Yâsîn suresi · 77–83. ayetler

İnsanın dirilişe itirazı ve "Ol!" emri

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Yâsîn suresi, 77. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 77. ayet. أَوَلَمْ يَرَ ٱلْإِنسَٰنُ أَنَّا خَلَقْنَٰهُ مِن نُّطْفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُّبِينٌ

    Diyanet İşleri

    İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.

    Mehmet Okuyan

    O (inkârcı) insan, kendisini nutfeden (zigottan) yarattığımızı görmedi mi? Bir de bakarsın ki o apaçık bir tartışmacı olmuş.

    Mustafa İslamoğlu

    İnsan görmez mi ki, Biz kendisini bir damlacık hayat suyundan yarattık (ve akıl fikir bahşettik), fakat o apaçık bir hasım olup çıktı.

    Muhammed Esed

    İnsan bilmez mi ki, kendisini bir sperm damlasından yaratırız; ve o anda kendisini düşünme ve tartışma yeteneği ile donatılmış görür.

    Ahmed Hulusi

    İnsan görmedi mi ki biz onu bir spermden yarattık. . . Bu gerçeğe rağmen şimdi o apaçık bir hasımdır!

    Ali Bulaç

    İnsan, bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsan görmez mi ki, biz onu meniden yarattık. Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş.

    Ali Rıza Safa

    İnsan, kendisini bir damlacıktan yarattığımızı zaten görmüyor mu? Yine de apaçık düşman kesildi.

    Bayraktar Bayraklı

    İnsan görmez mi ki, biz onu nutfeden/meni ve yumurtadan yarattık. Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş.

    Edip Yüksel

    İnsan, kendisini bir damlacıktan yarattığımızı görmez mi ki bize karşı apaçık bir düşman kesilir?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnsan, kendisini bir damlacıktan yarattığımızı görmez mi ki bize karşı apaçık bir düşman kesilir?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnsan görmüyor mu ki, Biz onu bir nutfeden yarattık da şimdi o çeneli bir çekişgen kesildi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Görmedi mi o insan? biz onu bir nutfeden yarattık da şimdi o çeneli bir çekişgen kesildi

    Erhan Aktaş

    İnsan, onu bir nutfeden dipnot 1 yarattığımızı düşünmüyor mu? Şimdi de Bize apaçık düşman oldu.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir damla sıvı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnsan, onu bir nutfeden dipnot 1 yarattığımızı düşünmüyor mu? Şimdi de Bize apaçık düşman oldu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir damla sıvı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsan, onu bir nutfeden dipnot 1 yarattığımızı düşünmüyor mu? Şimdi de Bize apaçık düşman oldu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir damla sıvı.

    Gültekin Onan

    İnsan, bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o apaçık bir düşman kesilmiştir.

    Hasan Basri Çantay

    İnsan, kendisini bir nutfeden yaratdığımızı gör (ür gibi bilmedi mi ki şimdi o, açıkdan açığa müfrit bir muhaasım (kesilmekde) dir.

    İbni Kesir

    İnsan; Bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmedi mi ki; şimdi apaçık bir düşmandır.

    Mehmet Alagaş

    (71-83) Onlar için ellerimizle yapıp yarattığımız , malik oldukları hayvanları görmüyorlar mı? O nların boyun eğenler inden / evcilleşenlerinden bir kısmına biniyorsunuz bir kısmını da yiyorsunuz. Onlar da sizin için menfaatler ve içecekler var hâlâ şükretmiyorlar mı? Belki yardımları olur diye Allahtan başka ilahlar edindiler. Onlara yardıma güçleri yetmez, asıl onların kendileri, sahte ilahlar için hazırlanmış askerlerdir. Lafları seni hüzünlendirmesin, neyi gizliyorlarsa neyi açık ediyorlarsa muhakkak ki biz biliyoruz. İnsan bizim onu nutfeden yarattı ğımızı görmüyor mu? Ş imdiyse biz le apaçık kavga halinde / bize hasım. (Nutfe bize oldu hasım) Yaratılışını unuttu ve de bize örnek de veriyor / misal getiriyor ve diyor ki bu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki ilk defa / ilk kez onu inşa eden, onu yine diriltecek. O her türlü yaratmayı da bilendir . Yeşil ağaçtan size ateş yapan da O'dur. Sizler de ondan tutuşturup / ateşleyip duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratabilen, onların benzerlerini de yaratmaya kadir / güç yetirebilir değil midir? Bilakis O, tekrar tekrar yaratandır, bilendir. Onun işi / onun emri şöyledir, bir şeyi diledi mi ona ol der ve o da olur. Her şeyin egemenliği / mülkiyeti elinde olan ne üstündür ve ona geri döneceksiniz / rücu edeceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsan, kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmüyor mu? Derken, o apaçık bir düşman kesiliverir.

    Süleyman Ateş

    İnsan, bizim kendisini nasıl bir nutfe (sperm)den yarattığımızı görmedi mi ki, şimdi apaçık bir hasım kesildi?

    Süleymaniye Vakfı

    İnsan, kendisini döllenmiş yumurtadan yarattığımızı görmedi mi? Bir de bakarsın ki o, açık bir hasım oluvermiş dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O insan, kendisini döllenmiş yumurtadan yarattığımızı görmez mi ki, bize açık bir düşman kesilir.

    Şaban Britch

    İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmüyor mu? Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş.

    Şaban Piriş

    İnsan kendisini bir damladan yarattığımızı görmüyor mu ki apaçık mücadeleci oluveriyor.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görmedi mi insan, kendisini bir spermden yarattığımızı! Bir de bize açık bir hasım kesilmiştir o.

  2. Yâsîn suresi, 78. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 78. ayet. وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِىَ خَلْقَهُۥ قَالَ مَن يُحْىِ ٱلْعِظَٰمَ وَهِىَ رَمِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?"

    Mustafa İslamoğlu

    Bir yandan Bizim için benzerler düzüp koşarken, öte yandan kendisinin (bir damlacık sudan) yaratılışını unutarak şöyle der: "Çürüyüp toza toprağa karışmış kemiklere kim hayat verecek?"

    Muhammed Esed

    Ama o hem (Bizi tartışmakta ve) Bizim hakkımızda karşılaştırmalar yapmakta, hem de bizzat kendisinin nasıl yaratılmış olduğundan gafil bulunmaktadır! (Ve bunun şaşkınlığıyla da) "Kim, çürüyüp toz olmuş kemiklere hayat verebilir?" diye sormaktadır!

    Ahmed Hulusi

    Kendi yaratılışını unuttu da bize bir misal getirdi: "Çürümüş haldeki şu kemiklere kim diriltip hayat verecek?" dedi.

    Ali Bulaç

    Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?"

    Ali Özek ve heyeti

    Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: «Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?» diyor.

    Ali Rıza Safa

    Kendi yaratılışını unutarak, Bize örnek veriyor. Diyor ki: "Şu çürümüş kemiklere, kim yeniden yaşam verecek?"

    Bayraktar Bayraklı

    Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" diyor.

    Edip Yüksel

    Ve yaradılışını unutarak bize örnekli bir soru yöneltti: "Çürüdükten sonra kemikleri kim diriltecek?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve yaradılışını unutarak bize örnekli bir soru yöneltti: 'Çürüdükten sonra kemikleri kim diriltecek?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yaratılışını unutarak Bize bir de mesel (örnek) fırlattı: "Çürümüşken o kemikleri kim diriltir?" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: kim diriltir o kemikleri onlar çürümüşken? dedi

    Erhan Aktaş

    Nasıl yaratıldığını dikkate almayarak, bir de Bize örnek veriyor: "Kemiklerimiz çürüyüp gitmişken, kim onlara can verecek?" diyor.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Nasıl yaratıldığını dikkate almayarak, bir de Bize örnek veriyor: "Kemiklerimiz çürüyüp gitmişken, kim onlara can verecek?" diyor.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Nasıl yaratıldığını dikkate almayarak, bir de Bize örnek veriyor: "Kemiklerimiz çürüyüp gitmişken, kim onlara can verecek?" diyor.

    Gültekin Onan

    Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?"

    Hasan Basri Çantay

    O, kendi yaratılışını unutarak bize bir misal getirdi: "Bu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş?" dedi.

    İbni Kesir

    Kendi yaratılışını unutarak Bize bir misal getirdi de; çürümüşken kemikleri diriltecek kimdir? dedi.

    Mehmet Alagaş

    (71-83) Onlar için ellerimizle yapıp yarattığımız , malik oldukları hayvanları görmüyorlar mı? O nların boyun eğenler inden / evcilleşenlerinden bir kısmına biniyorsunuz bir kısmını da yiyorsunuz. Onlar da sizin için menfaatler ve içecekler var hâlâ şükretmiyorlar mı? Belki yardımları olur diye Allahtan başka ilahlar edindiler. Onlara yardıma güçleri yetmez, asıl onların kendileri, sahte ilahlar için hazırlanmış askerlerdir. Lafları seni hüzünlendirmesin, neyi gizliyorlarsa neyi açık ediyorlarsa muhakkak ki biz biliyoruz. İnsan bizim onu nutfeden yarattı ğımızı görmüyor mu? Ş imdiyse biz le apaçık kavga halinde / bize hasım. (Nutfe bize oldu hasım) Yaratılışını unuttu ve de bize örnek de veriyor / misal getiriyor ve diyor ki bu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki ilk defa / ilk kez onu inşa eden, onu yine diriltecek. O her türlü yaratmayı da bilendir . Yeşil ağaçtan size ateş yapan da O'dur. Sizler de ondan tutuşturup / ateşleyip duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratabilen, onların benzerlerini de yaratmaya kadir / güç yetirebilir değil midir? Bilakis O, tekrar tekrar yaratandır, bilendir. Onun işi / onun emri şöyledir, bir şeyi diledi mi ona ol der ve o da olur. Her şeyin egemenliği / mülkiyeti elinde olan ne üstündür ve ona geri döneceksiniz / rücu edeceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendi yaratılışını unutup, bize örnek veriyor: "Bu çürümüş kemikleri kim diriltebilir?" diyor.

    Süleyman Ateş

    Kendi yaratılışını unutarak bize bir mesel verdi: "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nasıl yaratıldığını unutarak bize örnek gösterir de der ki; "çürük kemikleri kim diriltebilirmiş?"

    Şaban Britch

    Kendi yaratılışını unutup, bize örnek veriyor: Bu çürümüş kemikleri kim diriltebilir? diyor.

    Şaban Piriş

    Kendi yaratılışını unutup, bize örnek veriyor: -Bu çürümüş kemikleri kim diriltebilir? diyor.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendi yaratılışını unutmuş da bize örnek veriyor. Ve bir de şöyle diyor: "Şu çürümüş kemiklere kim hayat verecek?"

  3. Yâsîn suresi, 79. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 79. ayet. قُلْ يُحْيِيهَا ٱلَّذِىٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Onları ilk defa var eden diriltecektir. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Onları ilk kez yoktan var eden diriltecektir. O, her türlü yaratmayı dipnot 1 çok iyi bilendir."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen anlam "yaratılanı" bilmekten ziyade, Yüce Allah'ın her türden "yaratma"yı bilmesidir; çünkü konu "yaratma"yla ilgilidir.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Onları ilk defa kim yoktan var ettiyse O hayat verecek. Zira O, her tür yaratığın ve yaratmanın akıl sır ermez bilgisine bütünüyle vakıftır.

    Muhammed Esed

    De ki: "Onları yoktan var eden, (yeniden) hayat (da) verir, çünkü O, her tür yaratma eyleminin bilgisine sahiptir;

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Onları daha önce inşa eden diriltip hayat verecektir! 'HU' Esma'sıyla her yaratışı Aliym'dir. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Onları, ilk defa yaratıp inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Onları ilk kez yaratan, yeniden yaşam verecektir. Çünkü O, her türlü yaratmayı bilir!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı çok iyi bilir."

    Edip Yüksel

    De ki: "Kim onları ilk kez yarattıysa onları yine O diriltecek. O her türlü yaratmayı bilendir." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Her türlü yaratmayı bilen Tanrı, enerjinin fotosentez yoluyla yeşil bitkilerde depolanması; yıllar ve hatta yüzyıllar sonra, odun, kömür veya petrol olarak yanma olayı ile adeta dirilmesi olayını bir diriliş örneği olarak vermektedir. * Bak 4:82.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Kim onları ilk kez yarattıysa onları yine O diriltecek. O her türlü yaratmayı bilendir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltir ve o yaratmanın her türlüsünü bilir."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki onları ilk defa inşa eden diriltir ve o her halkı bilir

    Erhan Aktaş

    De ki: "Onu ilk defa inşa dipnot 1 eden, ona hayat verecek. Ve O, yaratmayı çok iyi bilendir."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yapmak, düzenlemek, tasarlamak. Yapı yapmak, yapı kurmak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Onu ilk defa inşa dipnot 1 eden, ona hayat verecek. Ve O, yaratmayı çok iyi bilendir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yapmak, düzenlemek, tasarlamak. Yapı yapmak, yapı kurmak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Onu ilk defa inşa dipnot 1 eden, ona hayat verecek. Ve O, yaratmayı çok iyi bilendir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yapmak, düzenlemek, tasarlamak. Yapı yapmak, yapı kurmak.

    Gültekin Onan

    De ki: "Onları, ilk defa yaratıp inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir."

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) de ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratmayı hakkıyle bilendir".

    İbni Kesir

    De ki: Onları ilk defa yaratan, diriltecektir. O, her yaratmayı bilendir.

    Mehmet Alagaş

    (71-83) Onlar için ellerimizle yapıp yarattığımız , malik oldukları hayvanları görmüyorlar mı? O nların boyun eğenler inden / evcilleşenlerinden bir kısmına biniyorsunuz bir kısmını da yiyorsunuz. Onlar da sizin için menfaatler ve içecekler var hâlâ şükretmiyorlar mı? Belki yardımları olur diye Allahtan başka ilahlar edindiler. Onlara yardıma güçleri yetmez, asıl onların kendileri, sahte ilahlar için hazırlanmış askerlerdir. Lafları seni hüzünlendirmesin, neyi gizliyorlarsa neyi açık ediyorlarsa muhakkak ki biz biliyoruz. İnsan bizim onu nutfeden yarattı ğımızı görmüyor mu? Ş imdiyse biz le apaçık kavga halinde / bize hasım. (Nutfe bize oldu hasım) Yaratılışını unuttu ve de bize örnek de veriyor / misal getiriyor ve diyor ki bu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki ilk defa / ilk kez onu inşa eden, onu yine diriltecek. O her türlü yaratmayı da bilendir . Yeşil ağaçtan size ateş yapan da O'dur. Sizler de ondan tutuşturup / ateşleyip duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratabilen, onların benzerlerini de yaratmaya kadir / güç yetirebilir değil midir? Bilakis O, tekrar tekrar yaratandır, bilendir. Onun işi / onun emri şöyledir, bir şeyi diledi mi ona ol der ve o da olur. Her şeyin egemenliği / mülkiyeti elinde olan ne üstündür ve ona geri döneceksiniz / rücu edeceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir."

    Süleyman Ateş

    De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratmayı bilir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki; onları ilk var eden diriltecektir. O, yaratmanın her şeklini bilir.

    Şaban Britch

    De ki: Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir.

    Şaban Piriş

    De ki: -Onları ilk defa meydana getiren diriltecek. O her türlü yaratmayı bilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Onlara hayatı verecek olan, onları ilk kez yaratandır. O, bütün yaratılmışları/her türlü yaratmayı çok iyi bilmektedir."

  4. Yâsîn suresi, 80. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 80. ayet. ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلْأَخْضَرِ نَارًا فَإِذَآ أَنتُم مِّنْهُ تُوقِدُونَ

    Diyanet İşleri

    O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.

    Mehmet Okuyan

    Yeşil ağaçtan sizin için ateş yaratan da O'dur. İşte o (ağaç)tan tutuşturuyorsunuz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Yüce Allah'ın her çeşit yaratmayı bildiği gerçeğinin ifadesi olarak zıtlardan zıtlar yarattığının bir delilidir. Bilindiği üzere "su" H2O'dan yani iki molekül hidrojen ile bir molekül oksijenin bir araya gelmesiyle elde edilir. Hidrojen yanıcı, oksijen ise yakıcıdır. İki zıt bir araya getirilerek ikisinin de zıddı olan söndürücü su yaratılmaktadır. Nûr 24:43'te de belirtildiği gibi aslında bir ateş bileşimi olan şimşek ve yıldırımın yaratıldığı ortamdan ateşin zıddı olan su, dolu şeklinde buz olarak yaratılmaktadır. Yâsîn 36:80'de ise bu defa yeşil yani yaş, ıslak, sulu olan ağaçlardan, onların birbirine sürtünmesinden suyun zıddı olan ateş yaratılmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    O'dur yeşil ağaçta sizin için ateş var eden; bu sayede sizler onlar yakacak elde edersiniz.

    Muhammed Esed

    O, yemyeşil ağaçtan sizin için bir ateş çıkarır ve onunla (kendi ateşinizi) yakarsınız".

    Ahmed Hulusi

    O ki, sizin için yeşil ağaçtan bir ateş oluşturdu. . . İşte bak ondan yakıyorsunuz!

    Ali Bulaç

    Ki O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır; siz de ondan yakıyorsunuz.

    Ali Özek ve heyeti

    Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O’dur. İşte siz ateşi ondan yakıyorsunuz.

    Ali Rıza Safa

    O, sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkarır; ondan yakarsınız.

    Bayraktar Bayraklı

    "Size, yemyeşil ağaçtan ateş çıkaran O'dur. Siz ondan ateş yakarsınız."

    Edip Yüksel

    O ki, size yeşil (klorofilli) ağaçtan ateş çıkarandır. Nitekim onu yakıyorsunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O ki, size yeşil (klorofilli) ağaçtan ateş çıkarandır. Nitekim onu yakıyorsunuz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O ki size yeşil ağaçtan bir ateş çıkarmasını sağladı da şimdi siz ondan tutuşturup duruyorsunuz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O ki size yeşil ağaçtan bir ateş yaptı da şimdi siz ondan tutuşturup duruyorsunuz

    Erhan Aktaş

    Size yemyeşil ağaçtan ateş çıkaran O'dur. Siz, ondan yakıp duruyorsunuz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Size yemyeşil ağaçtan ateş çıkaran O'dur. Siz, ondan yakıp duruyorsunuz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Size yemyeşil ağaçtan ateş çıkaran O'dur. Siz, ondan yakıp duruyorsunuz.

    Gültekin Onan

    Ki O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır siz de ondan yakıyorsunuz.

    Hasan Basri Çantay

    O, yemyeşil ağaçdan sizin için bir ateş çıkarandır. İşte bakın (ateşi) ondan (çakıb) alıyorsunuz.

    İbni Kesir

    Yemyeşil ağaçtan size ateş çıkartan O'dur. Siz ondan hemen yakıverirsiniz.

    Mehmet Alagaş

    (71-83) Onlar için ellerimizle yapıp yarattığımız , malik oldukları hayvanları görmüyorlar mı? O nların boyun eğenler inden / evcilleşenlerinden bir kısmına biniyorsunuz bir kısmını da yiyorsunuz. Onlar da sizin için menfaatler ve içecekler var hâlâ şükretmiyorlar mı? Belki yardımları olur diye Allahtan başka ilahlar edindiler. Onlara yardıma güçleri yetmez, asıl onların kendileri, sahte ilahlar için hazırlanmış askerlerdir. Lafları seni hüzünlendirmesin, neyi gizliyorlarsa neyi açık ediyorlarsa muhakkak ki biz biliyoruz. İnsan bizim onu nutfeden yarattı ğımızı görmüyor mu? Ş imdiyse biz le apaçık kavga halinde / bize hasım. (Nutfe bize oldu hasım) Yaratılışını unuttu ve de bize örnek de veriyor / misal getiriyor ve diyor ki bu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki ilk defa / ilk kez onu inşa eden, onu yine diriltecek. O her türlü yaratmayı da bilendir . Yeşil ağaçtan size ateş yapan da O'dur. Sizler de ondan tutuşturup / ateşleyip duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratabilen, onların benzerlerini de yaratmaya kadir / güç yetirebilir değil midir? Bilakis O, tekrar tekrar yaratandır, bilendir. Onun işi / onun emri şöyledir, bir şeyi diledi mi ona ol der ve o da olur. Her şeyin egemenliği / mülkiyeti elinde olan ne üstündür ve ona geri döneceksiniz / rücu edeceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O’dur. İşte siz ateşi ondan yakıyorsunuz.

    Süleyman Ateş

    O size yeşil ağaçtan ateş yaptı da siz ondan yakıyorsunuz.

    Süleymaniye Vakfı

    O, sizin için yeşil ağaçlardan ateş oluşturandır; siz onunla (yakacaklarınızı) tutuşturursunuz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Başka bir maddeye ihtiyaç duymadan doğrudan ağaç parçaları birbirine sürtülerek kıvılcım çıkarılıp o kıvılcım, tutuşturucu olarak kullanılır (Vakıa 56/71-73).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O sizin için yeşil ağaçtan ateş oluşturur, siz onu yakarsınız.

    Şaban Britch

    Sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkaran O’dur. Nitekim siz onunla ateş yakıyorsunuz.

    Şaban Piriş

    Sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkaran O'dur. Nitekim siz onunla ateş yakıyorsunuz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O size, o yeşil ağaçtan bir ateş oluşturdu da siz ondan tutuşturup duruyorsunuz.

  5. Yâsîn suresi, 81. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 81. ayet. أَوَلَيْسَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخْلُقَ مِثْلَهُم بَلَىٰ وَهُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ

    Diyanet İşleri

    Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Gökleri ve yeri yaratan (Allah) insanların benzerlerini yaratmaya gücü yeten değil midir? Elbette! O, her türlü yaratabilendir, bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Değil mi ama; gökleri ve yeri yaratan Allah'ın kudreti, onlar gibisini (yeniden) yaratmaya yetmez mi? Elbette yeter! Zira O, her şeyi bilen mükemmel bir Yaratıcıdır.

    Muhammed Esed

    Gökleri ve yeri yaratmış olan Allah, (yok olanların) yerine onlar gibi (yeni)lerini yaratmaya muktedir olamaz mı? Elbette olur! Zaten O her şeyin bilgisine sahip olan Yaratıcı'dır.

    Ahmed Hulusi

    Semaları ve arzı yaratan, onların benzerini Esma'sıyla yaratmaya Kaadir değil midir? Evet! "HU"; Hallak'tır, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmağa kadir değil mi? Elbette (öyledir); O, yaratandır, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratmaya kadir değil midir? Evet! Elbette kadirdir. O, her şeyi hakkıyla bilen yaratıcıdır.

    Ali Rıza Safa

    Gökleri ve yeryüzünü yaratanın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet, öyle! Çünkü O, Yaratandır; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    "Gökleri ve yeri yaratanın onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. Çünkü O, her şeyi yaratandır; her şeyi bilendir."

    Edip Yüksel

    Gökleri ve yeri yaratan onların benzerini yaratmaya güç yetiremez mi? Gerçekten O, Yaratandır, Bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri yaratan onların benzerini yaratmaya güç yetiremez mi? Gerçekten O, Yaratandır, Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gökleri ve yeri yaratan onlar gibisini yaratmaya kadir değil midir? Elbette kadirdir. Yaratan O, her şeyi bilen O!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya Gökleri ve Yeri yaratan onlar gibisini yaratmağa kadir değil midir? Elbette kadir, hallak o, alim o

    Erhan Aktaş

    Gökleri ve yeri yaratanın, onların benzerlerini de yaratmaya gücü yetmez mi? Evet O, Yegane Yaratıcı'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gökleri ve yeri yaratanın, onların benzerlerini de yaratmaya gücü yetmez mi? Evet O, Yegane Yaratıcı'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri yaratanın, onların benzerlerini de yaratmaya gücü yetmez mi? Evet O, Yegane Yaratıcı'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Gültekin Onan

    Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmağa kadir değil mi? Elbette (öyledir); O, yaratandır, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Gökleri ve yeri yaratan (Allah), onlar gibisini yaratmıya kaadir değil midir? Elbette (kaadirdir). O, (bütün kainatı) yaratandır, (her şey'i) hakkıyle, bilendir.

    İbni Kesir

    Gökleri ve yeri yaratmış olan, kendileri gibisini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette O; Hallak'tır, Alim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (71-83) Onlar için ellerimizle yapıp yarattığımız , malik oldukları hayvanları görmüyorlar mı? O nların boyun eğenler inden / evcilleşenlerinden bir kısmına biniyorsunuz bir kısmını da yiyorsunuz. Onlar da sizin için menfaatler ve içecekler var hâlâ şükretmiyorlar mı? Belki yardımları olur diye Allahtan başka ilahlar edindiler. Onlara yardıma güçleri yetmez, asıl onların kendileri, sahte ilahlar için hazırlanmış askerlerdir. Lafları seni hüzünlendirmesin, neyi gizliyorlarsa neyi açık ediyorlarsa muhakkak ki biz biliyoruz. İnsan bizim onu nutfeden yarattı ğımızı görmüyor mu? Ş imdiyse biz le apaçık kavga halinde / bize hasım. (Nutfe bize oldu hasım) Yaratılışını unuttu ve de bize örnek de veriyor / misal getiriyor ve diyor ki bu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki ilk defa / ilk kez onu inşa eden, onu yine diriltecek. O her türlü yaratmayı da bilendir . Yeşil ağaçtan size ateş yapan da O'dur. Sizler de ondan tutuşturup / ateşleyip duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratabilen, onların benzerlerini de yaratmaya kadir / güç yetirebilir değil midir? Bilakis O, tekrar tekrar yaratandır, bilendir. Onun işi / onun emri şöyledir, bir şeyi diledi mi ona ol der ve o da olur. Her şeyin egemenliği / mülkiyeti elinde olan ne üstündür ve ona geri döneceksiniz / rücu edeceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gökleri ve yeri yaratan onların bir benzerini yaratmaya güç yetiremez mi? Evet, elbette kadirdir. O hakkıyla yaratıcıdır ve her şeyi bilir.

    Süleyman Ateş

    Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratamaz mı? Elbette yaratır. O, çok bilen yaratıcıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibilerini yaratmanın ölçüsünü koymamış mıdır? Koymuştur elbette. O, bilgili yaratıcıdır.

    Şaban Britch

    Gökleri ve yeri yaratanın, onların benzerlerini yaratmaya gücü yetmez mi? Elbette yeter.O, her şeyi hakkıyla bilen yaratıcıdır.

    Şaban Piriş

    Gökleri ve yeri yaratanın, onların benzerlerini yaratmaya gücü yetmez mi? Elbette yeter. Çünkü O, her şeyi bilen mükemmel yaratıcıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerini yaratmaya güç yetiremez mi? Elbette güç yetirir. Her şeyi bilen Alim, sürekli yaratan Hallak O'dur.

  6. Yâsîn suresi, 82. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 82. ayet. إِنَّمَآ أَمْرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيْـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

    Diyanet İşleri

    Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri o şeye ancak "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.

    Mehmet Okuyan

    Bir şey(in olmasını) istediği zaman O'nun durumu o şeye sadece "Ol!" demektir; o da hemen olmaya başlar. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Kün fe yekûnu] yani "yaratılış sistemi"yle ilgili detaylı bilgi için bkz. Bakara 2:117, dipnot 2.

    Mustafa İslamoğlu

    O, eşsiz yaratışıyla bir şeyin olmasını dilediği zaman, sadece ona "Ol!" demesi yeter: o da hemen oluş sürecine girer.

    Muhammed Esed

    O, Tek'tir, Biricik'tir, öyle ki bir şeyin olmasını istediğinde ona sadece "Ol!" der; ve o (şey hemen) oluverir.

    Ahmed Hulusi

    Bir şeyi irade ettiğinde, O'nun hükmü, ona "Kün = Ol!"dan (olmasını istemesinden) ibarettir!. . (O şey kolaylıkla) olur.

    Ali Bulaç

    Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı « OL » demekten ibarettir. Hemen oluverir.

    Bayraktar Bayraklı

    "O, bir şeyi yaratmak istediği zaman, O'nun işi, sadece o şeye 'ol' demektir;o da hemen oluşmaya başlar."

    Edip Yüksel

    Bir şeyi dilediği zaman, ona sadece "Ol!" der ve o da hemen oluverir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Evrenin yaratılışı böyle bir emir sonucu aniden olmuştur. * Bak 21:30.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir şeyi dilediği zaman, ona sadece 'Ol!' der ve o da hemen oluverir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O'nun emri, birşeyi dileyince ona sadece "Ol!" demektir. O da oluverir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onun emri bir şeyi murad edince ona sade ol demektir, o oluverir

    Erhan Aktaş

    O, bir şey yaratmak istediğinde, ona: "Ol." der. O da hemen oluverir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, bir şey yaratmak istediğinde, ona: "Ol." der. O da hemen oluverir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, bir şey yaratmak istediğinde, ona: "Ol." der. O da hemen oluverir.

    Gültekin Onan

    Bir şeyi dilediği zaman O'nun buyruğu yalnızca "ol" demesidir; o da hemen oluverir.

    Hasan Basri Çantay

    Onun emri, bir şey'i dilediği zaman, ona ancak "Ol" demesinden ibaretdir. O da oluverir.

    İbni Kesir

    Bir şeyi murad ettiği zaman, O'nun emri sadece ona; ol, demektir. O da oluverir.

    Mehmet Alagaş

    (71-83) Onlar için ellerimizle yapıp yarattığımız , malik oldukları hayvanları görmüyorlar mı? O nların boyun eğenler inden / evcilleşenlerinden bir kısmına biniyorsunuz bir kısmını da yiyorsunuz. Onlar da sizin için menfaatler ve içecekler var hâlâ şükretmiyorlar mı? Belki yardımları olur diye Allahtan başka ilahlar edindiler. Onlara yardıma güçleri yetmez, asıl onların kendileri, sahte ilahlar için hazırlanmış askerlerdir. Lafları seni hüzünlendirmesin, neyi gizliyorlarsa neyi açık ediyorlarsa muhakkak ki biz biliyoruz. İnsan bizim onu nutfeden yarattı ğımızı görmüyor mu? Ş imdiyse biz le apaçık kavga halinde / bize hasım. (Nutfe bize oldu hasım) Yaratılışını unuttu ve de bize örnek de veriyor / misal getiriyor ve diyor ki bu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki ilk defa / ilk kez onu inşa eden, onu yine diriltecek. O her türlü yaratmayı da bilendir . Yeşil ağaçtan size ateş yapan da O'dur. Sizler de ondan tutuşturup / ateşleyip duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratabilen, onların benzerlerini de yaratmaya kadir / güç yetirebilir değil midir? Bilakis O, tekrar tekrar yaratandır, bilendir. Onun işi / onun emri şöyledir, bir şeyi diledi mi ona ol der ve o da olur. Her şeyin egemenliği / mülkiyeti elinde olan ne üstündür ve ona geri döneceksiniz / rücu edeceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: 'Ol!' demesidir. O da hemen oluverir.

    Süleyman Ateş

    O'nun işi, bir şeyi(n olmasını) istedi mi ona, sadece "ol!" demektir, hemen oluverir.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir şeyin olmasını irade dipnot 1 ettiğinde yaptığı tek iş onun için 'Ol!' demesidir; sonra o şey oluşur dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İrade, istemek ve dilemektir. Allah kullarının, imtihanı başarmalarını irade eder ama herkes başaramaz. Bir ayet şöyledir: "Allah size, her şeyi açık açık göstermeyi; sizi, sizden öncekilerin doğru yollarına yönlendirmeyi ve tövbenizi /dönüşünüzü kabul etmeyi irade eder. Allah bilir, doğru kararlar verir." (Nisa 4/26) Bu ayete göre Allah "ol" emrini vermeden onun iradesi gerçekleşmez. İmtihanla ilgili konularda "ol" emrini, sadece gereğini yapanlar için verir. Ayetteki şey'en (شَيْئاً) mastar, ondaki tenvin ise muzafun ileyhten ıvazdır. Yani (شيءٍ شيئ) iken muzafun ileyh olan şey (شيئ) kaldırılmış yerine tenvin konmuştur. Kaldırılan isimdir ve mastar olan (شيئ)'in mef'ulüdür. Ayetteki (كُنْ) tam fiildir ve faili şey (شيئ)'dir. Şey (شيئ)'in kendisi henüz oluşmamış olsa da ölçüsü oluştuğu için emre muhatap kılınmıştır. Ayetteki feyekun (فَيَكُونُ) da tam fiildir. Bu sebeple (إِذَا أَرَادَ شَيْئاً) ifadesine; (إِذَا أَرَادَ إحداث شيء وتكوينه) "bir şeyi var etmek ve oluşturmak istediği zaman" anlamı verilir. Çünkü tam olan kün (كُنْ)'ün anlamı, kevvin (كوِّنْ) yani "oluşmaya başla!" veya uhdus (أحدث) "varlık sahnesine çık" şeklindedir. Buradan hareketle mastar olan (شيئ)'in, ihdas (إحداث) ve tekvin (تكوين) anlamında olduğu ortaya çıkar. İhdas, 'yokken var etmek', tekvin ise 'oluşturmak'tır. Bize göre tekvin anlamı daha uygundur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bakara 2/117, Nahl 16/40, Meryem 19/35, Mü'min 40/68. Bu ayete, "ol der, hemen olur" şeklinde meal verilir. Allah her şeyi bir ölçüye göre yarattığından (Kamer 54/49) o emirle, sadece oluşum başlar. Mesela Allah, bir çocuğun olmasını murad ettiğinde emri, döllenme öncesinde verir ve çocuk oluşmaya başlar (Al-i İmran 3/59, Meryem 19/35, İnsan 76/1-2).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir şeyi irade ettiğinde O'nun yaptığı, o şey için sadece ‘Ol' demektir; artık o şey oluşur dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İrade, istemek ve dilemektir. Allah kullarının, imtihanı başarmalarını irade eder ama herkes başaramaz. Bir ayet şöyledir: "Allah size, her şeyi açık açık göstermeyi; sizi, sizden öncekilerin doğru yollarına yönlendirmeyi ve tevbenizi kabul etmeyi irade eder. Allah bilir, doğru kararlar verir." (Nisa 4/26) Bu ayete göre Allah "ol" emrini vermeden onun iradesi gerçekleşmez. İmtihanla ilgili konularda "ol" emrini, sadece gereğini yapanlar için verir. Ayetteki شَيْئاً (= şey'en) mastar, ondaki tenvin ise muzafun ileyhten ıvazdır. Yani شيءٍ شيئ iken muzafun ileyh olan şey شيئ kaldırılmış yerine tenvin konmuştur. Kaldırılan isimdir ve mastar olan شيئ'in mef'ulüdür. Ayetteki كُنْ tam fiildir ve faili şey (شيئ)'dir. Şey (شيئ)'in kendisi henüz oluşmamış olsa da ölçüsü oluştuğu için emre muhatap kılınmıştır. Ayetteki فَيَكُونُ (feyekun) da tam fiildir. Bu sebeple (إِذَا أَرَادَ شَيْئاً)'e;" إِذَا أَرَادَ إحداث و شيء تكوينه = bir şeyi var etmek ve oluşturmak istediği zaman" anlamı verilir. Çünkü tam olan كُنْ = kün'ün a nlamı, "kevvin كوِّنْ= oluşmaya başla!" veya "uhdus أحدث = varlık sahnesine çık" şeklindedir. Buradan hareketle mastar olan شيئ'in, ihdas (إحداث) ve tekvin (تكوين) anlamında olduğu ortaya çıkar. İhdas, ‘yokken var etmek', tekvin ise ‘oluşturmak'tır. Bize göre tekvin anlamı daha uygundur Şey (شَيْء) mastarından (شاء) fiili türetilmiştir. Aslı (شَيَأَ)'dir. Ya (ي)'dan önce fetha olduğu için ya elife dönüşmüş ve (شاء) olmuştur. Mastar ile fiil arasında anlam farkı olmaz; tek fark fiilin bir zaman dilimi içinde olmasıdır. Şey mastarının anlamı (تكوين) tekvin olduğu için şae (شاء)'nin anlamı da "(كوَّن) kevvene = oluşturdu" olur. Daha geniş izah için "Doğru Bildiğimiz Yanlışlar" adlı kitabımızın (5.baskı)  ilgili bölümüne bakınız.

    Şaban Britch

    Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri, ona yalnızca: “Ol!” demesidir; o da hemen oluverir.

    Şaban Piriş

    Bir şey istediği zaman, O'nun tek yaptığı sadece: -Ol! demekten ibarettir. O da hemen oluverir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O birşeyi istediğinde, buyruğu sadece şunu söylemektir: "Ol!" Artık o, oluverir.

  7. Yâsîn suresi, 83. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 83. ayet. فَسُبْحَٰنَ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    Diyanet İşleri

    Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah'ın şanı yücedir! Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz.

    Mehmet Okuyan

    Her şeyin egemenliği yalnızca kendi elinde olan (Allah) yücedir! Hepiniz, yalnızca O'na döndürüleceksiniz.

    Mustafa İslamoğlu

    Her şeyin tasarrufunu (kudret) elinde bulunduran (Allah), her tür kişileştirmeden uzak ve yücedir: nihayet hepiniz O'na döndürüleceksiniz.

    Muhammed Esed

    Her şeyin üstünde tasarruf sahibi olan Allah, ne yücedir; ve hepiniz O'na döndürüleceksiniz!.

    Ahmed Hulusi

    Her şeyin melekutu (Esma kuvveleri) elinde olan (tedbiratın bu mertebede oluştuğuna işaret) Subhan'dır. . . O'na rücu ettirileceksiniz.

    Ali Bulaç

    Her şeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Allah) ne yücedir. Siz O'na döndürüleceksiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Her şeyin mülkü elinde olan Allah, her türlü noksan sıfattan münezzehtir. Sonunda O'na döndürüleceksiniz.

    Ali Rıza Safa

    İşte, her şeyin egemenliği elinde olan Allah, tüm yakıştırmalardan ayrıktır. Zaten O'na döndürüleceksiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    "Her şeyin mülkiyeti elinde olan Allah, bütün noksanlıklardan uzaktır. Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz."

    Edip Yüksel

    Her şeyin yönetimini elinde bulunduran çok yücedir ve siz de O'na döndürüleceksiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her şeyin yönetimini elinde bulunduran çok yücedir ve siz de O'na döndürüleceksiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Artık tesbih edilmez mi öyle herşeyin hükümranlığı elinde bulunan yüce Allah! Hep de döndürülüp O'na götürüleceksiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Artık tesbiyh edilmez mi öyle her şeyin melekutu yedinde bulunan sübhane! Hep de dördürülüp ona götürüleceksiniz

    Erhan Aktaş

    O, çok yüce ve çok üstündür. Her şeyin mülkü ve egemenliği O'nun elindedir. Ve O'na döndürüleceksiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, çok yüce ve çok üstündür. Her şeyin mülkü ve egemenliği O'nun elindedir. Ve O'na döndürüleceksiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, çok yüce ve çok üstündür. Her şeyin mülkü ve egemenliği O'nun elindedir. Ve O'na döndürüleceksiniz.

    Gültekin Onan

    Her şeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Tanrı) ne yücedir. Siz O'na döndürüleceksiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Demek her şey'in mülk-ü tesarrufu (ve kudreti) kendi elinde bulunan (Allah) ın şanı ne kadar yücedir, münezzehdir! Siz ancak Ona döndürül (üb götürül) eceksiniz.

    İbni Kesir

    Her şeyin hükümranlığı elinde olanı, tesbih ederiz. Ve siz, O'na döndürüleceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (71-83) Onlar için ellerimizle yapıp yarattığımız , malik oldukları hayvanları görmüyorlar mı? O nların boyun eğenler inden / evcilleşenlerinden bir kısmına biniyorsunuz bir kısmını da yiyorsunuz. Onlar da sizin için menfaatler ve içecekler var hâlâ şükretmiyorlar mı? Belki yardımları olur diye Allahtan başka ilahlar edindiler. Onlara yardıma güçleri yetmez, asıl onların kendileri, sahte ilahlar için hazırlanmış askerlerdir. Lafları seni hüzünlendirmesin, neyi gizliyorlarsa neyi açık ediyorlarsa muhakkak ki biz biliyoruz. İnsan bizim onu nutfeden yarattı ğımızı görmüyor mu? Ş imdiyse biz le apaçık kavga halinde / bize hasım. (Nutfe bize oldu hasım) Yaratılışını unuttu ve de bize örnek de veriyor / misal getiriyor ve diyor ki bu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki ilk defa / ilk kez onu inşa eden, onu yine diriltecek. O her türlü yaratmayı da bilendir . Yeşil ağaçtan size ateş yapan da O'dur. Sizler de ondan tutuşturup / ateşleyip duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratabilen, onların benzerlerini de yaratmaya kadir / güç yetirebilir değil midir? Bilakis O, tekrar tekrar yaratandır, bilendir. Onun işi / onun emri şöyledir, bir şeyi diledi mi ona ol der ve o da olur. Her şeyin egemenliği / mülkiyeti elinde olan ne üstündür ve ona geri döneceksiniz / rücu edeceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Her şeyin mülkü elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah (noksanlıklardan) münezzehtir.

    Süleyman Ateş

    Yücedir O ki, her şeyin hükümranlığı O'nun elindedir ve siz O'na döndürüleceksiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bütün yetkileri elinde tutan Allah'ın bir eksiği yoktur. Siz ona döndürüleceksiniz.

    Şaban Britch

    Her şeyin mülkü elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah (noksanlıklardan) münezzehtir.

    Şaban Piriş

    Her şeyin mülkiyeti elinde olan benzersizdir. Hepiniz O'na döndürüleceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Herşeyin kaynağı/egemenliği elinde olan o yaratıcının şanı çok yücedir! Sonunda O'na döndürüleceksiniz.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.