36. sure

Yâsîn Suresi يس

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 15 konu
  1. Kur'an'a yemin ve peygamberin gönderilişi 1–6 karşılaştır — Kur'an'a yemin ve peygamberin gönderilişi
  2. İnanmayanların hâli ve ölülerin diriltilmesi 7–12 karşılaştır — İnanmayanların hâli ve ölülerin diriltilmesi
  3. Karye halkı: elçilerin gelişi ve yalanlanması 13–19 karşılaştır — Karye halkı: elçilerin gelişi ve yalanlanması
  4. Şehrin öbür ucundan koşarak gelen adam 20–27 karşılaştır — Şehrin öbür ucundan koşarak gelen adam
  5. Kavmin helâki ve alay edenlerden ders 28–32 karşılaştır — Kavmin helâki ve alay edenlerden ders
  6. Delil: ölü toprak, bahçeler, çiftler 33–36 karşılaştır — Delil: ölü toprak, bahçeler, çiftler
  7. Delil: gece, güneş ve ay 37–40 karşılaştır — Delil: gece, güneş ve ay
  8. Delil: gemi ve taşınan nesiller 41–44 karşılaştır — Delil: gemi ve taşınan nesiller
  9. Yüz çevirenler ve ansızın gelen ses 45–50 karşılaştır — Yüz çevirenler ve ansızın gelen ses
  10. Sûra üfürülüş ve kabirlerden çıkış 51–54 karşılaştır — Sûra üfürülüş ve kabirlerden çıkış
  11. Cennetlikler 55–58 karşılaştır — Cennetlikler
  12. Suçlulara hitap ve o günün şahitliği 59–68 karşılaştır — Suçlulara hitap ve o günün şahitliği
  13. Kur'an şiir değildir 69–70 karşılaştır — Kur'an şiir değildir
  14. Hayvanlar ve edinilen ilahlar 71–76 karşılaştır — Hayvanlar ve edinilen ilahlar
  15. İnsanın dirilişe itirazı ve "Ol!" emri 77–83 karşılaştır — İnsanın dirilişe itirazı ve "Ol!" emri

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kur'an'a yemin ve peygamberin gönderilişi 1–6

  1. Yâsîn suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 1. ayet. يسٓ

    yâ-sîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    YA! SİN!

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 1. ayet

  2. Yâsîn suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 2. ayet. وَٱلْقُرْءَانِ ٱلْحَكِيمِ

    velḳur'âni-lḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğru hükümler dipnot 1 içeren Kur'an'a yemin olsun ki,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğru hüküm, hikmet demektir. Allah Teala Kur'an ile beraber hikmeti de indirmiştir. Bkz. Nisa 4/113

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 2. ayet

  3. Yâsîn suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 3. ayet. إِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

    inneke lemine-lmürselîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen Allah'ın elçilerindensin,

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 3. ayet

  4. Yâsîn suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 4. ayet. عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    `alâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğru yoldasın.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 4. ayet

  5. Yâsîn suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 5. ayet. تَنزِيلَ ٱلْعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

    tenzîle-l`azîzi-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu, güçlü ve ikramı bol Allah'ın indirdiği kitaptır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 5. ayet

  6. Yâsîn suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 6. ayet. لِتُنذِرَ قَوْمًا مَّآ أُنذِرَ ءَابَآؤُهُمْ فَهُمْ غَٰفِلُونَ

    litünẕira ḳavmem mâ ünẕira âbâühüm fehüm gâfilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ataları uyarılmamış bir kavmi uyarman için indirilmiştir. Çünkü onlar bundan habersizdirler.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 6. ayet

İnanmayanların hâli ve ölülerin diriltilmesi 7–12

  1. Yâsîn suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 7. ayet. لَقَدْ حَقَّ ٱلْقَوْلُ عَلَىٰٓ أَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    leḳad ḥaḳḳa-lḳavlü `alâ ekŝerihim fehüm lâ yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan çoğu, bunun gerçek anlamda Allah'ın sözü olduğunu anladıkları halde inanmıyorlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tıpkı şu ayette olan durum meydana gelmişti: النمل (27) وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَيْقَنَتْهَا أَنفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدِينَ  14} Burada fa, önceki cümleyi, sonraki cümlenin hali yapar. Bkz. Muhamme İsbir, Bilal Cüneydi, eş-Şamil, Mucem fi ulum'il-luğa'l-arabiyye ve mustalahatiha, Ahkam'ul-fa,  Beyrut 1985, ikinci baskı. Daha geniş bilgi kitabın sonundadır. (Kn.ile ilg. Bkz. Ennahvü-l vafi c. 3 s. 575) Kur'an'ın Allah'ın sözü olduğunu anlayınca ona önce inanırlar ama hayat tarzlarını değiştirmek istemezlerse görmezlikten gelmeye başlar kafir olurlar. Zaten inanmadan kafir olunmaz.. Allah Teala şöyle buyurur: O gün nice yüzler ak çıkar, nice yüzler de kararır. Yüzleri kararanlara şöyle denir: "Siz inandıktan sonra kafir oldunuz, değil mi? Kafir olmanıza karşılık, tadın şu azabı!"(Al-i İmran 3/106)

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 7. ayet

  2. Yâsîn suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 8. ayet. إِنَّا جَعَلْنَا فِىٓ أَعْنَٰقِهِمْ أَغْلَٰلًا فَهِىَ إِلَى ٱلْأَذْقَانِ فَهُم مُّقْمَحُونَ

    innâ ce`alnâ fî a`nâḳihim aglâlen fehiye ile-l'eẕḳâni fehüm muḳmeḥûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sanki boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demir halkalar takmışız da, başlarını eğemiyorlar.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 8. ayet

  3. Yâsîn suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 9. ayet. وَجَعَلْنَا مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَأَغْشَيْنَٰهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

    vece`alnâ mim beyni eydîhim seddev vemin ḫalfihim sedden feagşeynâhüm fehüm lâ yübṣirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sanki önlerine bir engel, arkalarına da bir engel koyup onları kuşatmışız da göremiyorlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu iki ayette, benzetme yapma yerine doğrudan benzetilecek anlam kümesi kullanılarak Mekkelilerin, Kur'an karşısındaki tavırları canlandırılmıştır. Bu tür anlatıma istiare-i temsiliyye denir. Bu tıpkı, "işini saman altından su yürütür gibi yapıyorsun" yerine "saman altından su yürütüyorsun" demek gibidir. İstiarede benzetme gizlenir ve gerçek anlamı kast etme ihtimali olmaz. Bu iki ayette de gerçek anlamı kast etme ihtimali yoktur. Öyle olsa bu insanlar sorumlu tutulamazlar. Çünkü "Allah, kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez" (Bakara 2/286) İstiarede benzetme edatı gizlenir ama bu ayetlerdeki ifadeler mecaz değil, gerçek sanıldığı için onlarda gizlenen "sanki" kelimesini açığa çıkarmamız bir zorunluluk olmuştur.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 9. ayet

  4. Yâsîn suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 10. ayet. وَسَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    vesevâün `aleyhim eenẕertehüm em lem tünẕirhüm lâ yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları uyarsan da bir, uyarmasan da: inanmıyorlar.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 10. ayet

  5. Yâsîn suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 11. ayet. إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّكْرَ وَخَشِىَ ٱلرَّحْمَٰنَ بِٱلْغَيْبِ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَأَجْرٍ كَرِيمٍ

    innemâ tünẕiru meni-ttebe`a-ẕẕikra veḫaşiye-rraḥmâne bilgayb. febeşşirhü bimagfirativ veecrin kerîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen ancak içten içe Rahman'dan çekinerek bu zikre dipnot 1 uyanı uyarabilirsin. Onlara, bağışlanacaklarını müjdele. Yaptıklarının karşılığının ikramiyeli olarak verileceğini de.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'a.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 11. ayet

  6. Yâsîn suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 12. ayet. إِنَّا نَحْنُ نُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا۟ وَءَاثَٰرَهُمْ وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ فِىٓ إِمَامٍ مُّبِينٍ

    innâ naḥnü nuḥyi-lmevtâ venektübü mâ ḳaddemû veâŝârahüm. vekülle şey'in aḥṣaynâhü fî imâmim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ölüleri diriltecek olan biziz. Yapıp ettiklerini ve eserlerini de yazmaktayız dipnot 1 . Yaptığımız her kayıt, açık bir defterdedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebimiz şöyle demiştir: "İnsan şu üç eserden birini bırakmadan ölürse defteri kapanır: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve ona dua eden salih evlat " (Müslim, Vasiyyet,14; Ebu Davud, Vesaya, 14)

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 12. ayet

Karye halkı: elçilerin gelişi ve yalanlanması 13–19

  1. Yâsîn suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 13. ayet. وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلًا أَصْحَٰبَ ٱلْقَرْيَةِ إِذْ جَآءَهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

    vaḍrib lehüm meŝelen aṣḥâbe-lḳaryeh. iẕ câehe-lmürselûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şu şehir halkının, elçiler geldiğinde yaptıklarını bunlara örnek ver.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 13. ayet

  2. Yâsîn suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 14. ayet. إِذْ أَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمُ ٱثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُوٓا۟ إِنَّآ إِلَيْكُم مُّرْسَلُونَ

    iẕ erselnâ ileyhimü-ŝneyni fekeẕẕebûhümâ fe`azzeznâ biŝâliŝin feḳâlû innâ ileyküm mürselûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara iki elçi gönderdik; yalanladılar. Sonra elçileri üçüncüsü ile destekledik. Onlar; "biz, size gönderilen elçileriz." dediler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rivayete göre bu ayetler, İsa aleyhisselamın Antakya'ya gönderdiği elçilerle ilgilidir (Taberi 22243). İncil'de "Resullerin İşleri" bölümünde verilen bilgilerle bu ayetler arasında uyum vardır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 14. ayet

  3. Yâsîn suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 15. ayet. قَالُوا۟ مَآ أَنتُمْ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحْمَٰنُ مِن شَىْءٍ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا تَكْذِبُونَ

    ḳâlû mâ entüm illâ beşerum miŝlünâ vemâ enzele-rraḥmânü min şey'in in entüm illâ tekẕibûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halk dedi ki; "Siz de tıpkı bizim gibi insansınız. Rahman dipnot 1 , bir şey indirmiş değildir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rahman, iyiliği sonsuz demektir. İnsanlar her şeyi Allah'ın verdiğini kabul ederler ama emir vermesini istemezler.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 15. ayet

  4. Yâsîn suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 16. ayet. قَالُوا۟ رَبُّنَا يَعْلَمُ إِنَّآ إِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ

    ḳâlû rabbünâ ya`lemü innâ ileyküm lemürselûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki; "Rabbimiz biliyor; biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 16. ayet

  5. Yâsîn suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 17. ayet. وَمَا عَلَيْنَآ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

    vemâ `aleynâ ille-lbelâgu-lmübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görevimiz açık bir tebliğden ibarettir."

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 17. ayet

  6. Yâsîn suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 18. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ لَئِن لَّمْ تَنتَهُوا۟ لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ

    ḳâlû innâ teṭayyernâ biküm. leil lem tentehû lenercümenneküm veleyemessenneküm minnâ `aẕâbün elîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halk dedi ki; "Sizin yüzünüzden biz, paramparça olduk. Eğer vazgeçmezseniz sizi taşa tutar, fena halde canınızı yakarız dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Peygamberimizin tebliğinden sonra Mekkeliler de parçalandığı için onu öldürmeye kalkmışlardı.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 18. ayet

  7. Yâsîn suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 19. ayet. قَالُوا۟ طَٰٓئِرُكُم مَّعَكُمْ أَئِن ذُكِّرْتُم بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ مُّسْرِفُونَ

    ḳâlû ṭâiruküm me`aküm. ein ẕükkirtüm. bel entüm ḳavmüm müsrifûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Elçiler dediler ki, "sizi parçalayan sizde olandır. Doğrular hatırlatıldı diye paramparça oldunuz öyle mi dipnot 1 ? Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir topluma Allah'ın bir elçisi geldiği zaman çözülme ve parçalanma kaçınılmaz olur. Allah Teala şöyle buyurur: "İnsanlar tek bir topluluktu; Allah onlara, müjde veren ve uyarıda bulunan nebiler gönderdi. Onlarla birlikte gerçeği içeren kitap da indirdi ki, ayrılığa düştükleri konularda insanlar arasında hakemlik yapsın. Kitapta ayrılığa düşenler kendilerine Kitap verilenlerden başkası olmadı. O açık belgeler geldikten sonra birbirlerinin haklarına göz diktikleri için böyle oldu. Sonra Allah inanmış olanları, anlaşamadıkları konuda, kendi izniyle doğruya ulaştırdı. Allah düzenine uyanı doğruya yöneltir." (Bakara 2/213).

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 19. ayet

Şehrin öbür ucundan koşarak gelen adam 20–27

  1. Yâsîn suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 20. ayet. وَجَآءَ مِنْ أَقْصَا ٱلْمَدِينَةِ رَجُلٌ يَسْعَىٰ قَالَ يَٰقَوْمِ ٱتَّبِعُوا۟ ٱلْمُرْسَلِينَ

    vecâe min aḳṣe-lmedîneti racülüy yes`â ḳâle yâ ḳavmi-ttebi`ü-lmürselîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi; "Ey kavmim, uyun bu elçilere!" dedi.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 20. ayet

  2. Yâsîn suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 21. ayet. ٱتَّبِعُوا۟ مَن لَّا يَسْـَٔلُكُمْ أَجْرًا وَهُم مُّهْتَدُونَ

    ittebi`û mel lâ yes'elüküm ecrav vehüm mühtedûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizden ücret istemeyen bu kişilere uyun. Bunlar doğru yoldadırlar.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 21. ayet

  3. Yâsîn suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 22. ayet. وَمَا لِىَ لَآ أَعْبُدُ ٱلَّذِى فَطَرَنِى وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    vemâ liye lâ a`büdü-lleẕî feṭaranî veileyhi türce`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ben, beni yaratana niye kulluk etmeyeyim ki! Zaten onun huzuruna çıkarılacaksınız.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 22. ayet

  4. Yâsîn suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 23. ayet. ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً إِن يُرِدْنِ ٱلرَّحْمَٰنُ بِضُرٍّ لَّا تُغْنِ عَنِّى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا يُنقِذُونِ

    eetteḫiẕü min dûnihî âliheten iy yüridni-rraḥmânü biḍurril lâ tugni `annî şefâ`atühüm şey'ev velâ yünḳiẕûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'tan önce başka ilahlara tutunur muyum ben? Rahman dipnot 1 bana bir zarar vermek istese onların şefaati işe yaramaz. Onlar beni kurtaramazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyiliği sonsuz olan Allah.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 23. ayet

  5. Yâsîn suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 24. ayet. إِنِّىٓ إِذًا لَّفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    innî iẕel lefî ḍalâlim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öyle yapsam, açık bir sapıklık içinde olurum.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 24. ayet

  6. Yâsîn suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 25. ayet. إِنِّىٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمْ فَٱسْمَعُونِ

    innî âmentü birabbiküm fesme`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte ben Rabbinize inandım; beni dinleyin."

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 25. ayet

  7. Yâsîn suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 26. ayet. قِيلَ ٱدْخُلِ ٱلْجَنَّةَ قَالَ يَٰلَيْتَ قَوْمِى يَعْلَمُونَ

    ḳîle-dḫuli-lcenneh. ḳâle yâ leyte ḳavmî ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Onu öldürdüler) "Cennet'e gir dipnot 1 " dendi. "Ah, keşke kavmim bilseydi" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet kabrin, bazı kimseler için cennet bahçesi olacağını gösterir. Çünkü Ahiretteki cennete mahşer gününden sonra girilecek ve bu şahsın oraya girdiğini, onu öldürenler de göreceklerdir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 26. ayet

  8. Yâsîn suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 27. ayet. بِمَا غَفَرَ لِى رَبِّى وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُكْرَمِينَ

    bimâ gafera lî rabbî vece`alenî mine-lmükramîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbimin beni, ne sebeple affettiğini ve ikram görenlere kattığını bir bilselerdi!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 27. ayet

Kavmin helâki ve alay edenlerden ders 28–32

  1. Buradan itibaren cüz 23

    Yâsîn suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 28. ayet. وَمَآ أَنزَلْنَا عَلَىٰ قَوْمِهِۦ مِنۢ بَعْدِهِۦ مِن جُندٍ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ

    vemâ enzelnâ `alâ ḳavmihî mim ba`dihî min cündim mine-ssemâi vemâ künnâ münzilîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onun arkasından kavmine gökten ordu indirmedik; zaten indirmeyiz.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 28. ayet

  2. Yâsîn suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 29. ayet. إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَإِذَا هُمْ خَٰمِدُونَ

    in kânet illâ ṣayḥatev vâḥideten feiẕâ hüm ḫâmidûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sadece yüksek bir ses olur; bakarsınız ki sönüveriyorlar.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 29. ayet

  3. Yâsîn suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 30. ayet. يَٰحَسْرَةً عَلَى ٱلْعِبَادِ مَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    yâ ḥasraten `ale-l`ibâd. mâ ye'tîhim mir rasûlin illâ kânû bihî yestehziûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yazık böyle kullara! Kendilerine bir elçi gelmeye görsün, hemen hafife alırlar.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 30. ayet

  4. Yâsîn suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 31. ayet. أَلَمْ يَرَوْا۟ كَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّنَ ٱلْقُرُونِ أَنَّهُمْ إِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ

    elem yerav kem ehleknâ ḳablehüm mine-lḳurûni ennehüm ileyhim lâ yerci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görmediler mi ki kendilerinden önce nice nesilleri yok ettik. O nesiller bunlara dönemezler.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 31. ayet

  5. Yâsîn suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 32. ayet. وَإِن كُلٌّ لَّمَّا جَمِيعٌ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ

    vein küllül lemmâ cemî`ul ledeynâ muḥḍarûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama nasıl olsa bir gün hepsi huzurumuza çıkarılacaktır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 32. ayet

Delil: ölü toprak, bahçeler, çiftler 33–36

  1. Yâsîn suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 33. ayet. وَءَايَةٌ لَّهُمُ ٱلْأَرْضُ ٱلْمَيْتَةُ أَحْيَيْنَٰهَا وَأَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ

    veâyetül lehümü-l'arḍu-lmeyteh. aḥyeynâhâ veaḫracnâ minhâ ḥabben feminhü ye'külûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ölü toprak onlar için bir ayettir. Ona can verir, daneleri çıkarırız, sonra ondan yerler.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 33. ayet

  2. Yâsîn suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 34. ayet. وَجَعَلْنَا فِيهَا جَنَّٰتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَٰبٍ وَفَجَّرْنَا فِيهَا مِنَ ٱلْعُيُونِ

    vece`alnâ fîhâ cennâtim min neḫîliv vea`nâbiv vefeccernâ fîhâ mine-l`uyûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O toprakta hurma ve üzüm bağları oluştururuz. Kaynaklarından sular fışkırtırız.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 34. ayet

  3. Yâsîn suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 35. ayet. لِيَأْكُلُوا۟ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتْهُ أَيْدِيهِمْ أَفَلَا يَشْكُرُونَ

    liye'külû min ŝemerihî vemâ `amilethü eydîhim. efelâ yeşkürûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunu yapmamız, hem ürününden hem de elleriyle yaptıklarından yemeleri içindir. Teşekkür etmeyecekler mi?

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 35. ayet

  4. Yâsîn suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 36. ayet. سُبْحَٰنَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَزْوَٰجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلْأَرْضُ وَمِنْ أَنفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ

    sübḥâne-lleẕî ḫaleḳa-l'ezvâce küllehâ mimmâ tümbitü-l'arḍu vemin enfüsihim vemimmâ lâ ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yerin bitirdiklerini, kendilerini ve bilmedikleri şeyleri çift yaratan Allah, her türlü eksiklikten uzaktır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 36. ayet

Delil: gece, güneş ve ay 37–40

  1. Yâsîn suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 37. ayet. وَءَايَةٌ لَّهُمُ ٱلَّيْلُ نَسْلَخُ مِنْهُ ٱلنَّهَارَ فَإِذَا هُم مُّظْلِمُونَ

    veâyetül lehümü-lleyl. nesleḫu minhü-nnehâra feiẕâ hüm mużlimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gece de onlar için bir ayettir; ondan gündüzü sıyırıp çıkarırız da zulmette kalıverirler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Zulmette kalıverirler" diye meal verdiğimiz muzlimun (مظلمون)" kelimesi zalm (الظَّلْمُ) kökündendir. Kelimenin iki zıt anlamı vardır; biri karanlığın bastırması diğeri parıltılı olmaktır. (El- ayn ظْلَم md.) bu yüzden kelimeye "…karanlıkta kalıverirler" anlamı verilebileceği gibi "parıldayan bir aydınlığa girmiş olurlar" anlamı da verilebilir. İkinci anlam beyaz geceleri ifade eder. Bu gibi yerlerde gündüz sıyrılınca mat bir beyazlık kalır. Bu yüzden Allah'ın geceyi bu kelime ile tanımlaması önemlidir. Bölgemizde beyaz geceler olmadığı için مظلمون (muzlimun) kelimesinin ikinci anlamı akla gelmiyor.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 37. ayet

  2. Yâsîn suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 38. ayet. وَٱلشَّمْسُ تَجْرِى لِمُسْتَقَرٍّ لَّهَا ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ

    veşşemsü tecrî limüsteḳarril lehâ. ẕâlike taḳdîru-l`azîzi-l`alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Güneş ise kendine ayrılmış yolda akıp gider. İşte bu, güçlü ve bilgili olan Allah'ın koyduğu ölçüdür.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 38. ayet

  3. Yâsîn suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 39. ayet. وَٱلْقَمَرَ قَدَّرْنَٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلْعُرْجُونِ ٱلْقَدِيمِ

    velḳamera ḳaddernâhü menâzile ḥattâ `âde kel`urcûni-lḳadîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Aya (ışığın) iniş yerleri için dipnot 1 ölçü koyduk; sonunda kuru hurma dalına döner.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İki ayette aya nur denmiştir (Yunus 10/5, Nuh 71/16). Nur'a ışık ve ışığı yansıtan anlamları verilebilir. Furkan 25/61'deki ışık yansıtan ay (قَمَرًا مُّنِيرًا) ifadesi o iki ayetteki nur kelimelerinin de bu anlamda olduğunu gösterir. Güneş "ısı ve ışık yayan bir kandil" (Nebe' 78/13) olduğu için ay, ışığını ondan alır. Furkan 25/61, ayda iniş yerlerinin (menazil) olduğunu ve bununla yılların sayısının ve hesabın bilindiğini ifade eder. Kameri ay, güneşin batmasının ardından batan hilal ile başlar ve biter. Ayın her gün şekil değiştirmesi onu gökyüzündeki takvim gibi yapar. Öyleyse ayetlerdeki iniş yerleri (menazil), ışığın aya iniş yerleri olur. Yoksa ay, her zaman aynı aydır. Onu bize farklı gösteren ona inen bu ışıklardır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 39. ayet

  4. Yâsîn suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 40. ayet. لَا ٱلشَّمْسُ يَنۢبَغِى لَهَآ أَن تُدْرِكَ ٱلْقَمَرَ وَلَا ٱلَّيْلُ سَابِقُ ٱلنَّهَارِ وَكُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

    le-şşemsü yembegî lehâ en tüdrike-lḳamera vele-lleylü sâbiḳu-nnehâr. veküllün fî felekiy yesbeḥûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Güneş ayı yakalayamaz. Gece, gündüzü geçemez dipnot 1 . Her biri farklı bir yörüngede yüzüp gider dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kameri gün hesabı güneşin batmasıyla başlar. Bu ayete göre bir günlük hesap, güneşin batmasıyla değil, doğmasıyla başlar ve biter. Bu sebeple ayetlerde ve Peygamberimizin uygulamasında günün ilk namazı öğle namazı, son namazı da sabah namazıdır. Bu durumda orta namaz, akşam namazıdır. Zaten akşam namazı, rekat sayısı itibariyle de ortadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gecenin ve gündüzün yörüngeleri konusu ilgili ilim dalının izahına muhtaçtır. Güneşin, ayın, gecenin ve gündüzün yörüngesinden bahsedilip dünyanın yörüngesinden bahsedilmemesi üzerinde de durmak gerekir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 40. ayet

Delil: gemi ve taşınan nesiller 41–44

  1. Yâsîn suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 41. ayet. وَءَايَةٌ لَّهُمْ أَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

    veâyetül lehüm ennâ ḥamelnâ ẕürriyyetehüm fi-lfülki-lmeşḥûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsan neslini tam donanımlı gemiye dipnot 1 bindirmemiz onlar için bir ayettir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Lisan'ul-Arab.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 41. ayet

  2. Yâsîn suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 42. ayet. وَخَلَقْنَا لَهُم مِّن مِّثْلِهِۦ مَا يَرْكَبُونَ

    veḫalaḳnâ lehüm mim miŝlihî mâ yerkebûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara bunun gibi binecekler de yarattık.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 42. ayet

  3. Yâsîn suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 43. ayet. وَإِن نَّشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَرِيخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنقَذُونَ

    vein neşe' nugriḳhüm felâ ṣarîḫa lehüm velâ hüm yünḳaẕûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Batma şartlarının oluştuğunu görsek dipnot 1 onları batırırız. Ne yardımlarına koşan olur, ne de kurtarılırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "إِن نَّشَأْ  şey etsek" demektir. Buradaki şey Allah'ın kanunudur. Batmaktan söz edildiği için o şey geminin batma kanunun olur. O kanunun şartları oluşursa gemi batar ve içindekiler boğulur.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 43. ayet

  4. Yâsîn suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 44. ayet. إِلَّا رَحْمَةً مِّنَّا وَمَتَٰعًا إِلَىٰ حِينٍ

    illâ raḥmetem minnâ vemetâ`an ilâ ḥîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bizden bir ikram olsun ve bir süreye kadar yararlansınlar diye kurtarırsak başka.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 44. ayet

Yüz çevirenler ve ansızın gelen ses 45–50

  1. Yâsîn suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 45. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُوا۟ مَا بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

    veiẕâ ḳîle lehümü-tteḳû mâ beyne eydîküm vemâ ḫalfeküm le`alleküm türḥamûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bu insanlara önünüzde olan ve arkanızda kalan için tedbirinizi alın dipnot 1 ki ikram göresiniz" dendiği zaman (ölçüye uymazlar)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gemiye binmeden, bakım ve onarımını yapmalı ve seyir esnasında meydana gelebilecek her şeye hazırlıklı olmalıdır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 45. ayet

  2. Yâsîn suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 46. ayet. وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ مِّنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ

    vemâ te'tîhim min âyetim min âyâti rabbihim illâ kânû `anhâ mü`riḍîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara Rablerinin ayetlerinden hangisi gelse yüz çevirirler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın iki türlü ayeti vardır; biri yarattıklarıdır ki onlar bilim ve tecrübenin kaynağıdır. Diğer de indirilmiş olan Kur'an ayetleridir. Demek ki, bunlar bu ayetlerden hiçbirine uymuyorlar.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 46. ayet

  3. Yâsîn suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 47. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنُطْعِمُ مَن لَّوْ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطْعَمَهُۥٓ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    veiẕâ ḳîle lehüm enfiḳû mimmâ razeḳakümü-llâhü ḳâle-lleẕîne keferû lilleẕîne âmenû enuṭ`imü mel lev yeşâü-llâhü aṭ`ameh. in entüm illâ fî ḍalâlim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Allah'ın verdiği rızıktan hayra harcayın" dense, görmezlikten gelenler, müminlere derler ki, "Onları biz mi doyuracağız; gerekli görseydi Allah doyururdu. Sizin hepiniz açık bir sapıklık içindesiniz."

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 47. ayet

  4. Yâsîn suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 48. ayet. وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "(Söyleyin bakalım), o tehdit ne zamanmış? Eğer doğru kimselerseniz." derler.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 48. ayet

  5. Yâsîn suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 49. ayet. مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً تَأْخُذُهُمْ وَهُمْ يَخِصِّمُونَ

    mâ yenżurûne illâ ṣayḥatev vâḥideten te'ḫuẕühüm vehüm yeḫiṣṣimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bekledikleri tek bir haykırıştır; onları, birbirleriyle çekişirken yakalar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu haykırış, ölürken duydukları korkunun yüzlerine yansımasına sebep olur.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 49. ayet

  6. Yâsîn suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 50. ayet. فَلَا يَسْتَطِيعُونَ تَوْصِيَةً وَلَآ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ

    felâ yesteṭî`ûne tevṣiyetev velâ ilâ ehlihim yerci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık ne birine bir görev yükleyebilirler ne de ailelerine dönerler.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 50. ayet

Sûra üfürülüş ve kabirlerden çıkış 51–54

  1. Yâsîn suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 51. ayet. وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلْأَجْدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يَنسِلُونَ

    venüfiḫa fi-ṣṣûri feiẕâ hüm mine-l'ecdâŝi ilâ rabbihim yensilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sura üflenince derhal kabirlerinden kalkacak, hızla Rablerine doğru akın edecekler;

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 51. ayet

  2. Yâsîn suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 52. ayet. قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرْقَدِنَا هَٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحْمَٰنُ وَصَدَقَ ٱلْمُرْسَلُونَ

    ḳâlû yâ veylenâ mem be`aŝenâ mim merḳadinâ. hâẕâ mâ ve`ade-rraḥmânü veṣadeḳa-lmürselûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Ey vah! … Yatağımızdan bizi kim kaldırdı dipnot 1 ?" diyeceklerdir. Denecek ki; "İşte Rahman'ın tehdit ettiği şey. Demek ki, elçiler doğru söylemişler."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu sözü kafirler söyler. Müminlerle ilgili olarak şöyle buyrulmuştur: "Sizi çağıracağı gün, Allah'ım ne iyi yaptın! diyerek karşılık verir; dünyada pek az kaldığınızı zannedersiniz." (İsra 17/52)

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 52. ayet

  3. Yâsîn suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 53. ayet. إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَإِذَا هُمْ جَمِيعٌ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ

    in kânet illâ ṣayḥatev vâḥideten feiẕâ hüm cemî`ul ledeynâ muḥḍarûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Tek bir haykırış olacak, hepsi derhal huzurumuza çıkarılacaktır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 53. ayet

  4. Yâsîn suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 54. ayet. فَٱلْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا وَلَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    felyevme lâ tużlemü nefsün şey'ev velâ tüczevne illâ mâ küntüm ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün kimseye yanlış yapılmayacak; sadece yaptığınızın karşılığını göreceksiniz.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 54. ayet

Cennetlikler 55–58

  1. Yâsîn suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 55. ayet. إِنَّ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ ٱلْيَوْمَ فِى شُغُلٍ فَٰكِهُونَ

    inne aṣḥâbe-lcennehi-lyevme fî şügulin fâkihûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Cennet halkı o gün tat alacakları işlerle uğraşacaklar,

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 55. ayet

  2. Yâsîn suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 56. ayet. هُمْ وَأَزْوَٰجُهُمْ فِى ظِلَٰلٍ عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ مُتَّكِـُٔونَ

    hüm veezvâcühüm fî żilâlin `ale-l'erâiki müttekiûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde tahtlara kurulacaklardır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 56. ayet

  3. Yâsîn suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 57. ayet. لَهُمْ فِيهَا فَٰكِهَةٌ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ

    lehüm fîhâ fâkihetüv velehüm mâ yedde`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orada onları neşelendirecek işler ve istedikleri her şey;

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 57. ayet

  4. Yâsîn suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 58. ayet. سَلَٰمٌ قَوْلًا مِّن رَّبٍّ رَّحِيمٍ

    selâmün ḳavlem mir rabbir raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir de ikramı bol Rabbinin selam sözü, artık bir bozukluğun olmayacağı sözü dipnot 1 vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Selamet; gizli veya açık bir bozulmanın olmamasıdır (Müfredat).

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 58. ayet

Suçlulara hitap ve o günün şahitliği 59–68

  1. Yâsîn suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 59. ayet. وَٱمْتَٰزُوا۟ ٱلْيَوْمَ أَيُّهَا ٱلْمُجْرِمُونَ

    vemtâzü-lyevme eyyühe-lmücrimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Ey suçlular! Bugün siz ayrılın"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 59. ayet

  2. Yâsîn suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 60. ayet. أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا۟ ٱلشَّيْطَٰنَ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

    elem a`hed ileyküm yâ benî âdeme el lâ ta`büdü-şşeyṭân. innehû leküm `adüvvüm mübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey ademoğulları, size sorumluluk yüklemedim mi? Şeytan'a kul olmayın, o sizin açık düşmanınızdır dipnot 1 ;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytana kul olanlar, hayatlarında Allah'ı ikinci sıraya koyanlardır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 60. ayet

  3. Yâsîn suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 61. ayet. وَأَنِ ٱعْبُدُونِى هَٰذَا صِرَٰطٌ مُّسْتَقِيمٌ

    veeni-`büdûnî. hâẕâ ṣirâṭum müsteḳîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bana kul olun, doğru yol budur" demedim mi dipnot 1 ?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Araf 7/172-173) ve birçok ayet, her insanın, çevresinde ve kendi üzerinde yaptığı gözlemler sonucu Allah'ın varlığına ve birliğine şahit olduğunu bildirir. Birçok doğru bilgi ve davranış da böyle öğrenilir. Bir peygamberin tebliği ulaşmamış olsa bile bunlar, yukarıdaki sorulara muhatap olması için yeterli olur.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 61. ayet

  4. Yâsîn suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 62. ayet. وَلَقَدْ أَضَلَّ مِنكُمْ جِبِلًّا كَثِيرًا أَفَلَمْ تَكُونُوا۟ تَعْقِلُونَ

    veleḳad eḍalle minküm cibillen keŝîrâ. efelem tekûnû ta`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, içinizden nice nesilleri yoldan çıkardı, aklınızı çalıştırmıyor muydunuz?

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 62. ayet

  5. Yâsîn suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 63. ayet. هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

    hâẕihî cehennemü-lletî küntüm tû`adûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte tehdit edildiğiniz Cehennem!

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 63. ayet

  6. Yâsîn suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 64. ayet. ٱصْلَوْهَا ٱلْيَوْمَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

    iṣlevhe-lyevme bimâ küntüm tekfürûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bugün girin oraya; onu anlamazlıktan geliyordunuz.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 64. ayet

  7. Yâsîn suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 65. ayet. ٱلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلَىٰٓ أَفْوَٰهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَآ أَيْدِيهِمْ وَتَشْهَدُ أَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    elyevme naḫtimü `alâ efvâhihim vetükellimünâ eydîhim veteşhedü ercülühüm bimâ kânû yeksibûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bugün ağızlarına mühür basarız; bize elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahitlik eder.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 65. ayet

  8. Yâsîn suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 66. ayet. وَلَوْ نَشَآءُ لَطَمَسْنَا عَلَىٰٓ أَعْيُنِهِمْ فَٱسْتَبَقُوا۟ ٱلصِّرَٰطَ فَأَنَّىٰ يُبْصِرُونَ

    velev neşâü leṭamesnâ `alâ a`yünihim festebeḳu-ṣṣirâṭa feennâ yübṣirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Düzeni farklı kursaydık dipnot 1 gözlerini silme kör ederdik; arkasından yola gelme yarışına girerlerdi ama nereden göreceklerdi ki?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      لَوْ نَشَاء ‘nün anlamı "şey etsek ama etmeyiz"dir. Yani koyduğu kanunun (sünnetullah) dışına çıksak, ama çıkmayız, demek olur. Ayete yukarıdaki anlamın verilmesinin sebebi budur.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 66. ayet

  9. Yâsîn suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 67. ayet. وَلَوْ نَشَآءُ لَمَسَخْنَٰهُمْ عَلَىٰ مَكَانَتِهِمْ فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُونَ

    velev neşâü lemesaḫnâhüm `alâ mekânetihim feme-steṭâ`û müḍiyyev velâ yerci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Düzeni farklı kursaydık dipnot 1 onları, oldukları yerde başka kalıba sokardık. Sonra ne yola devam edebilir ne de geri dönebilirlerdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Önceki dipnota bkz.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 67. ayet

  10. Yâsîn suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 68. ayet. وَمَن نُّعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِى ٱلْخَلْقِ أَفَلَا يَعْقِلُونَ

    vemen nü`ammirhü nünekkishü fi-lḫalḳ. efelâ ya`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kime uzun ömür verirsek yaratılışını tersine çeviririz dipnot 1 ; hiç akıllanmıyorlar mı?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaşlandıkça gücünü kaybeder.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 68. ayet

Kur'an şiir değildir 69–70

  1. Yâsîn suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 69. ayet. وَمَا عَلَّمْنَٰهُ ٱلشِّعْرَ وَمَا يَنۢبَغِى لَهُۥٓ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْءَانٌ مُّبِينٌ

    vemâ `allemnâhü-şşi`ra vemâ yembegî leh. in hüve illâ ẕikruv veḳur'ânüm mübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Muhammed'e şiir öğretmedik; zaten gerekmezdi. Bu, sadece zikirdir ve açıklayıcı Kur'an'dır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zikir, doğru bilgi demektir. Kur'an'daki bütün bilgiler doğru olduğu için Allah ona zikir adını vermiştir. Kur'an kelimesi ise hem son Kitabın ismi hem de o kitaptaki hükümlere ulaşmayı sağlayan ayet kümeleri anlamına gelir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 69. ayet

  2. Yâsîn suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 70. ayet. لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ ٱلْقَوْلُ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ

    liyünẕira men kâne ḥayyev veyeḥiḳḳa-lḳavlü `ale-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Diri olan kimseleri uyarsın ve onun Allah'ın sözü olduğu, görmezlik edenler açısından da kesinleşsin diye indirilmiştir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 70. ayet

Hayvanlar ve edinilen ilahlar 71–76

  1. Yâsîn suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 71. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا خَلَقْنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتْ أَيْدِينَآ أَنْعَٰمًا فَهُمْ لَهَا مَٰلِكُونَ

    evelem yerav ennâ ḫalaḳnâ lehüm mimmâ `amilet eydînâ en`âmen fehüm lehâ mâlikûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görmediler mi ki, kendi el ürünümüz olan malı davarı dipnot 1 onlar için yarattık. Onlar bunlara sahip olurlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mal davar, diye tercüme edilen en'am, koyun, keçi, sığır ve devedir (En'am 6/143-144)

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 71. ayet

  2. Yâsîn suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 72. ayet. وَذَلَّلْنَٰهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ

    veẕellelnâhâ lehüm feminhâ rakûbühüm veminhâ ye'külûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunları onlara boyun eğdirdik, kimini binek yaparlar, kiminden de yerler.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 72. ayet

  3. Yâsîn suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 73. ayet. وَلَهُمْ فِيهَا مَنَٰفِعُ وَمَشَارِبُ أَفَلَا يَشْكُرُونَ

    velehüm fîhâ menâfi`u vemeşârib. efelâ yeşkürûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlarda kendileri için başka yararlar ve içecekler de vardır. Hala teşekkür etmeyecekler mi?

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 73. ayet

  4. Yâsîn suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 74. ayet. وَٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةً لَّعَلَّهُمْ يُنصَرُونَ

    vetteḫaẕû min dûni-llâhi âlihetel le`allehüm yünṣarûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Belki yardımları olur diye, Allah'tan önce ilahlar edindiler.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 74. ayet

  5. Yâsîn suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 75. ayet. لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَهُمْ وَهُمْ لَهُمْ جُندٌ مُّحْضَرُونَ

    lâ yesteṭî`ûne naṣrahüm vehüm lehüm cündüm muḥḍarûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Oysa onların bunlara yardıma güçleri yetmez. Ama bunlar onlar için hazır askerdirler.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 75. ayet

  6. Yâsîn suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 76. ayet. فَلَا يَحْزُنكَ قَوْلُهُمْ إِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ

    felâ yaḥzünke ḳavlühüm. innâ na`lemü mâ yüsirrûne vemâ yü`linûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların sözleri seni üzmesin; biz neyi gizlediklerini ve neyi açığa vurduklarını biliriz.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 76. ayet

İnsanın dirilişe itirazı ve "Ol!" emri 77–83

  1. Yâsîn suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 77. ayet. أَوَلَمْ يَرَ ٱلْإِنسَٰنُ أَنَّا خَلَقْنَٰهُ مِن نُّطْفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُّبِينٌ

    evelem yera-l'insânü ennâ ḫalaḳnâhü min nuṭfetin feiẕâ hüve ḫaṣîmüm mübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O insan, kendisini döllenmiş yumurtadan yarattığımızı görmez mi ki, bize açık bir düşman kesilir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 77. ayet

  2. Yâsîn suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 78. ayet. وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِىَ خَلْقَهُۥ قَالَ مَن يُحْىِ ٱلْعِظَٰمَ وَهِىَ رَمِيمٌ

    veḍarabe lenâ meŝelev venesiye ḫalḳah. ḳâle mey yuḥyi-l`iżâme vehiye ramîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nasıl yaratıldığını unutarak bize örnek gösterir de der ki; "çürük kemikleri kim diriltebilirmiş?"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 78. ayet

  3. Yâsîn suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 79. ayet. قُلْ يُحْيِيهَا ٱلَّذِىٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ

    ḳul yuḥyîhe-lleẕî enşeehâ evvele merrah. vehüve bikülli ḫalḳin `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki; onları ilk var eden diriltecektir. O, yaratmanın her şeklini bilir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 79. ayet

  4. Yâsîn suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 80. ayet. ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلْأَخْضَرِ نَارًا فَإِذَآ أَنتُم مِّنْهُ تُوقِدُونَ

    elleẕî ce`ale leküm mine-şşeceri-l'aḫḍari nâran feiẕâ entüm minhü tûḳidûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O sizin için yeşil ağaçtan ateş oluşturur, siz onu yakarsınız.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 80. ayet

  5. Yâsîn suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 81. ayet. أَوَلَيْسَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخْلُقَ مِثْلَهُم بَلَىٰ وَهُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ

    eveleyse-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa biḳâdirin `alâ ey yaḫlüḳa miŝlehüm. belâ vehüve-lḫallâḳu-l`alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibilerini yaratmanın ölçüsünü koymamış mıdır? Koymuştur elbette. O, bilgili yaratıcıdır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 81. ayet

  6. Yâsîn suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 82. ayet. إِنَّمَآ أَمْرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيْـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

    innemâ emruhû iẕâ erâde şey'en ey yeḳûle lehû kün feyekûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir şeyi irade ettiğinde O'nun yaptığı, o şey için sadece ‘Ol' demektir; artık o şey oluşur dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İrade, istemek ve dilemektir. Allah kullarının, imtihanı başarmalarını irade eder ama herkes başaramaz. Bir ayet şöyledir: "Allah size, her şeyi açık açık göstermeyi; sizi, sizden öncekilerin doğru yollarına yönlendirmeyi ve tevbenizi kabul etmeyi irade eder. Allah bilir, doğru kararlar verir." (Nisa 4/26) Bu ayete göre Allah "ol" emrini vermeden onun iradesi gerçekleşmez. İmtihanla ilgili konularda "ol" emrini, sadece gereğini yapanlar için verir. Ayetteki شَيْئاً (= şey'en) mastar, ondaki tenvin ise muzafun ileyhten ıvazdır. Yani شيءٍ شيئ iken muzafun ileyh olan şey شيئ kaldırılmış yerine tenvin konmuştur. Kaldırılan isimdir ve mastar olan شيئ'in mef'ulüdür. Ayetteki كُنْ tam fiildir ve faili şey (شيئ)'dir. Şey (شيئ)'in kendisi henüz oluşmamış olsa da ölçüsü oluştuğu için emre muhatap kılınmıştır. Ayetteki فَيَكُونُ (feyekun) da tam fiildir. Bu sebeple (إِذَا أَرَادَ شَيْئاً)'e;" إِذَا أَرَادَ إحداث و شيء تكوينه = bir şeyi var etmek ve oluşturmak istediği zaman" anlamı verilir. Çünkü tam olan كُنْ = kün'ün a nlamı, "kevvin كوِّنْ= oluşmaya başla!" veya "uhdus أحدث = varlık sahnesine çık" şeklindedir. Buradan hareketle mastar olan شيئ'in, ihdas (إحداث) ve tekvin (تكوين) anlamında olduğu ortaya çıkar. İhdas, ‘yokken var etmek', tekvin ise ‘oluşturmak'tır. Bize göre tekvin anlamı daha uygundur Şey (شَيْء) mastarından (شاء) fiili türetilmiştir. Aslı (شَيَأَ)'dir. Ya (ي)'dan önce fetha olduğu için ya elife dönüşmüş ve (شاء) olmuştur. Mastar ile fiil arasında anlam farkı olmaz; tek fark fiilin bir zaman dilimi içinde olmasıdır. Şey mastarının anlamı (تكوين) tekvin olduğu için şae (شاء)'nin anlamı da "(كوَّن) kevvene = oluşturdu" olur. Daha geniş izah için "Doğru Bildiğimiz Yanlışlar" adlı kitabımızın (5.baskı)  ilgili bölümüne bakınız.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 82. ayet

  7. Yâsîn suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 83. ayet. فَسُبْحَٰنَ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    fesübḥâne-lleẕî biyedihî melekûtü külli şey'iv veileyhi türce`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bütün yetkileri elinde tutan Allah'ın bir eksiği yoktur. Siz ona döndürüleceksiniz.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 83. ayet