Diyanet İşleri
İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.
Yâsîn suresi · 77–83. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Yâsîn suresi, 77. ayet. أَوَلَمْ يَرَ ٱلْإِنسَٰنُ أَنَّا خَلَقْنَٰهُ مِن نُّطْفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُّبِينٌ
İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.
O (inkârcı) insan, kendisini nutfeden (zigottan) yarattığımızı görmedi mi? Bir de bakarsın ki o apaçık bir tartışmacı olmuş.
İnsan görmez mi ki, Biz kendisini bir damlacık hayat suyundan yarattık (ve akıl fikir bahşettik), fakat o apaçık bir hasım olup çıktı.
İnsan bilmez mi ki, kendisini bir sperm damlasından yaratırız; ve o anda kendisini düşünme ve tartışma yeteneği ile donatılmış görür.
İnsan görmedi mi ki biz onu bir spermden yarattık. . . Bu gerçeğe rağmen şimdi o apaçık bir hasımdır!
İnsan, bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir.
İnsan görmez mi ki, biz onu meniden yarattık. Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş.
İnsan, kendisini bir damlacıktan yarattığımızı zaten görmüyor mu? Yine de apaçık düşman kesildi.
İnsan görmez mi ki, biz onu nutfeden/meni ve yumurtadan yarattık. Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş.
İnsan, kendisini bir damlacıktan yarattığımızı görmez mi ki bize karşı apaçık bir düşman kesilir?
İnsan, kendisini bir damlacıktan yarattığımızı görmez mi ki bize karşı apaçık bir düşman kesilir?
İnsan görmüyor mu ki, Biz onu bir nutfeden yarattık da şimdi o çeneli bir çekişgen kesildi.
Görmedi mi o insan? biz onu bir nutfeden yarattık da şimdi o çeneli bir çekişgen kesildi
İnsan, onu bir nutfeden dipnot 1 yarattığımızı düşünmüyor mu? Şimdi de Bize apaçık düşman oldu.
İnsan, onu bir nutfeden dipnot 1 yarattığımızı düşünmüyor mu? Şimdi de Bize apaçık düşman oldu.
İnsan, onu bir nutfeden dipnot 1 yarattığımızı düşünmüyor mu? Şimdi de Bize apaçık düşman oldu.
İnsan, bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o apaçık bir düşman kesilmiştir.
İnsan, kendisini bir nutfeden yaratdığımızı gör (ür gibi bilmedi mi ki şimdi o, açıkdan açığa müfrit bir muhaasım (kesilmekde) dir.
İnsan; Bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmedi mi ki; şimdi apaçık bir düşmandır.
(71-83) Onlar için ellerimizle yapıp yarattığımız , malik oldukları hayvanları görmüyorlar mı? O nların boyun eğenler inden / evcilleşenlerinden bir kısmına biniyorsunuz bir kısmını da yiyorsunuz. Onlar da sizin için menfaatler ve içecekler var hâlâ şükretmiyorlar mı? Belki yardımları olur diye Allahtan başka ilahlar edindiler. Onlara yardıma güçleri yetmez, asıl onların kendileri, sahte ilahlar için hazırlanmış askerlerdir. Lafları seni hüzünlendirmesin, neyi gizliyorlarsa neyi açık ediyorlarsa muhakkak ki biz biliyoruz. İnsan bizim onu nutfeden yarattı ğımızı görmüyor mu? Ş imdiyse biz le apaçık kavga halinde / bize hasım. (Nutfe bize oldu hasım) Yaratılışını unuttu ve de bize örnek de veriyor / misal getiriyor ve diyor ki bu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki ilk defa / ilk kez onu inşa eden, onu yine diriltecek. O her türlü yaratmayı da bilendir . Yeşil ağaçtan size ateş yapan da O'dur. Sizler de ondan tutuşturup / ateşleyip duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratabilen, onların benzerlerini de yaratmaya kadir / güç yetirebilir değil midir? Bilakis O, tekrar tekrar yaratandır, bilendir. Onun işi / onun emri şöyledir, bir şeyi diledi mi ona ol der ve o da olur. Her şeyin egemenliği / mülkiyeti elinde olan ne üstündür ve ona geri döneceksiniz / rücu edeceksiniz.
İnsan, kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmüyor mu? Derken, o apaçık bir düşman kesiliverir.
İnsan, bizim kendisini nasıl bir nutfe (sperm)den yarattığımızı görmedi mi ki, şimdi apaçık bir hasım kesildi?
İnsan, kendisini döllenmiş yumurtadan yarattığımızı görmedi mi? Bir de bakarsın ki o, açık bir hasım oluvermiş dipnot 1 !
O insan, kendisini döllenmiş yumurtadan yarattığımızı görmez mi ki, bize açık bir düşman kesilir.
İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmüyor mu? Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş.
İnsan kendisini bir damladan yarattığımızı görmüyor mu ki apaçık mücadeleci oluveriyor.
Görmedi mi insan, kendisini bir spermden yarattığımızı! Bir de bize açık bir hasım kesilmiştir o.
Yâsîn suresi, 78. ayet. وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِىَ خَلْقَهُۥ قَالَ مَن يُحْىِ ٱلْعِظَٰمَ وَهِىَ رَمِيمٌ
Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?"
Kendi yaratılışını unutarak bize örnek vermeye kalkışmış ve "Çürümüş kemikleri kim diriltebilirmiş ki!" demişti. dipnot 1
Bir yandan Bizim için benzerler düzüp koşarken, öte yandan kendisinin (bir damlacık sudan) yaratılışını unutarak şöyle der: "Çürüyüp toza toprağa karışmış kemiklere kim hayat verecek?"
Ama o hem (Bizi tartışmakta ve) Bizim hakkımızda karşılaştırmalar yapmakta, hem de bizzat kendisinin nasıl yaratılmış olduğundan gafil bulunmaktadır! (Ve bunun şaşkınlığıyla da) "Kim, çürüyüp toz olmuş kemiklere hayat verebilir?" diye sormaktadır!
Kendi yaratılışını unuttu da bize bir misal getirdi: "Çürümüş haldeki şu kemiklere kim diriltip hayat verecek?" dedi.
Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?"
Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: «Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?» diyor.
Kendi yaratılışını unutarak, Bize örnek veriyor. Diyor ki: "Şu çürümüş kemiklere, kim yeniden yaşam verecek?"
Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" diyor.
Ve yaradılışını unutarak bize örnekli bir soru yöneltti: "Çürüdükten sonra kemikleri kim diriltecek?"
Ve yaradılışını unutarak bize örnekli bir soru yöneltti: 'Çürüdükten sonra kemikleri kim diriltecek?'
Yaratılışını unutarak Bize bir de mesel (örnek) fırlattı: "Çürümüşken o kemikleri kim diriltir?" dedi.
Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: kim diriltir o kemikleri onlar çürümüşken? dedi
Nasıl yaratıldığını dikkate almayarak, bir de Bize örnek veriyor: "Kemiklerimiz çürüyüp gitmişken, kim onlara can verecek?" diyor.
Nasıl yaratıldığını dikkate almayarak, bir de Bize örnek veriyor: "Kemiklerimiz çürüyüp gitmişken, kim onlara can verecek?" diyor.
Nasıl yaratıldığını dikkate almayarak, bir de Bize örnek veriyor: "Kemiklerimiz çürüyüp gitmişken, kim onlara can verecek?" diyor.
Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?"
O, kendi yaratılışını unutarak bize bir misal getirdi: "Bu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş?" dedi.
Kendi yaratılışını unutarak Bize bir misal getirdi de; çürümüşken kemikleri diriltecek kimdir? dedi.
(71-83) Onlar için ellerimizle yapıp yarattığımız , malik oldukları hayvanları görmüyorlar mı? O nların boyun eğenler inden / evcilleşenlerinden bir kısmına biniyorsunuz bir kısmını da yiyorsunuz. Onlar da sizin için menfaatler ve içecekler var hâlâ şükretmiyorlar mı? Belki yardımları olur diye Allahtan başka ilahlar edindiler. Onlara yardıma güçleri yetmez, asıl onların kendileri, sahte ilahlar için hazırlanmış askerlerdir. Lafları seni hüzünlendirmesin, neyi gizliyorlarsa neyi açık ediyorlarsa muhakkak ki biz biliyoruz. İnsan bizim onu nutfeden yarattı ğımızı görmüyor mu? Ş imdiyse biz le apaçık kavga halinde / bize hasım. (Nutfe bize oldu hasım) Yaratılışını unuttu ve de bize örnek de veriyor / misal getiriyor ve diyor ki bu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki ilk defa / ilk kez onu inşa eden, onu yine diriltecek. O her türlü yaratmayı da bilendir . Yeşil ağaçtan size ateş yapan da O'dur. Sizler de ondan tutuşturup / ateşleyip duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratabilen, onların benzerlerini de yaratmaya kadir / güç yetirebilir değil midir? Bilakis O, tekrar tekrar yaratandır, bilendir. Onun işi / onun emri şöyledir, bir şeyi diledi mi ona ol der ve o da olur. Her şeyin egemenliği / mülkiyeti elinde olan ne üstündür ve ona geri döneceksiniz / rücu edeceksiniz.
Kendi yaratılışını unutup, bize örnek veriyor: "Bu çürümüş kemikleri kim diriltebilir?" diyor.
Kendi yaratılışını unutarak bize bir mesel verdi: "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" dedi.
Kendisinin nasıl yaratıldığını unutarak bize örnek vermeye kalkar ve şöyle der: "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecekmiş! dipnot 1 "
Nasıl yaratıldığını unutarak bize örnek gösterir de der ki; "çürük kemikleri kim diriltebilirmiş?"
Kendi yaratılışını unutup, bize örnek veriyor: Bu çürümüş kemikleri kim diriltebilir? diyor.
Kendi yaratılışını unutup, bize örnek veriyor: -Bu çürümüş kemikleri kim diriltebilir? diyor.
Kendi yaratılışını unutmuş da bize örnek veriyor. Ve bir de şöyle diyor: "Şu çürümüş kemiklere kim hayat verecek?"
Yâsîn suresi, 79. ayet. قُلْ يُحْيِيهَا ٱلَّذِىٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ
De ki: "Onları ilk defa var eden diriltecektir. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir."
De ki: "Onları ilk kez yoktan var eden diriltecektir. O, her türlü yaratmayı dipnot 1 çok iyi bilendir."
De ki: "Onları ilk defa kim yoktan var ettiyse O hayat verecek. Zira O, her tür yaratığın ve yaratmanın akıl sır ermez bilgisine bütünüyle vakıftır.
De ki: "Onları yoktan var eden, (yeniden) hayat (da) verir, çünkü O, her tür yaratma eyleminin bilgisine sahiptir;
De ki: "Onları daha önce inşa eden diriltip hayat verecektir! 'HU' Esma'sıyla her yaratışı Aliym'dir. "
De ki: "Onları, ilk defa yaratıp inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir."
De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir.
De ki: "Onları ilk kez yaratan, yeniden yaşam verecektir. Çünkü O, her türlü yaratmayı bilir!"
De ki: "Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı çok iyi bilir."
De ki: "Kim onları ilk kez yarattıysa onları yine O diriltecek. O her türlü yaratmayı bilendir." dipnot 1
De ki, 'Kim onları ilk kez yarattıysa onları yine O diriltecek. O her türlü yaratmayı bilendir.'
De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltir ve o yaratmanın her türlüsünü bilir."
De ki onları ilk defa inşa eden diriltir ve o her halkı bilir
De ki: "Onu ilk defa inşa dipnot 1 eden, ona hayat verecek. Ve O, yaratmayı çok iyi bilendir."
De ki: "Onu ilk defa inşa dipnot 1 eden, ona hayat verecek. Ve O, yaratmayı çok iyi bilendir."
De ki: "Onu ilk defa inşa dipnot 1 eden, ona hayat verecek. Ve O, yaratmayı çok iyi bilendir."
De ki: "Onları, ilk defa yaratıp inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir."
(Habibim) de ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratmayı hakkıyle bilendir".
De ki: Onları ilk defa yaratan, diriltecektir. O, her yaratmayı bilendir.
(71-83) Onlar için ellerimizle yapıp yarattığımız , malik oldukları hayvanları görmüyorlar mı? O nların boyun eğenler inden / evcilleşenlerinden bir kısmına biniyorsunuz bir kısmını da yiyorsunuz. Onlar da sizin için menfaatler ve içecekler var hâlâ şükretmiyorlar mı? Belki yardımları olur diye Allahtan başka ilahlar edindiler. Onlara yardıma güçleri yetmez, asıl onların kendileri, sahte ilahlar için hazırlanmış askerlerdir. Lafları seni hüzünlendirmesin, neyi gizliyorlarsa neyi açık ediyorlarsa muhakkak ki biz biliyoruz. İnsan bizim onu nutfeden yarattı ğımızı görmüyor mu? Ş imdiyse biz le apaçık kavga halinde / bize hasım. (Nutfe bize oldu hasım) Yaratılışını unuttu ve de bize örnek de veriyor / misal getiriyor ve diyor ki bu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki ilk defa / ilk kez onu inşa eden, onu yine diriltecek. O her türlü yaratmayı da bilendir . Yeşil ağaçtan size ateş yapan da O'dur. Sizler de ondan tutuşturup / ateşleyip duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratabilen, onların benzerlerini de yaratmaya kadir / güç yetirebilir değil midir? Bilakis O, tekrar tekrar yaratandır, bilendir. Onun işi / onun emri şöyledir, bir şeyi diledi mi ona ol der ve o da olur. Her şeyin egemenliği / mülkiyeti elinde olan ne üstündür ve ona geri döneceksiniz / rücu edeceksiniz.
De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir."
De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratmayı bilir."
De ki: "Onları ilkin kim oluşturdu ise o diriltecek! dipnot 1 O, her çeşit yaratmayı bilir.
De ki; onları ilk var eden diriltecektir. O, yaratmanın her şeklini bilir.
De ki: Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir.
De ki: -Onları ilk defa meydana getiren diriltecek. O her türlü yaratmayı bilir.
De ki: "Onlara hayatı verecek olan, onları ilk kez yaratandır. O, bütün yaratılmışları/her türlü yaratmayı çok iyi bilmektedir."
Yâsîn suresi, 80. ayet. ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلْأَخْضَرِ نَارًا فَإِذَآ أَنتُم مِّنْهُ تُوقِدُونَ
O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.
Yeşil ağaçtan sizin için ateş yaratan da O'dur. İşte o (ağaç)tan tutuşturuyorsunuz. dipnot 1
O'dur yeşil ağaçta sizin için ateş var eden; bu sayede sizler onlar yakacak elde edersiniz.
O, yemyeşil ağaçtan sizin için bir ateş çıkarır ve onunla (kendi ateşinizi) yakarsınız".
O ki, sizin için yeşil ağaçtan bir ateş oluşturdu. . . İşte bak ondan yakıyorsunuz!
Ki O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır; siz de ondan yakıyorsunuz.
Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O’dur. İşte siz ateşi ondan yakıyorsunuz.
O, sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkarır; ondan yakarsınız.
"Size, yemyeşil ağaçtan ateş çıkaran O'dur. Siz ondan ateş yakarsınız."
O ki, size yeşil (klorofilli) ağaçtan ateş çıkarandır. Nitekim onu yakıyorsunuz.
O ki, size yeşil (klorofilli) ağaçtan ateş çıkarandır. Nitekim onu yakıyorsunuz.
O ki size yeşil ağaçtan bir ateş çıkarmasını sağladı da şimdi siz ondan tutuşturup duruyorsunuz.
O ki size yeşil ağaçtan bir ateş yaptı da şimdi siz ondan tutuşturup duruyorsunuz
Size yemyeşil ağaçtan ateş çıkaran O'dur. Siz, ondan yakıp duruyorsunuz.
Size yemyeşil ağaçtan ateş çıkaran O'dur. Siz, ondan yakıp duruyorsunuz.
Size yemyeşil ağaçtan ateş çıkaran O'dur. Siz, ondan yakıp duruyorsunuz.
Ki O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır siz de ondan yakıyorsunuz.
O, yemyeşil ağaçdan sizin için bir ateş çıkarandır. İşte bakın (ateşi) ondan (çakıb) alıyorsunuz.
Yemyeşil ağaçtan size ateş çıkartan O'dur. Siz ondan hemen yakıverirsiniz.
(71-83) Onlar için ellerimizle yapıp yarattığımız , malik oldukları hayvanları görmüyorlar mı? O nların boyun eğenler inden / evcilleşenlerinden bir kısmına biniyorsunuz bir kısmını da yiyorsunuz. Onlar da sizin için menfaatler ve içecekler var hâlâ şükretmiyorlar mı? Belki yardımları olur diye Allahtan başka ilahlar edindiler. Onlara yardıma güçleri yetmez, asıl onların kendileri, sahte ilahlar için hazırlanmış askerlerdir. Lafları seni hüzünlendirmesin, neyi gizliyorlarsa neyi açık ediyorlarsa muhakkak ki biz biliyoruz. İnsan bizim onu nutfeden yarattı ğımızı görmüyor mu? Ş imdiyse biz le apaçık kavga halinde / bize hasım. (Nutfe bize oldu hasım) Yaratılışını unuttu ve de bize örnek de veriyor / misal getiriyor ve diyor ki bu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki ilk defa / ilk kez onu inşa eden, onu yine diriltecek. O her türlü yaratmayı da bilendir . Yeşil ağaçtan size ateş yapan da O'dur. Sizler de ondan tutuşturup / ateşleyip duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratabilen, onların benzerlerini de yaratmaya kadir / güç yetirebilir değil midir? Bilakis O, tekrar tekrar yaratandır, bilendir. Onun işi / onun emri şöyledir, bir şeyi diledi mi ona ol der ve o da olur. Her şeyin egemenliği / mülkiyeti elinde olan ne üstündür ve ona geri döneceksiniz / rücu edeceksiniz.
Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O’dur. İşte siz ateşi ondan yakıyorsunuz.
O size yeşil ağaçtan ateş yaptı da siz ondan yakıyorsunuz.
O, sizin için yeşil ağaçlardan ateş oluşturandır; siz onunla (yakacaklarınızı) tutuşturursunuz dipnot 1 .
O sizin için yeşil ağaçtan ateş oluşturur, siz onu yakarsınız.
Sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkaran O’dur. Nitekim siz onunla ateş yakıyorsunuz.
Sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkaran O'dur. Nitekim siz onunla ateş yakıyorsunuz.
O size, o yeşil ağaçtan bir ateş oluşturdu da siz ondan tutuşturup duruyorsunuz.
Yâsîn suresi, 81. ayet. أَوَلَيْسَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخْلُقَ مِثْلَهُم بَلَىٰ وَهُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ
Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.
Gökleri ve yeri yaratan (Allah) insanların benzerlerini yaratmaya gücü yeten değil midir? Elbette! O, her türlü yaratabilendir, bilendir.
Değil mi ama; gökleri ve yeri yaratan Allah'ın kudreti, onlar gibisini (yeniden) yaratmaya yetmez mi? Elbette yeter! Zira O, her şeyi bilen mükemmel bir Yaratıcıdır.
Gökleri ve yeri yaratmış olan Allah, (yok olanların) yerine onlar gibi (yeni)lerini yaratmaya muktedir olamaz mı? Elbette olur! Zaten O her şeyin bilgisine sahip olan Yaratıcı'dır.
Semaları ve arzı yaratan, onların benzerini Esma'sıyla yaratmaya Kaadir değil midir? Evet! "HU"; Hallak'tır, Aliym'dir.
Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmağa kadir değil mi? Elbette (öyledir); O, yaratandır, bilendir.
Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratmaya kadir değil midir? Evet! Elbette kadirdir. O, her şeyi hakkıyla bilen yaratıcıdır.
Gökleri ve yeryüzünü yaratanın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet, öyle! Çünkü O, Yaratandır; Bilendir.
"Gökleri ve yeri yaratanın onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. Çünkü O, her şeyi yaratandır; her şeyi bilendir."
Gökleri ve yeri yaratan onların benzerini yaratmaya güç yetiremez mi? Gerçekten O, Yaratandır, Bilendir.
Gökleri ve yeri yaratan onların benzerini yaratmaya güç yetiremez mi? Gerçekten O, Yaratandır, Bilendir.
Gökleri ve yeri yaratan onlar gibisini yaratmaya kadir değil midir? Elbette kadirdir. Yaratan O, her şeyi bilen O!
Ya Gökleri ve Yeri yaratan onlar gibisini yaratmağa kadir değil midir? Elbette kadir, hallak o, alim o
Gökleri ve yeri yaratanın, onların benzerlerini de yaratmaya gücü yetmez mi? Evet O, Yegane Yaratıcı'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Gökleri ve yeri yaratanın, onların benzerlerini de yaratmaya gücü yetmez mi? Evet O, Yegane Yaratıcı'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Gökleri ve yeri yaratanın, onların benzerlerini de yaratmaya gücü yetmez mi? Evet O, Yegane Yaratıcı'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmağa kadir değil mi? Elbette (öyledir); O, yaratandır, bilendir.
Gökleri ve yeri yaratan (Allah), onlar gibisini yaratmıya kaadir değil midir? Elbette (kaadirdir). O, (bütün kainatı) yaratandır, (her şey'i) hakkıyle, bilendir.
Gökleri ve yeri yaratmış olan, kendileri gibisini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette O; Hallak'tır, Alim'dir.
(71-83) Onlar için ellerimizle yapıp yarattığımız , malik oldukları hayvanları görmüyorlar mı? O nların boyun eğenler inden / evcilleşenlerinden bir kısmına biniyorsunuz bir kısmını da yiyorsunuz. Onlar da sizin için menfaatler ve içecekler var hâlâ şükretmiyorlar mı? Belki yardımları olur diye Allahtan başka ilahlar edindiler. Onlara yardıma güçleri yetmez, asıl onların kendileri, sahte ilahlar için hazırlanmış askerlerdir. Lafları seni hüzünlendirmesin, neyi gizliyorlarsa neyi açık ediyorlarsa muhakkak ki biz biliyoruz. İnsan bizim onu nutfeden yarattı ğımızı görmüyor mu? Ş imdiyse biz le apaçık kavga halinde / bize hasım. (Nutfe bize oldu hasım) Yaratılışını unuttu ve de bize örnek de veriyor / misal getiriyor ve diyor ki bu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki ilk defa / ilk kez onu inşa eden, onu yine diriltecek. O her türlü yaratmayı da bilendir . Yeşil ağaçtan size ateş yapan da O'dur. Sizler de ondan tutuşturup / ateşleyip duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratabilen, onların benzerlerini de yaratmaya kadir / güç yetirebilir değil midir? Bilakis O, tekrar tekrar yaratandır, bilendir. Onun işi / onun emri şöyledir, bir şeyi diledi mi ona ol der ve o da olur. Her şeyin egemenliği / mülkiyeti elinde olan ne üstündür ve ona geri döneceksiniz / rücu edeceksiniz.
Gökleri ve yeri yaratan onların bir benzerini yaratmaya güç yetiremez mi? Evet, elbette kadirdir. O hakkıyla yaratıcıdır ve her şeyi bilir.
Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratamaz mı? Elbette yaratır. O, çok bilen yaratıcıdır.
Gökleri ve yeri yaratanın, o insanların dengini yaratmaya gücü yetmez mi dipnot 1 ? Elbette yeter! O, mükemmel yaratan ve her şeyi bilendir dipnot 2 .
Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibilerini yaratmanın ölçüsünü koymamış mıdır? Koymuştur elbette. O, bilgili yaratıcıdır.
Gökleri ve yeri yaratanın, onların benzerlerini yaratmaya gücü yetmez mi? Elbette yeter.O, her şeyi hakkıyla bilen yaratıcıdır.
Gökleri ve yeri yaratanın, onların benzerlerini yaratmaya gücü yetmez mi? Elbette yeter. Çünkü O, her şeyi bilen mükemmel yaratıcıdır.
Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerini yaratmaya güç yetiremez mi? Elbette güç yetirir. Her şeyi bilen Alim, sürekli yaratan Hallak O'dur.
Yâsîn suresi, 82. ayet. إِنَّمَآ أَمْرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيْـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri o şeye ancak "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.
Bir şey(in olmasını) istediği zaman O'nun durumu o şeye sadece "Ol!" demektir; o da hemen olmaya başlar. dipnot 1
O, eşsiz yaratışıyla bir şeyin olmasını dilediği zaman, sadece ona "Ol!" demesi yeter: o da hemen oluş sürecine girer.
O, Tek'tir, Biricik'tir, öyle ki bir şeyin olmasını istediğinde ona sadece "Ol!" der; ve o (şey hemen) oluverir.
Bir şeyi irade ettiğinde, O'nun hükmü, ona "Kün = Ol!"dan (olmasını istemesinden) ibarettir!. . (O şey kolaylıkla) olur.
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir.
Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı « OL » demekten ibarettir. Hemen oluverir.
Bir şeyi dilediğinde, ona, yalnızca "Ol!" der; hemen olur. dipnot 374
"O, bir şeyi yaratmak istediği zaman, O'nun işi, sadece o şeye 'ol' demektir;o da hemen oluşmaya başlar."
Bir şeyi dilediği zaman, ona sadece "Ol!" der ve o da hemen oluverir. dipnot 1
Bir şeyi dilediği zaman, ona sadece 'Ol!' der ve o da hemen oluverir.
O'nun emri, birşeyi dileyince ona sadece "Ol!" demektir. O da oluverir.
Onun emri bir şeyi murad edince ona sade ol demektir, o oluverir
O, bir şey yaratmak istediğinde, ona: "Ol." der. O da hemen oluverir.
O, bir şey yaratmak istediğinde, ona: "Ol." der. O da hemen oluverir.
O, bir şey yaratmak istediğinde, ona: "Ol." der. O da hemen oluverir.
Bir şeyi dilediği zaman O'nun buyruğu yalnızca "ol" demesidir; o da hemen oluverir.
Onun emri, bir şey'i dilediği zaman, ona ancak "Ol" demesinden ibaretdir. O da oluverir.
Bir şeyi murad ettiği zaman, O'nun emri sadece ona; ol, demektir. O da oluverir.
(71-83) Onlar için ellerimizle yapıp yarattığımız , malik oldukları hayvanları görmüyorlar mı? O nların boyun eğenler inden / evcilleşenlerinden bir kısmına biniyorsunuz bir kısmını da yiyorsunuz. Onlar da sizin için menfaatler ve içecekler var hâlâ şükretmiyorlar mı? Belki yardımları olur diye Allahtan başka ilahlar edindiler. Onlara yardıma güçleri yetmez, asıl onların kendileri, sahte ilahlar için hazırlanmış askerlerdir. Lafları seni hüzünlendirmesin, neyi gizliyorlarsa neyi açık ediyorlarsa muhakkak ki biz biliyoruz. İnsan bizim onu nutfeden yarattı ğımızı görmüyor mu? Ş imdiyse biz le apaçık kavga halinde / bize hasım. (Nutfe bize oldu hasım) Yaratılışını unuttu ve de bize örnek de veriyor / misal getiriyor ve diyor ki bu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki ilk defa / ilk kez onu inşa eden, onu yine diriltecek. O her türlü yaratmayı da bilendir . Yeşil ağaçtan size ateş yapan da O'dur. Sizler de ondan tutuşturup / ateşleyip duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratabilen, onların benzerlerini de yaratmaya kadir / güç yetirebilir değil midir? Bilakis O, tekrar tekrar yaratandır, bilendir. Onun işi / onun emri şöyledir, bir şeyi diledi mi ona ol der ve o da olur. Her şeyin egemenliği / mülkiyeti elinde olan ne üstündür ve ona geri döneceksiniz / rücu edeceksiniz.
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: 'Ol!' demesidir. O da hemen oluverir.
O'nun işi, bir şeyi(n olmasını) istedi mi ona, sadece "ol!" demektir, hemen oluverir.
Bir şeyin olmasını irade dipnot 1 ettiğinde yaptığı tek iş onun için 'Ol!' demesidir; sonra o şey oluşur dipnot 2 .
Bir şeyi irade ettiğinde O'nun yaptığı, o şey için sadece ‘Ol' demektir; artık o şey oluşur dipnot 1 .
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri, ona yalnızca: “Ol!” demesidir; o da hemen oluverir.
Bir şey istediği zaman, O'nun tek yaptığı sadece: -Ol! demekten ibarettir. O da hemen oluverir.
O birşeyi istediğinde, buyruğu sadece şunu söylemektir: "Ol!" Artık o, oluverir.
Yâsîn suresi, 83. ayet. فَسُبْحَٰنَ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah'ın şanı yücedir! Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz.
Her şeyin egemenliği yalnızca kendi elinde olan (Allah) yücedir! Hepiniz, yalnızca O'na döndürüleceksiniz.
Her şeyin tasarrufunu (kudret) elinde bulunduran (Allah), her tür kişileştirmeden uzak ve yücedir: nihayet hepiniz O'na döndürüleceksiniz.
Her şeyin üstünde tasarruf sahibi olan Allah, ne yücedir; ve hepiniz O'na döndürüleceksiniz!.
Her şeyin melekutu (Esma kuvveleri) elinde olan (tedbiratın bu mertebede oluştuğuna işaret) Subhan'dır. . . O'na rücu ettirileceksiniz.
Her şeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Allah) ne yücedir. Siz O'na döndürüleceksiniz.
Her şeyin mülkü elinde olan Allah, her türlü noksan sıfattan münezzehtir. Sonunda O'na döndürüleceksiniz.
İşte, her şeyin egemenliği elinde olan Allah, tüm yakıştırmalardan ayrıktır. Zaten O'na döndürüleceksiniz.
"Her şeyin mülkiyeti elinde olan Allah, bütün noksanlıklardan uzaktır. Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz."
Her şeyin yönetimini elinde bulunduran çok yücedir ve siz de O'na döndürüleceksiniz.
Her şeyin yönetimini elinde bulunduran çok yücedir ve siz de O'na döndürüleceksiniz.
Artık tesbih edilmez mi öyle herşeyin hükümranlığı elinde bulunan yüce Allah! Hep de döndürülüp O'na götürüleceksiniz.
Artık tesbiyh edilmez mi öyle her şeyin melekutu yedinde bulunan sübhane! Hep de dördürülüp ona götürüleceksiniz
O, çok yüce ve çok üstündür. Her şeyin mülkü ve egemenliği O'nun elindedir. Ve O'na döndürüleceksiniz.
O, çok yüce ve çok üstündür. Her şeyin mülkü ve egemenliği O'nun elindedir. Ve O'na döndürüleceksiniz.
O, çok yüce ve çok üstündür. Her şeyin mülkü ve egemenliği O'nun elindedir. Ve O'na döndürüleceksiniz.
Her şeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Tanrı) ne yücedir. Siz O'na döndürüleceksiniz.
Demek her şey'in mülk-ü tesarrufu (ve kudreti) kendi elinde bulunan (Allah) ın şanı ne kadar yücedir, münezzehdir! Siz ancak Ona döndürül (üb götürül) eceksiniz.
Her şeyin hükümranlığı elinde olanı, tesbih ederiz. Ve siz, O'na döndürüleceksiniz.
(71-83) Onlar için ellerimizle yapıp yarattığımız , malik oldukları hayvanları görmüyorlar mı? O nların boyun eğenler inden / evcilleşenlerinden bir kısmına biniyorsunuz bir kısmını da yiyorsunuz. Onlar da sizin için menfaatler ve içecekler var hâlâ şükretmiyorlar mı? Belki yardımları olur diye Allahtan başka ilahlar edindiler. Onlara yardıma güçleri yetmez, asıl onların kendileri, sahte ilahlar için hazırlanmış askerlerdir. Lafları seni hüzünlendirmesin, neyi gizliyorlarsa neyi açık ediyorlarsa muhakkak ki biz biliyoruz. İnsan bizim onu nutfeden yarattı ğımızı görmüyor mu? Ş imdiyse biz le apaçık kavga halinde / bize hasım. (Nutfe bize oldu hasım) Yaratılışını unuttu ve de bize örnek de veriyor / misal getiriyor ve diyor ki bu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki ilk defa / ilk kez onu inşa eden, onu yine diriltecek. O her türlü yaratmayı da bilendir . Yeşil ağaçtan size ateş yapan da O'dur. Sizler de ondan tutuşturup / ateşleyip duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratabilen, onların benzerlerini de yaratmaya kadir / güç yetirebilir değil midir? Bilakis O, tekrar tekrar yaratandır, bilendir. Onun işi / onun emri şöyledir, bir şeyi diledi mi ona ol der ve o da olur. Her şeyin egemenliği / mülkiyeti elinde olan ne üstündür ve ona geri döneceksiniz / rücu edeceksiniz.
Her şeyin mülkü elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah (noksanlıklardan) münezzehtir.
Yücedir O ki, her şeyin hükümranlığı O'nun elindedir ve siz O'na döndürüleceksiniz.
Her şeyin yönetimi elinde olan Allah her türlü eksiklikten uzaktır. Siz onun huzuruna çıkarılacaksınız dipnot 1 .
Bütün yetkileri elinde tutan Allah'ın bir eksiği yoktur. Siz ona döndürüleceksiniz.
Her şeyin mülkü elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah (noksanlıklardan) münezzehtir.
Her şeyin mülkiyeti elinde olan benzersizdir. Hepiniz O'na döndürüleceksiniz.
Herşeyin kaynağı/egemenliği elinde olan o yaratıcının şanı çok yücedir! Sonunda O'na döndürüleceksiniz.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.