Diyanet İşleri
(26-27) (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): "Cennete gir!" denildi. O da, "Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" dedi.
Yâsîn suresi
Yâsîn suresi, 26. ayet. قِيلَ ٱدْخُلِ ٱلْجَنَّةَ قَالَ يَٰلَيْتَ قَوْمِى يَعْلَمُونَ
ḳîle-dḫuli-lcenneh. ḳâle yâ leyte ḳavmî ya`lemûn.
(26-27) (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): "Cennete gir!" denildi. O da, "Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Şehrin öbür ucundan koşarak gelen adam Yâsîn 20–27 3
"O'nu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahman bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar."
"O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum."
"Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!"
(26-27) (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): "Cennete gir!" denildi. O da, "Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" dedi.
Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.
Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 26–27. ayetler için yazılmıştır.
26-27. Kavmi onun bu sözlerini işitip kendilerine bu şekilde hitap ettiğini görünce onu öldürdüler. O anda ona: “Cennete gir, denildi.” Kendisi tevhidi ve ihlâsı sebebi ile nail olduğu lütuf ve ihsanları haber vererek ve hayatta iken kavminin iyiliğini isteyip onlara öğüt verdiği gibi vefatından sonra da onların iyiliğini isteyerek “dedi ki: Ah, keşke kavmim bilse idi; Rabbimin beni bağışladığını” Neden dolayı bana mağfiret edip de çeşitli cezaları benden uzaklaştırdığını “ve beni” çeşitli mükâfat ve sevindirici hususlarla “ikrama mazhar olanlardan kıldığını.” Yani eğer buna dair bilgi onlara ulaşacak olsaydı, onlar şirklerini sürdürmezlerdi.
Allah, onun kavminin karşılaştığı ceza ile ilgili olarak da şunları söylemektedir:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şehit edilmesinden sonra kendisine ikram olarak şöyle denildi: "Cennete gir." O, cennete girip de oradaki nimetleri müşahede edince temenni içinde şöyle dedi: "Keşke beni yalanlayan ve öldüren kavmim de günahlarımın bağışlandığını ve Rabbimin bana olan ikramını bilseydi. Benim gibi İman eder ve benim ulaştığım mükâfata ulaşırdı."
Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)
(Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)
Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size…
Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)
Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahman, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
Bir de; "Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet'e girmeyecek" dediler. Bu, onların kuruntuları! De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı…
Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler,…
Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?
Ortak kavram: Cennet
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Ortak kavram: Cennet
Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(26, 27) Ona "Cennete gir!" denince, o da "Ah! Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" demişti.
(En sonunda) ona "Sen cennetliksin!" denildi. Dedi ki: "Ah, keşke kavmim bir bilseydi.
(Ve) ona: "Cennete gir(eceksin)!" denildiğinde "Keşke" dedi, "kavmim bilseydi,
(Ona): "Cennete dahil ol!" denildi. . . Dedi ki: "Halkım halimi bileydi!"
Ona: "Cennete gir" denildi. O da: "Keşke benim kavmim de bir bilseydi" dedi.
Gir cennete! «Keşke, dedi, kavmim bilseydi!» denildi.
"Cennete gir!" denildiğinde, şöyle dedi: "Keşke toplumum bilseydi!"
- "Gir cennete!" denilecek. Bu adam dedi ki: "Ah, keşke kavmim, Rabbim'in beni affedip ikram edilenlerden kıldığını bir bilebilseydi!"
(Ölüm anında) Kendisine, "Bahçeye gir" denir. "Keşke benim halkım bir bilseydi..."
(Ölüm anında) Kendisine, 'Cennete gir,' denir. 'Keşke benim halkım bir bilseydi...'
Denildi ki: "Haydi. gir cennete!" O: "Ah ne olurdu, kavmim bilseydi
Denildi ki: haydi gir Cennete! Ay! dedi, nolurdu kavmın bilselerdi?
Ona, "Cennete gir!" denildi. "Keşke halkım bilseydi;"
Ona, "Cennete gir!" denildi. "Keşke halkım bilseydi;"
Ona, "Cennete gir!" denildi. "Keşke halkım bilseydi."
Ona: "Cennete gir" denildi. O da: "Keşke benim kavmim de bir bilseydi" dedi.
(Ona): "gir cennete denildi. (O da) "Nolurdu, dedi, kavmim bilselerdi",
Cennete gir, denilince, dedi ki: Keşki kavmim bilir olsaydı;
(13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.
Ona: "Cennet'e gir!" denildi. O da: "Keşke kavmim bilseydi." dedi.
Ona: "Cennete gir" denilince: "Keşke, dedi, kavmim bilseydi.
(Adamı öldürdüler) Ona: "Şu bahçeye gir!" denildi. (Orayı görünce) şöyle dedi: "Ah, keşke halkım bilseydi dipnot 1 !.
(Onu öldürdüler) "Cennet'e gir dipnot 1 " dendi. "Ah, keşke kavmim bilseydi" dedi.
Ona: Cennet'e gir, denildi. O da: Keşke kavmim bilseydi.
-Cennete gir, denildi. O da: -Keşke kavmim bilseydi.
"Gir cennete!" denildi. Dedi: "Kavmim bir bilebilseydi?
(The man might have suffered martyrdom at their hands) Received with gracious and hearty welcome and great honour in heaven’s Realm, he was ushered to Paradise and there he exclaimed: "I wish my people knew".
He was told, ‘Enter the Garden,’ so he said, ‘If only my people knew
It was said: "Enter thou the Garden." He said: "Ah me! Would that my People knew (what I know)!-
(Eventually they killed him and he was told): "Enter Paradise." dipnot 1 The man exclaimed: “Would that my people knew
He was told, ‘Enter the Garden!’ He said, ‘If my people only knew
It was said (to him when the disbelievers killed him): "Enter Paradise." He said: "Would that my people knew[1]
He was told, ‘Enter paradise!’ He said, ‘Alas! Had my people only known
It was said (to him by God), `Enter Paradise (while you are still living). ' He said, `O, would that my people knew,
It was said, 'Enter Paradise!' He said, 'Ah, would that my people had knowledge
When he was told (at the moment of his death) : "Enter the Paradise", he said “I wish my people would see me now”
It was said, 'Enter thou into Paradise!' said he, 'O, would that my people did but know!
It was said, "Enter Paradise." He said "Oh, how I wish my people only knew!"
But they stoned him: And as he died, it was said unto him, enter thou into paradise. And he said, O that my people knew
"Verily, I believe in your Lord, therefore hear me. "
It was said, "Enter the Garden!" He said, " Oh, would that my people knew.
It was said (unto him): Enter paradise. He said: Would that my people knew
(But they stoned him to death. ) It was said to him: "Enter Paradise;" and he said: "If only my people knew
[And] he was told, "[Thou shalt] enter paradise!" - [whereupon] he exclaimed: “Would that my people knew
˹But they killed him, then˺ he was told ˹by the angels˺, "Enter Paradise!" He said, “If only my people knew
It was said: "Enter Paradise. " He said "Oh, how I wish my people only knew!"
(At the time of his death) he was told, "Enter Paradise." He said, "Oh, I wish my people knew.
It was said, "Enter Paradise. " He said, "I wish my people could know
It was said: “Enter thou the Garden.” He said: “I would that my people knew
And this man was told, "You shall enter Paradise. " He exclaimed, "I wish my people only knew.
It was said: "You enter the Garden. " He said: "O me! If only my people knew (what I know)!
(Thereafter when his people killed him,) it was said to him, "Enter the Paradise". He said, “Would that my people knew
It was said: "Enter the Paradise." He said "Oh, how I wish if only my people knew!"