Diyanet İşleri
Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.
Yâsîn suresi · 28–32. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Yâsîn suresi, 28. ayet. وَمَآ أَنزَلْنَا عَلَىٰ قَوْمِهِۦ مِنۢ بَعْدِهِۦ مِن جُندٍ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ
Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.
O (adam)ın ardından, şehir halkını (helak etmek için) üzerlerine gökten herhangi bir ordu indirmedik; (daha önce) de indiriciler değildik.
Ve onun ardından kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten Biz daha önce de asla indirmiş değiliz:
Ve ondan sonra biz kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirme gereği de duymadık:
Ondan sonra onun halkının üzerine semadan hiçbir ordu inzal etmedik, inzal ediciler de değildik.
Kendisinden sonra ise, kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirecek de değildik.
Biz ondan sonra, onun milletini helâk etmek için üzerlerine gökten herhangi bir ordu indirmedik ve indirecek de değildik.
Onun arkasından, toplumunun üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirme gereği de duymadık.
Biz onun ardından kavmi üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.
Ondan sonra biz, halkının üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirmeye gerek duymadık.
Ondan sonra biz, halkının üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirmeğe gerek duymadık.
Arkasından kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.
Arkasından ise kavmının üzerine Semadan bir ordu indirmedik indirecek de değildik
Ondan sonra, halkının üzerine gökten hiçbir ordu indirmedik, indirecek de değildik!
Ondan sonra, halkının üzerine gökten hiçbir ordu indirmedik, indirecek de değildik!
Ondan sonra, halkının üzerine gökten hiçbir ordu indirmedik, indirecek de değildik!
Kendisinden sonra ise, kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirecek de değildik.
Ondan sonra kavminin üzerine gökden hiçbir ordu indirmedik, indiriciler de değildik.
Ondan sonra kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik, zaten indirecek de değildik.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.
Ondan sonra biz, kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirici de değildik, (buna gerek yoktu).
Onun arkasından halkına gökten bir ordu indirmedik, zaten indirecek de değildik.
Onun arkasından kavmine gökten ordu indirmedik; zaten indirmeyiz.
Biz ondan sonra, onun kavmini helak etmek için üzerlerine gökten herhangi bir ordu indirmedik ve indirecek de değildik.
Ondan sonra, kavminin üzerine gökten ordular indirmedik. İndirecek de değildik.
Biz onun ardından kavmi üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.
Yâsîn suresi, 29. ayet. إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَإِذَا هُمْ خَٰمِدُونَ
Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.
(Bekledikleri), korkunç bir sesten ibarettir; bir de bakarsın ki yere serilirler.
eğer bu gerekseydi, tek bir çığlık yeterli olurdu; o zaman da onlar sönmüş köz gibi kararıp küle dönerlerdi.
hiçbir şey (gerekmiyordu), bir (ceza) çığlığından başka! Ve sonunda sessiz ve hareketsiz bir kül yığınına dönüverdiler.
Sadece tek bir sayha oldu; onlar hemen sönüverdiler!
(Ancak onlara) Yalnızca bir tek çığlık (yetti); anında sönüverdiler.
(Onları helâk eden) korkunç sesten başka bir şey değildi. Birdenbire sönüverdiler.
Yalnızca, benzersiz bir gürleme; işte, bir anda söndüler.
Olan, sadece korkunç titreşimli bir sesti. Bir anda sönüverdiler.
Sadece bir patlama... Hemen donakaldılar.
Sadece bir patlama... Hemen donakaldılar.
O sadece bir sayha (gürültü) oldu; hemen sönüverdiler.
O yalnız bir sayha oldu derhal sönüverdiler.
Sadece bir sayha! dipnot 1 O zaman onlar sönenler oldular!
Sadece bir sayha! dipnot 1 O zaman onlar sönenler oldular!
Sadece bir sayha! dipnot 1 O zaman onlar sönenler oldular!
(Ancak onlara) yalnızca bir tek çığlık (yetti); anında sönüverdiler.
(Onların yakalanması, yahud ukuubeti) birtek sayhadan başka (bir şeyle) değildi. Artık hemen sönü (b gidi) verenler (oldular).
Sadece, bir tek çığlık oldu. Ve onlar hemen sönüp gittiler.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
(Onları helâk eden) Korkunç sesten başka bir şey değildi. Bir anda sönüp gittiler.
Sadece korkunç bir gürültü oldu, hemen sönüverdiler.
Tek bir yüksek ses yetti dipnot 1 , onlar hemen alevi sönmüş ateşe döndüler dipnot 2 .
Sadece yüksek bir ses olur; bakarsınız ki sönüveriyorlar.
Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.
Tek çığlıktan başka bir şey olmadı. O anda sönüverdiler.
Olan, sadece korkunç titreşimli bir sesti. Ve bir anda söndüverdiler.
Yâsîn suresi, 30. ayet. يَٰحَسْرَةً عَلَى ٱلْعِبَادِ مَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.
Ah, kendilerine gelen her elçi ile mutlaka alay etmiş olan kullara yazıklar olsun!
Vay gele şu kullarına başına! Ne zaman kendilerine bir elçi gelmişse onu alaya aldılar!
Ah! Yazık şu insanlar(ın çoğun)a! Kendilerine hangi elçi geldiyse onu alaya aldılar!
Hüsran şu kullara! Kendilerine bir Rasul gelmeye görsün, hep Onun bildirdiğiyle alay ederlerdi.
Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
Ne yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.
Yazıklar olsun şu kullara; onlara gelmiş hiçbir elçi yoktur ki, Onunla alay etmemiş olsunlar.
Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ederlerdi.
Halkın durumu pek yazık. Kendilerine her ne zaman bir elçi gelse onunla alay ederlerdi.
Halkın durumu pek yazık. Kendilerine her ne zaman bir elçi gelse onunla alay ederlerdi.
Yazıklar olsun o kullara ki kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
Ey!.. ne hasret o kullara ki kendilerine her gelen Resul ile mutlaka istihza ediyorlardı
Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine gelen her Resul'le alay ettiler.
Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine gelen her resulle alay ettiler.
Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine gelen her rasulle alay ettiler.
Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
Ey kulların üzerine (çöken büyük) hasret (ve nedamet, hazır ol! Çünkü) onlar kendilerine herhangi bir peygamber (ve elçi) gelmeye dursun, ille onunla istihza ederlerdi.
Yazıklar olsun o kullara ki; kendilerine bir peygamber gelmeyedursun onu hemen alaya alırlardı.
(13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.
Yazıklar olsun o kullara! Ne zaman kendilerine bir peygamber gelse muhakkak onunla alay ederlerdi.
Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her elçi ile mutlaka alay ederlerdi.
Yazık böyle kullara! Kendilerine ne zaman bir elçi gelse onu mutlaka hafife alırlar dipnot 1 .
Yazık böyle kullara! Kendilerine bir elçi gelmeye görsün, hemen hafife alırlar.
Ne yazık şu kullara! Kendilerine bir peygamber gelmeye görsün, onunla sadece alay ederlerdi.
Yazıklar olsun o kullara! Ki, kendilerine bir peygamber gelmeyegörsün, onunla sadece alay ederlerdi.
Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her resulle mutlaka alay ederlerdi.
Yâsîn suresi, 31. ayet. أَلَمْ يَرَوْا۟ كَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّنَ ٱلْقُرُونِ أَنَّهُمْ إِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ
Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi?
Onlar (müşrikler), kendilerinden önce nice toplumları helak ettiğimizi, onların (eskilerin), diğerlerine (yaşayanlara) tekrar dönmediklerini hiç mi düşünmediler!
Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmezler mi? Ki onlar kendilerine dönüp gelemeyecekler;
Kendilerinden önce kaç nesli yok ettiğimizi; (ve) bu (yok olup gide)nlerin bir daha onlara dönüp gelemeyeceklerini görmüyorlar mı?
Görmediler mi ki onlardan önce nice kuşaklar helak ettik ki; gidenlerin hiçbiri geri dönmeyecek onlara!
Görmüyorlar mı, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik? Onlar, bir daha kendilerine dönmemektedirler.
Müşrikler görmüyorlar mı ki, onlardan önce nice kavimleri helâk ettik. Onlar tekrar dönüp de bunlara gelmezler.
Kendilerinden önceki nice kuşakları yıkıma uğrattığımızı ve onların bir daha asla geri dönmeyeceklerini görmüyorlar mı?
Görmediler mi, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik. Onlar artık bir daha bunlara dönmeyecekler.
Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi ve onların bir daha kendilerine dönmediklerini görmezler mi?
Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi ve onların bir daha kendilerine dönmediklerini görmezler mi?
Baksalar ya kendilerinden önce nice nesiller helak etmişiz. Onlar, hiç onlara dönüp gelmiyorlar (dünyaya bir daha dönmüyorlar).
Baksalar a kendilerinden evvel ne kadar karnlar helak etmişiz, onlar hiç onlara dönüp gelmiyorlar
Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi ve bir daha geri dönemediklerini düşünmezler mi?
Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi ve bir daha geri dönemediklerini düşünmezler mi?
Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi ve bir daha geri dönemediklerini düşünmezler mi?
Görmüyorlar mı, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik? Onlar, bir daha kendilerine dönmemektedirler.
Kendilerinden evvel nice nesilleri helak etdiğimiz, bunların birdaha onlara dönmez (ümmet) ler olduklarını (müşrikler) gör (ür gibi bil) mediler mi?
Görmüyorlar mı ki; kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik. Ve onlar, bir daha kendilerine dönemezler.
(13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.
Kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmüyorlar mı? Onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi?
Görmediler mi kendilerinden önce nice nesilleri yok ettik; onlar bir daha kendilerine dönüp gelmezler?
Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi dipnot 1 , bunlara bir daha geri dönmediklerini görmediler mi?
Görmediler mi ki kendilerinden önce nice nesilleri yok ettik. O nesiller bunlara dönemezler.
Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmüyorlar mı? Onlar, bir daha kendilerine dönmemektedirler.
Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmüyorlar mı? Onlara bir daha geri dönemezler.
Görmediler mi, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik. Onlar artık bir daha bunlara dönmeyecekler.
Yâsîn suresi, 32. ayet. وَإِن كُلٌّ لَّمَّا جَمِيعٌ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ
Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır.
Elbette onların hepsi, tamamı (huzurumuzda) hazır kılınmışlardır. dipnot 1
ama elbet hepsi Bizim huzurumuzda toplanacaklar.
Ve (sonunda) hep birlikte huzurumuzda toplanacaklarını?
Elbette hepsi, toptan zorunlu hazır bulunacaklar.
Ancak onların hepsi, toplanmış olarak huzurumuza getirilmişlerdir.
Elbette onların hepsi (kıyamet gününde) karşımızda hazır bulunacaklar.
Ancak, herkes toplandığı zaman, Bizim karşımıza getirileceklerdir.
Ancak, onların hepsi huzurumuzda hazır bulundurulacaklardır.
Hepsi toplanıp huzurumuza getirileceklerdir.
Hepsi toplanıp huzurumuza getirileceklerdir.
Ancak hepsi toplanıp, bizim huzurumuza celbedilmişlerdir.
Ancak hepsi toplanıp bizim katımıza ihzar edilmişlerdir
Onların hepsi de toplanıp kesinlikle karşımızda hazır bulundurulacaklardır.
Onların hepsi de toplanıp kesinlikle karşımızda hazır bulundurulacaklardır.
Onların hepsi de toplanıp kesinlikle karşımızda hazır bulundurulacaklardır.
Ancak onların hepsi, toplanmış olarak huzurumuza getirilmişlerdir.
(Onların) hepsi de, muhakkak, toptan bizim karşımıza ihzaaren getirilmişlerdir (getirileceklerdir).
Hepsi de muhakkak toptan huzurumuza getirileceklerdir.
(13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.
Ve hepsi toplanıp huzurumuza çıkarılacaklardır.
Ancak hepsi toplandığı zaman huzurumuza getirileceklerdir.
Onların hepsi, kesinlikle toplanacak, huzurumuza çıkarılacaktır! dipnot 1
Ama nasıl olsa bir gün hepsi huzurumuza çıkarılacaktır.
Ve hepsi toplanıp huzurumuza çıkarılacaklardır.
Ve hepsi toplanıp huzurumuza çıkarılacaklardır.
Ancak herkes toplandığında, onlar da huzurumuzda hazır bulundurulacaklar.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.