Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Birbirlerine neyi sorup duruyorlar;
78. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Nebe suresi, 1. ayet. عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ
`amme yetesâelûn.
Birbirlerine neyi sorup duruyorlar;
Nebe suresi, 2. ayet. عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ
`ani-nnebei-l`ażîm.
O büyük haberi dipnot 1 ?
Nebe suresi, 3. ayet. ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ
elleẕî hüm fîhi muḫtelifûn.
Üzerinde anlaşamadıkları şeyi mi?
Nebe suresi, 4. ayet. كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
kellâ seya`lemûn.
Yok; yakında öğreneceklerdir.
Nebe suresi, 5. ayet. ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
ŝümme kellâ seya`lemûn.
Yok yok… Yakında bir kez daha dipnot 1 öğreneceklerdir.
Nebe suresi, 6. ayet. أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَٰدًا
elem nec`ali-l'arḍa mihâdâ.
Biz, yeryüzünü bir sergi,
Nebe suresi, 7. ayet. وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًا
velcibâle evtâdâ.
Dağları birer kazık yaptık değil mi?
Nebe suresi, 8. ayet. وَخَلَقْنَٰكُمْ أَزْوَٰجًا
veḫalaḳnâküm ezvâcâ.
Sizleri de eşleşmiş dipnot 1 olarak yarattık.
Nebe suresi, 9. ayet. وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا
vece`alnâ nevmeküm sübâtâ.
Uykunuzu, dinlendirici yaptık.
Nebe suresi, 10. ayet. وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًا
vece`alne-lleyle libâsâ.
Geceyi de örtü yaptık.
Nebe suresi, 11. ayet. وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًا
vece`alne-nnehâra me`âşâ.
Gündüzü çalışıp kazanma vakti kıldık.
Nebe suresi, 12. ayet. وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا
vebeneynâ fevḳaküm seb`an şidâdâ.
Üstünüzde yedi güçlü gök bina ettik dipnot 1 .
Nebe suresi, 13. ayet. وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا
vece`alnâ sirâcev vehhâcâ.
Bir de ısı ve ışık yayan bir kandil dipnot 1 oluşturduk.
Nebe suresi, 14. ayet. وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءً ثَجَّاجًا
veenzelnâ mine-lmü`ṣirâti mâen ŝeccâcâ.
Birbirini sıkıştıran bulutlardan boşalan yağmur suları indirdik,
Nebe suresi, 15. ayet. لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّا وَنَبَاتًا
linuḫrice bihî ḥabbev venebâtâ.
daneyi ve bitkiyi onunla çıkaralım,
Nebe suresi, 16. ayet. وَجَنَّٰتٍ أَلْفَافًا
vecennâtin elfâfâ.
sarmaş dolaş olmuş bahçeleri onunla oluşturalım diye.
Nebe suresi, 17. ayet. إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًا
inne yevme-lfaṣli kâne mîḳâtâ.
İyiyi kötüden ayırma gününün vakti bellidir.
Nebe suresi, 18. ayet. يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا
yevme yünfeḫu fi-ṣṣûri fete'tûne efvâcâ.
O, sura üflendiği gündür. Sonra bölük bölük gelirsiniz.
Nebe suresi, 19. ayet. وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًا
vefütiḥati-ssemâü fekânet ebvâbâ.
Gök açılmış, orada kapılar oluşmuş olur dipnot 1 .
Nebe suresi, 20. ayet. وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا
vesüyyirati-lcibâlü fekânet serâbâ.
Dağlar yürütülmüş, sadece hayalleri kalmış olur.
Nebe suresi, 21. ayet. إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا
inne cehenneme kânet mirṣâdâ.
Cehennem, gözetleme durumuna geçer;
Nebe suresi, 22. ayet. لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًا
liṭṭâgîne meâbâ.
azgınları gözetler. Orası, onların varacağı yerdir.
Nebe suresi, 23. ayet. لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًا
lâbiŝîne fîhâ aḥḳâbâ.
Orada çağlar boyu kalacaklar,
Nebe suresi, 24. ayet. لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا
lâ yeẕûḳûne fîhâ berdev velâ şerâbâ.
Ne serinlik, ne bir içecek tadacaklardır.
Nebe suresi, 25. ayet. إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا
illâ ḥamîmev vegassâḳâ.
Tadacakları sadece kaynar su ile irin olacaktır.
Nebe suresi, 26. ayet. جَزَآءً وِفَاقًا
cezâev vifâḳâ.
Tam suça göre ceza!
Nebe suresi, 27. ayet. إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا
innehüm kânû lâ yercûne ḥisâbâ.
Çünkü hesaba çekileceklerini beklemiyorlardı;
Nebe suresi, 28. ayet. وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًا
vekeẕẕebû biâyâtinâ kiẕẕâbâ.
ayetlerimiz karşısında hep yalan söylüyorlardı.
Nebe suresi, 29. ayet. وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًا
vekülle şey'in aḥṣaynâhü kitâbâ.
Oysa biz, her şeyi tek tek yazıyorduk.
Nebe suresi, 30. ayet. فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا
feẕûḳû felen nezîdeküm illâ `aẕâbâ.
Tadın bakalım; size daha ne azaplar tattıracağız!
Nebe suresi, 31. ayet. إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا
inne lilmütteḳîne mefâzâ.
Allah'tan çekinenler ise zafer elde etmiş olurlar.
Nebe suresi, 32. ayet. حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًا
ḥadâiḳa vea`nâbâ.
Bahçeler, bağlar,
Nebe suresi, 33. ayet. وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا
vekevâ`ibe etrâbâ.
dolgun ve aynı zamanda hasat edilmiş meyveler
Nebe suresi, 34. ayet. وَكَأْسًا دِهَاقًا
veke'sen dihâḳâ.
dolu dolu kadehler onlarındır.
Nebe suresi, 35. ayet. لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّٰبًا
lâ yesme`ûne fîhâ lagvev velâ kiẕẕâbâ.
Orada ne bir boş söz, ne yalan işitirler.
Nebe suresi, 36. ayet. جَزَآءً مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًا
cezâem mir rabbike `aṭâen ḥisâbâ.
Bu, Rabbinin verdiği karşılıktır. Tam işe göre mükafat!
Nebe suresi, 37. ayet. رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا
rabbi-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehüme-rraḥmâni lâ yemlikûne minhü ḫiṭâbâ.
Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Sahibinin… Huzurunda kimsenin ağzını açamayacağı dipnot 1 Rahman'ın mükafatı…
Nebe suresi, 38. ayet. يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّا لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًا
yevme yeḳûmü-rrûḥu velmelâiketü ṣaffâ. lâ yetekellemûne illâ men eẕine lehü-rraḥmânü veḳâle ṣavâbâ.
Ruhların dipnot 1 ve meleklerin saflar halinde ayağa kalkacağı gün, Rahman'ın izin verdikleri dışında kimse konuşamaz; konuşan da doğruyu söyler.
Nebe suresi, 39. ayet. ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا
ẕâlike-lyevmü-lḥaḳḳ. femen şâe-tteḫaẕe ilâ rabbihî meâbâ.
O gün bunlar bir bir olacaktır. Kim o yolu tercih ederse Rabbine giden bir yola girer.
Nebe suresi, 40. ayet. إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا
innâ enẕernâküm `aẕâben ḳarîbâ. yevme yenżuru-lmerü mâ ḳaddemet yedâhü veyeḳûlü-lkâfiru yâ leytenî küntü türâbâ.
Biz sizi böylece yakın bir azapla uyarmış olduk. O gün kişi, yaptığı her şeye bakar. Kafir olan, "Ah, keşke toprak olsaydım !" der.