Yâsîn suresi

Yâsîn suresi, 30. ayet

Yâsîn suresi, 30. ayet. يَٰحَسْرَةً عَلَى ٱلْعِبَادِ مَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

yâ ḥasraten `ale-l`ibâd. mâ ye'tîhim mir rasûlin illâ kânû bihî yestehziûn.

Diyanet İşleri

Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yâsîn 27–33 · surenin 30. ayeti / 83

Konu Kavmin helâki ve alay edenlerden ders Yâsîn 28–32 3

  1. Yâsîn 27

    (26-27) (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): "Cennete gir!" denildi. O da, "Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" dedi.

  2. Yâsîn 28

    Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.

  3. Yâsîn 29

    Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.

  4. 30

    Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.

  5. Yâsîn 31

    Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi?

  6. Yâsîn 32

    Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır.

  7. Yâsîn 33

    Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz, onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

30. Yani onların bedbahtlıkları ne kadar büyük, inatları ne kadar sürekli, cehaletleri ne katmerli! Çünkü onlar her türlü bedbahtlığın, her türlü azap ve ibretli cezanın sebebini teşkil eden böyle çirkin bir niteliğe sahiptiler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kıyamet günü, azabı gördüklerinde hüsrana uğrayan ve yalanlayan kulların pişmanlıklarına yazıklar olsun. Şüphesiz onlar, dünyadayken Allah tarafından kendilerine gönderilen her peygamberi küçümser ve onunla alay ederlerdi. Onların kıyamet günündeki akıbeti, Allah'ın emirlerine karşı gelmelerinden dolayı pişmanlıktır.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَـٰحَسْرَةً ya hasraten yazık kök: حسر
  2. عَلَى ala
  3. ٱلْعِبَادِ ۚ l-ibadi şu kullara kök: عبد
  4. مَا ma
  5. يَأْتِيهِم ye'tihim onlara gelmez ki kök: اتي
  6. مِّن min hiçbir
  7. رَّسُولٍ rasulin elçi kök: رسل
  8. إِلَّا illa mutlaka
  9. كَانُوا۟ kanu onlar kök: كون
  10. بِهِۦ bihi onunla
  11. يَسْتَهْزِءُونَ yestehziune alay ederlerdi kök: هزا

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)

    (Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)

    Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size…

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)

    Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahman, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."

  • Aynı kök: حسر (12 geçiş)

    Uyanlar şöyle derler: "Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık." Böylece…

  • Aynı kök: حسر (12 geçiş)

    Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyen…

  • Aynı kök: حسر (12 geçiş)

    Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını…

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş)

    İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle…

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş)

    Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ah, kendilerine gelen her elçi ile mutlaka alay etmiş olan kullara yazıklar olsun!

Mustafa İslamoğlu

Vay gele şu kullarına başına! Ne zaman kendilerine bir elçi gelmişse onu alaya aldılar!

Muhammed Esed

Ah! Yazık şu insanlar(ın çoğun)a! Kendilerine hangi elçi geldiyse onu alaya aldılar!

Ahmed Hulusi

Hüsran şu kullara! Kendilerine bir Rasul gelmeye görsün, hep Onun bildirdiğiyle alay ederlerdi.

Ali Bulaç

Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.

Ali Özek ve heyeti

Ne yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.

Ali Rıza Safa

Yazıklar olsun şu kullara; onlara gelmiş hiçbir elçi yoktur ki, Onunla alay etmemiş olsunlar.

Bayraktar Bayraklı

Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ederlerdi.

Edip Yüksel

Halkın durumu pek yazık. Kendilerine her ne zaman bir elçi gelse onunla alay ederlerdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Halkın durumu pek yazık. Kendilerine her ne zaman bir elçi gelse onunla alay ederlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yazıklar olsun o kullara ki kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey!.. ne hasret o kullara ki kendilerine her gelen Resul ile mutlaka istihza ediyorlardı

Erhan Aktaş

Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine gelen her Resul'le alay ettiler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine gelen her resulle alay ettiler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine gelen her rasulle alay ettiler.

Gültekin Onan

Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.

Hasan Basri Çantay

Ey kulların üzerine (çöken büyük) hasret (ve nedamet, hazır ol! Çünkü) onlar kendilerine herhangi bir peygamber (ve elçi) gelmeye dursun, ille onunla istihza ederlerdi.

İbni Kesir

Yazıklar olsun o kullara ki; kendilerine bir peygamber gelmeyedursun onu hemen alaya alırlardı.

Mehmet Alagaş

(13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yazıklar olsun o kullara! Ne zaman kendilerine bir peygamber gelse muhakkak onunla alay ederlerdi.

Süleyman Ateş

Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her elçi ile mutlaka alay ederlerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yazık böyle kullara! Kendilerine bir elçi gelmeye görsün, hemen hafife alırlar.

Şaban Britch

Ne yazık şu kullara! Kendilerine bir peygamber gelmeye görsün, onunla sadece alay ederlerdi.

Şaban Piriş

Yazıklar olsun o kullara! Ki, kendilerine bir peygamber gelmeyegörsün, onunla sadece alay ederlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her resulle mutlaka alay ederlerdi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

A great pity upon intellectual animate beings and servants! No Messenger do they receive as an envoy of Allah but they bombard him with foul epithets, mock him and laugh him to scorn.

Abdul Haleem

Alas for human beings! Whenever a messenger comes to them they ridicule him.

Abdullah Yusuf Ali

Ah! Alas for (My) Servants! There comes not a messenger to them but they mock him!

Abul A'la Maududi

Alas for My servants! Never does a Messenger come to them but they mock him.

Aisha Bewley

Alas for My slaves! No Messenger comes to them without their mocking him.

Al-Hilali & Khan

Alas for mankind! There never came a Messenger to them but they used to mock at him.

Ali Quli Qarai

How regrettable of the servants! There did not come to them any apostle but that they used to deride him.

Amatul Rahman Omar

Alas for (My) servants! not a single Messenger comes to (reform) them but they treat him lightly.

Arthur John Arberry

Ah, woe for those servants! Never comes unto them a Messenger, but they mock at him.

Bijan Moeinian

What a pity. Every time a Prophet was sent to them, they made fun of him.

E. Henry Palmer

Alas for the servants! there comes to them no apostle but they mock at him!

Edip-Layth

Alas for the servants. For every time a messenger went to them, they would ridicule him.

George Sale

O the misery of men! No apostle cometh unto them, but they laugh him to scorn.

Hamid S. Aziz

It was naught but a single Shout, and lo! They were still and silenced (extinct).

Mahmoud Ghali

Oh for the regrets of the bondmen! In no way does a Messenger come up to them except that they used to mock at him.

Marmaduke Pickthall

Ah, the anguish for the bondmen! Never came there unto them a messenger but they did mock him!

Mohamed Ahmed - Samira

Alas for men! No apostle ever came to them but they made fun of him.

Muhammad Asad

OH, THE REGRETS that [most] human beings will have to bear! Never has an apostle come to them without their deriding him!

Mustafa Khattab

Oh pity, such beings! No messenger ever came to them without being mocked.

Progressive Muslims

What sorrow for the servants. For every time a messenger went to them, they would ridicule him.

Rashad Khalifa

How sorry is the people's condition! Every time a messenger went to them, they always ridiculed him.

Sahih International

How regretful for the servants. There did not come to them any messenger except that they used to ridicule him.

Sam Gerrans

Oh, the sorrow for the servants! There came not to them a messenger save they mocked him.

Shabbir Ahmed

Ah, the anguish for the servants, they have to bear! Never has a Messenger come to them, but they did mock him!

Syed Vickar Ahamed

Ah! Sorrow on the part (My) servants! There has not come one messenger (of Allah) to them that they have not made fun of him!

Taqi Usmani

Alas for the slaves (of Allah)! No messenger came to them, but they have been mocking at him.

The Monotheist Group

What sorrow for the servants. For every time a messenger went to them, they would mock him.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 30. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 30. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 30. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩