Diyanet İşleri
"Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır."
Enbiyâ suresi
Enbiyâ suresi, 111. ayet. وَإِنْ أَدْرِى لَعَلَّهُۥ فِتْنَةٌ لَّكُمْ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٍ
vein edrî le`allehû fitnetül leküm vemetâ`un ilâ ḥîn.
"Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sâlih kullar yeryüzüne vâris; âlemlere rahmet Enbiyâ 98–112 3
De ki: "Bana ancak, ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Artık müslüman oluyor musunuz?"
Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "(Bana emrolunanı, ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı, bilmiyorum."
"Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir."
"Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır."
(Peygamber), "Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. Bizim Rabbimiz, sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahman'dır" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
111. “Bilemiyorum, belki de o (azabın ertelenmesi), sizin için bir imtihan ve (dünyadan) bir süreye kadar faydalanmanız içindir.” Belki sizin çabucak gelmesini istediğiniz o azabın ertelenmesi, sizin için bir şerdir. Zira bu, dünya hayatında bir süreye kadar faydalandıktan sonra göreceğiniz cezanın daha da büyük olmasına bir sebep olabilir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bilmiyorum azap için süre tanıması sizin için bir imtihan, bir istidrâctır. küfrünüzde ve sapıklığınızda devam etmeniz için Allah'ın ilmiyle belirli bir zamana kadar sizi faydalandırmasıdır.
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha…
Aynı kök: حين (35 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)
Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…
Aynı kök: حين (35 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)
Allah, dedi ki: "Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır."
Aynı kök: حين (35 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)
Yunus'un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yunus'un kavmi) iman edince,…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır.…
Aynı kök: دري (29 geçiş)
Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin…
Aynı kök: دري (29 geçiş)
De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur'an'ın inişinden) önce (kırk…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Peygamber:) "Bilmiyorum, belki de o (azabın ertelenmesi), sizin için bir imtihan ve belirli bir zamana kadar sizi yararlandırmak içindir.
Ama ben; (bu ertelemenin) sizin için bir sınama ve kısa süreliğine verilmiş bir mühlet olup olmadığını herhalde bilemem."
Ve (bana gelince, Hesap Günü'ndeki) bu (gecikmenin) sizin için bir sınama mı, yoksa bir süreye kadar (merhameten yapılmış) bir erteleme mi olduğunu ben bilemem."
"Bilmiyorum, belki de süre tanınması sizin için bir denemedir (kendinizin ne olduğunu bizzat yaşayıp görmeniz için) ve sınırlı bir yararlanmadır. "
"Bilemem; belki bu (sürenin açıklanmaması), sizin için bir (fitne) denemedir, (belki de) belli bir vakte kadar yararlanma (meta)dır."
Bilmiyorum, belki de o (azabın ertelenmesi), sizi denemek ve bir zamana kadar sizi (imkânlardan) faydalandırmak içindir.
"Sizin için belki bir sınamadır ve belirli bir süreye dek geçindirmedir; onu da bilmiyorum?"
"Bilmem, belki de o azabın ertelenmesi, sizi sınamak ve bir süreye kadar yaşatmak içindir."
"Hiç bilmiyorum; belki sizin için bir test ve belli bir süreye kadar bir hoşlanma vesilesi olur."
'Hiç bilmiyorum; belki sizin için bir test ve belli bir süreye kadar bir hoşlanma vesilesi olur.'
Bilmem belki bu (gecikme) sizin için bir imtihan ve bir süreye kadar faydalanmak içindir.
Ve bilmem belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve vakta kadar bir istifadedir
"Bilemem, belki o dipnot 1 bir sınav ve sizin için belli bir zamana kadar yararlanmadır."
"Bilemem, belki o dipnot 1 bir sınav ve sizin için belli bir zamana kadar yararlanmadır."
Bilemem, belki o dipnot 1 bir sınav ve sizin için belli bir zamana kadar yararlanmadır.
"Bilemem belki bu (sürenin açıklanmaması), sizin için bir (fitne) denemedir, (belki de) belli bir vakte kadar yararlanma (meta)dır."
"Ben bilmem. Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihandır, bir zamana kadar bir faidelenmedir, (bir geçinmedir)".
Bilmem. Belki bu, sizin için bir deneme ve bir süreye kadar yararlanmadır.
(107-112) Seni alemlere rahmet olarak gönderdik, deki bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyoluyor, siz teslim olmuyor musunuz / Müslüman olmuyor musunuz? Eğer yüz çevirirlerse deki eşit bir şekilde size duyurdum / ilan ettim , size vaat edilen yakın mı uzak mı bilmiyorum / idrak edemiyorum, sözlerin açıktan olanını da saklı / ketum olanını da O, kesinlikle bilir, belki bu (azabın gelmemiş olması) sizin için fitnedir / sınamadır yahut belli süreliğine bir geçimdir / faydalanmadır onu da bilmiyorum / idrak edemiyorum, de ki Rabbim gerçek ile hükmünü / kararını ver, Rabbimiz tüm vasıflandırmalarınıza rağmen, esirgeyendir, yardımına sığınılacak olandır.
“Bilmiyorum, belki de o sizin için bir imtihandır. Bir süreye kadar bir faydalanmadır.''
"Bilmem belki de o (azabın ertelenmesi) sizi denemek ve bir süreye kadar yaşatmak içindir"
Bilmiyorum, belki o (azabın gecikmesi) sizin için bir imtihan dipnot 1 ve bir süreye kadar verilmiş fırsattır."
Bilemem, belki de o, (yani tehdit edildiğiniz cezanın geciktirilmesi) sizin için bir imtihandır."
Bilemem, belki bu sizi denemek ve bir süreye kadar faydalandırmak içindir.
Bilemem, belki bu sizi denemek ve bir süreye kadar faydalandırmak içindir.
Bilmiyorum, belki de o, sizin için bir fitnedir. Belirli bir süreye kadar bir nimetlendirmedir.
"Nor do I know the reason for the respite granted to you people, it may be a trial to test your true belief and inclination or to give you enough rope to allow you free scope of action up to a predetermined point of time in order that you may commit yourselves -or relent and be brought to your senses-"
I do not know: this [time] may well be a test for you, and enjoyment for a while.’
"I know not but that it may be a trial for you, and a grant of (worldly) livelihood (to you) for a time."
I think that this [reprieve] is possibly a trial for you, dipnot 1 an opportunity to enjoy yourselves until an appointed time."
For all I know it might be a trial for you and you will have enjoyment for a time. ’
And I know not, perhaps it may be a trial for you, and an enjoyment for a while.
I do not know —maybe it is a trial for you and an enjoyment for a while. ’
`And I do not know whether it (- the respite referred to above) is meant to put you on trial or it may be affording you a (worldly) provision for a short while. '
I know not; haply it is a trial for you and an enjoyment for a time.
"For all that I know, life in this world is a mean of trial and a temporary pleasure. "
I know not, haply, it is a trial for you and a provision for a season.
"For all I know, it may be a test for you and an enjoyment for a while."
I know not but peradventure the respite granted you is for a trial of you; and that ye may enjoy the prosperity of this world for a time.
"Verily, He knows what is spoken openly, and that which you hide.
And decidedly I do not realize (that) perhaps it would be a temptation for you, and an enjoyment for a while. " (i.e., your disbelief)
And I know not but that this may be a trial for you, and enjoyment for a while.
I do not know if this be a trial for you, or a little advantage for a while. "
But [as for me, ] I do not know whether, perchance, this [delay in God’s judgment] is but a trial for you, and a [merciful] respite for a while. "
I do not know if this ˹delay˺ is possibly a test for you and an enjoyment for a while."
"And for all I know, it may be a test for you and an enjoyment for a while. "
"For all that I know, this world is a test for you, and a temporary enjoyment."
And I know not; perhaps it is a trial for you and enjoyment for a time. "
“And I know not; it might be a means of denial for you and enjoyment for a time.”
And I know not whether this interval is a test for you or the merciful period of Respite. "
"And I do not know except that it may be a trial for you, and a gift of (your) livelihood for a time. "
And I do not know; perhaps it is a trial for you and an enjoyment for a while."
"Andfor all I know, it may be a test for you and an enjoyment for a while."