Diyanet İşleri
Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."
Yâsîn suresi
Yâsîn suresi, 20. ayet. وَجَآءَ مِنْ أَقْصَا ٱلْمَدِينَةِ رَجُلٌ يَسْعَىٰ قَالَ يَٰقَوْمِ ٱتَّبِعُوا۟ ٱلْمُرْسَلِينَ
vecâe min aḳṣe-lmedîneti racülüy yes`â ḳâle yâ ḳavmi-ttebi`ü-lmürselîn.
Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Şehrin öbür ucundan koşarak gelen adam Yâsîn 20–27 3
"Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir."
Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."
Elçiler de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" dediler.
Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."
"Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."
"Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca O'na döndürüleceksiniz."
"O'nu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahman bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
20. “Derken” peygamberlerin çağrısını işitip o çağrıya iman eden, sonra da kavminin peygamberlere verdiği karşılığı öğrenince kavmine samimiyetle öğüt verme arzusuyla “şehrin uzak köşesinden bir adam koşarak geldi: Ey kavmim, elçilere tâbi olun, dedi” ve onlara elçilere uymalarını emretti. Bu hususta onlara nasihat ederek peygamberlerin ilâhî risalete mazhar olduklarına tanıklık etti.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Derken beldenin uzak bir yerinden bir adam; kavminin elçileri yalanlamasından, onları öldürmek ve eziyet etmekle tehdit etmesinden korkarak koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey Kavmim! Bu elçilerin getirdiklerine uyunuz."
Aynı kök: قصو (5 geçiş) · Aynı kök: مدن (27 geçiş) · Aynı kök: سعي (30 geçiş)
Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemen çık.…
Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."
Aynı kök: قصو (5 geçiş)
Hani siz vadinin (Medine'ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şayet…
Aynı kök: قصو (5 geçiş)
Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya…
Aynı kök: مدن (27 geçiş) · Aynı kök: رجل (73 geçiş)
Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi…
Aynı kök: سعي (30 geçiş) · Aynı kök: رجل (73 geçiş)
Allah'a ve Resulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve…
Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)
(Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)
Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Bu esnada) şehrin ileri gelenlerinden bir adam dipnot 1 koşarak gelmiş dipnot 2 ve şunları söylemişti: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun!
Derken şehrin en uzağından bir adam koşarak gelip "Ey kavmim" dedi, "Elçilere uyun!
Kentin en uzak ucundan bir adam koşarak geldi (ve) "Ey kavmim!" dedi, "Bu elçilere uyun!
Şehrin uzak tarafından koşarak bir adam geldi: "Ey halkım, Rasullere tabi olun" dedi.
Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun" dedi.
Derken şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. «Ey kavmim! dedi, bu elçilere uyunuz!»
Ve kentin en uzaktaki yerinden, bir adam koşarak geldi: "Ey toplumum!" dedi; "Gönderilenleri izleyin!"
Şehrin en kültürlü adamlarından biri koşarak gelip şöyle dedi: "Ey topluluk, bu peygamberlere uyunuz!"
Kentin en uzak yakasından bir adam koşarak, "Ey halkım" dedi, "Elçilere uyun."
Kentin en uzak yakasından bir adam koşarak, 'Ey halkım,' dedi, 'Elçilere uyun.'
o sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki: "Ey hemşerilerim, uyun o gönderilen elçilere!
O esnada şehrin ta ucundan bir er koşarak geldi, ey hemşerilerim! dedi; uyun o gönderilen Resullere
Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey halkım, gönderilmiş olan Resullere uyun!" dedi.
Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey halkım, gönderilmiş olan resullere uyun!" dedi.
Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey halkım, gönderilmiş olan rasullere uyun!" dedi.
Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun" dedi.
O şehrin en uc (kenar) ından koşarak bir adam geldi. "Ey kavmim, dedi, uyun o gönderilmiş olanlara".
Şehrin ötebaşından bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: Ey kavmim; gönderilmiş bulunan elçilere uyun.
(13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.
Derken beldenin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve; "Ey kavmim! Bu elçilere uyunuz." dedi.
Kentin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun." dedi.
Bir adam, şehrin en uzak yerinden koşa koşa gelerek şöyle dedi: "Ey halkım, bu elçilere uyun!
Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi; "Ey kavmim, uyun bu elçilere!" dedi.
Şehrin öbür ucundan koşa koşa bir adam geldi: Ey halkım! Elçilere tabi olun, dedi..
Şehrin öbür ucundan koşa koşa bir adam geldi: -Ey halkım elçilere tabi olun, dedi..
Kentin öbür ucundan bir adam koşarak gelip şöyle dedi: "Ey topluluk, bu elçilere uyun!"
And there came a man from the far end of the city, moved with compassion for his fellow men who rejected what he knew to be the truth, to say to them: "O my people, obey them, they are Messengers entrusted with the spirit of truth- that guides into all truth".
Then, from the furthest part of the city, a man came running. He said, ‘My people, follow the messengers.
Then there came running, from the farthest part of the City, a man, saying, "O my people! Obey the messengers:
In the meantime a man came running from the far end of the town, saying: "My people, follow the Messengers;
A man came running from the far side of the city, saying, ‘My people! follow the Messengers!
And there came a man running from the farthest part of the town. He said: "O my people! Obey the Messengers.
There came a man from the city outskirts, hurrying. He said, ‘O my people! Follow the apostles!
Now, there came a man running from the farthest end of the town. He said, `O my people! follow the Messengers.
Then came a man from the furthest part of the city, running; he said, 'My people, follow the Envoys!
At this very moment a man ran toward them from afar saying: "My fellow citizens follow God’s Messengers. "
And there came from the remote part of the city a man hastening up. Said he, 'O my people! follow the apostles;
A man came running from the farthest part of the city, saying: "O my people, follow the messengers."
And a certain man came hastily from the farther parts of the city, and said, O my people, follow the messengers of God;
They said, "Your evil omen (expectation, foreboding) is with yourselves. What! Is it because you are reminded? Nay, you are a people that transgress all bounds."
And (there) came from the remotest part of the city a man going speedily. He said, "O my people, closely follow the Emissaries!
And there came from the uttermost part of the city a man running. He cried: O my people! Follow those who have been sent!
Then a man came running from the other side of the city. "O my people, " he said, "follow the messengers.
At that, a man came running from the farthest end of the city, [and] exclaimed: "O my people! Follow these message-bearers!
Then from the farthest end of the city a man came, rushing. He advised, "O my people! Follow the messengers.
And a man came running from the farthest part of the city, saying: "O my people, follow the messengers. "
A man came from the other end of the city, saying, "O my people, follow the messengers.
And there came from the farthest end of the city a man, running. He said, "O my people, follow the messengers.
And a man came running from the furthest part of the city. He said: “O my people: follow the emissaries!
At that, a man came running from the farthest end of the Town and said, "O My people! Follow these Messengers.
Then from a far part of the City, came running, a man saying, "O my People! Obey the messengers (of Allah):
And there came a man rushing from the farthest part of the city. He said, "O my people, follow the messengers.
And a man came running from the farthest part of the city, saying: "O my people, follow the messengers."