve onları dehşete düşürecektir. Fakat onu ne geri çevirebileceklerdir, ne de kendilerine bir süre tanınacaktır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 40. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 41. ayet. وَلَقَدِ ٱسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِّن قَبْلِكَ فَحَاقَ بِٱلَّذِينَ سَخِرُوا۟ مِنْهُم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    veleḳadi-stühzie birusülim min ḳablike feḥâḳa billeẕîne seḫirû minhüm mâ kânû bihî yestehziûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi; ama onları alaya alanları, o alay konusu ettikleri şey kuşatıverdi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 41. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 42. ayet. قُلْ مَن يَكْلَؤُكُم بِٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ مِنَ ٱلرَّحْمَٰنِ بَلْ هُمْ عَن ذِكْرِ رَبِّهِم مُّعْرِضُونَ

    ḳul mey yekleüküm billeyli vennehâri mine-rraḥmân. bel hüm `an ẕikri rabbihim mü`riḍûn.

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Allah'a karşı sizi gece gündüz kim koruyacak? Buna rağmen onlar Rablerini anmaktan yüz çevirirler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 42. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 43. ayet. أَمْ لَهُمْ ءَالِهَةٌ تَمْنَعُهُم مِّن دُونِنَا لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَ أَنفُسِهِمْ وَلَا هُم مِّنَّا يُصْحَبُونَ

    em lehüm âlihetün temne`uhüm min dûninâ. lâ yesteṭî`ûne naṣra enfüsihim velâ hüm minnâ yuṣḥabûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa onların, kendilerini bizim azâbımızdan koruyacak ilâhları mı var? O ilâhlar ki, kendilerine bile yardım edemiyorlar. Onlar, bizden de yakınlık görmezler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 43. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 44. ayet. بَلْ مَتَّعْنَا هَٰٓؤُلَآءِ وَءَابَآءَهُمْ حَتَّىٰ طَالَ عَلَيْهِمُ ٱلْعُمُرُ أَفَلَا يَرَوْنَ أَنَّا نَأْتِى ٱلْأَرْضَ نَنقُصُهَا مِنْ أَطْرَافِهَآ أَفَهُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ

    bel metta`nâ hâülâi veâbâehüm ḥattâ ṭâle `aleyhimü-l`umür. efelâ yeravne ennâ ne'ti-l'arḍa nenḳuṣuhâ min aṭrâfihâ. efehümü-lgâlibûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Evet, onları da, atalarını da barındırdık. Nihayet ömür kendilerine (hiç bitmeyecek gibi) uzun geldi. Oysa onlar, bizim gelip (kâfirlere ait) araziyi çevresinden eksilteceğimizi görmezler mi? Şu halde, üstün gelen onlar mı?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 44. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 45. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أُنذِرُكُم بِٱلْوَحْىِ وَلَا يَسْمَعُ ٱلصُّمُّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا مَا يُنذَرُونَ

    ḳul innemâ ünẕiruküm bilvaḥy. velâ yesme`u-ṣṣummü-ddü`âe iẕâ mâ yünẕerûn.

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar,

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 45. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 46. ayet. وَلَئِن مَّسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِّنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    veleim messethüm nefḥatüm min `aẕâbi rabbike leyeḳûlünne yâ veylenâ innâ künnâ żâlimîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun, onlara Rabbinin azabından ufak bir esinti dokunsa, hiç şüphesiz, «Vah bize! Hakikaten biz zalim kimselermişiz!» derler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 46. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 47. ayet. وَنَضَعُ ٱلْمَوَٰزِينَ ٱلْقِسْطَ لِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا وَإِن كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا وَكَفَىٰ بِنَا حَٰسِبِينَ

    veneḍa`u-lmevâzîne-lḳiṣṭa liyevmi-lḳiyâmeti felâ tużlemü nefsün şey'â. vein kâne miŝḳâle ḥabbetim min ḫardelin eteynâ bihâ. vekefâ binâ ḥâsibîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 47. ayet

İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh 48–77

  1. Enbiyâ suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 48. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ٱلْفُرْقَانَ وَضِيَآءً وَذِكْرًا لِّلْمُتَّقِينَ

    veleḳad âteynâ mûsâ vehârûne-lfürḳâne veḍiyâev veẕikral lilmütteḳîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun biz, Musa ve Harun’a, takvâ sahipleri için bir ışık, bir öğüt ve Furkan'ı verdik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 48. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 49. ayet. ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَهُم مِّنَ ٱلسَّاعَةِ مُشْفِقُونَ

    elleẕîne yaḫşevne rabbehüm bilgaybi vehüm mine-ssâ`ati müşfiḳûn.

    Ali Özek ve heyeti

    (O takvâ sahipleri ki) onlar, görmedikleri halde Rablerine candan saygı gösterirler. Yine onlar, kıyametten korkan kimselerdir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 49. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 50. ayet. وَهَٰذَا ذِكْرٌ مُّبَارَكٌ أَنزَلْنَٰهُ أَفَأَنتُمْ لَهُۥ مُنكِرُونَ

    vehâẕâ ẕikrum mübârakün enzelnâh. efeentüm lehû münkirûn.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bu (Kur'an) da, bizim indirdiğimiz hayırlı ve faydalı bir öğüttür. Şimdi onu inkâr mı ediyorsunuz?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 50. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 51. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَآ إِبْرَٰهِيمَ رُشْدَهُۥ مِن قَبْلُ وَكُنَّا بِهِۦ عَٰلِمِينَ

    veleḳad âteynâ ibrâhîme ruşdehû min ḳablü vekünnâ bihî `âlimîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun biz İbrahim’e daha önce rüşdünü (hakkı, nübüvveti ve kavmine karşı sunacağı delilleri) vermiştik. Biz onu iyi tanırdık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 51. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 52. ayet. إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَا هَٰذِهِ ٱلتَّمَاثِيلُ ٱلَّتِىٓ أَنتُمْ لَهَا عَٰكِفُونَ

    iẕ ḳâle liebîhi veḳavmihî mâ hâẕihi-ttemâŝîlü-lletî entüm lehâ `âkifûn.

    Ali Özek ve heyeti

    O, babasına ve kavmine: Şu karşısına geçip tapmakta olduğunuz heykeller de ne oluyor? demişti.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 52. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 53. ayet. قَالُوا۟ وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا لَهَا عَٰبِدِينَ

    ḳâlû vecednâ âbâenâ lehâ `âbidîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Dediler ki: Biz, babalarımızı bunlara tapar kimseler bulduk.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 53. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 54. ayet. قَالَ لَقَدْ كُنتُمْ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمْ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    ḳâle leḳad küntüm entüm veâbâüküm fî ḍalâlim mübîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Doğrusu, siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz, dedi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 54. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 55. ayet. قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا بِٱلْحَقِّ أَمْ أَنتَ مِنَ ٱللَّٰعِبِينَ

    ḳâlû eci'tenâ bilḥaḳḳi em ente mine-llâ`ibîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Dediler ki: Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen oyunbazlardan biri misin?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 55. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 56. ayet. قَالَ بَل رَّبُّكُمْ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ٱلَّذِى فَطَرَهُنَّ وَأَنَا۠ عَلَىٰ ذَٰلِكُم مِّنَ ٱلشَّٰهِدِينَ

    ḳâle ber rabbüküm rabbü-ssemâvâti vel'arḍi-lleẕî feṭarahünn. veenâ `alâ ẕâliküm mine-şşâhidîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Hayır! Dedi. Sizin Rabbiniz, yarattığı göklerin ve yerin de Rabbidir ve ben buna şahitlik edenlerdenim.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 56. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 57. ayet. وَتَٱللَّهِ لَأَكِيدَنَّ أَصْنَٰمَكُم بَعْدَ أَن تُوَلُّوا۟ مُدْبِرِينَ

    vetellâhi leekîdenne aṣnâmeküm ba`de en tüvellû müdbirîn.

    Ali Özek ve heyeti

    "Allah'a yemin olsun ki, sizin dönüp gitmenizden sonra putlarınıza mutlaka bir tuzak kuracağım".

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 57. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 58. ayet. فَجَعَلَهُمْ جُذَٰذًا إِلَّا كَبِيرًا لَّهُمْ لَعَلَّهُمْ إِلَيْهِ يَرْجِعُونَ

    fece`alehüm cüŝeŝen illâ kebîral lehüm le`allehüm ileyhi yerci`ûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 58. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 59. ayet. قَالُوا۟ مَن فَعَلَ هَٰذَا بِـَٔالِهَتِنَآ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    ḳâlû men fe`ale hâẕâ biâlihetinâ innehû lemine-żżâlimîn.

    Ali Özek ve heyeti

    (İbrahim'in kavmi, putlarının parçalanmış olduğunu görünce) Şöyle demişlerdi: "İlâhlarımıza bunu kim yaptı? Muhakkak ki o, zâlimlerden biridir".

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 59. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 60. ayet. قَالُوا۟ سَمِعْنَا فَتًى يَذْكُرُهُمْ يُقَالُ لَهُۥٓ إِبْرَٰهِيمُ

    ḳâlû semi`nâ fetey yeẕküruhüm yüḳâlü lehû ibrâhîm.

    Ali Özek ve heyeti

    (Bir kısmı:) Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrahim denilirmiş, dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 60. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 61. ayet. قَالُوا۟ فَأْتُوا۟ بِهِۦ عَلَىٰٓ أَعْيُنِ ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَشْهَدُونَ

    ḳâlû fe'tû bihî `alâ a`yüni-nnâsi le`allehüm yeşhedûn.

    Ali Özek ve heyeti

    O halde, dediler, onu hemen insanların gözü önüne getirin. Belki şahitlik ederler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 61. ayet

  15. Enbiyâ suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 62. ayet. قَالُوٓا۟ ءَأَنتَ فَعَلْتَ هَٰذَا بِـَٔالِهَتِنَا يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ

    ḳâlû eente fe`alte hâẕâ biâlihetinâ yâ ibrâhîm.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunu ilâhlarımıza sen mi yaptın ey İbrahim? dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 62. ayet

  16. Enbiyâ suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 63. ayet. قَالَ بَلْ فَعَلَهُۥ كَبِيرُهُمْ هَٰذَا فَسْـَٔلُوهُمْ إِن كَانُوا۟ يَنطِقُونَ

    ḳâle bel fe`aleh. kebîruhüm hâẕâ fes'elûhüm in kânû yenṭiḳûn.

    Ali Özek ve heyeti

    (İbrahim de şöyle demişti: ) Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır. Hadi onlara sorun; eğer konuşuyorlarsa! dedi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 63. ayet

  17. Enbiyâ suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 64. ayet. فَرَجَعُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ فَقَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ أَنتُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    ferace`û ilâ enfüsihim feḳâlû inneküm entümu-żżâlimûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine, kendi vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) «Zalimler sizlersiniz, sizler!» dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 64. ayet

  18. Enbiyâ suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 65. ayet. ثُمَّ نُكِسُوا۟ عَلَىٰ رُءُوسِهِمْ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا هَٰٓؤُلَآءِ يَنطِقُونَ

    ŝümme nükisû `alâ ruûsihim. leḳad `alimte mâ hâülâi yenṭiḳûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra tekrar eski inanç ve tartışmalarına döndüler: «Sen bunların konuşmadığını pekâlâ biliyorsun» dediler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 65. ayet

  19. Enbiyâ suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 66. ayet. قَالَ أَفَتَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُكُمْ شَيْـًٔا وَلَا يَضُرُّكُمْ

    ḳâle efeta`büdûne min dûni-llâhi mâ lâ yenfe`uküm şey'ev velâ yeḍurruküm.

    Ali Özek ve heyeti

    İbrahim ise şöyle demişti: "Siz, Allah'ı bırakıp da, size hiçbir şeyle faydası olmayan ve zararı da dokunmayan şeylere mi ibadet ediyorsunuz"?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 66. ayet

  20. Enbiyâ suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 67. ayet. أُفٍّ لَّكُمْ وَلِمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    üffil leküm velimâ ta`büdûne min dûni-llâh. efelâ ta`ḳilûn.

    Ali Özek ve heyeti

    "Size ve Allah'ı bırakıp da ibadet ettiğiniz şeylere yazıklar olsun. Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz"?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 67. ayet

  21. Enbiyâ suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 68. ayet. قَالُوا۟ حَرِّقُوهُ وَٱنصُرُوٓا۟ ءَالِهَتَكُمْ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ

    ḳâlû ḥarriḳûhü venṣurû âliheteküm in küntüm fâ`ilîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar da demişlerdi ki: "Eğer bir şey yapacaksanız, onu yakın ve ilâhlarınıza yardım edin".

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 68. ayet

  22. Enbiyâ suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 69. ayet. قُلْنَا يَٰنَارُ كُونِى بَرْدًا وَسَلَٰمًا عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ

    ḳulnâ yâ nâru kûnî berdev veselâmen `alâ ibrâhîm.

    Ali Özek ve heyeti

    (Nitekim onu yakmaya kalkıştıkları zaman, ateşe) şöyle demiştik: "Ey ateş! İbrahim'e serin ve selâmet ol".

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 69. ayet

  23. Enbiyâ suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 70. ayet. وَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًا فَجَعَلْنَٰهُمُ ٱلْأَخْسَرِينَ

    veerâdû bihî keyden fece`alnâhümü-l'aḫserîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Böylece ona bir tuzak kurmak istediler; fakat biz onları, daha çok hüsrana uğrayanlar durumuna soktuk.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 70. ayet

  24. Enbiyâ suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 71. ayet. وَنَجَّيْنَٰهُ وَلُوطًا إِلَى ٱلْأَرْضِ ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا لِلْعَٰلَمِينَ

    venecceynâhü velûṭan ile-l'arḍi-lletî bâraknâ fîhâ lil`âlemîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, onu ve Lût'u kurtararak, içinde cümle âleme bereketler verdiğimiz ülkeye ulaştırdık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 71. ayet

  25. Enbiyâ suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 72. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ إِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ نَافِلَةً وَكُلًّا جَعَلْنَا صَٰلِحِينَ

    vevehebnâ lehû isḥâḳ. veya`ḳûbe nâfileten. veküllen ce`alnâ ṣâliḥîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Ayrıca ona, İshak'ı ve (O'nun oğlu) Yakûb'u bir bağış olarak vermiş, herbirini sâlihlerden eylemiştik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 72. ayet

  26. Enbiyâ suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 73. ayet. وَجَعَلْنَٰهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا وَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِمْ فِعْلَ ٱلْخَيْرَٰتِ وَإِقَامَ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِيتَآءَ ٱلزَّكَوٰةِ وَكَانُوا۟ لَنَا عَٰبِدِينَ

    vece`alnâhüm eimmetey yehdûne biemrinâ veevḥaynâ ileyhim fi`le-lḫayrâti veiḳâme-ṣṣalâti veîtâe-zzekâh. vekânû lenâ `âbidîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 73. ayet

  27. Enbiyâ suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 74. ayet. وَلُوطًا ءَاتَيْنَٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَٰهُ مِنَ ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِى كَانَت تَّعْمَلُ ٱلْخَبَٰٓئِثَ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمَ سَوْءٍ فَٰسِقِينَ

    velûṭan âteynâhü ḥukmev ve`ilmev venecceynâhü mine-lḳaryeti-lletî kânet ta`melü-lḫabâiŝ. innehüm kânû ḳavme sev'in fâsiḳîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Lût’a gelince, ona da hüküm (hakimlik, peygamberlik, hükümdarlık) ve ilim verdik; onu, çirkin işler yapmakta olan memleketten kurtardık. Zira onlar (o memleketin halkı), gerçekten fena işler yapan kötü bir kavimdi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 74. ayet

  28. Enbiyâ suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 75. ayet. وَأَدْخَلْنَٰهُ فِى رَحْمَتِنَآ إِنَّهُۥ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    veedḫalnâhü fî raḥmetinâ. innehû mine-ṣṣâliḥîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Onu (Lût'u) rahmetimize kabul ettik; çünkü o, sâlihlerden idi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 75. ayet

  29. Enbiyâ suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 76. ayet. وَنُوحًا إِذْ نَادَىٰ مِن قَبْلُ فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ فَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

    venûḥan iẕ nâdâ min ḳablü festecebnâ lehû fenecceynâhü veehlehû mine-lkerbi-l`ażîm.

    Ali Özek ve heyeti

    Daha önce Nuh da dua etmiş, biz onun duasını kabul etmiştik. Böylece, kendisini ve (iman eden) yakınlarını büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 76. ayet

  30. Enbiyâ suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 77. ayet. وَنَصَرْنَٰهُ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمَ سَوْءٍ فَأَغْرَقْنَٰهُمْ أَجْمَعِينَ

    veneṣarnâhü mine-lḳavmi-lleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ. innehüm kânû ḳavme sev'in feagraḳnâhüm ecme`în.

    Ali Özek ve heyeti

    Onu, âyetlerimizi inkâr eden kavimden koruduk. Gerçekten onlar, fena bir kavim idi; bu yüzden topunu birden (suya) gömdük.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 77. ayet

Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem 78–91

  1. Enbiyâ suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 78. ayet. وَدَاوُۥدَ وَسُلَيْمَٰنَ إِذْ يَحْكُمَانِ فِى ٱلْحَرْثِ إِذْ نَفَشَتْ فِيهِ غَنَمُ ٱلْقَوْمِ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَٰهِدِينَ

    vedâvûde vesüleymâne iẕ yaḥkümâni fi-lḥarŝi iẕ nefeşet fîhi ganemü-lḳavm. vekünnâ liḥukmihim şâhidîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Davud ve Süleyman'a da (yardım etmiştik). Bir zaman, bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Bir grup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 78. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 79. ayet. فَفَهَّمْنَٰهَا سُلَيْمَٰنَ وَكُلًّا ءَاتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًا وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُۥدَ ٱلْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَٱلطَّيْرَ وَكُنَّا فَٰعِلِينَ

    fefehhemnâhâ süleymân. veküllen âteynâ ḥukmev ve`ilmâ. veseḫḫarnâ me`a dâvûde-lcibâle yüsebbiḥne veṭṭayr. vekünnâ fâ`ilîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Böylece bunu (bu fetvayı) Süleyman'a biz anlatmıştık. Biz, onların her birine hüküm (hükümdarlık, peygamberlik) ve ilim verdik. Kuşları ve tesbih eden dağları da Davud’a boyun eğdirdik. (Bunları) biz yapmaktayız.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 79. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 80. ayet. وَعَلَّمْنَٰهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَّكُمْ لِتُحْصِنَكُم مِّنۢ بَأْسِكُمْ فَهَلْ أَنتُمْ شَٰكِرُونَ

    ve`allemnâhü ṣan`ate lebûsil leküm lituḥṣineküm mim be'siküm. fehel entüm şâkirûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Ona, savaş sıkıntılarınızdan sizi koruması için zırh yapmayı öğrettik. Artık şükredecek misiniz?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 80. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 81. ayet. وَلِسُلَيْمَٰنَ ٱلرِّيحَ عَاصِفَةً تَجْرِى بِأَمْرِهِۦٓ إِلَى ٱلْأَرْضِ ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا وَكُنَّا بِكُلِّ شَىْءٍ عَٰلِمِينَ

    velisüleymâne-rrîḥa `âṣifeten tecrî biemrih ile-l'arḍi-lletî bâraknâ fîhâ. vekünnâ bikülli şey'in `âlimîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Süleyman'ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz herşeyi biliriz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 81. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 82. ayet. وَمِنَ ٱلشَّيَٰطِينِ مَن يَغُوصُونَ لَهُۥ وَيَعْمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذَٰلِكَ وَكُنَّا لَهُمْ حَٰفِظِينَ

    vemine-şşeyâṭîni mey yegûṣûne lehû veya`melûne `amelen dûne ẕâlik. vekünnâ lehüm ḥâfiżîn.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ona boyun eğdirdiğimiz) onun için denizlere dalan şeytanlar da vardı. Bunlar, bundan başka işler de yapıyorlardı. Hepsini de gözeten bizdik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 82. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 83. ayet. وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    veeyyûbe iẕ nâdâ rabbehû ennî messeniye-ḍḍurru veente erḥamü-rrâḥimîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Eyyub'u da (an). Hani Rabbine: «Başıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin» diye niyaz etmişti (de ona da yardım etmiştik).

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 83. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 84. ayet. فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ فَكَشَفْنَا مَا بِهِۦ مِن ضُرٍّ وَءَاتَيْنَٰهُ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَذِكْرَىٰ لِلْعَٰبِدِينَ

    festecebnâ lehû fekeşefnâ mâ bihî min ḍurriv veâteynâhü ehlehû vemiŝlehüm me`ahüm raḥmetem min `indinâ veẕikrâ lil`âbidîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatıra olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 84. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 85. ayet. وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا ٱلْكِفْلِ كُلٌّ مِّنَ ٱلصَّٰبِرِينَ

    veismâ`île veidrîse veẕe-lkifl. küllüm mine-ṣṣâbirîn.

    Ali Özek ve heyeti

    İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de (yâdet). Hepsi de sabreden kimselerdendi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 85. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 86. ayet. وَأَدْخَلْنَٰهُمْ فِى رَحْمَتِنَآ إِنَّهُم مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    veedḫalnâhüm fî raḥmetinâ. innehüm mine-ṣṣâliḥîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Onları rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten salih kimselerdendi.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 86. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 87. ayet. وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَٰضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ أَن لَّآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبْحَٰنَكَ إِنِّى كُنتُ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    veẕe-nnûni iẕ ẕehebe mügâḍiben feżanne el len naḳdira `aleyhi fenâdâ fi-żżulümâti el lâ ilâhe illâ ente sübḥânek. innî küntü mine-żżâlimîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Zunnûn'a da yardım etmiştik. Hani kavmine kızıp gitmişti. Zannetmişti ki, biz kendisine güç yetiremiyeceğiz. Bu sebeple karanlıklar içinde şöyle seslenmişti: "Senden başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Ben muhakkak zâlimlerden oldum".

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 87. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 88. ayet. فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَنَجَّيْنَٰهُ مِنَ ٱلْغَمِّ وَكَذَٰلِكَ نُـۨجِى ٱلْمُؤْمِنِينَ

    festecebnâ lehû venecceynâhü mine-lgamm. vekeẕâlike nünci-lmü'minîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 88. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 89. ayet. وَزَكَرِيَّآ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥ رَبِّ لَا تَذَرْنِى فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْوَٰرِثِينَ

    vezekeriyyâ iẕ nâdâ rabbehû rabbi lâ teẕernî ferdev veente ḫayru-lvâriŝîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Zekeriyya'yı da (an, ona da yardım etmiştik). Hani o, Rabbine şöyle niyaz etmişti: «Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen, vârislerin en hayırlısısın, (her şey sonunda senindir).»

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 89. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 90. ayet. فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَوَهَبْنَا لَهُۥ يَحْيَىٰ وَأَصْلَحْنَا لَهُۥ زَوْجَهُۥٓ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا وَكَانُوا۟ لَنَا خَٰشِعِينَ

    festecebnâ leh. vevehebnâ lehû yaḥyâ veaṣlaḥnâ lehû zevceh. innehüm kânû yüsâri`ûne fi-lḫayrâti veyed`ûnenâ ragabev verahebâ. vekânû lenâ ḫâşi`în.

    Ali Özek ve heyeti

    Onun da duasını kabul etmiştik. Ona Yahya'yı vermiş, eşini de kendisi için ıslâh etmiştik. Hayırlı iş yapmakta biribirleriyle yarışırlar, (rahmetimizi) ümid ederek ve (azabımızdan da) korkarak bize duâ ederlerdi. Bize karşı son derece saygılı idiler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 90. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 91. ayet. وَٱلَّتِىٓ أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهَا مِن رُّوحِنَا وَجَعَلْنَٰهَا وَٱبْنَهَآ ءَايَةً لِّلْعَٰلَمِينَ

    velletî aḥṣanet fercehâ fenefaḫnâ fîhâ mir rûḥinâ vece`alnâhâ vebnehâ âyetel lil`âlemîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Irzını iffetle korumuş olanı (Meryem'i de an.) Biz ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu âlemler için bir ibret kıldık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 91. ayet

Tek ümmet; Ye'cûc ve Me'cûc 92–97

  1. Enbiyâ suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 92. ayet. إِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَأَنَا۠ رَبُّكُمْ فَٱعْبُدُونِ

    inne hâẕihî ümmetüküm ümmetev vâḥideh. veenâ rabbüküm fa`büdûn.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte, sizin bu dîniniz tek bir dindir; ben de sizin Rabbinizim. O halde bana ibadet edin.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 92. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 93. ayet. وَتَقَطَّعُوٓا۟ أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ كُلٌّ إِلَيْنَا رَٰجِعُونَ

    veteḳaṭṭa`û emrahüm beynehüm. küllün ileynâ râci`ûn.

    Ali Özek ve heyeti

    (Buna rağmen insanlar), dinlerini aralarında bölük pörçük etmişlerdir. Halbuki hepsi de bize döneceklerdir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 93. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 94. ayet. فَمَن يَعْمَلْ مِنَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِهِۦ وَإِنَّا لَهُۥ كَٰتِبُونَ

    femey ya`mel mine-ṣṣâliḥâti vehüve mü'minün felâ küfrâne lisa`yih. veinnâ lehû kâtibûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu durumda her kim mümin olarak iyi davranışlar yaparsa onun çabasını görmezlikten gelmek olmaz. Zira biz onu yazmaktayız.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 94. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 95. ayet. وَحَرَٰمٌ عَلَىٰ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَآ أَنَّهُمْ لَا يَرْجِعُونَ

    veḥarâmün `alâ ḳaryetin ehleknâhâ ennehüm lâ yerci`ûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Helak ettiğimiz ülke (halkı) nin (kıyâmete kadar dünyaya tekrar) dönmeleri mümkün değildir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 95. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 96. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا فُتِحَتْ يَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَهُم مِّن كُلِّ حَدَبٍ يَنسِلُونَ

    ḥattâ iẕâ fütiḥat ye'cûcü veme'cûcü vehüm min külli ḥadebiy yensilûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Nihayet Ye’cûc ve Me’cûc (sedleri) açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman;

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 96. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 97. ayet. وَٱقْتَرَبَ ٱلْوَعْدُ ٱلْحَقُّ فَإِذَا هِىَ شَٰخِصَةٌ أَبْصَٰرُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَٰوَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِى غَفْلَةٍ مِّنْ هَٰذَا بَلْ كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    vaḳterabe-lva`dü-lḥaḳḳu feiẕâ hiye şâḫiṣatün ebṣâru-lleẕîne keferû. yâ veylenâ ḳad künnâ fî gafletim min hâẕâ bel künnâ żâlimîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Gerçek vadolan kıyamet artık yaklaşmıştır, işte o zaman, küfredenlerin gözleri donakalır ve "Yazıklar olsun bize! Biz, bundan gaflet içinde idik; daha zâlimdik" derler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 97. ayet

Sâlih kullar yeryüzüne vâris; âlemlere rahmet 98–112

  1. Enbiyâ suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 98. ayet. إِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنتُمْ لَهَا وَٰرِدُونَ

    inneküm vemâ ta`büdûne min dûni-llâhi ḥaṣabü cehennem. entüm lehâ vâridûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Siz ve Allah'ın dışında taptığınız şeyler cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 98. ayet

  2. Enbiyâ suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 99. ayet. لَوْ كَانَ هَٰٓؤُلَآءِ ءَالِهَةً مَّا وَرَدُوهَا وَكُلٌّ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    lev kâne hâülâi âlihetem mâ veradûhâ. veküllün fîhâ ḫâlidûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer bunlar ilâh olsalardı, oraya girmezlerdi. Hepsi de orada ebedîdirler.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 99. ayet

  3. Enbiyâ suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 100. ayet. لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَهُمْ فِيهَا لَا يَسْمَعُونَ

    lehüm fîhâ zefîruv vehüm fîhâ lâ yesme`ûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Orada onlara inim inim inlemek düşer. Yine onlar orada (hiçbir iyi haber) duymazlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 100. ayet

  4. Enbiyâ suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 101. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ سَبَقَتْ لَهُم مِّنَّا ٱلْحُسْنَىٰٓ أُو۟لَٰٓئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَ

    inne-lleẕîne sebeḳat lehüm minne-lḥusnâ ülâike `anhâ müb`adûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Tarafımızdan kendilerine güzel âkıbet takdir edilmiş olanlara gelince, işte bunlar cehennemden uzak tutulurlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 101. ayet

  5. Enbiyâ suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 102. ayet. لَا يَسْمَعُونَ حَسِيسَهَا وَهُمْ فِى مَا ٱشْتَهَتْ أَنفُسُهُمْ خَٰلِدُونَ

    lâ yesme`ûne ḥasîsehâ. vehüm fî me-ştehet enfüsühüm ḫâlidûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunlar onun uğultusunu duymazlar; gönüllerinin dilediği nimetler içinde ebedî kalırlar.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 102. ayet

  6. Enbiyâ suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 103. ayet. لَا يَحْزُنُهُمُ ٱلْفَزَعُ ٱلْأَكْبَرُ وَتَتَلَقَّىٰهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ هَٰذَا يَوْمُكُمُ ٱلَّذِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

    lâ yaḥzünühümü-lfeza`u-l'ekberu veteteleḳḳâhümü-lmelâikeh. hâẕâ yevmükümü-lleẕî küntüm tû`adûn.

    Ali Özek ve heyeti

    En büyük dehşet dahi onları tasalandırmaz. Melekler kendilerini şöyle karşılar: İşte bu size vâdedilmiş olan (mutlu) gününüzdür.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 103. ayet

  7. Enbiyâ suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 104. ayet. يَوْمَ نَطْوِى ٱلسَّمَآءَ كَطَىِّ ٱلسِّجِلِّ لِلْكُتُبِ كَمَا بَدَأْنَآ أَوَّلَ خَلْقٍ نُّعِيدُهُۥ وَعْدًا عَلَيْنَآ إِنَّا كُنَّا فَٰعِلِينَ

    yevme naṭvi-ssemâe keṭayyi-ssicilli lilkütüb. kemâ bede'nâ evvele ḫalḳin nü`îdüh. va`den `aleynâ. innâ künnâ fâ`ilîn.

    Ali Özek ve heyeti

    (Düşün o) günü ki, yazılı kâğıtların tomarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. Tıpkı ilk yaratmaya başladığımız gibi onu tekrar o hale getiririz. (Bu,) üzerimize aldığımız bir vaad oldu. Biz, (vâdettiğimizi) yaparız.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 104. ayet

  8. Enbiyâ suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 105. ayet. وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِى ٱلزَّبُورِ مِنۢ بَعْدِ ٱلذِّكْرِ أَنَّ ٱلْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِىَ ٱلصَّٰلِحُونَ

    veleḳad ketebnâ fi-zzebûri mim ba`di-ẕẕikri enne-l'arḍa yeriŝühâ `ibâdiye-ṣṣâliḥûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: «Yeryüzüne salih kullarım vâris olacaktır» diye yazmıştık.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 105. ayet

  9. Enbiyâ suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 106. ayet. إِنَّ فِى هَٰذَا لَبَلَٰغًا لِّقَوْمٍ عَٰبِدِينَ

    inne fî hâẕâ lebelâgal liḳavmin `âbidîn.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bunda, (bize) kulluk eden bir kavim için bir mesaj vardır.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 106. ayet

  10. Enbiyâ suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 107. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَٰلَمِينَ

    vemâ erselnâke illâ raḥmetel lil`âlemîn.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 107. ayet

  11. Enbiyâ suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 108. ayet. قُلْ إِنَّمَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَهَلْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ

    ḳul innemâ yûḥâ ileyye ennemâ ilâhüküm ilâhüv vâḥid. fehel entüm müslimûn.

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: "Bana, ilâhınız tek bir ilâhtır, diye vahyolunuyor. Artık müslüman olacak mısınız"?

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 108. ayet

  12. Enbiyâ suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 109. ayet. فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقُلْ ءَاذَنتُكُمْ عَلَىٰ سَوَآءٍ وَإِنْ أَدْرِىٓ أَقَرِيبٌ أَم بَعِيدٌ مَّا تُوعَدُونَ

    fein tevellev feḳul ehentüküm `alâ sevâ'. vein edrî eḳarîbün em be`îdüm mâ tû`adûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer yüz çevirirlerse de ki: (Bana emrolunanı) hepinize açıkladım. artık size vâdolunan şey (mahşerde toplanma zamanınız) yakın mı uzak mı, bilmiyorum.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 109. ayet

  13. Enbiyâ suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 110. ayet. إِنَّهُۥ يَعْلَمُ ٱلْجَهْرَ مِنَ ٱلْقَوْلِ وَيَعْلَمُ مَا تَكْتُمُونَ

    innehû ya`lemü-lcehra mine-lḳavli veya`lemü mâ tektümûn.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz Allah sözün açığını da bilir, gizli tuttuklarınızı da bilir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 110. ayet

  14. Enbiyâ suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 111. ayet. وَإِنْ أَدْرِى لَعَلَّهُۥ فِتْنَةٌ لَّكُمْ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٍ

    vein edrî le`allehû fitnetül leküm vemetâ`un ilâ ḥîn.

    Ali Özek ve heyeti

    Bilmiyorum, belki de o (azabın ertelenmesi), sizi denemek ve bir zamana kadar sizi (imkânlardan) faydalandırmak içindir.

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 111. ayet

  15. Enbiyâ suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Enbiyâ suresi, 112. ayet. قَٰلَ رَبِّ ٱحْكُم بِٱلْحَقِّ وَرَبُّنَا ٱلرَّحْمَٰنُ ٱلْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ

    ḳâle rabbi-ḥküm bilḥaḳḳ. verabbüne-rraḥmânü-lmüste`ânü `alâ mâ teṣifûn.

    Ali Özek ve heyeti

    (Peygamber) demiştir ki: "Rabbim! (Benimle, beni yalanlayan müşrikler arasında) hak ile hükmet. Rabbimiz çok merhametlidir. Sizin vasfettiklerinize karşı da yalnız O'na sığınılır."

    Ayet detayı — Enbiyâ suresi, 112. ayet