Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 100. ayet

Enbiyâ suresi, 100. ayet. لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَهُمْ فِيهَا لَا يَسْمَعُونَ

lehüm fîhâ zefîruv vehüm fîhâ lâ yesme`ûn.

Diyanet İşleri

Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 97–103 · surenin 100. ayeti / 112

Konu Sâlih kullar yeryüzüne vâris; âlemlere rahmet Enbiyâ 98–112 3

  1. Enbiyâ 97

    Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkar edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz" derler.

  2. Enbiyâ 98

    Hiç şüphesiz siz ve Allah'tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Siz oraya varacaksınız.

  3. Enbiyâ 99

    Eğer onlar ilah olsalardı oraya varmazlardı. Halbuki hepsi orada ebedi kalacaklardır.

  4. 100

    Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler.

  5. Enbiyâ 101

    Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükafat hazırlanmış olanlar var ya; işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır.

  6. Enbiyâ 102

    Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. Canlarının istediği nimetler içinde ebedi olarak kalırlar.

  7. Enbiyâ 103

    En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, "İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür" diyerek karşılarlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

100. Azabın şiddetinden dolayı “Onlar orada inleyerek nefes verecekler ve (azabın şiddetinden hiçbir şey) işitmeyeceklerdir.” Orada dilsiz, sağır ve kör kalacaklardır. Yahut da cehennemin ileri derecedeki kaynama sesinden ve uğultusundan başka bir ses işitmeyeceklerdir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Orada karşılaştıkları azabın şiddetinden- şiddetli bir şekilde iç çekerler. Onlar cehennemde kendilerine isabet eden dehşet verici korkudan dolayı sesleri işitmezler.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَهُمْ lehum onlar için vardır
  2. فِيهَا fiha orada
  3. زَفِيرٌۭ zefirun bir inleme kök: زفر
  4. وَهُمْ ve hum ve onlar
  5. فِيهَا fiha orada
  6. لَا la hiçbir şey
  7. يَسْمَعُونَ yesmeune işitmezler kök: سمع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 2 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: زفر (3 geçiş)

    Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır.

  • Aynı kök: زفر (3 geçiş)

    Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Orada onlar için inlemek vardır. Onlar orada (iyi haber) duyamayacaklardır.

Mustafa İslamoğlu

orada onların payına inim inim inlemek düşecek; ve onlar orada (iniltiden başka bir ses) duymayacaklar.

Muhammed Esed

Orada onların payına ah edip inlemek düşecek; ve orada (başka) bir şey işitmeyecekler.

Ahmed Hulusi

Onlar için orada şiddetli - horultulu inleme vardır ve onlar orada (dünyadaki sağırlıklarının devamı olarak) işitmezler!

Ali Bulaç

Orda kendileri için, 'kemikleri çatırdatan inlemeler' vardır. Onlar orda işitmezler de.

Ali Özek ve heyeti

Orada onlara inim inim inlemek düşer. Yine onlar orada (hiçbir iyi haber) duymazlar.

Ali Rıza Safa

Onlar için, derin inlemeler vardır. Zaten orada duymazlar.

Bayraktar Bayraklı

Cehennemde onlara inim inim inlemek düşer. Onlar orada hiçbir şey işitmezler.

Edip Yüksel

Onlar için orada iç çekip inlemek vardır; hiçbir şey de işitemezler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar için orada iç çekip inlemek vardır; hiç bir şey de işitemezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onların orada öyle bir iç çekişleri var ki, tapılanlar orada oldukları halde işitmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Öyle ki onların orada bir zefiri var, bunlar da orada iken işitmiyecekler

Erhan Aktaş

Onlar için orada bir inleme vardır ve onlar orada kendi inlemelerinden başka bir şey işitmezler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar için orada bir inleme vardır ve onlar orada kendi inlemelerinden başka bir şey işitmezler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar için orada bir inleme vardır ve onlar orada kendi inlemelerinden başka bir şey işitmezler.

Gültekin Onan

Orda kendileri için 'kemikleri çatırdatan inlemeler' vardır. Onlar orda işitmezler de.

Hasan Basri Çantay

Orada (hakları) inim inim inlemekdir onların (tapılanların). Bunlar orada da (sağır olub bir şey) duymayacaklardır.

İbni Kesir

Orada inim inim inleyecekler ve bir şey de işitmeyeceklerdir.

Mehmet Alagaş

(95-103) Helak ettiğimiz memleketlere dönmeleri yasaktır / haramdır, onlar kesinlikle oraya Ye’cüc ve Me’cüc açılıp ta her tepecikten / tümsekten çoğalarak yayılıncaya değin geri dönemeyecekler, Allah’ın gerçek vaadi yaklaşmıştır, kafirlerin gözleri hayretten tam açıktır , yazıklar olsun bize ki bundan bunun farkında değildik / gafil idik, bilakis biz zalimlerdik, sizler ve Allah’tan başka taptıklarınız cehennem yakıtısınız , o raya varacaksınız. Onlar eğer ilah olsalardı oraya / cehenneme varmazlardı (demek ki ilah değillermiş) hepsi orada kalıcıdırlar, onlara orada bir nefes iniltisi / bir iç çekiş vardır ve ayrıca orada işitmezler. Bizce güzel olduklarına dair hüküm almışlar / güzellikle sabıkalılar işte onlar ondan / cehennemden uzak kalanlardır , o nun tıslamasını / sesini dahi duymayacaklar , istedikleri / iştah ettikleri her neyse onunla kalıcıdırlar, büyük korkutucu (azap korkusu) onları hüzünlendirmeyecek, onlarla melekler buluşacaktır, işte size vaat edilen günleriniz budur.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onların orada ah edip, derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler.

Süleyman Ateş

Onlar için bir inleme ve soluma vardır! Ve onlar orada (azabın dehşeti içinde hiçbir şey) işitmezler.

Süleymaniye Vakfı

Orada nefes verişleri hırıltılıdır. Onlar orada kimseyi dinleyemezler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yapacakları tek şey, cehennemde inim inim inlemektir. Orada kimseyi dinleyemeyeceklerdir.

Şaban Britch

Onlar için bir inleme ve soluma vardır! Ve onlar orada (hiçbir şey) işitmezler.

Şaban Piriş

Orada inim inim inleyecekler ve hiçbir şey işitmeyeceklerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar için orada derin bir iç çekiş var. Ve onlar orada hiçbir şey işitmezler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There within, shall they pant, emitting with difficulty a deep breath and drawing with more difficulty a long breath heaving sighs and giving sobs, and the painful emotion compounded of loathing and fear and the feeling excited by fright shall deafen their ears that they cannot hear.

Abdul Haleem

There the disbelievers will be groaning piteously, but the [idols] will hear nothing.

Abdullah Yusuf Ali

There, sobbing will be their lot, nor will they there hear (aught else).

Abul A'la Maududi

There they shall groan dipnot 1 with anguish and the din and noise in Hell will not let them hear anything.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The Arabic word zafeer means hard breathing because of excessive heat, hard work and weariness.

Aisha Bewley

There will be sighing for them in it and they will not be able to hear.

Al-Hilali & Khan

Therein they will be breathing out with deep sighs and roaring and therein they will hear not.[1]

Ali Quli Qarai

Their lot therein will be groaning, and they will not hear anything in it.

Amatul Rahman Omar

Groaning shall be their lot therein and they will not hear in it (anything else).

Arthur John Arberry

there shall be sighing for them therein, and naught they shall hear.

Bijan Moeinian

Theirs will be sighs and the roaring of the Fire and they will hear nothing (no news, absolutely abandoned. )

E. Henry Palmer

for them therein is groaning, but they therein shall not be heard.

Edip-Layth

They will be breathing heavily in it, and they will not be heard therein.

George Sale

In that place shall they groan for anguish; and they shall not hear ought therein.

Hamid S. Aziz

Had these been gods, they would not have come hither, but all shall dwell therein.

Mahmoud Ghali

Therein there will be groaning for them, and therein they will not hear (anything).

Marmaduke Pickthall

Therein wailing is their portion, and therein they hear not.

Mohamed Ahmed - Samira

There will only be groaning for them, and they will not hear any thing.

Muhammad Asad

Moaning will be their lot therein, and nothing [else] will they hear therein.

Mustafa Khattab

In it they will groan, and will not be able to hear.

Progressive Muslims

They will be breathing heavily in it, and they will not be heard therein.

Rashad Khalifa

They will sigh and groan therein, and they will have no access to any news.

Sahih International

For them therein is heavy sighing, and they therein will not hear.

Sam Gerrans

They have therein roaring; and therein they hear not.

Shabbir Ahmed

Sobbing and wailing will be their lot therein; and nothing else will they hear.

Syed Vickar Ahamed

There crying (bitterly) will be their fate, nor will they hear (anything else) there.

Taqi Usmani

For them, there will be screams in it and they will not hear.

The Monotheist Group

They will be breathing heavily in it, and they will not be heard therein.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 100. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 100. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 100. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩