Yâsîn suresi

Yâsîn suresi, 20. ayet

Yâsîn suresi, 20. ayet. وَجَآءَ مِنْ أَقْصَا ٱلْمَدِينَةِ رَجُلٌ يَسْعَىٰ قَالَ يَٰقَوْمِ ٱتَّبِعُوا۟ ٱلْمُرْسَلِينَ

vecâe min aḳṣe-lmedîneti racülüy yes`â ḳâle yâ ḳavmi-ttebi`ü-lmürselîn.

Diyanet İşleri

Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yâsîn 17–23 · surenin 20. ayeti / 83

Konu Şehrin öbür ucundan koşarak gelen adam Yâsîn 20–27 3

  1. Yâsîn 17

    "Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir."

  2. Yâsîn 18

    Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."

  3. Yâsîn 19

    Elçiler de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" dediler.

  4. 20

    Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."

  5. Yâsîn 21

    "Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."

  6. Yâsîn 22

    "Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca O'na döndürüleceksiniz."

  7. Yâsîn 23

    "O'nu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahman bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

20. “Derken” peygamberlerin çağrısını işitip o çağrıya iman eden, sonra da kavminin peygamberlere verdiği karşılığı öğrenince kavmine samimiyetle öğüt verme arzusuyla “şehrin uzak köşesinden bir adam koşarak geldi: Ey kavmim, elçilere tâbi olun, dedi” ve onlara elçilere uymalarını emretti. Bu hususta onlara nasihat ederek peygamberlerin ilâhî risalete mazhar olduklarına tanıklık etti.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Derken beldenin uzak bir yerinden bir adam; kavminin elçileri yalanlamasından, onları öldürmek ve eziyet etmekle tehdit etmesinden korkarak koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey Kavmim! Bu elçilerin getirdiklerine uyunuz."

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَجَآءَ ve ca'e ve geldi kök: جيا
  2. مِنْ min -nden
  3. أَقْصَا eksa en uzak yeri- kök: قصو
  4. ٱلْمَدِينَةِ l-medineti kentin kök: مدن
  5. رَجُلٌۭ raculun bir adam kök: رجل
  6. يَسْعَىٰ yes'aa koşarak kök: سعي
  7. قَالَ kale dedi kök: قول
  8. يَـٰقَوْمِ ya kavmi kavmim kök: قوم
  9. ٱتَّبِعُوا۟ ttebiu uyun kök: تبع
  10. ٱلْمُرْسَلِينَ l-murseline elçilere kök: رسل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قصو (5 geçiş) · Aynı kök: مدن (27 geçiş) · Aynı kök: سعي (30 geçiş)

    Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemen çık.…

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    "Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."

  • Aynı kök: قصو (5 geçiş)

    Hani siz vadinin (Medine'ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şayet…

  • Aynı kök: قصو (5 geçiş)

    Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya…

  • Aynı kök: مدن (27 geçiş) · Aynı kök: رجل (73 geçiş)

    Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi…

  • Aynı kök: سعي (30 geçiş) · Aynı kök: رجل (73 geçiş)

    Allah'a ve Resulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve…

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)

    (Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)

    Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Bu esnada) şehrin ileri gelenlerinden bir adam dipnot 1 koşarak gelmiş dipnot 2 ve şunları söylemişti: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun!

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer bir kullanım için bkz. Kasas 28:20. Bu ifade, "Şehrin öte ucundan koşarak bir adam geldi" şeklinde de tercüme edilmektedir. Ancak her iki kullanımda da konuşma içerikleri nedeniyle konuşan kişinin şehrin ileri gelenlerinden olduğu anlaşılmaktadır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu kullanım insanların gerçekleri tebliğ için bazen "yürümesi", bazen de "koşması" gerektiğini göstermektedir.

Mustafa İslamoğlu

Derken şehrin en uzağından bir adam koşarak gelip "Ey kavmim" dedi, "Elçilere uyun!

Muhammed Esed

Kentin en uzak ucundan bir adam koşarak geldi (ve) "Ey kavmim!" dedi, "Bu elçilere uyun!

Ahmed Hulusi

Şehrin uzak tarafından koşarak bir adam geldi: "Ey halkım, Rasullere tabi olun" dedi.

Ali Bulaç

Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun" dedi.

Ali Özek ve heyeti

Derken şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. «Ey kavmim! dedi, bu elçilere uyunuz!»

Ali Rıza Safa

Ve kentin en uzaktaki yerinden, bir adam koşarak geldi: "Ey toplumum!" dedi; "Gönderilenleri izleyin!"

Bayraktar Bayraklı

Şehrin en kültürlü adamlarından biri koşarak gelip şöyle dedi: "Ey topluluk, bu peygamberlere uyunuz!"

Edip Yüksel

Kentin en uzak yakasından bir adam koşarak, "Ey halkım" dedi, "Elçilere uyun."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kentin en uzak yakasından bir adam koşarak, 'Ey halkım,' dedi, 'Elçilere uyun.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

o sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki: "Ey hemşerilerim, uyun o gönderilen elçilere!

Elmalılı Hamdi Yazır

O esnada şehrin ta ucundan bir er koşarak geldi, ey hemşerilerim! dedi; uyun o gönderilen Resullere

Erhan Aktaş

Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey halkım, gönderilmiş olan Resullere uyun!" dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey halkım, gönderilmiş olan resullere uyun!" dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey halkım, gönderilmiş olan rasullere uyun!" dedi.

Gültekin Onan

Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun" dedi.

Hasan Basri Çantay

O şehrin en uc (kenar) ından koşarak bir adam geldi. "Ey kavmim, dedi, uyun o gönderilmiş olanlara".

İbni Kesir

Şehrin ötebaşından bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: Ey kavmim; gönderilmiş bulunan elçilere uyun.

Mehmet Alagaş

(13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Derken beldenin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve; "Ey kavmim! Bu elçilere uyunuz." dedi.

Süleyman Ateş

Kentin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun." dedi.

Süleymaniye Vakfı

Bir adam, şehrin en uzak yerinden koşa koşa gelerek şöyle dedi: "Ey halkım, bu elçilere uyun!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi; "Ey kavmim, uyun bu elçilere!" dedi.

Şaban Britch

Şehrin öbür ucundan koşa koşa bir adam geldi: Ey halkım! Elçilere tabi olun, dedi..

Şaban Piriş

Şehrin öbür ucundan koşa koşa bir adam geldi: -Ey halkım elçilere tabi olun, dedi..

Yaşar Nuri Öztürk

Kentin öbür ucundan bir adam koşarak gelip şöyle dedi: "Ey topluluk, bu elçilere uyun!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And there came a man from the far end of the city, moved with compassion for his fellow men who rejected what he knew to be the truth, to say to them: "O my people, obey them, they are Messengers entrusted with the spirit of truth- that guides into all truth".

Abdul Haleem

Then, from the furthest part of the city, a man came running. He said, ‘My people, follow the messengers.

Abdullah Yusuf Ali

Then there came running, from the farthest part of the City, a man, saying, "O my people! Obey the messengers:

Abul A'la Maududi

In the meantime a man came running from the far end of the town, saying: "My people, follow the Messengers;

Aisha Bewley

A man came running from the far side of the city, saying, ‘My people! follow the Messengers!

Al-Hilali & Khan

And there came a man running from the farthest part of the town. He said: "O my people! Obey the Messengers.

Ali Quli Qarai

There came a man from the city outskirts, hurrying. He said, ‘O my people! Follow the apostles!

Amatul Rahman Omar

Now, there came a man running from the farthest end of the town. He said, `O my people! follow the Messengers.

Arthur John Arberry

Then came a man from the furthest part of the city, running; he said, 'My people, follow the Envoys!

Bijan Moeinian

At this very moment a man ran toward them from afar saying: "My fellow citizens follow God’s Messengers. "

E. Henry Palmer

And there came from the remote part of the city a man hastening up. Said he, 'O my people! follow the apostles;

Edip-Layth

A man came running from the farthest part of the city, saying: "O my people, follow the messengers."

George Sale

And a certain man came hastily from the farther parts of the city, and said, O my people, follow the messengers of God;

Hamid S. Aziz

They said, "Your evil omen (expectation, foreboding) is with yourselves. What! Is it because you are reminded? Nay, you are a people that transgress all bounds."

Mahmoud Ghali

And (there) came from the remotest part of the city a man going speedily. He said, "O my people, closely follow the Emissaries!

Marmaduke Pickthall

And there came from the uttermost part of the city a man running. He cried: O my people! Follow those who have been sent!

Mohamed Ahmed - Samira

Then a man came running from the other side of the city. "O my people, " he said, "follow the messengers.

Muhammad Asad

At that, a man came running from the farthest end of the city, [and] exclaimed: "O my people! Follow these message-bearers!

Mustafa Khattab

Then from the farthest end of the city a man came, rushing. He advised, "O my people! Follow the messengers.

Progressive Muslims

And a man came running from the farthest part of the city, saying: "O my people, follow the messengers. "

Rashad Khalifa

A man came from the other end of the city, saying, "O my people, follow the messengers.

Sahih International

And there came from the farthest end of the city a man, running. He said, "O my people, follow the messengers.

Sam Gerrans

And a man came running from the furthest part of the city. He said: “O my people: follow the emissaries!

Shabbir Ahmed

At that, a man came running from the farthest end of the Town and said, "O My people! Follow these Messengers.

Syed Vickar Ahamed

Then from a far part of the City, came running, a man saying, "O my People! Obey the messengers (of Allah):

Taqi Usmani

And there came a man rushing from the farthest part of the city. He said, "O my people, follow the messengers.

The Monotheist Group

And a man came running from the farthest part of the city, saying: "O my people, follow the messengers."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 20. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 20. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 20. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩