Yâsîn suresi · 20–27. ayetler

Şehrin öbür ucundan koşarak gelen adam

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Yâsîn suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 20. ayet. وَجَآءَ مِنْ أَقْصَا ٱلْمَدِينَةِ رَجُلٌ يَسْعَىٰ قَالَ يَٰقَوْمِ ٱتَّبِعُوا۟ ٱلْمُرْسَلِينَ

    Diyanet İşleri

    Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."

    Mehmet Okuyan

    (Bu esnada) şehrin ileri gelenlerinden bir adam dipnot 1 koşarak gelmiş dipnot 2 ve şunları söylemişti: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer bir kullanım için bkz. Kasas 28:20. Bu ifade, "Şehrin öte ucundan koşarak bir adam geldi" şeklinde de tercüme edilmektedir. Ancak her iki kullanımda da konuşma içerikleri nedeniyle konuşan kişinin şehrin ileri gelenlerinden olduğu anlaşılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu kullanım insanların gerçekleri tebliğ için bazen "yürümesi", bazen de "koşması" gerektiğini göstermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken şehrin en uzağından bir adam koşarak gelip "Ey kavmim" dedi, "Elçilere uyun!

    Muhammed Esed

    Kentin en uzak ucundan bir adam koşarak geldi (ve) "Ey kavmim!" dedi, "Bu elçilere uyun!

    Ahmed Hulusi

    Şehrin uzak tarafından koşarak bir adam geldi: "Ey halkım, Rasullere tabi olun" dedi.

    Ali Bulaç

    Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Derken şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. «Ey kavmim! dedi, bu elçilere uyunuz!»

    Ali Rıza Safa

    Ve kentin en uzaktaki yerinden, bir adam koşarak geldi: "Ey toplumum!" dedi; "Gönderilenleri izleyin!"

    Bayraktar Bayraklı

    Şehrin en kültürlü adamlarından biri koşarak gelip şöyle dedi: "Ey topluluk, bu peygamberlere uyunuz!"

    Edip Yüksel

    Kentin en uzak yakasından bir adam koşarak, "Ey halkım" dedi, "Elçilere uyun."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kentin en uzak yakasından bir adam koşarak, 'Ey halkım,' dedi, 'Elçilere uyun.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    o sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki: "Ey hemşerilerim, uyun o gönderilen elçilere!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O esnada şehrin ta ucundan bir er koşarak geldi, ey hemşerilerim! dedi; uyun o gönderilen Resullere

    Erhan Aktaş

    Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey halkım, gönderilmiş olan Resullere uyun!" dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey halkım, gönderilmiş olan resullere uyun!" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey halkım, gönderilmiş olan rasullere uyun!" dedi.

    Gültekin Onan

    Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    O şehrin en uc (kenar) ından koşarak bir adam geldi. "Ey kavmim, dedi, uyun o gönderilmiş olanlara".

    İbni Kesir

    Şehrin ötebaşından bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: Ey kavmim; gönderilmiş bulunan elçilere uyun.

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Derken beldenin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve; "Ey kavmim! Bu elçilere uyunuz." dedi.

    Süleyman Ateş

    Kentin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun." dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir adam, şehrin en uzak yerinden koşa koşa gelerek şöyle dedi: "Ey halkım, bu elçilere uyun!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi; "Ey kavmim, uyun bu elçilere!" dedi.

    Şaban Britch

    Şehrin öbür ucundan koşa koşa bir adam geldi: Ey halkım! Elçilere tabi olun, dedi..

    Şaban Piriş

    Şehrin öbür ucundan koşa koşa bir adam geldi: -Ey halkım elçilere tabi olun, dedi..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kentin öbür ucundan bir adam koşarak gelip şöyle dedi: "Ey topluluk, bu elçilere uyun!"

  2. Yâsîn suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 21. ayet. ٱتَّبِعُوا۟ مَن لَّا يَسْـَٔلُكُمْ أَجْرًا وَهُم مُّهْتَدُونَ

    Diyanet İşleri

    "Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."

    Mehmet Okuyan

    Sizden hiçbir ücret istemeyen, dipnot 1 kendileri de doğru yol üzerinde olan (bu elçilere) uyun!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetten anlaşılıyor ki ecir beklenen işlerden ücret alınmamalı, ücreti alınan bir işin de ecrinin olmayacağı unutulmamalıdır. Benzer mesajlar: En‘âm 6:90; Yûnus 10:72; Hûd 11:29, 51; Yûsuf 12:104; Furkân 25:57; Şu‘arâ 26:109, 127, 145, 164, 180; Sebe' 34:47; Sâd 38:86; Şûrâ 42:23; Tûr 52:40; Kalem 68:46.

    Mustafa İslamoğlu

    Uyun sizden hiçbir karşılık beklemeyen bu kimselere; zira bunlar doğru yoldadırlar!

    Muhammed Esed

    Sizden hiçbir karşılık beklemeyen ve kendileri doğru yolda olan bu kimselere uyun!"

    Ahmed Hulusi

    "Sizden bir karşılık istemeyen; kendileri hakikat üzere olanlara tabi olun!"

    Ali Bulaç

    "Sizden ücret istemeyenlere uyun, onlar hidayet bulmuş kimselerdir."

    Ali Özek ve heyeti

    «Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir.»

    Ali Rıza Safa

    "Sizden bir karşılık istemeyen bu kişileri izleyin. Çünkü onlar, doğru yola erişenlerdir!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Sizden herhangi bir ücret istemeyenlere uyunuz! Onlar doğruyu ve güzeli bulanlardır."

    Edip Yüksel

    "Sizden bir ücret istemeyenlere uyun. Onlar doğru yoldadır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sizden bir ücret istemiyenlere uyun. Onlar doğru yoldadır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Uyun sizden bir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar doğru yola ermişlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Uyun sizden bir ecir istemiyen o zatlara ki onlar hidayete irmişlerdir

    Erhan Aktaş

    "Sizden herhangi bir karşılık beklemeyen bu kimselere uyun. Onlar doğru yolda olanlardır."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sizden herhangi bir karşılık beklemeyen bu kimselere uyun. Onlar doğru yolda olanlardır."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sizden herhangi bir karşılık beklemeyen bu kimselere uyun. Onlar doğru yolda olanlardır."

    Gültekin Onan

    "Sizden ücret istemeyenlere uyun, onlar hidayet bulmuş kimselerdir."

    Hasan Basri Çantay

    "Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o kimselere. Onlar hidayete ermiş (zatler) dir".

    İbni Kesir

    Sizden hiç bir ücret istemeyenlere uyun. Onlar, hidayete erdirilmişlerdir.

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tabi olun. Çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir.

    Süleyman Ateş

    "Sizden bir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar."

    Süleymaniye Vakfı

    Sizden bir karşılık istemeyen bu kişilere uyun! Bunlar doğru yoldalar!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizden ücret istemeyen bu kişilere uyun. Bunlar doğru yoldadırlar.

    Şaban Britch

    Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun. Onlar, hidayet üzeredirler.

    Şaban Piriş

    Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun. Onlar, doğru yoldadırlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Sizden herhangi bir ücret istemeyelere uyun. Onlardır doğruyu ve güzeli bulanlar."

  3. Yâsîn suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 22. ayet. وَمَا لِىَ لَآ أَعْبُدُ ٱلَّذِى فَطَرَنِى وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    Diyanet İşleri

    "Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca O'na döndürüleceksiniz."

    Mehmet Okuyan

    Ben ne diye beni yoktan yaratana ibadet etmeyecekmişim ki! (Oysa) hepiniz yalnızca O'na döndürüleceksiniz.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem ben, beni yaratana, dahası hepinizin huzuruna varacağı O Zata neden kullak etmeyecek mişim?

    Muhammed Esed

    "(Bana gelince,) neden beni yaratmış olan ve hepinizin dönüp varacağı Allah'a kulluk etmeyeyim?

    Ahmed Hulusi

    "Beni (böylece) fıtratlandırana nasıl kulluk etmem? O'na rücu ettirileceksiniz. "

    Ali Bulaç

    "Bana ne oluyor ki, beni yaratana kulluk etmeyecekmişim? Siz O'na döndürüleceksiniz."

    Ali Özek ve heyeti

    «Bana ne olmuş ki, beni yaratana ibadet etmeyecekmişim! Halbuki, hepiniz O'na döndürüleceksiniz.»

    Ali Rıza Safa

    "Beni yaratana neden hizmet etmeyeyim? Zaten O'na döndürüleceksiniz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Beni yokkenyaratana ne diye kulluk etmeyecek mişim ben? Sizler de O'na döndürüleceksiniz."

    Edip Yüksel

    "Beni yaratana ne diye hizmet etmeyeyim? Siz de O'na döneceksiniz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim? Siz de O'na döneceksiniz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem neden kulluk etmeyeyim ben o beni yaratana, hep de döndürülüp O'na götürüleceksiniz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem neyime kulluk etmiyeyim ben, o beni yaradana? Hep de döndürülüp ona götürüleceksiniz

    Erhan Aktaş

    "Ben, niçin benim fıtratımı dipnot 1 belirleyene kulluk etmeyeyim? Siz de O'na döndürüleceksiniz."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benliğimi, yaradılış özelliğimi, doğamı, kişiliğimi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ben, niçin benim fıtratımı dipnot 1 belirleyene kulluk etmeyeyim? Siz de O'na döndürüleceksiniz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benliğimi, yaradılış özelliğimi, doğamı, kişiliğimi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ben, niçin benim fıtratımı dipnot 1 belirleyene kulluk etmeyeyim? Siz de O'na döndürüleceksiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benliğimi, yaradılış özelliğimi, kişiliğimi.

    Gültekin Onan

    "Bana ne oluyor ki, beni yaratana (fetaraniy) kulluk etmeyecekmişim? Siz O'na döndürüleceksiniz."

    Hasan Basri Çantay

    "Ben, beni yaratana neden kulluk etmeyecekmişim? Siz (hepiniz) ancak Ona döndürü (lüb götürü) leceksiniz".

    İbni Kesir

    Ben, beni yaratmış olana neden kulluk etmeyeyim? Siz de O'na döndürüleceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ben, beni yaratana ne diye ibadet etmeyecekmişim? Üstelik siz yalnız ona döndürüleceksiniz.

    Süleyman Ateş

    "Ben niçin beni yaratana kulluk etmeyeyim? Siz de hep O'na döndürüleceksiniz."

    Süleymaniye Vakfı

    Beni yaratana niye kulluk etmeyeyim ki! Siz de onun huzuruna çıkarılacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ben, beni yaratana niye kulluk etmeyeyim ki! Zaten onun huzuruna çıkarılacaksınız.

    Şaban Britch

    Hem ben neden, beni yaratana ibadet etmeyeyim? Hâlbuki siz de O’na döndürüleceksiniz.

    Şaban Piriş

    Bana ne oluyor ki beni yaratana kulluk etmemeyim? Siz de O'na döndürüleceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Beni yaratana ne diye kulluk etmeyecek mişim ben? Ve sizler de O'na döndürüleceksiniz."

  4. Yâsîn suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 23. ayet. ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً إِن يُرِدْنِ ٱلرَّحْمَٰنُ بِضُرٍّ لَّا تُغْنِ عَنِّى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا يُنقِذُونِ

    Diyanet İşleri

    "O'nu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahman bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar."

    Mehmet Okuyan

    O'nun peşi sıra ilahlar edinir miyim hiç! Rahmân bana bir zarar vermek isterse, onların (ilahların) şefaati bana hiçbir yarar sağlayamaz ve beni kurtaramaz.

    Mustafa İslamoğlu

    Onu bırakıp da başka ilahlar edineyim, öyle mi? Eğer rahman bir zarar vermeyi dileyecek olsa (-ki dilemediği açık-), ne onlar bana zerre kadar şefaat edebilir, ne de beni kurtarabilirler.

    Muhammed Esed

    (Neden) O'ndan başka ilahlar edineyim? (O zaman) Rahman bana bir zarar vermek isterse ne onların şefaati zerre kadar fayda getirir, ne de (bizzat kendileri) beni koruyabilirler:

    Ahmed Hulusi

    "O'nun dununda tanrılar mı edineyim! Eğer Rahman bir zarar açığa çıkarmayı irade ederse, onların şefaati bana ne yarar sağlar ne de bir şeyden korur. . . "

    Ali Bulaç

    "Ben, O'ndan başka ilahlar edinir miyim ki, Rahman (olan Allah), bana bir zarar dileyecek olsa, ne onların şefaati bana bir şeyle yarar sağlar, ne de onlar beni kurtarabilirler."

    Ali Özek ve heyeti

    "O'ndan başkalarını hiç kendime ilâh edinir miyim? Rahman bana bir zarar vermek isterse, onların şefaatları bana hiç fayda sağlamaz ve beni de kurtaramazlar."

    Ali Rıza Safa

    "O'ndan başka bir de ayrıca tanrılar mı edineyim? Bağışlayan, bana bir yitim dilerse, onların ara buluculuğu bana yarar sağlamaz; beni kurtaramazlar!"

    Bayraktar Bayraklı

    "O'ndan başka tanrılar mı edineyim ben? Eğer Rahman bana bir zorluk dilerse, onların şefaati/yardımı benden hiçbir şeyi savamaz; beni kurtaramazlar."

    Edip Yüksel

    "O'nun dışında tanrılar mı edineyim? Eğer Rahman bana zarar vermek dilese, ne onların şefaati bana bir yarar sağlayabilir ne de beni kurtarabilirler."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'O'nun dışında tanrılar mı edineyim? Eğer Rahman bana zarar vermek dilese, ne onların şefaati bana bir yarar sağlayabilir ne de beni kurtarabilirler.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ben hiç O'ndan başka tanrılar mı edinirim? Eğer o Rahman, bana bir keder irade buyurursa, onların şefaati benden yana hiçbir şeye yaramaz ve beni kurtaramazlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hiç, ben ondan başka ma'budlar mı tutarım? Eğer o Rahman bana bir keder irade buyurursa onların şefaati benden yana hiç bir şeye yaramaz ve beni kurtaramazlar

    Erhan Aktaş

    "Ben, O'nun yanı sıra ilahlar edinir miyim? Eğer Rahman, bana bir zarar dilerse, onların şefaatinin dipnot 1 bana hiçbir yararı olmaz. Onlar beni kurtaramazlar."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yardımlarının.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ben, O'nun yanı sıra ilahlar edinir miyim? Eğer Rahman, bana bir zarar dilerse, onların şefaatinin dipnot 1 bana hiçbir yararı olmaz. Onlar beni kurtaramazlar."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yardımlarının.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ben, O'ndan başka ilahlar edinir miyim? Eğer Rahman, bana bir zarar dilerse, onların şefaatinin dipnot 1 bana hiçbir yararı olmaz. Onlar beni kurtaramazlar."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yardımlarının.

    Gültekin Onan

    "Ben, O'ndan başka tanrılar edinir miyim ki, Rahman bana bir zarar dileyecek olsa, ne onların şefaati bana bir şeyle yarar sağlar, ne de onlar beni kurtarabilirler."

    Hasan Basri Çantay

    "Ben Ondan başka Tanrılar edinir miyim? Eğer O çok esirgeyici (Allah) bana bir zarar (yapmak) dilerse onların (iddia etdiğiniz) şefaati bana hiçbir şeyle faide vermez. Onlar beni asla kurtaramazlar".

    İbni Kesir

    Ben, O'ndan başka tanrılar mı edinirim? Eğer Rahman bana bir zarar vermek isterse; onların şefaatı bana hiç bir fayda sağlamaz ve beni kurtarmaz da.

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “O’nu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahman; bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar.”

    Süleyman Ateş

    "O'ndan başka tanrılar edinir miyim hiç? Eğer O çok esirgeyen, bana bir zarar vermek dilese, onların şefa'ati bana hiçbir yarar sağlamaz ve onlar beni kurtaramazlar."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'tan önce başka ilahlara tutunur muyum ben? Rahman dipnot 1 bana bir zarar vermek istese onların şefaati işe yaramaz. Onlar beni kurtaramazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyiliği sonsuz olan Allah.

    Şaban Britch

    O’ndan başkasını ilahlar edinir miyim? Rahman bana bir zarar istese, onların şefaati bana hiç bir yarar sağlamaz ve beni kurtaramazlar.

    Şaban Piriş

    O'ndan başkasını ilahlar edinir miyim? Rahman bana bir zarar istese, onların şefaati bana hiçbir yarar sağlamaz ve beni kurtaramazlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "O'ndan başka tanrılar mı edineyim ben? Eğer Rahman bana bir zorluk/zarar dilerse onların şefaati benden hiçbir şeyi savamaz; beni kurtaramazlar."

  5. Yâsîn suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 24. ayet. إِنِّىٓ إِذًا لَّفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    Diyanet İşleri

    "O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum."

    Mehmet Okuyan

    (Başka ilahlar edinirsem) işte o zaman apaçık bir sapkınlıkta olurum.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet o zaman ben, apaçık bir sapıklığa düşmüş olurum.

    Muhammed Esed

    işte o zaman ben apaçık bir sapıklığa düşmüş olurum!"

    Ahmed Hulusi

    "O takdirde muhakkak ki ben apaçık bir dalalet içinde olurum!"

    Ali Bulaç

    "O durumda ise, gerçekten ben apaçık bir sapıklık içinde olmuş olurum."

    Ali Özek ve heyeti

    «İşte o zaman ben apaçık bir sapıklığın içine gömülmüş olurum.»

    Ali Rıza Safa

    "O zaman, kesinlikle, apaçık bir sapkınlığın içinde olurum!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Bu durumda ben elbette ki açık bir sapıklığın içine düşerim."

    Edip Yüksel

    "O zaman tümüyle sapıtmış olurum."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'O zaman tümüyle sapıtmış olurum.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz ben, o takdirde açık bir sapıklık içindeyimdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhesiz ben o vakıt açık bir dalal içindeyim

    Erhan Aktaş

    "Öyle olsaydı dipnot 1 ben, kesinlikle apaçık bir sapkınlık içinde olurdum."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eğer başka ilahlar edinseydim.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Öyle olsaydı dipnot 1 ben, kesinlikle apaçık bir sapkınlık içinde olurdum."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eğer başka ilahlar edinseydim.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Öyle olsaydı dipnot 1 ben, kesinlikle apaçık bir sapkınlık içinde olurdum."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eğer başka ilahlar edinseydim.

    Gültekin Onan

    "O durumda ise, gerçekten ben apaçık bir sapıklık içinde olurum."

    Hasan Basri Çantay

    "Şübhesiz ben o takdirde mutlak apaçık bir sapıklık içindeyim (demek) dir".

    İbni Kesir

    O takdirde ben de gerçekten apaçık bir sapıklık içerisinde olurum.

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu takdirde ben muhakkak apaçık bir sapıklık içinde olurum.

    Süleyman Ateş

    "O takdirde ben, apaçık bir sapıklık içinde olurum."

    Süleymaniye Vakfı

    Öyle yaparsam kesinlikle açık bir sapkınlık içinde olurum.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öyle yapsam, açık bir sapıklık içinde olurum.

    Şaban Britch

    Üstelik ben o zaman apaçık sapıklıkta olurum.

    Şaban Piriş

    Üstelik ben o zaman apaçık sapıklıkta olurum.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Bu durumda ben elbette ki açık bir sapıklığın içine düşerim."

  6. Yâsîn suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 25. ayet. إِنِّىٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمْ فَٱسْمَعُونِ

    Diyanet İşleri

    "Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!"

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki ben Rabbinize güvendim; siz de beni dinleyin (ve O'na güvenin)!"

    Mustafa İslamoğlu

    İşte artık ben sizin de Rabbiniz olana iman etmiş bulunuyorum: artık beni dinleyin!"

    Muhammed Esed

    "(Ey kavmim,) ben sizin Rabbinize iman ediyorum, öyleyse bana kulak verin!"

    Ahmed Hulusi

    "Gerçekten ben sizde de açığa çıkan Rabbe iman ettim; beni dinleyin!"

    Ali Bulaç

    "Şüphesiz ben, sizin Rabbinize iman ettim; işte beni işitin."

    Ali Özek ve heyeti

    «Şüphesiz ben, Rabbinize inandım, beni dinleyin.»

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, ben, Efendinize inandım; artık beni duyun!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ben sizin Rabbinize iman ettim, artık beni dinleyiniz!"

    Edip Yüksel

    "Ben sizin Efendinizi onayladım; lütfen beni dinleyin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ben sizin Rabbinize inandım; lütfen beni dinleyin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haberiniz olsun ki, ben Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haberiniz olsun ki ben rabbınıza iyman getirdim, gelin dinleyin beni

    Erhan Aktaş

    "Ben, sizin de Rabb'iniz olana inandım. Beni dinleyin!"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ben, sizin de Rabb'iniz olana inandım. Beni dinleyin!"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ben, sizin de Rabb'iniz olana inandım. Beni dinleyin!"

    Gültekin Onan

    "Şüphesiz ben, sizin rabbinize inandım; işte beni işitin."

    Hasan Basri Çantay

    "Gerçek, ben Rabbinize iman etdim. İşte bunu benden duyun".

    İbni Kesir

    Şüphesiz ki ben, Rabbınıza inandım. Artık beni dinleyin.

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Şüphesiz ben; Rabbinize iman ettim. Beni dinleyin!"

    Süleyman Ateş

    "Ben sizin Rabbinize inandım, (gelin) beni dinleyin."

    Süleymaniye Vakfı

    Ben sizin Rabbinize /Sahibinize inandım, beni dinleyin!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte ben Rabbinize inandım; beni dinleyin."

    Şaban Britch

    Şüphesiz ben, Rabbinize iman ettim, beni dinleyin!

    Şaban Piriş

    Şüphesiz ben, Rabbi'nize iman ettim, beni dinleyin!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ben, sizin Rabbinize iman ettim, artık dinleyin beni!"

  7. Yâsîn suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 26. ayet. قِيلَ ٱدْخُلِ ٱلْجَنَّةَ قَالَ يَٰلَيْتَ قَوْمِى يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    (26-27) (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): "Cennete gir!" denildi. O da, "Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (26, 27) Ona "Cennete gir!" denince, o da "Ah! Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    (En sonunda) ona "Sen cennetliksin!" denildi. Dedi ki: "Ah, keşke kavmim bir bilseydi.

    Muhammed Esed

    (Ve) ona: "Cennete gir(eceksin)!" denildiğinde "Keşke" dedi, "kavmim bilseydi,

    Ahmed Hulusi

    (Ona): "Cennete dahil ol!" denildi. . . Dedi ki: "Halkım halimi bileydi!"

    Ali Bulaç

    Ona: "Cennete gir" denildi. O da: "Keşke benim kavmim de bir bilseydi" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Gir cennete! «Keşke, dedi, kavmim bilseydi!» denildi.

    Ali Rıza Safa

    "Cennete gir!" denildiğinde, şöyle dedi: "Keşke toplumum bilseydi!"

    Bayraktar Bayraklı

    - "Gir cennete!" denilecek. Bu adam dedi ki: "Ah, keşke kavmim, Rabbim'in beni affedip ikram edilenlerden kıldığını bir bilebilseydi!"

    Edip Yüksel

    (Ölüm anında) Kendisine, "Bahçeye gir" denir. "Keşke benim halkım bir bilseydi..."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Ölüm anında) Kendisine, 'Cennete gir,' denir. 'Keşke benim halkım bir bilseydi...'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Denildi ki: "Haydi. gir cennete!" O: "Ah ne olurdu, kavmim bilseydi

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Denildi ki: haydi gir Cennete! Ay! dedi, nolurdu kavmın bilselerdi?

    Erhan Aktaş

    Ona, "Cennete gir!" denildi. "Keşke halkım bilseydi;"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ona, "Cennete gir!" denildi. "Keşke halkım bilseydi;"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona, "Cennete gir!" denildi. "Keşke halkım bilseydi."

    Gültekin Onan

    Ona: "Cennete gir" denildi. O da: "Keşke benim kavmim de bir bilseydi" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    (Ona): "gir cennete denildi. (O da) "Nolurdu, dedi, kavmim bilselerdi",

    İbni Kesir

    Cennete gir, denilince, dedi ki: Keşki kavmim bilir olsaydı;

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ona: "Cennet'e gir!" denildi. O da: "Keşke kavmim bilseydi." dedi.

    Süleyman Ateş

    Ona: "Cennete gir" denilince: "Keşke, dedi, kavmim bilseydi.

    Süleymaniye Vakfı

    (Adamı öldürdüler) Ona: "Şu bahçeye gir!" denildi. (Orayı görünce) şöyle dedi: "Ah, keşke halkım bilseydi dipnot 1 !.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu şahıs, insanları Allah'ın yoluna davet ederken öldürüldüğü için şehit olmuştur; Allah katında bir bahçede rızıklandırılmaktadır (Al-i İmran 3/157, 169-171). Allah yolunda öldürülenler ölü değil, diridirler ama biz onların durumunu kavrayamayız (Bakara 2/154).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Onu öldürdüler) "Cennet'e gir dipnot 1 " dendi. "Ah, keşke kavmim bilseydi" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet kabrin, bazı kimseler için cennet bahçesi olacağını gösterir. Çünkü Ahiretteki cennete mahşer gününden sonra girilecek ve bu şahsın oraya girdiğini, onu öldürenler de göreceklerdir.

    Şaban Britch

    Ona: Cennet'e gir, denildi. O da: Keşke kavmim bilseydi.

    Şaban Piriş

    -Cennete gir, denildi. O da: -Keşke kavmim bilseydi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Gir cennete!" denildi. Dedi: "Kavmim bir bilebilseydi?

  8. Yâsîn suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 27. ayet. بِمَا غَفَرَ لِى رَبِّى وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُكْرَمِينَ

    Diyanet İşleri

    (26-27) (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): "Cennete gir!" denildi. O da, "Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (26, 27) Ona "Cennete gir!" denince, o da "Ah! Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Rabbimin beni bağışladığını ve beni ilahi ikrama mazhar olan kimseler arasına kattığını!.."

    Muhammed Esed

    Rabbimin beni(m geçmişteki günahlarımı) bağışladığını ve beni saygın kişiler arasına dahil ettiğini!"

    Ahmed Hulusi

    "Rabbimin beni mağfiret ettiğini ve benim ikramlara nail olanlardan olduğumu. . . "

    Ali Bulaç

    "Rabbimin beni bağışladığını ve ağırlananlardan kıldığını."

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını.

    Ali Rıza Safa

    "Efendimin beni bağışladığını ve bana sunularda bulunduğunu!" dipnot 371

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 371
      Kentin en uzaktaki yerinden koşarak gelen adamın cennete girmiş olması, gönderilenlere inanması nedeniyle, toplumu tarafından öldürülmüş olduğu izlenimi vermektedir. İki ayette anlatılan durum, zaman olgusunun Kur'an ayetlerinde değişik çekimlerle kullanılmasının bir örneğidir. Çünkü 36:32 ayetindeki "Herkes toplandığı zaman Bizim karşımıza getirilecekler!" bildirimi, sonsuz yaşamın Yeniden Yaratılış Günü'nden sonra başlayacağını göstermektedir.

    Bayraktar Bayraklı

    - "Gir cennete!" denilecek. Bu adam dedi ki: "Ah, keşke kavmim, Rabbim'in beni affedip ikram edilenlerden kıldığını bir bilebilseydi!"

    Edip Yüksel

    "Efendimin beni bağışladığını ve beni ağırladığını..."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbimin beni bağışladığını ve beni ağırladığını...'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbimin beni bağışlamasını ve beni ikram olunan kullarından kıldığını."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbım bana ne mağrifet buyurdu. Beni ikram olunan kullarından kıldı.

    Erhan Aktaş

    "Rabb'imin beni bağışladığını ve ikram edilenlerden yaptığını."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Rabb'imin beni bağışladığını ve ikram edilenlerden yaptığını."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'imin beni bağışladığını ve ikram edilenlerden yaptığını."

    Gültekin Onan

    "Rabbimin beni bağışladığını ve ağırlananlardan kıldığını."

    Hasan Basri Çantay

    "Rabbimin beni yarlığadığını, beni (cennetle) ikram edilenlerden kıldığını".

    İbni Kesir

    Rabbımın beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını.

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama layık kimselerden kıldığını."

    Süleyman Ateş

    Rabbimin beni bağışladığını ve beni ağırlananlardan kıldığını!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbimin beni, ne sebeple affettiğini ve ikram görenlere kattığını bir bilselerdi!"

    Şaban Britch

    Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama layık kimselerden kıldığını…

    Şaban Piriş

    Rabb'imin beni bağışladığını ve beni ikrama layık kimselerden kıldığını ..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki Rabbim beni affetti; beni, ikram edilenlerden kıldı."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.